<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Raşit Tunca Board - Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar]]></title>
		<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/</link>
		<description><![CDATA[Raşit Tunca Board - https://xn--rait-65a.tunca.at]]></description>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 06:20:39 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42316</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 15:02:40 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42316</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele nedir? Eûzü besmele getirmenin faydası ve fazileti nedir? İstiaze ve beslemeyi niçin getiriyoruz? Eûzü besmelenin anlamı, yazılışı, okunuşu ve Arapçası...<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. “İstiâze”, Kur’an okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira âyetteki “Kur’an okuduğun zaman” sözü, “Kur’an okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır.Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE</span></span><br />
<br />
Eûzü Besmele Arapçası:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİÂZE NEDİR?</span></span><br />
<br />
İstiaze (Eûzü Arapçası):<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ<br />
<br />
İstiaze (Eûzü Okunuşu):: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”<br />
İstiaze (Eûzü Anlamı):: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiaze Neden Okunur?</span></span><br />
<br />
Nahl sûresindeki:<br />
<br />
فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!” (Nahl 16/98) emri gereğince Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken:<br />
<br />
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir.<br />
Cebrâil (a.s.)’in Peygamber Efendimiz’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Yaratan Rabbının adıyla oku!” (Alak 96/1) meâlindeki  âyetidir.<br />
“İstiâze”, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira ayetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
“İstiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Kur’ân okumak isteyen kimse, Allah Teâlâ ile konuşmaya başlayacağından, kendini ilgilendirmeyen konulardan uzak kalmalı, dedikodu, çekiştirme ve iftira gibi günah kirlerinden dilini temizlemelidir. Dilin, bu tür kirlerden temizlenmesi ise ancak “eûzü” çekmekle yani bunların tümünden Allah’a sığınmakla mümkün olabilir.<br />
“İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için mühim bir vesîle, O’ndan hakkıyla korkanlar için bulunmaz bir sığınak, günahkârlara tutamak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır.<br />
İstiâze, Rabb ile kul arasında bir sözleşmedir. Allah Teâlâ: “Siz bana olan sözünüzü tutun ki, ben de size olan sözümü tutayım” (Bakara 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken, “Allahım, ben bir insan olarak noksanlarımla birlikte kulluk sözümü yerine getirdim; sana sığındım ve senden bağışlanma diliyorum. Sen ise iyilik ve ikramda kemâl sahibisin. Şanına yakışan, rabbim olarak bana verdiğin sözü yerine getirerek beni koruman ve himâyene almandır” demektedir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 85-86)<br />
Allah’a sığınmak, yaratılandan Yaratan’a, halktan Hakk’a dönmektir. Her türlü iyiliği elde eedip her türlü kötülükten uzaklaşma kastıyla hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’a yöneliştir. Böyle bir şuurla yapılan istiâzede “Allah’a koşun!” (Zâriyât 51/50) âyetinin sırrı tecellî eder. Ayrıca istiâze, kulun Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilmek için acizliğini anlamaktan başka yol olmadığını bilmesidir. Acziyeti hissetmek ise mânevî makamların sonuncusudur.<br />
“Allah” lâfz-ı celâli kelime yapısı itibariyle türemiş değildir. Çünkü bu kelimenin aslına vakıf olmak ve ne mânaya geldiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Teftâzânî bu hususa işaret ederek “Akıl, Allah’ın zât ve sıfatını bilmede nasıl şaşkınlığa düşmüşse, O’na isim olan kelime hakkında da aynı şaşkınlığa düşmüştür. Allah kelimesi «İsim mi, sıfat mı? Türemiş mi, değil mi? Alem yâni özel isim mi, değil mi?» soruları kolayca cevap verilecek cinsten değildir” demektedir.<br />
“Şeytan”, Allah’ın rahmetinden kovulup lânete uğradıktan sonra bu ismi almıştır. Şeytan lâfzından açıkça anlaşılan İblîs ve yardımcılarıdır. Ancak bunun insan ve cinlerden doğru yolu bırakıp sapıklığa düşenler hakkında kullanılan genel bir isim olduğu da bir gerçektir. Nitekim Allah Teâlâ: “İnsan ve cin şeytanları” (En‘âm 6/112) ifadesiyle buna işaret buyurmaktadır.<br />
“Racîm”, lânete uğraması sırasında, melekler tarafından göğün katlarından atılarak kovulan şeytan demektir. Yahut göğe yükselmek isteyen şeytanın yıldız kayması şeklinde taşlanarak kovulmasıdır. Göğün katlarına yükselip Levh-ı Mahfûz’dan bilgi çalmaya yeltenmesi, şeytanın kötü sıfatlarından biridir. Kur’ân’da şeytanla ilgili daha bir çok kötü isim ve sıfat vardır. Bunlar içinde onun tüm kötülüklerini ifade eden kelime “racîm”dir. Çünkü “racîm” şeytanla ilgili tüm cezaları kapsar. Bu yüzden Kur’ân okumaya başlarken şeytanın isim ve özellikleri arasından bu vasfı hususi olarak seçilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÜÇ ÇEŞİT İSTİAZE VE İSTİAZENİN BEŞ FAYDASI</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına, fiillerine ve zâtına yapılabilecek istiâze olmak üzere üç çeşit istiâzeden söz etmek mümkündür. Bunlara işaret etmek üzere Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Allahım, senin öfkenden hoşnutluğuna, ceza vermenden affına, senden yine sana sığınırım.” (Müslim, Salât 222; Ebû Dâvûd, Vitr 5; Tirmizî, Da‘avat  112)<br />
İstiâze yapan mü’min;<br />
    İnanç, amel ve bedenle ilgili bütün kötülüklerden,<br />
    Bütün haramlardan,<br />
    Hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerden,<br />
    İnsan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerlerden,<br />
    Korkulacak her türlü âfet, belâ ve musibetlerden her şeye gücü yeten Allah’a sığınmış olur.<br />
Gerçek istiâze, sadece sözle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalb, dil ve fiil uygunluğu gereklidir. Diliyle “Allah’a sığınıyorum” dediği halde hâli ve fiili ile şeytana sığınanın istiâzesi makbûl bir istiâze sayılmaz. Belki bu, nefs ile şeytanın günah ve azgınlıkta birbirleriyle işbirliği yapması olarak telakki edilebilir.<br />
Bu bakımdan insanlar, ancak mânevî durumlarına göre istiâze yaparlar. Sıradan insanlar, mânasını anlamadan sadece sığınma cümlelerini tekrar eder dururlar. Âriflerin istiâzesi ise, Allah’tan başkasını görmemek, böylece birliğe erip çokluktan uzak durmaktır. Zaten şeytan, ârifin nûruna yaklaşamaz, hatta ondan kaçar. Ebû Said Harrâz (k.s.)’ın şu hali bunun en güzel bir misalidir: Hazret, rüyâsında İblîs’i görür ve ona elindeki asâyla vurmak ister. İblîs ise ona: “Yâ Ebâ Said, ben asâdan değil, ârifin kalb semâsında doğan mârifet güneşinin ışığından korkarım” der.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KALP HUZURUYLA İSTİÂZEDE BULUNAN KİMSE İLE ŞEYTAN ARASINA ÜÇYÜZ PERDE KOYAR</span></span><br />
<br />
Hasan Basrî (k.s.): “Allah Teâlâ, kalp huzuruyla istiâzede bulunan kimse ile şeytan arasına üçyüz perde koyar. Her perdenin kalınlığı, yer ile gök arası kadardır” buyurur.<br />
İstiâze yaparken göz önünde bulundurulması gereken bir kısım edep kaideleri vardır. Bunlara dikkat edilince elbetteki sığınma duygusunun insan üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır:<br />
    Allah’a sığınmada, yaratılmışlardan yaratana, mümkün varlıklardan varlığı kendinden olan Zât’a yükselme vardır. Kul muhtaç, Allah ise ganî ve müstağnîdir. Sığınan kul, Allah’ın bütün iyilikleri yaratmaya ve kötülükleri savmaya gücünün yeteceğine inanır ve bütün kalbiyle O’na yönelir.<br />
    Sığınan kul, nefsinin acizliğini, Rabbin kudretini itiraf etmiş olur. Zira Allah’a yaklaşmanın en kestirme yolu acziyet ve gönül kırıklığıdır.<br />
    Hayırlı ve sâlih ameller işlemek ancak şeytandan kaçmakla kolaylaşır. Bu kaçış da ancak Allah’a sığınmakla olur.<br />
    Şeytan insanın apaçık düşmanı (Fatır 35/6), Rahman olan Allah ise insanın yaratıcısı, efendisi ve bütün işlerini düzenleyenidir. İnsanın düşmanından dostuna sığınması ne güzel bir davranıştır.<br />
    Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başında Kur’an okumak gelir. Zira Kur’an okuyan Allah’ın emirlerini hatırlar ve tutar, yasaklarından da kaçar. Bu hikmete dayalı olarak özellikle bilhassa Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken istiâze çekilmesi istenmiştir.<br />
    Mü’minin biri açık diğeri gizli iki düşmanı vardır. Açık düşmanı kâfirler, gizli düşmanı ise şeytandır. Kâfirlerle mücadelede savaş emri varken, şeytanla mücadelede ise istiâze emri vardır. Her iki cihadda da Allah mü’minin yardımcısıdır. Açık düşmanı tarafından öldürüldüğünde mü’min şehîd olur, gizli düşmanı tarafından öldürüldüğünde ise kişi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılır. Bu sebeple gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha önceliklidir.<br />
    Mü’minin kalbi en şerefli ve en temiz yeridir. Mü’min kalbini şeytanın her türlü vesvesesinden temiz tutmalı ve oraya Allah’ın mârifetini yerleştirmeli ki, Allah da âhirette en temiz ve en güzel yer olan cenneti ona nasip kılsın. Yani kul kalbini bütünüyle Allah’a adamalı ki, Allah da ona âhirette cenneti nasip kılsın. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 81-83)<br />
Unutmamak gerekir ki şeytan, insan tabiatına daha çok oburca yemek içmek yoluyla musallat olur. İnsan, yiyip içmeyi azaltıp oburluğu bıraktığı takdirde, midesinin ve nefsinin arzusunu önlemiş olur. O zaman şeytan ona nüfûz imkânı bulamaz. Onu etkileyemez.<br />
Rivayete göre Nûh (a.s.) gemiden çıkınca İblîs’e sordu: “Ey Allah’ın düşmanı, kendilerini saptırıp helâke düşürmede sana ve askerlerine en çok yardımcı olan, insanların hangi huylarıdır?” İblîs şu karşılığı verdi: “Eğer bir insanda pintilik, hırs, hased, kibir ve acelecilik gibi huylardan biri varsa, biz onu helâk çukuruna yuvarlarız. Eğer bir kimsede sayılan bu kötü sıfatların hepsi toplanacak olursa böyle birine de: «Azgın şeytan» deriz. Çünkü bunlar, şeytanların liderlerinin özellikleridir.” (Bursevî, I, 6)<br />
İşte biz, istiâze bereketiyle şeytanın bütün vesvese, tahrik ve kötülüklerinden Yüce Rabbimize sığınma fırsatı buluyor, peşinden okuyacağımız besmeleyle de yeryüzünde Allah’ın ismiyle ve Allah adına yapacağımız gerçek bir kullukla sorumluluğumuzu beyân ediyoruz:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELE NEDİR?</span></span><br />
<br />
Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Besmele Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
Besmele Neden Okunur?<br />
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:<br />
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.”  (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)<br />
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:<br />
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)<br />
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.<br />
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:<br />
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)<br />
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)<br />
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.<br />
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:<br />
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinmek bilmeyen bir ağrı var. Eğer bildiğiniz bir ilacı varsa lütfen bana gönderin. Çünkü gittiğim hiçbir doktor, derdime bir çare bulamadı.” Mektubu alan Ömer (r.a.) Kayser’e bir başlık gönderdi. Kayser bunu giyince ağrısı kesiliyor, çıkardığında yeniden başlıyordu. Merak etti: “Acaba bu başlıkta ne vardı ki ağrısını dindiriyordu.” Başlığı çıkarıp iyice kontrol edince üzerinde besmele yazılı bir kâğıt buldu.<br />
Nakledildiğine göre sâlih zâtlardan biri, bir kağıda “Bismillahirrahmanirrahîm”  diye yazmış, öldüğünde bu kağıdı kefeninin içine koymalarını yakınlarına vasiyet etmişti. “Bunun sana ne faydası olacak” diye sorduklarında ise şu cevabı vermişti:<br />
“Kıyamet günü Rabbimin huzuruna varınca, «İlâhî! Sen bize bir kitap gönderdin, bu kitabın açılış sözünü ve başlığını da “Bismillahirrahmanirrahîm” yaptın. Şimdi senden bana o yüce kitabının başlığına ve orada zikrettiğin Rahmân ve Rahîm gibi sonsuz rahmet sıfatlarının gereğine göre davranmanı istiyorum» diyeceğim.” (Ayıntâbî, I, 13-14)<br />
Besmeleyi bu iman ve anlayış içinde okuyan her müslüman, Allah’ın sınırsız merhametinden faydalanmak için O’nun kâinata serdiği sayısız nimetlere bakarak bütün bunların kendi istifadesine hizmet etmesi için insanın bilgiyle donanmış, tecrübelerle zırhlanmış olması gerektiğini anlar. Bütün insan bilgisinin Allah’ın rahmanlığından bir zerre olduğunu ve kendisinin bu zerredeki sayısız feyiz ve bereketlerden faydalanmaktan başka bir şey yapamayacağını farkeder. Allah’ın rahmanlığına sığınarak bu sayısız feyiz ve bereketlerden nasip almayı diler. Sonra kendisinin bütün çalışma ve gayretlerinin de ancak Allah’ın rahimliği sayesinde yeni ufuklar açmaya yardım ettiğini kavrayarak, bu ikramların yegane kaynağı olan Allah’ı zikretmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE DUASI NEDİR?</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele şeytanın vesvese ve şerrinden Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmak için okunur.<br />
<br />
Eûzü Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BİR İSTİÂZE DUÂSI</span></span><br />
<br />
Hadis-i Şerif Metni<br />
<br />
Arapçası:<br />
<br />
 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا<br />
<br />
Okunuşu: <br />
<br />
Allahumme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘, ve min kalbin lâ yahşa‘, ve min nefsin lâ teşbe‘, ve min da‘vetin lâ yustecâbu lehâ.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin (s.a.v) okuduğu bir istiaze duâsı...<br />
<br />
Mânası:<br />
<br />
 “Allâh’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, icâbet edilmeyen duâdan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73)<br />
Okunuşu:<br />
<br />
 “Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min davetin lâ yüstecâbu lehâ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİAZE VE BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöyle dua ettiğini söylemektedir:<br />
“Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32; Nesâî, İstiâze, 21)<br />
***<br />
Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor:<br />
“Bir gece Allah Resûlü’nü yatakta bulamadım, onu el yordamıyla aramaya başladım. O sırada elim ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde hâlindeydi ve ‘Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.’ diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dua ediyordu:<br />
“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32)<br />
***<br />
İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin için dua ederek şu sözlerle (onların başına gelebilecek kötülüklerden) Allah’a sığınırdı:<br />
“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Sonra da “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı.” derdi. (Buhârî, Enbiyâ, 10)<br />
***<br />
Şüteyr b. Şekel’in (r.a.) naklettiğine göre, babası Şekel b. Humeyd (r.a.) şunları anlatmıştı:<br />
“Resûlullah’a giderek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret.’ dedim. Resûlullah omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: ‘De ki Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.’” (Tirmizî, Deavât, 74)<br />
***<br />
Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:<br />
Ben size sadece Resûlullah’ın bize öğrettiğini öğretiyorum. O şöyle derdi: “Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını (sorumluluk bilincini) nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13; Müslim, Zikir, 73)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’nin (r.a.) naklettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (İbn Hanbel, II, 360)<br />
***<br />
Hz. Âişe’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla) desin.” (Tirmizî, Et’ıme, 47)<br />
***<br />
Câbir b. Abdullah’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür. Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört. Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 22)<br />
***<br />
Berâ’dan (r.a.) naklediyor:<br />
Resûlullah yatağına yattığında, “Allâhümme bismike ahyâ ve bismike emût” (Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.) buyurur; uykudan uyandığında da “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” (Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.) buyururdu. (Müslim, Zikir, 59)<br />
***<br />
İbn Ömer’in (r.a.) naklettiğine göre, cenaze kabre konulurken Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi:<br />
“Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” (Seni Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere kabre koyuyoruz). (İbn Mâce, Cenâiz, 38)<br />
***<br />
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
“Bilcümle semavi kitâbların anahtarı «Rahman, Rahîm Allah adı ile» dir; yani besmeledir.” (Râmûzû’l-ehâdîs, 241, Suyûtî, el-Câmiûs-Sağir, no: 3111)<br />
***<br />
“Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 6284)<br />
***<br />
“Bir vartaya düştüğün vakit:<br />
«Rahman, Rahîm Allah adıyla. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» demeye devam et. Zira Cenâb-ı Allah bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder.” (Suyûtî, el-Camius-Sağir, no: 896; Râmûzü’l-ehâdis, 66)<br />
***<br />
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:<br />
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)<br />
***<br />
Zira besmele ondokuz harftir.<br />
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)<br />
***<br />
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:<br />
«Allah’ın adıyla ki O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiçbir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiçbir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)<br />
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele nedir? Eûzü besmele getirmenin faydası ve fazileti nedir? İstiaze ve beslemeyi niçin getiriyoruz? Eûzü besmelenin anlamı, yazılışı, okunuşu ve Arapçası...<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. “İstiâze”, Kur’an okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira âyetteki “Kur’an okuduğun zaman” sözü, “Kur’an okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır.Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE</span></span><br />
<br />
Eûzü Besmele Arapçası:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİÂZE NEDİR?</span></span><br />
<br />
İstiaze (Eûzü Arapçası):<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ<br />
<br />
İstiaze (Eûzü Okunuşu):: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”<br />
İstiaze (Eûzü Anlamı):: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiaze Neden Okunur?</span></span><br />
<br />
Nahl sûresindeki:<br />
<br />
فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!” (Nahl 16/98) emri gereğince Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken:<br />
<br />
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir.<br />
Cebrâil (a.s.)’in Peygamber Efendimiz’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Yaratan Rabbının adıyla oku!” (Alak 96/1) meâlindeki  âyetidir.<br />
“İstiâze”, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira ayetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
“İstiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Kur’ân okumak isteyen kimse, Allah Teâlâ ile konuşmaya başlayacağından, kendini ilgilendirmeyen konulardan uzak kalmalı, dedikodu, çekiştirme ve iftira gibi günah kirlerinden dilini temizlemelidir. Dilin, bu tür kirlerden temizlenmesi ise ancak “eûzü” çekmekle yani bunların tümünden Allah’a sığınmakla mümkün olabilir.<br />
“İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için mühim bir vesîle, O’ndan hakkıyla korkanlar için bulunmaz bir sığınak, günahkârlara tutamak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır.<br />
İstiâze, Rabb ile kul arasında bir sözleşmedir. Allah Teâlâ: “Siz bana olan sözünüzü tutun ki, ben de size olan sözümü tutayım” (Bakara 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken, “Allahım, ben bir insan olarak noksanlarımla birlikte kulluk sözümü yerine getirdim; sana sığındım ve senden bağışlanma diliyorum. Sen ise iyilik ve ikramda kemâl sahibisin. Şanına yakışan, rabbim olarak bana verdiğin sözü yerine getirerek beni koruman ve himâyene almandır” demektedir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 85-86)<br />
Allah’a sığınmak, yaratılandan Yaratan’a, halktan Hakk’a dönmektir. Her türlü iyiliği elde eedip her türlü kötülükten uzaklaşma kastıyla hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’a yöneliştir. Böyle bir şuurla yapılan istiâzede “Allah’a koşun!” (Zâriyât 51/50) âyetinin sırrı tecellî eder. Ayrıca istiâze, kulun Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilmek için acizliğini anlamaktan başka yol olmadığını bilmesidir. Acziyeti hissetmek ise mânevî makamların sonuncusudur.<br />
“Allah” lâfz-ı celâli kelime yapısı itibariyle türemiş değildir. Çünkü bu kelimenin aslına vakıf olmak ve ne mânaya geldiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Teftâzânî bu hususa işaret ederek “Akıl, Allah’ın zât ve sıfatını bilmede nasıl şaşkınlığa düşmüşse, O’na isim olan kelime hakkında da aynı şaşkınlığa düşmüştür. Allah kelimesi «İsim mi, sıfat mı? Türemiş mi, değil mi? Alem yâni özel isim mi, değil mi?» soruları kolayca cevap verilecek cinsten değildir” demektedir.<br />
“Şeytan”, Allah’ın rahmetinden kovulup lânete uğradıktan sonra bu ismi almıştır. Şeytan lâfzından açıkça anlaşılan İblîs ve yardımcılarıdır. Ancak bunun insan ve cinlerden doğru yolu bırakıp sapıklığa düşenler hakkında kullanılan genel bir isim olduğu da bir gerçektir. Nitekim Allah Teâlâ: “İnsan ve cin şeytanları” (En‘âm 6/112) ifadesiyle buna işaret buyurmaktadır.<br />
“Racîm”, lânete uğraması sırasında, melekler tarafından göğün katlarından atılarak kovulan şeytan demektir. Yahut göğe yükselmek isteyen şeytanın yıldız kayması şeklinde taşlanarak kovulmasıdır. Göğün katlarına yükselip Levh-ı Mahfûz’dan bilgi çalmaya yeltenmesi, şeytanın kötü sıfatlarından biridir. Kur’ân’da şeytanla ilgili daha bir çok kötü isim ve sıfat vardır. Bunlar içinde onun tüm kötülüklerini ifade eden kelime “racîm”dir. Çünkü “racîm” şeytanla ilgili tüm cezaları kapsar. Bu yüzden Kur’ân okumaya başlarken şeytanın isim ve özellikleri arasından bu vasfı hususi olarak seçilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÜÇ ÇEŞİT İSTİAZE VE İSTİAZENİN BEŞ FAYDASI</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına, fiillerine ve zâtına yapılabilecek istiâze olmak üzere üç çeşit istiâzeden söz etmek mümkündür. Bunlara işaret etmek üzere Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Allahım, senin öfkenden hoşnutluğuna, ceza vermenden affına, senden yine sana sığınırım.” (Müslim, Salât 222; Ebû Dâvûd, Vitr 5; Tirmizî, Da‘avat  112)<br />
İstiâze yapan mü’min;<br />
    İnanç, amel ve bedenle ilgili bütün kötülüklerden,<br />
    Bütün haramlardan,<br />
    Hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerden,<br />
    İnsan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerlerden,<br />
    Korkulacak her türlü âfet, belâ ve musibetlerden her şeye gücü yeten Allah’a sığınmış olur.<br />
Gerçek istiâze, sadece sözle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalb, dil ve fiil uygunluğu gereklidir. Diliyle “Allah’a sığınıyorum” dediği halde hâli ve fiili ile şeytana sığınanın istiâzesi makbûl bir istiâze sayılmaz. Belki bu, nefs ile şeytanın günah ve azgınlıkta birbirleriyle işbirliği yapması olarak telakki edilebilir.<br />
Bu bakımdan insanlar, ancak mânevî durumlarına göre istiâze yaparlar. Sıradan insanlar, mânasını anlamadan sadece sığınma cümlelerini tekrar eder dururlar. Âriflerin istiâzesi ise, Allah’tan başkasını görmemek, böylece birliğe erip çokluktan uzak durmaktır. Zaten şeytan, ârifin nûruna yaklaşamaz, hatta ondan kaçar. Ebû Said Harrâz (k.s.)’ın şu hali bunun en güzel bir misalidir: Hazret, rüyâsında İblîs’i görür ve ona elindeki asâyla vurmak ister. İblîs ise ona: “Yâ Ebâ Said, ben asâdan değil, ârifin kalb semâsında doğan mârifet güneşinin ışığından korkarım” der.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KALP HUZURUYLA İSTİÂZEDE BULUNAN KİMSE İLE ŞEYTAN ARASINA ÜÇYÜZ PERDE KOYAR</span></span><br />
<br />
Hasan Basrî (k.s.): “Allah Teâlâ, kalp huzuruyla istiâzede bulunan kimse ile şeytan arasına üçyüz perde koyar. Her perdenin kalınlığı, yer ile gök arası kadardır” buyurur.<br />
İstiâze yaparken göz önünde bulundurulması gereken bir kısım edep kaideleri vardır. Bunlara dikkat edilince elbetteki sığınma duygusunun insan üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır:<br />
    Allah’a sığınmada, yaratılmışlardan yaratana, mümkün varlıklardan varlığı kendinden olan Zât’a yükselme vardır. Kul muhtaç, Allah ise ganî ve müstağnîdir. Sığınan kul, Allah’ın bütün iyilikleri yaratmaya ve kötülükleri savmaya gücünün yeteceğine inanır ve bütün kalbiyle O’na yönelir.<br />
    Sığınan kul, nefsinin acizliğini, Rabbin kudretini itiraf etmiş olur. Zira Allah’a yaklaşmanın en kestirme yolu acziyet ve gönül kırıklığıdır.<br />
    Hayırlı ve sâlih ameller işlemek ancak şeytandan kaçmakla kolaylaşır. Bu kaçış da ancak Allah’a sığınmakla olur.<br />
    Şeytan insanın apaçık düşmanı (Fatır 35/6), Rahman olan Allah ise insanın yaratıcısı, efendisi ve bütün işlerini düzenleyenidir. İnsanın düşmanından dostuna sığınması ne güzel bir davranıştır.<br />
    Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başında Kur’an okumak gelir. Zira Kur’an okuyan Allah’ın emirlerini hatırlar ve tutar, yasaklarından da kaçar. Bu hikmete dayalı olarak özellikle bilhassa Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken istiâze çekilmesi istenmiştir.<br />
    Mü’minin biri açık diğeri gizli iki düşmanı vardır. Açık düşmanı kâfirler, gizli düşmanı ise şeytandır. Kâfirlerle mücadelede savaş emri varken, şeytanla mücadelede ise istiâze emri vardır. Her iki cihadda da Allah mü’minin yardımcısıdır. Açık düşmanı tarafından öldürüldüğünde mü’min şehîd olur, gizli düşmanı tarafından öldürüldüğünde ise kişi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılır. Bu sebeple gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha önceliklidir.<br />
    Mü’minin kalbi en şerefli ve en temiz yeridir. Mü’min kalbini şeytanın her türlü vesvesesinden temiz tutmalı ve oraya Allah’ın mârifetini yerleştirmeli ki, Allah da âhirette en temiz ve en güzel yer olan cenneti ona nasip kılsın. Yani kul kalbini bütünüyle Allah’a adamalı ki, Allah da ona âhirette cenneti nasip kılsın. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 81-83)<br />
Unutmamak gerekir ki şeytan, insan tabiatına daha çok oburca yemek içmek yoluyla musallat olur. İnsan, yiyip içmeyi azaltıp oburluğu bıraktığı takdirde, midesinin ve nefsinin arzusunu önlemiş olur. O zaman şeytan ona nüfûz imkânı bulamaz. Onu etkileyemez.<br />
Rivayete göre Nûh (a.s.) gemiden çıkınca İblîs’e sordu: “Ey Allah’ın düşmanı, kendilerini saptırıp helâke düşürmede sana ve askerlerine en çok yardımcı olan, insanların hangi huylarıdır?” İblîs şu karşılığı verdi: “Eğer bir insanda pintilik, hırs, hased, kibir ve acelecilik gibi huylardan biri varsa, biz onu helâk çukuruna yuvarlarız. Eğer bir kimsede sayılan bu kötü sıfatların hepsi toplanacak olursa böyle birine de: «Azgın şeytan» deriz. Çünkü bunlar, şeytanların liderlerinin özellikleridir.” (Bursevî, I, 6)<br />
İşte biz, istiâze bereketiyle şeytanın bütün vesvese, tahrik ve kötülüklerinden Yüce Rabbimize sığınma fırsatı buluyor, peşinden okuyacağımız besmeleyle de yeryüzünde Allah’ın ismiyle ve Allah adına yapacağımız gerçek bir kullukla sorumluluğumuzu beyân ediyoruz:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELE NEDİR?</span></span><br />
<br />
Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Besmele Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
Besmele Neden Okunur?<br />
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:<br />
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.”  (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)<br />
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:<br />
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)<br />
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.<br />
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:<br />
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)<br />
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)<br />
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.<br />
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:<br />
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinmek bilmeyen bir ağrı var. Eğer bildiğiniz bir ilacı varsa lütfen bana gönderin. Çünkü gittiğim hiçbir doktor, derdime bir çare bulamadı.” Mektubu alan Ömer (r.a.) Kayser’e bir başlık gönderdi. Kayser bunu giyince ağrısı kesiliyor, çıkardığında yeniden başlıyordu. Merak etti: “Acaba bu başlıkta ne vardı ki ağrısını dindiriyordu.” Başlığı çıkarıp iyice kontrol edince üzerinde besmele yazılı bir kâğıt buldu.<br />
Nakledildiğine göre sâlih zâtlardan biri, bir kağıda “Bismillahirrahmanirrahîm”  diye yazmış, öldüğünde bu kağıdı kefeninin içine koymalarını yakınlarına vasiyet etmişti. “Bunun sana ne faydası olacak” diye sorduklarında ise şu cevabı vermişti:<br />
“Kıyamet günü Rabbimin huzuruna varınca, «İlâhî! Sen bize bir kitap gönderdin, bu kitabın açılış sözünü ve başlığını da “Bismillahirrahmanirrahîm” yaptın. Şimdi senden bana o yüce kitabının başlığına ve orada zikrettiğin Rahmân ve Rahîm gibi sonsuz rahmet sıfatlarının gereğine göre davranmanı istiyorum» diyeceğim.” (Ayıntâbî, I, 13-14)<br />
Besmeleyi bu iman ve anlayış içinde okuyan her müslüman, Allah’ın sınırsız merhametinden faydalanmak için O’nun kâinata serdiği sayısız nimetlere bakarak bütün bunların kendi istifadesine hizmet etmesi için insanın bilgiyle donanmış, tecrübelerle zırhlanmış olması gerektiğini anlar. Bütün insan bilgisinin Allah’ın rahmanlığından bir zerre olduğunu ve kendisinin bu zerredeki sayısız feyiz ve bereketlerden faydalanmaktan başka bir şey yapamayacağını farkeder. Allah’ın rahmanlığına sığınarak bu sayısız feyiz ve bereketlerden nasip almayı diler. Sonra kendisinin bütün çalışma ve gayretlerinin de ancak Allah’ın rahimliği sayesinde yeni ufuklar açmaya yardım ettiğini kavrayarak, bu ikramların yegane kaynağı olan Allah’ı zikretmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE DUASI NEDİR?</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele şeytanın vesvese ve şerrinden Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmak için okunur.<br />
<br />
Eûzü Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BİR İSTİÂZE DUÂSI</span></span><br />
<br />
Hadis-i Şerif Metni<br />
<br />
Arapçası:<br />
<br />
 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا<br />
<br />
Okunuşu: <br />
<br />
Allahumme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘, ve min kalbin lâ yahşa‘, ve min nefsin lâ teşbe‘, ve min da‘vetin lâ yustecâbu lehâ.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin (s.a.v) okuduğu bir istiaze duâsı...<br />
<br />
Mânası:<br />
<br />
 “Allâh’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, icâbet edilmeyen duâdan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73)<br />
Okunuşu:<br />
<br />
 “Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min davetin lâ yüstecâbu lehâ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİAZE VE BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöyle dua ettiğini söylemektedir:<br />
“Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32; Nesâî, İstiâze, 21)<br />
***<br />
Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor:<br />
“Bir gece Allah Resûlü’nü yatakta bulamadım, onu el yordamıyla aramaya başladım. O sırada elim ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde hâlindeydi ve ‘Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.’ diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dua ediyordu:<br />
“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32)<br />
***<br />
İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin için dua ederek şu sözlerle (onların başına gelebilecek kötülüklerden) Allah’a sığınırdı:<br />
“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Sonra da “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı.” derdi. (Buhârî, Enbiyâ, 10)<br />
***<br />
Şüteyr b. Şekel’in (r.a.) naklettiğine göre, babası Şekel b. Humeyd (r.a.) şunları anlatmıştı:<br />
“Resûlullah’a giderek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret.’ dedim. Resûlullah omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: ‘De ki Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.’” (Tirmizî, Deavât, 74)<br />
***<br />
Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:<br />
Ben size sadece Resûlullah’ın bize öğrettiğini öğretiyorum. O şöyle derdi: “Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını (sorumluluk bilincini) nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13; Müslim, Zikir, 73)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’nin (r.a.) naklettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (İbn Hanbel, II, 360)<br />
***<br />
Hz. Âişe’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla) desin.” (Tirmizî, Et’ıme, 47)<br />
***<br />
Câbir b. Abdullah’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür. Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört. Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 22)<br />
***<br />
Berâ’dan (r.a.) naklediyor:<br />
Resûlullah yatağına yattığında, “Allâhümme bismike ahyâ ve bismike emût” (Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.) buyurur; uykudan uyandığında da “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” (Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.) buyururdu. (Müslim, Zikir, 59)<br />
***<br />
İbn Ömer’in (r.a.) naklettiğine göre, cenaze kabre konulurken Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi:<br />
“Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” (Seni Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere kabre koyuyoruz). (İbn Mâce, Cenâiz, 38)<br />
***<br />
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
“Bilcümle semavi kitâbların anahtarı «Rahman, Rahîm Allah adı ile» dir; yani besmeledir.” (Râmûzû’l-ehâdîs, 241, Suyûtî, el-Câmiûs-Sağir, no: 3111)<br />
***<br />
“Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 6284)<br />
***<br />
“Bir vartaya düştüğün vakit:<br />
«Rahman, Rahîm Allah adıyla. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» demeye devam et. Zira Cenâb-ı Allah bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder.” (Suyûtî, el-Camius-Sağir, no: 896; Râmûzü’l-ehâdis, 66)<br />
***<br />
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:<br />
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)<br />
***<br />
Zira besmele ondokuz harftir.<br />
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)<br />
***<br />
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:<br />
«Allah’ın adıyla ki O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiçbir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiçbir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)<br />
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh .. Duasının Yazılışı Okunuşu ve Anlamı]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41845</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 07:07:59 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41845</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251308" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N18.jpg</a> (Dosya Boyutu: 589.28 KB / İndirme Sayısı: 33)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehul Mülkü ve Lehul Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir <br />
Duasının Yazılışı, Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ DUA</span></span><br />
<br />
“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular ki:<br />
<br />
“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da’avât 133, (3579)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">GÜNDE YÜZ GÜNAHI SİLDİREN DUA</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.". <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
    "Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk yalnızca O'nundur, hamd yalnızca O'nadır ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.". <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazileti:</span></span><br />
<br />
    Bu zikri günde yüz defa okuyan kişiye on köle azat etmiş gibi sevap yazılır, yüz sevap verilir, yüz günahı silinir. Ayrıca bu zikir, üç gün boyunca onu şeytandan korur. Sabah namazından sonra okunduğunda ise İsmail (a.s.) evlatlarından bir köle azat etme sevabı verilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Başka Versiyonu</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yumît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi-yedihil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
"Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O hayat verir ve öldürür. O, hiç ölmeyen, daima diri olandır. Hayır (iyilikler) O’nun elindedir. O, her şeye kâdirdir (gücü yetendir)."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fazileti ve Önemi</span></span><br />
<br />
Bu zikirle ilgili en bilinen hadislerden biri Tirmizi ve İbn Mace gibi kaynaklarda geçen "Çarşı-Pazar Duası" hadisidir:<br />
<br />
    Günahların Bağışlanması: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir kimse çarşıya girdiğinde bu duayı okursa, Allah'ın ona bir milyon sevap yazacağını, bir milyon günahını sileceğini ve derecesini bir milyon yükselteceğini müjdelemiştir [Tirmizi, Daavat, 36].<br />
    Gaflete Karşı Kalkan: İnsanların dünya telaşına daldığı bir ortamda Allah’ı zikretmek, kişiyi manevi bir uyanıklığa ulaştırır.<br />
    Hayır Kapılarının Açılması: "Bi-yedihil-hayr" (Hayır O'nun elindedir) ifadesiyle, rızkın ve tüm güzelliklerin kaynağının yalnızca Allah olduğu tasdik edilir.<br />
<br />
Bu zikri sadece çarşıda değil, sabah ve akşam namazlarından sonra veya gün içinde dilediğiniz vakitlerde okumanız tavsiye edilir. Daha fazla bilgi ve benzer dualar için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Dualar sayfasını ziyaret edebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimizin Akşam Namazından Sonra Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
Resulullah (S.A. V), akşam namazını kıldıktan sonra eve geldiğinde iki rekât namaz kılar ve ardından dua ederdi. Peygamber Efendimizin akşam namazından sonra okuduğu dua şu şekildedir:<br />
<br />
"يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ، ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ" (Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri, sebbit kulûbenâ alâ dînike)(Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim, kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayrıca, akşam namazından sonra 10 kere şu dua okunmalıdır:</span></span><br />
<br />
"لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّـهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. " <br />
<br />
(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu yuhyi ve yümît ve hüve hayyun lâ yemût, bi-yedihil-hayr ve hüve alâ kulli şey'in kadîr.)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, akşam namazından sonra yukarıdaki duayı 10 kere okuyan kişinin, Allah tarafından sabaha kadar şeytandan korunması için muhafız melekleri gönderileceğini belirtmiştir. Bu duayı 10 defa okuyan kimseye cenneti gerektiren 10 sevap yazılır, ondan her biri helak edici olan 10 günah silinir ve bu zikir, o kişinin 10 mümin azat etmesi gibidir.<br />
<br />
<br />
“Kim, (Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr = Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere (Sübhânallahi ve bihamdihi) derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.” <br />
<br />
[Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur’ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUYUN</span></span><br />
<br />
Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
“Kim, sabah namazının peşinden ‘La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) derse kendisine, Hz. İsmail’in -aleyhisselam- evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”<br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]<br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AÇIKLAMA:</span></span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.<br />
<br />
Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim:<br />
<br />
Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuyruyor:<br />
<br />
    “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”(1)<br />
<br />
Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir:<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(3)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübârek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibâdete ne kadar münâsip olduğunu ve mânevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır. (4)<br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu.(5)<br />
<br />
Bu nedenle namazlardan sonra tesbihat yapmak sünnettir. Soruda geçen duayı her namazdan sonra, özellikle de sabah ve akşam namazlarından sonra tekrar ederek okumanın fazileti çoktur. Bu duaları namazlardan hemen sonra okumaya gayret etmek daha iyidir.<br />
<br />
"La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti İle İlgili Hadis<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)<br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
    Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir (Tirmizî, Daavât, 63).<br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır. "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
    Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bu zikir Cenâb-ı Hakk’ın kudretini en güzel şekilde ifade etmektedir.<br />
    Elden geliyorsa günde yüz defa, değilse on defa tekrarlanmalıdır.<br />
    Bir günde on köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı kazanmak, amel defterine yüz iyilik kaydettirmek, yüz günahını bağışlatmak ve hele günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsini affettirmek, üstelik o gün akşama kadar şeytandan korunmak, başka türlü ele geçmez bir fırsattır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
1. Müslim, Mesâcid, 142<br />
2. bk. Müsned, 4:60; 5:415; Mecmeu’z-Zevâid, 10:107<br />
3. bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.<br />
4. Nursi, Sözler, s. 45.<br />
5. Nesâî, Sehiv, 20.<br />
<br />
(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251308" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N18.jpg</a> (Dosya Boyutu: 589.28 KB / İndirme Sayısı: 33)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251309" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N16.jpg</a> (Dosya Boyutu: 931.66 KB / İndirme Sayısı: 27)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251310" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N17.jpg</a> (Dosya Boyutu: 987.43 KB / İndirme Sayısı: 28)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251311" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N19.jpg</a> (Dosya Boyutu: 697.71 KB / İndirme Sayısı: 31)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251312" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N12.jpg</a> (Dosya Boyutu: 279 KB / İndirme Sayısı: 28)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251313" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N13.jpg</a> (Dosya Boyutu: 275 KB / İndirme Sayısı: 30)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251314" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N14.jpg</a> (Dosya Boyutu: 323.5 KB / İndirme Sayısı: 34)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251315" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N15.jpg</a> (Dosya Boyutu: 260.11 KB / İndirme Sayısı: 34)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251308" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N18.jpg</a> (Dosya Boyutu: 589.28 KB / İndirme Sayısı: 33)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehul Mülkü ve Lehul Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir <br />
Duasının Yazılışı, Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ DUA</span></span><br />
<br />
“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular ki:<br />
<br />
“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da’avât 133, (3579)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">GÜNDE YÜZ GÜNAHI SİLDİREN DUA</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.". <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
    "Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk yalnızca O'nundur, hamd yalnızca O'nadır ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.". <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazileti:</span></span><br />
<br />
    Bu zikri günde yüz defa okuyan kişiye on köle azat etmiş gibi sevap yazılır, yüz sevap verilir, yüz günahı silinir. Ayrıca bu zikir, üç gün boyunca onu şeytandan korur. Sabah namazından sonra okunduğunda ise İsmail (a.s.) evlatlarından bir köle azat etme sevabı verilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Başka Versiyonu</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yumît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi-yedihil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
"Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O hayat verir ve öldürür. O, hiç ölmeyen, daima diri olandır. Hayır (iyilikler) O’nun elindedir. O, her şeye kâdirdir (gücü yetendir)."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fazileti ve Önemi</span></span><br />
<br />
Bu zikirle ilgili en bilinen hadislerden biri Tirmizi ve İbn Mace gibi kaynaklarda geçen "Çarşı-Pazar Duası" hadisidir:<br />
<br />
    Günahların Bağışlanması: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir kimse çarşıya girdiğinde bu duayı okursa, Allah'ın ona bir milyon sevap yazacağını, bir milyon günahını sileceğini ve derecesini bir milyon yükselteceğini müjdelemiştir [Tirmizi, Daavat, 36].<br />
    Gaflete Karşı Kalkan: İnsanların dünya telaşına daldığı bir ortamda Allah’ı zikretmek, kişiyi manevi bir uyanıklığa ulaştırır.<br />
    Hayır Kapılarının Açılması: "Bi-yedihil-hayr" (Hayır O'nun elindedir) ifadesiyle, rızkın ve tüm güzelliklerin kaynağının yalnızca Allah olduğu tasdik edilir.<br />
<br />
Bu zikri sadece çarşıda değil, sabah ve akşam namazlarından sonra veya gün içinde dilediğiniz vakitlerde okumanız tavsiye edilir. Daha fazla bilgi ve benzer dualar için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Dualar sayfasını ziyaret edebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimizin Akşam Namazından Sonra Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
Resulullah (S.A. V), akşam namazını kıldıktan sonra eve geldiğinde iki rekât namaz kılar ve ardından dua ederdi. Peygamber Efendimizin akşam namazından sonra okuduğu dua şu şekildedir:<br />
<br />
"يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ، ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ" (Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri, sebbit kulûbenâ alâ dînike)(Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim, kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayrıca, akşam namazından sonra 10 kere şu dua okunmalıdır:</span></span><br />
<br />
"لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّـهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. " <br />
<br />
(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu yuhyi ve yümît ve hüve hayyun lâ yemût, bi-yedihil-hayr ve hüve alâ kulli şey'in kadîr.)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, akşam namazından sonra yukarıdaki duayı 10 kere okuyan kişinin, Allah tarafından sabaha kadar şeytandan korunması için muhafız melekleri gönderileceğini belirtmiştir. Bu duayı 10 defa okuyan kimseye cenneti gerektiren 10 sevap yazılır, ondan her biri helak edici olan 10 günah silinir ve bu zikir, o kişinin 10 mümin azat etmesi gibidir.<br />
<br />
<br />
“Kim, (Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr = Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere (Sübhânallahi ve bihamdihi) derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.” <br />
<br />
[Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur’ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUYUN</span></span><br />
<br />
Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
“Kim, sabah namazının peşinden ‘La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) derse kendisine, Hz. İsmail’in -aleyhisselam- evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”<br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]<br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AÇIKLAMA:</span></span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.<br />
<br />
Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim:<br />
<br />
Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuyruyor:<br />
<br />
    “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”(1)<br />
<br />
Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir:<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(3)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübârek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibâdete ne kadar münâsip olduğunu ve mânevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır. (4)<br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu.(5)<br />
<br />
Bu nedenle namazlardan sonra tesbihat yapmak sünnettir. Soruda geçen duayı her namazdan sonra, özellikle de sabah ve akşam namazlarından sonra tekrar ederek okumanın fazileti çoktur. Bu duaları namazlardan hemen sonra okumaya gayret etmek daha iyidir.<br />
<br />
"La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti İle İlgili Hadis<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)<br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
    Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir (Tirmizî, Daavât, 63).<br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır. "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
    Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bu zikir Cenâb-ı Hakk’ın kudretini en güzel şekilde ifade etmektedir.<br />
    Elden geliyorsa günde yüz defa, değilse on defa tekrarlanmalıdır.<br />
    Bir günde on köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı kazanmak, amel defterine yüz iyilik kaydettirmek, yüz günahını bağışlatmak ve hele günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsini affettirmek, üstelik o gün akşama kadar şeytandan korunmak, başka türlü ele geçmez bir fırsattır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
1. Müslim, Mesâcid, 142<br />
2. bk. Müsned, 4:60; 5:415; Mecmeu’z-Zevâid, 10:107<br />
3. bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.<br />
4. Nursi, Sözler, s. 45.<br />
5. Nesâî, Sehiv, 20.<br />
<br />
(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251308" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N18.jpg</a> (Dosya Boyutu: 589.28 KB / İndirme Sayısı: 33)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251309" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N16.jpg</a> (Dosya Boyutu: 931.66 KB / İndirme Sayısı: 27)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251310" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N17.jpg</a> (Dosya Boyutu: 987.43 KB / İndirme Sayısı: 28)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251311" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N19.jpg</a> (Dosya Boyutu: 697.71 KB / İndirme Sayısı: 31)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251312" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N12.jpg</a> (Dosya Boyutu: 279 KB / İndirme Sayısı: 28)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251313" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N13.jpg</a> (Dosya Boyutu: 275 KB / İndirme Sayısı: 30)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251314" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N14.jpg</a> (Dosya Boyutu: 323.5 KB / İndirme Sayısı: 34)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=251315" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N15.jpg</a> (Dosya Boyutu: 260.11 KB / İndirme Sayısı: 34)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41844</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 06:15:26 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41844</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti İle İlgili Hadis</span></span><br />
<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)<br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
    Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir (Tirmizî, Daavât, 63).<br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır. "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
    Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bu zikir Cenâb-ı Hakk’ın kudretini en güzel şekilde ifade etmektedir.<br />
    Elden geliyorsa günde yüz defa, değilse on defa tekrarlanmalıdır.<br />
    Bir günde on köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı kazanmak, amel defterine yüz iyilik kaydettirmek, yüz günahını bağışlatmak ve hele günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsini affettirmek, üstelik o gün akşama kadar şeytandan korunmak, başka türlü ele geçmez bir fırsattır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti İle İlgili Hadis</span></span><br />
<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)<br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
    Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir (Tirmizî, Daavât, 63).<br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır. "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
    Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bu zikir Cenâb-ı Hakk’ın kudretini en güzel şekilde ifade etmektedir.<br />
    Elden geliyorsa günde yüz defa, değilse on defa tekrarlanmalıdır.<br />
    Bir günde on köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı kazanmak, amel defterine yüz iyilik kaydettirmek, yüz günahını bağışlatmak ve hele günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsini affettirmek, üstelik o gün akşama kadar şeytandan korunmak, başka türlü ele geçmez bir fırsattır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ve İhsan</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vakit namazı kıldıktan sonra, camiden çıkmadan evvel on defa "La ilahe illallahü]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41843</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 06:13:12 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41843</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vakit namazı kıldıktan sonra, camiden çıkmadan evvel on defa "La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ale külli şeyin kadir." demek sünnet midir?</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.<br />
<br />
Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim:<br />
<br />
Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuyruyor:<br />
<br />
    “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”(1)<br />
<br />
Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir:<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(3)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübârek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibâdete ne kadar münâsip olduğunu ve mânevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır. (4)<br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu.(5)<br />
<br />
Bu nedenle namazlardan sonra tesbihat yapmak sünnettir. Soruda geçen duayı her namazdan sonra, özellikle de sabah ve akşam namazlarından sonra tekrar ederek okumanın fazileti çoktur. Bu duaları namazlardan hemen sonra okumaya gayret etmek daha iyidir.<br />
<br />
Dipnotlar:<br />
<br />
1. Müslim, Mesâcid, 142<br />
2. bk. Müsned, 4:60; 5:415; Mecmeu’z-Zevâid, 10:107<br />
3. bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.<br />
4. Nursi, Sözler, s. 45.<br />
5. Nesâî, Sehiv, 20.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vakit namazı kıldıktan sonra, camiden çıkmadan evvel on defa "La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ale külli şeyin kadir." demek sünnet midir?</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.<br />
<br />
Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim:<br />
<br />
Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuyruyor:<br />
<br />
    “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”(1)<br />
<br />
Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir:<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(3)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübârek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibâdete ne kadar münâsip olduğunu ve mânevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır. (4)<br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu.(5)<br />
<br />
Bu nedenle namazlardan sonra tesbihat yapmak sünnettir. Soruda geçen duayı her namazdan sonra, özellikle de sabah ve akşam namazlarından sonra tekrar ederek okumanın fazileti çoktur. Bu duaları namazlardan hemen sonra okumaya gayret etmek daha iyidir.<br />
<br />
Dipnotlar:<br />
<br />
1. Müslim, Mesâcid, 142<br />
2. bk. Müsned, 4:60; 5:415; Mecmeu’z-Zevâid, 10:107<br />
3. bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.<br />
4. Nursi, Sözler, s. 45.<br />
5. Nesâî, Sehiv, 20.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, duasını sabah ve akşam okumanın faziletleri]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41842</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 06:10:06 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41842</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr, tesbihini / duasını her sabah ve akşam okumanın faziletleri nelerdir?</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.</span> (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür."</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]</span><br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim,<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"> 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' </span>duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">'Sübhânallahi ve bihamdihi.' </span>derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AÇIKLAMA:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span> Bu dua, bir rivâyette: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">يُحْيِى وَيُمِيتُ </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(hayat verir ve ölüm verir),</span> bir başka rivâyette de, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">بِيَدِهِ اْلخَيْرُ </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(hayırlar O'nun elinde) </span>ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. </span>Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" </span></span>diye kayıtlanmıştır.<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim, sabah namazının peşinden <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.'</span></span> (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte) </span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr, tesbihini / duasını her sabah ve akşam okumanın faziletleri nelerdir?</span></span><br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.</span> (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür."</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]</span><br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim,<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"> 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' </span>duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">'Sübhânallahi ve bihamdihi.' </span>derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."</span><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AÇIKLAMA:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span> Bu dua, bir rivâyette: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">يُحْيِى وَيُمِيتُ </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(hayat verir ve ölüm verir),</span> bir başka rivâyette de, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">بِيَدِهِ اْلخَيْرُ </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(hayırlar O'nun elinde) </span>ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. </span>Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" </span></span>diye kayıtlanmıştır.<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim, sabah namazının peşinden <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.'</span></span> (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte) </span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Namazdan sonra dua ve tesbih]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41841</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 06:06:59 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41841</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazdan sonra dua ve tesbih</span></span><br />
<br />
Sual: Namaz bittikten sonra neler yapılır?<br />
CEVAP<br />
Yalnız kılmış olan veya imamla kılan kimse, selamın akabinde, (Allahümme entesselamü ve minkes-selamü tebarekte ya zel-celali vel-ikram) der.<br />
<br />
Bundan sonra, 3 kere (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüv elhayyelkayyume ve etübü ileyh) der. Buna istigfar duası denir.<br />
<br />
Sonra Âyet-el-kürsi okunur, 33 kere (Sübhanallah), 33 kere (Elhamdülillah) ve 33 kere (Allahü ekber) denir. Bir kere (La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir) denir. Bunların arasına başka dualar karıştırmak bid’at olur.<br />
<br />
Sonra eller kaldırılıp dua edilir. Duadan sonra âmin denir ve eller yüze sürülür. Hadis-i şerifte, (Beş vakit farz namazdan sonra yapılan dua kabul olur) buyuruldu.<br />
<br />
Sual: Duadan sonra okunacak sure ve zikirler nelerdir?<br />
CEVAP<br />
11 kere İhlas-ı şerif, bir kere Kuleuzüler okunur ve 67 Estagfirullah denerek yetmişe tamamlanır. On kere (Sübhanallah ve bi-hamdihi sübhanallahilazim) denir. Sübhane Rabbike âyeti okunur.<br />
<br />
Sual: Hacda gördük. Bazıları tesbih çekmeden, dua etmeden kalkıyorlar. Namazdan sonra toplu olarak tesbih çekmek, imamın duasına âmin demek bid’at diyorlar. Bunlar bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
Cemaatin imam ile birlikte, sessizce dua etmeleri efdaldir. Ayrı ayrı dua yapmaları ve dua etmeden kalkıp gitmeleri de caizdir. Ama bunu âdet haline getirmemelidir. Hem imamın duasına âmin demeli, hem de kendimiz dua etmeliyiz. Bid’at olan sadece müezzinin komut etmesidir. Tesbih çekmek, dua etmek bid’at değildir.<br />
<br />
Din kitaplarında ifadeler şöyledir:<br />
Farzı veya son sünneti kılınca, imamın sağa, sola veya cemaate dönmesi müstehaptır. İşlerini görmesi için, hemen gitmesi de caizdir. Hadis-i şerifte, (Her namazdan sonra, üç kere, Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ huv el-hayyel-kayyume ve etubü ileyh okuyanın, bütün günahları afv olur) buyuruldu. İstiğfârdan sonra, Âyet-el-kürsî ve 33 kere (Sübhânallah), 33 kere (Elhamdülillah) ve 33 kere (Allahü ekber) ve bir (kelime-i tehlil) yani (La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh...) okumaları ve ellerini göğüs hizasına kaldırarak, dua etmeleri de müstehaptır. (Merâkıl-felâh, Tahtavi)<br />
<br />
İmam ve cemaat ile beraber kollarını, az ileriye uzatıp ve göğüs hizasına kaldırıp, avuçları tam açık olarak semaya çevirip dua et ve âmin de. (Ey Oğul İlmihali)<br />
<br />
Âmin ile ilgili dört hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir cemaat topluca dua eder, bir kısmı da âmin derse, Allahü teâlâ o duayı kabul eder.) [Hakim]<br />
<br />
(Dua edenle âmin diyen sevapta ortaktır.) [Deylemi]<br />
<br />
(İmam duada, cemaati hariç tutmasın. Hariç tutarsa onlara hıyanet etmiş olur.) [Beyheki]<br />
<br />
(İmam âmin dediği zaman siz de âmin deyin. Çünkü birinin âmin demesi meleklerin âmin demesine tesadüf ederse onun geçmiş günahları mağfiret olunur.) [Buhari]<br />
<br />
Cemaatin imam ile tesbih çekmesi ve dua etmesi bid’at değil, müstehaptır. (Nimet-i İslam)<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra okunması gereken dualar nelerdir?<br />
CEVAP<br />
Namazlardan sonra, okunması gereken belli dua yoktur. Herkes ihtiyacına göre dua eder. Hep aynı duayı okumak da uygun değildir. Ne istediğini şuurlu olarak bilmek gerekir. Ne istediğinin farkında olmadan dua etmek uygun olmaz. Belli şeyleri ezberleyip, şiir okur gibi dua etmek mekruhtur. Dua, uyanık kalb ile ve sessiz yapılmalı, duayı yalnız namazlardan sonra ve belli zamanlarda yapmak da mekruhtur. Her fırsatta dua etmelidir!<br />
<br />
Mesela şöyle dua edilebilir:<br />
Elhamdülillahi Rabbilâlemin essalatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain.<br />
<br />
Ya Rabbi, kıldığımız namazları kabul eyle! Ahir ve akıbetimizi hayreyle! Son nefesimizde kelime-i tevhid söylememizi nasip eyle! Ölmüşlerimizi af ve mağfiret eyle!<br />
<br />
Allahümmağfir verham ve ente hayrürrahimin. Teveffeni müslimen ve el hıkni bissalihin. Allahümmağfir li veli valideyye ve lilmüminine vel müminat yevme yekumül hisab.<br />
<br />
Ya Rabbi, bizi şeytan ve düşman şerrinden ve nefs-i emmaremizin şerrinden muhafaza eyle! Evimize iyilikler, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan eyle! Ehl-i İslama selamet ihsan eyle! Din düşmanlarını kahr ve perişan eyle! Kâfirlerle cihad etmekte olan müslümanlara imdad-ı ilahiyyen ile imdat eyle!<br />
<br />
Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fa'fü annî.<br />
<br />
Ya Rabbi, hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva ihsan eyle! Allahümme inni eselükessıhhate velafiyete vel-emanete ve hüsnelhulki verridae bilkaderi bi rahmetike ya erhamerrahimin.<br />
<br />
Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, acizlikten, zelil olmaktan, zulüm görmekten, azdıran zenginlik ve azdıran fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşman galebesinden, kötü huydan, bid’at işlemekten, dalalete düşmekten, ihlassız amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, erzeli ömürden, ölürken gelecek fitnelerden, dinimize, dünyamıza zarar verecek şeylerden bizleri koru!<br />
<br />
Hakiki iman, güzel bir ahlak, şükredici bir kalb, zikredici bir dil, kaza ve kadere rıza gösteren hayırlı bir ömür, az yemek, az uyumak, az konuşmak, az gülmek ve çok hizmet etmeyi, kabir azabından ve ahiret dehşetinden kurtulmayı, ömür boyu rızana uygun iş yapmayı, şehit olarak ölmeyi ve son nefeste ehl-i sünnet itikadına uygun bir iman ve tevbe nasip eyle.<br />
<br />
Ya Rabbi, kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sevgine kavuşturacak amellerin sevgisini nasip eyle! İlmimizi, ihlasımızı, kabiliyetimizi artır, muratlardan, muhlaslardan olmamızı nasip eyle, cömert ve îsâr sahibi kullarından eyle.<br />
<br />
Ana babamıza ve evlatlarımıza ve akraba ve ahbabımıza ve bütün din kardeşlerimize hayırlı ömürler ve güzel huy, akl-ı selim ve sıhhat ve afiyet rüşdü hidayet ve istikamet ihsan eyle ya Rabbi! Amin.<br />
<br />
Velhamdü lillahi Rabbilalemin. Allahümme salli ala..., Allahümme barik ala..., Allahümme Rabbena atina... Velhamdü lillahi Rabbilalemin. Estagfirullah, estagfirullah, estagfirullah estagfirullahelazim elkerim ellezi la ilahe illa hü, elhayyel-kayyume ve etubü ileyh.<br />
<br />
Duada geçen kelimelerin açıklaması:<br />
<br />
Riya: İki yüzlülük, Allah’tan başkası için ibadet etme.<br />
Nifak: Münafıklık.<br />
<br />
Şikak: Uyuşmazlık.<br />
Nefs-i emmare: Kötülük yapmak isteyen nefs.<br />
<br />
Rüşdü hidayet: Doğru yolu arayıp bulma.<br />
İstikamet: Doğru yol.<br />
<br />
Kelime-i tevhid: La ilahe illallah Muhammedün Resulullah sözü.<br />
Erzeli ömür: Başkalarına muhtaç olunan sıkıntılı ihtiyarlık dönemi.<br />
<br />
Murat: Seçilmiş kimse.<br />
Muhlas: Devamlı ihlas sahibi.<br />
<br />
Îsâr: Cömertlik, kendine ihtiyacı olmayan şeyleri vermek, îsâr ise, kendine gereken şeyleri vermektir. Yani başkalarını kendine tercih etmektir.<br />
<br />
Sual: Dua ederken göğe bakmakta mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Dua ederken başı yukarı kaldırmak doğru değildir. Allahü teâlâ mekandan münezzehtir. Bazı bid’at ehli gibi, hâşâ, Allahü teâlâyı gökte sanmak çok tehlikelidir. Buhari’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, namaz kılarken de göğe bakmak şiddetle men edilmiştir. (El-Envar)<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, (Sabah-akşam, Haşr suresinin son üç âyetini okuyan şehit olarak ölür) buyurulduğu için, sabah-akşam Haşr suresinin sonunu okuyorum. Camide kıldığım zaman imam okuyor, biz dinliyoruz. Ben okumasam, yine aynı sevaba kavuşur, şehit olarak ölür müyüm?<br />
CEVAP<br />
Kur’an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek farzdır. Dinleyen, okuyandan daha fazla sevap aldığı için, ayrıca okuması gerekmez. Her gece Amenerresulü’yü okuyan da, imamdan dinlemişse, onun da okuması gerekmez. (Şir’a)<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, sabah ve akşam namazlarından sonra, Haşr suresinin [hüvallahülleziden itibaren] son üç âyetinin okunması bildiriliyor. Halbuki çok yerde Lev enzelnadan okunuyor. Yine hadiste, namazlardan sonra, 10 ihlas okunması bildirilirken, siz 11 ihlas okunacağını bildirdiniz. Niçin böyle yapılıyor?<br />
CEVAP<br />
Bir hususta birkaç rivayet varsa, en faziletli olanını seçmek iyi olur. Haşr suresinin sonunu Lev enzelnadan okumak daha iyi olur. Namazdan sonra 10 veya 11 İhlas okunması bildirilmiştir. 11 defa okumak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Sabah namazından sonra 11 defa ihlas okuyan müslümana, Cennette bir burç verilir.) [Harâiti] (Bu hadis-i şerif, Ramuz’un 382. sayfasında vardır.)<br />
<br />
Sual: Bir hadis-i şerifte, sabah namazını kılıp, iki dizinin üstünde otururken, bağdaş kurmadan ve konuşmadan on defa, "La ilahe illallahü vahdehü la-şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyi ve yümit ve hüve ala külli şeyin kadir" okuyanın, o gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunacağı ve birçok sevaplara kavuşacağı bildiriliyor. Ayağında ağrısı olan bağdaş kurup okusa, camiden çıkarken yolda okusa veya sandalyeye oturup okusa, aynı sevaplara kavuşur mu?<br />
CEVAP<br />
Bir işin, ruhsat ve azimet tarafı olur. Hadis-i şerifte bildirilen şekil en uygun olanıdır.<br />
<br />
Kur'an-ı kerim de, iki diz üstüne oturup, kıbleye dönerek edeple okunur. Fakat ihtiyaç olunca, sandalyeye de oturup okunabilir.<br />
<br />
Yolda giderken ezbere okunabilir. Dualar da böyledir. Bir ihtiyaç yokken diz üstü oturup okumalıdır.<br />
<br />
Ayakları ağrıyanın veya uyuşanın bağdaş kurup okumasında mahzur yoktur. Yolda da, sandalye üzerinde de okumak caizdir. Efdal olanı bildirildiği şekilde edebe uygun okumaktır.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra istigfar nasıl okunur?<br />
CEVAP<br />
Namazlardan sonra üç kere Estagfirullah denir. Fakat ve etubü ileyhe kadar okumak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Her namazdan sonra, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüv el-hayyel-kayyume ve etübü ileyh" okuyanın, bütün günahları affolur.) [Merakıl-felah]<br />
<br />
Bu istigfarı müezzinin yüksek sesle okumasının bid’at olduğu El-İbda kitabı s.59 da yazılıdır.<br />
<br />
Sual: Namazlardan sonra Kur'an-ı kerim okunduktan sonra, Fatiha demek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Namazlardan sonra Kur'an-ı kerim okumak da, okumamak da caizdir. Yani okunsa da olur, okunmasa da olur. Ancak Kur'an-ı kerim okumak çok sevap olduğu için vakit müsait ise, Kur'an-ı kerim okumak elbette çok iyidir. Kur'an-ı kerim okuyup Sübhane rabbike âyetinden sonra Fatiha okumasına sebep olunur. Fatiha okumak ise çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Kur'an-ı kerimde hayrı en çok olan sure Fatihadır.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerimin en faziletli suresi Fatihadır.) [Hakim]<br />
<br />
(Fatiha suresi, bütün dertlere devadır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi zehire şifadır.) [Ebuşşeyh]<br />
<br />
Bir sahabi, Fatiha suresini okuduğunu söyleyince Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Yemin ederim ki, Allah, ne Tevratta, ne İncilde, ne de Zeburda, o surenin benzerini indirmemiştir. O, namazlarda tekrar edilen yedi âyet olup, bana verilen Kur'an-ı azimdendir.) [Tirmizi]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamla otururken bir melek gelip dedi ki:<br />
(Senden önce hiç bir Peygambere verilmeyen, sadece sana verilen iki nur ile seni müjdeliyorum. Bunlar Fatiha suresi ile Bekara suresinin son âyetleridir. Bu iki sureden okuyacağın her harften dolayı, istediğin mutlaka verilecektir.) [Müslim]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
Bir kabile reisini yılan soktu. Eshab-ı kiramdan biri Fatiha suresini okuyunca, Allah’ın izni ile hasta şifaya kavuştu. Kabile reisi, bir sürü koyun hediye etti. Sahabi, caiz olup olmadığını bilmediği için Peygamber efendimize sordu. Resulullah, (Ne okudun) buyurdu. O da, Fatiha suresini okuduğunu bildirince, Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Fatihanın şifa olduğunu nereden bildin? O koyunları al, yanındakilere pay et!) [B.Arifin]<br />
<br />
Berikada buyuruluyor ki:<br />
(Dua okuması bildirilen yerlerde, Fatiha okumak daha iyidir. Namazlardan sonra dua edilmesi hadis-i şerifle bildirilmiştir. Fatiha suresi, duaların en iyisini bildirmek için nazil oldu. İmam, Fatiha dediği zaman, herkesin sessizce okumaları iyi olur. Çünkü duaların sonunda hamd etmek müstehaptır. Hamd etmenin en iyisi de Fatiha okumaktır.) [S.137]<br />
<br />
Namazlardan sonra, Kur'an-ı kerim okumak, Kur'an-ı kerim okunduktan sonra Fatiha okumak caizdir. Okunmazsa günahı olmaz. Fakat okunursa sevap olur.<br />
<br />
Sual: Bazı kimseler, Kur’an-ı kerim okunduktan sonra Fatiha demenin ve okumanın bid’at ve haram olduğunu söyleyerek fitne çıkarıyor, bölücülük yapıyorlar. Bu konuda din kitapları ne diyor?<br />
CEVAP<br />
Muhammed Masum Faruki hazretleri birinci cilt, 197. Mektubunda, (Büyüklerimiz, beş vakit namazdan sonra, elleri kaldırarak, Fatiha okumadı. Namazdan sonra, hacetlere kavuşmak için Fatiha okumak bid’attir) buyuruyor.<br />
<br />
Burada, bir hacete kavuşmak için namazlardan sonra elleri kaldırarak Fatiha okumanın caiz olmadığı bildirilmektedir. Normal olarak Fatiha okumanın ise mahzuru yoktur.<br />
<br />
Bu konuda Faideli Bilgiler kitabının, (Doğruya inan, bölücüye aldanma) kısmında deniyor ki:<br />
(Namazlardan ve dualardan sonra Fatiha suresini okumak bid’at midir, değil midir? Bunun cevabını Hâdimi, Berika kitabının 137. sayfasında uzun yazıyor. Kısaca bildirelim: Âlimlerin çoğuna göre, dua okuması bildirilen yerlerde, Fatiha okumak daha iyidir. Namazlardan sonra dua edilmesi de, hadis-i şeriflerde bildirilmiştir. Bid’at, İslamiyet’in sahibinin izni olmadan yapılan ibadetlerdir. Fatiha suresi duaların en iyisini bildirmek için nazil oldu. Bunun namazlardan ve dualardan sonra okunmasına bid’at diyen olmamıştır. Herkesin birlikte yüksek sesle okumaları yasaktır. İmam, fatiha dediği zaman, herkesin sessizce okumaları iyi olur. Çünkü, duaların sonunda hamd etmek müstehaptır. Hamd etmenin en iyisi de, Fatiha okumaktır. Farzla sünnet arasında okumak ve isteklerine [hacetlerine] kavuşmak için okumak mekruhtur.)<br />
<br />
Burada da Fatiha okumanın iyi olduğu bildiriliyor. Ancak yukarıda olduğu gibi hacetlere kavuşmak için okumanın mekruh olduğu bildiriliyor. Koro halinde yüksek sesle farzla sünnet arasında okumanın doğru olmadığı bildirilmektedir.<br />
<br />
İslam Ahlakı kitabında diyor ki:<br />
(Cilâ-ül-kulubda diyor ki: Kabristana gelen bir kimse, ayakta, (Esselamü aleyküm, yâ Ehle dâr-il kavm-ilmü'minin! İnna İnşaallahü an karibin biküm lâhikun) der. Sonra, Besmeleyle 11 İhlas ve bir Fâtiha okur. Kabrin yanına gelince, ölünün sağ [kabrin kıble] ve ayak tarafından yaklaşır. Selam verir. Ayakta veya çömelip veya oturup, Bekara sûresinin başını ve sonunu, Yasin-i şerifi, Tebareke, Tekâsür, İhlas-ı şerif ve Fâtiha sûrelerini okuyup, ölüye hediye eder.)<br />
<br />
Görüldüğü gibi burada da en sonda Fatiha okunmaktadır.<br />
<br />
Ey Oğul İlmihali’nde diyor ki:<br />
(Namazdan sonra, imam ve cemaat ile beraber kollarını, bir miktar ileriye uzatıp ve göğüs hizasına kaldırıp, avuçları tam açık olarak semaya çevirip dua et ve âmin de. Dua bitince ellerini yüzüne sürüp, “Velhamdü lillâhi rabbil âlemin” de ve salevat ile Fatiha-i şerife oku.)<br />
Burada da namaz sonunda Fatiha okunacağı açıkça bildirilmektedir.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra edilecek dualardan birkaçını yazar mısınız?<br />
CEVAP<br />
Namazdan sonra edilecek dua çoktur. Bir tanesini bildirelim. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br />
(Yâ Muaz, vallahi seni seviyorum, her namazdan sonra, şu duayı bırakmadan oku: Allahümme e’ınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.) [Nesai] (Ya Rabbi, seni zikretmeyi, sana şükredip güzel ibadet etmeyi bana nasip eyle) mealindedir.<br />
<br />
Taberani’de bildirilen, (Günde 25 kere, erkek ve kadın müminlere dua eden, kendisi için dünyaya rızık ihsan edilen ve duası kabul olanlardan olur) hadis-i şerifindeki müjdeye kavuşabilmek için aşağıda bildirilen duayı okumalıdır:<br />
(Günde 25 defa (Allahümmağfir li ve li-valideyye ve li-üstaziyye ve lil müminine vel müminat vel müslimine vel müslimat el ahya-i minhüm vel emvat bi-rahmetike ya erhamerrahimin) okuyan, abidlerden olur. Allahü teâlâ, bu kimsenin kalbinden kin ve hasedi çıkarır. Ona, bütün müminler adedince, sevap yazılır. Kıyamette, bütün müminler: Ya Rabbi, bu kulun bizim için, istigfar okurdu. Sen de onu af eyle derler..) [Miftah-ün-necat]<br />
<br />
İçinde bulunduğumuz hâle de şükretmek gerekir. Mesela şöyle demelidir:<br />
El-hamdülillahi alâ külli hâl sivel küfri ved-dalâl = küfür ve dalalet hariç her halimize hamd olsun.<br />
Şöyle bir ifade de var: (El-hamdülillahi alâ külli hâl ve E'uzü billâhi min hâl-i ehlinnâr) = Her hâlükârda Allahü teâlâya hamd olsun. Cehennem ehlinin halinden Allahü teâlâya sığınırım.]<br />
<br />
Sual: Dua ederken eller yüze karşı eğik mi tutulur?<br />
CEVAP<br />
Dua ederken, avuçlar, yüze karşı değil, semaya karşı açık ve göğüs hizasında olmalıdır.<br />
<br />
Eller bitişik değil, aralıklı olmalıdır. (Fetva-i Hindiyye, Dürr-ül muhtar)<br />
<br />
Kadın, dua ederken ellerini ileri uzatmaz, yüzüne karşı eğik tutar. Şimdi birçok erkek, böyle kadınlar gibi dua ediyor.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra dua ne zaman yapılır?<br />
CEVAP<br />
Dua, tesbihler çekildikten sonra yapılır.<br />
<br />
Sual: Allahümme entesselam... sadece farzlardan sonra mı okunur? Bir de her namazdan sonra istigfar okunur mu?<br />
CEVAP<br />
Farz, vacip, sünnet ve nafileden yani her namazdan sonra, selamı müteakip "Allahümme entesselam ve minkesselam tebarekte ya zelcelali vel ikram" denir. Son sünnet kılındıktan veya en son namaz kılındıktan sonra, üç kere (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir. Ondan sonra Âyet-el kürsi okunup tesbihler çekilir ve dua edilir. Dua ederken, "Ya Allah ya Allah ya hayyü ya kayyumü ya zelcelali vel ikram, eselüke en tuhyiye kalbi bi nuri marifetike ebeden ya Allah ya Allah" okumak çok iyi olur.<br />
<br />
Tesbih çekmek sünnettir<br />
Sual: Namazdan sonra, Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahü ekber diye tesbih çekmek bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
İcma ile de sabit olmuş müekked bir sünnettir. Tesbihleri parmakla saymak ve tesbih kullanmak caizdir. Resulullah efendimiz, bir kadının tesbihleri, çekirdeklerle saydığını görmüş, fakat yasaklamamıştır. Bu da, tesbihleri, taşla, çekirdekle ve tesbihle çekmenin caiz olduğunu göstermektedir. (Redd-ül-muhtar)<br />
<br />
Kur’an-ı kerimde, Bâkıyat-üs-sâlihât [sürekli kalan iyi işler] geçmektedir. Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bâkıyat-üs-sâlihâtı, çok söyleyin. Bunlar; tesbih, tehlil, tahmid, tekbir ve temciddir.) [Taberani]<br />
[Tesbih Sübhanallah,<br />
Tehlil Lâ ilâhe illallah,<br />
Tahmid Elhamdülillah,<br />
Tekbir Allahü ekber,<br />
Temcid, Lâ havle velâ kuvvete illâ billah demektir.]<br />
<br />
Bütün günahları affolur<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Her namazdan sonra 33 Sübhanallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahü ekber sonra, “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir” diyenin deniz köpüğü kadar günahı olsa da affedilir.) [Müslim]<br />
<br />
(Parmak uçları ile sayarak tesbihe ve tehlile devam edin. Kıyamette her âzadan sual edilir ve parmaklar için “tesbihte kullandı” derler. Gafil olan rahmetten uzak kalır.) [Hakim]<br />
<br />
(Tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak yaşlanandan iyisi yoktur.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
Fakirler, (Ya Resulallah; zenginler derece ve nimet bakımından bizi geçtiler. Biz namaz kılıyoruz, onlar da kılıyorlar; biz oruç tutuyoruz, onlar da tutuyorlar; fakat onlar, zekat, sadaka veriyor, köle azat ediyor, biz edemiyoruz) dedikleri zaman, Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Sizden üstün olanlara yetişebileceğiniz, sizden aşağı olanları geçebileceğiniz ve sizin yaptığınız gibi yapanlar hariç, sizden başka kimsenin üstün olamayacağı bir şey öğreteyim. Her namazın sonunda 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahü ekber, bir kere de "La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadir" söyleyin!) Fakirler, (Zenginler de bizim gibi tesbih çekip, yine bizi geçiyorlar) dediklerinde, Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bu, Allahü teâlânın fazlıdır, dilediği kimselere verir.) [Ebu Davud]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:<br />
Namaz kılan, Rabbine yalvarmakta ve Onun büyüklüğünü ve Ondan başka her şeyin hiç olduğunu görmektedir. Namazdaki kusurlar, çekilen Tesbih ile örtülür, layık ve tam ibadet yapılamadığı bildirilir. Tahmid ile, namaz kılmakla şereflenmenin, Onun yardımı ile olduğu bilinerek, bu büyük nimete hamd edilir. Tekbir ile de, Ondan başka ibadete layık kimse olmadığı bildirilir. (m. 304)<br />
<br />
Günah işleyen bir kimse, bu emirlerin ve yasakların sahibinin azametini ve kibriyasını düşünmüş olsaydı, Onun emirlerine karşı gelemezdi. Günahları yapması, Onun emirlerine ve yasaklarına kıymet vermediğini göstermektedir. Böyle şeyden, Allahü teâlâya sığınırız. Tenzih kelimesini, [yani yukarıda yazılı olan tesbihi] çok okumakla, bu kusur affolunur.<br />
<br />
İstigfar etmek, günahların örtülmesini istemektir. Tenzih kelimesini okumak ise, günahların yok olmasını istemektir. O nerede, bu nerede?<br />
<br />
Sübhanallah şaşılacak bir kelimedir. Söylemesi çok kısadır. Manaları ve faydaları ise pek çoktur.<br />
<br />
Tahmid [elhamdülillah] kelimesini çok okumakla, Allahü teâlâya şükür edilmiş olur. Onun verdiği nimetlerin şükrü yapılmış olur.<br />
<br />
Tekbir [Allahü ekber] kelimesi, Allahü teâlânın, kulların yaptığı şükürlerden çok yüksek olduğunu, Ona yakışan şükür yapılamayacağını göstermektedir. Çünkü, Ona yapılan istigfarlar, af dilemekler için de, çok istigfar etmek gerekir.<br />
<br />
Hak teâlâya yakışan hamd, ancak Onun tarafından yapılabilir. Bunun içindir ki kendisi, Saffat suresinin sonunda, (Sübhane Rabbike...) buyurmuştur. Kendini hesaba çekmek isteyen, bu âyet-i kerimeyi çok okumalıdır! Böylece istigfar ve şükür etmiş olur. İstigfar ve şükredemediğini de ve kusurlarını da bildirmiş olur. (Mektubat-ı Rabbani c.1, m.309)<br />
<br />
Sual: Namazdan sonraki tesbihleri 33’ten fazla çeksek zararı olur mu?<br />
CEVAP<br />
Namazdan sonraki tesbihleri okurken 33’e dikkat etmek gerekir. Dinin emirlerinde, çeşitli hikmetler vardır. Bu adetler, ilacın miktarı gibidir. Ziyade veya noksan olursa, istenilen fayda hasıl olmaz. Hazine 33’tedir. Bir metre ileri, bir metre geri gidilirse, hazine bulunamaz. Tesbihleri 33 yerine, çok sevap olsun diye 40 defa veya daha fazla çekmek bid’at olur. Hiç tesbih çekilmeden gidilse günah olmaz. Fakat sünnet sevabından mahrum kalınmış olunur.<br />
<br />
Sual: Camide namazı kıldıktan sonra duayı beklemeden işimize giderken yolda Âyet-el kürsiyi okumak ve tesbihleri çekmekte mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Namaz kıldıktan sonra tesbih çekmek şart değildir, işi olan işine gidebilir. Tesbihi yolda da çekebilir. Fakat mühim ve acil işi olmayan mutlaka tesbih çekmelidir. Çünkü namazlardan sonra tesbih çekmenin fazileti çoktur.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Namaz kılan kişi, Rabbi ile konuşmakta, Ona yalvarmakta ve Onun büyüklüğünü ve Ondan başka her şeyin hiç olduğunu görmektedir. Peygamber efendimiz, (Farz namazdan sonra 33 tesbih, 33 tahmid, 33 tekbir ve bir de tehlil) emretmiştir. Bunun sebebi, namazdaki kusurlar Tesbih ile örtülür. Layık olan, tam ibadet yapılamadığı bildirilir. Tahmid ile, namaz kılmakla şereflenmenin Onun yardımı ve eriştirmesi ile olduğu bilinerek, bu büyük nimete hamd edilir. Tekbir ederek de, Ondan başka ibadete layık kimse olmadığı bildirilir. (m.304)<br />
<br />
İşi olanın duayı beklemeden gitmesi, yolda okuması caizdir. Zaruret olmadıkça, dua ve tesbihleri terk etmemelidir. Âyet-el kürsi ve tesbihlerin fazileti büyüktür. Ey Oğul İlmihali’ndeki hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Kim, farz namazı bitirince, yerinden kalkmadan bir defa Âyet-el kürsiyi okuyup 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahü ekber derse, 99 olur. Bir defa da La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir, dese Hak teâlâ o kişinin günahlarını affeder.)<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte de, sabah namazını kılıp, yerinden kalkmadan ve konuşmadan on defa, "La ilahe illallahü vahdehü la-şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyi ve yümit ve hüve ala külli şeyin kadir" okuyanın, o gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunacağı ve birçok sevaplara kavuşacağı bildiriliyor. (Nesai)<br />
<br />
Allahü teâlânın affettiği günahlar, yalnız kendisi ile o kulu arasında olan, tevbe etmiş olduğu günahlardır. Kul hakkından kurtulmak için helalleşmek de gerekir.<br />
<br />
Sual: İmam duaya başlayınca, tesbih çekmeyen de duaya katılır mı?<br />
CEVAP<br />
Tesbihi çektikten sonra duaya katılmak daha iyidir.<br />
<br />
Sual: İhtiyaç halinde sol el ile tesbih çekmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Elbette caizdir. Peygamber efendimizin iyi işlere sağdan başlaması, giyim-kuşam, yiyip-içmek gibi âdetlerine (Sünnet-i zevaid) denir. Bunları unutarak veya bir özürle terk etmekte hiç mahzur yoktur. (Hadika)<br />
<br />
Hayırlı yani iyi işleri sağ el ile yapmak sünnettir. Sol ile de yapılsa mahzuru olmaz ama her işte Peygamber efendimize uymak iyidir.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra (selam verdikten sonra) ve tesbihler ile duadan sonra ne okunur?<br />
CEVAP<br />
Namazdan sonra (selam verdikten sonra), üç defa:<br />
"Estagfirullah, Estagfirullah min külli ma kerihallah, Estagfirullah el azim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etübü ileyh"<br />
Tesbihlerden ve duadan sonra da yalnız 67 kere estagfirullah söyleyip 70'e tamamlamalıdır.<br />
<br />
Sual: Tesbih çekerken, tesbihatı kendi duyacağımız şekilde sesli söylemek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet gerekir.<br />
<br />
Tesbihi elle saymak<br />
Sual: Tesbihi elle mi yoksa tesbihle mi çekmek daha sevabdır?<br />
CEVAP<br />
Herkes hangisiyle daha rahat çekerse, daha rahat sayarsa öyle yapması daha uygun olur.<br />
<br />
Bazılarının sandığı gibi tesbihle tesbih çekmek sünnete aykırı değildir. Tesbih kullanmak sünnettir. (Fetava-i fıkhiyye s.152, Faideli Bilgiler)<br />
<br />
Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri de tesbih kullanmanın sünnet olduğu hakkında bir risale yazmıştır. (Eshab-ı Kiram kitabı)<br />
<br />
Eshab-ı Kiram kitabı<br />
Sual: Gazetede çıkan bir yazıda, Eshab-ı Kiram kitabından alınarak, Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin tesbih kullanmanın sünnet olduğunu yazdığı belirtilmiş. Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin Eshab-ı Kiram kitabında, tesbih kullanmakla ilgili bir bilgi yok. Bir yanlışlık mı var?<br />
CEVAP<br />
O yazıda bahsedilen kitap, Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin (Sahabe-i kiram) kitabı değildir. Hakikat Kitabevi yayınlarından olan Eshab-ı Kiram kitabıdır. Bu kitabın 72. baskısında 158. sayfada deniyor ki:<br />
Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin, risale büyüklüğünde müteaddid mektupları vardır. Mevlid okunmasının ve tesbih kullanmanın başlangıcı ve meşruiyeti ve (Rabıta-yı şerife) risalesi ve İslam halifelerinin sonuncusu olan Sultan Vahîdeddin han zamanında (Medrese-i mütehassısin) denilen İslam üniversitesinde tasavvuf müderrisi [profesörü] iken yazdıkları (Erriyaz-ut-tasavvufiyye) kitabı ve (Sahabe-i kiram) ve (Ecdad-ı Peygamberi) risaleleri ve İslam hukuku isimli eserleri, Arabî, Fârisî ve Türkçe şiirleri pek kıymetlidir.<br />
<br />
Biz buradan alarak, o yazıyı yazmış ve kaynak olarak da, Hakikat Kitabevi yayını olan Eshab-ı Kiram kitabını göstermiştik. Yanlışlık yoktur, sadece yanlış anlaşılma vardır.<br />
<br />
Sual: Bazıları tesbih çekerken Sübhanallah derken tesbihi aşağıdan yukarıya doğru, Elhamdülillah derken düz, Allahü ekber derken yukarıdan aşağı doğru tutuyor. Neden böyle yapıyorsunuz? diye sorduğumuzda Sırat köprüsü böyle olduğu için diyorlar. Böyle yapmakta mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Bir mahzuru yoktur.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra Âyet-el kürsi okunduktan sonra tesbihe niçin üflüyoruz?<br />
CEVAP<br />
Tesbihe üflenmez. Elimize üfleriz. Üflemek caizdir, çünkü Peygamber efendimiz bir şey okuduğu zaman bazen ellerine üfleyip mübarek vücutlarına sürerlerdi. Ellere üflerken tesbihe de üflenirse mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Güneş doğarken ve güneş batarken tesbih ve dua etmekte mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru yok. Sadece sabah namazı güneş doğarken kılınmaz. İkindi namazı güneş batmadan başlanırsa, güneş battıktan sonra devam edilir.<br />
<br />
Sual: Akşam ve sabah namazından sonra haşr suresinin sonunu, yatsıdan sonra Amenerresulüyü okumak müstehap mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet müstehaptır.<br />
<br />
Sual: Haşr suresini okurken 3.de (Esteizü) demek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: 33 lük tesbihle tesbih çekmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Namaz kılınca yanımızda gürültü yapan kişiye yapma kafam karışıyor anlamında ima etmek için tesbihleri biraz yüksek sesle söylemek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet caizdir.<br />
<br />
Sual: Namazları yavaş kılıyorum. Tam ben namazı bitirip tesbihata başlayacakken Kur'an okunuyor. Kur’an okunurken dinleyip sonra mı tesbihatı yapmalıyım, yoksa okunurken tesbihatı yapmaya devam etmeli miyim?<br />
CEVAP<br />
Okunan Kur'anı dinlemek farzdır, bin sene tesbih çekseniz o kadar sevap alamazsınız. Çünkü nafile, farzın yanında denizle damla gibi bile değildir. Onun için farzı tercih etmeli, yani Kur'anı dinlemeli. Hatta Kur'an okunurken sünnet ve nafile namaz da kılmamalı.<br />
<br />
Sual: Farz namazlardan önce veya sonra secdeye kapanarak dua edilmez mi?<br />
CEVAP<br />
Namaz içinde secdede iken dua edilmez. Farz namaz dışında her zaman secdeye kapanıp dua edilir. Ancak farz ile sünnet, sünnet ile farz arasında yapmamalıdır. Ancak bazı nafile namazlarda secdede bildirilen tesbihler okunur.<br />
<br />
Sual: Bazıları üç istigfarı imam selam verdikten sonra okuyor. Allahümme entesselam...dan sonra okunması mı gerekiyor?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Kış günü soğuk olunca, namazı kılıp tesbih ve duaları yatakta okumak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra, hep aynı duayı okumak mekruh mudur?<br />
CEVAP<br />
Şuurla, uyanık kalb ile okunursa, hep aynı dua olsa da mekruh olmaz. Bir duayı ezberleyip, şiir okur gibi okumak mekruhtur. Yani ezberlenen şeyi papağan gibi tekrar etmek mekruhtur. Ama ne istediğini bilerek aynı şeyleri istemek mekruh olmaz.<br />
<br />
Dua ederken<br />
Sual: Duaya el kaldırırken, bazı imamlar, iki eli aynı anda kaldırıyor, bazılarıysa, önce sağ eli, sonra sol eli kaldırıyorlar. Hangisi doğrudur?<br />
CEVAP<br />
İki eli aynı anda kaldırmalıdır.<br />
<br />
Tesbih bid’at mi?<br />
Sual: Numaratörle veya elektronik sayaçla tesbih çekmek, zikretmek bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
Sayı saymak ibadet değil, âdettir. Deveye binmek zevaid sünnettir. Otomobile, uçağa binmek âdettir, sünnete aykırı değildir. Bunun gibi, mekanik veya elektronik aletlerle tesbih çekmek bid’at değildir. Ancak bu aletleri insanların içinde kullanmak dikkati çeker. Riyaya, fitneye sebep olabilir, gösterişe kaçabilir. Bu bakımdan cep içinde ve tenhada çekilmelidir.<br />
<br />
Normal tesbihlerle de, elektronik tesbihlerle de tesbih çekmek bid’at değildir. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:<br />
Resulullah efendimiz, bir kadının tesbihleri, çekirdeklerle saydığını görmüş; fakat yasaklamamıştır. Bu da, tesbihleri, taşla, çekirdekle ve tesbihle çekmenin caiz olduğunu göstermektedir. Delili de şudur: Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbni Hibban ve Hâkim’in; Said bin Ebi Vakkas’tan [radıyallahü anh] rivayet ettikleri hadis-i şerifte, Resulullah bir kadının çekirdeklerle veya çakıl taşlarıyla tesbih çektiğini gördüğü halde yasaklamadığını bildirmektedir. (Redd-ül-muhtar)<br />
<br />
Peygamber efendimiz işin aslını bildirirdi. Mesela, (Ezanı yüksek yerde okuyun) buyurmuştur. Bunun için Minarede ezan okumak sünnete aykırıdır denmez. Tesbihi hurma çekirdeğiyle, iğde çekirdeğiyle veya çakıl taşıyla saymak, sünnete aykırı değildir. Merhum hocamızın bir hatırası, bu konuyu çok iyi açıklamaktadır:<br />
Lisede öğretmen iken derste, bir talebe, (Hocam, harpte ölen Müslüman şehit olur mu?) dedi. (Evet, olur) dedim. (Peygamber bunu haber verdi mi?) dedi. (Evet) dedim. (Denizde boğulursa da, uçaktan düşerse de, helikopterden düşüp ölürse de şehit olur mu?) dedi. (Evet, olur) dedim. (Peygamberimiz bunları da haber verdi mi?) dedi. (Evet, haber verdi) dedim. Bir kahraman edasıyla, (Hocam, o zaman uçak ve helikopter var mı idi?) dedi. (Peygamber efendimiz, Cami-ul-kelim idi. Çok şeyleri, bir kelimeyle, bir cümleyle bildirirdi. (Yüksekten düşen şehit olur) buyurdu) dedim. Talebe, (Şimdi anladım) dedi.<br />
<br />
Demek ki, attan düşsün, minareden düşsün, teleferikten düşsün, yüksek yerden düşüp ölünce şehit olur. O zaman minare ve teleferik yoktu denmez.<br />
<br />
Kanserden ölen müminin şehit olduğu bildirilince, (O zaman kanser mi vardı da, Resulullah bildirdi) diyenlere, hadis-i şerifte iç hastalıklarından ölen şehit olacağı açıklanmıştı. Her hastalığın ismen teker teker bildirilmesi gerekmez. Şu hadis-i şerif birçok hastalığı içine almaktadır: (İç hastalıklarından ölen kimse şehittir.) [İbni Asakir]<br />
<br />
Tesbih taneleri<br />
Sual: Tesbihteki taneler, 33 değil de, fazla veya eksik olursa mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Bilinmeyince mahzuru olmaz. 33 sayısı, 3’ün katı olduğu için, tesbih çekerken, bazen üçer üçer çekilirse, eksik veya fazla olup olmadığı, ayrıca saymadan anlaşılabilir.<br />
<br />
Cenneti istemek<br />
Sual: Namazdan sonra cenneti istemek ve cehennemden korunmak için hangi duayı okumalı?<br />
CEVAP<br />
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Namazı bitiren kimse, hiçbir şey konuşmadan “Allahümme ecirnî minennâr ve edhılnil cennete” demezse melekler, “Yazık şuna, cehennemden korunmasını istemekten aciz kaldı”, cennet de, “Yazık şuna cenneti istemekten aciz oldu” der.) [Taberani] Duanın anlamı, (Ya Rabbi, cehennemden koru, cennete dâhil eyle) demektir. Bu dua, namazdan sonra, dua ederken okunabilir. Namazı bitirince demek, tesbihleri çekip duayı ettikten sonra demektir. Tesbihlerden önce yapılması bid’at olur. Duadan sonra konuşsa da, o duayı okursa, bildirilen ecre kavuşur.<br />
<br />
Dua ederken<br />
Sual: Dua ederken, parmakların araları açılır mı?<br />
CEVAP<br />
Hayır, beşi de bitişik olur.<br />
<br />
Namazdan sonra Amenerresulü okunurken<br />
Sual: Amenerresulü okunurken dinleyenlerin dua kısmında âmin demeleri caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir, iyi olur. (Şir’a)<br />
<br />
Haşr suresinin sonu<br />
Sual: Sabah ve akşam namazınında sonra okunan Haşr suresinin sonunu, Hüvallahüllezi yerine Lev enzelna’dan başlayarak okumak bid’at olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır bid’at değildir. Peygamber efendimizin Lev enzelnadan okuduğu da bildirildi. La yestevi’den okunsa, hatta Haşr suresinin tamamı okunsa yine bid’at olmaz. Yatsı vakti, Bekara suresinin son iki âyeti yani Amenerresulü diye başlayan iki âyet okunur. Daha fazla okunsa, Bekara’nın tamamı okunsa yine bid’at olmaz.<br />
<br />
Namazda okumak<br />
Sual: Sabah ve akşam Haşr suresinin sonunu, gece yatarken de Amenerresulü’yü okumak çok sevap. Bunları namazda okumak, denilen vakitte okumak yerine geçer mi?<br />
CEVAP<br />
Evet daha iyi olur. Her zaman sabah ve akşam namazının ya farzının veya sünnetinin ilk rekatında hep Haşr suresinin sonu yani Hüvallahüllezi okunabilir. İkinci rekatta da herhangi bir sure okunur. İkinci rekattaki değişik olunca sakıncası olmaz. İkinci rekatta hep aynı sure okunursa, birinci rekatta okunan değişik olmalı. Yatsı namazının sünnetinde veya farzında da Amenerresülü okunur. Bilen ve vakti olan Tebareke suresini de okursa daha iyi olur.<br />
<br />
Üç istigfar okumak<br />
Sual: Namazlardan önce üç kere istigfar okumak gerekiyormuş. Bunu kametten önce mi sonra mı okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Namazlardan önce üç kere istigfar okumak gerekmez. Sadece bütün namazlar bitince, selam verip, (Allahümme entesselamü…) dedikten sonra, üç kere istigfar duası okunur. Bu, sünnettir. Bir de cuma günü sabah namazının sünnetinden önce üç kere istigfar duası okunur. Diğer namazlardan önce okumak gerekmez. Her namazdan önce, üç kere, beş kere, yüz kere de okunsa mahzuru olmaz, ama (Burada şu kadar okumak sünnettir) denirse yanlış olur, bid’at çıkarılmış olur. Mesela, Yasin-i şerif okunurken Selamün kavlen… âyet-i kerimesini üç kere okuyorlar. Üç kere, beş kere, yüz kere okumak caizdir, ancak (Üç kere okumak sünnettir) denirse bid’at çıkarılmış olur. Bu inceliği iyi bilmeli. İstigfarı ve diğer duaları her zaman okumakta mahzur yoktur. Ancak dinimizin bildirdikleri dışında, (Şu zaman, şu kadar okumak gerekir) demek bid’at olur.<br />
<br />
Duaya el kaldırırken<br />
Sual: Namazdan sonra duaya başlarken, (Sübhâne rabbiyel aliyyil a’lel vehhâb) demek mi, yoksa (Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil-âlemîn) âyet-i kerimesini mi okumak evladır?<br />
CEVAP<br />
İkisini birlikte okumak evladır.<br />
<br />
Fatiha okurken<br />
Sual: Namaz kılıp, duayı bitirdikten sonra Fatiha okunursa, elleri kaldırmadan mı okunur?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Tesbih kullanmak<br />
Sual: Bulgaristan’dan gelen bazı göçmenler, dua ederken parmakları birbirine geçiriyorlar. Namaz sonunda tesbih çekerken bid’at diye tesbih de kullanmıyorlar. Ellerini dizlerine koyarak parmaklarıyla çekiyorlar. Dört mezhebin imamları, müctehid âlimler, İmam-ı Rabbani hazretleri, Abdülkadir-i Geylani hazretleri ve diğer tasavvuf âlimleri tesbih çektikleri halde, bütün tekkeler tesbihle doluyken bunlar niye çekmiyorlar? Bütün âlimlerinki yanlış da, tek Bunlarınki mi doğru?<br />
CEVAP<br />
Tesbihle tesbih çekmek bid’at değildir. Zannımıza göre, bizim Türkiye’deki diğer insanlardan bir farkımız olsun diye öyle yapılmış olabilir. Hele dua ederken parmak geçirilmesi bu zannı doğrulamaktadır. Vehhabiler ve Şiiler de parmaklarını geçirmiyorlar. Demek herkesten farklı bir dua ve tesbih çekme usulü çıkarılmış.<br />
<br />
Sabah ve ikindiden sonra<br />
Sual: (Sabah ve ikindi namazlarından sonra son sünnet olmadığı için cemaatin yerinden kalkmaması gerekiyor) diyenler var. Doğru mudur?<br />
CEVAP<br />
Doğru değildir. Safları bozmak müstehabdır, son sünneti olmayan namazlar bundan istisna tutulmamıştır. Kitaplarda deniyor ki:<br />
Farz namazları kılınca, safları bozmak müstehabdır. (S. Ebediye)<br />
<br />
Cemaatin farz namazdan sonra safları bozması, sonradan gelen kimselerin onların farz kıldığını sanmaması için müstehabdır. (Halebî-yi sagir)<br />
<br />
Görüldüğü gibi safları bozmak, sabah ve ikindi namazlar dahil bütün namazlar için bildiriliyor.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerle amel etmek<br />
Sual: Camiye girince oturmadan namaz kılınırsa veya ayağa kalkmadan şu dua okunursa şu sevab alınır diye hadisler var. Camide oturulduktan veya ayağa kalkıldıktan sonra okunursa sevabı azalır mı, yoksa hiç sevab olmaz mı?<br />
CEVAP<br />
Hadis-i şeriflerden bizim hüküm çıkarmaya çalışmamız ve çıkardığımız hükümle amel etmemiz çok yanlış olur, çünkü o hadis-i şerif ictihad isteyebilir, başka bir hadis-i şerifle değişmiş olabilir, nesh edilmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. Mezhebimizin hükmü neyse onunla amel edilir. (Berika)<br />
<br />
Mesela hadis-i şerifte, denizden çıkan her hayvanın yendiği bildirilirken, Hanefî âlimleri deniz haşeratının yenmesinin caiz olmadığını bildirmişlerdir. Yine hadis-i şerifte kan aldırmanın, vücuttan kanın çıkmasının abdesti bozmayacağı bildirildiği hâlde, Hanefî âlimleri, vücuttan kan çıkınca abdestin bozulacağına hükmetmişlerdir. Bunun için bizim, hadis-i şerifle değil, mezhebimizin o konudaki hükmüyle amel etmemiz gerekir. Bildirdiğiniz hadis-i şeriflerden birkaçı:<br />
(Mescide girince, oturmadan önce iki rekât namaz [tehıyyet-ül mescid] kılın!) [Buharî] (Hanefî’ye göre, oturduktan sonra da kalkıp kılınabilir.)<br />
<br />
(Akşam namazından sonra, konuşmadan 6 rekât namaz kılan, 12 yıl nafile ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur.) [İbni Mace] (Konuşulmuş olsa da yine Evvabin sevabı alınır.)<br />
<br />
(Sabah namazını kıldıktan sonra konuşmadan kıbleye karşı durup, güneş bir mızrak yükseldikten sonra, iki rekât işrak namazı kılan Cennetliktir.) [İslam Ahlakı] Konuşulsa da, yine o vakitte işrak namazı kılınınca işrak sevabı hâsıl olur.<br />
<br />
(Akşam namazını kıldıktan sonra, hiç konuşmadan yedi kere “Allahümme ecirnî minen-nâr” diyen, o gece ölürse, ona Cehennem ateşinden kurtuluş emânı [belgesi] verilir. Sabah namazından sonra da aynı şekilde okuyup, o gün ölene, yine ateşten kurtuluş emânı verilir.) [Müslim] Bunun da tesbihlerden önce yapılması bid’at olur. Konuştuktan sonra okuyan da aynı sevaba kavuşur.<br />
<br />
(Namazı bitiren kimse, hiç konuşmadan “Allahümme ecirnî minennâr ve edhılnil Cennete” demezse melekler, “Yazık şuna! Cehennemden korunmasını istemekten aciz kaldı”, Cennet de, “Yazık şuna! Cenneti istemekten aciz oldu” der.) [Taberanî]<br />
<br />
Namazı bitirince demek, tesbihleri çekip duayı ettikten sonra demektir. Tesbihlerden önce yapılması bid’at olur. Duadan sonra konuşsa da, o duayı okursa, bildirilen ecre kavuşur.<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte de, sabah namazını kılıp, yerinden kalkmadan ve konuşmadan on defa, (La ilahe illallahü vahdehü lâ-şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey’in kadîr) okuyanın, o gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunacağı ve birçok sevablara kavuşacağı bildiriliyor. (Nesaî)<br />
<br />
Yerinden kalksa da, okumadan önce konuşsa da, yine duanın faziletine kavuşur. Elbette daha iyi olanı, konuşmadan okumaktır.<br />
<br />
Tesbihi fazla söylemek<br />
Sual: Her gün çekilen veya namazların sonundaki tesbihler unutularak yahut dalgınlıkla fazla çekilse bir mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Unutunca mahzuru olmaz.<br />
<br />
Dua ederken<br />
Sual: Ben dua ederken, (Ya Rabbi, sen kalblerdekini bilirsin. Benim ne isteyeceğimi, neye ihtiyacım olduğunu sen bilirsin. Onları kabul et!) diyorum. Başka dua etmiyorum. Bunun mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Dua ibadettir, ibadetin tarif edilmesi değil, yapılması gerekir. Allahü teâlâ elbette istediklerimizi bilir, fakat bunları duada söylemek ibadettir. Yapılmadan (Yaptım kabul et!) veya (Ya Rabbi, namaz kılacağımı ve namazda neleri okuyacağımı sen biliyorsun, o hâlde onları kılmış ve okumuş gibi kabul et!) denmez. Bildirildiği şekilde okumak ve yapmak lazımdır.<br />
<br />
Tesbih çekerken<br />
Sual: Namaz sonunda, tesbihleri parmaklarla veya normal tesbihle yahut elektronik tesbihlerle çekerken eli aşağıya koymak edebe aykırı olur mu?<br />
CEVAP<br />
Evet, göbekten aşağı koyarak saymak edebe aykırı olur. Parmakla sayarken de, elimizi göbekten yukarı tutmalıyız.<br />
<br />
Namaz içinde dua<br />
Sual: Bir hadis-i kudsîde, (Abdesti bozulunca, abdest almayan, abdest alıp da, iki rekât namaz kılmayan, namaz kılıp da, bir ihtiyacı için bana dua etmeyen kimse, bana cefa etmiş olur. O kişi, dua eder de, duasını kabul etmezsem bu sefer ben ona cefa etmiş olurum. Hâlbuki ben cefa etmem) buyuruluyor. Namaz bittikten sonra değil de, namaz içinde, Salli Bariklerden sonra dua eden, bu müjdeye kavuşur mu?<br />
CEVAP<br />
Evet, namazda Salli Bariklerden sonra, Rabbena âtina veya başka dualar okunursa, Allahü teâlâdan ihtiyacımız olan şeyler istenmiş olur. Namazdan sonra da dua edilse, yine bu müjdeye kavuşulmuş olur.<br />
<br />
Dua etmek de ibadettir<br />
Sual: Çalgı aleti veya TV olan yerde namaz kılmak mekruh olup, edilen dualar makbul olmadığına göre, orada mecburen namaz kılıyorum, fakat kabul olmayacağı için dua etmiyorum. Doğru yapıyorum değil mi?<br />
CEVAP<br />
Dua etmemek hiç uygun olur mu? Çünkü dua etmek, namaz, oruç gibi ibadettir. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Odada uygunsuz şeyler olsa da, dua vazifesi terk edilmez. Bir zaruret olunca, helâda da namaz kılınır, dua edilir. Çalgı aleti olan yerde namazın mekruh olması demek, sevabının azalması demektir. Ama namaz kılmayan haram işlemiş olur. Mecbur kalınca, namaz kılınır, dua da edilir.<br />
<br />
Sual: Namazlardan sonra, duadan önce çekilen tesbihlerin adedi, kitaplarda bildirilmiştir. O tesbihleri mutlaka bildirilen miktarda mı çekmek gerekir?<br />
Cevap: Namazdan sonraki tesbihleri okurken otuzüç adedine dikkat etmek lazımdır. İslâmiyetin emirlerinde, hikmetler, faydalar vardır. Bu adetler, ilacın miktarı gibidir. Fazla veya noksan olursa, istenilen fayda hasıl olmaz.<br />
<br />
Âyet-el-kürsî, namazın sonunda okunur<br />
Sual: Âyetel kürsiyi vaktin farzını kıldıktan sonra mı yoksa o vakte ait son sünneti veya vitri kıldıktan sonra mı okumalıdır?<br />
Cevap: Konu ile alakalı olarak Merâkıl-felâh ve Tahtâvî şerhinde deniyor ki:<br />
“Farzdan sonra, hemen son sünnete kalkmak, arada bir şey okumamak, Hanefi mezhebinde sünnettir. Peygamber Efendimiz, farzı kılınca 'Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârekte yâ zelcelâli velikrâm' diyecek kadar oturup, fazla oturmaz, hemen son sünneti kılardı. Âyet-el-kürsî ile tesbihleri, farzla sünnet arasında okumazdı. Bunları, son sünnetten sonra okumak, farzdan sonra okuma sevabını hasıl eder. Farzdan önceki sünnetler de, böyle olup, farz ile sünnet arasında bir şey okunursa, namazın sevabı azalır. Son sünneti, imamın farz kıldığı yerde kılması mekruhtur. Cemaatin kılması mekruh değil ise de, başka yerde kılmaları müstehabtır. Müstehabı yapmayanın namazı noksan olmaz, sevabından mahrum kalır. Farzı veya son sünneti kılınca, imamın sağa, sola veya cemaate dönmesi müstehabtır. İşlerini görmesi için, hemen gitmesi de caizdir. Hadis-i şerifte;<br />
(Her namazdan sonra, üç kere, "Estağfirul-lahel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ huv el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh" okuyanın, bütün günahları af olur) buyuruldu. İstiğfardan sonra, Âyet-el-kürsî ve otuzüç kere Sübhânallah, otuzüç kere Elhamdülillah ve otuzüç kere Allahü ekber ve bir kelime-i tehlîl yani (Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerîke leh...) okumaları ve ellerini göğüs hizasına kaldırarak, kendileri için ve bütün Müslümanlar için dua etmeleri de müstehabtır.”<br />
<br />
Sual: Erkekler, namazdan sonra dua ederken, ellerini nasıl açar ve kollarını nasıl tutarlar?<br />
Cevap: Namazdan sonra dua ederken erkekler, kollarını göğüs hizasına kaldırırlar. Dirsekler fazla bükülmez. Duadan sonra, sübhâne rabbike... âyet-i kerimesini okuyup, elleri yüze sürerler. Hastalık veya soğuk gibi sebeple ellerini kaldıramayan kimse, şahadet parmağı ile işaret eder. Parmaklar kıbleye karşı çevrilir. Kollar, sağa sola doğru açılmaz, birbirine yakın, ileri doğru tutulur.<br />
<br />
Sual: Dualar ne zaman kabul olur ve dua ederken eller nasıl açılmalıdır?<br />
Cevap: Konu ile alakalı olarak Şir'at-ül-islâm şerhinde deniyor ki:<br />
“Hadis-i şerifte; (Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olunur) buyuruldu. Duaya hamd, sena ve salevat ile başlamak ve sonunda iki avucu yüze sürmek sünnettir.” Fetâvâ-yi Hindiyyede;<br />
“Dua ederken, avuçlar semaya, göğe karşı açık, iki el aralık ve göğüs hizasında olmalıdır” deniyor. Şiiler ve Vehhabiler, dua ederken, iki avuç açık, birbirlerine bitişik, parmaklar yapışık, göğüs hizasında, yüze karşı tutmaktadırlar.<br />
<br />
Sual: Bazen, vakit darlığından dolayı namazdan sonra âyet-el kürsi ve tesbihleri okumayanlar oluyor. Böyle yapmak doğru olur mu?<br />
Cevap: Her beş vakit namazdan sonra, Âyet-el-kürsî okumaya ve tesbihleri çekmeye çalışmalı, bunları terk etmemelidir. Zira Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Farz namazlarından sonra Âyet-el-kürsî okuyan kimse ile Cennet arasında, ölümden başka mani yoktur.)<br />
<br />
Beş vakit namazdan sonra, sessizce, otuzüç kere kelime-i tenzih yani Sübhânallah, otuzüç kere tahmid yani Elhamdülillah ve otuzüç defa tekbir yani Allahü ekber ve en sonra, bir kere “Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîke leh, lehülmülkü velehül hamdü yühyî ve yümît ve hüve alâ külli şey’in kadîr” demelidir ki, hepsi yüz olur.<br />
<br />
Namazdan sonra yapılacak dua<br />
Sual: Namazı kıldıktan, tesbihleri çektikten sonra nasıl dua etmeli, duada neler söylemeli, neler okumalıdır?<br />
Cevap: Namazdan sonra yapılacak dua ile alakalı olarak Miftâh-ul Cennet kitabında, duada söylenecek ve okunacaklar hakkında şöyle bildirilmektedir:<br />
“Elhamdülillahi Rabbil'âlemin. Essalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve Âlihî ve Sahbihî ecma'în. Ya Rabbi! Kıldığım namazı kabul eyle! Ahir ve akıbetimi hayr eyle. Son nefesimde Kelime-i tevhid söylememi nasib eyle. Ölmüşlerimi af ve mağfiret eyle. Allahümmagfir verham ve ente hayrürrâhimîn. Teveffenî müslimen ve elhıknî bissâlihîn. Allahümmagfir-lî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lilmü'minîne vel mü'minât yevme yekûmül hisâb. Ya Rabbi! Beni şeytan şerrinden, düşman şerrinden ve nefs-i emmârem şerrinden muhafaza eyle! Evimize iyilikler, helal ve hayırlı rızıklar ihsan eyle! Ehl-i islama selamet ihsan eyle! A'dây-ı müslimîni kahr ve perişan eyle! Kâfirlerle cihad etmekte olan Müslümanlara imdâd-i ilâhiyyen ile imdâd eyle! Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü annî. Ya Rabbi! Hastalarımıza şifa, dertli olanlarımıza deva ihsan eyle! Allahümme innî es'elükessıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnelhulkı verrıdâe bilkaderi bi-rahmetike yâ erhamerrâhimîn. Anama, babama, evlatlarıma, akraba, ahbabıma ve bütün din kardeşlerime hayırlı ömürler ve hüsn-i hulk, akl-ı selîm ve sıhhat ve âfiyet, rüşdü hidâyet ve istikâmet ihsan eyle ya Rabbi! Âmin. Velhamdü-lillâhi rabbil'âlemîn. Allahümme salli alâ..., Allahümme bârik alâ..., Allahümme Rabbenâ âtinâ... Velhamdü lillâhi Rabbil'âlemîn. Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, estağfirullahel'azîm elkerîm ellezî lâ ilâhe illâ huv el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh.”<br />
<br />
Namaz bitince yapılanlar<br />
Sual: Namazı bitirince mesela öğle namazının son sünnetini de kıldıktan sonra, neler okunur, bu okunanların bir sırası var mıdır, nelere dikkat edilmelidir?<br />
Cevap: Bu konuda Miftâh-ul Cennet kitabında namazın adâbı anlatılırken buyuruluyor ki:<br />
“1- Yalnız kılmış olan veya imamla kılan kimse, selamdan sonra, Allahümme entesselâmü ve minkes-selâmü tebârekte yâ zel-celâli vel-ikrâm demek. Bundan sonra, üç kerre Estagfirul-lahel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv elhayyelkayyûme ve etûbü ileyh demek. Buna İstiğfar duası denir.<br />
<br />
2- Bundan sonra, Âyetel-kürsî okumak.<br />
<br />
3- Otuzüç kere Sübhânallah demek.<br />
<br />
4- Otuzüç kere Elhamdülillah demek.<br />
<br />
5- Otuzüç kere Allahü ekber demek.<br />
<br />
6- Bir kere Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîkeleh lehül mülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr demek.<br />
<br />
7- Kolları ileri uzatıp, ellerini duanın kıblesi olan Arş'a açıp, dua etmek.<br />
<br />
8- Dua sonunda âmin demek.<br />
<br />
9- Duanın sonunda elini yüzüne sığamak, sürmek.<br />
<br />
10- Sonra, her birinde Besmele çekerek, onbir İhlâs-ı şerîf okumak. Sonra birer Kul'e'ûzü okumak ve 67 Estağfirullah diyerek yetmişe tamamlamak, on kerre, Sübhânallah ve bi-hamdihi sübhânallahil'azîm demek. Sonra Sübhâne Rabbike.. âyetini okumaktır. Bunlar, Merâkıl-felâh kitabında da yazılıdır. Hadîs-i şerifte;<br />
(Beş vakit farz namazdan sonra yapılan dua kabul olur) buyuruldu. Fakat dua, uyanık kalp ile ve sessiz yapılmalıdır.”</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazdan sonra dua ve tesbih</span></span><br />
<br />
Sual: Namaz bittikten sonra neler yapılır?<br />
CEVAP<br />
Yalnız kılmış olan veya imamla kılan kimse, selamın akabinde, (Allahümme entesselamü ve minkes-selamü tebarekte ya zel-celali vel-ikram) der.<br />
<br />
Bundan sonra, 3 kere (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüv elhayyelkayyume ve etübü ileyh) der. Buna istigfar duası denir.<br />
<br />
Sonra Âyet-el-kürsi okunur, 33 kere (Sübhanallah), 33 kere (Elhamdülillah) ve 33 kere (Allahü ekber) denir. Bir kere (La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir) denir. Bunların arasına başka dualar karıştırmak bid’at olur.<br />
<br />
Sonra eller kaldırılıp dua edilir. Duadan sonra âmin denir ve eller yüze sürülür. Hadis-i şerifte, (Beş vakit farz namazdan sonra yapılan dua kabul olur) buyuruldu.<br />
<br />
Sual: Duadan sonra okunacak sure ve zikirler nelerdir?<br />
CEVAP<br />
11 kere İhlas-ı şerif, bir kere Kuleuzüler okunur ve 67 Estagfirullah denerek yetmişe tamamlanır. On kere (Sübhanallah ve bi-hamdihi sübhanallahilazim) denir. Sübhane Rabbike âyeti okunur.<br />
<br />
Sual: Hacda gördük. Bazıları tesbih çekmeden, dua etmeden kalkıyorlar. Namazdan sonra toplu olarak tesbih çekmek, imamın duasına âmin demek bid’at diyorlar. Bunlar bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
Cemaatin imam ile birlikte, sessizce dua etmeleri efdaldir. Ayrı ayrı dua yapmaları ve dua etmeden kalkıp gitmeleri de caizdir. Ama bunu âdet haline getirmemelidir. Hem imamın duasına âmin demeli, hem de kendimiz dua etmeliyiz. Bid’at olan sadece müezzinin komut etmesidir. Tesbih çekmek, dua etmek bid’at değildir.<br />
<br />
Din kitaplarında ifadeler şöyledir:<br />
Farzı veya son sünneti kılınca, imamın sağa, sola veya cemaate dönmesi müstehaptır. İşlerini görmesi için, hemen gitmesi de caizdir. Hadis-i şerifte, (Her namazdan sonra, üç kere, Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ huv el-hayyel-kayyume ve etubü ileyh okuyanın, bütün günahları afv olur) buyuruldu. İstiğfârdan sonra, Âyet-el-kürsî ve 33 kere (Sübhânallah), 33 kere (Elhamdülillah) ve 33 kere (Allahü ekber) ve bir (kelime-i tehlil) yani (La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh...) okumaları ve ellerini göğüs hizasına kaldırarak, dua etmeleri de müstehaptır. (Merâkıl-felâh, Tahtavi)<br />
<br />
İmam ve cemaat ile beraber kollarını, az ileriye uzatıp ve göğüs hizasına kaldırıp, avuçları tam açık olarak semaya çevirip dua et ve âmin de. (Ey Oğul İlmihali)<br />
<br />
Âmin ile ilgili dört hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir cemaat topluca dua eder, bir kısmı da âmin derse, Allahü teâlâ o duayı kabul eder.) [Hakim]<br />
<br />
(Dua edenle âmin diyen sevapta ortaktır.) [Deylemi]<br />
<br />
(İmam duada, cemaati hariç tutmasın. Hariç tutarsa onlara hıyanet etmiş olur.) [Beyheki]<br />
<br />
(İmam âmin dediği zaman siz de âmin deyin. Çünkü birinin âmin demesi meleklerin âmin demesine tesadüf ederse onun geçmiş günahları mağfiret olunur.) [Buhari]<br />
<br />
Cemaatin imam ile tesbih çekmesi ve dua etmesi bid’at değil, müstehaptır. (Nimet-i İslam)<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra okunması gereken dualar nelerdir?<br />
CEVAP<br />
Namazlardan sonra, okunması gereken belli dua yoktur. Herkes ihtiyacına göre dua eder. Hep aynı duayı okumak da uygun değildir. Ne istediğini şuurlu olarak bilmek gerekir. Ne istediğinin farkında olmadan dua etmek uygun olmaz. Belli şeyleri ezberleyip, şiir okur gibi dua etmek mekruhtur. Dua, uyanık kalb ile ve sessiz yapılmalı, duayı yalnız namazlardan sonra ve belli zamanlarda yapmak da mekruhtur. Her fırsatta dua etmelidir!<br />
<br />
Mesela şöyle dua edilebilir:<br />
Elhamdülillahi Rabbilâlemin essalatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain.<br />
<br />
Ya Rabbi, kıldığımız namazları kabul eyle! Ahir ve akıbetimizi hayreyle! Son nefesimizde kelime-i tevhid söylememizi nasip eyle! Ölmüşlerimizi af ve mağfiret eyle!<br />
<br />
Allahümmağfir verham ve ente hayrürrahimin. Teveffeni müslimen ve el hıkni bissalihin. Allahümmağfir li veli valideyye ve lilmüminine vel müminat yevme yekumül hisab.<br />
<br />
Ya Rabbi, bizi şeytan ve düşman şerrinden ve nefs-i emmaremizin şerrinden muhafaza eyle! Evimize iyilikler, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan eyle! Ehl-i İslama selamet ihsan eyle! Din düşmanlarını kahr ve perişan eyle! Kâfirlerle cihad etmekte olan müslümanlara imdad-ı ilahiyyen ile imdat eyle!<br />
<br />
Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fa'fü annî.<br />
<br />
Ya Rabbi, hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva ihsan eyle! Allahümme inni eselükessıhhate velafiyete vel-emanete ve hüsnelhulki verridae bilkaderi bi rahmetike ya erhamerrahimin.<br />
<br />
Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, acizlikten, zelil olmaktan, zulüm görmekten, azdıran zenginlik ve azdıran fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşman galebesinden, kötü huydan, bid’at işlemekten, dalalete düşmekten, ihlassız amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, erzeli ömürden, ölürken gelecek fitnelerden, dinimize, dünyamıza zarar verecek şeylerden bizleri koru!<br />
<br />
Hakiki iman, güzel bir ahlak, şükredici bir kalb, zikredici bir dil, kaza ve kadere rıza gösteren hayırlı bir ömür, az yemek, az uyumak, az konuşmak, az gülmek ve çok hizmet etmeyi, kabir azabından ve ahiret dehşetinden kurtulmayı, ömür boyu rızana uygun iş yapmayı, şehit olarak ölmeyi ve son nefeste ehl-i sünnet itikadına uygun bir iman ve tevbe nasip eyle.<br />
<br />
Ya Rabbi, kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sevgine kavuşturacak amellerin sevgisini nasip eyle! İlmimizi, ihlasımızı, kabiliyetimizi artır, muratlardan, muhlaslardan olmamızı nasip eyle, cömert ve îsâr sahibi kullarından eyle.<br />
<br />
Ana babamıza ve evlatlarımıza ve akraba ve ahbabımıza ve bütün din kardeşlerimize hayırlı ömürler ve güzel huy, akl-ı selim ve sıhhat ve afiyet rüşdü hidayet ve istikamet ihsan eyle ya Rabbi! Amin.<br />
<br />
Velhamdü lillahi Rabbilalemin. Allahümme salli ala..., Allahümme barik ala..., Allahümme Rabbena atina... Velhamdü lillahi Rabbilalemin. Estagfirullah, estagfirullah, estagfirullah estagfirullahelazim elkerim ellezi la ilahe illa hü, elhayyel-kayyume ve etubü ileyh.<br />
<br />
Duada geçen kelimelerin açıklaması:<br />
<br />
Riya: İki yüzlülük, Allah’tan başkası için ibadet etme.<br />
Nifak: Münafıklık.<br />
<br />
Şikak: Uyuşmazlık.<br />
Nefs-i emmare: Kötülük yapmak isteyen nefs.<br />
<br />
Rüşdü hidayet: Doğru yolu arayıp bulma.<br />
İstikamet: Doğru yol.<br />
<br />
Kelime-i tevhid: La ilahe illallah Muhammedün Resulullah sözü.<br />
Erzeli ömür: Başkalarına muhtaç olunan sıkıntılı ihtiyarlık dönemi.<br />
<br />
Murat: Seçilmiş kimse.<br />
Muhlas: Devamlı ihlas sahibi.<br />
<br />
Îsâr: Cömertlik, kendine ihtiyacı olmayan şeyleri vermek, îsâr ise, kendine gereken şeyleri vermektir. Yani başkalarını kendine tercih etmektir.<br />
<br />
Sual: Dua ederken göğe bakmakta mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Dua ederken başı yukarı kaldırmak doğru değildir. Allahü teâlâ mekandan münezzehtir. Bazı bid’at ehli gibi, hâşâ, Allahü teâlâyı gökte sanmak çok tehlikelidir. Buhari’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, namaz kılarken de göğe bakmak şiddetle men edilmiştir. (El-Envar)<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, (Sabah-akşam, Haşr suresinin son üç âyetini okuyan şehit olarak ölür) buyurulduğu için, sabah-akşam Haşr suresinin sonunu okuyorum. Camide kıldığım zaman imam okuyor, biz dinliyoruz. Ben okumasam, yine aynı sevaba kavuşur, şehit olarak ölür müyüm?<br />
CEVAP<br />
Kur’an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek farzdır. Dinleyen, okuyandan daha fazla sevap aldığı için, ayrıca okuması gerekmez. Her gece Amenerresulü’yü okuyan da, imamdan dinlemişse, onun da okuması gerekmez. (Şir’a)<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, sabah ve akşam namazlarından sonra, Haşr suresinin [hüvallahülleziden itibaren] son üç âyetinin okunması bildiriliyor. Halbuki çok yerde Lev enzelnadan okunuyor. Yine hadiste, namazlardan sonra, 10 ihlas okunması bildirilirken, siz 11 ihlas okunacağını bildirdiniz. Niçin böyle yapılıyor?<br />
CEVAP<br />
Bir hususta birkaç rivayet varsa, en faziletli olanını seçmek iyi olur. Haşr suresinin sonunu Lev enzelnadan okumak daha iyi olur. Namazdan sonra 10 veya 11 İhlas okunması bildirilmiştir. 11 defa okumak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Sabah namazından sonra 11 defa ihlas okuyan müslümana, Cennette bir burç verilir.) [Harâiti] (Bu hadis-i şerif, Ramuz’un 382. sayfasında vardır.)<br />
<br />
Sual: Bir hadis-i şerifte, sabah namazını kılıp, iki dizinin üstünde otururken, bağdaş kurmadan ve konuşmadan on defa, "La ilahe illallahü vahdehü la-şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyi ve yümit ve hüve ala külli şeyin kadir" okuyanın, o gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunacağı ve birçok sevaplara kavuşacağı bildiriliyor. Ayağında ağrısı olan bağdaş kurup okusa, camiden çıkarken yolda okusa veya sandalyeye oturup okusa, aynı sevaplara kavuşur mu?<br />
CEVAP<br />
Bir işin, ruhsat ve azimet tarafı olur. Hadis-i şerifte bildirilen şekil en uygun olanıdır.<br />
<br />
Kur'an-ı kerim de, iki diz üstüne oturup, kıbleye dönerek edeple okunur. Fakat ihtiyaç olunca, sandalyeye de oturup okunabilir.<br />
<br />
Yolda giderken ezbere okunabilir. Dualar da böyledir. Bir ihtiyaç yokken diz üstü oturup okumalıdır.<br />
<br />
Ayakları ağrıyanın veya uyuşanın bağdaş kurup okumasında mahzur yoktur. Yolda da, sandalye üzerinde de okumak caizdir. Efdal olanı bildirildiği şekilde edebe uygun okumaktır.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra istigfar nasıl okunur?<br />
CEVAP<br />
Namazlardan sonra üç kere Estagfirullah denir. Fakat ve etubü ileyhe kadar okumak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Her namazdan sonra, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüv el-hayyel-kayyume ve etübü ileyh" okuyanın, bütün günahları affolur.) [Merakıl-felah]<br />
<br />
Bu istigfarı müezzinin yüksek sesle okumasının bid’at olduğu El-İbda kitabı s.59 da yazılıdır.<br />
<br />
Sual: Namazlardan sonra Kur'an-ı kerim okunduktan sonra, Fatiha demek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Namazlardan sonra Kur'an-ı kerim okumak da, okumamak da caizdir. Yani okunsa da olur, okunmasa da olur. Ancak Kur'an-ı kerim okumak çok sevap olduğu için vakit müsait ise, Kur'an-ı kerim okumak elbette çok iyidir. Kur'an-ı kerim okuyup Sübhane rabbike âyetinden sonra Fatiha okumasına sebep olunur. Fatiha okumak ise çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Kur'an-ı kerimde hayrı en çok olan sure Fatihadır.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerimin en faziletli suresi Fatihadır.) [Hakim]<br />
<br />
(Fatiha suresi, bütün dertlere devadır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi zehire şifadır.) [Ebuşşeyh]<br />
<br />
Bir sahabi, Fatiha suresini okuduğunu söyleyince Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Yemin ederim ki, Allah, ne Tevratta, ne İncilde, ne de Zeburda, o surenin benzerini indirmemiştir. O, namazlarda tekrar edilen yedi âyet olup, bana verilen Kur'an-ı azimdendir.) [Tirmizi]<br />
<br />
Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamla otururken bir melek gelip dedi ki:<br />
(Senden önce hiç bir Peygambere verilmeyen, sadece sana verilen iki nur ile seni müjdeliyorum. Bunlar Fatiha suresi ile Bekara suresinin son âyetleridir. Bu iki sureden okuyacağın her harften dolayı, istediğin mutlaka verilecektir.) [Müslim]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
Bir kabile reisini yılan soktu. Eshab-ı kiramdan biri Fatiha suresini okuyunca, Allah’ın izni ile hasta şifaya kavuştu. Kabile reisi, bir sürü koyun hediye etti. Sahabi, caiz olup olmadığını bilmediği için Peygamber efendimize sordu. Resulullah, (Ne okudun) buyurdu. O da, Fatiha suresini okuduğunu bildirince, Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Fatihanın şifa olduğunu nereden bildin? O koyunları al, yanındakilere pay et!) [B.Arifin]<br />
<br />
Berikada buyuruluyor ki:<br />
(Dua okuması bildirilen yerlerde, Fatiha okumak daha iyidir. Namazlardan sonra dua edilmesi hadis-i şerifle bildirilmiştir. Fatiha suresi, duaların en iyisini bildirmek için nazil oldu. İmam, Fatiha dediği zaman, herkesin sessizce okumaları iyi olur. Çünkü duaların sonunda hamd etmek müstehaptır. Hamd etmenin en iyisi de Fatiha okumaktır.) [S.137]<br />
<br />
Namazlardan sonra, Kur'an-ı kerim okumak, Kur'an-ı kerim okunduktan sonra Fatiha okumak caizdir. Okunmazsa günahı olmaz. Fakat okunursa sevap olur.<br />
<br />
Sual: Bazı kimseler, Kur’an-ı kerim okunduktan sonra Fatiha demenin ve okumanın bid’at ve haram olduğunu söyleyerek fitne çıkarıyor, bölücülük yapıyorlar. Bu konuda din kitapları ne diyor?<br />
CEVAP<br />
Muhammed Masum Faruki hazretleri birinci cilt, 197. Mektubunda, (Büyüklerimiz, beş vakit namazdan sonra, elleri kaldırarak, Fatiha okumadı. Namazdan sonra, hacetlere kavuşmak için Fatiha okumak bid’attir) buyuruyor.<br />
<br />
Burada, bir hacete kavuşmak için namazlardan sonra elleri kaldırarak Fatiha okumanın caiz olmadığı bildirilmektedir. Normal olarak Fatiha okumanın ise mahzuru yoktur.<br />
<br />
Bu konuda Faideli Bilgiler kitabının, (Doğruya inan, bölücüye aldanma) kısmında deniyor ki:<br />
(Namazlardan ve dualardan sonra Fatiha suresini okumak bid’at midir, değil midir? Bunun cevabını Hâdimi, Berika kitabının 137. sayfasında uzun yazıyor. Kısaca bildirelim: Âlimlerin çoğuna göre, dua okuması bildirilen yerlerde, Fatiha okumak daha iyidir. Namazlardan sonra dua edilmesi de, hadis-i şeriflerde bildirilmiştir. Bid’at, İslamiyet’in sahibinin izni olmadan yapılan ibadetlerdir. Fatiha suresi duaların en iyisini bildirmek için nazil oldu. Bunun namazlardan ve dualardan sonra okunmasına bid’at diyen olmamıştır. Herkesin birlikte yüksek sesle okumaları yasaktır. İmam, fatiha dediği zaman, herkesin sessizce okumaları iyi olur. Çünkü, duaların sonunda hamd etmek müstehaptır. Hamd etmenin en iyisi de, Fatiha okumaktır. Farzla sünnet arasında okumak ve isteklerine [hacetlerine] kavuşmak için okumak mekruhtur.)<br />
<br />
Burada da Fatiha okumanın iyi olduğu bildiriliyor. Ancak yukarıda olduğu gibi hacetlere kavuşmak için okumanın mekruh olduğu bildiriliyor. Koro halinde yüksek sesle farzla sünnet arasında okumanın doğru olmadığı bildirilmektedir.<br />
<br />
İslam Ahlakı kitabında diyor ki:<br />
(Cilâ-ül-kulubda diyor ki: Kabristana gelen bir kimse, ayakta, (Esselamü aleyküm, yâ Ehle dâr-il kavm-ilmü'minin! İnna İnşaallahü an karibin biküm lâhikun) der. Sonra, Besmeleyle 11 İhlas ve bir Fâtiha okur. Kabrin yanına gelince, ölünün sağ [kabrin kıble] ve ayak tarafından yaklaşır. Selam verir. Ayakta veya çömelip veya oturup, Bekara sûresinin başını ve sonunu, Yasin-i şerifi, Tebareke, Tekâsür, İhlas-ı şerif ve Fâtiha sûrelerini okuyup, ölüye hediye eder.)<br />
<br />
Görüldüğü gibi burada da en sonda Fatiha okunmaktadır.<br />
<br />
Ey Oğul İlmihali’nde diyor ki:<br />
(Namazdan sonra, imam ve cemaat ile beraber kollarını, bir miktar ileriye uzatıp ve göğüs hizasına kaldırıp, avuçları tam açık olarak semaya çevirip dua et ve âmin de. Dua bitince ellerini yüzüne sürüp, “Velhamdü lillâhi rabbil âlemin” de ve salevat ile Fatiha-i şerife oku.)<br />
Burada da namaz sonunda Fatiha okunacağı açıkça bildirilmektedir.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra edilecek dualardan birkaçını yazar mısınız?<br />
CEVAP<br />
Namazdan sonra edilecek dua çoktur. Bir tanesini bildirelim. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br />
(Yâ Muaz, vallahi seni seviyorum, her namazdan sonra, şu duayı bırakmadan oku: Allahümme e’ınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.) [Nesai] (Ya Rabbi, seni zikretmeyi, sana şükredip güzel ibadet etmeyi bana nasip eyle) mealindedir.<br />
<br />
Taberani’de bildirilen, (Günde 25 kere, erkek ve kadın müminlere dua eden, kendisi için dünyaya rızık ihsan edilen ve duası kabul olanlardan olur) hadis-i şerifindeki müjdeye kavuşabilmek için aşağıda bildirilen duayı okumalıdır:<br />
(Günde 25 defa (Allahümmağfir li ve li-valideyye ve li-üstaziyye ve lil müminine vel müminat vel müslimine vel müslimat el ahya-i minhüm vel emvat bi-rahmetike ya erhamerrahimin) okuyan, abidlerden olur. Allahü teâlâ, bu kimsenin kalbinden kin ve hasedi çıkarır. Ona, bütün müminler adedince, sevap yazılır. Kıyamette, bütün müminler: Ya Rabbi, bu kulun bizim için, istigfar okurdu. Sen de onu af eyle derler..) [Miftah-ün-necat]<br />
<br />
İçinde bulunduğumuz hâle de şükretmek gerekir. Mesela şöyle demelidir:<br />
El-hamdülillahi alâ külli hâl sivel küfri ved-dalâl = küfür ve dalalet hariç her halimize hamd olsun.<br />
Şöyle bir ifade de var: (El-hamdülillahi alâ külli hâl ve E'uzü billâhi min hâl-i ehlinnâr) = Her hâlükârda Allahü teâlâya hamd olsun. Cehennem ehlinin halinden Allahü teâlâya sığınırım.]<br />
<br />
Sual: Dua ederken eller yüze karşı eğik mi tutulur?<br />
CEVAP<br />
Dua ederken, avuçlar, yüze karşı değil, semaya karşı açık ve göğüs hizasında olmalıdır.<br />
<br />
Eller bitişik değil, aralıklı olmalıdır. (Fetva-i Hindiyye, Dürr-ül muhtar)<br />
<br />
Kadın, dua ederken ellerini ileri uzatmaz, yüzüne karşı eğik tutar. Şimdi birçok erkek, böyle kadınlar gibi dua ediyor.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra dua ne zaman yapılır?<br />
CEVAP<br />
Dua, tesbihler çekildikten sonra yapılır.<br />
<br />
Sual: Allahümme entesselam... sadece farzlardan sonra mı okunur? Bir de her namazdan sonra istigfar okunur mu?<br />
CEVAP<br />
Farz, vacip, sünnet ve nafileden yani her namazdan sonra, selamı müteakip "Allahümme entesselam ve minkesselam tebarekte ya zelcelali vel ikram" denir. Son sünnet kılındıktan veya en son namaz kılındıktan sonra, üç kere (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir. Ondan sonra Âyet-el kürsi okunup tesbihler çekilir ve dua edilir. Dua ederken, "Ya Allah ya Allah ya hayyü ya kayyumü ya zelcelali vel ikram, eselüke en tuhyiye kalbi bi nuri marifetike ebeden ya Allah ya Allah" okumak çok iyi olur.<br />
<br />
Tesbih çekmek sünnettir<br />
Sual: Namazdan sonra, Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahü ekber diye tesbih çekmek bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
İcma ile de sabit olmuş müekked bir sünnettir. Tesbihleri parmakla saymak ve tesbih kullanmak caizdir. Resulullah efendimiz, bir kadının tesbihleri, çekirdeklerle saydığını görmüş, fakat yasaklamamıştır. Bu da, tesbihleri, taşla, çekirdekle ve tesbihle çekmenin caiz olduğunu göstermektedir. (Redd-ül-muhtar)<br />
<br />
Kur’an-ı kerimde, Bâkıyat-üs-sâlihât [sürekli kalan iyi işler] geçmektedir. Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bâkıyat-üs-sâlihâtı, çok söyleyin. Bunlar; tesbih, tehlil, tahmid, tekbir ve temciddir.) [Taberani]<br />
[Tesbih Sübhanallah,<br />
Tehlil Lâ ilâhe illallah,<br />
Tahmid Elhamdülillah,<br />
Tekbir Allahü ekber,<br />
Temcid, Lâ havle velâ kuvvete illâ billah demektir.]<br />
<br />
Bütün günahları affolur<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Her namazdan sonra 33 Sübhanallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahü ekber sonra, “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir” diyenin deniz köpüğü kadar günahı olsa da affedilir.) [Müslim]<br />
<br />
(Parmak uçları ile sayarak tesbihe ve tehlile devam edin. Kıyamette her âzadan sual edilir ve parmaklar için “tesbihte kullandı” derler. Gafil olan rahmetten uzak kalır.) [Hakim]<br />
<br />
(Tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak yaşlanandan iyisi yoktur.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
Fakirler, (Ya Resulallah; zenginler derece ve nimet bakımından bizi geçtiler. Biz namaz kılıyoruz, onlar da kılıyorlar; biz oruç tutuyoruz, onlar da tutuyorlar; fakat onlar, zekat, sadaka veriyor, köle azat ediyor, biz edemiyoruz) dedikleri zaman, Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Sizden üstün olanlara yetişebileceğiniz, sizden aşağı olanları geçebileceğiniz ve sizin yaptığınız gibi yapanlar hariç, sizden başka kimsenin üstün olamayacağı bir şey öğreteyim. Her namazın sonunda 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahü ekber, bir kere de "La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadir" söyleyin!) Fakirler, (Zenginler de bizim gibi tesbih çekip, yine bizi geçiyorlar) dediklerinde, Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bu, Allahü teâlânın fazlıdır, dilediği kimselere verir.) [Ebu Davud]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:<br />
Namaz kılan, Rabbine yalvarmakta ve Onun büyüklüğünü ve Ondan başka her şeyin hiç olduğunu görmektedir. Namazdaki kusurlar, çekilen Tesbih ile örtülür, layık ve tam ibadet yapılamadığı bildirilir. Tahmid ile, namaz kılmakla şereflenmenin, Onun yardımı ile olduğu bilinerek, bu büyük nimete hamd edilir. Tekbir ile de, Ondan başka ibadete layık kimse olmadığı bildirilir. (m. 304)<br />
<br />
Günah işleyen bir kimse, bu emirlerin ve yasakların sahibinin azametini ve kibriyasını düşünmüş olsaydı, Onun emirlerine karşı gelemezdi. Günahları yapması, Onun emirlerine ve yasaklarına kıymet vermediğini göstermektedir. Böyle şeyden, Allahü teâlâya sığınırız. Tenzih kelimesini, [yani yukarıda yazılı olan tesbihi] çok okumakla, bu kusur affolunur.<br />
<br />
İstigfar etmek, günahların örtülmesini istemektir. Tenzih kelimesini okumak ise, günahların yok olmasını istemektir. O nerede, bu nerede?<br />
<br />
Sübhanallah şaşılacak bir kelimedir. Söylemesi çok kısadır. Manaları ve faydaları ise pek çoktur.<br />
<br />
Tahmid [elhamdülillah] kelimesini çok okumakla, Allahü teâlâya şükür edilmiş olur. Onun verdiği nimetlerin şükrü yapılmış olur.<br />
<br />
Tekbir [Allahü ekber] kelimesi, Allahü teâlânın, kulların yaptığı şükürlerden çok yüksek olduğunu, Ona yakışan şükür yapılamayacağını göstermektedir. Çünkü, Ona yapılan istigfarlar, af dilemekler için de, çok istigfar etmek gerekir.<br />
<br />
Hak teâlâya yakışan hamd, ancak Onun tarafından yapılabilir. Bunun içindir ki kendisi, Saffat suresinin sonunda, (Sübhane Rabbike...) buyurmuştur. Kendini hesaba çekmek isteyen, bu âyet-i kerimeyi çok okumalıdır! Böylece istigfar ve şükür etmiş olur. İstigfar ve şükredemediğini de ve kusurlarını da bildirmiş olur. (Mektubat-ı Rabbani c.1, m.309)<br />
<br />
Sual: Namazdan sonraki tesbihleri 33’ten fazla çeksek zararı olur mu?<br />
CEVAP<br />
Namazdan sonraki tesbihleri okurken 33’e dikkat etmek gerekir. Dinin emirlerinde, çeşitli hikmetler vardır. Bu adetler, ilacın miktarı gibidir. Ziyade veya noksan olursa, istenilen fayda hasıl olmaz. Hazine 33’tedir. Bir metre ileri, bir metre geri gidilirse, hazine bulunamaz. Tesbihleri 33 yerine, çok sevap olsun diye 40 defa veya daha fazla çekmek bid’at olur. Hiç tesbih çekilmeden gidilse günah olmaz. Fakat sünnet sevabından mahrum kalınmış olunur.<br />
<br />
Sual: Camide namazı kıldıktan sonra duayı beklemeden işimize giderken yolda Âyet-el kürsiyi okumak ve tesbihleri çekmekte mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Namaz kıldıktan sonra tesbih çekmek şart değildir, işi olan işine gidebilir. Tesbihi yolda da çekebilir. Fakat mühim ve acil işi olmayan mutlaka tesbih çekmelidir. Çünkü namazlardan sonra tesbih çekmenin fazileti çoktur.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Namaz kılan kişi, Rabbi ile konuşmakta, Ona yalvarmakta ve Onun büyüklüğünü ve Ondan başka her şeyin hiç olduğunu görmektedir. Peygamber efendimiz, (Farz namazdan sonra 33 tesbih, 33 tahmid, 33 tekbir ve bir de tehlil) emretmiştir. Bunun sebebi, namazdaki kusurlar Tesbih ile örtülür. Layık olan, tam ibadet yapılamadığı bildirilir. Tahmid ile, namaz kılmakla şereflenmenin Onun yardımı ve eriştirmesi ile olduğu bilinerek, bu büyük nimete hamd edilir. Tekbir ederek de, Ondan başka ibadete layık kimse olmadığı bildirilir. (m.304)<br />
<br />
İşi olanın duayı beklemeden gitmesi, yolda okuması caizdir. Zaruret olmadıkça, dua ve tesbihleri terk etmemelidir. Âyet-el kürsi ve tesbihlerin fazileti büyüktür. Ey Oğul İlmihali’ndeki hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Kim, farz namazı bitirince, yerinden kalkmadan bir defa Âyet-el kürsiyi okuyup 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahü ekber derse, 99 olur. Bir defa da La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir, dese Hak teâlâ o kişinin günahlarını affeder.)<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte de, sabah namazını kılıp, yerinden kalkmadan ve konuşmadan on defa, "La ilahe illallahü vahdehü la-şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyi ve yümit ve hüve ala külli şeyin kadir" okuyanın, o gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunacağı ve birçok sevaplara kavuşacağı bildiriliyor. (Nesai)<br />
<br />
Allahü teâlânın affettiği günahlar, yalnız kendisi ile o kulu arasında olan, tevbe etmiş olduğu günahlardır. Kul hakkından kurtulmak için helalleşmek de gerekir.<br />
<br />
Sual: İmam duaya başlayınca, tesbih çekmeyen de duaya katılır mı?<br />
CEVAP<br />
Tesbihi çektikten sonra duaya katılmak daha iyidir.<br />
<br />
Sual: İhtiyaç halinde sol el ile tesbih çekmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Elbette caizdir. Peygamber efendimizin iyi işlere sağdan başlaması, giyim-kuşam, yiyip-içmek gibi âdetlerine (Sünnet-i zevaid) denir. Bunları unutarak veya bir özürle terk etmekte hiç mahzur yoktur. (Hadika)<br />
<br />
Hayırlı yani iyi işleri sağ el ile yapmak sünnettir. Sol ile de yapılsa mahzuru olmaz ama her işte Peygamber efendimize uymak iyidir.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra (selam verdikten sonra) ve tesbihler ile duadan sonra ne okunur?<br />
CEVAP<br />
Namazdan sonra (selam verdikten sonra), üç defa:<br />
"Estagfirullah, Estagfirullah min külli ma kerihallah, Estagfirullah el azim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etübü ileyh"<br />
Tesbihlerden ve duadan sonra da yalnız 67 kere estagfirullah söyleyip 70'e tamamlamalıdır.<br />
<br />
Sual: Tesbih çekerken, tesbihatı kendi duyacağımız şekilde sesli söylemek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet gerekir.<br />
<br />
Tesbihi elle saymak<br />
Sual: Tesbihi elle mi yoksa tesbihle mi çekmek daha sevabdır?<br />
CEVAP<br />
Herkes hangisiyle daha rahat çekerse, daha rahat sayarsa öyle yapması daha uygun olur.<br />
<br />
Bazılarının sandığı gibi tesbihle tesbih çekmek sünnete aykırı değildir. Tesbih kullanmak sünnettir. (Fetava-i fıkhiyye s.152, Faideli Bilgiler)<br />
<br />
Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri de tesbih kullanmanın sünnet olduğu hakkında bir risale yazmıştır. (Eshab-ı Kiram kitabı)<br />
<br />
Eshab-ı Kiram kitabı<br />
Sual: Gazetede çıkan bir yazıda, Eshab-ı Kiram kitabından alınarak, Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin tesbih kullanmanın sünnet olduğunu yazdığı belirtilmiş. Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin Eshab-ı Kiram kitabında, tesbih kullanmakla ilgili bir bilgi yok. Bir yanlışlık mı var?<br />
CEVAP<br />
O yazıda bahsedilen kitap, Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin (Sahabe-i kiram) kitabı değildir. Hakikat Kitabevi yayınlarından olan Eshab-ı Kiram kitabıdır. Bu kitabın 72. baskısında 158. sayfada deniyor ki:<br />
Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin, risale büyüklüğünde müteaddid mektupları vardır. Mevlid okunmasının ve tesbih kullanmanın başlangıcı ve meşruiyeti ve (Rabıta-yı şerife) risalesi ve İslam halifelerinin sonuncusu olan Sultan Vahîdeddin han zamanında (Medrese-i mütehassısin) denilen İslam üniversitesinde tasavvuf müderrisi [profesörü] iken yazdıkları (Erriyaz-ut-tasavvufiyye) kitabı ve (Sahabe-i kiram) ve (Ecdad-ı Peygamberi) risaleleri ve İslam hukuku isimli eserleri, Arabî, Fârisî ve Türkçe şiirleri pek kıymetlidir.<br />
<br />
Biz buradan alarak, o yazıyı yazmış ve kaynak olarak da, Hakikat Kitabevi yayını olan Eshab-ı Kiram kitabını göstermiştik. Yanlışlık yoktur, sadece yanlış anlaşılma vardır.<br />
<br />
Sual: Bazıları tesbih çekerken Sübhanallah derken tesbihi aşağıdan yukarıya doğru, Elhamdülillah derken düz, Allahü ekber derken yukarıdan aşağı doğru tutuyor. Neden böyle yapıyorsunuz? diye sorduğumuzda Sırat köprüsü böyle olduğu için diyorlar. Böyle yapmakta mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Bir mahzuru yoktur.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra Âyet-el kürsi okunduktan sonra tesbihe niçin üflüyoruz?<br />
CEVAP<br />
Tesbihe üflenmez. Elimize üfleriz. Üflemek caizdir, çünkü Peygamber efendimiz bir şey okuduğu zaman bazen ellerine üfleyip mübarek vücutlarına sürerlerdi. Ellere üflerken tesbihe de üflenirse mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Güneş doğarken ve güneş batarken tesbih ve dua etmekte mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru yok. Sadece sabah namazı güneş doğarken kılınmaz. İkindi namazı güneş batmadan başlanırsa, güneş battıktan sonra devam edilir.<br />
<br />
Sual: Akşam ve sabah namazından sonra haşr suresinin sonunu, yatsıdan sonra Amenerresulüyü okumak müstehap mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet müstehaptır.<br />
<br />
Sual: Haşr suresini okurken 3.de (Esteizü) demek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: 33 lük tesbihle tesbih çekmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Namaz kılınca yanımızda gürültü yapan kişiye yapma kafam karışıyor anlamında ima etmek için tesbihleri biraz yüksek sesle söylemek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet caizdir.<br />
<br />
Sual: Namazları yavaş kılıyorum. Tam ben namazı bitirip tesbihata başlayacakken Kur'an okunuyor. Kur’an okunurken dinleyip sonra mı tesbihatı yapmalıyım, yoksa okunurken tesbihatı yapmaya devam etmeli miyim?<br />
CEVAP<br />
Okunan Kur'anı dinlemek farzdır, bin sene tesbih çekseniz o kadar sevap alamazsınız. Çünkü nafile, farzın yanında denizle damla gibi bile değildir. Onun için farzı tercih etmeli, yani Kur'anı dinlemeli. Hatta Kur'an okunurken sünnet ve nafile namaz da kılmamalı.<br />
<br />
Sual: Farz namazlardan önce veya sonra secdeye kapanarak dua edilmez mi?<br />
CEVAP<br />
Namaz içinde secdede iken dua edilmez. Farz namaz dışında her zaman secdeye kapanıp dua edilir. Ancak farz ile sünnet, sünnet ile farz arasında yapmamalıdır. Ancak bazı nafile namazlarda secdede bildirilen tesbihler okunur.<br />
<br />
Sual: Bazıları üç istigfarı imam selam verdikten sonra okuyor. Allahümme entesselam...dan sonra okunması mı gerekiyor?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Kış günü soğuk olunca, namazı kılıp tesbih ve duaları yatakta okumak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir.<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra, hep aynı duayı okumak mekruh mudur?<br />
CEVAP<br />
Şuurla, uyanık kalb ile okunursa, hep aynı dua olsa da mekruh olmaz. Bir duayı ezberleyip, şiir okur gibi okumak mekruhtur. Yani ezberlenen şeyi papağan gibi tekrar etmek mekruhtur. Ama ne istediğini bilerek aynı şeyleri istemek mekruh olmaz.<br />
<br />
Dua ederken<br />
Sual: Duaya el kaldırırken, bazı imamlar, iki eli aynı anda kaldırıyor, bazılarıysa, önce sağ eli, sonra sol eli kaldırıyorlar. Hangisi doğrudur?<br />
CEVAP<br />
İki eli aynı anda kaldırmalıdır.<br />
<br />
Tesbih bid’at mi?<br />
Sual: Numaratörle veya elektronik sayaçla tesbih çekmek, zikretmek bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
Sayı saymak ibadet değil, âdettir. Deveye binmek zevaid sünnettir. Otomobile, uçağa binmek âdettir, sünnete aykırı değildir. Bunun gibi, mekanik veya elektronik aletlerle tesbih çekmek bid’at değildir. Ancak bu aletleri insanların içinde kullanmak dikkati çeker. Riyaya, fitneye sebep olabilir, gösterişe kaçabilir. Bu bakımdan cep içinde ve tenhada çekilmelidir.<br />
<br />
Normal tesbihlerle de, elektronik tesbihlerle de tesbih çekmek bid’at değildir. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:<br />
Resulullah efendimiz, bir kadının tesbihleri, çekirdeklerle saydığını görmüş; fakat yasaklamamıştır. Bu da, tesbihleri, taşla, çekirdekle ve tesbihle çekmenin caiz olduğunu göstermektedir. Delili de şudur: Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbni Hibban ve Hâkim’in; Said bin Ebi Vakkas’tan [radıyallahü anh] rivayet ettikleri hadis-i şerifte, Resulullah bir kadının çekirdeklerle veya çakıl taşlarıyla tesbih çektiğini gördüğü halde yasaklamadığını bildirmektedir. (Redd-ül-muhtar)<br />
<br />
Peygamber efendimiz işin aslını bildirirdi. Mesela, (Ezanı yüksek yerde okuyun) buyurmuştur. Bunun için Minarede ezan okumak sünnete aykırıdır denmez. Tesbihi hurma çekirdeğiyle, iğde çekirdeğiyle veya çakıl taşıyla saymak, sünnete aykırı değildir. Merhum hocamızın bir hatırası, bu konuyu çok iyi açıklamaktadır:<br />
Lisede öğretmen iken derste, bir talebe, (Hocam, harpte ölen Müslüman şehit olur mu?) dedi. (Evet, olur) dedim. (Peygamber bunu haber verdi mi?) dedi. (Evet) dedim. (Denizde boğulursa da, uçaktan düşerse de, helikopterden düşüp ölürse de şehit olur mu?) dedi. (Evet, olur) dedim. (Peygamberimiz bunları da haber verdi mi?) dedi. (Evet, haber verdi) dedim. Bir kahraman edasıyla, (Hocam, o zaman uçak ve helikopter var mı idi?) dedi. (Peygamber efendimiz, Cami-ul-kelim idi. Çok şeyleri, bir kelimeyle, bir cümleyle bildirirdi. (Yüksekten düşen şehit olur) buyurdu) dedim. Talebe, (Şimdi anladım) dedi.<br />
<br />
Demek ki, attan düşsün, minareden düşsün, teleferikten düşsün, yüksek yerden düşüp ölünce şehit olur. O zaman minare ve teleferik yoktu denmez.<br />
<br />
Kanserden ölen müminin şehit olduğu bildirilince, (O zaman kanser mi vardı da, Resulullah bildirdi) diyenlere, hadis-i şerifte iç hastalıklarından ölen şehit olacağı açıklanmıştı. Her hastalığın ismen teker teker bildirilmesi gerekmez. Şu hadis-i şerif birçok hastalığı içine almaktadır: (İç hastalıklarından ölen kimse şehittir.) [İbni Asakir]<br />
<br />
Tesbih taneleri<br />
Sual: Tesbihteki taneler, 33 değil de, fazla veya eksik olursa mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Bilinmeyince mahzuru olmaz. 33 sayısı, 3’ün katı olduğu için, tesbih çekerken, bazen üçer üçer çekilirse, eksik veya fazla olup olmadığı, ayrıca saymadan anlaşılabilir.<br />
<br />
Cenneti istemek<br />
Sual: Namazdan sonra cenneti istemek ve cehennemden korunmak için hangi duayı okumalı?<br />
CEVAP<br />
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Namazı bitiren kimse, hiçbir şey konuşmadan “Allahümme ecirnî minennâr ve edhılnil cennete” demezse melekler, “Yazık şuna, cehennemden korunmasını istemekten aciz kaldı”, cennet de, “Yazık şuna cenneti istemekten aciz oldu” der.) [Taberani] Duanın anlamı, (Ya Rabbi, cehennemden koru, cennete dâhil eyle) demektir. Bu dua, namazdan sonra, dua ederken okunabilir. Namazı bitirince demek, tesbihleri çekip duayı ettikten sonra demektir. Tesbihlerden önce yapılması bid’at olur. Duadan sonra konuşsa da, o duayı okursa, bildirilen ecre kavuşur.<br />
<br />
Dua ederken<br />
Sual: Dua ederken, parmakların araları açılır mı?<br />
CEVAP<br />
Hayır, beşi de bitişik olur.<br />
<br />
Namazdan sonra Amenerresulü okunurken<br />
Sual: Amenerresulü okunurken dinleyenlerin dua kısmında âmin demeleri caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir, iyi olur. (Şir’a)<br />
<br />
Haşr suresinin sonu<br />
Sual: Sabah ve akşam namazınında sonra okunan Haşr suresinin sonunu, Hüvallahüllezi yerine Lev enzelna’dan başlayarak okumak bid’at olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır bid’at değildir. Peygamber efendimizin Lev enzelnadan okuduğu da bildirildi. La yestevi’den okunsa, hatta Haşr suresinin tamamı okunsa yine bid’at olmaz. Yatsı vakti, Bekara suresinin son iki âyeti yani Amenerresulü diye başlayan iki âyet okunur. Daha fazla okunsa, Bekara’nın tamamı okunsa yine bid’at olmaz.<br />
<br />
Namazda okumak<br />
Sual: Sabah ve akşam Haşr suresinin sonunu, gece yatarken de Amenerresulü’yü okumak çok sevap. Bunları namazda okumak, denilen vakitte okumak yerine geçer mi?<br />
CEVAP<br />
Evet daha iyi olur. Her zaman sabah ve akşam namazının ya farzının veya sünnetinin ilk rekatında hep Haşr suresinin sonu yani Hüvallahüllezi okunabilir. İkinci rekatta da herhangi bir sure okunur. İkinci rekattaki değişik olunca sakıncası olmaz. İkinci rekatta hep aynı sure okunursa, birinci rekatta okunan değişik olmalı. Yatsı namazının sünnetinde veya farzında da Amenerresülü okunur. Bilen ve vakti olan Tebareke suresini de okursa daha iyi olur.<br />
<br />
Üç istigfar okumak<br />
Sual: Namazlardan önce üç kere istigfar okumak gerekiyormuş. Bunu kametten önce mi sonra mı okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Namazlardan önce üç kere istigfar okumak gerekmez. Sadece bütün namazlar bitince, selam verip, (Allahümme entesselamü…) dedikten sonra, üç kere istigfar duası okunur. Bu, sünnettir. Bir de cuma günü sabah namazının sünnetinden önce üç kere istigfar duası okunur. Diğer namazlardan önce okumak gerekmez. Her namazdan önce, üç kere, beş kere, yüz kere de okunsa mahzuru olmaz, ama (Burada şu kadar okumak sünnettir) denirse yanlış olur, bid’at çıkarılmış olur. Mesela, Yasin-i şerif okunurken Selamün kavlen… âyet-i kerimesini üç kere okuyorlar. Üç kere, beş kere, yüz kere okumak caizdir, ancak (Üç kere okumak sünnettir) denirse bid’at çıkarılmış olur. Bu inceliği iyi bilmeli. İstigfarı ve diğer duaları her zaman okumakta mahzur yoktur. Ancak dinimizin bildirdikleri dışında, (Şu zaman, şu kadar okumak gerekir) demek bid’at olur.<br />
<br />
Duaya el kaldırırken<br />
Sual: Namazdan sonra duaya başlarken, (Sübhâne rabbiyel aliyyil a’lel vehhâb) demek mi, yoksa (Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil-âlemîn) âyet-i kerimesini mi okumak evladır?<br />
CEVAP<br />
İkisini birlikte okumak evladır.<br />
<br />
Fatiha okurken<br />
Sual: Namaz kılıp, duayı bitirdikten sonra Fatiha okunursa, elleri kaldırmadan mı okunur?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Tesbih kullanmak<br />
Sual: Bulgaristan’dan gelen bazı göçmenler, dua ederken parmakları birbirine geçiriyorlar. Namaz sonunda tesbih çekerken bid’at diye tesbih de kullanmıyorlar. Ellerini dizlerine koyarak parmaklarıyla çekiyorlar. Dört mezhebin imamları, müctehid âlimler, İmam-ı Rabbani hazretleri, Abdülkadir-i Geylani hazretleri ve diğer tasavvuf âlimleri tesbih çektikleri halde, bütün tekkeler tesbihle doluyken bunlar niye çekmiyorlar? Bütün âlimlerinki yanlış da, tek Bunlarınki mi doğru?<br />
CEVAP<br />
Tesbihle tesbih çekmek bid’at değildir. Zannımıza göre, bizim Türkiye’deki diğer insanlardan bir farkımız olsun diye öyle yapılmış olabilir. Hele dua ederken parmak geçirilmesi bu zannı doğrulamaktadır. Vehhabiler ve Şiiler de parmaklarını geçirmiyorlar. Demek herkesten farklı bir dua ve tesbih çekme usulü çıkarılmış.<br />
<br />
Sabah ve ikindiden sonra<br />
Sual: (Sabah ve ikindi namazlarından sonra son sünnet olmadığı için cemaatin yerinden kalkmaması gerekiyor) diyenler var. Doğru mudur?<br />
CEVAP<br />
Doğru değildir. Safları bozmak müstehabdır, son sünneti olmayan namazlar bundan istisna tutulmamıştır. Kitaplarda deniyor ki:<br />
Farz namazları kılınca, safları bozmak müstehabdır. (S. Ebediye)<br />
<br />
Cemaatin farz namazdan sonra safları bozması, sonradan gelen kimselerin onların farz kıldığını sanmaması için müstehabdır. (Halebî-yi sagir)<br />
<br />
Görüldüğü gibi safları bozmak, sabah ve ikindi namazlar dahil bütün namazlar için bildiriliyor.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerle amel etmek<br />
Sual: Camiye girince oturmadan namaz kılınırsa veya ayağa kalkmadan şu dua okunursa şu sevab alınır diye hadisler var. Camide oturulduktan veya ayağa kalkıldıktan sonra okunursa sevabı azalır mı, yoksa hiç sevab olmaz mı?<br />
CEVAP<br />
Hadis-i şeriflerden bizim hüküm çıkarmaya çalışmamız ve çıkardığımız hükümle amel etmemiz çok yanlış olur, çünkü o hadis-i şerif ictihad isteyebilir, başka bir hadis-i şerifle değişmiş olabilir, nesh edilmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. Mezhebimizin hükmü neyse onunla amel edilir. (Berika)<br />
<br />
Mesela hadis-i şerifte, denizden çıkan her hayvanın yendiği bildirilirken, Hanefî âlimleri deniz haşeratının yenmesinin caiz olmadığını bildirmişlerdir. Yine hadis-i şerifte kan aldırmanın, vücuttan kanın çıkmasının abdesti bozmayacağı bildirildiği hâlde, Hanefî âlimleri, vücuttan kan çıkınca abdestin bozulacağına hükmetmişlerdir. Bunun için bizim, hadis-i şerifle değil, mezhebimizin o konudaki hükmüyle amel etmemiz gerekir. Bildirdiğiniz hadis-i şeriflerden birkaçı:<br />
(Mescide girince, oturmadan önce iki rekât namaz [tehıyyet-ül mescid] kılın!) [Buharî] (Hanefî’ye göre, oturduktan sonra da kalkıp kılınabilir.)<br />
<br />
(Akşam namazından sonra, konuşmadan 6 rekât namaz kılan, 12 yıl nafile ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur.) [İbni Mace] (Konuşulmuş olsa da yine Evvabin sevabı alınır.)<br />
<br />
(Sabah namazını kıldıktan sonra konuşmadan kıbleye karşı durup, güneş bir mızrak yükseldikten sonra, iki rekât işrak namazı kılan Cennetliktir.) [İslam Ahlakı] Konuşulsa da, yine o vakitte işrak namazı kılınınca işrak sevabı hâsıl olur.<br />
<br />
(Akşam namazını kıldıktan sonra, hiç konuşmadan yedi kere “Allahümme ecirnî minen-nâr” diyen, o gece ölürse, ona Cehennem ateşinden kurtuluş emânı [belgesi] verilir. Sabah namazından sonra da aynı şekilde okuyup, o gün ölene, yine ateşten kurtuluş emânı verilir.) [Müslim] Bunun da tesbihlerden önce yapılması bid’at olur. Konuştuktan sonra okuyan da aynı sevaba kavuşur.<br />
<br />
(Namazı bitiren kimse, hiç konuşmadan “Allahümme ecirnî minennâr ve edhılnil Cennete” demezse melekler, “Yazık şuna! Cehennemden korunmasını istemekten aciz kaldı”, Cennet de, “Yazık şuna! Cenneti istemekten aciz oldu” der.) [Taberanî]<br />
<br />
Namazı bitirince demek, tesbihleri çekip duayı ettikten sonra demektir. Tesbihlerden önce yapılması bid’at olur. Duadan sonra konuşsa da, o duayı okursa, bildirilen ecre kavuşur.<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte de, sabah namazını kılıp, yerinden kalkmadan ve konuşmadan on defa, (La ilahe illallahü vahdehü lâ-şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey’in kadîr) okuyanın, o gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunacağı ve birçok sevablara kavuşacağı bildiriliyor. (Nesaî)<br />
<br />
Yerinden kalksa da, okumadan önce konuşsa da, yine duanın faziletine kavuşur. Elbette daha iyi olanı, konuşmadan okumaktır.<br />
<br />
Tesbihi fazla söylemek<br />
Sual: Her gün çekilen veya namazların sonundaki tesbihler unutularak yahut dalgınlıkla fazla çekilse bir mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Unutunca mahzuru olmaz.<br />
<br />
Dua ederken<br />
Sual: Ben dua ederken, (Ya Rabbi, sen kalblerdekini bilirsin. Benim ne isteyeceğimi, neye ihtiyacım olduğunu sen bilirsin. Onları kabul et!) diyorum. Başka dua etmiyorum. Bunun mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Dua ibadettir, ibadetin tarif edilmesi değil, yapılması gerekir. Allahü teâlâ elbette istediklerimizi bilir, fakat bunları duada söylemek ibadettir. Yapılmadan (Yaptım kabul et!) veya (Ya Rabbi, namaz kılacağımı ve namazda neleri okuyacağımı sen biliyorsun, o hâlde onları kılmış ve okumuş gibi kabul et!) denmez. Bildirildiği şekilde okumak ve yapmak lazımdır.<br />
<br />
Tesbih çekerken<br />
Sual: Namaz sonunda, tesbihleri parmaklarla veya normal tesbihle yahut elektronik tesbihlerle çekerken eli aşağıya koymak edebe aykırı olur mu?<br />
CEVAP<br />
Evet, göbekten aşağı koyarak saymak edebe aykırı olur. Parmakla sayarken de, elimizi göbekten yukarı tutmalıyız.<br />
<br />
Namaz içinde dua<br />
Sual: Bir hadis-i kudsîde, (Abdesti bozulunca, abdest almayan, abdest alıp da, iki rekât namaz kılmayan, namaz kılıp da, bir ihtiyacı için bana dua etmeyen kimse, bana cefa etmiş olur. O kişi, dua eder de, duasını kabul etmezsem bu sefer ben ona cefa etmiş olurum. Hâlbuki ben cefa etmem) buyuruluyor. Namaz bittikten sonra değil de, namaz içinde, Salli Bariklerden sonra dua eden, bu müjdeye kavuşur mu?<br />
CEVAP<br />
Evet, namazda Salli Bariklerden sonra, Rabbena âtina veya başka dualar okunursa, Allahü teâlâdan ihtiyacımız olan şeyler istenmiş olur. Namazdan sonra da dua edilse, yine bu müjdeye kavuşulmuş olur.<br />
<br />
Dua etmek de ibadettir<br />
Sual: Çalgı aleti veya TV olan yerde namaz kılmak mekruh olup, edilen dualar makbul olmadığına göre, orada mecburen namaz kılıyorum, fakat kabul olmayacağı için dua etmiyorum. Doğru yapıyorum değil mi?<br />
CEVAP<br />
Dua etmemek hiç uygun olur mu? Çünkü dua etmek, namaz, oruç gibi ibadettir. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Odada uygunsuz şeyler olsa da, dua vazifesi terk edilmez. Bir zaruret olunca, helâda da namaz kılınır, dua edilir. Çalgı aleti olan yerde namazın mekruh olması demek, sevabının azalması demektir. Ama namaz kılmayan haram işlemiş olur. Mecbur kalınca, namaz kılınır, dua da edilir.<br />
<br />
Sual: Namazlardan sonra, duadan önce çekilen tesbihlerin adedi, kitaplarda bildirilmiştir. O tesbihleri mutlaka bildirilen miktarda mı çekmek gerekir?<br />
Cevap: Namazdan sonraki tesbihleri okurken otuzüç adedine dikkat etmek lazımdır. İslâmiyetin emirlerinde, hikmetler, faydalar vardır. Bu adetler, ilacın miktarı gibidir. Fazla veya noksan olursa, istenilen fayda hasıl olmaz.<br />
<br />
Âyet-el-kürsî, namazın sonunda okunur<br />
Sual: Âyetel kürsiyi vaktin farzını kıldıktan sonra mı yoksa o vakte ait son sünneti veya vitri kıldıktan sonra mı okumalıdır?<br />
Cevap: Konu ile alakalı olarak Merâkıl-felâh ve Tahtâvî şerhinde deniyor ki:<br />
“Farzdan sonra, hemen son sünnete kalkmak, arada bir şey okumamak, Hanefi mezhebinde sünnettir. Peygamber Efendimiz, farzı kılınca 'Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârekte yâ zelcelâli velikrâm' diyecek kadar oturup, fazla oturmaz, hemen son sünneti kılardı. Âyet-el-kürsî ile tesbihleri, farzla sünnet arasında okumazdı. Bunları, son sünnetten sonra okumak, farzdan sonra okuma sevabını hasıl eder. Farzdan önceki sünnetler de, böyle olup, farz ile sünnet arasında bir şey okunursa, namazın sevabı azalır. Son sünneti, imamın farz kıldığı yerde kılması mekruhtur. Cemaatin kılması mekruh değil ise de, başka yerde kılmaları müstehabtır. Müstehabı yapmayanın namazı noksan olmaz, sevabından mahrum kalır. Farzı veya son sünneti kılınca, imamın sağa, sola veya cemaate dönmesi müstehabtır. İşlerini görmesi için, hemen gitmesi de caizdir. Hadis-i şerifte;<br />
(Her namazdan sonra, üç kere, "Estağfirul-lahel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ huv el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh" okuyanın, bütün günahları af olur) buyuruldu. İstiğfardan sonra, Âyet-el-kürsî ve otuzüç kere Sübhânallah, otuzüç kere Elhamdülillah ve otuzüç kere Allahü ekber ve bir kelime-i tehlîl yani (Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerîke leh...) okumaları ve ellerini göğüs hizasına kaldırarak, kendileri için ve bütün Müslümanlar için dua etmeleri de müstehabtır.”<br />
<br />
Sual: Erkekler, namazdan sonra dua ederken, ellerini nasıl açar ve kollarını nasıl tutarlar?<br />
Cevap: Namazdan sonra dua ederken erkekler, kollarını göğüs hizasına kaldırırlar. Dirsekler fazla bükülmez. Duadan sonra, sübhâne rabbike... âyet-i kerimesini okuyup, elleri yüze sürerler. Hastalık veya soğuk gibi sebeple ellerini kaldıramayan kimse, şahadet parmağı ile işaret eder. Parmaklar kıbleye karşı çevrilir. Kollar, sağa sola doğru açılmaz, birbirine yakın, ileri doğru tutulur.<br />
<br />
Sual: Dualar ne zaman kabul olur ve dua ederken eller nasıl açılmalıdır?<br />
Cevap: Konu ile alakalı olarak Şir'at-ül-islâm şerhinde deniyor ki:<br />
“Hadis-i şerifte; (Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olunur) buyuruldu. Duaya hamd, sena ve salevat ile başlamak ve sonunda iki avucu yüze sürmek sünnettir.” Fetâvâ-yi Hindiyyede;<br />
“Dua ederken, avuçlar semaya, göğe karşı açık, iki el aralık ve göğüs hizasında olmalıdır” deniyor. Şiiler ve Vehhabiler, dua ederken, iki avuç açık, birbirlerine bitişik, parmaklar yapışık, göğüs hizasında, yüze karşı tutmaktadırlar.<br />
<br />
Sual: Bazen, vakit darlığından dolayı namazdan sonra âyet-el kürsi ve tesbihleri okumayanlar oluyor. Böyle yapmak doğru olur mu?<br />
Cevap: Her beş vakit namazdan sonra, Âyet-el-kürsî okumaya ve tesbihleri çekmeye çalışmalı, bunları terk etmemelidir. Zira Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Farz namazlarından sonra Âyet-el-kürsî okuyan kimse ile Cennet arasında, ölümden başka mani yoktur.)<br />
<br />
Beş vakit namazdan sonra, sessizce, otuzüç kere kelime-i tenzih yani Sübhânallah, otuzüç kere tahmid yani Elhamdülillah ve otuzüç defa tekbir yani Allahü ekber ve en sonra, bir kere “Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîke leh, lehülmülkü velehül hamdü yühyî ve yümît ve hüve alâ külli şey’in kadîr” demelidir ki, hepsi yüz olur.<br />
<br />
Namazdan sonra yapılacak dua<br />
Sual: Namazı kıldıktan, tesbihleri çektikten sonra nasıl dua etmeli, duada neler söylemeli, neler okumalıdır?<br />
Cevap: Namazdan sonra yapılacak dua ile alakalı olarak Miftâh-ul Cennet kitabında, duada söylenecek ve okunacaklar hakkında şöyle bildirilmektedir:<br />
“Elhamdülillahi Rabbil'âlemin. Essalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve Âlihî ve Sahbihî ecma'în. Ya Rabbi! Kıldığım namazı kabul eyle! Ahir ve akıbetimi hayr eyle. Son nefesimde Kelime-i tevhid söylememi nasib eyle. Ölmüşlerimi af ve mağfiret eyle. Allahümmagfir verham ve ente hayrürrâhimîn. Teveffenî müslimen ve elhıknî bissâlihîn. Allahümmagfir-lî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lilmü'minîne vel mü'minât yevme yekûmül hisâb. Ya Rabbi! Beni şeytan şerrinden, düşman şerrinden ve nefs-i emmârem şerrinden muhafaza eyle! Evimize iyilikler, helal ve hayırlı rızıklar ihsan eyle! Ehl-i islama selamet ihsan eyle! A'dây-ı müslimîni kahr ve perişan eyle! Kâfirlerle cihad etmekte olan Müslümanlara imdâd-i ilâhiyyen ile imdâd eyle! Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü annî. Ya Rabbi! Hastalarımıza şifa, dertli olanlarımıza deva ihsan eyle! Allahümme innî es'elükessıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnelhulkı verrıdâe bilkaderi bi-rahmetike yâ erhamerrâhimîn. Anama, babama, evlatlarıma, akraba, ahbabıma ve bütün din kardeşlerime hayırlı ömürler ve hüsn-i hulk, akl-ı selîm ve sıhhat ve âfiyet, rüşdü hidâyet ve istikâmet ihsan eyle ya Rabbi! Âmin. Velhamdü-lillâhi rabbil'âlemîn. Allahümme salli alâ..., Allahümme bârik alâ..., Allahümme Rabbenâ âtinâ... Velhamdü lillâhi Rabbil'âlemîn. Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, estağfirullahel'azîm elkerîm ellezî lâ ilâhe illâ huv el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh.”<br />
<br />
Namaz bitince yapılanlar<br />
Sual: Namazı bitirince mesela öğle namazının son sünnetini de kıldıktan sonra, neler okunur, bu okunanların bir sırası var mıdır, nelere dikkat edilmelidir?<br />
Cevap: Bu konuda Miftâh-ul Cennet kitabında namazın adâbı anlatılırken buyuruluyor ki:<br />
“1- Yalnız kılmış olan veya imamla kılan kimse, selamdan sonra, Allahümme entesselâmü ve minkes-selâmü tebârekte yâ zel-celâli vel-ikrâm demek. Bundan sonra, üç kerre Estagfirul-lahel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv elhayyelkayyûme ve etûbü ileyh demek. Buna İstiğfar duası denir.<br />
<br />
2- Bundan sonra, Âyetel-kürsî okumak.<br />
<br />
3- Otuzüç kere Sübhânallah demek.<br />
<br />
4- Otuzüç kere Elhamdülillah demek.<br />
<br />
5- Otuzüç kere Allahü ekber demek.<br />
<br />
6- Bir kere Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîkeleh lehül mülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr demek.<br />
<br />
7- Kolları ileri uzatıp, ellerini duanın kıblesi olan Arş'a açıp, dua etmek.<br />
<br />
8- Dua sonunda âmin demek.<br />
<br />
9- Duanın sonunda elini yüzüne sığamak, sürmek.<br />
<br />
10- Sonra, her birinde Besmele çekerek, onbir İhlâs-ı şerîf okumak. Sonra birer Kul'e'ûzü okumak ve 67 Estağfirullah diyerek yetmişe tamamlamak, on kerre, Sübhânallah ve bi-hamdihi sübhânallahil'azîm demek. Sonra Sübhâne Rabbike.. âyetini okumaktır. Bunlar, Merâkıl-felâh kitabında da yazılıdır. Hadîs-i şerifte;<br />
(Beş vakit farz namazdan sonra yapılan dua kabul olur) buyuruldu. Fakat dua, uyanık kalp ile ve sessiz yapılmalıdır.”</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tesbih duası]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41840</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 06:06:08 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41840</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tesbih Duası</span></span><br />
<br />
İslamiyet'te ibadetin önemli bir parçası olan tesbih, Namaz ibadetinden sonra Allah'ı zikretmek için kullanılır. Namazlardan sonra yapılan bu zikre, Tesbihat adı verilir.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tesbih Duası nasıl okunur?</span></span><br />
<br />
Namazlardan sonra "Allâhümme entesselâmü ve minkesselâm tebêrakte yâ zel celâli vel ikrâm." duası okunur.<br />
Anlamı: "Allah'ım! Sen kurtuluş merciisin. Esenlik ve güvenlik sendedir. Ey  Azamet ve Kerem sahibi Allah'ım! Senin şanın çok yücedir."<br />
<br />
Tesbih çekmeye başlamadan önce şöyle duâ edilir: "Alâ Rasûlinê salâvat" denir.<br />
Anlamı: "Salavat Peygamberimiz üzerine olsun"<br />
<br />
Ardından şu salavat okunur "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed"<br />
Anlamı: "Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) salatu selam ve esenlikler eyle."<br />
<br />
Daha sonra "Sübhân Allâhi vel hamdü lillâhi velâ ilâhe illAllâhü vAllâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil aziym" denir.<br />
Anlamı: "Allahı bütün noksan sıfatlardan tanzih eder, kemal sıfatlarla muttasıf olduğunu kabul ederim. Bütün hamd ve şükürler Allah'adır. Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur. İhtiyaçları gideren ve zararları yok eden yalnız yüce ve güçlü olan Allah'tır."<br />
<br />
Ve besmele çekilerek Ayetel Kürsi okunur. <br />
<br />
Ayetel Kürsi: Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya'lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey'in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.<br />
<br />
Anlamı: "Allah, O'ndan başka ilah yoktur; O, hayydir, kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi o'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür."<br />
<br />
Okuma bitince, "Sadakallahülazim" denir. <br />
Anlamı: "Azim olan Allah ne güzel ne doğru söyledi."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tesbih çekerken:</span></span><br />
<br />
33 kere "Zülcelali SübhânAllâh" ("Sübhanallah") denir<br />
Anlamı: Allah noksan sıfatlardan uzaktır.<br />
<br />
33 kere "Zülkemâlil Hamdülillâh" ( "Elhamd lillâh") denir<br />
Anlamı: Hamd Allah'adır.<br />
<br />
33 kere "Zül Kudretillahü Ekber" ("Allahü Ekber") denir<br />
Anlamı: Allah en büyüktür.<br />
<br />
Dua etmeden önce "Allâh-ü Ekber, Lâ ilâhe illAllâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir" denir.<br />
Anlamı: "Allah Teala'dan başka ilah yoktur, tek ilah sadece odur, ortağı da yoktur. Bütün mülk ona aittir. Bütün hamdü senalar onadır. Her şeye kadirdir."<br />
<br />
 "Allahümmehşürna fi zümretis salihin" denir.<br />
<br />
Anlamı: "Bizi mahşerde salihler topluluğu ile yargıla."<br />
<br />
En son olarak herkes kendi istediği şekilde, Allahü Teala'ya dua eder.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tesbih Duası</span></span><br />
<br />
İslamiyet'te ibadetin önemli bir parçası olan tesbih, Namaz ibadetinden sonra Allah'ı zikretmek için kullanılır. Namazlardan sonra yapılan bu zikre, Tesbihat adı verilir.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tesbih Duası nasıl okunur?</span></span><br />
<br />
Namazlardan sonra "Allâhümme entesselâmü ve minkesselâm tebêrakte yâ zel celâli vel ikrâm." duası okunur.<br />
Anlamı: "Allah'ım! Sen kurtuluş merciisin. Esenlik ve güvenlik sendedir. Ey  Azamet ve Kerem sahibi Allah'ım! Senin şanın çok yücedir."<br />
<br />
Tesbih çekmeye başlamadan önce şöyle duâ edilir: "Alâ Rasûlinê salâvat" denir.<br />
Anlamı: "Salavat Peygamberimiz üzerine olsun"<br />
<br />
Ardından şu salavat okunur "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed"<br />
Anlamı: "Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) salatu selam ve esenlikler eyle."<br />
<br />
Daha sonra "Sübhân Allâhi vel hamdü lillâhi velâ ilâhe illAllâhü vAllâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil aziym" denir.<br />
Anlamı: "Allahı bütün noksan sıfatlardan tanzih eder, kemal sıfatlarla muttasıf olduğunu kabul ederim. Bütün hamd ve şükürler Allah'adır. Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur. İhtiyaçları gideren ve zararları yok eden yalnız yüce ve güçlü olan Allah'tır."<br />
<br />
Ve besmele çekilerek Ayetel Kürsi okunur. <br />
<br />
Ayetel Kürsi: Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya'lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey'in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.<br />
<br />
Anlamı: "Allah, O'ndan başka ilah yoktur; O, hayydir, kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi o'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür."<br />
<br />
Okuma bitince, "Sadakallahülazim" denir. <br />
Anlamı: "Azim olan Allah ne güzel ne doğru söyledi."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tesbih çekerken:</span></span><br />
<br />
33 kere "Zülcelali SübhânAllâh" ("Sübhanallah") denir<br />
Anlamı: Allah noksan sıfatlardan uzaktır.<br />
<br />
33 kere "Zülkemâlil Hamdülillâh" ( "Elhamd lillâh") denir<br />
Anlamı: Hamd Allah'adır.<br />
<br />
33 kere "Zül Kudretillahü Ekber" ("Allahü Ekber") denir<br />
Anlamı: Allah en büyüktür.<br />
<br />
Dua etmeden önce "Allâh-ü Ekber, Lâ ilâhe illAllâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir" denir.<br />
Anlamı: "Allah Teala'dan başka ilah yoktur, tek ilah sadece odur, ortağı da yoktur. Bütün mülk ona aittir. Bütün hamdü senalar onadır. Her şeye kadirdir."<br />
<br />
 "Allahümmehşürna fi zümretis salihin" denir.<br />
<br />
Anlamı: "Bizi mahşerde salihler topluluğu ile yargıla."<br />
<br />
En son olarak herkes kendi istediği şekilde, Allahü Teala'ya dua eder.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41839</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 06:03:52 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41839</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
Akşam namazlarından sonra okunan dualar, kişiye huzur ve manevi bir rahatlama sağlar. Namaz sonrasında edilen dualar, etkili ve kabul edilme umudu yüksek dualardır. Akşam namazından sonra, dileklerinizi ve isteklerinizi Allah'a arz ederek O'na yakarışta bulunabilirsiniz. Kişisel isteklerinizi dua şeklinde Allah'a sunmak ve kabul edilmesini dilemek, sizin için en hayırlısı olacaktır.<br />
<br />
Hayat boyunca çeşitli isteklerimiz için dua ederek, temennilerimizin olmasını yüce Allah'tan niyaz ederiz. Akşam namazından sonra okunacak duaların, belirli şekillerde yapılması daha uygun olacaktır. Bazı duaların belirli sayıları ve zamanları vardır. Bu kuralları gözeterek duaları okumak ve ardından istekleri dile getirmek, çok daha faydalı olacaktır. İçten yakarışlarla Allah'a yönelip samimiyetle isteklerinizi arz ederseniz, dualarınızın kabul olmasını umabilirsiniz.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin Akşam Namazından Sonra Okuduğu Dua<br />
<br />
Resulullah (S.A. V), akşam namazını kıldıktan sonra eve geldiğinde iki rekât namaz kılar ve ardından dua ederdi. Peygamber Efendimizin akşam namazından sonra okuduğu dua şu şekildedir:<br />
<br />
"يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ، ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ" (Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri, sebbit kulûbenâ alâ dînike)(Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim, kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl.)<br />
<br />
Ayrıca, akşam namazından sonra 10 kere şu dua okunmalıdır:<br />
<br />
"لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّـهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. " (Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu yuhyi ve yümît ve hüve hayyun lâ yemût, bi-yedihil-hayr ve hüve alâ kulli şey'in kadîr.)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, akşam namazından sonra yukarıdaki duayı 10 kere okuyan kişinin, Allah tarafından sabaha kadar şeytandan korunması için muhafız melekleri gönderileceğini belirtmiştir. Bu duayı 10 defa okuyan kimseye cenneti gerektiren 10 sevap yazılır, ondan her biri helak edici olan 10 günah silinir ve bu zikir, o kişinin 10 mümin azat etmesi gibidir.<br />
<br />
Akşam Namazından Sonra 40 Defa Okunacak Dua<br />
<br />
Akşam namazından sonra, 40 defa okunacak dua ise şu şekildedir:<br />
<br />
"اللَّهُمَّ كَفَايَةُ إِلَى رَغْبَتِي كَافِيَةٌ، وَأَحْسِنْ إِلَيَّ بِحُرْمَةِ سُورَةِ الْفَاتِحَةِ، وَأَنِعْنِي بِكَرَمِكَ، وَلَا تَحْرِمْنِي بِنِعْمَتِكَ، وَأَظْهِرْ لِي مَا فِي قَلْبِي يَا اللَّهُمَّ. " (Allâh'ım! Senin için benim isteğime karşı yeterlidir. Fatiha Suresi hürmetine dileklerimi ihsan eyle, Senin Keremin bana kafidir. Kereminle muamele eyle. Fatiha Suresi hürmetine gönlümde olanı meydana getir Allah'ım.)<br />
<br />
Bu dua, kabule şayan bir dua olarak bilinir. Çabuk kabul olmasını istediğiniz bir dileğiniz varsa, bu duayı akşam namazından sonra 3 ile 7 gün arasında her gün tekrar etmeniz önerilir. Ayrıca, duayı okuduktan sonra 37 kere "Ya Evvel" zikri ve 55 kere "Ya Mucib" zikrini çekmek de faydalı olarak bilinir.<br />
<br />
Not:<br />
<br />
Arap harfleri, Türk alfabesinde tam karşılığı olmayan bazı harfler içerir. Bu nedenle duaların okunuşu yalnızca yakın bir okunuş olarak verilmiştir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
Akşam namazlarından sonra okunan dualar, kişiye huzur ve manevi bir rahatlama sağlar. Namaz sonrasında edilen dualar, etkili ve kabul edilme umudu yüksek dualardır. Akşam namazından sonra, dileklerinizi ve isteklerinizi Allah'a arz ederek O'na yakarışta bulunabilirsiniz. Kişisel isteklerinizi dua şeklinde Allah'a sunmak ve kabul edilmesini dilemek, sizin için en hayırlısı olacaktır.<br />
<br />
Hayat boyunca çeşitli isteklerimiz için dua ederek, temennilerimizin olmasını yüce Allah'tan niyaz ederiz. Akşam namazından sonra okunacak duaların, belirli şekillerde yapılması daha uygun olacaktır. Bazı duaların belirli sayıları ve zamanları vardır. Bu kuralları gözeterek duaları okumak ve ardından istekleri dile getirmek, çok daha faydalı olacaktır. İçten yakarışlarla Allah'a yönelip samimiyetle isteklerinizi arz ederseniz, dualarınızın kabul olmasını umabilirsiniz.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin Akşam Namazından Sonra Okuduğu Dua<br />
<br />
Resulullah (S.A. V), akşam namazını kıldıktan sonra eve geldiğinde iki rekât namaz kılar ve ardından dua ederdi. Peygamber Efendimizin akşam namazından sonra okuduğu dua şu şekildedir:<br />
<br />
"يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ، ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ" (Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri, sebbit kulûbenâ alâ dînike)(Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim, kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl.)<br />
<br />
Ayrıca, akşam namazından sonra 10 kere şu dua okunmalıdır:<br />
<br />
"لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّـهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. " (Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu yuhyi ve yümît ve hüve hayyun lâ yemût, bi-yedihil-hayr ve hüve alâ kulli şey'in kadîr.)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, akşam namazından sonra yukarıdaki duayı 10 kere okuyan kişinin, Allah tarafından sabaha kadar şeytandan korunması için muhafız melekleri gönderileceğini belirtmiştir. Bu duayı 10 defa okuyan kimseye cenneti gerektiren 10 sevap yazılır, ondan her biri helak edici olan 10 günah silinir ve bu zikir, o kişinin 10 mümin azat etmesi gibidir.<br />
<br />
Akşam Namazından Sonra 40 Defa Okunacak Dua<br />
<br />
Akşam namazından sonra, 40 defa okunacak dua ise şu şekildedir:<br />
<br />
"اللَّهُمَّ كَفَايَةُ إِلَى رَغْبَتِي كَافِيَةٌ، وَأَحْسِنْ إِلَيَّ بِحُرْمَةِ سُورَةِ الْفَاتِحَةِ، وَأَنِعْنِي بِكَرَمِكَ، وَلَا تَحْرِمْنِي بِنِعْمَتِكَ، وَأَظْهِرْ لِي مَا فِي قَلْبِي يَا اللَّهُمَّ. " (Allâh'ım! Senin için benim isteğime karşı yeterlidir. Fatiha Suresi hürmetine dileklerimi ihsan eyle, Senin Keremin bana kafidir. Kereminle muamele eyle. Fatiha Suresi hürmetine gönlümde olanı meydana getir Allah'ım.)<br />
<br />
Bu dua, kabule şayan bir dua olarak bilinir. Çabuk kabul olmasını istediğiniz bir dileğiniz varsa, bu duayı akşam namazından sonra 3 ile 7 gün arasında her gün tekrar etmeniz önerilir. Ayrıca, duayı okuduktan sonra 37 kere "Ya Evvel" zikri ve 55 kere "Ya Mucib" zikrini çekmek de faydalı olarak bilinir.<br />
<br />
Not:<br />
<br />
Arap harfleri, Türk alfabesinde tam karşılığı olmayan bazı harfler içerir. Bu nedenle duaların okunuşu yalnızca yakın bir okunuş olarak verilmiştir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Namazda okunan tesbihlerin ve duaların anlamları nedir?]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41833</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 01:41:45 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41833</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazda okunan tesbihlerin ve duaların anlamları nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
Soru Detayı<br />
<br />
"Subhane rabbiyel azim, subhane rabbiyel ala, semiallahu limen hamideh, rabbena lekel hamd, subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvte illabillahil alyyil azim, Allahümme entes selam veminkes selam tebarekte ya zelcelali vel ikram, estağfirullah, Allahümme einni alazikrike ve şükrike ve hüsni ibadetike" dualarının anlamları nedir?<br />
Cevap<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Subhane Rabbiyel Azim: Benim Rabbim, eksikliklerden münezzehtir, büyüktür.<br />
<br />
Subhane Rabbiyel A'la: Benim Rabbim pek yücedir. Bütün eksikliklerden tenzih ederim.<br />
<br />
Semiallahu limen hamideh: Allah kendine hamdeden kimseyi duyar.<br />
<br />
Rabbena lekel hamd: Ey Rabbimiz! Bütün övgüler sanadır.<br />
<br />
Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim: Allah şerikten ve kusurdan uzaktır. Her türlü hamd ve minnet Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur. Güç ve kuvvet ancak yüce ve azamet sahibi olan Allah'a mahsustur.<br />
<br />
Allahümme entes selam veminkes selam tebarekte ya zelcelali vel ikram: Allah'ım sen selamsın, selamet de ancak sendendir. Şanın yücedir Ey Celil ve İkram sahibi.<br />
<br />
Estağfirullah: Allah'a istiğfar eder, beni affetmesini isterim.<br />
<br />
Allahümme einni ala zikrike ve şükrike ve hüsni ibadetike: Ey Allah'ım! Bana seni zikretme, sana şükür ve güzelce ibadet etme hususunda yardımcı ol.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazda okunan tesbihlerin ve duaların anlamları nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
Soru Detayı<br />
<br />
"Subhane rabbiyel azim, subhane rabbiyel ala, semiallahu limen hamideh, rabbena lekel hamd, subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvte illabillahil alyyil azim, Allahümme entes selam veminkes selam tebarekte ya zelcelali vel ikram, estağfirullah, Allahümme einni alazikrike ve şükrike ve hüsni ibadetike" dualarının anlamları nedir?<br />
Cevap<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Subhane Rabbiyel Azim: Benim Rabbim, eksikliklerden münezzehtir, büyüktür.<br />
<br />
Subhane Rabbiyel A'la: Benim Rabbim pek yücedir. Bütün eksikliklerden tenzih ederim.<br />
<br />
Semiallahu limen hamideh: Allah kendine hamdeden kimseyi duyar.<br />
<br />
Rabbena lekel hamd: Ey Rabbimiz! Bütün övgüler sanadır.<br />
<br />
Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim: Allah şerikten ve kusurdan uzaktır. Her türlü hamd ve minnet Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur. Güç ve kuvvet ancak yüce ve azamet sahibi olan Allah'a mahsustur.<br />
<br />
Allahümme entes selam veminkes selam tebarekte ya zelcelali vel ikram: Allah'ım sen selamsın, selamet de ancak sendendir. Şanın yücedir Ey Celil ve İkram sahibi.<br />
<br />
Estağfirullah: Allah'a istiğfar eder, beni affetmesini isterim.<br />
<br />
Allahümme einni ala zikrike ve şükrike ve hüsni ibadetike: Ey Allah'ım! Bana seni zikretme, sana şükür ve güzelce ibadet etme hususunda yardımcı ol.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dualarla ilgili çeşitli sorular]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41556</link>
			<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:22:49 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41556</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dualarla ilgili çeşitli sorular</span></span><br />
<br />
Sual: Ev alırken, (Ya Rabbi hayırlı ise, bu evi nasip eyle), yahut evlenirken, (Evlenmek hayırlı ise, evlenmemi nasip eyle) diye dua etmemeli, (Hayırlısı ile ver) demeli deniyor. Bunun hangisi uygun ve aradaki fark nedir?<br />
CEVAP<br />
Hayırlısı ise ver demekte bir teslimiyet vardır, uygundur. Hayırlısı ile ver demek de, uygunsuz değildir. Fakat, sanki bunda ısrar var, illa o şeyin olması isteniyor. Birinci şekilde söylemek daha iyi olur.<br />
<br />
Sual: (Vaki olanda hayır vardır) veya (Hayırlısı olur inşallah) deniyor. Böyle demek uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Vaki olanda hayır vardır demek, irade ve tercihimizin dışında ve sebeplere yapıştığımız halde, başımıza ne gelirse gelsin, sabretmeli, şikayetçi olmamalı; sabredersek, bizim için neticesinin hayır olacağını bilmeli demektir. Yoksa, herkesin başına gelen her şey, onun için mutlaka hayra sebep olur demek değildir.<br />
<br />
(Hayırlısı olur inşallah) demek, Allahü teâlâ bunun neticesini senin için hayırlı yapsın, hata ve kusurunu affetsin, yanılmaktan, zarar görmekten korusun, sana nimet ihsan etsin demektir.<br />
<br />
Sual: Başımıza bir bela gelince, bir yakınımız ölünce nasıl dua etmeliyiz?<br />
CEVAP<br />
Ümmü seleme validemiz, şöyle anlattı:<br />
Peygamber efendimiz, (Sıkıntıya düşen, “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun [âyetini okuduktan sonra], Ya Rabbi, başıma gelen musibetin ecrini ver ve bana bundan daha hayırlısını lutfet” diye dua ederse, Allahü teâlâ onu o sıkıntıdan kurtarır ve ona daha hayırlısını verir) buyurdu. Sonra,<br />
“Ben, Ebu Seleme ölünce böyle dua etmiştim. Allahü teâlâ da bana Ebu Seleme’den daha hayırlısını, yani Resulullahı verdi” dedi. (Müslim)<br />
<br />
Sual: Hatmi tehlil gibi zikirleri, bir murat için okunan duaları abdestsiz de okumak caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet bütün zikirler ve dualar abdestsiz okunabilir. Ancak abdestli okumak elbette iyidir. Hele bir murat için okunan dua ve zikirleri abdestli okumaya çalışmalıdır.<br />
<br />
Sual: Kuleuzüleri okuduktan sonra avuca üfleyip elleri vücuda sürmenin faydası var mı?<br />
CEVAP<br />
Resulullah efendimiz, bazı âyetleri okur mübarek avuçlarına üfler ve avuçları ile mübarek vücutlarını mesh ederlerdi. Birçok hastalık için iyidir.<br />
<br />
Sual: Arapça bilmeyen kimsenin duaları Türkçe olarak okumasında mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Namaz, hutbe, ezan gibi yerlerdeki dualar hariç, duaları Türkçe olarak söylemek caizdir. Ancak bazı duaların tam Türkçeleri olmuyor. Tercümeleri aslının yerini tutmuyor. Mesela selam da bir duadır. Ama bunların Türkçeleri olmaz. Resulullah efendimizin bildirdiği şekilde selamün aleyküm veya esselamü aleyküm diye selam vermelidir.<br />
<br />
Sual: Camide tesbih çekerken, dua ederken veya Kur'an-ı kerim okunurken, mazeretsiz bağdaş kurup oturmakta mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Bir rahatsızlık yoksa öyle oturmamalıdır.<br />
<br />
Sual: Namaz kılmış olana, (Allah mübarek etsin) mi denir, yoksa (Allah kabul etsin) mi?<br />
CEVAP<br />
Allah mübarek etsin denir.<br />
<br />
Sual: Haram olan bir şeyi elde etmek için ya da yapabilmek için dua etmek haram mı? Mesela ya Rabbi bana rakı içmeyi nasip eyle demek haram mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet haramdır.<br />
<br />
Sual: Bazıları, bir din kitabını mesela Mektubatı okuyup bitirdikten sonra Sadakallahülazim diyorlar. Bir mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Öyle söylemek uygun değil. Sadakallahülazim demek, Allah doğru söyledi demektir. Kur'an-ı kerim için söylenir.<br />
<br />
Sual: Amenerresulü okunurken dinleyenlerin dua kısmında yavaşça âmin demeleri caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir.<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, (Sabah-akşam, Haşr suresinin son üç âyetini okuyan şehit olarak ölür) buyurulduğu için, sabah-akşam Haşr suresinin sonunu okuyorum. Camide kıldığım zaman imam okuyor, biz dinliyoruz. Ben okumasam, yine aynı sevaba kavuşur, şehit olarak ölür müyüm?<br />
CEVAP<br />
Kur’an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek farzdır. Dinleyen, okuyandan daha fazla sevap aldığı için, ayrıca okuması gerekmez. Her gece Amenerresulü’yü okuyan da, imamdan dinlemişse, onun da okuması gerekmez.<br />
<br />
Sual: Bir şey okuduktan sonra veya vaazdan sonra el fatiha deniliyor. Fatiha okumak şart mı?<br />
CEVAP<br />
Fatiha denince fatiha okumak şart değil ama okumak iyi olur<br />
<br />
Sual: Bilgisayarda yüklü bulunan sure ve duaları kulaklıkla dinlemekte mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Duaya nasıl başlamalı?<br />
CEVAP<br />
Şöyle başlanabilir:<br />
(Elhamdülillahi Rabbilalemin essalatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain.)<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra fatiha okumak sünnet mi bid'at mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir, mahzuru yoktur.<br />
<br />
Sual: Bazen yazı yazarken, yapacağım şeyi unutuyorum, ne yazacaktım ki diye düşünüyorum. Unutmamak için veya hatırlamak için bir dua yok mu?<br />
CEVAP<br />
Büyük bir zata bir dua et de şu olsun diyorlar, o da dua ediyor ve o iş oluyor. O duayı bize de öğret diyorlar. Öğretiyor, fakat onlarınki kabul olmuyor. Sebebini soruyorlar. (Bu 30 senenin mahsulüdür. 30 senedir dua ediyorum, siz de devamlı edin bir gün duanız kabul olur) buyuruyor.<br />
<br />
Bir kimse yazı yazarken unuttuğu, hatırlayamadığı şeyler oluyormuş. Resulullah efendimiz ona buyuruyor ki:<br />
(Kalemini kulağına koy. Söyleneni daha iyi hatırlarsın.) [Tirmizi]<br />
<br />
Ne yazacağını unutan kimse kalemini kulağına koymalı ve Resulullaha salevat-ı şerife getirmelidir.<br />
<br />
Sual: Çocuğumun yaramazlıklarına karşı okuyabileceğim dua var mı?<br />
CEVAP<br />
Hem kendiniz ona hayır dua edin, hem de çocuğa namaz kılmayı, bazı sureleri, duaları öğretin. Mesela La havle’yi öğretin. Çocuğun yaramaz olması iyidir. Meşhur büyük kimseler çocukken çok yaramaz imiş. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Çocuğun küçüklüğünde yaramaz oluşu, büyüklüğünde aklının ziyadeliğidir.) [Hakim]<br />
<br />
Sual: Dua ederken 3 veya 7 kere tekrar etmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
3 veya 7 kere tekrar etmek isteğimizi kuvvetlendirmek içindir. Mesela (Ya Rabbi günahlarımı affet) diye 7 kere söylenebilir. Veya (Ya Rabbi çocuğu salih olarak büyüt) diye 3 veya 7 kere söylenebilir.<br />
<br />
Sual: Haram işleyen biri, çok günah işliyorum, elimi açıp dua etmeye yüzüm yok, ben namaz kılamam derse buna ne denir?<br />
CEVAP<br />
Ne kadar çok günah işlerse işlesin yine namaz kılmalıdır. Çünkü namaz bir çok günahların affına sebep olur. Bir çok kötülüklerden korur. İyi biri olmaya sebep olur.<br />
<br />
Sual: Namazda secdede dua edebilir miyiz?<br />
CEVAP<br />
Farz namazların secdesinde dua edilmez. Ancak bazı nafileleri kılarken secdede bildirilen tesbihler okunur. Namaz haricinde secdeye kapanıp dua edilir.<br />
<br />
Sual: Allah gönlüne göre versin diye dua uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Biz hakkımızda ne hayırlıdır bilemeyiz. Allahü teâlâ hakkında hayırlı olanı nasip etsin demeli, bizim arzu ettiğimiz kendi zararımıza olabilir.<br />
<br />
Sual: Haddimi bilmeden Ya Rabbi beni de imtihan et diye dua ettim... ve bir daha da kendime gelemedim. Ne yapmam lazım?<br />
CEVAP<br />
Evet gerçekten çok büyük söz etmişsiniz. İnsan acizdir, imtihana dayanabilir mi? İnsan kendine beddua eder mi hiç? Öyle dua ettiğinize tevbe edin. Bir zaman adamın biri, Ya Rabbi beni sıkıntılara karşı sabredenlerden eyle diye dua ediyor. Peygamber efendimiz, (Bela mı istiyorsun?) buyuruyor.<br />
<br />
Sual: Peygamber efendimizin en çok okuduğu dua ne idi?<br />
CEVAP<br />
“Rabbena atina...” idi. (Beyheki)<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, sabah ve akşam namazlarından sonra, Haşr suresinin [hüvallahülleziden itibaren] son üç âyetinin okunması bildiriliyor. Halbuki çok yerde Lev enzelnadan okunuyor. Yine hadiste, namazlardan sonra, 10 ihlas okunması bildirilirken, siz 11 ihlas okunacağını bildirdiniz. Niçin böyle yapılıyor?<br />
CEVAP<br />
Bir hususta birkaç rivayet varsa, en faziletli olanını seçmek iyi olur. Haşr suresinin sonunu Lev enzelnadan okumak daha iyi olur. Namazdan sonra 10 veya 11 İhlas okunması bildirilmiştir. 11 defa okumak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Sabah namazından sonra 11 defa ihlas okuyan müslümana, Cennette bir burç verilir.) [Haraiti] (Bu hadis-i şerif, Ramuz’un 382. sayfasında da vardır.)<br />
<br />
Sual: (Ya Rabbi, hakkımda hayırlı ise şu kızı veya şu oğlanı bana nasip eyle) diye dua etmekte mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayırlı ise dediğinize göre, hiç mahzuru yoktur. Çok iyi olur.<br />
<br />
Sual: Neden sürekli sayılar var dualarda, onu hiç anlamıyorum. Mesela neden mezarlık önünden geçerken 3 İhlas 1 Fatiha okumam gerekiyor? Neden 2 İhlas değil?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz, üç ihlas okuyan Kur’an-ı kerimi hatmetmiş gibi sevap alır buyuruyor. Fatihanın faziletini bildiriyor. Peygamber efendimiz iki deseydi, siz kalkar, (Neden iki ihlas da üç değil) derdiniz. Yemin kefareti için 3 gün peş peşe oruç tutulur niye iki veya 4 değil de 3? Dinin emri öyle! Niye sabah namazı 4 rekat, öğle 10, ikindi 8, akşam 5 rekat? Allah öyle emrettiği için. Suç rakamlarda değildir, bu tür yanlış anlama, bilgisizlikten veya itikad zayıflığından ileri gelir.<br />
<br />
Sual: Dualarda, Allah’ım affet ..bağışla yâ Rab! Allah’ım yardım et emir kipli ifadelerle hâşâ Allah’a emredercesine Zâtını bir ast, kendimizi de üst yerine koymuyor muyuz? Herkes niye böyle yanlış dua ediyor?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz öyle dua ederdi, bize de öyle dua edin diye emrediyor. Allahü teâlâ da öyle buyuruyor. Bunlar emir değil, istektir, arzudur. Ya Rabbi günahlarımı affet demek emir değil, ricadır, yalvarmadır.<br />
<br />
Sual: Fâsık babaya hayır dua edilir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Duaları PVC kaplayarak kullanmak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Herkesin gözü önünde tesbih ile, numaratörle zikir çekmek riya olur mu?<br />
CEVAP<br />
Riya kalbde olur. Herkes görsün diye çekiliyorsa riya olur, alışkanlık olduğu için çekiyorsa veya kalbinde hiç gösteriş düşüncesi yoksa riya olmaz. Ancak herkesin gözü önünde çekmek fitneye veya suizanna sebep olabilir.<br />
<br />
Sual: Evde çoluk çocuğun yanında, tesbih çekmem ve kuşluk gibi nafile namazları kılmam riya olur mu?<br />
CEVAP<br />
Olmaz. Bilakis onlara örnek olunmuş olur.<br />
<br />
Sual: Hastayı papaza okutmak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Asla caiz değildir.<br />
<br />
Sual: 3 ihlas 1 Fatiha okunuyor. Kur'anı mushaftaki sıra ile okumak vacip değil mi?<br />
CEVAP<br />
Fatiha dua olarak sonda okunur.<br />
<br />
Sual: Yağan yağmur hürmetine diye dua etmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet. Yağmur, rahmet-i ilahiyye alametidir. Zarf söylenip mazruf kastediliyor.<br />
<br />
Sual: (Günahsız sabiler hürmetine) diye dua etmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Dua niyetiyle Fatiha okurken Besmele çekmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Arabi bilenin, dua ve hadisi latin harfiyle yazıp okuması caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caiz değildir.<br />
<br />
Sual: Eshab-ı Bedrin isimleri yazılı kağıdı eve asmak veya üzerimizde taşımakta fayda var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Eshab-ı Bedrin isimlerinin şifa ve bereket verdiği, Kabani’nin (Esma-i Ehl-i Bedr) kitabında yazılıdır.<br />
<br />
Unutmak özürdür<br />
Sual: Günlük dualarımı okurken, şaşırıp fazla okuduğum oluyor. Mesela 500 lâ havle çekerken 510 veya 520 olabiliyor. Bunun mahzuru olur mu? Namaz tesbihlerinde de bazen 33 yerine 34, 35 olabiliyor. Mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Unutunca mahzuru olmaz. Kasten sünnet olan miktarı değiştirmek mahzurludur. Yanlışlıkla eksik veya fazla olmasının mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Âyat-ı hırz, flash bellek denen disklere yüklense ve bu diski üstümüzde taşısak, muska taşımış gibi faydasını görür müyüz? Yani diskteki yazı, muska hükmünde olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır. Bu cihazların hafızasındaki bilgiler, 0–1 şeklinde kodlarla ifade edildiği, yazı halinde olmadığı için, muska hükmünde olmaz.<br />
<br />
Üçgen şeklinde muska<br />
Sual: Muska taşımak caiz midir? Muska nasıl kaplanır? Üçgen şeklinde olmasının, onunla tuvalete girilmesinin mahzuru var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Dinin bildirdiği dua ve âyetlerin yazılı olduğu muskayı taşımak caizdir. (Fetava-yı hadisiyye)<br />
<br />
Muskanın üçgen veya başka bir şekilde olmasının da hiç mahzuru yoktur. Muska ya yedi kat balmumu kaplanmış muşamba denilen beze sarılır veya tek kat deri yahut naylona sarılır. Bu haliyle tuvalete girmekte de mahzur olmaz. Cünübün taşımasında da mahzur olmaz.<br />
<br />
Nutuk çeker gibi<br />
Sual: Seadet-i Ebediyye’de, (Cuma namazından sonra cemaatle dua yapmak cahilliktir. Vaazdan sonra toplanarak vaizin yüksek sesle dua yapması bidattir) deniyor. Cuma namazlarından sonra, okunan hatm-i şerifleri, cüzleri, kelime-i tehlilleri ölmüşlerimizin ruhlarına hediye etmek de bu hükme girer mi?<br />
CEVAP<br />
Girmez. Uygun olmayan, camide yüksek sesle, konferans verir gibi, nutuk çeker gibi vaaz ve dua etmektir.<br />
<br />
Sual: Peygamberimiz diri olduğuna, işittiğine ve verilen selamı aldığına göre ya Muhammed, ya Muhammed diyerek tesbih çekmek caiz midir?<br />
CEVAP<br />
İşitmek ve selamı almak ayrı şey, Ya Muhammed diye tesbih çekmek ayrı şeydir. Esselamü aleyke ya Resulallah denir, şefaat ya Resulallah denir, ama dediğiniz gibi tesbih çekmek caiz olmaz. (M. Nasihat)<br />
<br />
Sual: Sonradan çıkan bid’at diye hoparlörle, kasetle ibadet etmenin caiz olmadığı bildiriliyor. O zaman dijital tesbihlerle de zikretmenin ve tesbih çekmenin caiz olmaması gerekmez mi?<br />
CEVAP<br />
Gerekmez. Dijital tesbihlerle ibadet edilmiyor, sadece sayı sayılıyor. Kaç kere Allah denmişse o tespit ediliyor. Yoksa bizzat dijital tesbih, hoparlör gibi, kaset gibi Kur’an okumuyor, zikretmiyor, yeni bir ses meydana getirmiyor, sadece sayıyı gösteriyor.<br />
<br />
Elle yazmak<br />
Sual: Dua âyetlerinin ve diğer duaların, evimizde bulundurmak ve üzerimizde taşımak için, elle yazılması şart mıdır? Yazıcıdan çıktı alınsa veya fotokopi çekilse de olur mu?<br />
CEVAP<br />
Evet, olur. Mutlaka elle yazmak gerekmez.<br />
<br />
Şeytandan korunmak için<br />
Sual: Şeytandan korunmak için, cima esnasında, âyât-ı hırzın, boyunda asılı olması caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir. Yatağa euzü besmele ile girilince de, şeytan yaklaşamaz.<br />
<br />
Sual: Çeşitli ihtiyaçlarımız oluyor. Bunları insanlara bildirmenin mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Dilenmek veya ücretsiz yaptırmak gibi ise, caiz olmaz. Sebeplere yapıştıktan sonra, işimiz olmuyorsa, dua edip, ihtiyaçlarımızı Allahü teâlâya havale ederiz. Hadis-i şerifte,<br />
(İnsan, ihtiyaçlarını, Allaha havale ederse, Allahü teâlâ, onun ihtiyaçlarını [meydana getirecek sebepleri] ihsan eder) buyuruldu. (Hakim)<br />
<br />
Mesela, herkesin ona merhamet ve hizmet etmesini temin eder. Bir beyit şöyledir:<br />
<br />
Hak, irade edince, her işi âsân eder,<br />
Sebebini yaratır, bir anda ihsan eder.<br />
<br />
Kenz-ül arş duası<br />
Sual: Kenz-ül arş duası muteber midir?<br />
CEVAP<br />
Hadis kitaplarında (Kenz-ül arş) diye bir dua yoktur. Bu duanın faziletinde çok mübalağa vardır. Mesela deniyor ki:<br />
(Cebrail bana dedi ki: Kim ömründe bir kere bu duayı okursa, Allahü teâlâ onu, kıyamette yüzü ayın on dördü gibi parlak haşreder. Herkes onu, bir peygamber veya melek sanır. Ben ve sen onun kabrinin üzerinde dururuz. Ona hesapsız ve azapsız, üzerine binip Cennete girmesi için Cennetten bir Burak getirilir. Sırat köprüsünden şimşek gibi geçer. Onun günahı denizlerin suyundan, yağmurların damlasından, ağaçların yapraklarından, kumların adedinden, daha fazla olsa da, affedilir.)<br />
<br />
İnsafla düşünmeli, bir insan kum sayısınca içki içse, ağaçların yaprakları sayısınca zina etse, denizlerdeki suyun damla sayısı kadar kumar oynasa, yağmurların damlası sayınca faiz yese, bu duayı bir kere okuyunca hemen affoluyor. Herkes onu melek veya peygamber sanıyor. Bir kimse, her günahı işlese, İslam’ın beş şartını yapmıyorsa, üstelik itikadı da düzgün değilse, bu duayı bir kere değil, bin kere okusa, doğruca Cennete nasıl gidebilir ki? Muteber kitaplarda olmayan bu ve benzeri duaların faziletine itibar edilmemeli.<br />
<br />
Dua olarak okumanın da, dinen bir mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Rabbi yessir ve lâ tüassir Rabbi temmim bil hayr duası ne zaman okunur?<br />
CEVAP<br />
Mubah olan herhangi bir işe başlarken okunur. Mesela Kur'an-ı kerim öğrenmeye başlarken, yazı yazarken, bina yaparken, dine aykırı olmayan bir işe başlarken söylemek iyi olur. Yapılan işin kolay gelmesi, zor gelmemesi ve hayırla neticelenmesi için dua etmiş oluyoruz.<br />
<br />
Korkmamak için<br />
Sual: Doğumdan sonra bir tıkırtı duyunca bile korkan kadınların ne yapmaları gerekir?<br />
CEVAP<br />
Şifa âyetleri yazılı kâğıdı suya koyup, bu suyu içmeli. Şifa âyetleri birçok hastalığa iyi gelir.<br />
<br />
Kekeme Duası<br />
Sual: Dilimdeki pelteklikten dolayı çok doktora gittim, bir çare bulamadım. Ne yapmam uygun olur?<br />
CEVAP<br />
Şifa âyetlerini ve dualarını, ihlâsla okumak iyi gelir. Taha suresinin 25., 26., 27. ve 28. âyetlerini okumak da iyi gelir. Orijinali için tıklayınız.<br />
<br />
33’lük tesbih kullanmak<br />
Sual: Tesbihi elime alınca Allah’ı hatırlıyorum. Dışarıda, yollarda riya, gösteriş olmaması için 99’luk tesbih yerine 33’lük tesbih kullanmak uygun olur mu?<br />
CEVAP<br />
Riya kalbde olur. Evde bir kişinin yanında da riya olabilir. Dışarıda başkalarının dikkatini çekiyor. 33’lük tesbih, 99’luğa göre daha az dikkati çeker, kullanılabilir. Genelde 33’lük tesbihle oynayanlar çok olduğu için, zikir olduğu pek anlaşılamaz. Burada önemli olan, dikkati çekmemektir.<br />
<br />
Her gün okumak<br />
Sual: Duaları kendine vird edinip, her gün belli sayıda okumak bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
Hayır, bid’at değil, sünnettir. Vird, devamlı yapılan, âdet haline getirilen ibadet, tesbih ve dualar demektir. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(“Bismillâhillezî lâ-yedurru me’ asmihî şey’ün fil-erdı velâ fissemâi ve hüves-semî’ul’alîm” duasını sabah 3 kere okuyana akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Her namazdan sonra 3 kere, “Estagfirullâhel’azîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh” okuyanın, bütün günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Sabah-akşam 7 kez, “Hasbiyallahü lâ ilahe illâ hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil’azîm” okuyan dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtulur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Cuma namazından sonra, 7 kere İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyan, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden korunur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Sabah veya akşam namazını kıldıktan sonra, 7 defa “Allahümme ecirnî minen-nar” diyen, o gün ölürse Cehennemden korunur.) [Nesai]<br />
<br />
(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]<br />
<br />
(Her namazdan sonra 33 kere “Sübhanallah”, 33 kere “Elhamdülillah”, 33 kere “Allahü ekber”, sonra bir kere, “Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîke leh, lehül-mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyen kimsenin deniz köpüğü kadar günahı olsa da affedilir.) [Müslim]<br />
<br />
(Bir kimse, sabah akşam yüz defa “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse, o gün ve o gece hiç kimse onun kadar sevab kazanamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Vird edinip, her zaman okuduğu dua veya tesbihi, ihmal edip, okumadan yatan kimse, sabah namazından öğle namazına kadar olan vakit içinde okursa, yine gece okumuş gibi sevaba kavuşur.) [Müslim]<br />
<br />
Emeklerimizi boşa çıkarma<br />
Sual: Allah’ım emeklerimizi boşa çıkarma diye dua ediliyor. Sanki Allah emeklerimizi boşa mı çıkarır? Böyle dua etmek caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir. Emeklerimize sevab veren veya boşa çıkaran elbette Allahü teâlâdır. Kalbleri kaydırıp Cehenneme atan da odur. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi saptırma, kaydırma!) [Al-i İmran 8]<br />
<br />
Bu, gaflete düşüp eski kötü halimize dönmek istersek, lütfedip, bizi eski halimize döndürme, ibadetlerimiz noksan olsa da kabul et, günahlarımızdan dolayı bizi perişan etme, hak ettiğimiz cezayı bize verme demektir, ama mesela (Ya Rabbi, rahmetini esirgeme!) denmez, çünkü esirgemek kelimesinin cimrilik anlamıda var. Bunun için Ya Rabbi rahmetini esirgeme yerine, ihsan eyle demelidir.<br />
<br />
Hayırlı kapı aç!<br />
Sual: Rüyamda (Allahümme yâ müfettihal ebvâb, iftah lenâ hayral bâb) duasını söylememi istediler. Böyle bir dua var mı, varsa, ne anlama geliyor?<br />
CEVAP<br />
Evet, öyle bir dua, vardır. (Ey kapılar açan [müşkülleri, sıkıntıları giderip ferahlatan] Allah’ım! Bize hayırlı kapı aç) anlamındadır.<br />
<br />
Elleri aşağıya çevirmek<br />
Sual: Namazdan sonra yapılan dualarda eller aşağıya çevrilir mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır, çevrilmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Dua ederken ellerinizi göğe doğru açın, aşağı doğru çevirmeyin, bitince yüzünüze sürün!) [Ebu Davud]<br />
<br />
Kuraklıkların geçip yağmur yağması için yapılan duada da eller aşağıya çevrilmez. Yağmur duasında eller omuzdan yukarı kaldırılır. Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)<br />
<br />
Allah olmayanlara da versin<br />
Sual: (“Allah, olmayanlara da versin” diye dua etmek caiz olmaz, çünkü bu, Allah’ın işine karışmak olur) diyorlar. Böyle dua etmek caiz değil mi?<br />
CEVAP<br />
Çok güzel bir duadır. O zaman her dua Allah’ın işine karışmak olur. Mesela, (Ya Rabbî, beni zengin eyle!) veya (Komşuma bir ev nasip et! Bana hayırlı uzun ömür ver, falanca zalimi kahreyle! Bana dünya ve âhiret saadeti nasip eyle!) diye dua etmek ibadettir, Allah'ın işine karışmak olmaz. Resulullah da böyle dualar etmiştir. Dua etmek ibadettir, Allah'ın işine karışmak olmaz.<br />
<br />
Ne muradın varsa<br />
Sual: (Allah, ne muradın varsa, gönlüne göre versin) deniyor. Böyle dua uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru olmaz, ama bu, fâsıklara, kötü kimselere söylenmez. Çünkü onların muratları ekseriya kötü olur. (Hakkında hayırlısı neyse, Allah onu nasip etsin) diye dua edilebilir.<br />
<br />
Üç kere okumak<br />
Sual: (Bir duayı üç kere okuyunca, artık onu her zaman okumak farz olur) diye bir şey var mı?<br />
CEVAP<br />
Hayır, öyle bir şey yok. Alışılıp devamlı yapılan bir ibadeti mazeretsiz terk etmek doğru değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir ibadeti devamlı yaparken, usanıp terk eden, Allahü teâlânın buğzuna uğrar.) [İbni Sünni] (Buğza uğrar demek günaha girer demek değildir. İyisini yapmamaktır.)<br />
<br />
Bir ibadeti devamlı yapmak çok kıymetlidir. Bir hadis-i şerif meali:<br />
(Allah katında en kıymetli amel, az olsa da, devamlı yapılandır.) [Buhari]<br />
<br />
Arkadan yapılan dua<br />
Sual: En makbul dua nedir?<br />
CEVAP<br />
Bir mümin, bir mümin için dua ederse, melekler âmin der. Melekler günah işlemedikleri için, duaları kabul olur. Günahkârların duası kabul olmaz, ama bir günahkâr mümin, diğerinin arkasından dua ederse, duası kabul olur. Çünkü bu duada riya olmuyor, bir menfaat karşılığı yapılmıyor. Sırf Allah rızası için yapılmış oluyor. (Düâ-i zahrul gayb icabete makrundur) yani (Gıyaben yapılan dua, icabete daha yakındır) denmiştir. Bu, (Bir müminin, diğer müminin arkasından yapacağı dua makbuldür) demektir. Bir hadisi şerif meali şöyledir:<br />
(Bir Müslümanın din kardeşinin arkasından ettiği hayır dua kabul olur. O dua edince, bir melek, “Âmin! Kardeşin için ne istiyorsan aynısını Allah sana da versin” der.) [Müslim]<br />
<br />
Demek ki, bir mümin, başka müminin arkasından dua edince, gıyaben yaptığı için ve bu duaya günahsız melek de âmin dediği için o dua makbul olur. Üstelik aynı şey kendimize verileceği için, kendimiz için de makbul dua etmiş oluyoruz.<br />
<br />
Kâfirler, fâsıklar dedikodu yaparlar, salihler dua ederler. Aradaki fark ne kadar önemlidir. Salih mümin olmaya çalışmalı, arkadaşlarımızın arkasından hep dua etmeliyiz.<br />
<br />
Ölmüşlerinin canına değsin<br />
Sual: Birine su verince, (Ölmüşlerin canına değsin) deniyor. Bu ne demek oluyor? Bir de su dağıtanın, suyun zehirli veya pis olmadığını ispat için, önce suyu içmesi uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Can, ruh demektir. Canına değsin demek, (Verilen suyun sevabı, ölmüş yakınlarının ruhlarına gitsin!) anlamında bir duadır. Su vermenin sevabı çoktur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Günahı çok olan, çok su dağıtsın!) [Şir’a şerhi]<br />
<br />
Sudan şüphelenme durumu varsa, önce dağıtan içebilir. Böyle bir durum yoksa, su dağıtan suyu önce oradakilere ikram etmeli, sonra kendi içmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir topluluğa su dağıtan, suyu en son kendisi içer.) [Müslim]<br />
<br />
Sünnete uygun dua ederken<br />
Sual: (Namaz içinde, tavafta ve yatarken edilen dualarda kollar kaldırılmaz ve eller yüze sürülmez) deniyor. Namaz haricinde, dua ederken elleri açmamak ve yüze sürmemek mi gerekiyor?<br />
CEVAP<br />
Sadece bildirilen yerlerde eller açılmaz. Onların haricinde dua ederken eller açılır, duadan sonra eller yüze sürülür. Birkaç örnek verelim:<br />
Resulullah efendimiz, Medine’de, minberde hutbe okurken, ellerini kaldırıp, dua ederdi. (Mir’at-i kâinat)<br />
<br />
Yatalak hasta bir nine, Hazret-i Ömer’in vefat haberini alınca, hemen ellerini açıp, (Yâ ilâhel âlemin! Ben o hastalığı, ihtiyaçlarımı bizzat karşılayan Ömer’in yardımıyla çekerdim. Ömer gittiğine göre, benim de ruhumu al, ben Ömer olmadan yaşayamam) diye dua etti. Duası kabul olup, vefat etti.(M. Ç. Güzin)<br />
<br />
Bir gün gazada, yiyecek bitti, asker sıkıntı içerisindeyken, Resul-i ekrem, (Allahü teâlâ size, Güneş batmadan rızık gönderecektir) buyurdu. Hazret-i Osman, Resul-i ekremin her sözünün muhakkak doğru olduğunu bildiği için, yiyecek aramaya çalıştı. Bir yerde, dört deve yükü yiyecek buldu. Fiyatın yüksekliğine bakmadan satın alıp Resulullah'a hediye olarak getirdi. Resulullah'ın sözünün doğruluğu meydana çıkınca, müminler sevindi, münafıklar üzüldü. Server-i âlem mübarek ellerini açıp, (Yâ Rabbi, Osman’a çok ecir ver!) diye dua etti. (İslam Tarihi Ans.)<br />
<br />
Hazret-i Halid bin Velid, günahlarının affı için, dua etmesini isteyince, Resulullah efendimiz ellerini açarak, (Yâ Rabbi! Halid’in günahlarını bağışla!) diye dua etti.<br />
<br />
Bir kimse, Hazret-i Ebu Bekir’den dua ister. O da, ellerini açıp, (Yâ Rabbi, bir günahkâr kul, bir günahkâr kulundan dua istiyor. İkisinin de günahlarını affet!) diye dua eder.<br />
<br />
Yalnız yağmur duasında, kıbleye dönülüp avuçlar semaya karşı açık olarak omuz hizasına kadar veya daha yukarı kaldırılıp ayakta dua edilir. Başka dualarda eller böyle kaldırılmaz.<br />
<br />
Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)<br />
<br />
Bela istemek mi?<br />
Sual: Bir arkadaş, (“Ya Rabbi, Cennetteki derecemi yükselt” veya “Beni Cennette Peygamberimize komşu et!” diye dua edilmez. Başka birine de böyle dua edilmez. Çünkü o kişinin bu nimetlere erişecek ameli yoksa, bunlara kavuşabilmek için, Allah ona bela üstüne bela verirmiş. Onun için ne kendimize, ne de başkalarına böyle dua etmek uygun değildir) dedi. Duamız kabul olursa, belasız bu nimetlere kavuşamaz mıyız? Allahü teâlâ, her nimeti illa bir bela karşılığı mı verir?<br />
CEVAP<br />
Dert bela, günahlarımızın affına sebep olur. Günahlarımız yoksa, derecemizin yükselmesine sebep olur. Allahü teâlâ, dert bela vermeden de bu nimetlere kavuşturur. Bir nimete kavuşmak için illa bir belaya uğramak gerekmez. Kendimize de başkalarına da, yüksek derecelere kavuşmak için dua etmeliyiz. Duamız asla boşa gitmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Meşru olarak dua eden mümin, şunlardan birine muhakkak kavuşur: 1- Ya dua kabul olur veya kabul edilmiş bir ibadet sevabı alır ve âhirette büyük nimetlere kavuşur. 2- Günahları affedilir veya iyilikleri artar yahut önlenmesini istediği bir kötülüğün bir benzerinden onu kurtarır. O hâlde dua etmeye devam edin! Allah’ın ihsanı boldur. Dünyada duası kabul olanlar, duası dünyada kabul olmayanlara âhirette verilen nimetleri görünce, “Keşke, bizim de dünyada dualarımız hiç kabul olmasaydı” diyeceklerdir.) [Deylemi, Hâkim]<br />
<br />
İkinci bir husus, günahlarımız kadar bela gelmiyor. Günahların çoğu affediliyor. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Başınıza gelen bir bela, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. [Bununla beraber] Allah çoğunu affeder.) [Şura 30]<br />
<br />
Allahü teâlâ, iyiliklerimize sevab verirken de, tam iyiliğin karşılığını değil, en az on misliyle veriyor. Bu yedi yüz misline, hattâ daha fazlaya da çıkabiliyor. Yani Allahü teâlâ, (Bak sana çok nimet verdim, çok sevab verdim, çok belayı hak ettin) demez. Onun ihsanı boldur.<br />
<br />
Duada bencillik<br />
Sual: Bir ateist, (En faziletli dua, kişinin kendisi için yaptığı duadır) hadis-i şerifi için, (Kendine dua etmek bencillik olur) dedi. Kendimize dua etmek uygun değil mi?<br />
CEVAP<br />
Elbette, kendimize de dua edeceğiz. Çünkü dua etmek, namaz, oruç gibi ibadettir. Namazı kendimiz için kılıyor, orucu kendimiz için tutuyor, her ibadeti kendimiz için yapıyoruz. Allahü teâlâ, kendimize de, dua etmemizi emrediyor. Peygamber efendimiz ve diğer peygamberler de kendileri için dua etmiştir. Hazret-i Musa, (Ya Rabbî, ben kendime zulmettim, beni affet!) diyor. (Kasas 16)<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte, (Âdem aleyhisselam Cennetten çıkınca, “Ya Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet!” diye dua etti) buyuruldu. (Taberanî)<br />
<br />
Peygamber efendimizin ümmetine örnek olmak için ettiği dualardan bazıları şöyledir:<br />
(Allah’ım, günahımı affet ve rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok zikreden ve emrine uyanlardan eyle!) [Tirmizî]<br />
<br />
(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizî]<br />
<br />
(Ya Rabbî, ölümü bana kolaylaştır!) [İbni Ebi-d-dünya]<br />
<br />
İnsanın kendisi için dua etmesinin bencillikle ilgisi yoktur. Önce kendimizi, ondan sonra başkalarını kurtaracağız. Kendimiz bataklıkta iken, başkalarını nasıl kurtarabiliriz? Abdullah bin Vehb hazretleri, (Kendisine faydası olmayanın, başkasına faydası olmaz) buyuruyor. Atalarımız da, (Önce can, sonra canan, gemisini kurtaran kaptan) demişlerdir.<br />
<br />
Önce can sonra canan<br />
Sual: (Önce can, sonra canan) sözü bence yanlıştır. Egoistlik yapmamak için, kendime dua etmiyor, ana babam ve sevdiklerim için dua ediyorum. Böyle dua uygun değil mi?<br />
CEVAP<br />
Kendine dua etmek egoistlik değil, dinimizin emridir. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Musa, “Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bize acı!” dedi.) [Araf 151]<br />
<br />
(Rabbim, beni ve zürriyetimi doğru namaz kılanlardan eyle ve duamı kabul et!) [İbrahim 40]<br />
<br />
(Ey Rabbimiz, beni, ana babamı ve müminleri hesap gününde affet!) [İbrahim 41]<br />
<br />
Bu âyet-i kerimelerde her peygamber, önce kendinin, sonra da, ana baba kardeş gibi yakınlarının bağışlanmasını istiyor.<br />
<br />
Peygamberler, sırf kendileri için de dua etmişlerdir. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Süleyman, “Rabbim, beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver!” dedi.) [Sad 35]<br />
<br />
[Hazret-i Musa], (Ya rabbi ben kendime zulmettim, beni affet!) [Kasas 16]<br />
<br />
[Hazret-i İbrahim ve İsmail], (Ya Rabbi, tevbemizi kabul et!) [Bekara 128]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de Peygamber efendimiz, kendisi için çok dua etmiştir. Mesela üçü şöyledir;<br />
(Allah’ım, rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]<br />
<br />
(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizî]<br />
<br />
Âdem aleyhisselam da, Cennetten çıkınca, (Ya Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet!) diye dua etti. (Taberanî)<br />
<br />
İnsan kendini kurtarmadan başkalarını nasıl kurtarabilir ki? Can kurtarılmadan canan kurtarılmaz. Bu itikat yönünden de öyledir. Kendimizin imanı düzgün değilse, başkalarına doğru imanı nasıl öğretiriz, onları nasıl kurtarabiliriz? Kendine faydası olmayanın başkasına nasıl faydası olur?<br />
<br />
Atalarım, (Önce can, sonra canan) demişler,<br />
Gemisin kurtarana, (İşte kaptan) demişler.<br />
<br />
Tuvalet yaparken<br />
Sual: Rahatsızlığımdan dolayı sık tuvalete gidiyorum. İhtiyacım da uzun sürüyor. Vaktim boş geçiyor. Vaktimi değerlendirmek için, ihtiyacımı görürken dua okumanın, zikirle meşgul olmanın veya MP3 ile dînî sohbet dinlemenin sakıncası olur mu?<br />
CEVAP<br />
Günah olur. Dinimizce mübarek sayılan şeylere hürmetsizlik edilmiş olur. Kasten hürmetsizlik yapmak küfür olur.<br />
<br />
Ecirnî - Ecirnâ<br />
Sual: Cehennemden kurtulup Cennete gitmek için, (Allahümme ecirnî min-en-nâr ve edhılnil Cennete) duasını okurken, ecirnî yerine ecirnâ, edhılnil yerine edhılnel dense mânâ değişir mi? Caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Ecirnî yerine ecirnâ denince, beni değil, (Bizi Cehennemden koru!) demek olur. Edhılnil yerine, edhılnel denirse, beni değil (Bizi Cennete koy!) demek olur. Ama dua, hadis-i şerifte nasıl bildirilmişse öyle okunmalıdır.<br />
<br />
Dua ederim demek<br />
Sual: Hiç dua etmeden, (Dua eder, dualarınızı beklerim) deniyor. Böyle demek uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Dua etmiyorsa uygun olmaz. Dua ediyorsa uygun olur. Eğer, (Ben dua ettim, ediyorum, yine edeceğim) anlamında söyleniyorsa uygundur. Ama hiç dua etmeden, (Dua eder, dualarınızı beklerim) demek uygun olmaz. Yahut hiç dua etmeden, (Büyüklerin duası olsun) demek de böyledir.<br />
<br />
Kapından kovma bizi<br />
Sual: Bazı hocalar dua ederken, (Ya Rabbî, ya Resulallah, kapından kovma bizi!) diyorlar. Böyle söylemek, uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Denebilir nitekim, Abdullah-i Ensârî hazretleri, (Yâ Rabbî! Her kimi kovmak istersen, bizim üzerimize saldırtırsın!) buyurmuştur. <br />
<br />
Rahmetini esirgeme demek<br />
Sual: Selefî gençlerin dağıttığı yukarıdaki yazıda, Allah için, (Rahmetini, merhametini esirgeme!) deniyor. Bu caiz midir? Bir de dua ederken, elleri Hristiyanlar gibi birleştirmişler. Vehhâbîler böyle mi dua ediyor?<br />
CEVAP<br />
Evet, Hristiyanlar, Vehhâbîler ve İbni Sebeciler böyle dua ediyorlar.<br />
<br />
Eshab-ı kiram, (Resulullah efendimiz, bir şiddet isabet ettiğinde, dua ederken ellerini fazla kaldırırlardı. O derecede ki, koltuk altlarının beyazı görünürdü) diye bildiriyorlar. [Ebu Ya’la]<br />
<br />
Koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar ellerini kaldırıp, üç defa "Allah’ım tebliğ ettim mi?” diye dua etti. (Buhârî)<br />
<br />
Yağmur duasında, Peygamber efendimiz koltuk altlarının beyazlığı görününceye kadar kaldırırlardı. (Buhârî, Müslim, Ebu Davud, Nesâî)<br />
<br />
Müslim ve Nesâî’nin rivayet ettiği, (Resulullah, duada koltuk altının beyazı görününceye kadar ellerini kaldırırdı) hadis-i şerifi ile diğer hadis-i şerifleri açıklayan Dürr-ül muhtar ve Hindiyye gibi muteber kitaplarda, dua ederken, avuçlar, yüze karşı değil, semaya karşı açık ve göğüs hizasında, ellerin bitişik değil, aralıklı olması gerektiği bildiriliyor.<br />
<br />
Dua esnasında ellerini, koltuk altlarının beyazlığı görünecek kadar kaldırmak sünnettir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)<br />
<br />
Duada eller birleştirip kaldırılınca, koltuk altının görünmesine imkân yoktur. Eller açık olmalı ki, koltuk altı görülsün. Hristiyanlara, Rafizîlere ve Vehhâbîlere itibar etmemelidir.<br />
<br />
Esirgemek kelimesinin iki anlamı vardır. Birinci anlamı; korumak, himaye etmek, ikinci anlamı ise bir şeyi yapmaktan, vermekten çekinmek yani cimrilik etmektir. Esirgemek kelimesini birinci korumak anlamında kullanmanın hiçbir mahzuru yoktur ki mesela (Allahü teâlâ seni her türlü kötülükten ve kötülerden esirgesin) denir ve hiçbir mahzuru olmaz. Zaten bir Müslüman da bu kelimeyi bu anlamda kullanır.<br />
<br />
İkinci anlamda kullanmak yani Allahü teâlâya cimrilik isnat edecek şekilde kullanmak uygun olmaz. Birgivi Vasiyetnamesi’nde bildirilen, uygun olmayan da budur. Bunun için Ya Rabbi rahmetini esirgeme yerine, ihsan eyle demelidir.<br />
<br />
Bunun gibi, internetteki herhangi bir yazıyı veya WhatsApp’la gelen mesajları başkalarına göndermemelidir. Yanlış bir yazıyı göndermenin vebali büyüktür.<br />
<br />
Sual: Dua etmek için belli şeyleri ezberlemek mi gerekir?<br />
Cevap: Bu konu ile alakalı olarak Bezzâziyye ve Hindiyye’de buyuruluyor ki:<br />
“Kalbim gafil diyerek, duayı terk etmemelidir. Kalbine geleni dua olarak söylemek, ezberlediği duayı okumaktan efdaldir. Yalnız namazda okunacak duaları ezberlemelidir. Sünnet olan ibadetleri yapmak, dua etmekten efdaldir. Vaiz, imam, cemaate öğretmek için sünnet olan duaları sesli okur, cemaat de sessizce tekrar eder. Cemaat öğrenince imam da sessiz okumalıdır, çünkü sesli okuması bid’at olur.”<br />
<br />
Peygamber Efendimizin hürmetine istemek<br />
Sual: Peygamber efendimizin hatırı, hürmeti için diyerek, Allahü teâlâdan bir şey istemenin, dinen mahzuru olur mu?<br />
Cevap: Bu konuda Mir’ât-i Medîne kitabında deniyor ki:<br />
“Allahü teâlâ (Seni yaratmasaydım, hiç bir şeyi yaratmazdım) buyurarak, Muhammed aleyhisselamın Habibullah olduğunu, Onu çok sevdiğini bildiriyor. Bu hadîs-i kudsî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât kitabında da yazılıdır. Aşağı bir insan bile, sevgilisinin hatırı için istenileni boş çevirmez. Aşıka, maşukunun hatırı için iş gördürmek kolaydır. Bir kimse; “Ya Rabbi! Habibin Muhammed aleyhisselam hatırı için senden istiyorum” dese, bu isteği ret olunmaz. Fakat, değeri olmayan dünyalık işler için, Resûlullahın hatırını, hürmetini vesile etmek layık değildir.”<br />
<br />
Sual: Çarşıya, pazara çıkıldığı zaman, nasıl hareket etmeli ve okunması gereken bir dua var mıdır?<br />
Cevap: Süleyman bin Cezâ hazretleri, Eyyühel-veled kitabında buyuruyor ki:<br />
“Pazar yerinde gezerken kimseyi rahatsız etme! Sokaklarda sümkürme, kimse ile alay etme! Yürürken ve insanlara karşı yemek yeme! Kimseyle kavga eyleme, dostla da, düşmanla da münakaşa etme! Sattığın eşyayı geri getirirlerse reddetme! Yalan söyleme! Haram yeme, kimseyi aldatmaya kalkışma! Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bir kimse çarşıya girince "Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr" okusun, bin günahı affolur.)”<br />
<br />
Dua; Lafzi ve Fiilî olarak iki türlüdür<br />
Sual: Dua ne demektir ve dua yalnızca dil ile mi yapılır?<br />
Cevap: Dua, Allahü teâlâdan bir şey istemek demektir. Dua etmeyen, arzusuna kavuşamaz buyurulmuştur. Dua; Lafzi ve Fiilî olmak üzere iki türlüdür:<br />
1-Lafzi dua; Allahü teâlâdan lafız, söz ile istemektir. Bu duanın kabul olması için şartlar vardır. Bu şartlar, dua edenin Müslüman olması, ihlas sahibi olması, namazlarına devam etmesi, fasık olmaması, yani haram işlememesi, üzerinde kul hakkı bulunmaması gibi şeylerdir. Bu şartlar bulunmayanların duaları kabul olmuyor. Sıkıntı içinde yaşıyorlar.<br />
<br />
2-Fiilî dua; istenilen şeyin sebebine yapışmaktır. Allahü teâlâ, her şeyi, bir sebep ile yaratmaktadır. Allahü teâlâdan bir şey isteyenin, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapması lazımdır. Mesela, bir yeri ağrıyanın, ağrı kesici bir ilaç kullanması lazımdır. Bu ilacı kullanması, fiilî dua etmek olur. Fiilî duanın kabul olması için, sebebin tesirinin kati olması, iyi bilinmesi lazımdır.<br />
<br />
Lafzi dua ile fiilî dua birbirine uygun değilse, fiilî dua kabul olur. Müslümanın, iyi ve caiz olan şeylerin sebeplerini bilip, dua için, bu sebepleri yapması lazımdır. Bu sebepler yapılınca, Allahü teâlâ, istenilen şeyi yaratır. Çünkü, sebepleri yapılan şeyi yaratması, âdetidir. Aç olanın bir şey yemesi, fiilî sebebe yapışmak, fiilî dua etmek olur.<br />
<br />
(Dua ediniz, kabul ederim) buyurulması, fiilî dua etmeyi emretmektedir.<br />
<br />
Ahirette kurtulmak için<br />
Sual: Çeşitli din kitaplarında, insanın ahirette kurtulması için okunacak dualar bildirilmektedir. Başka bir şey yapmayıp sadece bu duaları okumakla insan ahirette kurtulabilir mi?<br />
Cevap: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında, insanı Allahü teâlânın rahmetine kavuşturacak çeşitli dualar, iyi işler yazılmış, bunlar övülmüş ve yapılmaları da teşvik edilmiştir. Ancak unutmamalıdır ki, ahirette Allahü teâlânın rahmetine kavuşabilmek için, iman ile ölmek lazımdır. Kur’ân-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilenlere uygun imanı olmayan, haramlardan sakınmaya ve İslâmın beş şartını yapmaya ehemmiyet, önem vermeyen kimse, rahmete kavuşamaz. Ehl-i sünnet itikadında olmayana bidat ehli denir. Bunun yaptığı ibadetleri sahih olup da, borçtan, azabından kurtulur ise de, vadedilmiş olan sevaplarına ve ahirette, dünyada yapmış olduğu iyiliklerin, hayrat ve hasenatının karşılığına kavuşamaz. Dünyadaki iyiliklerinin karşılıklarına kavuşmak isteyenin, hemen tövbe etmesi, imanını düzeltmesi lazımdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dualarla ilgili çeşitli sorular</span></span><br />
<br />
Sual: Ev alırken, (Ya Rabbi hayırlı ise, bu evi nasip eyle), yahut evlenirken, (Evlenmek hayırlı ise, evlenmemi nasip eyle) diye dua etmemeli, (Hayırlısı ile ver) demeli deniyor. Bunun hangisi uygun ve aradaki fark nedir?<br />
CEVAP<br />
Hayırlısı ise ver demekte bir teslimiyet vardır, uygundur. Hayırlısı ile ver demek de, uygunsuz değildir. Fakat, sanki bunda ısrar var, illa o şeyin olması isteniyor. Birinci şekilde söylemek daha iyi olur.<br />
<br />
Sual: (Vaki olanda hayır vardır) veya (Hayırlısı olur inşallah) deniyor. Böyle demek uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Vaki olanda hayır vardır demek, irade ve tercihimizin dışında ve sebeplere yapıştığımız halde, başımıza ne gelirse gelsin, sabretmeli, şikayetçi olmamalı; sabredersek, bizim için neticesinin hayır olacağını bilmeli demektir. Yoksa, herkesin başına gelen her şey, onun için mutlaka hayra sebep olur demek değildir.<br />
<br />
(Hayırlısı olur inşallah) demek, Allahü teâlâ bunun neticesini senin için hayırlı yapsın, hata ve kusurunu affetsin, yanılmaktan, zarar görmekten korusun, sana nimet ihsan etsin demektir.<br />
<br />
Sual: Başımıza bir bela gelince, bir yakınımız ölünce nasıl dua etmeliyiz?<br />
CEVAP<br />
Ümmü seleme validemiz, şöyle anlattı:<br />
Peygamber efendimiz, (Sıkıntıya düşen, “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun [âyetini okuduktan sonra], Ya Rabbi, başıma gelen musibetin ecrini ver ve bana bundan daha hayırlısını lutfet” diye dua ederse, Allahü teâlâ onu o sıkıntıdan kurtarır ve ona daha hayırlısını verir) buyurdu. Sonra,<br />
“Ben, Ebu Seleme ölünce böyle dua etmiştim. Allahü teâlâ da bana Ebu Seleme’den daha hayırlısını, yani Resulullahı verdi” dedi. (Müslim)<br />
<br />
Sual: Hatmi tehlil gibi zikirleri, bir murat için okunan duaları abdestsiz de okumak caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet bütün zikirler ve dualar abdestsiz okunabilir. Ancak abdestli okumak elbette iyidir. Hele bir murat için okunan dua ve zikirleri abdestli okumaya çalışmalıdır.<br />
<br />
Sual: Kuleuzüleri okuduktan sonra avuca üfleyip elleri vücuda sürmenin faydası var mı?<br />
CEVAP<br />
Resulullah efendimiz, bazı âyetleri okur mübarek avuçlarına üfler ve avuçları ile mübarek vücutlarını mesh ederlerdi. Birçok hastalık için iyidir.<br />
<br />
Sual: Arapça bilmeyen kimsenin duaları Türkçe olarak okumasında mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Namaz, hutbe, ezan gibi yerlerdeki dualar hariç, duaları Türkçe olarak söylemek caizdir. Ancak bazı duaların tam Türkçeleri olmuyor. Tercümeleri aslının yerini tutmuyor. Mesela selam da bir duadır. Ama bunların Türkçeleri olmaz. Resulullah efendimizin bildirdiği şekilde selamün aleyküm veya esselamü aleyküm diye selam vermelidir.<br />
<br />
Sual: Camide tesbih çekerken, dua ederken veya Kur'an-ı kerim okunurken, mazeretsiz bağdaş kurup oturmakta mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Bir rahatsızlık yoksa öyle oturmamalıdır.<br />
<br />
Sual: Namaz kılmış olana, (Allah mübarek etsin) mi denir, yoksa (Allah kabul etsin) mi?<br />
CEVAP<br />
Allah mübarek etsin denir.<br />
<br />
Sual: Haram olan bir şeyi elde etmek için ya da yapabilmek için dua etmek haram mı? Mesela ya Rabbi bana rakı içmeyi nasip eyle demek haram mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet haramdır.<br />
<br />
Sual: Bazıları, bir din kitabını mesela Mektubatı okuyup bitirdikten sonra Sadakallahülazim diyorlar. Bir mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Öyle söylemek uygun değil. Sadakallahülazim demek, Allah doğru söyledi demektir. Kur'an-ı kerim için söylenir.<br />
<br />
Sual: Amenerresulü okunurken dinleyenlerin dua kısmında yavaşça âmin demeleri caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir.<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, (Sabah-akşam, Haşr suresinin son üç âyetini okuyan şehit olarak ölür) buyurulduğu için, sabah-akşam Haşr suresinin sonunu okuyorum. Camide kıldığım zaman imam okuyor, biz dinliyoruz. Ben okumasam, yine aynı sevaba kavuşur, şehit olarak ölür müyüm?<br />
CEVAP<br />
Kur’an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek farzdır. Dinleyen, okuyandan daha fazla sevap aldığı için, ayrıca okuması gerekmez. Her gece Amenerresulü’yü okuyan da, imamdan dinlemişse, onun da okuması gerekmez.<br />
<br />
Sual: Bir şey okuduktan sonra veya vaazdan sonra el fatiha deniliyor. Fatiha okumak şart mı?<br />
CEVAP<br />
Fatiha denince fatiha okumak şart değil ama okumak iyi olur<br />
<br />
Sual: Bilgisayarda yüklü bulunan sure ve duaları kulaklıkla dinlemekte mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Duaya nasıl başlamalı?<br />
CEVAP<br />
Şöyle başlanabilir:<br />
(Elhamdülillahi Rabbilalemin essalatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain.)<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra fatiha okumak sünnet mi bid'at mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir, mahzuru yoktur.<br />
<br />
Sual: Bazen yazı yazarken, yapacağım şeyi unutuyorum, ne yazacaktım ki diye düşünüyorum. Unutmamak için veya hatırlamak için bir dua yok mu?<br />
CEVAP<br />
Büyük bir zata bir dua et de şu olsun diyorlar, o da dua ediyor ve o iş oluyor. O duayı bize de öğret diyorlar. Öğretiyor, fakat onlarınki kabul olmuyor. Sebebini soruyorlar. (Bu 30 senenin mahsulüdür. 30 senedir dua ediyorum, siz de devamlı edin bir gün duanız kabul olur) buyuruyor.<br />
<br />
Bir kimse yazı yazarken unuttuğu, hatırlayamadığı şeyler oluyormuş. Resulullah efendimiz ona buyuruyor ki:<br />
(Kalemini kulağına koy. Söyleneni daha iyi hatırlarsın.) [Tirmizi]<br />
<br />
Ne yazacağını unutan kimse kalemini kulağına koymalı ve Resulullaha salevat-ı şerife getirmelidir.<br />
<br />
Sual: Çocuğumun yaramazlıklarına karşı okuyabileceğim dua var mı?<br />
CEVAP<br />
Hem kendiniz ona hayır dua edin, hem de çocuğa namaz kılmayı, bazı sureleri, duaları öğretin. Mesela La havle’yi öğretin. Çocuğun yaramaz olması iyidir. Meşhur büyük kimseler çocukken çok yaramaz imiş. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Çocuğun küçüklüğünde yaramaz oluşu, büyüklüğünde aklının ziyadeliğidir.) [Hakim]<br />
<br />
Sual: Dua ederken 3 veya 7 kere tekrar etmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
3 veya 7 kere tekrar etmek isteğimizi kuvvetlendirmek içindir. Mesela (Ya Rabbi günahlarımı affet) diye 7 kere söylenebilir. Veya (Ya Rabbi çocuğu salih olarak büyüt) diye 3 veya 7 kere söylenebilir.<br />
<br />
Sual: Haram işleyen biri, çok günah işliyorum, elimi açıp dua etmeye yüzüm yok, ben namaz kılamam derse buna ne denir?<br />
CEVAP<br />
Ne kadar çok günah işlerse işlesin yine namaz kılmalıdır. Çünkü namaz bir çok günahların affına sebep olur. Bir çok kötülüklerden korur. İyi biri olmaya sebep olur.<br />
<br />
Sual: Namazda secdede dua edebilir miyiz?<br />
CEVAP<br />
Farz namazların secdesinde dua edilmez. Ancak bazı nafileleri kılarken secdede bildirilen tesbihler okunur. Namaz haricinde secdeye kapanıp dua edilir.<br />
<br />
Sual: Allah gönlüne göre versin diye dua uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Biz hakkımızda ne hayırlıdır bilemeyiz. Allahü teâlâ hakkında hayırlı olanı nasip etsin demeli, bizim arzu ettiğimiz kendi zararımıza olabilir.<br />
<br />
Sual: Haddimi bilmeden Ya Rabbi beni de imtihan et diye dua ettim... ve bir daha da kendime gelemedim. Ne yapmam lazım?<br />
CEVAP<br />
Evet gerçekten çok büyük söz etmişsiniz. İnsan acizdir, imtihana dayanabilir mi? İnsan kendine beddua eder mi hiç? Öyle dua ettiğinize tevbe edin. Bir zaman adamın biri, Ya Rabbi beni sıkıntılara karşı sabredenlerden eyle diye dua ediyor. Peygamber efendimiz, (Bela mı istiyorsun?) buyuruyor.<br />
<br />
Sual: Peygamber efendimizin en çok okuduğu dua ne idi?<br />
CEVAP<br />
“Rabbena atina...” idi. (Beyheki)<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, sabah ve akşam namazlarından sonra, Haşr suresinin [hüvallahülleziden itibaren] son üç âyetinin okunması bildiriliyor. Halbuki çok yerde Lev enzelnadan okunuyor. Yine hadiste, namazlardan sonra, 10 ihlas okunması bildirilirken, siz 11 ihlas okunacağını bildirdiniz. Niçin böyle yapılıyor?<br />
CEVAP<br />
Bir hususta birkaç rivayet varsa, en faziletli olanını seçmek iyi olur. Haşr suresinin sonunu Lev enzelnadan okumak daha iyi olur. Namazdan sonra 10 veya 11 İhlas okunması bildirilmiştir. 11 defa okumak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Sabah namazından sonra 11 defa ihlas okuyan müslümana, Cennette bir burç verilir.) [Haraiti] (Bu hadis-i şerif, Ramuz’un 382. sayfasında da vardır.)<br />
<br />
Sual: (Ya Rabbi, hakkımda hayırlı ise şu kızı veya şu oğlanı bana nasip eyle) diye dua etmekte mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayırlı ise dediğinize göre, hiç mahzuru yoktur. Çok iyi olur.<br />
<br />
Sual: Neden sürekli sayılar var dualarda, onu hiç anlamıyorum. Mesela neden mezarlık önünden geçerken 3 İhlas 1 Fatiha okumam gerekiyor? Neden 2 İhlas değil?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz, üç ihlas okuyan Kur’an-ı kerimi hatmetmiş gibi sevap alır buyuruyor. Fatihanın faziletini bildiriyor. Peygamber efendimiz iki deseydi, siz kalkar, (Neden iki ihlas da üç değil) derdiniz. Yemin kefareti için 3 gün peş peşe oruç tutulur niye iki veya 4 değil de 3? Dinin emri öyle! Niye sabah namazı 4 rekat, öğle 10, ikindi 8, akşam 5 rekat? Allah öyle emrettiği için. Suç rakamlarda değildir, bu tür yanlış anlama, bilgisizlikten veya itikad zayıflığından ileri gelir.<br />
<br />
Sual: Dualarda, Allah’ım affet ..bağışla yâ Rab! Allah’ım yardım et emir kipli ifadelerle hâşâ Allah’a emredercesine Zâtını bir ast, kendimizi de üst yerine koymuyor muyuz? Herkes niye böyle yanlış dua ediyor?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz öyle dua ederdi, bize de öyle dua edin diye emrediyor. Allahü teâlâ da öyle buyuruyor. Bunlar emir değil, istektir, arzudur. Ya Rabbi günahlarımı affet demek emir değil, ricadır, yalvarmadır.<br />
<br />
Sual: Fâsık babaya hayır dua edilir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Duaları PVC kaplayarak kullanmak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Herkesin gözü önünde tesbih ile, numaratörle zikir çekmek riya olur mu?<br />
CEVAP<br />
Riya kalbde olur. Herkes görsün diye çekiliyorsa riya olur, alışkanlık olduğu için çekiyorsa veya kalbinde hiç gösteriş düşüncesi yoksa riya olmaz. Ancak herkesin gözü önünde çekmek fitneye veya suizanna sebep olabilir.<br />
<br />
Sual: Evde çoluk çocuğun yanında, tesbih çekmem ve kuşluk gibi nafile namazları kılmam riya olur mu?<br />
CEVAP<br />
Olmaz. Bilakis onlara örnek olunmuş olur.<br />
<br />
Sual: Hastayı papaza okutmak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Asla caiz değildir.<br />
<br />
Sual: 3 ihlas 1 Fatiha okunuyor. Kur'anı mushaftaki sıra ile okumak vacip değil mi?<br />
CEVAP<br />
Fatiha dua olarak sonda okunur.<br />
<br />
Sual: Yağan yağmur hürmetine diye dua etmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet. Yağmur, rahmet-i ilahiyye alametidir. Zarf söylenip mazruf kastediliyor.<br />
<br />
Sual: (Günahsız sabiler hürmetine) diye dua etmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Dua niyetiyle Fatiha okurken Besmele çekmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Arabi bilenin, dua ve hadisi latin harfiyle yazıp okuması caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caiz değildir.<br />
<br />
Sual: Eshab-ı Bedrin isimleri yazılı kağıdı eve asmak veya üzerimizde taşımakta fayda var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Eshab-ı Bedrin isimlerinin şifa ve bereket verdiği, Kabani’nin (Esma-i Ehl-i Bedr) kitabında yazılıdır.<br />
<br />
Unutmak özürdür<br />
Sual: Günlük dualarımı okurken, şaşırıp fazla okuduğum oluyor. Mesela 500 lâ havle çekerken 510 veya 520 olabiliyor. Bunun mahzuru olur mu? Namaz tesbihlerinde de bazen 33 yerine 34, 35 olabiliyor. Mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Unutunca mahzuru olmaz. Kasten sünnet olan miktarı değiştirmek mahzurludur. Yanlışlıkla eksik veya fazla olmasının mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Âyat-ı hırz, flash bellek denen disklere yüklense ve bu diski üstümüzde taşısak, muska taşımış gibi faydasını görür müyüz? Yani diskteki yazı, muska hükmünde olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır. Bu cihazların hafızasındaki bilgiler, 0–1 şeklinde kodlarla ifade edildiği, yazı halinde olmadığı için, muska hükmünde olmaz.<br />
<br />
Üçgen şeklinde muska<br />
Sual: Muska taşımak caiz midir? Muska nasıl kaplanır? Üçgen şeklinde olmasının, onunla tuvalete girilmesinin mahzuru var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Dinin bildirdiği dua ve âyetlerin yazılı olduğu muskayı taşımak caizdir. (Fetava-yı hadisiyye)<br />
<br />
Muskanın üçgen veya başka bir şekilde olmasının da hiç mahzuru yoktur. Muska ya yedi kat balmumu kaplanmış muşamba denilen beze sarılır veya tek kat deri yahut naylona sarılır. Bu haliyle tuvalete girmekte de mahzur olmaz. Cünübün taşımasında da mahzur olmaz.<br />
<br />
Nutuk çeker gibi<br />
Sual: Seadet-i Ebediyye’de, (Cuma namazından sonra cemaatle dua yapmak cahilliktir. Vaazdan sonra toplanarak vaizin yüksek sesle dua yapması bidattir) deniyor. Cuma namazlarından sonra, okunan hatm-i şerifleri, cüzleri, kelime-i tehlilleri ölmüşlerimizin ruhlarına hediye etmek de bu hükme girer mi?<br />
CEVAP<br />
Girmez. Uygun olmayan, camide yüksek sesle, konferans verir gibi, nutuk çeker gibi vaaz ve dua etmektir.<br />
<br />
Sual: Peygamberimiz diri olduğuna, işittiğine ve verilen selamı aldığına göre ya Muhammed, ya Muhammed diyerek tesbih çekmek caiz midir?<br />
CEVAP<br />
İşitmek ve selamı almak ayrı şey, Ya Muhammed diye tesbih çekmek ayrı şeydir. Esselamü aleyke ya Resulallah denir, şefaat ya Resulallah denir, ama dediğiniz gibi tesbih çekmek caiz olmaz. (M. Nasihat)<br />
<br />
Sual: Sonradan çıkan bid’at diye hoparlörle, kasetle ibadet etmenin caiz olmadığı bildiriliyor. O zaman dijital tesbihlerle de zikretmenin ve tesbih çekmenin caiz olmaması gerekmez mi?<br />
CEVAP<br />
Gerekmez. Dijital tesbihlerle ibadet edilmiyor, sadece sayı sayılıyor. Kaç kere Allah denmişse o tespit ediliyor. Yoksa bizzat dijital tesbih, hoparlör gibi, kaset gibi Kur’an okumuyor, zikretmiyor, yeni bir ses meydana getirmiyor, sadece sayıyı gösteriyor.<br />
<br />
Elle yazmak<br />
Sual: Dua âyetlerinin ve diğer duaların, evimizde bulundurmak ve üzerimizde taşımak için, elle yazılması şart mıdır? Yazıcıdan çıktı alınsa veya fotokopi çekilse de olur mu?<br />
CEVAP<br />
Evet, olur. Mutlaka elle yazmak gerekmez.<br />
<br />
Şeytandan korunmak için<br />
Sual: Şeytandan korunmak için, cima esnasında, âyât-ı hırzın, boyunda asılı olması caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir. Yatağa euzü besmele ile girilince de, şeytan yaklaşamaz.<br />
<br />
Sual: Çeşitli ihtiyaçlarımız oluyor. Bunları insanlara bildirmenin mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Dilenmek veya ücretsiz yaptırmak gibi ise, caiz olmaz. Sebeplere yapıştıktan sonra, işimiz olmuyorsa, dua edip, ihtiyaçlarımızı Allahü teâlâya havale ederiz. Hadis-i şerifte,<br />
(İnsan, ihtiyaçlarını, Allaha havale ederse, Allahü teâlâ, onun ihtiyaçlarını [meydana getirecek sebepleri] ihsan eder) buyuruldu. (Hakim)<br />
<br />
Mesela, herkesin ona merhamet ve hizmet etmesini temin eder. Bir beyit şöyledir:<br />
<br />
Hak, irade edince, her işi âsân eder,<br />
Sebebini yaratır, bir anda ihsan eder.<br />
<br />
Kenz-ül arş duası<br />
Sual: Kenz-ül arş duası muteber midir?<br />
CEVAP<br />
Hadis kitaplarında (Kenz-ül arş) diye bir dua yoktur. Bu duanın faziletinde çok mübalağa vardır. Mesela deniyor ki:<br />
(Cebrail bana dedi ki: Kim ömründe bir kere bu duayı okursa, Allahü teâlâ onu, kıyamette yüzü ayın on dördü gibi parlak haşreder. Herkes onu, bir peygamber veya melek sanır. Ben ve sen onun kabrinin üzerinde dururuz. Ona hesapsız ve azapsız, üzerine binip Cennete girmesi için Cennetten bir Burak getirilir. Sırat köprüsünden şimşek gibi geçer. Onun günahı denizlerin suyundan, yağmurların damlasından, ağaçların yapraklarından, kumların adedinden, daha fazla olsa da, affedilir.)<br />
<br />
İnsafla düşünmeli, bir insan kum sayısınca içki içse, ağaçların yaprakları sayısınca zina etse, denizlerdeki suyun damla sayısı kadar kumar oynasa, yağmurların damlası sayınca faiz yese, bu duayı bir kere okuyunca hemen affoluyor. Herkes onu melek veya peygamber sanıyor. Bir kimse, her günahı işlese, İslam’ın beş şartını yapmıyorsa, üstelik itikadı da düzgün değilse, bu duayı bir kere değil, bin kere okusa, doğruca Cennete nasıl gidebilir ki? Muteber kitaplarda olmayan bu ve benzeri duaların faziletine itibar edilmemeli.<br />
<br />
Dua olarak okumanın da, dinen bir mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Rabbi yessir ve lâ tüassir Rabbi temmim bil hayr duası ne zaman okunur?<br />
CEVAP<br />
Mubah olan herhangi bir işe başlarken okunur. Mesela Kur'an-ı kerim öğrenmeye başlarken, yazı yazarken, bina yaparken, dine aykırı olmayan bir işe başlarken söylemek iyi olur. Yapılan işin kolay gelmesi, zor gelmemesi ve hayırla neticelenmesi için dua etmiş oluyoruz.<br />
<br />
Korkmamak için<br />
Sual: Doğumdan sonra bir tıkırtı duyunca bile korkan kadınların ne yapmaları gerekir?<br />
CEVAP<br />
Şifa âyetleri yazılı kâğıdı suya koyup, bu suyu içmeli. Şifa âyetleri birçok hastalığa iyi gelir.<br />
<br />
Kekeme Duası<br />
Sual: Dilimdeki pelteklikten dolayı çok doktora gittim, bir çare bulamadım. Ne yapmam uygun olur?<br />
CEVAP<br />
Şifa âyetlerini ve dualarını, ihlâsla okumak iyi gelir. Taha suresinin 25., 26., 27. ve 28. âyetlerini okumak da iyi gelir. Orijinali için tıklayınız.<br />
<br />
33’lük tesbih kullanmak<br />
Sual: Tesbihi elime alınca Allah’ı hatırlıyorum. Dışarıda, yollarda riya, gösteriş olmaması için 99’luk tesbih yerine 33’lük tesbih kullanmak uygun olur mu?<br />
CEVAP<br />
Riya kalbde olur. Evde bir kişinin yanında da riya olabilir. Dışarıda başkalarının dikkatini çekiyor. 33’lük tesbih, 99’luğa göre daha az dikkati çeker, kullanılabilir. Genelde 33’lük tesbihle oynayanlar çok olduğu için, zikir olduğu pek anlaşılamaz. Burada önemli olan, dikkati çekmemektir.<br />
<br />
Her gün okumak<br />
Sual: Duaları kendine vird edinip, her gün belli sayıda okumak bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
Hayır, bid’at değil, sünnettir. Vird, devamlı yapılan, âdet haline getirilen ibadet, tesbih ve dualar demektir. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(“Bismillâhillezî lâ-yedurru me’ asmihî şey’ün fil-erdı velâ fissemâi ve hüves-semî’ul’alîm” duasını sabah 3 kere okuyana akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Her namazdan sonra 3 kere, “Estagfirullâhel’azîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh” okuyanın, bütün günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Sabah-akşam 7 kez, “Hasbiyallahü lâ ilahe illâ hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil’azîm” okuyan dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtulur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Cuma namazından sonra, 7 kere İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyan, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden korunur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Sabah veya akşam namazını kıldıktan sonra, 7 defa “Allahümme ecirnî minen-nar” diyen, o gün ölürse Cehennemden korunur.) [Nesai]<br />
<br />
(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]<br />
<br />
(Her namazdan sonra 33 kere “Sübhanallah”, 33 kere “Elhamdülillah”, 33 kere “Allahü ekber”, sonra bir kere, “Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîke leh, lehül-mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyen kimsenin deniz köpüğü kadar günahı olsa da affedilir.) [Müslim]<br />
<br />
(Bir kimse, sabah akşam yüz defa “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse, o gün ve o gece hiç kimse onun kadar sevab kazanamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Vird edinip, her zaman okuduğu dua veya tesbihi, ihmal edip, okumadan yatan kimse, sabah namazından öğle namazına kadar olan vakit içinde okursa, yine gece okumuş gibi sevaba kavuşur.) [Müslim]<br />
<br />
Emeklerimizi boşa çıkarma<br />
Sual: Allah’ım emeklerimizi boşa çıkarma diye dua ediliyor. Sanki Allah emeklerimizi boşa mı çıkarır? Böyle dua etmek caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir. Emeklerimize sevab veren veya boşa çıkaran elbette Allahü teâlâdır. Kalbleri kaydırıp Cehenneme atan da odur. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi saptırma, kaydırma!) [Al-i İmran 8]<br />
<br />
Bu, gaflete düşüp eski kötü halimize dönmek istersek, lütfedip, bizi eski halimize döndürme, ibadetlerimiz noksan olsa da kabul et, günahlarımızdan dolayı bizi perişan etme, hak ettiğimiz cezayı bize verme demektir, ama mesela (Ya Rabbi, rahmetini esirgeme!) denmez, çünkü esirgemek kelimesinin cimrilik anlamıda var. Bunun için Ya Rabbi rahmetini esirgeme yerine, ihsan eyle demelidir.<br />
<br />
Hayırlı kapı aç!<br />
Sual: Rüyamda (Allahümme yâ müfettihal ebvâb, iftah lenâ hayral bâb) duasını söylememi istediler. Böyle bir dua var mı, varsa, ne anlama geliyor?<br />
CEVAP<br />
Evet, öyle bir dua, vardır. (Ey kapılar açan [müşkülleri, sıkıntıları giderip ferahlatan] Allah’ım! Bize hayırlı kapı aç) anlamındadır.<br />
<br />
Elleri aşağıya çevirmek<br />
Sual: Namazdan sonra yapılan dualarda eller aşağıya çevrilir mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır, çevrilmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Dua ederken ellerinizi göğe doğru açın, aşağı doğru çevirmeyin, bitince yüzünüze sürün!) [Ebu Davud]<br />
<br />
Kuraklıkların geçip yağmur yağması için yapılan duada da eller aşağıya çevrilmez. Yağmur duasında eller omuzdan yukarı kaldırılır. Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)<br />
<br />
Allah olmayanlara da versin<br />
Sual: (“Allah, olmayanlara da versin” diye dua etmek caiz olmaz, çünkü bu, Allah’ın işine karışmak olur) diyorlar. Böyle dua etmek caiz değil mi?<br />
CEVAP<br />
Çok güzel bir duadır. O zaman her dua Allah’ın işine karışmak olur. Mesela, (Ya Rabbî, beni zengin eyle!) veya (Komşuma bir ev nasip et! Bana hayırlı uzun ömür ver, falanca zalimi kahreyle! Bana dünya ve âhiret saadeti nasip eyle!) diye dua etmek ibadettir, Allah'ın işine karışmak olmaz. Resulullah da böyle dualar etmiştir. Dua etmek ibadettir, Allah'ın işine karışmak olmaz.<br />
<br />
Ne muradın varsa<br />
Sual: (Allah, ne muradın varsa, gönlüne göre versin) deniyor. Böyle dua uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru olmaz, ama bu, fâsıklara, kötü kimselere söylenmez. Çünkü onların muratları ekseriya kötü olur. (Hakkında hayırlısı neyse, Allah onu nasip etsin) diye dua edilebilir.<br />
<br />
Üç kere okumak<br />
Sual: (Bir duayı üç kere okuyunca, artık onu her zaman okumak farz olur) diye bir şey var mı?<br />
CEVAP<br />
Hayır, öyle bir şey yok. Alışılıp devamlı yapılan bir ibadeti mazeretsiz terk etmek doğru değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir ibadeti devamlı yaparken, usanıp terk eden, Allahü teâlânın buğzuna uğrar.) [İbni Sünni] (Buğza uğrar demek günaha girer demek değildir. İyisini yapmamaktır.)<br />
<br />
Bir ibadeti devamlı yapmak çok kıymetlidir. Bir hadis-i şerif meali:<br />
(Allah katında en kıymetli amel, az olsa da, devamlı yapılandır.) [Buhari]<br />
<br />
Arkadan yapılan dua<br />
Sual: En makbul dua nedir?<br />
CEVAP<br />
Bir mümin, bir mümin için dua ederse, melekler âmin der. Melekler günah işlemedikleri için, duaları kabul olur. Günahkârların duası kabul olmaz, ama bir günahkâr mümin, diğerinin arkasından dua ederse, duası kabul olur. Çünkü bu duada riya olmuyor, bir menfaat karşılığı yapılmıyor. Sırf Allah rızası için yapılmış oluyor. (Düâ-i zahrul gayb icabete makrundur) yani (Gıyaben yapılan dua, icabete daha yakındır) denmiştir. Bu, (Bir müminin, diğer müminin arkasından yapacağı dua makbuldür) demektir. Bir hadisi şerif meali şöyledir:<br />
(Bir Müslümanın din kardeşinin arkasından ettiği hayır dua kabul olur. O dua edince, bir melek, “Âmin! Kardeşin için ne istiyorsan aynısını Allah sana da versin” der.) [Müslim]<br />
<br />
Demek ki, bir mümin, başka müminin arkasından dua edince, gıyaben yaptığı için ve bu duaya günahsız melek de âmin dediği için o dua makbul olur. Üstelik aynı şey kendimize verileceği için, kendimiz için de makbul dua etmiş oluyoruz.<br />
<br />
Kâfirler, fâsıklar dedikodu yaparlar, salihler dua ederler. Aradaki fark ne kadar önemlidir. Salih mümin olmaya çalışmalı, arkadaşlarımızın arkasından hep dua etmeliyiz.<br />
<br />
Ölmüşlerinin canına değsin<br />
Sual: Birine su verince, (Ölmüşlerin canına değsin) deniyor. Bu ne demek oluyor? Bir de su dağıtanın, suyun zehirli veya pis olmadığını ispat için, önce suyu içmesi uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Can, ruh demektir. Canına değsin demek, (Verilen suyun sevabı, ölmüş yakınlarının ruhlarına gitsin!) anlamında bir duadır. Su vermenin sevabı çoktur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Günahı çok olan, çok su dağıtsın!) [Şir’a şerhi]<br />
<br />
Sudan şüphelenme durumu varsa, önce dağıtan içebilir. Böyle bir durum yoksa, su dağıtan suyu önce oradakilere ikram etmeli, sonra kendi içmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir topluluğa su dağıtan, suyu en son kendisi içer.) [Müslim]<br />
<br />
Sünnete uygun dua ederken<br />
Sual: (Namaz içinde, tavafta ve yatarken edilen dualarda kollar kaldırılmaz ve eller yüze sürülmez) deniyor. Namaz haricinde, dua ederken elleri açmamak ve yüze sürmemek mi gerekiyor?<br />
CEVAP<br />
Sadece bildirilen yerlerde eller açılmaz. Onların haricinde dua ederken eller açılır, duadan sonra eller yüze sürülür. Birkaç örnek verelim:<br />
Resulullah efendimiz, Medine’de, minberde hutbe okurken, ellerini kaldırıp, dua ederdi. (Mir’at-i kâinat)<br />
<br />
Yatalak hasta bir nine, Hazret-i Ömer’in vefat haberini alınca, hemen ellerini açıp, (Yâ ilâhel âlemin! Ben o hastalığı, ihtiyaçlarımı bizzat karşılayan Ömer’in yardımıyla çekerdim. Ömer gittiğine göre, benim de ruhumu al, ben Ömer olmadan yaşayamam) diye dua etti. Duası kabul olup, vefat etti.(M. Ç. Güzin)<br />
<br />
Bir gün gazada, yiyecek bitti, asker sıkıntı içerisindeyken, Resul-i ekrem, (Allahü teâlâ size, Güneş batmadan rızık gönderecektir) buyurdu. Hazret-i Osman, Resul-i ekremin her sözünün muhakkak doğru olduğunu bildiği için, yiyecek aramaya çalıştı. Bir yerde, dört deve yükü yiyecek buldu. Fiyatın yüksekliğine bakmadan satın alıp Resulullah'a hediye olarak getirdi. Resulullah'ın sözünün doğruluğu meydana çıkınca, müminler sevindi, münafıklar üzüldü. Server-i âlem mübarek ellerini açıp, (Yâ Rabbi, Osman’a çok ecir ver!) diye dua etti. (İslam Tarihi Ans.)<br />
<br />
Hazret-i Halid bin Velid, günahlarının affı için, dua etmesini isteyince, Resulullah efendimiz ellerini açarak, (Yâ Rabbi! Halid’in günahlarını bağışla!) diye dua etti.<br />
<br />
Bir kimse, Hazret-i Ebu Bekir’den dua ister. O da, ellerini açıp, (Yâ Rabbi, bir günahkâr kul, bir günahkâr kulundan dua istiyor. İkisinin de günahlarını affet!) diye dua eder.<br />
<br />
Yalnız yağmur duasında, kıbleye dönülüp avuçlar semaya karşı açık olarak omuz hizasına kadar veya daha yukarı kaldırılıp ayakta dua edilir. Başka dualarda eller böyle kaldırılmaz.<br />
<br />
Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)<br />
<br />
Bela istemek mi?<br />
Sual: Bir arkadaş, (“Ya Rabbi, Cennetteki derecemi yükselt” veya “Beni Cennette Peygamberimize komşu et!” diye dua edilmez. Başka birine de böyle dua edilmez. Çünkü o kişinin bu nimetlere erişecek ameli yoksa, bunlara kavuşabilmek için, Allah ona bela üstüne bela verirmiş. Onun için ne kendimize, ne de başkalarına böyle dua etmek uygun değildir) dedi. Duamız kabul olursa, belasız bu nimetlere kavuşamaz mıyız? Allahü teâlâ, her nimeti illa bir bela karşılığı mı verir?<br />
CEVAP<br />
Dert bela, günahlarımızın affına sebep olur. Günahlarımız yoksa, derecemizin yükselmesine sebep olur. Allahü teâlâ, dert bela vermeden de bu nimetlere kavuşturur. Bir nimete kavuşmak için illa bir belaya uğramak gerekmez. Kendimize de başkalarına da, yüksek derecelere kavuşmak için dua etmeliyiz. Duamız asla boşa gitmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Meşru olarak dua eden mümin, şunlardan birine muhakkak kavuşur: 1- Ya dua kabul olur veya kabul edilmiş bir ibadet sevabı alır ve âhirette büyük nimetlere kavuşur. 2- Günahları affedilir veya iyilikleri artar yahut önlenmesini istediği bir kötülüğün bir benzerinden onu kurtarır. O hâlde dua etmeye devam edin! Allah’ın ihsanı boldur. Dünyada duası kabul olanlar, duası dünyada kabul olmayanlara âhirette verilen nimetleri görünce, “Keşke, bizim de dünyada dualarımız hiç kabul olmasaydı” diyeceklerdir.) [Deylemi, Hâkim]<br />
<br />
İkinci bir husus, günahlarımız kadar bela gelmiyor. Günahların çoğu affediliyor. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Başınıza gelen bir bela, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. [Bununla beraber] Allah çoğunu affeder.) [Şura 30]<br />
<br />
Allahü teâlâ, iyiliklerimize sevab verirken de, tam iyiliğin karşılığını değil, en az on misliyle veriyor. Bu yedi yüz misline, hattâ daha fazlaya da çıkabiliyor. Yani Allahü teâlâ, (Bak sana çok nimet verdim, çok sevab verdim, çok belayı hak ettin) demez. Onun ihsanı boldur.<br />
<br />
Duada bencillik<br />
Sual: Bir ateist, (En faziletli dua, kişinin kendisi için yaptığı duadır) hadis-i şerifi için, (Kendine dua etmek bencillik olur) dedi. Kendimize dua etmek uygun değil mi?<br />
CEVAP<br />
Elbette, kendimize de dua edeceğiz. Çünkü dua etmek, namaz, oruç gibi ibadettir. Namazı kendimiz için kılıyor, orucu kendimiz için tutuyor, her ibadeti kendimiz için yapıyoruz. Allahü teâlâ, kendimize de, dua etmemizi emrediyor. Peygamber efendimiz ve diğer peygamberler de kendileri için dua etmiştir. Hazret-i Musa, (Ya Rabbî, ben kendime zulmettim, beni affet!) diyor. (Kasas 16)<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte, (Âdem aleyhisselam Cennetten çıkınca, “Ya Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet!” diye dua etti) buyuruldu. (Taberanî)<br />
<br />
Peygamber efendimizin ümmetine örnek olmak için ettiği dualardan bazıları şöyledir:<br />
(Allah’ım, günahımı affet ve rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok zikreden ve emrine uyanlardan eyle!) [Tirmizî]<br />
<br />
(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizî]<br />
<br />
(Ya Rabbî, ölümü bana kolaylaştır!) [İbni Ebi-d-dünya]<br />
<br />
İnsanın kendisi için dua etmesinin bencillikle ilgisi yoktur. Önce kendimizi, ondan sonra başkalarını kurtaracağız. Kendimiz bataklıkta iken, başkalarını nasıl kurtarabiliriz? Abdullah bin Vehb hazretleri, (Kendisine faydası olmayanın, başkasına faydası olmaz) buyuruyor. Atalarımız da, (Önce can, sonra canan, gemisini kurtaran kaptan) demişlerdir.<br />
<br />
Önce can sonra canan<br />
Sual: (Önce can, sonra canan) sözü bence yanlıştır. Egoistlik yapmamak için, kendime dua etmiyor, ana babam ve sevdiklerim için dua ediyorum. Böyle dua uygun değil mi?<br />
CEVAP<br />
Kendine dua etmek egoistlik değil, dinimizin emridir. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Musa, “Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bize acı!” dedi.) [Araf 151]<br />
<br />
(Rabbim, beni ve zürriyetimi doğru namaz kılanlardan eyle ve duamı kabul et!) [İbrahim 40]<br />
<br />
(Ey Rabbimiz, beni, ana babamı ve müminleri hesap gününde affet!) [İbrahim 41]<br />
<br />
Bu âyet-i kerimelerde her peygamber, önce kendinin, sonra da, ana baba kardeş gibi yakınlarının bağışlanmasını istiyor.<br />
<br />
Peygamberler, sırf kendileri için de dua etmişlerdir. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Süleyman, “Rabbim, beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver!” dedi.) [Sad 35]<br />
<br />
[Hazret-i Musa], (Ya rabbi ben kendime zulmettim, beni affet!) [Kasas 16]<br />
<br />
[Hazret-i İbrahim ve İsmail], (Ya Rabbi, tevbemizi kabul et!) [Bekara 128]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de Peygamber efendimiz, kendisi için çok dua etmiştir. Mesela üçü şöyledir;<br />
(Allah’ım, rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]<br />
<br />
(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizî]<br />
<br />
Âdem aleyhisselam da, Cennetten çıkınca, (Ya Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet!) diye dua etti. (Taberanî)<br />
<br />
İnsan kendini kurtarmadan başkalarını nasıl kurtarabilir ki? Can kurtarılmadan canan kurtarılmaz. Bu itikat yönünden de öyledir. Kendimizin imanı düzgün değilse, başkalarına doğru imanı nasıl öğretiriz, onları nasıl kurtarabiliriz? Kendine faydası olmayanın başkasına nasıl faydası olur?<br />
<br />
Atalarım, (Önce can, sonra canan) demişler,<br />
Gemisin kurtarana, (İşte kaptan) demişler.<br />
<br />
Tuvalet yaparken<br />
Sual: Rahatsızlığımdan dolayı sık tuvalete gidiyorum. İhtiyacım da uzun sürüyor. Vaktim boş geçiyor. Vaktimi değerlendirmek için, ihtiyacımı görürken dua okumanın, zikirle meşgul olmanın veya MP3 ile dînî sohbet dinlemenin sakıncası olur mu?<br />
CEVAP<br />
Günah olur. Dinimizce mübarek sayılan şeylere hürmetsizlik edilmiş olur. Kasten hürmetsizlik yapmak küfür olur.<br />
<br />
Ecirnî - Ecirnâ<br />
Sual: Cehennemden kurtulup Cennete gitmek için, (Allahümme ecirnî min-en-nâr ve edhılnil Cennete) duasını okurken, ecirnî yerine ecirnâ, edhılnil yerine edhılnel dense mânâ değişir mi? Caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Ecirnî yerine ecirnâ denince, beni değil, (Bizi Cehennemden koru!) demek olur. Edhılnil yerine, edhılnel denirse, beni değil (Bizi Cennete koy!) demek olur. Ama dua, hadis-i şerifte nasıl bildirilmişse öyle okunmalıdır.<br />
<br />
Dua ederim demek<br />
Sual: Hiç dua etmeden, (Dua eder, dualarınızı beklerim) deniyor. Böyle demek uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Dua etmiyorsa uygun olmaz. Dua ediyorsa uygun olur. Eğer, (Ben dua ettim, ediyorum, yine edeceğim) anlamında söyleniyorsa uygundur. Ama hiç dua etmeden, (Dua eder, dualarınızı beklerim) demek uygun olmaz. Yahut hiç dua etmeden, (Büyüklerin duası olsun) demek de böyledir.<br />
<br />
Kapından kovma bizi<br />
Sual: Bazı hocalar dua ederken, (Ya Rabbî, ya Resulallah, kapından kovma bizi!) diyorlar. Böyle söylemek, uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Denebilir nitekim, Abdullah-i Ensârî hazretleri, (Yâ Rabbî! Her kimi kovmak istersen, bizim üzerimize saldırtırsın!) buyurmuştur. <br />
<br />
Rahmetini esirgeme demek<br />
Sual: Selefî gençlerin dağıttığı yukarıdaki yazıda, Allah için, (Rahmetini, merhametini esirgeme!) deniyor. Bu caiz midir? Bir de dua ederken, elleri Hristiyanlar gibi birleştirmişler. Vehhâbîler böyle mi dua ediyor?<br />
CEVAP<br />
Evet, Hristiyanlar, Vehhâbîler ve İbni Sebeciler böyle dua ediyorlar.<br />
<br />
Eshab-ı kiram, (Resulullah efendimiz, bir şiddet isabet ettiğinde, dua ederken ellerini fazla kaldırırlardı. O derecede ki, koltuk altlarının beyazı görünürdü) diye bildiriyorlar. [Ebu Ya’la]<br />
<br />
Koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar ellerini kaldırıp, üç defa "Allah’ım tebliğ ettim mi?” diye dua etti. (Buhârî)<br />
<br />
Yağmur duasında, Peygamber efendimiz koltuk altlarının beyazlığı görününceye kadar kaldırırlardı. (Buhârî, Müslim, Ebu Davud, Nesâî)<br />
<br />
Müslim ve Nesâî’nin rivayet ettiği, (Resulullah, duada koltuk altının beyazı görününceye kadar ellerini kaldırırdı) hadis-i şerifi ile diğer hadis-i şerifleri açıklayan Dürr-ül muhtar ve Hindiyye gibi muteber kitaplarda, dua ederken, avuçlar, yüze karşı değil, semaya karşı açık ve göğüs hizasında, ellerin bitişik değil, aralıklı olması gerektiği bildiriliyor.<br />
<br />
Dua esnasında ellerini, koltuk altlarının beyazlığı görünecek kadar kaldırmak sünnettir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)<br />
<br />
Duada eller birleştirip kaldırılınca, koltuk altının görünmesine imkân yoktur. Eller açık olmalı ki, koltuk altı görülsün. Hristiyanlara, Rafizîlere ve Vehhâbîlere itibar etmemelidir.<br />
<br />
Esirgemek kelimesinin iki anlamı vardır. Birinci anlamı; korumak, himaye etmek, ikinci anlamı ise bir şeyi yapmaktan, vermekten çekinmek yani cimrilik etmektir. Esirgemek kelimesini birinci korumak anlamında kullanmanın hiçbir mahzuru yoktur ki mesela (Allahü teâlâ seni her türlü kötülükten ve kötülerden esirgesin) denir ve hiçbir mahzuru olmaz. Zaten bir Müslüman da bu kelimeyi bu anlamda kullanır.<br />
<br />
İkinci anlamda kullanmak yani Allahü teâlâya cimrilik isnat edecek şekilde kullanmak uygun olmaz. Birgivi Vasiyetnamesi’nde bildirilen, uygun olmayan da budur. Bunun için Ya Rabbi rahmetini esirgeme yerine, ihsan eyle demelidir.<br />
<br />
Bunun gibi, internetteki herhangi bir yazıyı veya WhatsApp’la gelen mesajları başkalarına göndermemelidir. Yanlış bir yazıyı göndermenin vebali büyüktür.<br />
<br />
Sual: Dua etmek için belli şeyleri ezberlemek mi gerekir?<br />
Cevap: Bu konu ile alakalı olarak Bezzâziyye ve Hindiyye’de buyuruluyor ki:<br />
“Kalbim gafil diyerek, duayı terk etmemelidir. Kalbine geleni dua olarak söylemek, ezberlediği duayı okumaktan efdaldir. Yalnız namazda okunacak duaları ezberlemelidir. Sünnet olan ibadetleri yapmak, dua etmekten efdaldir. Vaiz, imam, cemaate öğretmek için sünnet olan duaları sesli okur, cemaat de sessizce tekrar eder. Cemaat öğrenince imam da sessiz okumalıdır, çünkü sesli okuması bid’at olur.”<br />
<br />
Peygamber Efendimizin hürmetine istemek<br />
Sual: Peygamber efendimizin hatırı, hürmeti için diyerek, Allahü teâlâdan bir şey istemenin, dinen mahzuru olur mu?<br />
Cevap: Bu konuda Mir’ât-i Medîne kitabında deniyor ki:<br />
“Allahü teâlâ (Seni yaratmasaydım, hiç bir şeyi yaratmazdım) buyurarak, Muhammed aleyhisselamın Habibullah olduğunu, Onu çok sevdiğini bildiriyor. Bu hadîs-i kudsî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât kitabında da yazılıdır. Aşağı bir insan bile, sevgilisinin hatırı için istenileni boş çevirmez. Aşıka, maşukunun hatırı için iş gördürmek kolaydır. Bir kimse; “Ya Rabbi! Habibin Muhammed aleyhisselam hatırı için senden istiyorum” dese, bu isteği ret olunmaz. Fakat, değeri olmayan dünyalık işler için, Resûlullahın hatırını, hürmetini vesile etmek layık değildir.”<br />
<br />
Sual: Çarşıya, pazara çıkıldığı zaman, nasıl hareket etmeli ve okunması gereken bir dua var mıdır?<br />
Cevap: Süleyman bin Cezâ hazretleri, Eyyühel-veled kitabında buyuruyor ki:<br />
“Pazar yerinde gezerken kimseyi rahatsız etme! Sokaklarda sümkürme, kimse ile alay etme! Yürürken ve insanlara karşı yemek yeme! Kimseyle kavga eyleme, dostla da, düşmanla da münakaşa etme! Sattığın eşyayı geri getirirlerse reddetme! Yalan söyleme! Haram yeme, kimseyi aldatmaya kalkışma! Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bir kimse çarşıya girince "Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr" okusun, bin günahı affolur.)”<br />
<br />
Dua; Lafzi ve Fiilî olarak iki türlüdür<br />
Sual: Dua ne demektir ve dua yalnızca dil ile mi yapılır?<br />
Cevap: Dua, Allahü teâlâdan bir şey istemek demektir. Dua etmeyen, arzusuna kavuşamaz buyurulmuştur. Dua; Lafzi ve Fiilî olmak üzere iki türlüdür:<br />
1-Lafzi dua; Allahü teâlâdan lafız, söz ile istemektir. Bu duanın kabul olması için şartlar vardır. Bu şartlar, dua edenin Müslüman olması, ihlas sahibi olması, namazlarına devam etmesi, fasık olmaması, yani haram işlememesi, üzerinde kul hakkı bulunmaması gibi şeylerdir. Bu şartlar bulunmayanların duaları kabul olmuyor. Sıkıntı içinde yaşıyorlar.<br />
<br />
2-Fiilî dua; istenilen şeyin sebebine yapışmaktır. Allahü teâlâ, her şeyi, bir sebep ile yaratmaktadır. Allahü teâlâdan bir şey isteyenin, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapması lazımdır. Mesela, bir yeri ağrıyanın, ağrı kesici bir ilaç kullanması lazımdır. Bu ilacı kullanması, fiilî dua etmek olur. Fiilî duanın kabul olması için, sebebin tesirinin kati olması, iyi bilinmesi lazımdır.<br />
<br />
Lafzi dua ile fiilî dua birbirine uygun değilse, fiilî dua kabul olur. Müslümanın, iyi ve caiz olan şeylerin sebeplerini bilip, dua için, bu sebepleri yapması lazımdır. Bu sebepler yapılınca, Allahü teâlâ, istenilen şeyi yaratır. Çünkü, sebepleri yapılan şeyi yaratması, âdetidir. Aç olanın bir şey yemesi, fiilî sebebe yapışmak, fiilî dua etmek olur.<br />
<br />
(Dua ediniz, kabul ederim) buyurulması, fiilî dua etmeyi emretmektedir.<br />
<br />
Ahirette kurtulmak için<br />
Sual: Çeşitli din kitaplarında, insanın ahirette kurtulması için okunacak dualar bildirilmektedir. Başka bir şey yapmayıp sadece bu duaları okumakla insan ahirette kurtulabilir mi?<br />
Cevap: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında, insanı Allahü teâlânın rahmetine kavuşturacak çeşitli dualar, iyi işler yazılmış, bunlar övülmüş ve yapılmaları da teşvik edilmiştir. Ancak unutmamalıdır ki, ahirette Allahü teâlânın rahmetine kavuşabilmek için, iman ile ölmek lazımdır. Kur’ân-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilenlere uygun imanı olmayan, haramlardan sakınmaya ve İslâmın beş şartını yapmaya ehemmiyet, önem vermeyen kimse, rahmete kavuşamaz. Ehl-i sünnet itikadında olmayana bidat ehli denir. Bunun yaptığı ibadetleri sahih olup da, borçtan, azabından kurtulur ise de, vadedilmiş olan sevaplarına ve ahirette, dünyada yapmış olduğu iyiliklerin, hayrat ve hasenatının karşılığına kavuşamaz. Dünyadaki iyiliklerinin karşılıklarına kavuşmak isteyenin, hemen tövbe etmesi, imanını düzeltmesi lazımdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gece gündüz duaları ne zamana kadar okunabilir?]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41555</link>
			<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:20:23 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41555</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gece gündüz duaları ne zamana kadar okunabilir?</span></span><br />
<br />
Sual: Sabah akşam, gece gündüz veya mübarek gün ve gecelerde okunması gereken dualara ne zaman başlanır, ne zamana kadar okunabilir? Mübarek gün ve geceler, ne zaman başlar ne zaman biter?<br />
CEVAP<br />
Gece ile gündüze, bir gün denir. Gündüz, imsak vaktinde başlar, akşam olunca biter. Gece de akşam başlar, imsak vaktinde biter. Mübarek geceler, mesela cuma gecesi, perşembe öğleden itibaren başlar imsak vaktine kadar devam eder. Arefe ve Kurban Bayramı günleri hariç, mübarek günlerin hepsi, bir gün önceki öğle vaktinden başlar, ertesi günkü akşama kadar devam eder. Sabah duası, gece yarısında okunmaya başlanır. Akşam duası ise zevalde yani öğle vaktinde başlar. Akşam veya gece okunamayan tesbih ve dualar, ertesi gün okunabilir. Bir hadis-i şerifte, (Her zaman okuduğu dua veya tesbihi ihmal edip, okumadan yatan, sabah namazından öğleye kadar olan vakit içinde okursa, gece okumuş gibi sevaba kavuşur) buyuruluyor. (Müslim)<br />
<br />
Gün, gündüz ve gece<br />
Sual: Dinimize göre gündüz ve gece ne zaman başlayıp biter?<br />
CEVAP<br />
Gündüz, imsak vaktinde başlar, akşam vaktinde biter. Akşamdan imsak vaktine kadar olan zamana da, gece denir. Gündüz ile gecenin toplamına ise, gün denir.<br />
<br />
Teheccüdü kılamayan<br />
Sual: Çok yorgun olduğum için Teheccüde kalkamadım, her gün okuduğum Tebareke sûresini, Amenerresulü’yü okuyamadım. Bunların telafisi mümkün mü?<br />
CEVAP<br />
Mümkündür. Gece kalkılamadığı zaman, Teheccüd öğleye kadar kılınırsa, Tebareke sûresi ve Amenerresulü öğleye kadar okunursa, bunlar gece yapılmış gibi sevab olur. Bir hadis-i şerif:<br />
(Bir kimse, her gece okuduğu dua ve zikirleri ihmal edip okumadan yatarsa, ertesi günü öğleye kadar okursa, vaktinde okumuş gibi sevaba kavuşur.) [Müslim]<br />
<br />
Teheccüd öğleye kadar kılınmasa da, kılmak niyetiyle yatıldığı için kılınmış sevabına kavuşulur. Bir hadis-i şerif:<br />
(Teheccüd kılma âdeti olup da uyuya kalana, Allahü teâlâ kılmış gibi sevab verir. Uykusu da, kendisi için bir sadaka olur.) [Nesaî]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gece gündüz duaları ne zamana kadar okunabilir?</span></span><br />
<br />
Sual: Sabah akşam, gece gündüz veya mübarek gün ve gecelerde okunması gereken dualara ne zaman başlanır, ne zamana kadar okunabilir? Mübarek gün ve geceler, ne zaman başlar ne zaman biter?<br />
CEVAP<br />
Gece ile gündüze, bir gün denir. Gündüz, imsak vaktinde başlar, akşam olunca biter. Gece de akşam başlar, imsak vaktinde biter. Mübarek geceler, mesela cuma gecesi, perşembe öğleden itibaren başlar imsak vaktine kadar devam eder. Arefe ve Kurban Bayramı günleri hariç, mübarek günlerin hepsi, bir gün önceki öğle vaktinden başlar, ertesi günkü akşama kadar devam eder. Sabah duası, gece yarısında okunmaya başlanır. Akşam duası ise zevalde yani öğle vaktinde başlar. Akşam veya gece okunamayan tesbih ve dualar, ertesi gün okunabilir. Bir hadis-i şerifte, (Her zaman okuduğu dua veya tesbihi ihmal edip, okumadan yatan, sabah namazından öğleye kadar olan vakit içinde okursa, gece okumuş gibi sevaba kavuşur) buyuruluyor. (Müslim)<br />
<br />
Gün, gündüz ve gece<br />
Sual: Dinimize göre gündüz ve gece ne zaman başlayıp biter?<br />
CEVAP<br />
Gündüz, imsak vaktinde başlar, akşam vaktinde biter. Akşamdan imsak vaktine kadar olan zamana da, gece denir. Gündüz ile gecenin toplamına ise, gün denir.<br />
<br />
Teheccüdü kılamayan<br />
Sual: Çok yorgun olduğum için Teheccüde kalkamadım, her gün okuduğum Tebareke sûresini, Amenerresulü’yü okuyamadım. Bunların telafisi mümkün mü?<br />
CEVAP<br />
Mümkündür. Gece kalkılamadığı zaman, Teheccüd öğleye kadar kılınırsa, Tebareke sûresi ve Amenerresulü öğleye kadar okunursa, bunlar gece yapılmış gibi sevab olur. Bir hadis-i şerif:<br />
(Bir kimse, her gece okuduğu dua ve zikirleri ihmal edip okumadan yatarsa, ertesi günü öğleye kadar okursa, vaktinde okumuş gibi sevaba kavuşur.) [Müslim]<br />
<br />
Teheccüd öğleye kadar kılınmasa da, kılmak niyetiyle yatıldığı için kılınmış sevabına kavuşulur. Bir hadis-i şerif:<br />
(Teheccüd kılma âdeti olup da uyuya kalana, Allahü teâlâ kılmış gibi sevab verir. Uykusu da, kendisi için bir sadaka olur.) [Nesaî]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yatarken okunacak dualar]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41554</link>
			<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:18:08 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41554</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatarken okunacak dualar</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Gece yatağa yatınca okunması gereken duaları sırasıyla yazar mısınız?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyurdu ki:<br />
Yatağına abdestli olarak, Euzü Besmele okuyarak gir! Sağ yan üzerine kıbleye karşı yat! Sağ avucunu sağ yanağın altına döşe! Euzü Besmele ile bir Âyet-el-kürsi oku! Sonra her biri için Besmele okuyarak, üç İhlâs suresi, sonra bir Fatiha, sonra birer defa Felak ve Nas surelerini oku! Sonra üç defa istigfar duası, yani (Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hü) oku! Üçüncüsüne (el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh) ilave et! Sonra on kere (Tevekkeltü alellah ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh) oku! Onuncusuna (hil aliyyil azîm ellezî lâ ilâhe illâ hü) ilave et! Sonra, (Allahümmağfir lî ve li valideyye ve lil-mü’minîne vel-mü’minât), bir kere (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed), bir kere (Allahümme Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr bi-rahmetike yâ Erhamerrâhimîn), üç veya on veya kırk yahut yetmiş kere istigfar yani (Estagfirullahel’azîm) ve bir kelime-i tevhid yani (Lâ ilahe illallâh Muhammedün resûlullah) oku! (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Yatağa girince 3 defa Estagfirullah el azim ellezi lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyum ve etubü ileyh okuyan kimsenin günahları, deniz köpüğü kadar pek çok olsa da, affolur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Yatarken Fatiha ve İhlası okuyan, ölüm hariç, her şerden emin olur.) [Bezzar]<br />
<br />
(Yatarken Kâfirun suresini okuyan şirkten beri olur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Yatarken Mülk [Tebareke] suresini okumadan yatma! Çünkü ölürsen kabirde sana yoldaş olur.) [Ey Oğul İlmihali]<br />
<br />
(Kur’anda bir sure vardır ki, otuz âyettir. Okuyana affedilinceye kadar şefaat edecektir. O “Tebarekellezi bi yedihil mülk” diye başlayan suredir.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Resulullah, Secde suresi ile Mülk suresini okumadan uyumazdı.) [Tirmizi]<br />
<br />
Her gece Amenerresulüyü okuyan, gecelerini ibadetle geçirmiş gibi sevaba kavuşur.<br />
Gece yatarken Tebareke suresini okuyan, kabir azabından korunur, Kadir Gecesini ihya etmiş gibi sevaba kavuşur.<br />
<br />
Her gece Yasin suresini okuyan, affedilmiş olarak sabahlar.<br />
Her gece yatarken yüz defa, (Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallâhü ekber) okuyan kimse, kendini hesaba çekerek günahlarını affettirmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gündüz yatarken</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Gündüz kaylule için yatarken veya sabah namazını kılıp biraz daha yatayım denince, gece yatarken olduğu gibi, yatağa abdestli girmek ve dua okumak şart mı?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Gece yatarken de, abdestli yatmak ve dua okumak şart değildir, ama imkân varsa ihmal edilmemeli. Gündüz yatınca ölmeyeceğimiz belli mi, bir garantimiz var mıdır? Gündüz uykuya yatarken de, mümkünse abdestli olmaya ve az da olsa dua okumaya çalışmalı. Yatağa besmele çekerek girmeli, hiç değilse, bir kelime-i tevhid okumalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uykudan uyanınca</span></span><br />
Sual: Gece uyanınca okunacak bir dua var mı?<br />
CEVAP<br />
Evet, vardır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Uykudan uyanınca, Allahümmağfirlî diyenin duası kabul olur.) [İ. Ebi-d-dünya]<br />
<br />
(Gece uyanınca, “Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyenin günahı deniz köpüğü kadar olsa da Allahü teâlâ onun günahlarını bağışlar.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Gece uyanınca, şu duayı okuyan, her isteğine kavuşur: Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil azîm.) [İslam Ahlakı]<br />
<br />
(Gaflete düşmesi için, şeytan, uyuyana üç düğüm bağlar. Uyanınca Allah’ı zikrederse, düğümün biri çözülür. Abdest alırsa, ikinci düğüm çözülür. Namaz kılarsa, bütün düğümler çözülür.) [Buhari]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatarken zikir çekilir</span></span><br />
Sual: Bir kimse yatağına yatıp salevat-ı şerife, kelime-i tevhid ve diğer tesbihatı okuyabilir mi? İlla yatağın üstünde oturarak mı okuması gerekir?<br />
CEVAP<br />
Yatakta yatarken, sabaha kadar zikir çekmenin hiç mahzuru olmaz. Hattâ yatakta yatarken sabaha kadar Kur'an-ı kerim okusa mahzuru olmaz. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Onlar ayakta, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler.) [Âl-i İmran 191]<br />
<br />
Buradaki zikrin, Allahü teâlâyı anmak olduğu gibi, namaz manasına geldiği de bildirilmiştir. Yani namazı ayakta kılamayan hastanın, oturarak veya yatarak kılabileceği bildiriliyor. (Bahr-ür-râık)<br />
<br />
Şirat-ül-İslam şerhinde, (Kur’an-ı kerimi yatakta, yatarak ezberden abdestsiz okumak caizdir ve sevabdır, fakat başını yorgandan dışarı çıkarmalı ve bacakları bitiştirmelidir) deniyor. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Burada iki şart bildiriliyor:<br />
1- Başını yorgandan çıkarmalı, çünkü avret yerleri, bacakları falan açıksa öyle okuması mekruh olur. Eğer pijamayla kapalı yatıyorsa başını çıkarması gerekmez. Yahut yorgansız yatsa da okuyabilir.<br />
<br />
2- Bacakları bitiştirmeli. Bacaklar rastgele uzatılırsa öyle Kur’an-ı kerim okuması edebe aykırı olur. Ayaklar toplanarak okunursa hiç mahzuru olmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatakta dua okumak</span></span><br />
Sual: Yatağa yatınca, yatarken okunması edebe aykırı olan dua var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayır, her dua okunur. Okunmayan dua yoktur. Hattâ Kur'an-ı kerimdeki sûreler, âyetler bile okunur. Mesela Tebareke ve Yasin-i şerif okunabilir. Kur'an-ı kerim okurken, yorgan altında bacaklar bitişik olmalı veya ayaklar toplanmalı. Avret yeri de açık olmamalıdır.<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatarken okunacak dualar</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Gece yatağa yatınca okunması gereken duaları sırasıyla yazar mısınız?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyurdu ki:<br />
Yatağına abdestli olarak, Euzü Besmele okuyarak gir! Sağ yan üzerine kıbleye karşı yat! Sağ avucunu sağ yanağın altına döşe! Euzü Besmele ile bir Âyet-el-kürsi oku! Sonra her biri için Besmele okuyarak, üç İhlâs suresi, sonra bir Fatiha, sonra birer defa Felak ve Nas surelerini oku! Sonra üç defa istigfar duası, yani (Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hü) oku! Üçüncüsüne (el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh) ilave et! Sonra on kere (Tevekkeltü alellah ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh) oku! Onuncusuna (hil aliyyil azîm ellezî lâ ilâhe illâ hü) ilave et! Sonra, (Allahümmağfir lî ve li valideyye ve lil-mü’minîne vel-mü’minât), bir kere (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed), bir kere (Allahümme Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr bi-rahmetike yâ Erhamerrâhimîn), üç veya on veya kırk yahut yetmiş kere istigfar yani (Estagfirullahel’azîm) ve bir kelime-i tevhid yani (Lâ ilahe illallâh Muhammedün resûlullah) oku! (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Yatağa girince 3 defa Estagfirullah el azim ellezi lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyum ve etubü ileyh okuyan kimsenin günahları, deniz köpüğü kadar pek çok olsa da, affolur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Yatarken Fatiha ve İhlası okuyan, ölüm hariç, her şerden emin olur.) [Bezzar]<br />
<br />
(Yatarken Kâfirun suresini okuyan şirkten beri olur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Yatarken Mülk [Tebareke] suresini okumadan yatma! Çünkü ölürsen kabirde sana yoldaş olur.) [Ey Oğul İlmihali]<br />
<br />
(Kur’anda bir sure vardır ki, otuz âyettir. Okuyana affedilinceye kadar şefaat edecektir. O “Tebarekellezi bi yedihil mülk” diye başlayan suredir.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Resulullah, Secde suresi ile Mülk suresini okumadan uyumazdı.) [Tirmizi]<br />
<br />
Her gece Amenerresulüyü okuyan, gecelerini ibadetle geçirmiş gibi sevaba kavuşur.<br />
Gece yatarken Tebareke suresini okuyan, kabir azabından korunur, Kadir Gecesini ihya etmiş gibi sevaba kavuşur.<br />
<br />
Her gece Yasin suresini okuyan, affedilmiş olarak sabahlar.<br />
Her gece yatarken yüz defa, (Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallâhü ekber) okuyan kimse, kendini hesaba çekerek günahlarını affettirmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gündüz yatarken</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Gündüz kaylule için yatarken veya sabah namazını kılıp biraz daha yatayım denince, gece yatarken olduğu gibi, yatağa abdestli girmek ve dua okumak şart mı?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Gece yatarken de, abdestli yatmak ve dua okumak şart değildir, ama imkân varsa ihmal edilmemeli. Gündüz yatınca ölmeyeceğimiz belli mi, bir garantimiz var mıdır? Gündüz uykuya yatarken de, mümkünse abdestli olmaya ve az da olsa dua okumaya çalışmalı. Yatağa besmele çekerek girmeli, hiç değilse, bir kelime-i tevhid okumalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uykudan uyanınca</span></span><br />
Sual: Gece uyanınca okunacak bir dua var mı?<br />
CEVAP<br />
Evet, vardır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Uykudan uyanınca, Allahümmağfirlî diyenin duası kabul olur.) [İ. Ebi-d-dünya]<br />
<br />
(Gece uyanınca, “Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyenin günahı deniz köpüğü kadar olsa da Allahü teâlâ onun günahlarını bağışlar.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Gece uyanınca, şu duayı okuyan, her isteğine kavuşur: Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil azîm.) [İslam Ahlakı]<br />
<br />
(Gaflete düşmesi için, şeytan, uyuyana üç düğüm bağlar. Uyanınca Allah’ı zikrederse, düğümün biri çözülür. Abdest alırsa, ikinci düğüm çözülür. Namaz kılarsa, bütün düğümler çözülür.) [Buhari]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatarken zikir çekilir</span></span><br />
Sual: Bir kimse yatağına yatıp salevat-ı şerife, kelime-i tevhid ve diğer tesbihatı okuyabilir mi? İlla yatağın üstünde oturarak mı okuması gerekir?<br />
CEVAP<br />
Yatakta yatarken, sabaha kadar zikir çekmenin hiç mahzuru olmaz. Hattâ yatakta yatarken sabaha kadar Kur'an-ı kerim okusa mahzuru olmaz. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Onlar ayakta, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler.) [Âl-i İmran 191]<br />
<br />
Buradaki zikrin, Allahü teâlâyı anmak olduğu gibi, namaz manasına geldiği de bildirilmiştir. Yani namazı ayakta kılamayan hastanın, oturarak veya yatarak kılabileceği bildiriliyor. (Bahr-ür-râık)<br />
<br />
Şirat-ül-İslam şerhinde, (Kur’an-ı kerimi yatakta, yatarak ezberden abdestsiz okumak caizdir ve sevabdır, fakat başını yorgandan dışarı çıkarmalı ve bacakları bitiştirmelidir) deniyor. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Burada iki şart bildiriliyor:<br />
1- Başını yorgandan çıkarmalı, çünkü avret yerleri, bacakları falan açıksa öyle okuması mekruh olur. Eğer pijamayla kapalı yatıyorsa başını çıkarması gerekmez. Yahut yorgansız yatsa da okuyabilir.<br />
<br />
2- Bacakları bitiştirmeli. Bacaklar rastgele uzatılırsa öyle Kur’an-ı kerim okuması edebe aykırı olur. Ayaklar toplanarak okunursa hiç mahzuru olmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatakta dua okumak</span></span><br />
Sual: Yatağa yatınca, yatarken okunması edebe aykırı olan dua var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayır, her dua okunur. Okunmayan dua yoktur. Hattâ Kur'an-ı kerimdeki sûreler, âyetler bile okunur. Mesela Tebareke ve Yasin-i şerif okunabilir. Kur'an-ı kerim okurken, yorgan altında bacaklar bitişik olmalı veya ayaklar toplanmalı. Avret yeri de açık olmamalıdır.<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41414</link>
			<pubDate>Sun, 14 Dec 2025 16:07:55 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41414</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec (Sıkıntıyı Gideren Hâzâin Duası)</span></span><br />
<br />
Bu, İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (Allah ondan razı olsun)'nin virdlerinden (düzenli okunan dualarından) biridir.<br />
<br />
O (r.a.), bu duanın seher vaktinde (sabahın erken saatlerinde) okunmasını emreder ve şöyle derdi:<br />
<br />
    "Kabul (makamından) ehline bir kaftan iner, Allah'ın izniyle rezil olmazlar. Bu dua okunurken Varoluşun Efendisi (Seyyidü'l-Vücûd) (s.a.v.)'in ruhaniyeti hazır bulunur. İmam Rifâî'ye (r.a.) dedesi (Hz. Muhammed s.a.v.) tarafından on bir kez müjdelenmiştir ki, bu hizbi okumaya devam eden mahrum bırakılmaz, rezil olmaz ve aşağılanmaz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec Duası</span></span><br />
<br />
Aşağıda duanın Arapça metnindeki kısımları Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe anlamı ile birlikte sunulmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Başlangıç (Fâtiha Sûresi)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.<br />
(1) Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. (2) Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
(2) Er-rahmânir-rahîm. (3) O, Rahmân (çok merhametli) ve Rahîm (sürekli merhamet eden)dir.<br />
(3) Mâliki yevmid-dîn. (4) Ceza (Din) gününün tek sahibidir.<br />
(4) İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în. (5) Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Sen'den yardım dileriz.<br />
(5) İhdinas-sırâtal-müstekîm. (6) Bizi doğru yola ilet.<br />
(6) Sırâtallezîne en'amte aleyhim, ğayril-mağdûbi aleyhim veled-dâllîn. (7) Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Zikir ve Salavât (10'ar Kez)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallah (10 kez) Allah'tan başka ilâh yoktur.<br />
Allah (10 kez) Allah.<br />
Estağfirullâhel azîm (10 kez) Azîm olan Allah'tan bağışlanma dilerim.<br />
Allâhümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim (10 kez) Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle.<br />
Hasbiyallâh (7 kez) Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Bakara Sûresi'nin İlk Ayetleri</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(1) Elif-Lâm-Mîm. (1) Elif, Lâm, Mîm.<br />
(2) Zâlikel Kitâbu lâ raybe fîh, hüden lil-müttekîn. (2) O Kitap ki, bunda şüphe yoktur, muttakîler (Allah'tan sakınanlar) için bir hidayettir.<br />
(3) Ellezîne yü'minûne bil ğaybi ve yükîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhüm yünfikûn. (3) Onlar ki, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcarlar.<br />
(4) Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke ve mâ ünzile min kablike ve bil âhirati hüm yûkınûn. (4) Ve onlar ki, Sana indirilene (Kur'an'a) ve Senden önce indirilene inanırlar; Âhiret'e de kesin olarak inanırlar.<br />
(5) Ülâike alâ hüden min Rabbihim ve ülâike hümül müflihûn. (5) İşte onlar, Rableri katından bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa (felaha) erenler de ancak onlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevhid ve Kudret İfadesi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in Kadîr. Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O, her şeye Kadîr'dir (gücü yetendir).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Büyük Münâcât (Asıl Dua Kısmı)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Zecelâli vel-İkrâm, es'elüke bi esrârikel müstevda'ati fî halkıke... Allah'ım! Ey Hayy (diri) ve Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Ey Celâl ve İkrâm (azamet ve kerem) sahibi! Senden, mahlukatında emanet ettiğin sırların hürmetine isterim...<br />
... bi izzeti arşike, bi kudsî nefsike, bi nûri vechike, bi meblaği ılmike, bi ğâyeti kadrike, bi bastı kudretike, bi hakkı şükrike, bi müntehâ rahmetike, bi sultâni meşîetike, bi azameti zâtike, bi külli sıfâtike, bi cemîi esmâike, bi meknûni sırrike, bi cemîli setrike, bi cezîli birrike, bi kemâli minnetike, bi feydi cûdike, bi kâhiri ğadabike, bi sâbıkı rahmetike, bi a'dâdi kelimâtike, bi ınâyeti mecdike, bi celîli tûlike... ...arşının izzetiyle, nefs-i kudsiyyenle (mukaddes zatınla), vechinin nuruyla, ilminin ulaştığı nokta, kadrinin (gücünün) sonuyla, kudretinin genişliğiyle, şükrünün hakkıyla, rahmetinin sonuyla, meşîetinin (dilemesinin) sultanlığıyla, zâtının azametiyle, bütün sıfatlarınla, bütün isimlerinle, sırrının gizliliğiyle, güzel örtünle (setrinle), bol iyiliğinle (birrinle), minnetinin (lütfunun) kemâliyle, cömertliğinin coşkunluğuyla, kahredici gazabınla, önde gelen rahmetinle, kelimelerinin sayılarıyla, şerefinin (mecdinin) inayetiyle, yüce ihsanınla...<br />
... bi tefrîdi ferdâniyyetike, bi tevhidî vahdâniyyetike, bi dâimi bekâike, bi sermediyyeti kudsike, bi ezeliyyeti rubûbiyyetike, bi azîmi kibriyâike, bi celâlike bi cemâlike bi kemâlike, bi in'âmike, bi şâmihi ef'âlike, bi siyâdeti ulûhiyyetike, bi cebbâriyyetike, bi hannâniyyetike, bi mennâniyyetike, bi atfike, bi lutfike, bi birrike, bi ihsânike, bi hakkıke yâ Rabbâh, yâ Ğavsâh... ...ferdaniliğinin tekliğiyle, vahdaniyyetinin birliğiyle, dâimî bekânla, kudsiyetinin sonsuzluğuyla, rubûbiyyetinin (Rabliğinin) ezeliliğiyle, yüce kibriyanla (azametinle), Celâlinle, Cemâlinle, Kemâlinle, nimet vermenle (in'amınla), yüce fiillerinle, ulûhiyyetinin (ilahlığının) yüceliğiyle, cebbarlığınla, şefkatinle (hannâniyyetinle), çokça nimet vermenle (mennâniyyetinle), merhametinle (atfınla), lütfunla, iyiliğinle (birrinle), ihsanınla, hakkınla ey Rabbim! Ey imdâd eden!<br />
... este'înuke ve estecdîke en tec'ale lî min külli hemmin ve ğammin ve kerbin feracen, ve min külli belâin ve şiddetin ve dîkın mahracen. Senden yardım dilerim ve Sana yalvarırım ki, her türlü kederden (hemm), üzüntüden (ğamm) ve sıkıntıdan (kerb) bir ferahlık (kurtuluş), her türlü beladan (belâ), zorluktan (şidde) ve darlıktan (dîk) bir çıkış nasip eylesin.<br />
Vec'al evkâtî bike âmiraten, ve serîretî bi mehabbetike neyyiraten, ve aynî bi şuhûdi âsâri lutfike karîraten, ve basîratî bi levâmii envâri kurbike müstenîraten ve basîreten. Vakitlerimi Seninle mamur kıl, içimi (sırrımı) muhabbetinle nurlu kıl, gözümü lütfunun eserlerini müşahede etmekle ferahlat, basiretimi de yakınlığının nurlarının parıltılarıyla aydınlık ve keskin kıl.<br />
Bi hakkı Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd, ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf, ve bi hakkı Tâ-Hâ, ve Tâ-Sîn, ve Sâd, ve Yâ-Sîn, ve Elif-Lâm-Râ, ve Elif-Lâm-Mîm, ve Nûn, ve Hâ-Mîm, ve Tâ-Sîn-Mîm, ve bi sirril Kur'ânil Azîm. Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf hakkı için, Tâ-Hâ, Tâ-Sîn, Sâd, Yâ-Sîn, Elif-Lâm-Râ, Elif-Lâm-Mîm, Nûn, Hâ-Mîm, Tâ-Sîn-Mîm hakkı için ve Kur'ân-ı Azîm'in sırrı hürmetine.<br />
Yâ Aliyyü yâ Azîm, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Berru yâ Kerîm, yâ Evvelü yâ Kadîm. Ey Yüce (Aliyy), ey Azametli (Azîm)! Ey Rahmân, ey Rahîm! Ey İyilik eden (Berr), ey Cömert (Kerîm)! Ey İlk (Evvel), ey Kadîm (başlangıcı olmayan)!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Bağışlanma ve Tevekkül Bölümü</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ tenfeuke tâatî, ve lâ tedurruke ma'sıyyetî, tekabbel minnî mâ lâ yenfeuke veğfirlî mâ lâ yedurruke. Allah'ım! Ey itaâtımın Sana fayda vermediği ve isyanımın Sana zarar vermediği (Zat)! Bana fayda vermeyen şeyi (itaatımı) kabul et ve Sana zarar vermeyen şeyi (günahlarımı) bağışla.<br />
Bismillâhi hasbunallâh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Allah'ın adıyla, Allah bize yeter. Güç ve kuvvet ancak Allah'ladır.<br />
Bismillâhillezi lâ yedurru me'asmihi şey'un fil ardı ve lâ fis semâi ve hüves Semî'ul Alîm. O Allah'ın adıyla ki, O'nun adıyla birlikte ne yerde ne de gökte hiçbir şey zarar veremez. O, her şeyi işiten ve bilendir.<br />
(Fe evcese fî nefsihi hîfeten Mûsâ (67) Kulnâ lâ tehaf inneke entel a'lâ (68)) (Mûsâ, kendi içinde bir korku duydu. (67) Dedik ki: "Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün (sen galipsin).") (Taha Sûresi, 67-68)<br />
Allâh, Allâh, Allâh, tevekkeltü alallâh. (Ve mâ tevfîkî illâ billâh). Allah, Allah, Allah. Allah'a tevekkül ettim. (Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır). (Hûd Sûresi, 88'den)<br />
(Allâhü lâ ilâhe illâ hûvel Hayyul Kayyûm, lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yuhîtûne bi şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe, vesi'a kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ, ve hüvel Aliyyül Azîm). (Allah... O'ndan başka ilâh yoktur. O Hayy'dır (diri), Kayyûm'dur (her şeyi ayakta tutandır). Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde olan ve yerde olan ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? O, onların önlerinde olanı da, arkalarında olanı da bilir. O'nun ilminden, dilediği müstesna, hiçbir şeyi kuşatamazlar. Kürsîsi (hükümranlığı) gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların korunması O'na ağır gelmez. O, Aliyy'dir (yüce), Azîm'dir (büyük). (Âyetü'l-Kürsî / Bakara Sûresi, 255)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sığınma ve Rahmet Dileme</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Yâ dâimen lâ fenâe ve lâ zevâle li mülkihî tedâraknî bi lutfike fe innî daîfun ve entel Kavî, ve innî fakîrun ve entel Ğanî, ve innî mağlûbun ve enten Nasıîr, ve innî âcizun ve ente alâ külli şey'in Kadîr. Ey mülküne son ve zevâl olmayan Dâim! Lûtfunla beni kurtar (imdadıma yetiş). Zira ben zayıfım, Sen ise Kavî'sin (güçlüsün). Ben fakirim, Sen ise Ğanî'sin (zenginsin). Ben mağlûbum, Sen ise Nasıîr'sin (yardım edensin). Ben âcizim, Sen ise her şeye Kadîr'sin (gücü yetensin).<br />
Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arşil azîm. Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim, O, büyük Arş'ın Rabbidir.<br />
Hasbiyallâhu ve ni'mel vekîl. Allah bana yeter, O ne güzel Vekîl'dir (güvenilip dayanılacak olandır).<br />
Allâhümme ahsin âkıbetenâ fil umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyid dünyâ ve azâbil âhirah. Allah'ım! Bütün işlerimizin sonunu hayırlı kıl ve bizi dünyanın rezilliğinden ve âhiret azabından koru.<br />
Eûzü bi celâli vechillâh, ve cemâli kudsillâh, min şerri külli zî şerrin, ve min şerri külli dâbbetin hüve âhızun bi nâsıyetihâ. Allah'ın vechinin (zatının) celâline ve kudsiyetinin cemâline sığınırım, her şer sahibinin şerrinden ve perçeminden tuttuğu her canlının şerrinden.<br />
Allâhümme innî es'elükes selâmete ves se'âdete ve ni'me ukhâd-dâr, ve suhbetel ahyâr, ve meveddetel ebrâr, ven necâte minen nâr. Allah'ım! Senden selâmet, saâdet, güzel bir âkıbet (güzel yurt), iyilerle arkadaşlık, sâlihlerle sevgi (muhabbet) ve ateşten kurtuluş isterim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Muhafaza ve Şükür Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme ahrusnî bi aynikelletî lâ tenâm, veknüfnî bi kenfikellezî lâ yudâm, verhamnî bi kudretike aleyy, lâ ehlikü ve ente recâî, fe kem min ni'metin en'amte bihâ aleyye kalle leke indehâ şükrî, ve kem min beliyyetin ibtelâtenî bihâ kalle leke indehâ sabrî, fe yâ men kalle inde ni'metihî şükrî fe lem yahrımnî, ve yâ men kalle inde beliyyetihî sabrî fe lem yahzül'nî, ve yâ men raânî alel hatâyâ fe lem yefdah'nî... Allah'ım! Uyumayan gözünle beni koru, zeval bulmayan himayenle beni kanatların altına al, üzerimdeki kudretinle bana merhamet et. Sen benim umudumken ben helak olmam! Bana nice nimetler verdin, ama şükrüm azaldı. Beni nice belalarla imtihan ettin, ama sabrım azaldı. Ey nimeti karşısında şükrüm az olduğu halde beni mahrum etmeyen! Ey belası karşısında sabrım az olduğu halde beni terk etmeyen! Ey beni hatalar üzerinde gördüğü halde rezil etmeyen!...<br />
... es'elüke en tusallîye alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte ve bârekte ve rahimte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd. ...Sana yalvarırım: İbrâhîm'e ve Âl-i İbrâhîm'e salât ettiğin, bereket verdiğin ve rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e de salât eyle. Şüphesiz Sen, Hamîd (övülmeye lâyık) ve Mecîd'sin (şanı yüce).<br />
Allâhümme e'innî alâ dînî bi dünyây, ve alâ âhiratî bi takvây, vahfıznî fîmâ ğıbtü anhü, ve lâ tekilnî ilâ nefsî fîmâ hadartü meahu. Allah'ım! Dinim konusunda dünyamla, âhiretim konusunda takvamla bana yardım et. Gıyabımda (olmadığım yerde) beni koru ve hazır olduğum şeylerde (bile) beni nefsime bırakma.<br />
Yâ men lâ tedurruhuz zünûbu, ve lâ tunkisuhul mağfirah, heb lî mâ lâ yunkısuke, veğfirlî mâ lâ yedurruk. Ey günahların kendisine zarar vermediği ve mağfiretin kendisinden eksiltmediği (Zat)! Bana kendinden eksiltmeyecek olanı bağışla ve sana zarar vermeyecek olanı affet.<br />
Allâhümme innî es'elüke feracen karîben, ve sabran cemîlen, ve es'elükel âfiyete min külli beliyyeh, ve es'elüke devâmel âfiyeh, ve es'elükel ğınâ anin nâs, ve es'elükes selâmete min külli şerr, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Allah'ım! Senden yakın bir ferahlık (kurtuluş) ve güzel bir sabır isterim. Senden her beladan âfiyet isterim. Senden sürekli âfiyet isterim. Senden insanlara muhtaç olmamayı isterim. Senden her türlü şerden selâmet isterim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9. Ferahlık ve Rahmet Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme fâricel hemm, kâşifel ğamm, mücîbe da'vetil mudtarrîn, rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, ente terhamunî ferhamnî rahmeten tuğnînî bihâ an rahmetin men sivâk. Allah'ım! Ey kederi açan (gideren), üzüntüyü kaldıran, zor durumda kalanların duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Sen bana merhamet edersin, öyle bir rahmetle merhamet et ki, beni Senden başkasının rahmetine muhtaç etmesin.<br />
Allâhümme ec'al lî min külli hemmin yehümmunî feracen ve mahrecen, ver-zuknî min haysü lâ ahtesib. Allah'ım! Beni üzen her kederden bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et ve beni ummadığım yerden rızıklandır.<br />
Yâ sâbikal fevt, ve yâ sâmia's savt, ve yâ kâsiyel ızâmi ba'del mevt, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammed, vec'al lî min emrî feracen ve mahrecen, inneke ta'lemü ve lâ a'lem, ve takdiru ve lâ akdir, ve ente allâmül ğuyûb. Ey geçip gidenlerin önünde olan! Ey sesleri işiten! Ey ölümden sonra kemiklere elbise giydiren (dirilten)! Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle ve işimde bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen kadirsin ben kadir değilim, Sen gaybları çok iyi bilensin.<br />
Yâ Allâh, yâ Allâh, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Tevvâbü yâ Zelcelâli vel İkrâm. Ey Allah, Ey Allah! Ey Rahmân, Ey Rahîm! Ey Tevvâb (tevbeleri kabul eden)! Ey Celâl ve İkrâm sahibi!<br />
Yâ ğiyâsel müsteğîsîn, yâ mücîbe duâil mudtarrîn, veccahtü vechî ileyke, ve tevekkeltü münîben hâlısan aleyke, lâ erfe'u hâcetî illâ ileyk, hâşi'an beyne yedeyk... Ey yardım isteyenlerin imdâdı! Ey zor durumda kalanların duasına icabet eden! Yüzümü Sana çevirdim. Senden özüme dönerek ve Sana tam bir ihlasla tevekkül ettim. İhtiyacımı ancak Sana arz ederim, huzurunda huşû içinde...<br />
... salli Allâhümme hıbâlî bi hıbâlike, ve elhıknî bis sâlihîn, ve ey-yidnî bi celâlike, vec'alnî min ıbâdikel müttekîn, lâ tasrif vechî bi hakkıke illâ ilâ cenâbike, ve lâ teczib kalbî illâ ilâ bâbike, karribnî min ahbâbike ve ehli velâike, vahfıznî min suhbeti zevîr redi min a'dâik. ...Allah'ım! Benim iplerimi Senin iplerine bağla, beni sâlihlere ulaştır. Celâlinle beni destekle ve beni muttakî kullarından eyle. Hakkın için yüzümü ancak Kendi katına çevir, kalbimi ancak Kendi kapına çek. Beni dostlarına ve velîlerine yakınlaştır ve düşmanlarından olan kötülerin arkadaşlığından koru.<br />
Hakkıknî bil ma'rifetil Muhammediyyeh, ve hallinî bis sıfâtil Mustafaviyyeh, ve atlık lisânî bi şükrik, vesta'mil nâtikatî ve kalbî bi zikrik, selâmün alâ âli Yâsîn. Beni, Muhammedi bilgiyle (ma'rifetle) gerçekleştir (donat), Mustafa'nın (s.a.v.) sıfatlarıyla süsle, dilimi şükrünle serbest bırak, konuşma yeteneğimi ve kalbimi zikrinle görevlendir. Selâm olsun Âl-i Yâsîn'e.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10. Peygamberlerin Duaları ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Rabbi innî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn. "Rabbim! Şüphesiz bana zarar dokundu (ben zarara uğradım), Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin." (Enbiyâ Sûresi, 83)<br />
Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî küntü minez zâlimîn, festecebnâ lehû ve necceynâhü minel ğamm, ve kezâlike nuncil mu'minîn. "Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zâlimlerden oldum." Biz de onun (Yunus'un) duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte mü'minleri de böyle kurtarırız. (Enbiyâ Sûresi, 87-88)<br />
Allâhümme inneke ta'lemü sirrî ve alâniyyetî ve mâ nezele bî, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bik. Yâ Allâhü yâ Aliyyü yâ Azîm, ferric annî mâ ehemmelâ, ve tevellâ emrî bi lutfik, ve tedâraknî bi rahmetike ve keremik, inneke alâ külli şey'in Kadîr. Allah'ım! Şüphesiz Sen benim gizlimi de açığımı da, başıma geleni de bilirsin. Güç ve kuvvet ancak Sen'inledir. Ey Allah! Ey Aliyy, Ey Azîm! Üzüntü verdiğim şeyi benden gider (ferahlat) ve işimi lütfunla üstlen, rahmetin ve kereminle imdâdıma yetiş. Şüphesiz Sen her şeye Kadîr'sin.<br />
Allâhümme yâ mevdi'a külli şekvâ, ve yâ sâmi'a külli necvâ, ve yâ kâşife külli belvâ, yâ âlime külli hıfiyyeh, yâ sârifa külli beliyyeh... Allah'ım! Ey her şikâyetin makamı! Ey her gizli konuşmayı (fısıltıyı) işiten! Ey her belayı açan! Ey her gizli şeyi bilen! Ey her musibeti savan...<br />
...yâ men eğâse İbrâhîme (s.a.v.), ve yâ men neccâ Mûsâ (s.a.v.), yâ men rafa'a İsâ (s.a.v.), yâ men ıstafeyte Muhammedâ (s.a.v.), salli Allâhümme alâ seyyidi enbiyâike ve ekremi rusülike habîbike ve nebiyyike ve rasûlike Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbih, vestecib du'âî, fe innî ed'ûke du'âe men işteddet fâkatüh, ve da'ufet kuvvetüh, ve kallet hîletüh, bel ed'ûke du'âel ğarîbil ğarîkil mudtarrillezî ya'lemü küllel ilmi ennehû lâ yekşifü anhü mâ hüve fîhi illâ ent. ...Ey İbrâhîm'e imdâd eden! Ey Mûsâ'yı kurtaran! Ey İsâ'yı yükselten! Ey Muhammed'i seçkin kılan! Allah'ım! Enbiyanın Efendisi, Resûllerin en kerîmi, Habîbin, Nebiyyin ve Resûlün olan Seyyidimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât eyle ve duamı kabul buyur. Zira ben, fakirliği şiddetlenmiş, gücü zayıflamış, çaresi azalmış kimsenin duasıyla Sana yalvarıyorum. Hatta, içinde bulunduğu sıkıntıyı Senden başkasının gideremeyeceğini kesin olarak bilen, gurbette kalmış, boğulan ve zor durumda kalmış birinin duasıyla Sana yalvarıyorum.<br />
Yâ erhamer râhimîn irhamnî, yâ ğiyâsel müsteğîsîn eğisnî, ikşif annî mâ nezele bî min hemm, vedfe' annî mâ halle bî min ğamm, valtıf bî yâ Latîfü yâ Rahîm. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bana merhamet et. Ey imdat isteyenlerin imdadı! Bana imdat eyle. Başıma gelen kederi benden kaldır, üzerime çöken üzüntüyü benden defet ve bana lütfet, ey Latîf (lütufkâr) ey Rahîm!<br />
Yâ men yemlikü havâices sâilîn, ve ya'lemü damâires sâmitîn, tedâraknî bi iğâsetik, yâ men li külli mes'eletin minke sem'un hâdır, ve cevâbun kâfil, ve li külli sâmitin minke ılmun muhîtun bâtın... Ey isteyenlerin ihtiyaçlarına sahip olan! Ey suskunların gönüllerindekini bilen! İmdâdınla bana yetiş! Ey her isteğe karşı nezdinde hazır bir işitme ve kâfi (yeterli) bir cevap bulunan! Ey her susan için nezdinde kuşatıcı ve gizli bir ilim bulunan...<br />
... mevâ'îdüke sâdikatun, ve eyâdîke fâdıletün mütevâsıletün, ve rahmetüke vâsi'ah, ef'al bî mâ ente ehlüh, ve lâ tef'al bî mâ ene ehlüh, fe inneke ehlüt takvâ ve ehlül mağfirah. ...Verdiğin sözler doğrudur, nimetlerin faziletli ve kesintisizdir, rahmetin geniştir. Bana, Sen'in lâyık olduğun şekilde muamele et, benim lâyık olduğum şekilde muamele etme. Çünkü Sen, takvaya ehil olansın ve mağfirete ehil olansın.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Son Dua ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ hû) (Allah, gerçekten Kendisinden başka ilâh olmadığına şâhitlik etti.) (Âl-i İmrân Sûresi, 18'den)<br />
Allâhümme innî e'ûzü bi nûri kudsik, ve bi bereketi tahâratik, ve bi azameti celâlik, min külli âhetin ve âfetin ve târıkın minel cinni vel insi illâ târıkan yetruku bi hayrin yâ erhamer râhimîn. Allah'ım! Kudsiyetinin nuruna, temizliğinin bereketine ve Celâlinin azametine, Cin ve İnsanlardan gelen her türlü beladan, âfattan ve kapı çalandan (musibetten), ancak hayırla kapı çalan hariç, Sana sığınırım, Ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme bike melâzî kable en elûz, ve bike ıyâzî kable en e'ûz, yâ men zellet lehü rikabül ferâineh, ve hada'at lehü hâmâtül cebâbireh, yâ men bi yedihî mekâlîdüs semâvâti vel ard, Allâhümme zikrüke şiârî ve disârî, ve bi zılâli rahmetike nevmî ve karârî, ve ileyke min külli fâdihatin ferârî, ve bike fî külli hâdisetin intisârî, ve aleyke i'timâdî, ve ilâ keremi kudsikes tinâdî, eşhedü ellâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Sığınmadan önce sığınağım Sensin, imdâd dilemeden önce imdâdım Sensin. Ey Firavunların boyunlarının Kendisine boyun eğdiği! Ey zorbaların başlarının Kendisine itaat ettiği! Ey göklerin ve yerin anahtarları (hükümranlığı) elinde olan! Allah'ım! Zikrin benim dış ve iç elbisemdir, rahmetinin gölgeleri uykum ve huzurumdur. Her utandırıcı şeyden Sana kaçışım, her olayda Seninle zaferim, Sana itimadım ve Kudsiyetinin keremine dayanmamdır. Şâhitlik ederim ki Senden başka ilâh yoktur.<br />
Idrib aleyye sürâdıkâti hıfzik, ve kınî hemme mâ ekrahü bi hurmetike yâ Rahmânü yâ Rahîm. Üzerime korumanın perdelerini (süradıklarını) çek ve hoşlanmadığım şeylerin kederinden beni, hürmetinle koru ey Rahmân, ey Rahîm!<br />
Allâhümme innî es'elüke bismikel vâhidil ehad, ve ed'ûke Allâhümme bismikel ferdis samed, ve etevesselü ileyke bismikel azîmil vitr, ellezî melee nûru kudsihî erkânel ekvâni küllihâ, illâ mâ ferracte annî mâ emseytü fîhi ve asbahtü fîhi... Allah'ım! Senden Vâhid (bir), Ehad (tek) isminle isterim. Seni, Ferdi Samed (tek, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) isminle çağırırım. Sana, kudsiyetinin nuru bütün kâinatın rükünlerini dolduran Azîm, Vitr isminle tevessül ederim ki, içinde akşamladığım ve sabahladığım şeyi (sıkıntıyı) benden gidermen hariç...<br />
...hattâ lâ yuhâmiru hatarâtu evhâmî ğubârül havfi min ğayrik, ve lâ yemessü şirâ'u fikrî eserur recâi min sivâk, ecirnî Allâhümme min hızyike ve ukûbetik, vahfıznî fî leylî ve nehârî, ve nevmî ve karârî, lâ ilâhe illâ ente ta'zîmen li vechike, ve tekrîmen li sübuhâti arşik. ...öyle ki, kuruntularımın hatıralarına Senden başkasından korku tozu karışmasın ve düşüncemin yelkenine Senden başkasından ümit eseri dokunmasın. Allah'ım! Beni rezilliğinden ve cezandan koru, gecemde ve gündüzümde, uykumda ve huzurumda beni muhafaza et. Senden başka ilâh yoktur, vechinin ta'zîmi (yüceltilmesi) için ve arşının sübuhâtının (nurlarının) yüceltilmesi için.<br />
Isrif Allâhümme annî şerre ıbâdik, vec'alnî fî hıfızke ve ınâyetike ve sürâdıkâti emnike ve sıyânetik, ve e'ıd aleyye avâide lutfike ve keremike ve ihsânik, sübhâneke Allâhümme ve bi hamdik, tekaddese ismüke, ve teâlâ tûlük. Allah'ım! Kullarının şerrini benden çevir, beni korumana, inayetinle, emânının perdeleriyle ve muhafazatınla (sıyânetinle) kıl. Lütfunun, kereminin ve ihsanının adetlerini bana iade et. Seni tesbih ederim Allah'ım, hamdinle birlikte. İsmin mukaddestir, ihsanın yücedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12. Sonuç ve Tüm Müslümanlar İçin Dua</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ mücliyel azâimi minel umûr, ve yâ kâşife sı'âbil hümûm, ve yâ müferricel kerbil azîm, ve yâ men izâ erâde şey'en fe hasebühû en yekûle lehû kün fe yekûn... Allah'ım! Ey büyük işleri açığa çıkaran! Ey zorlu kederleri kaldıran! Ey büyük sıkıntıyı gideren! Ey bir şeyi dilediği zaman ona "Ol!" demesi kâfi gelen ve o da hemen oluveren!<br />
... Rabbâh, Rabbâh, ehâtat bi abdikez zaîfi ğavâilüz zünûbi ve entel müd-dehiru lehâ ve li külli şiddeh, lâ ilâhe illâ ent, el-ğiyâs el-ğiyâs, er-rahmet er-rahmet, el-ınâyet el-ınâyet, salli alâ abdike ve nebiyyike Seyyidinâ Muhammedin ve âlih, valtıf bî fî umûrî küllihâ vel müslimîn. ...Rabbim! Rabbim! Zayıf kulunu günahların felaketleri kuşattı, Sen ise ona ve her zorluğa sığınaksın. Senden başka ilâh yoktur. İmdat! İmdat! Rahmet! Rahmet! İnâyet! İnâyet! Kulun ve peygamberin Seyyidimiz Muhammed'e ve âline salât eyle ve bütün işlerimde bana ve Müslümanlara lütfet.<br />
Allâhümmahfız ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümmerham ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme aslıh ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme ferric an ümmeti Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini koru. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetine merhamet et. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini ıslah et (düzelt). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetinden sıkıntıyı gider.<br />
Allâhümme lâ tec'alnî mimmen yercûl mahlûkîne ev ye'ûlü aleyhim, ve izâ ahazte bi ezimmeti hâtırî ilâ ehadin min halkıke fe li yekün mimmen ahbebtühüm hattâ tekûne himmetî müteveccihah alâ men ahbebtü fe tendemic ğâyetühâ bi sıfatil mehabbetilletî efrağtehâ fî zâlikel abdil muhabbeb, fe innekel veliyyü li men tuhibb... Allah'ım! Beni, yaratılmışlardan ümit eden veya onlara bel bağlayanlardan eyleme. Kalbimin dizginlerini mahlûkatından birine çekecek olursan, o kişi sevdiğin kimselerden olsun ki, gayretim sevdiğin kimseye yönelsin ve maksadı, o sevilen kulun içine boşalttığın muhabbet sıfatıyla bütünleşsin. Çünkü Sen, sevdiğinin velîsisin...<br />
...ve lâ tasrif himmete hâtırî ve lev tarfetel aynin ilâ halkın lem tüzeyyinhü bi mehabbetik, ve lem tec'al lehû minke vüddâ, ve ezil hucübel müste'ârâti an lâhızati sirrî fe lâ eltefitü illâ ilâ mâ yeûlü ileyk, ve yu'avvelü aleyk, veb'as azme azîmetî ilâ asfiyâike ve evliyâike ve ahbâbikez mukarribîn, ve ıbâdikes sâlihîn, ven nebiyyîne vel mürselîn, ve hasüne ülâike rafîkâ. ...Kalp gayretimi, bir göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa, muhabbetinle süslemediğin ve kendisine Senden bir sevgi vermediğin bir yaratığa çevirme. Sırrımın bakışından ödünç perdeleri kaldır ki, ancak Sana dönen ve Sana güvenilen şeye iltifat edeyim. Azmimin gücünü, seçkinlerine, evliyâlarına, mukarreb (yakın) dostlarına, sâlih kullarına, Nebîlere ve Resûllere gönder. Onlar ne güzel arkadaştır!<br />
Sebbitnî Allâhümme alâ mâ yurdîk, ve karribnî mimmen yüvâlîk, vec'al ğâyete hubbî ve buğdî fîk, ve lâ tukarribnî mimmen yü'âdîk, edim aleyye ni'ameke ve birrak, ve lâ tensinî zikrak, ve elhimnî fî külli hâlin şükrak, ve arrifnî kadran ni'ami bi devâmihâ, ve kadral âfiyeti bis timrârihâ. Allah'ım! Beni razı olduğun şey üzere sabit kıl, dost edindiklerine beni yaklaştır, sevgimin ve nefretimin gayesini Senin uğrunda eyle, düşmanlık edenlere beni yaklaştırma. Nimetlerini ve iyiliğini bana daim kıl, zikrini bana unutturma ve her halde şükrünü bana ilham et, nimetlerin kadrini devamıyla ve âfiyetin kadrini sürekliliğiyle bana bildir.<br />
Allâhümme innî es'elükel afve vel âfiyete vel mu'âfâtid dâimete fid dîni ved dünyâ vel âhirah. Allah'ım! Senden af, âfiyet ve dinde, dünyada ve âhirette sürekli mu'âfât (genel esenlik) isterim.<br />
Allâhümmeğzif fî kalbî recâek, vakta' recâî ammen sivâk, hattâ lâ ercû ehaden ğayrak... Allah'ım! Kalbime ümidini at, Senden başkasından olan ümidimi kes, öyle ki Senden başkasından bir şey ümit etmeyeyim...<br />
...Allâhümme ve mâ da'ufet anhü kuvvetî, ve kasura anhü emelî, ve lem tentehi ileyhi rağbetî, ve lem tebluğhü mes'eletî, ve lem yecri alâ lisânî mimmâ a'tayte ehaden minel evvelîne vel âhirîne minel yakîn fe hussanî bihî yâ Rabbel âlemîn. ...Allah'ım! Gücümün yetmediği, ümidimin kısa kaldığı, rağbetimin ulaşmadığı, isteğimin varmadığı ve öncekilerden ve sonrakilerden herhangi birine verdiğin kesin bilgiden (yakîn) dilimden geçmeyen şey her ne ise, onu bana tahsis et ey Âlemlerin Rabbi!<br />
Allâhümme dâkatil hıyel, venkata'al emel, ve batala al amel, lâ melcee ve lâ menâ minke illâ ileyk. Allah'ım! Çareler daraldı, ümit kesildi ve ameller boşa çıktı. Senden başka sığınak ve kurtuluş yoktur, ancak yine Sana!<br />
Yâ müsehheles sa'biş şedîd, ve yâ müleyyine kasvetil hadîd, ve yâ müncizel emreynil va'di vel va'îd, ve yâ men hüve külli yevmin fî şe'nin ve emrin cedîd, ahrıc'nî min halkıl kerbi ved dîkı ilâ evsa'il feraci ve eblecit tarîk, bike edfeu mâ utîku ve mâ lâ utîk, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ey zorlu ve şiddetli olanı kolaylaştıran! Ey demirin sertliğini yumuşatan! Ey iki işi, va'di ve va'îdi gerçekleştiren! Ey her gün yeni bir iş ve durumda olan! Beni kederin ve darlığın boğazından en geniş ferahlığa ve en aydınlık yola çıkar. Seninle gücümün yettiği ve yetmediği şeyi def ederim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümme innî estağfiruke ve etûbu ileyk, ve etevekkelü fî küllil umûri aleyk, estağfiruke minez zenbillezî a'lem, ve minez zenbillezî lâ a'lem, inneke ta'lemü ve ene lâ a'lem, ve ente allâmül ğuyûb, ve ğaffârüz zünûb, ve settârül uyûb, ve keşşâfül kürûb, ve ileykel mesîr. Allah'ım! Senden bağışlanma diler ve Sana tevbe ederim. Bütün işlerde Sana tevekkül ederim. Bildiğim günahtan ve bilmediğim günahtan bağışlanma dilerim. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen gaybları çok iyi bilensin, günahları bağışlayansın, ayıpları örtensin, sıkıntıları açansın ve dönüş Sanadır.<br />
... Ya sâhibî inde şiddetî, yâ mûnisî fî vahdetî, yâ hâfızî fî gurbetî, yâ veliyyî fî ni'metî, yâ kâşife kurbetî, yâ sâmi'a da'vetî, yâ râhim'a ıbretî, yâ mukîl'a asratî, yâ ilâhiyel hakîk, yâ rukniyel vesîk, yâ câriyel lasîk, yâ mevlâyes şefîk, yâ rabbel beytil atîk, ahrıc'nî min halkıl madîk, ilâ se'atit tarîk, bi feracin min indike karîbin vesîk, vekşif annî külle şiddetin ve dîk, vekfînî mines sû'i vel ezâ mâ utîku ve mâ lâ utîk. ...Ey şiddetimde sahibim! Ey yalnızlığımda yoldaşım! Ey gurbetimde koruyucum! Ey nimetimde velîm! Ey sıkıntımı açan! Ey duamı işiten! Ey gözyaşıma acıyan! Ey sürçmemi bağışlayan! Ey gerçek ilâhım! Ey sağlam dayanağım! Ey yakın komşum! Ey şefkatli mevlâm! Ey Beyt-i Atîk'in (Kabe'nin) Rabbi! Beni darlığın boğazından yolun genişliğine çıkar. Nezdinden yakın ve sağlam bir ferahlık (kurtuluş) ile. Benden her zorluğu ve darlığı aç ve gücümün yettiği ve yetmediği kötülükten ve eziyetten beni koru.<br />
Allâhümme ferric annî külle hemmin ve ğamm, ve ahrıc'nî min külli huznin ve kerb, yâ fâricel hemm, ve yâ kâşifel ğamm, ve yâ münzilel katr, ve yâ mücîbe da'vetil mudtarr, yâ rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, salli alâ hayratike min halkıke Muhammedinin nebiyyil ümmiyyit tayyibit tâhiriz zekî, ve alâ âlihit (:::)înet tâhirîne ve sellim, ve ferric Allâhümme annî mâ dâka bihî sadrî, ve 'île meahu sabrî, ve kallet fîhi hîletî, ve da'ufet lehû kuvvetî, yâ kâşife külli durrin ve beliyyeh, yâ âlime külli sirrin ve hıfiyyeh, yâ erhamer râhimîn, ve ufevvidu emrî ilallâh, innallâhe basîrun bil ıbâd, ve mâ tevfîkî illâ billâh, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm. Allah'ım! Benden her kederi ve üzüntüyü gider, beni her hüzünden ve sıkıntıdan çıkar. Ey kederi gideren! Ey üzüntüyü kaldıran! Ey yağmuru indiren! Ey zor durumda kalanın duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Yaratılmışlarının hayırlısı, Ümmî, tertemiz, pâk ve zeki Nebî Muhammed'e ve onun tertemiz ve pâk âline salât ve selâm eyle. Allah'ım! Göğsümün daraldığı, sabrımın tükendiği, çaremin azaldığı, kuvvetimin zayıfladığı şeyi benden gider (ferahlat). Ey her türlü zarar ve belayı açan! Ey her sırrı ve gizliyi bilen! Ey merhametlilerin en merhametlisi! "Ben işimi Allah'a bırakıyorum, şüphesiz Allah kullarını görendir." (Mü'min Sûresi, 44'ten), "Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır. O'na tevekkül ettim ve O, büyük Arş'ın Rabbidir." (Hûd Sûresi, 88'den).<br />
Tehassantü bi ızzeti ızzetillâh, ve bi azameti azametillâh, ve bi celâli celâlillâh, ve bi kudreti kudretillâh, ve bi sultâni sultânillâh, ve bi lâ ilâhe illallâh, ve bi mâ cerâ bihil kalemü min indillâh, ve bi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, âmentü billâh, hasbiyallâh. Allah'ın izzetinin izzetine, Allah'ın azametinin azametine, Allah'ın celâlinin celâline, Allah'ın kudretinin kudretine, Allah'ın sultanının sultanlığına, Lâ ilâhe illallâh'a, kalem'in Allah katından yazdığı şeye ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'a sığındım. Allah'a iman ettim, Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">13. Korumaya Yönelik Son Dualar</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ terâhül uyûn, ve lâ tuhâlituhuz zunûn, ve lâ yasıfuhul vâsıfûn, ve lâ tuğayyiruhül havâdisü, ve lâ yahşed devâir... Allah'ım! Ey kendisini gözlerin görmediği, zannın karışmadığı, vasıflandıranların vasfedemediği, olayların değiştiremediği ve felaketlerden korkmayan (Zat)!<br />
... ya'lemü mesâkîlel cibâl, ve mekâyîle bihar, ve adede katril emtâr, ve adede verakıl eşcâr, ve adede mâ azleme aleyhil leylü ve eşraka aleyhin nehâr, ve lâ yuvârî minhü semâ'un semâ'â, ve lâ ardun ardâ, ve lâ bahrun illâ ya'lemü mâ fî ka'rih, ve lâ cebelün illâ ya'lemü mâ fî va'rih... ...Dağların ağırlığını, denizlerin ölçülerini, yağmur damlalarının sayısını, ağaçların yapraklarının sayısını, üzerinde gece kararan ve gündüz aydınlanan her şeyin sayısını bilen; O'ndan ne bir gök başka bir göğü, ne bir yer başka bir yeri, ne bir deniz dibindekini ve ne de bir dağ yamacındakini gizleyebilir...<br />
... İc'al hayra umrî evâhirahü, ve hayra amelî havâtimahü, ve hayra eyyâmî yevme elkâke fîh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. ...Ömrümün hayırlısını sonları, amelimin hayırlısını bitişi, günlerimin hayırlısını da Sana kavuştuğum gün eyle. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümmetfî nâra men şebbe lî nârah, vekfînî hemme men edhale aleyye hemmeh, ve edhılnî fî dir'ikel hasîn, vesturnî bi sitrikel vâfî. Allah'ım! Bana ateş yakanın ateşini söndür, bana kederini bulaştıranın kederinden beni koru, beni muhkem zırhına (dir'ine) dâhil et ve beni kusursuz örtünle (sitr-i vâfî) ört.<br />
Allâhümme men âdânî fe âdih, ve men kâdenî fe kidh, ve men beğâ aleyye fe huzh, ve men nasebe lî fahhahü bi helâketin fe ehlikh, Allâhümme men erâdenî bi sû'in fec'al dâiretes sûi aleyh, Allâhümmer-mi nahrâhü fî keydih, ve keyehû fî nahrih, hattâ yezbehâ nefsehû bi yedeyh, ı'tasamtü bike ve lüz'tü bi tûli kudsik. Allah'ım! Bana düşmanlık edene düşmanlık et, bana tuzak kurana tuzak kur, bana zulmedeni yakala, helak için bana tuzak kuranı helak et. Allah'ım! Bana kötülük dileyenin kötülük dairesini kendi üzerine çevir. Allah'ım! Onu tuzağının içine düşür, tuzağını da kendi boynuna at, ta ki kendini kendi elleriyle boğazlasın. Seninle korundum ve Kudsiyetinin yüceliğine sığındım.<br />
Yâ sâbiğan ni'am, ve yâ dâfi'an nikam, ve yâ fâricel kurbi izâd lehem, yâ veliyye men zulim, ve yâ hasîbe men zalem, yâ evvelen bilâ bidâyetin, ve yâ âhıran bilâ nihâyetin, yâ men lehüsmün bilâ künyetin, ic'al lî min emrî feracâ, ve min vehdeti hemmî mahrecâ. Ey nimetleri bol veren! Ey intikamları savan! Ey keder çöktüğü zaman onu gideren! Ey zulme uğrayanın velîsi! Ey zulmedenin hesâbını gören! Ey başlangıcı olmayan Evvel! Ey sonu olmayan Âhır! Ey künyesi olmayan İsim sahibi! İşimi bana ferahlık kıl ve kederimin zorluğundan bir çıkış yolu nasip et.<br />
Yâ Latîfü yâ Latîfü yâ Latîf, ultuf bî bi lutfikel hafiyy, ve eğısnî bi mededikel celiyy, bil kudretilletîsteveyte bihâ alel arş, ve lem ya'lemil arşü müstekarrak. Ey Latîf, Ey Latîf, Ey Latîf! Gizli lütfunla bana lütfet ve aşikâr yardımınla (mededinle) bana imdat eyle. Arşın üzerine yerleştiğin, Arş'ın dahi yerini bilmediği kudretinle (bana yardım et).<br />
Yâ müsebibel esbâb, yâ müfettihal ebvâb, yâ sâmi'al asvât, yâ mücîbed de'avât, yâ kâdıy el hâcât, yâ ğıyâsel müsteğîsîn. Ey sebepleri yaratan! Ey kapıları açan! Ey sesleri işiten! Ey dualara icabet eden! Ey hacetleri yerine getiren! Ey imdat isteyenlerin imdadı!<br />
Allâhümme innî enteziru feracek, ve ergubu lutfek, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammedin ve ferric annî valtıf bî ve lâ tekilnî ilâ nefsî ve lâ ilâ ehadin min halkıke tarfetel aynin ve lâ ekalle min zâlik, yâ cebbâres semâvâti vel ard, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Senin ferahlığını (kurtuluşunu) bekliyor ve lütfunu arzuluyorum. Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle, benden sıkıntıyı gider ve bana lütfet. Beni nefsimin ve mahlûkatından herhangi birinin üzerine bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir süre bile olsa bırakma. Ey göklerin ve yerin Cebbarı (güçlü ve zoru uygulayanı)! Senden başka ilâh yoktur.<br />
Lâ ilâhe illâlâhül Hakîmül Kerîm, lâ ilâhe illâllâhür Rahmânür Rahîm, lâ ilâhe illâllâhü Rabbüs semâvâti vel ardı ve rabbül arşil azîm. Allâhümme innî enzelte bike hâcâtî küllihâz zâhirate vel bâtınah, ed dünyeviyyete vel uhraviyyeh. Hakîm (hikmet sahibi), Kerîm (cömert) Allah'tan başka ilâh yoktur. Rahmân, Rahîm Allah'tan başka ilâh yoktur. Göklerin ve yerin Rabbi ve Azîm Arş'ın Rabbi Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah'ım! Bütün ihtiyaçlarımı, zâhir ve bâtın, dünyevî ve uhrevî olan her şeyi Sana indirdim.<br />
Ubeydükün fî fenâik, miskînükün bi fenâik, fakîrükün bi fenâik. Kulcağızın kapındadır, miskinin kapındadır, fakirin kapındadır.<br />
Yâ men lâ ya'lemü keyfe hüve illâ hû, ve yâ men lâ yebluğü kudratehû ğayrüh. Ey nasıl olduğunu ancak Kendisinin bildiği! Ey kudretine Kendisinden başkasının ulaşamadığı!<br />
Yâ şâhiden ğayru ğâib, ve yâ karîben ğayru ba'îd, ve yâ ğâliben ğayru mağlûb. Ey kaybolmayan şâhit! Ey uzak olmayan yakın! Ey mağlûp olmayan galip!<br />
Yâ Hayyu yâ Kayyûmü bi havlike ve kuvvetike este'înü ve estecîr, ferhamnî yâ erhamer râhimîn. Ey Hayy (diri), Ey Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Gücün ve kuvvetinle yardım ister ve himayene sığınırım. Bana merhamet et, ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme rabbes semâvâtis seb'ı ve mâ azallet, ve rabbel eradîne ve mâ ekallet, ve rabbeş şeyâtıyni ve mâ edallet, kün lî câran min şerri halkıke küllihim cemî'an en yufrita aleyye ehadün minhüm ev en yebğî, azze câruk, ve celle senâuk, ve lâ ilâhe ğayruk, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Yedi göklerin ve gölgelendirdiği şeylerin Rabbi! Yerlerin ve taşıdığı şeylerin Rabbi! Şeytanların ve saptırdığı şeylerin Rabbi! Onlardan herhangi birinin bana taşkınlık yapmasından veya zulmetmesinden, bütün mahlûkatının şerrine karşı bana bir komşu (koruyucu) ol. Senin komşun azizdir, övgün yücedir, Senden başka ilâh yoktur, Senden başka ilâh yoktur.<br />
Allâhümme bi câhil Hüseyni ve ahîhi ve ceddihî ve ebîhi ve ümmihî ve benîh, ferric annî ve anil müslimîne mâ nahnü fîh. (3 defa okunur.) Allah'ım! Hüseyin'in, kardeşinin, dedesinin, babasının, annesinin ve evlatlarının şanı hürmetine, bizden ve bütün Müslümanlardan içinde bulunduğumuz sıkıntıyı gider. (3 defa okunur.)<br />
14. Nihai Salavât ve Bitiriş Duası (Oldukça Uzun ve Ağır Bir Salavât Metnidir)<br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Ve salli Allâhümme ve sellim fî külli lahzatin ve tarfetin ve hareketin ve sekenetin alâ abdike ve nebiyyike ve rasûlike bahril esrâril kudsiyyeh, ve tılasmıl işârâtir ramziyyeh, el mündemiceti fî sahâfil ulûmil ğaybiyyeh... Ve Allah'ım, her an, her göz açıp kapayışta, her hareket ve sükûnda, Kudsî sırların denizi, remzî işaretlerin tılsımı, gaybî ilimlerin sahifelerinde yer alan kulun, nebîn ve rasûlün üzerine salât ve selâm eyle...<br />
... el berkıl evvelil müte'leli'i fî semâil amâil ihâtıyyeti kable bürûzi avâlimil keyân, vel kevkebil esbakıs sâtı'ı fî ebrâcil kudsittamtamiyyeti ve lem tenşakk burdetül vücûdi an sunûfil insân, ve rûhi hâzihil ervâhıl muhteliceti fî âlemi lutfihâ beyne nûrin ve zulmeh, ve şemsil hidâyetil kübrâl müşrikati min hadratil ifâdati ilâ kulûbi hâzihil ümmeh, aylîmil mededil mevâc... ...O ki, varlık âlemleri belirmeden önce, ihâta eden (kuşatan) Amâ (mutlak bilinmezlik) semasında parlayan ilk şimşektir, Kudsî Tımtımî burçlarında parlayan ve varlık perdesi insan çeşitlerinden henüz yarılmamış olan en önceki yıldızdır. O, lütuf âleminde nur ve zulmet arasında çalkalanan bu ruhların ruhudur. O, İfâza (feyiz) makamından bu ümmetin kalplerine doğan en büyük hidayet güneşidir. O, coşan yardım denizidir...<br />
... ve alelmil ilâhiyyis sâtı'ıl burhân, fil bika'ı vel ficâc, âyetillâhil kübrâlletîntavet bi zeyli burdetihâr rûhıyyetil acâibul âyât, ve süllemir rukâyetil ûlâllêtînhattat an ğâyetihâ min zevîs su'ûdi ğâyetül ğâyât, seyyidinâ ve seyyidi külli men lillâhi aleyhi siyâdeh, ma'dinil fadlı vel keremi vel cûdi vel ınâyeti ves se'âdeh, el habîbil a'zam, vel bahri mutamtam, vel kenzil mutalsam, ves sırâtıl akvam, ven nûril asta', vel kameril elma', vel burhânil ekmel, ves seyfil atval, mevcel ılmil ğaybî, ve dacratil mededil ezelî... ...O, yerlerde ve vadilerde burhanı parlayan İlahî ilmin alametidir. O, ruhî (mânevî) perdesinin eteğinde âyetlerin acayiplerinin toplandığı Allah'ın en büyük âyetidir. O, yükselenlerin gayelerin gayesine ulaştığı ilk yükseliş merdivenidir. Efendimiz ve Allah katında bir ululuğu olan herkesin efendisidir. Fazilet, kerem, cömertlik, inâyet ve saadet madenidir. En büyük sevgili (Habîb-i A'zam), coşkun deniz (Bahr-i Mutamtam), tılsımlı hazine (Kenz-i Mutalsam), en doğru yol (Sırât-ı Akvam), en parlak nur, en aydınlık ay, en kâmil burhan, en uzun kılıçtır. Gayb ilminin dalgasıdır, ezelî yardımın coşkusudur...<br />
... bâbullâhıllezî lem tezelil ebvâbü dûnehû mesdûdeh, ve vechul kabûlillezî lem tebrahıl vücûhü mâ lem yüberkı'hâ sattâ'u nûri vesîletihî merdûdeh, hablullâhıllezî men temesseke bihî necâ ve emine ve sellem, ve bâbün necâhıllezî men dehale minhü ilallâhi kubile ve ruhime, seyyidüs sâdât, ve illetüz zerrât, mevlânâ ve nebiyyinâ ve rasûlunâ Muhammedin sallallâhü aleyhi ve sellem... ...O, kendisinden başka bütün kapıların kapalı olduğu Allah'ın kapısıdır. O, yüzleri vesilesinin parlak nuru örtmedikçe reddedilen kabul yüzüdür. O, kimin sarıldığı ise kurtulup emniyette kaldığı ve selâmet bulduğu Allah'ın ipidir. O, kimin girerse Allah'ın kabul edip rahmet ettiği kurtuluş kapısıdır. Efendilerin efendisi, zerrenin illeti, Mevlâmız, Nebimiz ve Resûlümüz Muhammed'e (s.a.v.)...<br />
... ve alâ âlihi ve ashâbihî ve etbâ'ıhî ve eşyâ'ıhî vel âhızîne bi eserihî ven nâhîlîne min bahrıh, ve eğısnâ bihî ve et-hıfnâ bi kurbih, ve ahyînâ ve emitnâ alâ milletehî ve sünnetih, vahtim lenâ ve lil müslimîne bi hayr, vağfir lenâ ve li vâlideynâ ve li furû'ınâ ve usûlinâ ve lil müslimîne vel müslimât vel mu'minîne vel mu'minâti ecme'în, ve selâmün alel mürselîn, vel hamdü lillâhi rabbil âlemîn. ...Ve onun âline, ashâbına, tâbilerine, fırkalarına, eserini takip edenlere ve denizinden içenlere salât ve selâm eyle. Onunla bize imdat eyle, kurbu (yakınlığı) ile bizi şereflendir. Bizi onun milleti ve sünneti üzere yaşat ve öldür. Bizi ve bütün Müslümanları hayırla sonlandır. Bizi, anne babalarımızı, çocuklarımızı, atalarımızı ve bütün Müslüman erkek ve kadınları, Mümin erkek ve kadınları bağışla. Selâm olsun gönderilmiş olanlara. Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
موضوع: حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره    حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
ومن أوراده رضي الله تعالى عنه: حزب الفرج ، وكان رضي الله تبارك وتعالى عنه يأمر بقراءته وقت السحر ، ويقول: تتنزل من الحضرة على أهله خلعة القبول فلا يُخزونَ بإذن الله تعالى ، وتحضر عند قراءته روحانية سيد الوجود صلى الله عليه وسلم ، وقد بُشّرَ الإمام الرفاعي رضي الله عنه إحدى عشر مرة من جده صلى الله عليه وسلم بأن من داوم على قراءة هذا الحزب لا يُخذل ولا يُخزى ولا يهان .<br />
وهو:<br />
بِسمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ<br />
( الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ {2} الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ {3} مَـلِكِ يَوْمِ الدِّينِ {4} إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ {5} اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ {6} صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِم ْوَلاَ الضَّالِّينَ {7} ) .<br />
لا إله إلا الله 10 مرات .<br />
الله 10 مرات .<br />
أستغفر الله العظيم 10 مرات .<br />
اللهم صلي على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم 10 مرات .<br />
حسبي الله 7 ، ثم يقرأ:<br />
( الم {1} ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ {2} الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ {3} والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ {4} أُوْلَـئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ {5} )<br />
لا إله إلا الله وحده لا شريك له ، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا حي يا قيوم ، يا ذا الجلال والإكرام ، أسألك بأسرارك المستودعة في خلقك ، بعزة عرشك ، بقدس نفسك ، بنور وجهك ، بمبلغ علمك ، بغاية قدرك ، ببسط قدرتك ، بحق شكرك ، بمنتهى رحمتك ، بسلطان مشيئتك ، بعظمة ذاتك ، بكل صفاتك ، بجميع أسمائك ، بمكنون سرك ، بجميل سترك ،بجزيل برك ، بكمال منتك ، بفيض جودك ، بقاهر غضبك ، بسابق رحمتك ، بأعداد كلماتك ، بعناية مجدك ، بجليل طَولك ، بتفريد فردانيتك ، بتوحيد وحدانيتك ، بدائم بقائك ، بسرمدية قدسك ، بأزلية ربوبيتك ، بعظيم كبريائك ، بجلالك بجمالك بكمالك ، بإنعامك ، بشامخ أفعالك ، بسيادة ألوهيتك ، بجباريتك ، بحنانيتك ، بمنانيتك ، بعطفك ، بلطفك ، ببرك ، بإحسانك ، بحقك يا رباه يا غوثاه استعينك وأستجديك أن تجعل لي من كل هم وغم وكرب فرجا ، ومن كل بلاء وشدة وضيق مخرجا ، واجعل أوقاتي بك عامرة ، وسريرتي بمحبتك نيرة ، وعيني بشهود آثار لطفك قريرة ، وبصيرتي بلوامع أنوار قربك مستنيرة وبصيرة ، بحق كهيعص ، وحمعسق ، وبحق طه وطس وص ويس والر والم ون وحم وطسم ، وبسر القرآن العظيم ، يا علي يا عظيم ، يا رحمن يا رحيم ، يا بر يا كريم ، يا أول يا قديم .<br />
اللهم يا من لا تنفعك طاعتي ، ولا تضرك معصيتي ، تقبل مني ما لا ينفعك واغفر لي ما لا يضرك .<br />
بسم الله حسبنا الله ، لا حول ولا قوة إلا بالله .<br />
بسم الله الذي لا يضر مع اسمه شيء في الأرض ولا في السماء وهو السميع العليم .<br />
( فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُّوسَى {67} قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الْأَعْلَى {68} ) .<br />
الله , الله , الله , توكلت على الله . ( وما توفيقي إلا بالله ) .<br />
( اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ {255} ) .<br />
يا دائما لا فناء ولا زوال لملكه تداركني بلطفك فإني ضعيف وأنت القوي ، وإني فقير وأنت الغني ، وإني مغلوب وأنت النصير ، وإني عاجز وأنت على كل شيء قدير .<br />
حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
حسبي الله ونعم الوكيل .<br />
اللهم أحسن عاقبتنا في الأمور كلها وأجرنا من خزي الدنيا وعذاب الآخرة .<br />
أعوذ بجلال وجه الله ، وجمال قدس الله ، من شر كل ذي شر ، ومن شر كل دابة هو آخذ بناصيتها .<br />
اللهم إني أسألك السلامة والسعادة ونعم عقبى الدار ، وصحبة الأخيار ، ومودة الأبرار ، والنجاة من النار .<br />
اللهم احرسني بعينك التي لا تنام ، واكنفني بكنفك الذي لا يضام ، وارحمني بقدرتك علي ، لا أهلك وأنت رجائي ، فكم من نعمة أنعمت بها علي قل لك عندها شكري ، وكم من بلية ابتليتني بها قل لك عندها صبري ، فيا من قل عند نعمته شكري فلم يحرمني ، ويا من قل عند بليته صبري فلم يخذلني ، ويا من رآني على الخطايا فلم يفضحني ، أسألك أن تصلي على محمد وعلى آل محمد كما صليت وباركت ورحمت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم إنك حميد مجيد ، اللهم أعني على ديني بدنياي ، وعلى آخرتي بتقواي ، واحفظني فيما غبت عنه ، ولا تكلني إلى نفسي فيما حضرت معه ، يا من لا تضره الذنوب ، ولا تُنقصه المغفرة ، هب لي ما لا ينقصك ، واغفر لي ما لا يضرك ، اللهم إني أسألك فرجا قريبا ، وصبرا جميلا ، وأسألك العافية من كل بلية ، وأسألك دوام العافية ، وأسألك الغنى عن الناس ، وأسألك السلامة من كل شر ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم فارج الهم ، كاشف الغم ، مجيب دعوة المضطرين ، رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، أنت ترحمني فارحمني رحمة تغنني بها عن رحمة من سواك .<br />
اللهم اجعل لي من كل هم يهمني فرجا ومخرجا ، وارزقني من حيث لا أحتسب .<br />
يا سابق الفوت ، ويا سامع الصوت ، ويا كاسي العظام بعد الموت ، صل على محمد وآل محمد ، واجعل لي من أمري فرجا ومخرجا ، إنك تعلم ولا أعلم وتقدر ولا أقدر ، وأنت علام الغيوب .<br />
يا الله , يا الله ، يا رحمن يا رحيم ، يا تواب يا ذا الجلال والإكرام .<br />
يا غياث المستغيثين ، يا مجيب دعاء المضطرين ، وجهت وجهي إليك ، وتوكلت منيبا خالصا عليك ، لا أرفع حاجتي إلا إليك ، خاشعا بين يديك ، صل اللهم حبالي بحبالك ، وألحقني بالصالحين ، وأيدني بجلالك ، واجعلني من عبادك المتقين ، لا تصرف وجهي بحقك إلا إلى جنابك ، ولا تجذب قلبي إلا إلى بابك ، قربني من أحبابك وأهل ولائك ، واحفظني من صحبة ذوي الرد من أعدائك ، حققني بالمعرفة المحمدية ، وحلّني بالصفات المصطفوية ، وأطلق لساني بشكرك ، واستعمل ناطقتي وقلبي بذكرك ، سلام على آل يس .<br />
رب إني مسني الضر وأنت أرحم الراحمين .<br />
لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين ، فاستجبنا له ونجيناه من الغم وكذلك ننج المؤمنين ، اللهم إنك تعلم سري وعلانيتي وما نزل بي ولا حول ولا قوة إلا بك يا الله يا علي يا عظيم فرج عني ما أهمني وتول أمري بلطفك ، وتداركني برحمتك وكرمك إنك على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا موضع كل شكوى ، ويا سامع كل نجوى ، ويا كاشف كل بلوى ، يا عالم كل خفية ، يا صارف كل بلية ، يا من أغثت إبراهيم صلى الله عليه وسلم ، ويا من نجيت موصى صلى الله عليه وسلم ، يا من رفعت عيسى صلى الله عليه وسلم ، يا من اصطفيت محمدا صلى الله عليه وسلم ، صل اللهم على سيد أنبيائك وأكرم رسلك حبيبك ونبيك ورسولك سيدنا محمد وعلى آله وأصحابه واستجب دعائي ، فإني أدعوك دعاء من اشتدت فاقته ، وضعفت قوته ، وقلت حيلته ، بل أدعوك دعاء الغريب الغريق المضطر الذي يعلم كل العلم أنه لا يكشف عنه ما هو فيه إلا أنت ، يا أرحم الراحمين ارحمني ، يا غياث المستغيثين أغثني ، اكشف عني ما نزل بي من هم ، وادفع عني ما حل بي من غم ، والطف بي يا لطيف يا رحيم .<br />
يا من يملك حوائج السائلين ، ويعلم ضمائر الصامتين ، تداركني بإغاثتك ، يا من لكل مسألة منك سمع حاضر ، وجواب كافل ، ولكل صامت منك علم محيط باطن ، مواعيدك صادقة ، وأياديك فاضلة متواصلة ، ورحمتك واسعة ، افعل بي ما أنت أهله ، ولا تفعل بي ما أنا أهله ، فإنك أهل التقوى وأهل المغفرة .<br />
( شهد الله أنه لا إله إلا هو ) اللهم إني أعوذ بنور قدسك ، وببركة طهارتك وبعظمة جلالك من كل عاهة وآفة وطارق من الجن والإنس إلا طارقا يطرق بخير يا أرحم الراحمين ، اللهم بك ملاذي قبل أن ألوذ ، وبك عياذي قبل أن أعوذ ، يا من ذلت له رقاب الفراعنة ، وخضعت له هامات الجبابرة ، يا من بيده مقاليد السماوات والأرض ، اللهم ذكرك شعاري ودثاري ، وبظلال رحمتك نومي وقراري ، وإليك من كل فادحة فراري ، وبك في كل حادثة انتصاري ، وعليك اعتمادي ، وإلى كرم قدسك استنادي ، أشهد ألا إله إلا أنت ، اضرب علي سرادقات حفظك ، وقني هم ما أكره بحرمتك يا رحمن يا رحيم .<br />
اللهم إني أسألك باسمك الواحد الأحد ، وأدعوك اللهم باسمك الفرد الصمد ، وأتوسل إليك باسمك العطيم الوتر ، الذي ملأ نور قدسه أركان الأكوان كلها إلا ما فرجت عني ما أمسيت فيه وأصبحت فيه حتى لا يخامر خطرات أوهامي غبار الخوف من غيرك ، ولا يمس شراع فكري أثر الرجاء من سواك ، أجرني اللهم من خزيك وعقوبتك ، واحفظني في ليلي ونهاري ، ونومي وقراري ، لا إله إلا أنت تعظيما لوجهك ، وتكريما لسُبحات عرشك ، اصرف اللهم عني شر عبادك ، واجعلني في حفظك وعنايتك وسرادقات أمنك وصيانتك ، وأعد علي عوائد لطفك وكرمك وإحسانك ، سبحانك اللهم وبحمدك ، تقدس اسمك ، وتعالى طولك .<br />
اللهم يا مجلي العظائم من الأمور ، ويا كاشف صعاب الهموم ، ويا مفرج الكرب العظيم ، ويا من إذا أراد شيئا فحبسه أن يقول له كن فيكون ، رباه رباه أحاطت بعبدك الضعيف غوائل الذنوب وأنت المدخر لها ولكل شدة ، لا إله إلا أنت ، الغياث الغياث ، الرحمة الرحمة ، العناية العناية ، صل على عبدك ونبيك سيدنا محمد وآله والطف بي في أموري كلها والمسلمين .<br />
اللهم احفظ أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم ارحم أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم أصلح أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم فرج عن أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم .<br />
اللهم لا تجعلني ممن يرجو المخلوقين أو يعول عليهم وإذا أخذت بأزمّة خاطري إلى أحد من خلقك فليكن ممن أحببتهم حتى تكون همتي متوجهة على من أحببت فتندمج غايتها بصفة المحبة التي أفرغتها في ذلك العبد المحبب فإنك الولي لمن تحب ولا تصرف همة خاطري ولو طرفة عين إلى خلق لم تزينه<br />
بمحبتك ، ولم تجعل له منك ودا ، وأزل حجب المستعارات عن لاحظة سري فلا ألتفت إلا إلى ما يؤول إليك ، ويعوَّل عليك ، وابعث عزم عزيمتي إلى اصفيائك وأوليائك وأحبابك المقربين وعبادك الصالحين والنبيين والمرسلين وحسن ألئك رفيقا ، ثبتني الله على ما يرضيك ، وقربني ممن يواليك ، واجعل غاية حبي وبغضي فيك ، ولا تقربني ممن يعاديك ، أدم علي نعمك وبرك ، ولا تنسني ذكرك ، وألهمني في كل حال شكرك ، وعرفني قدر النعم بدوامها ، وقدر العافية باستمرارها .<br />
اللهم إني أسألك العفو والعافية والمعافاة الدائمة في الدين والدنيا والآخرة .<br />
اللهم اقذف في قلبي رجاءك ، واقطع رجائي عمن سواك ، حتى لا أرجو أحدا غيرك ، اللهم وما ضعفت عنه قوتي ، وقصر عنه أملي ، ولم تنته إليه رغبتي ، ولم تبلغه مسألتي ، ولم يجر على لساني مما أعطيت أحدا من الأولين والآخرين من اليقين فخصني به يا رب العالمين ، اللهم ضاقت الحيل ، وانقطع الأمل ، وبطل العمل ، لا ملجأ ومنا منك إلا إليك .<br />
يا مسهل الصعب الشديد ، ويا ملين قسوة الحديد ، ويا منجز الأمرين الوعد والوعيد ، ويا من هو كل يوم في شأن وأمر جديد ، أخرجني من حلق الكرب والضيق إلى أوسع الفرج وأبلج الطريق ، بك أدفع ما أطيق وما لا أطيق ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم إني استغفرك وأتوب إليك ، وأتوكل في كل الأمور عليك ، أستغفرك من الذنب الذي اعلم ، ومن الذنب الذي لا أعلم ، إنك تعلم وأنا لا أعلم ، وأنت علام الغيوب ، وغفار الذنوب ، وستار العيوب ، وكشاف الكروب ، وإليك المصير .<br />
اللهم إني أستغفرك من كل ذنب قوى عليه بدني بعافيتك ، أو نالته قدرتي بفضلك ، أو بسطت إليه يدي بسابغ رزقك ، أو اتكلت فيه عند خوفي منه على أمانك ، أو وثقت بحلمك ، أو عولت فيه على كريم عفوك .<br />
اللهم إني استغفرك من كل ذنب خنت فيه أمانتي ، أو بخست فيه نفسي ، أو قدمت فيه لذاتي ، أو آثرت فيه شهواتي ، أو سعيت لغيري ، أو استغويت فيه من تبعني ، أو غلبت فيه بفضل جبلَّتي ، أو أحلت عليك فيه مولاي فلم تقبلني على فعلي ، إذ كنت سبحانك كارها لمعصيتي ، ولكن سبق علمك في اختياري واستعمالي مرادي وإيثاري ، فحلمت علي ولم تدخلني فيه جبرا ، ولم تحملني عليه ممهلا ، ولم تظلمني شيئا ، أنفذت مع اختياري قضاؤك ، أستغفرك يا أرحم الراحمين ، يا صاحبي عند شدتي ، يا مؤنسي في وحدتي ، يا حافظي في غربتي ، يا وليي في نعمتي ، يا كاشف كربتي ، يا سامع دعوتي ، يا راحم عبرتي ، يا مقيل عثرتي ، يا إلهي الحقيق ، يا ركني الوثيق ، يا جاري اللصيق ، يا مولاي الشفيق ، يا رب البيت العتيق ، أخرجني من حلق المضيق ، إلى سعة الطريق ، بفرج من عندك قريب وثيق ، واكشف عني كل شدة وضيق ، واكفني من السوء والأذى ما أطيق وما لا أطيق .<br />
اللهم فرج عني كل هم وغم وأخرجني من كل حزن وكرب ، يا فارج الهم ، ويا كاشف الغم ، ويا منزل القطر ، ويا مجيب دعوة المضطر ، يا رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، صل على خيرتك من خلقك محمد النبي الأمي الطيب الطاهر الزكي ، وعلى آله الطيبين الطاهرين وسلم ، وفرج اللهم عني ما ضاق به صدري ، وعيل معه صبري ، وقلت فيه حيلتي ، وضعفت له قوتي ، يا كاشف كل ضر وبلية ، يا عالم كل سر وخفية ، يا أرحم الراحمين ، وأفوض أمري إلى الله إن الله بصير بالعباد ، وما توفيقي إلا بالله ، عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
تحصنت بعزة عزة الله ، وبعظمة عظمة الله ، وبجلال جلال الله ، وبقدرة قدرة الله ، وبسلطان سلطان الله ، وبلا إله إلا الله ، وبما جرى به القلم من عند الله ، وبلا حول ولا قوة إلا بالله ، آمنت بالله ، حسبي الله .<br />
اللهم يا من لا تراه العيون ، ولا تخالطه الظنون ، ولا يصفه الواصفون ، ولا تغيره الحوادث ، ولا يخشى الدوائر ، يعلم مثاقيل الجبال ، ومكاييل البحار ، وعدد قطر الأمطار ، وعدد ورق الأشجار ، وعدد ما أظلم عليه الليل وأشرق عليه النهار ، ولا يواري منه سماء سماء ، ولا ارض أرضا ، ولا بحر إلا يعلم ما في قعره ، ولا جبل إلا يعلم ما في وعره ، اجعل خير عمري أواخره ، وخير عملي خواتمه ، وخير أيامي يوم ألقاك فيه ، لا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم ، اللهم اطف نار من شب لي ناره ، واكفني هم من أدخل علي همه ، وأدخلني في درعك الحصين ، واسترني بسترك الوافي ، اللهم من عاداني فعاده ، ومن كادني فكده ، ومن بغى علي فخذه ، ومن نصب لي فخه بهلكة فأهلكه ، اللهم من أرادني بسوء فاجعل دائرة السوء عليه ، اللهم ارم نحره في كيده وكيه في نحره حتى يذبح نفسه بيديه ، اعتصمت بك ولذت بطول قدسك .<br />
يا سابغ النعم ، ويا دافع النقم ، ويا فارج الكرب إذا ادلهم ، يا ولي من ظُلم ، ويا حسيب من ظلم ، يا أولا بلا بداية ، ويا آخرا بلا نهاية ، يا من له اسم بلا كنية ، اجعل لي من أمري فرجا ، ومن وهدة همي مخرجا .<br />
يا لطيف يا لطيف يا لطيف الطف بي بلطفك الخفي ، وأغثني بمددك الجلي ، بالقدرة التي استويت بها على العرش ولم يعلم العرش مستقرك .<br />
يا مسبب الأسباب ، يا مفتح الأبواب ، يا سامع الأصوات ، يا مجيب الدعوات ، يا قاضي الحاجات ، يا غياث المستغيثين .<br />
اللهم إني أنتظر فرجك ، وأرقب لطفك ، صل على محمد وآل محمد وفرج عني والطف بي ولا تكلني إلى نفسي ولا إلى أحد من خلقك طرفة عين ولا اقل من ذلك ، يا جبار السموات والأرض ، لا إله إلا أنت .<br />
لا إله إلا اله الحكيم الكريم ، لا إله إلا الله الرحمن الرحيم ، لا إله إلا الله رب السماوات والأرض ورب العرش العظيم ، اللهم إني أنزلت بك حاجاتي كلها الظاهرة والباطنة ، الدنيوية والأخروية .<br />
عُبَيدك في فنائك ، مسكينك بفنائك ، فقيرك بفنائك .<br />
يا من لا يعلم كيف هو إلا هو ، ويا من لا يبلغ قدرته غيره .<br />
يا شاهدا غير غائب ، ويا قريبا غير بعيدن ويا غالبا غير مغلوب .<br />
يا حي يا قيوم بحولك وقوتك أستعين وأستجير فارحمني يا أرحم الراحمين .<br />
اللهم رب السماوات السبع وما أظلت ، ورب الأرضين وما أقلت ، ورب الشياطين وما أضلت ، كن لي جارا من شر خلقك كلهم جميعا أن يفرط علي أحد منهم أو أن يبغي ، عز جارك وجل ثناؤك ، ولا إله غيرك ، لا إله إلا أنت .<br />
اللهم بجاه الحسين وأخيه وجده وأبيه وأمه وبنيه ، فرج عني وعن المسلمين ما نحن فيه ( 3 مرات , كما تلقى جماعة عن سيدنا الشيخ عبد الحكيم عبد الباسط بن سليم عليه الرحمة والرضوان ) .<br />
وصل اللهم وسلم في كل لحظة وطرفة وحركة وسكنة على عبدك ونبيك ورسولك بحر الأسرار القدسية ، وطلسم الإشارات الرمزية ، المندمجة في صحاف العلوم الغيبية ، البرق الأول المتلألئ في سماء العماء الإحاطي قبل بروز عوالم الكيان ، والكوكب الأسبق الساطع في ابراج القدس الطمطمي ولم تنشق بردة الوجود عن صنوف الإنسان ، وروح هذه الأرواح المختلجة في عالم لطفها بين نور وظلمة ، وشمس الهداية الكبرى المشرقة من حضرة الإفاضة إلى قلوب هذه الأمة ، عيلم المدد المواج ، وعلم العلم الإلهي الساطع البرهان ، في البقاع والفجاج ، آية الله الكبرى التي انطوت بذيل بردتها الروحية عجائب الآيات ، وسُلَّم الرقاية الأولى التي انحطت عن غايتها من ذوي الصعود غاية الغايات ، سيدنا وسيد كل من لله عليه سيادة ، معدن الفضل والكرم والجود والعناية والسعادة ، الحبيب الأعظم ، والبحر المطمطم ، والكنز المطلسم ، والصراط الأقوم ، والنور الأسطع ، والقمر الألمع ، والبرهان الأكمل ، والسيف الأطول ، موجة العلم الغيبي ، وضجة المدد الأزلي ، باب الله الذي لم تزل الأبواب دونه مسدودة ، ووجه القبول الذي لم تبرح الوجوه ما لم يبرقعها سطّاع نور وسيلته مردودة ، حبل الله الذي من تمسك به نجا وأمن وسلم ، وباب النجاح الذي من دخل منه إلى الله قبل ورحم ، سيد السادات وعلّة الذرات ، مولانا ونبينا ورسولنا محمد صلى الله عليه وسلم ، وعلى آله وأصحابه وأتباعه وأشياعه والآخذين بأثره والناهلين من بحره ، وأغثنا به وأتحفنا بقربه ، وأحينا وأمتنا على ملته وسنته ، واختم لنا وللمسلمين بخير ، واغفر لنا ولوالدينا ولفروعنا وأصولنا وللمسلمين والمسلمات والمؤمنين والمؤمنات أجمعين ، وسلام على المرسلين ، والحمد لله رب العالمين<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec (Sıkıntıyı Gideren Hâzâin Duası)</span></span><br />
<br />
Bu, İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (Allah ondan razı olsun)'nin virdlerinden (düzenli okunan dualarından) biridir.<br />
<br />
O (r.a.), bu duanın seher vaktinde (sabahın erken saatlerinde) okunmasını emreder ve şöyle derdi:<br />
<br />
    "Kabul (makamından) ehline bir kaftan iner, Allah'ın izniyle rezil olmazlar. Bu dua okunurken Varoluşun Efendisi (Seyyidü'l-Vücûd) (s.a.v.)'in ruhaniyeti hazır bulunur. İmam Rifâî'ye (r.a.) dedesi (Hz. Muhammed s.a.v.) tarafından on bir kez müjdelenmiştir ki, bu hizbi okumaya devam eden mahrum bırakılmaz, rezil olmaz ve aşağılanmaz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec Duası</span></span><br />
<br />
Aşağıda duanın Arapça metnindeki kısımları Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe anlamı ile birlikte sunulmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Başlangıç (Fâtiha Sûresi)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.<br />
(1) Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. (2) Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
(2) Er-rahmânir-rahîm. (3) O, Rahmân (çok merhametli) ve Rahîm (sürekli merhamet eden)dir.<br />
(3) Mâliki yevmid-dîn. (4) Ceza (Din) gününün tek sahibidir.<br />
(4) İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în. (5) Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Sen'den yardım dileriz.<br />
(5) İhdinas-sırâtal-müstekîm. (6) Bizi doğru yola ilet.<br />
(6) Sırâtallezîne en'amte aleyhim, ğayril-mağdûbi aleyhim veled-dâllîn. (7) Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Zikir ve Salavât (10'ar Kez)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallah (10 kez) Allah'tan başka ilâh yoktur.<br />
Allah (10 kez) Allah.<br />
Estağfirullâhel azîm (10 kez) Azîm olan Allah'tan bağışlanma dilerim.<br />
Allâhümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim (10 kez) Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle.<br />
Hasbiyallâh (7 kez) Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Bakara Sûresi'nin İlk Ayetleri</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(1) Elif-Lâm-Mîm. (1) Elif, Lâm, Mîm.<br />
(2) Zâlikel Kitâbu lâ raybe fîh, hüden lil-müttekîn. (2) O Kitap ki, bunda şüphe yoktur, muttakîler (Allah'tan sakınanlar) için bir hidayettir.<br />
(3) Ellezîne yü'minûne bil ğaybi ve yükîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhüm yünfikûn. (3) Onlar ki, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcarlar.<br />
(4) Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke ve mâ ünzile min kablike ve bil âhirati hüm yûkınûn. (4) Ve onlar ki, Sana indirilene (Kur'an'a) ve Senden önce indirilene inanırlar; Âhiret'e de kesin olarak inanırlar.<br />
(5) Ülâike alâ hüden min Rabbihim ve ülâike hümül müflihûn. (5) İşte onlar, Rableri katından bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa (felaha) erenler de ancak onlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevhid ve Kudret İfadesi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in Kadîr. Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O, her şeye Kadîr'dir (gücü yetendir).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Büyük Münâcât (Asıl Dua Kısmı)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Zecelâli vel-İkrâm, es'elüke bi esrârikel müstevda'ati fî halkıke... Allah'ım! Ey Hayy (diri) ve Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Ey Celâl ve İkrâm (azamet ve kerem) sahibi! Senden, mahlukatında emanet ettiğin sırların hürmetine isterim...<br />
... bi izzeti arşike, bi kudsî nefsike, bi nûri vechike, bi meblaği ılmike, bi ğâyeti kadrike, bi bastı kudretike, bi hakkı şükrike, bi müntehâ rahmetike, bi sultâni meşîetike, bi azameti zâtike, bi külli sıfâtike, bi cemîi esmâike, bi meknûni sırrike, bi cemîli setrike, bi cezîli birrike, bi kemâli minnetike, bi feydi cûdike, bi kâhiri ğadabike, bi sâbıkı rahmetike, bi a'dâdi kelimâtike, bi ınâyeti mecdike, bi celîli tûlike... ...arşının izzetiyle, nefs-i kudsiyyenle (mukaddes zatınla), vechinin nuruyla, ilminin ulaştığı nokta, kadrinin (gücünün) sonuyla, kudretinin genişliğiyle, şükrünün hakkıyla, rahmetinin sonuyla, meşîetinin (dilemesinin) sultanlığıyla, zâtının azametiyle, bütün sıfatlarınla, bütün isimlerinle, sırrının gizliliğiyle, güzel örtünle (setrinle), bol iyiliğinle (birrinle), minnetinin (lütfunun) kemâliyle, cömertliğinin coşkunluğuyla, kahredici gazabınla, önde gelen rahmetinle, kelimelerinin sayılarıyla, şerefinin (mecdinin) inayetiyle, yüce ihsanınla...<br />
... bi tefrîdi ferdâniyyetike, bi tevhidî vahdâniyyetike, bi dâimi bekâike, bi sermediyyeti kudsike, bi ezeliyyeti rubûbiyyetike, bi azîmi kibriyâike, bi celâlike bi cemâlike bi kemâlike, bi in'âmike, bi şâmihi ef'âlike, bi siyâdeti ulûhiyyetike, bi cebbâriyyetike, bi hannâniyyetike, bi mennâniyyetike, bi atfike, bi lutfike, bi birrike, bi ihsânike, bi hakkıke yâ Rabbâh, yâ Ğavsâh... ...ferdaniliğinin tekliğiyle, vahdaniyyetinin birliğiyle, dâimî bekânla, kudsiyetinin sonsuzluğuyla, rubûbiyyetinin (Rabliğinin) ezeliliğiyle, yüce kibriyanla (azametinle), Celâlinle, Cemâlinle, Kemâlinle, nimet vermenle (in'amınla), yüce fiillerinle, ulûhiyyetinin (ilahlığının) yüceliğiyle, cebbarlığınla, şefkatinle (hannâniyyetinle), çokça nimet vermenle (mennâniyyetinle), merhametinle (atfınla), lütfunla, iyiliğinle (birrinle), ihsanınla, hakkınla ey Rabbim! Ey imdâd eden!<br />
... este'înuke ve estecdîke en tec'ale lî min külli hemmin ve ğammin ve kerbin feracen, ve min külli belâin ve şiddetin ve dîkın mahracen. Senden yardım dilerim ve Sana yalvarırım ki, her türlü kederden (hemm), üzüntüden (ğamm) ve sıkıntıdan (kerb) bir ferahlık (kurtuluş), her türlü beladan (belâ), zorluktan (şidde) ve darlıktan (dîk) bir çıkış nasip eylesin.<br />
Vec'al evkâtî bike âmiraten, ve serîretî bi mehabbetike neyyiraten, ve aynî bi şuhûdi âsâri lutfike karîraten, ve basîratî bi levâmii envâri kurbike müstenîraten ve basîreten. Vakitlerimi Seninle mamur kıl, içimi (sırrımı) muhabbetinle nurlu kıl, gözümü lütfunun eserlerini müşahede etmekle ferahlat, basiretimi de yakınlığının nurlarının parıltılarıyla aydınlık ve keskin kıl.<br />
Bi hakkı Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd, ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf, ve bi hakkı Tâ-Hâ, ve Tâ-Sîn, ve Sâd, ve Yâ-Sîn, ve Elif-Lâm-Râ, ve Elif-Lâm-Mîm, ve Nûn, ve Hâ-Mîm, ve Tâ-Sîn-Mîm, ve bi sirril Kur'ânil Azîm. Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf hakkı için, Tâ-Hâ, Tâ-Sîn, Sâd, Yâ-Sîn, Elif-Lâm-Râ, Elif-Lâm-Mîm, Nûn, Hâ-Mîm, Tâ-Sîn-Mîm hakkı için ve Kur'ân-ı Azîm'in sırrı hürmetine.<br />
Yâ Aliyyü yâ Azîm, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Berru yâ Kerîm, yâ Evvelü yâ Kadîm. Ey Yüce (Aliyy), ey Azametli (Azîm)! Ey Rahmân, ey Rahîm! Ey İyilik eden (Berr), ey Cömert (Kerîm)! Ey İlk (Evvel), ey Kadîm (başlangıcı olmayan)!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Bağışlanma ve Tevekkül Bölümü</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ tenfeuke tâatî, ve lâ tedurruke ma'sıyyetî, tekabbel minnî mâ lâ yenfeuke veğfirlî mâ lâ yedurruke. Allah'ım! Ey itaâtımın Sana fayda vermediği ve isyanımın Sana zarar vermediği (Zat)! Bana fayda vermeyen şeyi (itaatımı) kabul et ve Sana zarar vermeyen şeyi (günahlarımı) bağışla.<br />
Bismillâhi hasbunallâh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Allah'ın adıyla, Allah bize yeter. Güç ve kuvvet ancak Allah'ladır.<br />
Bismillâhillezi lâ yedurru me'asmihi şey'un fil ardı ve lâ fis semâi ve hüves Semî'ul Alîm. O Allah'ın adıyla ki, O'nun adıyla birlikte ne yerde ne de gökte hiçbir şey zarar veremez. O, her şeyi işiten ve bilendir.<br />
(Fe evcese fî nefsihi hîfeten Mûsâ (67) Kulnâ lâ tehaf inneke entel a'lâ (68)) (Mûsâ, kendi içinde bir korku duydu. (67) Dedik ki: "Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün (sen galipsin).") (Taha Sûresi, 67-68)<br />
Allâh, Allâh, Allâh, tevekkeltü alallâh. (Ve mâ tevfîkî illâ billâh). Allah, Allah, Allah. Allah'a tevekkül ettim. (Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır). (Hûd Sûresi, 88'den)<br />
(Allâhü lâ ilâhe illâ hûvel Hayyul Kayyûm, lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yuhîtûne bi şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe, vesi'a kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ, ve hüvel Aliyyül Azîm). (Allah... O'ndan başka ilâh yoktur. O Hayy'dır (diri), Kayyûm'dur (her şeyi ayakta tutandır). Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde olan ve yerde olan ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? O, onların önlerinde olanı da, arkalarında olanı da bilir. O'nun ilminden, dilediği müstesna, hiçbir şeyi kuşatamazlar. Kürsîsi (hükümranlığı) gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların korunması O'na ağır gelmez. O, Aliyy'dir (yüce), Azîm'dir (büyük). (Âyetü'l-Kürsî / Bakara Sûresi, 255)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sığınma ve Rahmet Dileme</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Yâ dâimen lâ fenâe ve lâ zevâle li mülkihî tedâraknî bi lutfike fe innî daîfun ve entel Kavî, ve innî fakîrun ve entel Ğanî, ve innî mağlûbun ve enten Nasıîr, ve innî âcizun ve ente alâ külli şey'in Kadîr. Ey mülküne son ve zevâl olmayan Dâim! Lûtfunla beni kurtar (imdadıma yetiş). Zira ben zayıfım, Sen ise Kavî'sin (güçlüsün). Ben fakirim, Sen ise Ğanî'sin (zenginsin). Ben mağlûbum, Sen ise Nasıîr'sin (yardım edensin). Ben âcizim, Sen ise her şeye Kadîr'sin (gücü yetensin).<br />
Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arşil azîm. Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim, O, büyük Arş'ın Rabbidir.<br />
Hasbiyallâhu ve ni'mel vekîl. Allah bana yeter, O ne güzel Vekîl'dir (güvenilip dayanılacak olandır).<br />
Allâhümme ahsin âkıbetenâ fil umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyid dünyâ ve azâbil âhirah. Allah'ım! Bütün işlerimizin sonunu hayırlı kıl ve bizi dünyanın rezilliğinden ve âhiret azabından koru.<br />
Eûzü bi celâli vechillâh, ve cemâli kudsillâh, min şerri külli zî şerrin, ve min şerri külli dâbbetin hüve âhızun bi nâsıyetihâ. Allah'ın vechinin (zatının) celâline ve kudsiyetinin cemâline sığınırım, her şer sahibinin şerrinden ve perçeminden tuttuğu her canlının şerrinden.<br />
Allâhümme innî es'elükes selâmete ves se'âdete ve ni'me ukhâd-dâr, ve suhbetel ahyâr, ve meveddetel ebrâr, ven necâte minen nâr. Allah'ım! Senden selâmet, saâdet, güzel bir âkıbet (güzel yurt), iyilerle arkadaşlık, sâlihlerle sevgi (muhabbet) ve ateşten kurtuluş isterim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Muhafaza ve Şükür Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme ahrusnî bi aynikelletî lâ tenâm, veknüfnî bi kenfikellezî lâ yudâm, verhamnî bi kudretike aleyy, lâ ehlikü ve ente recâî, fe kem min ni'metin en'amte bihâ aleyye kalle leke indehâ şükrî, ve kem min beliyyetin ibtelâtenî bihâ kalle leke indehâ sabrî, fe yâ men kalle inde ni'metihî şükrî fe lem yahrımnî, ve yâ men kalle inde beliyyetihî sabrî fe lem yahzül'nî, ve yâ men raânî alel hatâyâ fe lem yefdah'nî... Allah'ım! Uyumayan gözünle beni koru, zeval bulmayan himayenle beni kanatların altına al, üzerimdeki kudretinle bana merhamet et. Sen benim umudumken ben helak olmam! Bana nice nimetler verdin, ama şükrüm azaldı. Beni nice belalarla imtihan ettin, ama sabrım azaldı. Ey nimeti karşısında şükrüm az olduğu halde beni mahrum etmeyen! Ey belası karşısında sabrım az olduğu halde beni terk etmeyen! Ey beni hatalar üzerinde gördüğü halde rezil etmeyen!...<br />
... es'elüke en tusallîye alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte ve bârekte ve rahimte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd. ...Sana yalvarırım: İbrâhîm'e ve Âl-i İbrâhîm'e salât ettiğin, bereket verdiğin ve rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e de salât eyle. Şüphesiz Sen, Hamîd (övülmeye lâyık) ve Mecîd'sin (şanı yüce).<br />
Allâhümme e'innî alâ dînî bi dünyây, ve alâ âhiratî bi takvây, vahfıznî fîmâ ğıbtü anhü, ve lâ tekilnî ilâ nefsî fîmâ hadartü meahu. Allah'ım! Dinim konusunda dünyamla, âhiretim konusunda takvamla bana yardım et. Gıyabımda (olmadığım yerde) beni koru ve hazır olduğum şeylerde (bile) beni nefsime bırakma.<br />
Yâ men lâ tedurruhuz zünûbu, ve lâ tunkisuhul mağfirah, heb lî mâ lâ yunkısuke, veğfirlî mâ lâ yedurruk. Ey günahların kendisine zarar vermediği ve mağfiretin kendisinden eksiltmediği (Zat)! Bana kendinden eksiltmeyecek olanı bağışla ve sana zarar vermeyecek olanı affet.<br />
Allâhümme innî es'elüke feracen karîben, ve sabran cemîlen, ve es'elükel âfiyete min külli beliyyeh, ve es'elüke devâmel âfiyeh, ve es'elükel ğınâ anin nâs, ve es'elükes selâmete min külli şerr, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Allah'ım! Senden yakın bir ferahlık (kurtuluş) ve güzel bir sabır isterim. Senden her beladan âfiyet isterim. Senden sürekli âfiyet isterim. Senden insanlara muhtaç olmamayı isterim. Senden her türlü şerden selâmet isterim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9. Ferahlık ve Rahmet Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme fâricel hemm, kâşifel ğamm, mücîbe da'vetil mudtarrîn, rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, ente terhamunî ferhamnî rahmeten tuğnînî bihâ an rahmetin men sivâk. Allah'ım! Ey kederi açan (gideren), üzüntüyü kaldıran, zor durumda kalanların duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Sen bana merhamet edersin, öyle bir rahmetle merhamet et ki, beni Senden başkasının rahmetine muhtaç etmesin.<br />
Allâhümme ec'al lî min külli hemmin yehümmunî feracen ve mahrecen, ver-zuknî min haysü lâ ahtesib. Allah'ım! Beni üzen her kederden bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et ve beni ummadığım yerden rızıklandır.<br />
Yâ sâbikal fevt, ve yâ sâmia's savt, ve yâ kâsiyel ızâmi ba'del mevt, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammed, vec'al lî min emrî feracen ve mahrecen, inneke ta'lemü ve lâ a'lem, ve takdiru ve lâ akdir, ve ente allâmül ğuyûb. Ey geçip gidenlerin önünde olan! Ey sesleri işiten! Ey ölümden sonra kemiklere elbise giydiren (dirilten)! Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle ve işimde bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen kadirsin ben kadir değilim, Sen gaybları çok iyi bilensin.<br />
Yâ Allâh, yâ Allâh, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Tevvâbü yâ Zelcelâli vel İkrâm. Ey Allah, Ey Allah! Ey Rahmân, Ey Rahîm! Ey Tevvâb (tevbeleri kabul eden)! Ey Celâl ve İkrâm sahibi!<br />
Yâ ğiyâsel müsteğîsîn, yâ mücîbe duâil mudtarrîn, veccahtü vechî ileyke, ve tevekkeltü münîben hâlısan aleyke, lâ erfe'u hâcetî illâ ileyk, hâşi'an beyne yedeyk... Ey yardım isteyenlerin imdâdı! Ey zor durumda kalanların duasına icabet eden! Yüzümü Sana çevirdim. Senden özüme dönerek ve Sana tam bir ihlasla tevekkül ettim. İhtiyacımı ancak Sana arz ederim, huzurunda huşû içinde...<br />
... salli Allâhümme hıbâlî bi hıbâlike, ve elhıknî bis sâlihîn, ve ey-yidnî bi celâlike, vec'alnî min ıbâdikel müttekîn, lâ tasrif vechî bi hakkıke illâ ilâ cenâbike, ve lâ teczib kalbî illâ ilâ bâbike, karribnî min ahbâbike ve ehli velâike, vahfıznî min suhbeti zevîr redi min a'dâik. ...Allah'ım! Benim iplerimi Senin iplerine bağla, beni sâlihlere ulaştır. Celâlinle beni destekle ve beni muttakî kullarından eyle. Hakkın için yüzümü ancak Kendi katına çevir, kalbimi ancak Kendi kapına çek. Beni dostlarına ve velîlerine yakınlaştır ve düşmanlarından olan kötülerin arkadaşlığından koru.<br />
Hakkıknî bil ma'rifetil Muhammediyyeh, ve hallinî bis sıfâtil Mustafaviyyeh, ve atlık lisânî bi şükrik, vesta'mil nâtikatî ve kalbî bi zikrik, selâmün alâ âli Yâsîn. Beni, Muhammedi bilgiyle (ma'rifetle) gerçekleştir (donat), Mustafa'nın (s.a.v.) sıfatlarıyla süsle, dilimi şükrünle serbest bırak, konuşma yeteneğimi ve kalbimi zikrinle görevlendir. Selâm olsun Âl-i Yâsîn'e.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10. Peygamberlerin Duaları ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Rabbi innî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn. "Rabbim! Şüphesiz bana zarar dokundu (ben zarara uğradım), Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin." (Enbiyâ Sûresi, 83)<br />
Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî küntü minez zâlimîn, festecebnâ lehû ve necceynâhü minel ğamm, ve kezâlike nuncil mu'minîn. "Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zâlimlerden oldum." Biz de onun (Yunus'un) duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte mü'minleri de böyle kurtarırız. (Enbiyâ Sûresi, 87-88)<br />
Allâhümme inneke ta'lemü sirrî ve alâniyyetî ve mâ nezele bî, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bik. Yâ Allâhü yâ Aliyyü yâ Azîm, ferric annî mâ ehemmelâ, ve tevellâ emrî bi lutfik, ve tedâraknî bi rahmetike ve keremik, inneke alâ külli şey'in Kadîr. Allah'ım! Şüphesiz Sen benim gizlimi de açığımı da, başıma geleni de bilirsin. Güç ve kuvvet ancak Sen'inledir. Ey Allah! Ey Aliyy, Ey Azîm! Üzüntü verdiğim şeyi benden gider (ferahlat) ve işimi lütfunla üstlen, rahmetin ve kereminle imdâdıma yetiş. Şüphesiz Sen her şeye Kadîr'sin.<br />
Allâhümme yâ mevdi'a külli şekvâ, ve yâ sâmi'a külli necvâ, ve yâ kâşife külli belvâ, yâ âlime külli hıfiyyeh, yâ sârifa külli beliyyeh... Allah'ım! Ey her şikâyetin makamı! Ey her gizli konuşmayı (fısıltıyı) işiten! Ey her belayı açan! Ey her gizli şeyi bilen! Ey her musibeti savan...<br />
...yâ men eğâse İbrâhîme (s.a.v.), ve yâ men neccâ Mûsâ (s.a.v.), yâ men rafa'a İsâ (s.a.v.), yâ men ıstafeyte Muhammedâ (s.a.v.), salli Allâhümme alâ seyyidi enbiyâike ve ekremi rusülike habîbike ve nebiyyike ve rasûlike Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbih, vestecib du'âî, fe innî ed'ûke du'âe men işteddet fâkatüh, ve da'ufet kuvvetüh, ve kallet hîletüh, bel ed'ûke du'âel ğarîbil ğarîkil mudtarrillezî ya'lemü küllel ilmi ennehû lâ yekşifü anhü mâ hüve fîhi illâ ent. ...Ey İbrâhîm'e imdâd eden! Ey Mûsâ'yı kurtaran! Ey İsâ'yı yükselten! Ey Muhammed'i seçkin kılan! Allah'ım! Enbiyanın Efendisi, Resûllerin en kerîmi, Habîbin, Nebiyyin ve Resûlün olan Seyyidimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât eyle ve duamı kabul buyur. Zira ben, fakirliği şiddetlenmiş, gücü zayıflamış, çaresi azalmış kimsenin duasıyla Sana yalvarıyorum. Hatta, içinde bulunduğu sıkıntıyı Senden başkasının gideremeyeceğini kesin olarak bilen, gurbette kalmış, boğulan ve zor durumda kalmış birinin duasıyla Sana yalvarıyorum.<br />
Yâ erhamer râhimîn irhamnî, yâ ğiyâsel müsteğîsîn eğisnî, ikşif annî mâ nezele bî min hemm, vedfe' annî mâ halle bî min ğamm, valtıf bî yâ Latîfü yâ Rahîm. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bana merhamet et. Ey imdat isteyenlerin imdadı! Bana imdat eyle. Başıma gelen kederi benden kaldır, üzerime çöken üzüntüyü benden defet ve bana lütfet, ey Latîf (lütufkâr) ey Rahîm!<br />
Yâ men yemlikü havâices sâilîn, ve ya'lemü damâires sâmitîn, tedâraknî bi iğâsetik, yâ men li külli mes'eletin minke sem'un hâdır, ve cevâbun kâfil, ve li külli sâmitin minke ılmun muhîtun bâtın... Ey isteyenlerin ihtiyaçlarına sahip olan! Ey suskunların gönüllerindekini bilen! İmdâdınla bana yetiş! Ey her isteğe karşı nezdinde hazır bir işitme ve kâfi (yeterli) bir cevap bulunan! Ey her susan için nezdinde kuşatıcı ve gizli bir ilim bulunan...<br />
... mevâ'îdüke sâdikatun, ve eyâdîke fâdıletün mütevâsıletün, ve rahmetüke vâsi'ah, ef'al bî mâ ente ehlüh, ve lâ tef'al bî mâ ene ehlüh, fe inneke ehlüt takvâ ve ehlül mağfirah. ...Verdiğin sözler doğrudur, nimetlerin faziletli ve kesintisizdir, rahmetin geniştir. Bana, Sen'in lâyık olduğun şekilde muamele et, benim lâyık olduğum şekilde muamele etme. Çünkü Sen, takvaya ehil olansın ve mağfirete ehil olansın.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Son Dua ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ hû) (Allah, gerçekten Kendisinden başka ilâh olmadığına şâhitlik etti.) (Âl-i İmrân Sûresi, 18'den)<br />
Allâhümme innî e'ûzü bi nûri kudsik, ve bi bereketi tahâratik, ve bi azameti celâlik, min külli âhetin ve âfetin ve târıkın minel cinni vel insi illâ târıkan yetruku bi hayrin yâ erhamer râhimîn. Allah'ım! Kudsiyetinin nuruna, temizliğinin bereketine ve Celâlinin azametine, Cin ve İnsanlardan gelen her türlü beladan, âfattan ve kapı çalandan (musibetten), ancak hayırla kapı çalan hariç, Sana sığınırım, Ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme bike melâzî kable en elûz, ve bike ıyâzî kable en e'ûz, yâ men zellet lehü rikabül ferâineh, ve hada'at lehü hâmâtül cebâbireh, yâ men bi yedihî mekâlîdüs semâvâti vel ard, Allâhümme zikrüke şiârî ve disârî, ve bi zılâli rahmetike nevmî ve karârî, ve ileyke min külli fâdihatin ferârî, ve bike fî külli hâdisetin intisârî, ve aleyke i'timâdî, ve ilâ keremi kudsikes tinâdî, eşhedü ellâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Sığınmadan önce sığınağım Sensin, imdâd dilemeden önce imdâdım Sensin. Ey Firavunların boyunlarının Kendisine boyun eğdiği! Ey zorbaların başlarının Kendisine itaat ettiği! Ey göklerin ve yerin anahtarları (hükümranlığı) elinde olan! Allah'ım! Zikrin benim dış ve iç elbisemdir, rahmetinin gölgeleri uykum ve huzurumdur. Her utandırıcı şeyden Sana kaçışım, her olayda Seninle zaferim, Sana itimadım ve Kudsiyetinin keremine dayanmamdır. Şâhitlik ederim ki Senden başka ilâh yoktur.<br />
Idrib aleyye sürâdıkâti hıfzik, ve kınî hemme mâ ekrahü bi hurmetike yâ Rahmânü yâ Rahîm. Üzerime korumanın perdelerini (süradıklarını) çek ve hoşlanmadığım şeylerin kederinden beni, hürmetinle koru ey Rahmân, ey Rahîm!<br />
Allâhümme innî es'elüke bismikel vâhidil ehad, ve ed'ûke Allâhümme bismikel ferdis samed, ve etevesselü ileyke bismikel azîmil vitr, ellezî melee nûru kudsihî erkânel ekvâni küllihâ, illâ mâ ferracte annî mâ emseytü fîhi ve asbahtü fîhi... Allah'ım! Senden Vâhid (bir), Ehad (tek) isminle isterim. Seni, Ferdi Samed (tek, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) isminle çağırırım. Sana, kudsiyetinin nuru bütün kâinatın rükünlerini dolduran Azîm, Vitr isminle tevessül ederim ki, içinde akşamladığım ve sabahladığım şeyi (sıkıntıyı) benden gidermen hariç...<br />
...hattâ lâ yuhâmiru hatarâtu evhâmî ğubârül havfi min ğayrik, ve lâ yemessü şirâ'u fikrî eserur recâi min sivâk, ecirnî Allâhümme min hızyike ve ukûbetik, vahfıznî fî leylî ve nehârî, ve nevmî ve karârî, lâ ilâhe illâ ente ta'zîmen li vechike, ve tekrîmen li sübuhâti arşik. ...öyle ki, kuruntularımın hatıralarına Senden başkasından korku tozu karışmasın ve düşüncemin yelkenine Senden başkasından ümit eseri dokunmasın. Allah'ım! Beni rezilliğinden ve cezandan koru, gecemde ve gündüzümde, uykumda ve huzurumda beni muhafaza et. Senden başka ilâh yoktur, vechinin ta'zîmi (yüceltilmesi) için ve arşının sübuhâtının (nurlarının) yüceltilmesi için.<br />
Isrif Allâhümme annî şerre ıbâdik, vec'alnî fî hıfızke ve ınâyetike ve sürâdıkâti emnike ve sıyânetik, ve e'ıd aleyye avâide lutfike ve keremike ve ihsânik, sübhâneke Allâhümme ve bi hamdik, tekaddese ismüke, ve teâlâ tûlük. Allah'ım! Kullarının şerrini benden çevir, beni korumana, inayetinle, emânının perdeleriyle ve muhafazatınla (sıyânetinle) kıl. Lütfunun, kereminin ve ihsanının adetlerini bana iade et. Seni tesbih ederim Allah'ım, hamdinle birlikte. İsmin mukaddestir, ihsanın yücedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12. Sonuç ve Tüm Müslümanlar İçin Dua</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ mücliyel azâimi minel umûr, ve yâ kâşife sı'âbil hümûm, ve yâ müferricel kerbil azîm, ve yâ men izâ erâde şey'en fe hasebühû en yekûle lehû kün fe yekûn... Allah'ım! Ey büyük işleri açığa çıkaran! Ey zorlu kederleri kaldıran! Ey büyük sıkıntıyı gideren! Ey bir şeyi dilediği zaman ona "Ol!" demesi kâfi gelen ve o da hemen oluveren!<br />
... Rabbâh, Rabbâh, ehâtat bi abdikez zaîfi ğavâilüz zünûbi ve entel müd-dehiru lehâ ve li külli şiddeh, lâ ilâhe illâ ent, el-ğiyâs el-ğiyâs, er-rahmet er-rahmet, el-ınâyet el-ınâyet, salli alâ abdike ve nebiyyike Seyyidinâ Muhammedin ve âlih, valtıf bî fî umûrî küllihâ vel müslimîn. ...Rabbim! Rabbim! Zayıf kulunu günahların felaketleri kuşattı, Sen ise ona ve her zorluğa sığınaksın. Senden başka ilâh yoktur. İmdat! İmdat! Rahmet! Rahmet! İnâyet! İnâyet! Kulun ve peygamberin Seyyidimiz Muhammed'e ve âline salât eyle ve bütün işlerimde bana ve Müslümanlara lütfet.<br />
Allâhümmahfız ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümmerham ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme aslıh ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme ferric an ümmeti Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini koru. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetine merhamet et. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini ıslah et (düzelt). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetinden sıkıntıyı gider.<br />
Allâhümme lâ tec'alnî mimmen yercûl mahlûkîne ev ye'ûlü aleyhim, ve izâ ahazte bi ezimmeti hâtırî ilâ ehadin min halkıke fe li yekün mimmen ahbebtühüm hattâ tekûne himmetî müteveccihah alâ men ahbebtü fe tendemic ğâyetühâ bi sıfatil mehabbetilletî efrağtehâ fî zâlikel abdil muhabbeb, fe innekel veliyyü li men tuhibb... Allah'ım! Beni, yaratılmışlardan ümit eden veya onlara bel bağlayanlardan eyleme. Kalbimin dizginlerini mahlûkatından birine çekecek olursan, o kişi sevdiğin kimselerden olsun ki, gayretim sevdiğin kimseye yönelsin ve maksadı, o sevilen kulun içine boşalttığın muhabbet sıfatıyla bütünleşsin. Çünkü Sen, sevdiğinin velîsisin...<br />
...ve lâ tasrif himmete hâtırî ve lev tarfetel aynin ilâ halkın lem tüzeyyinhü bi mehabbetik, ve lem tec'al lehû minke vüddâ, ve ezil hucübel müste'ârâti an lâhızati sirrî fe lâ eltefitü illâ ilâ mâ yeûlü ileyk, ve yu'avvelü aleyk, veb'as azme azîmetî ilâ asfiyâike ve evliyâike ve ahbâbikez mukarribîn, ve ıbâdikes sâlihîn, ven nebiyyîne vel mürselîn, ve hasüne ülâike rafîkâ. ...Kalp gayretimi, bir göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa, muhabbetinle süslemediğin ve kendisine Senden bir sevgi vermediğin bir yaratığa çevirme. Sırrımın bakışından ödünç perdeleri kaldır ki, ancak Sana dönen ve Sana güvenilen şeye iltifat edeyim. Azmimin gücünü, seçkinlerine, evliyâlarına, mukarreb (yakın) dostlarına, sâlih kullarına, Nebîlere ve Resûllere gönder. Onlar ne güzel arkadaştır!<br />
Sebbitnî Allâhümme alâ mâ yurdîk, ve karribnî mimmen yüvâlîk, vec'al ğâyete hubbî ve buğdî fîk, ve lâ tukarribnî mimmen yü'âdîk, edim aleyye ni'ameke ve birrak, ve lâ tensinî zikrak, ve elhimnî fî külli hâlin şükrak, ve arrifnî kadran ni'ami bi devâmihâ, ve kadral âfiyeti bis timrârihâ. Allah'ım! Beni razı olduğun şey üzere sabit kıl, dost edindiklerine beni yaklaştır, sevgimin ve nefretimin gayesini Senin uğrunda eyle, düşmanlık edenlere beni yaklaştırma. Nimetlerini ve iyiliğini bana daim kıl, zikrini bana unutturma ve her halde şükrünü bana ilham et, nimetlerin kadrini devamıyla ve âfiyetin kadrini sürekliliğiyle bana bildir.<br />
Allâhümme innî es'elükel afve vel âfiyete vel mu'âfâtid dâimete fid dîni ved dünyâ vel âhirah. Allah'ım! Senden af, âfiyet ve dinde, dünyada ve âhirette sürekli mu'âfât (genel esenlik) isterim.<br />
Allâhümmeğzif fî kalbî recâek, vakta' recâî ammen sivâk, hattâ lâ ercû ehaden ğayrak... Allah'ım! Kalbime ümidini at, Senden başkasından olan ümidimi kes, öyle ki Senden başkasından bir şey ümit etmeyeyim...<br />
...Allâhümme ve mâ da'ufet anhü kuvvetî, ve kasura anhü emelî, ve lem tentehi ileyhi rağbetî, ve lem tebluğhü mes'eletî, ve lem yecri alâ lisânî mimmâ a'tayte ehaden minel evvelîne vel âhirîne minel yakîn fe hussanî bihî yâ Rabbel âlemîn. ...Allah'ım! Gücümün yetmediği, ümidimin kısa kaldığı, rağbetimin ulaşmadığı, isteğimin varmadığı ve öncekilerden ve sonrakilerden herhangi birine verdiğin kesin bilgiden (yakîn) dilimden geçmeyen şey her ne ise, onu bana tahsis et ey Âlemlerin Rabbi!<br />
Allâhümme dâkatil hıyel, venkata'al emel, ve batala al amel, lâ melcee ve lâ menâ minke illâ ileyk. Allah'ım! Çareler daraldı, ümit kesildi ve ameller boşa çıktı. Senden başka sığınak ve kurtuluş yoktur, ancak yine Sana!<br />
Yâ müsehheles sa'biş şedîd, ve yâ müleyyine kasvetil hadîd, ve yâ müncizel emreynil va'di vel va'îd, ve yâ men hüve külli yevmin fî şe'nin ve emrin cedîd, ahrıc'nî min halkıl kerbi ved dîkı ilâ evsa'il feraci ve eblecit tarîk, bike edfeu mâ utîku ve mâ lâ utîk, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ey zorlu ve şiddetli olanı kolaylaştıran! Ey demirin sertliğini yumuşatan! Ey iki işi, va'di ve va'îdi gerçekleştiren! Ey her gün yeni bir iş ve durumda olan! Beni kederin ve darlığın boğazından en geniş ferahlığa ve en aydınlık yola çıkar. Seninle gücümün yettiği ve yetmediği şeyi def ederim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümme innî estağfiruke ve etûbu ileyk, ve etevekkelü fî küllil umûri aleyk, estağfiruke minez zenbillezî a'lem, ve minez zenbillezî lâ a'lem, inneke ta'lemü ve ene lâ a'lem, ve ente allâmül ğuyûb, ve ğaffârüz zünûb, ve settârül uyûb, ve keşşâfül kürûb, ve ileykel mesîr. Allah'ım! Senden bağışlanma diler ve Sana tevbe ederim. Bütün işlerde Sana tevekkül ederim. Bildiğim günahtan ve bilmediğim günahtan bağışlanma dilerim. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen gaybları çok iyi bilensin, günahları bağışlayansın, ayıpları örtensin, sıkıntıları açansın ve dönüş Sanadır.<br />
... Ya sâhibî inde şiddetî, yâ mûnisî fî vahdetî, yâ hâfızî fî gurbetî, yâ veliyyî fî ni'metî, yâ kâşife kurbetî, yâ sâmi'a da'vetî, yâ râhim'a ıbretî, yâ mukîl'a asratî, yâ ilâhiyel hakîk, yâ rukniyel vesîk, yâ câriyel lasîk, yâ mevlâyes şefîk, yâ rabbel beytil atîk, ahrıc'nî min halkıl madîk, ilâ se'atit tarîk, bi feracin min indike karîbin vesîk, vekşif annî külle şiddetin ve dîk, vekfînî mines sû'i vel ezâ mâ utîku ve mâ lâ utîk. ...Ey şiddetimde sahibim! Ey yalnızlığımda yoldaşım! Ey gurbetimde koruyucum! Ey nimetimde velîm! Ey sıkıntımı açan! Ey duamı işiten! Ey gözyaşıma acıyan! Ey sürçmemi bağışlayan! Ey gerçek ilâhım! Ey sağlam dayanağım! Ey yakın komşum! Ey şefkatli mevlâm! Ey Beyt-i Atîk'in (Kabe'nin) Rabbi! Beni darlığın boğazından yolun genişliğine çıkar. Nezdinden yakın ve sağlam bir ferahlık (kurtuluş) ile. Benden her zorluğu ve darlığı aç ve gücümün yettiği ve yetmediği kötülükten ve eziyetten beni koru.<br />
Allâhümme ferric annî külle hemmin ve ğamm, ve ahrıc'nî min külli huznin ve kerb, yâ fâricel hemm, ve yâ kâşifel ğamm, ve yâ münzilel katr, ve yâ mücîbe da'vetil mudtarr, yâ rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, salli alâ hayratike min halkıke Muhammedinin nebiyyil ümmiyyit tayyibit tâhiriz zekî, ve alâ âlihit (:::)înet tâhirîne ve sellim, ve ferric Allâhümme annî mâ dâka bihî sadrî, ve 'île meahu sabrî, ve kallet fîhi hîletî, ve da'ufet lehû kuvvetî, yâ kâşife külli durrin ve beliyyeh, yâ âlime külli sirrin ve hıfiyyeh, yâ erhamer râhimîn, ve ufevvidu emrî ilallâh, innallâhe basîrun bil ıbâd, ve mâ tevfîkî illâ billâh, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm. Allah'ım! Benden her kederi ve üzüntüyü gider, beni her hüzünden ve sıkıntıdan çıkar. Ey kederi gideren! Ey üzüntüyü kaldıran! Ey yağmuru indiren! Ey zor durumda kalanın duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Yaratılmışlarının hayırlısı, Ümmî, tertemiz, pâk ve zeki Nebî Muhammed'e ve onun tertemiz ve pâk âline salât ve selâm eyle. Allah'ım! Göğsümün daraldığı, sabrımın tükendiği, çaremin azaldığı, kuvvetimin zayıfladığı şeyi benden gider (ferahlat). Ey her türlü zarar ve belayı açan! Ey her sırrı ve gizliyi bilen! Ey merhametlilerin en merhametlisi! "Ben işimi Allah'a bırakıyorum, şüphesiz Allah kullarını görendir." (Mü'min Sûresi, 44'ten), "Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır. O'na tevekkül ettim ve O, büyük Arş'ın Rabbidir." (Hûd Sûresi, 88'den).<br />
Tehassantü bi ızzeti ızzetillâh, ve bi azameti azametillâh, ve bi celâli celâlillâh, ve bi kudreti kudretillâh, ve bi sultâni sultânillâh, ve bi lâ ilâhe illallâh, ve bi mâ cerâ bihil kalemü min indillâh, ve bi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, âmentü billâh, hasbiyallâh. Allah'ın izzetinin izzetine, Allah'ın azametinin azametine, Allah'ın celâlinin celâline, Allah'ın kudretinin kudretine, Allah'ın sultanının sultanlığına, Lâ ilâhe illallâh'a, kalem'in Allah katından yazdığı şeye ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'a sığındım. Allah'a iman ettim, Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">13. Korumaya Yönelik Son Dualar</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ terâhül uyûn, ve lâ tuhâlituhuz zunûn, ve lâ yasıfuhul vâsıfûn, ve lâ tuğayyiruhül havâdisü, ve lâ yahşed devâir... Allah'ım! Ey kendisini gözlerin görmediği, zannın karışmadığı, vasıflandıranların vasfedemediği, olayların değiştiremediği ve felaketlerden korkmayan (Zat)!<br />
... ya'lemü mesâkîlel cibâl, ve mekâyîle bihar, ve adede katril emtâr, ve adede verakıl eşcâr, ve adede mâ azleme aleyhil leylü ve eşraka aleyhin nehâr, ve lâ yuvârî minhü semâ'un semâ'â, ve lâ ardun ardâ, ve lâ bahrun illâ ya'lemü mâ fî ka'rih, ve lâ cebelün illâ ya'lemü mâ fî va'rih... ...Dağların ağırlığını, denizlerin ölçülerini, yağmur damlalarının sayısını, ağaçların yapraklarının sayısını, üzerinde gece kararan ve gündüz aydınlanan her şeyin sayısını bilen; O'ndan ne bir gök başka bir göğü, ne bir yer başka bir yeri, ne bir deniz dibindekini ve ne de bir dağ yamacındakini gizleyebilir...<br />
... İc'al hayra umrî evâhirahü, ve hayra amelî havâtimahü, ve hayra eyyâmî yevme elkâke fîh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. ...Ömrümün hayırlısını sonları, amelimin hayırlısını bitişi, günlerimin hayırlısını da Sana kavuştuğum gün eyle. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümmetfî nâra men şebbe lî nârah, vekfînî hemme men edhale aleyye hemmeh, ve edhılnî fî dir'ikel hasîn, vesturnî bi sitrikel vâfî. Allah'ım! Bana ateş yakanın ateşini söndür, bana kederini bulaştıranın kederinden beni koru, beni muhkem zırhına (dir'ine) dâhil et ve beni kusursuz örtünle (sitr-i vâfî) ört.<br />
Allâhümme men âdânî fe âdih, ve men kâdenî fe kidh, ve men beğâ aleyye fe huzh, ve men nasebe lî fahhahü bi helâketin fe ehlikh, Allâhümme men erâdenî bi sû'in fec'al dâiretes sûi aleyh, Allâhümmer-mi nahrâhü fî keydih, ve keyehû fî nahrih, hattâ yezbehâ nefsehû bi yedeyh, ı'tasamtü bike ve lüz'tü bi tûli kudsik. Allah'ım! Bana düşmanlık edene düşmanlık et, bana tuzak kurana tuzak kur, bana zulmedeni yakala, helak için bana tuzak kuranı helak et. Allah'ım! Bana kötülük dileyenin kötülük dairesini kendi üzerine çevir. Allah'ım! Onu tuzağının içine düşür, tuzağını da kendi boynuna at, ta ki kendini kendi elleriyle boğazlasın. Seninle korundum ve Kudsiyetinin yüceliğine sığındım.<br />
Yâ sâbiğan ni'am, ve yâ dâfi'an nikam, ve yâ fâricel kurbi izâd lehem, yâ veliyye men zulim, ve yâ hasîbe men zalem, yâ evvelen bilâ bidâyetin, ve yâ âhıran bilâ nihâyetin, yâ men lehüsmün bilâ künyetin, ic'al lî min emrî feracâ, ve min vehdeti hemmî mahrecâ. Ey nimetleri bol veren! Ey intikamları savan! Ey keder çöktüğü zaman onu gideren! Ey zulme uğrayanın velîsi! Ey zulmedenin hesâbını gören! Ey başlangıcı olmayan Evvel! Ey sonu olmayan Âhır! Ey künyesi olmayan İsim sahibi! İşimi bana ferahlık kıl ve kederimin zorluğundan bir çıkış yolu nasip et.<br />
Yâ Latîfü yâ Latîfü yâ Latîf, ultuf bî bi lutfikel hafiyy, ve eğısnî bi mededikel celiyy, bil kudretilletîsteveyte bihâ alel arş, ve lem ya'lemil arşü müstekarrak. Ey Latîf, Ey Latîf, Ey Latîf! Gizli lütfunla bana lütfet ve aşikâr yardımınla (mededinle) bana imdat eyle. Arşın üzerine yerleştiğin, Arş'ın dahi yerini bilmediği kudretinle (bana yardım et).<br />
Yâ müsebibel esbâb, yâ müfettihal ebvâb, yâ sâmi'al asvât, yâ mücîbed de'avât, yâ kâdıy el hâcât, yâ ğıyâsel müsteğîsîn. Ey sebepleri yaratan! Ey kapıları açan! Ey sesleri işiten! Ey dualara icabet eden! Ey hacetleri yerine getiren! Ey imdat isteyenlerin imdadı!<br />
Allâhümme innî enteziru feracek, ve ergubu lutfek, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammedin ve ferric annî valtıf bî ve lâ tekilnî ilâ nefsî ve lâ ilâ ehadin min halkıke tarfetel aynin ve lâ ekalle min zâlik, yâ cebbâres semâvâti vel ard, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Senin ferahlığını (kurtuluşunu) bekliyor ve lütfunu arzuluyorum. Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle, benden sıkıntıyı gider ve bana lütfet. Beni nefsimin ve mahlûkatından herhangi birinin üzerine bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir süre bile olsa bırakma. Ey göklerin ve yerin Cebbarı (güçlü ve zoru uygulayanı)! Senden başka ilâh yoktur.<br />
Lâ ilâhe illâlâhül Hakîmül Kerîm, lâ ilâhe illâllâhür Rahmânür Rahîm, lâ ilâhe illâllâhü Rabbüs semâvâti vel ardı ve rabbül arşil azîm. Allâhümme innî enzelte bike hâcâtî küllihâz zâhirate vel bâtınah, ed dünyeviyyete vel uhraviyyeh. Hakîm (hikmet sahibi), Kerîm (cömert) Allah'tan başka ilâh yoktur. Rahmân, Rahîm Allah'tan başka ilâh yoktur. Göklerin ve yerin Rabbi ve Azîm Arş'ın Rabbi Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah'ım! Bütün ihtiyaçlarımı, zâhir ve bâtın, dünyevî ve uhrevî olan her şeyi Sana indirdim.<br />
Ubeydükün fî fenâik, miskînükün bi fenâik, fakîrükün bi fenâik. Kulcağızın kapındadır, miskinin kapındadır, fakirin kapındadır.<br />
Yâ men lâ ya'lemü keyfe hüve illâ hû, ve yâ men lâ yebluğü kudratehû ğayrüh. Ey nasıl olduğunu ancak Kendisinin bildiği! Ey kudretine Kendisinden başkasının ulaşamadığı!<br />
Yâ şâhiden ğayru ğâib, ve yâ karîben ğayru ba'îd, ve yâ ğâliben ğayru mağlûb. Ey kaybolmayan şâhit! Ey uzak olmayan yakın! Ey mağlûp olmayan galip!<br />
Yâ Hayyu yâ Kayyûmü bi havlike ve kuvvetike este'înü ve estecîr, ferhamnî yâ erhamer râhimîn. Ey Hayy (diri), Ey Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Gücün ve kuvvetinle yardım ister ve himayene sığınırım. Bana merhamet et, ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme rabbes semâvâtis seb'ı ve mâ azallet, ve rabbel eradîne ve mâ ekallet, ve rabbeş şeyâtıyni ve mâ edallet, kün lî câran min şerri halkıke küllihim cemî'an en yufrita aleyye ehadün minhüm ev en yebğî, azze câruk, ve celle senâuk, ve lâ ilâhe ğayruk, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Yedi göklerin ve gölgelendirdiği şeylerin Rabbi! Yerlerin ve taşıdığı şeylerin Rabbi! Şeytanların ve saptırdığı şeylerin Rabbi! Onlardan herhangi birinin bana taşkınlık yapmasından veya zulmetmesinden, bütün mahlûkatının şerrine karşı bana bir komşu (koruyucu) ol. Senin komşun azizdir, övgün yücedir, Senden başka ilâh yoktur, Senden başka ilâh yoktur.<br />
Allâhümme bi câhil Hüseyni ve ahîhi ve ceddihî ve ebîhi ve ümmihî ve benîh, ferric annî ve anil müslimîne mâ nahnü fîh. (3 defa okunur.) Allah'ım! Hüseyin'in, kardeşinin, dedesinin, babasının, annesinin ve evlatlarının şanı hürmetine, bizden ve bütün Müslümanlardan içinde bulunduğumuz sıkıntıyı gider. (3 defa okunur.)<br />
14. Nihai Salavât ve Bitiriş Duası (Oldukça Uzun ve Ağır Bir Salavât Metnidir)<br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Ve salli Allâhümme ve sellim fî külli lahzatin ve tarfetin ve hareketin ve sekenetin alâ abdike ve nebiyyike ve rasûlike bahril esrâril kudsiyyeh, ve tılasmıl işârâtir ramziyyeh, el mündemiceti fî sahâfil ulûmil ğaybiyyeh... Ve Allah'ım, her an, her göz açıp kapayışta, her hareket ve sükûnda, Kudsî sırların denizi, remzî işaretlerin tılsımı, gaybî ilimlerin sahifelerinde yer alan kulun, nebîn ve rasûlün üzerine salât ve selâm eyle...<br />
... el berkıl evvelil müte'leli'i fî semâil amâil ihâtıyyeti kable bürûzi avâlimil keyân, vel kevkebil esbakıs sâtı'ı fî ebrâcil kudsittamtamiyyeti ve lem tenşakk burdetül vücûdi an sunûfil insân, ve rûhi hâzihil ervâhıl muhteliceti fî âlemi lutfihâ beyne nûrin ve zulmeh, ve şemsil hidâyetil kübrâl müşrikati min hadratil ifâdati ilâ kulûbi hâzihil ümmeh, aylîmil mededil mevâc... ...O ki, varlık âlemleri belirmeden önce, ihâta eden (kuşatan) Amâ (mutlak bilinmezlik) semasında parlayan ilk şimşektir, Kudsî Tımtımî burçlarında parlayan ve varlık perdesi insan çeşitlerinden henüz yarılmamış olan en önceki yıldızdır. O, lütuf âleminde nur ve zulmet arasında çalkalanan bu ruhların ruhudur. O, İfâza (feyiz) makamından bu ümmetin kalplerine doğan en büyük hidayet güneşidir. O, coşan yardım denizidir...<br />
... ve alelmil ilâhiyyis sâtı'ıl burhân, fil bika'ı vel ficâc, âyetillâhil kübrâlletîntavet bi zeyli burdetihâr rûhıyyetil acâibul âyât, ve süllemir rukâyetil ûlâllêtînhattat an ğâyetihâ min zevîs su'ûdi ğâyetül ğâyât, seyyidinâ ve seyyidi külli men lillâhi aleyhi siyâdeh, ma'dinil fadlı vel keremi vel cûdi vel ınâyeti ves se'âdeh, el habîbil a'zam, vel bahri mutamtam, vel kenzil mutalsam, ves sırâtıl akvam, ven nûril asta', vel kameril elma', vel burhânil ekmel, ves seyfil atval, mevcel ılmil ğaybî, ve dacratil mededil ezelî... ...O, yerlerde ve vadilerde burhanı parlayan İlahî ilmin alametidir. O, ruhî (mânevî) perdesinin eteğinde âyetlerin acayiplerinin toplandığı Allah'ın en büyük âyetidir. O, yükselenlerin gayelerin gayesine ulaştığı ilk yükseliş merdivenidir. Efendimiz ve Allah katında bir ululuğu olan herkesin efendisidir. Fazilet, kerem, cömertlik, inâyet ve saadet madenidir. En büyük sevgili (Habîb-i A'zam), coşkun deniz (Bahr-i Mutamtam), tılsımlı hazine (Kenz-i Mutalsam), en doğru yol (Sırât-ı Akvam), en parlak nur, en aydınlık ay, en kâmil burhan, en uzun kılıçtır. Gayb ilminin dalgasıdır, ezelî yardımın coşkusudur...<br />
... bâbullâhıllezî lem tezelil ebvâbü dûnehû mesdûdeh, ve vechul kabûlillezî lem tebrahıl vücûhü mâ lem yüberkı'hâ sattâ'u nûri vesîletihî merdûdeh, hablullâhıllezî men temesseke bihî necâ ve emine ve sellem, ve bâbün necâhıllezî men dehale minhü ilallâhi kubile ve ruhime, seyyidüs sâdât, ve illetüz zerrât, mevlânâ ve nebiyyinâ ve rasûlunâ Muhammedin sallallâhü aleyhi ve sellem... ...O, kendisinden başka bütün kapıların kapalı olduğu Allah'ın kapısıdır. O, yüzleri vesilesinin parlak nuru örtmedikçe reddedilen kabul yüzüdür. O, kimin sarıldığı ise kurtulup emniyette kaldığı ve selâmet bulduğu Allah'ın ipidir. O, kimin girerse Allah'ın kabul edip rahmet ettiği kurtuluş kapısıdır. Efendilerin efendisi, zerrenin illeti, Mevlâmız, Nebimiz ve Resûlümüz Muhammed'e (s.a.v.)...<br />
... ve alâ âlihi ve ashâbihî ve etbâ'ıhî ve eşyâ'ıhî vel âhızîne bi eserihî ven nâhîlîne min bahrıh, ve eğısnâ bihî ve et-hıfnâ bi kurbih, ve ahyînâ ve emitnâ alâ milletehî ve sünnetih, vahtim lenâ ve lil müslimîne bi hayr, vağfir lenâ ve li vâlideynâ ve li furû'ınâ ve usûlinâ ve lil müslimîne vel müslimât vel mu'minîne vel mu'minâti ecme'în, ve selâmün alel mürselîn, vel hamdü lillâhi rabbil âlemîn. ...Ve onun âline, ashâbına, tâbilerine, fırkalarına, eserini takip edenlere ve denizinden içenlere salât ve selâm eyle. Onunla bize imdat eyle, kurbu (yakınlığı) ile bizi şereflendir. Bizi onun milleti ve sünneti üzere yaşat ve öldür. Bizi ve bütün Müslümanları hayırla sonlandır. Bizi, anne babalarımızı, çocuklarımızı, atalarımızı ve bütün Müslüman erkek ve kadınları, Mümin erkek ve kadınları bağışla. Selâm olsun gönderilmiş olanlara. Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
موضوع: حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره    حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
ومن أوراده رضي الله تعالى عنه: حزب الفرج ، وكان رضي الله تبارك وتعالى عنه يأمر بقراءته وقت السحر ، ويقول: تتنزل من الحضرة على أهله خلعة القبول فلا يُخزونَ بإذن الله تعالى ، وتحضر عند قراءته روحانية سيد الوجود صلى الله عليه وسلم ، وقد بُشّرَ الإمام الرفاعي رضي الله عنه إحدى عشر مرة من جده صلى الله عليه وسلم بأن من داوم على قراءة هذا الحزب لا يُخذل ولا يُخزى ولا يهان .<br />
وهو:<br />
بِسمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ<br />
( الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ {2} الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ {3} مَـلِكِ يَوْمِ الدِّينِ {4} إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ {5} اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ {6} صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِم ْوَلاَ الضَّالِّينَ {7} ) .<br />
لا إله إلا الله 10 مرات .<br />
الله 10 مرات .<br />
أستغفر الله العظيم 10 مرات .<br />
اللهم صلي على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم 10 مرات .<br />
حسبي الله 7 ، ثم يقرأ:<br />
( الم {1} ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ {2} الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ {3} والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ {4} أُوْلَـئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ {5} )<br />
لا إله إلا الله وحده لا شريك له ، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا حي يا قيوم ، يا ذا الجلال والإكرام ، أسألك بأسرارك المستودعة في خلقك ، بعزة عرشك ، بقدس نفسك ، بنور وجهك ، بمبلغ علمك ، بغاية قدرك ، ببسط قدرتك ، بحق شكرك ، بمنتهى رحمتك ، بسلطان مشيئتك ، بعظمة ذاتك ، بكل صفاتك ، بجميع أسمائك ، بمكنون سرك ، بجميل سترك ،بجزيل برك ، بكمال منتك ، بفيض جودك ، بقاهر غضبك ، بسابق رحمتك ، بأعداد كلماتك ، بعناية مجدك ، بجليل طَولك ، بتفريد فردانيتك ، بتوحيد وحدانيتك ، بدائم بقائك ، بسرمدية قدسك ، بأزلية ربوبيتك ، بعظيم كبريائك ، بجلالك بجمالك بكمالك ، بإنعامك ، بشامخ أفعالك ، بسيادة ألوهيتك ، بجباريتك ، بحنانيتك ، بمنانيتك ، بعطفك ، بلطفك ، ببرك ، بإحسانك ، بحقك يا رباه يا غوثاه استعينك وأستجديك أن تجعل لي من كل هم وغم وكرب فرجا ، ومن كل بلاء وشدة وضيق مخرجا ، واجعل أوقاتي بك عامرة ، وسريرتي بمحبتك نيرة ، وعيني بشهود آثار لطفك قريرة ، وبصيرتي بلوامع أنوار قربك مستنيرة وبصيرة ، بحق كهيعص ، وحمعسق ، وبحق طه وطس وص ويس والر والم ون وحم وطسم ، وبسر القرآن العظيم ، يا علي يا عظيم ، يا رحمن يا رحيم ، يا بر يا كريم ، يا أول يا قديم .<br />
اللهم يا من لا تنفعك طاعتي ، ولا تضرك معصيتي ، تقبل مني ما لا ينفعك واغفر لي ما لا يضرك .<br />
بسم الله حسبنا الله ، لا حول ولا قوة إلا بالله .<br />
بسم الله الذي لا يضر مع اسمه شيء في الأرض ولا في السماء وهو السميع العليم .<br />
( فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُّوسَى {67} قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الْأَعْلَى {68} ) .<br />
الله , الله , الله , توكلت على الله . ( وما توفيقي إلا بالله ) .<br />
( اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ {255} ) .<br />
يا دائما لا فناء ولا زوال لملكه تداركني بلطفك فإني ضعيف وأنت القوي ، وإني فقير وأنت الغني ، وإني مغلوب وأنت النصير ، وإني عاجز وأنت على كل شيء قدير .<br />
حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
حسبي الله ونعم الوكيل .<br />
اللهم أحسن عاقبتنا في الأمور كلها وأجرنا من خزي الدنيا وعذاب الآخرة .<br />
أعوذ بجلال وجه الله ، وجمال قدس الله ، من شر كل ذي شر ، ومن شر كل دابة هو آخذ بناصيتها .<br />
اللهم إني أسألك السلامة والسعادة ونعم عقبى الدار ، وصحبة الأخيار ، ومودة الأبرار ، والنجاة من النار .<br />
اللهم احرسني بعينك التي لا تنام ، واكنفني بكنفك الذي لا يضام ، وارحمني بقدرتك علي ، لا أهلك وأنت رجائي ، فكم من نعمة أنعمت بها علي قل لك عندها شكري ، وكم من بلية ابتليتني بها قل لك عندها صبري ، فيا من قل عند نعمته شكري فلم يحرمني ، ويا من قل عند بليته صبري فلم يخذلني ، ويا من رآني على الخطايا فلم يفضحني ، أسألك أن تصلي على محمد وعلى آل محمد كما صليت وباركت ورحمت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم إنك حميد مجيد ، اللهم أعني على ديني بدنياي ، وعلى آخرتي بتقواي ، واحفظني فيما غبت عنه ، ولا تكلني إلى نفسي فيما حضرت معه ، يا من لا تضره الذنوب ، ولا تُنقصه المغفرة ، هب لي ما لا ينقصك ، واغفر لي ما لا يضرك ، اللهم إني أسألك فرجا قريبا ، وصبرا جميلا ، وأسألك العافية من كل بلية ، وأسألك دوام العافية ، وأسألك الغنى عن الناس ، وأسألك السلامة من كل شر ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم فارج الهم ، كاشف الغم ، مجيب دعوة المضطرين ، رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، أنت ترحمني فارحمني رحمة تغنني بها عن رحمة من سواك .<br />
اللهم اجعل لي من كل هم يهمني فرجا ومخرجا ، وارزقني من حيث لا أحتسب .<br />
يا سابق الفوت ، ويا سامع الصوت ، ويا كاسي العظام بعد الموت ، صل على محمد وآل محمد ، واجعل لي من أمري فرجا ومخرجا ، إنك تعلم ولا أعلم وتقدر ولا أقدر ، وأنت علام الغيوب .<br />
يا الله , يا الله ، يا رحمن يا رحيم ، يا تواب يا ذا الجلال والإكرام .<br />
يا غياث المستغيثين ، يا مجيب دعاء المضطرين ، وجهت وجهي إليك ، وتوكلت منيبا خالصا عليك ، لا أرفع حاجتي إلا إليك ، خاشعا بين يديك ، صل اللهم حبالي بحبالك ، وألحقني بالصالحين ، وأيدني بجلالك ، واجعلني من عبادك المتقين ، لا تصرف وجهي بحقك إلا إلى جنابك ، ولا تجذب قلبي إلا إلى بابك ، قربني من أحبابك وأهل ولائك ، واحفظني من صحبة ذوي الرد من أعدائك ، حققني بالمعرفة المحمدية ، وحلّني بالصفات المصطفوية ، وأطلق لساني بشكرك ، واستعمل ناطقتي وقلبي بذكرك ، سلام على آل يس .<br />
رب إني مسني الضر وأنت أرحم الراحمين .<br />
لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين ، فاستجبنا له ونجيناه من الغم وكذلك ننج المؤمنين ، اللهم إنك تعلم سري وعلانيتي وما نزل بي ولا حول ولا قوة إلا بك يا الله يا علي يا عظيم فرج عني ما أهمني وتول أمري بلطفك ، وتداركني برحمتك وكرمك إنك على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا موضع كل شكوى ، ويا سامع كل نجوى ، ويا كاشف كل بلوى ، يا عالم كل خفية ، يا صارف كل بلية ، يا من أغثت إبراهيم صلى الله عليه وسلم ، ويا من نجيت موصى صلى الله عليه وسلم ، يا من رفعت عيسى صلى الله عليه وسلم ، يا من اصطفيت محمدا صلى الله عليه وسلم ، صل اللهم على سيد أنبيائك وأكرم رسلك حبيبك ونبيك ورسولك سيدنا محمد وعلى آله وأصحابه واستجب دعائي ، فإني أدعوك دعاء من اشتدت فاقته ، وضعفت قوته ، وقلت حيلته ، بل أدعوك دعاء الغريب الغريق المضطر الذي يعلم كل العلم أنه لا يكشف عنه ما هو فيه إلا أنت ، يا أرحم الراحمين ارحمني ، يا غياث المستغيثين أغثني ، اكشف عني ما نزل بي من هم ، وادفع عني ما حل بي من غم ، والطف بي يا لطيف يا رحيم .<br />
يا من يملك حوائج السائلين ، ويعلم ضمائر الصامتين ، تداركني بإغاثتك ، يا من لكل مسألة منك سمع حاضر ، وجواب كافل ، ولكل صامت منك علم محيط باطن ، مواعيدك صادقة ، وأياديك فاضلة متواصلة ، ورحمتك واسعة ، افعل بي ما أنت أهله ، ولا تفعل بي ما أنا أهله ، فإنك أهل التقوى وأهل المغفرة .<br />
( شهد الله أنه لا إله إلا هو ) اللهم إني أعوذ بنور قدسك ، وببركة طهارتك وبعظمة جلالك من كل عاهة وآفة وطارق من الجن والإنس إلا طارقا يطرق بخير يا أرحم الراحمين ، اللهم بك ملاذي قبل أن ألوذ ، وبك عياذي قبل أن أعوذ ، يا من ذلت له رقاب الفراعنة ، وخضعت له هامات الجبابرة ، يا من بيده مقاليد السماوات والأرض ، اللهم ذكرك شعاري ودثاري ، وبظلال رحمتك نومي وقراري ، وإليك من كل فادحة فراري ، وبك في كل حادثة انتصاري ، وعليك اعتمادي ، وإلى كرم قدسك استنادي ، أشهد ألا إله إلا أنت ، اضرب علي سرادقات حفظك ، وقني هم ما أكره بحرمتك يا رحمن يا رحيم .<br />
اللهم إني أسألك باسمك الواحد الأحد ، وأدعوك اللهم باسمك الفرد الصمد ، وأتوسل إليك باسمك العطيم الوتر ، الذي ملأ نور قدسه أركان الأكوان كلها إلا ما فرجت عني ما أمسيت فيه وأصبحت فيه حتى لا يخامر خطرات أوهامي غبار الخوف من غيرك ، ولا يمس شراع فكري أثر الرجاء من سواك ، أجرني اللهم من خزيك وعقوبتك ، واحفظني في ليلي ونهاري ، ونومي وقراري ، لا إله إلا أنت تعظيما لوجهك ، وتكريما لسُبحات عرشك ، اصرف اللهم عني شر عبادك ، واجعلني في حفظك وعنايتك وسرادقات أمنك وصيانتك ، وأعد علي عوائد لطفك وكرمك وإحسانك ، سبحانك اللهم وبحمدك ، تقدس اسمك ، وتعالى طولك .<br />
اللهم يا مجلي العظائم من الأمور ، ويا كاشف صعاب الهموم ، ويا مفرج الكرب العظيم ، ويا من إذا أراد شيئا فحبسه أن يقول له كن فيكون ، رباه رباه أحاطت بعبدك الضعيف غوائل الذنوب وأنت المدخر لها ولكل شدة ، لا إله إلا أنت ، الغياث الغياث ، الرحمة الرحمة ، العناية العناية ، صل على عبدك ونبيك سيدنا محمد وآله والطف بي في أموري كلها والمسلمين .<br />
اللهم احفظ أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم ارحم أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم أصلح أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم فرج عن أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم .<br />
اللهم لا تجعلني ممن يرجو المخلوقين أو يعول عليهم وإذا أخذت بأزمّة خاطري إلى أحد من خلقك فليكن ممن أحببتهم حتى تكون همتي متوجهة على من أحببت فتندمج غايتها بصفة المحبة التي أفرغتها في ذلك العبد المحبب فإنك الولي لمن تحب ولا تصرف همة خاطري ولو طرفة عين إلى خلق لم تزينه<br />
بمحبتك ، ولم تجعل له منك ودا ، وأزل حجب المستعارات عن لاحظة سري فلا ألتفت إلا إلى ما يؤول إليك ، ويعوَّل عليك ، وابعث عزم عزيمتي إلى اصفيائك وأوليائك وأحبابك المقربين وعبادك الصالحين والنبيين والمرسلين وحسن ألئك رفيقا ، ثبتني الله على ما يرضيك ، وقربني ممن يواليك ، واجعل غاية حبي وبغضي فيك ، ولا تقربني ممن يعاديك ، أدم علي نعمك وبرك ، ولا تنسني ذكرك ، وألهمني في كل حال شكرك ، وعرفني قدر النعم بدوامها ، وقدر العافية باستمرارها .<br />
اللهم إني أسألك العفو والعافية والمعافاة الدائمة في الدين والدنيا والآخرة .<br />
اللهم اقذف في قلبي رجاءك ، واقطع رجائي عمن سواك ، حتى لا أرجو أحدا غيرك ، اللهم وما ضعفت عنه قوتي ، وقصر عنه أملي ، ولم تنته إليه رغبتي ، ولم تبلغه مسألتي ، ولم يجر على لساني مما أعطيت أحدا من الأولين والآخرين من اليقين فخصني به يا رب العالمين ، اللهم ضاقت الحيل ، وانقطع الأمل ، وبطل العمل ، لا ملجأ ومنا منك إلا إليك .<br />
يا مسهل الصعب الشديد ، ويا ملين قسوة الحديد ، ويا منجز الأمرين الوعد والوعيد ، ويا من هو كل يوم في شأن وأمر جديد ، أخرجني من حلق الكرب والضيق إلى أوسع الفرج وأبلج الطريق ، بك أدفع ما أطيق وما لا أطيق ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم إني استغفرك وأتوب إليك ، وأتوكل في كل الأمور عليك ، أستغفرك من الذنب الذي اعلم ، ومن الذنب الذي لا أعلم ، إنك تعلم وأنا لا أعلم ، وأنت علام الغيوب ، وغفار الذنوب ، وستار العيوب ، وكشاف الكروب ، وإليك المصير .<br />
اللهم إني أستغفرك من كل ذنب قوى عليه بدني بعافيتك ، أو نالته قدرتي بفضلك ، أو بسطت إليه يدي بسابغ رزقك ، أو اتكلت فيه عند خوفي منه على أمانك ، أو وثقت بحلمك ، أو عولت فيه على كريم عفوك .<br />
اللهم إني استغفرك من كل ذنب خنت فيه أمانتي ، أو بخست فيه نفسي ، أو قدمت فيه لذاتي ، أو آثرت فيه شهواتي ، أو سعيت لغيري ، أو استغويت فيه من تبعني ، أو غلبت فيه بفضل جبلَّتي ، أو أحلت عليك فيه مولاي فلم تقبلني على فعلي ، إذ كنت سبحانك كارها لمعصيتي ، ولكن سبق علمك في اختياري واستعمالي مرادي وإيثاري ، فحلمت علي ولم تدخلني فيه جبرا ، ولم تحملني عليه ممهلا ، ولم تظلمني شيئا ، أنفذت مع اختياري قضاؤك ، أستغفرك يا أرحم الراحمين ، يا صاحبي عند شدتي ، يا مؤنسي في وحدتي ، يا حافظي في غربتي ، يا وليي في نعمتي ، يا كاشف كربتي ، يا سامع دعوتي ، يا راحم عبرتي ، يا مقيل عثرتي ، يا إلهي الحقيق ، يا ركني الوثيق ، يا جاري اللصيق ، يا مولاي الشفيق ، يا رب البيت العتيق ، أخرجني من حلق المضيق ، إلى سعة الطريق ، بفرج من عندك قريب وثيق ، واكشف عني كل شدة وضيق ، واكفني من السوء والأذى ما أطيق وما لا أطيق .<br />
اللهم فرج عني كل هم وغم وأخرجني من كل حزن وكرب ، يا فارج الهم ، ويا كاشف الغم ، ويا منزل القطر ، ويا مجيب دعوة المضطر ، يا رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، صل على خيرتك من خلقك محمد النبي الأمي الطيب الطاهر الزكي ، وعلى آله الطيبين الطاهرين وسلم ، وفرج اللهم عني ما ضاق به صدري ، وعيل معه صبري ، وقلت فيه حيلتي ، وضعفت له قوتي ، يا كاشف كل ضر وبلية ، يا عالم كل سر وخفية ، يا أرحم الراحمين ، وأفوض أمري إلى الله إن الله بصير بالعباد ، وما توفيقي إلا بالله ، عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
تحصنت بعزة عزة الله ، وبعظمة عظمة الله ، وبجلال جلال الله ، وبقدرة قدرة الله ، وبسلطان سلطان الله ، وبلا إله إلا الله ، وبما جرى به القلم من عند الله ، وبلا حول ولا قوة إلا بالله ، آمنت بالله ، حسبي الله .<br />
اللهم يا من لا تراه العيون ، ولا تخالطه الظنون ، ولا يصفه الواصفون ، ولا تغيره الحوادث ، ولا يخشى الدوائر ، يعلم مثاقيل الجبال ، ومكاييل البحار ، وعدد قطر الأمطار ، وعدد ورق الأشجار ، وعدد ما أظلم عليه الليل وأشرق عليه النهار ، ولا يواري منه سماء سماء ، ولا ارض أرضا ، ولا بحر إلا يعلم ما في قعره ، ولا جبل إلا يعلم ما في وعره ، اجعل خير عمري أواخره ، وخير عملي خواتمه ، وخير أيامي يوم ألقاك فيه ، لا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم ، اللهم اطف نار من شب لي ناره ، واكفني هم من أدخل علي همه ، وأدخلني في درعك الحصين ، واسترني بسترك الوافي ، اللهم من عاداني فعاده ، ومن كادني فكده ، ومن بغى علي فخذه ، ومن نصب لي فخه بهلكة فأهلكه ، اللهم من أرادني بسوء فاجعل دائرة السوء عليه ، اللهم ارم نحره في كيده وكيه في نحره حتى يذبح نفسه بيديه ، اعتصمت بك ولذت بطول قدسك .<br />
يا سابغ النعم ، ويا دافع النقم ، ويا فارج الكرب إذا ادلهم ، يا ولي من ظُلم ، ويا حسيب من ظلم ، يا أولا بلا بداية ، ويا آخرا بلا نهاية ، يا من له اسم بلا كنية ، اجعل لي من أمري فرجا ، ومن وهدة همي مخرجا .<br />
يا لطيف يا لطيف يا لطيف الطف بي بلطفك الخفي ، وأغثني بمددك الجلي ، بالقدرة التي استويت بها على العرش ولم يعلم العرش مستقرك .<br />
يا مسبب الأسباب ، يا مفتح الأبواب ، يا سامع الأصوات ، يا مجيب الدعوات ، يا قاضي الحاجات ، يا غياث المستغيثين .<br />
اللهم إني أنتظر فرجك ، وأرقب لطفك ، صل على محمد وآل محمد وفرج عني والطف بي ولا تكلني إلى نفسي ولا إلى أحد من خلقك طرفة عين ولا اقل من ذلك ، يا جبار السموات والأرض ، لا إله إلا أنت .<br />
لا إله إلا اله الحكيم الكريم ، لا إله إلا الله الرحمن الرحيم ، لا إله إلا الله رب السماوات والأرض ورب العرش العظيم ، اللهم إني أنزلت بك حاجاتي كلها الظاهرة والباطنة ، الدنيوية والأخروية .<br />
عُبَيدك في فنائك ، مسكينك بفنائك ، فقيرك بفنائك .<br />
يا من لا يعلم كيف هو إلا هو ، ويا من لا يبلغ قدرته غيره .<br />
يا شاهدا غير غائب ، ويا قريبا غير بعيدن ويا غالبا غير مغلوب .<br />
يا حي يا قيوم بحولك وقوتك أستعين وأستجير فارحمني يا أرحم الراحمين .<br />
اللهم رب السماوات السبع وما أظلت ، ورب الأرضين وما أقلت ، ورب الشياطين وما أضلت ، كن لي جارا من شر خلقك كلهم جميعا أن يفرط علي أحد منهم أو أن يبغي ، عز جارك وجل ثناؤك ، ولا إله غيرك ، لا إله إلا أنت .<br />
اللهم بجاه الحسين وأخيه وجده وأبيه وأمه وبنيه ، فرج عني وعن المسلمين ما نحن فيه ( 3 مرات , كما تلقى جماعة عن سيدنا الشيخ عبد الحكيم عبد الباسط بن سليم عليه الرحمة والرضوان ) .<br />
وصل اللهم وسلم في كل لحظة وطرفة وحركة وسكنة على عبدك ونبيك ورسولك بحر الأسرار القدسية ، وطلسم الإشارات الرمزية ، المندمجة في صحاف العلوم الغيبية ، البرق الأول المتلألئ في سماء العماء الإحاطي قبل بروز عوالم الكيان ، والكوكب الأسبق الساطع في ابراج القدس الطمطمي ولم تنشق بردة الوجود عن صنوف الإنسان ، وروح هذه الأرواح المختلجة في عالم لطفها بين نور وظلمة ، وشمس الهداية الكبرى المشرقة من حضرة الإفاضة إلى قلوب هذه الأمة ، عيلم المدد المواج ، وعلم العلم الإلهي الساطع البرهان ، في البقاع والفجاج ، آية الله الكبرى التي انطوت بذيل بردتها الروحية عجائب الآيات ، وسُلَّم الرقاية الأولى التي انحطت عن غايتها من ذوي الصعود غاية الغايات ، سيدنا وسيد كل من لله عليه سيادة ، معدن الفضل والكرم والجود والعناية والسعادة ، الحبيب الأعظم ، والبحر المطمطم ، والكنز المطلسم ، والصراط الأقوم ، والنور الأسطع ، والقمر الألمع ، والبرهان الأكمل ، والسيف الأطول ، موجة العلم الغيبي ، وضجة المدد الأزلي ، باب الله الذي لم تزل الأبواب دونه مسدودة ، ووجه القبول الذي لم تبرح الوجوه ما لم يبرقعها سطّاع نور وسيلته مردودة ، حبل الله الذي من تمسك به نجا وأمن وسلم ، وباب النجاح الذي من دخل منه إلى الله قبل ورحم ، سيد السادات وعلّة الذرات ، مولانا ونبينا ورسولنا محمد صلى الله عليه وسلم ، وعلى آله وأصحابه وأتباعه وأشياعه والآخذين بأثره والناهلين من بحره ، وأغثنا به وأتحفنا بقربه ، وأحينا وأمتنا على ملته وسنته ، واختم لنا وللمسلمين بخير ، واغفر لنا ولوالدينا ولفروعنا وأصولنا وللمسلمين والمسلمات والمؤمنين والمؤمنات أجمعين ، وسلام على المرسلين ، والحمد لله رب العالمين<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salat-ı Münciye - Salatan Tüncina Duası]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41384</link>
			<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 00:37:04 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41384</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salat-ı Münciye - Salatan Tüncina Duası</span></span><br />
<br />
Salat-ı Münciye (Salaten Tüncina) nasıl okunur? Salat-ı Münciye duasının okunuşu ve anlamı naslldır? Salat-ı Münciye duası ve fazileti.<br />
<br />
Salat-ı münciye (Salaten Tüncina) duasının Arapça yazılışı, okunuşu ve anlamı şu şekildedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça Metni:</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَي مُحَمَّدٍ وَ عَلَي آلِ مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِناَ بِهَا مِنْ جَمِيعِ الاَهوالِ وَ اْلآفاَتِ وَ تَقْضِي لَناَ بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّآتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَي الدَّرَجَاتِ وَ تُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَي الْغَيَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاتِوَ بَعْدَ الْمَمَاتِ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. <br />
حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ  نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ <br />
 غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Harflerle Okunuşu </span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidina Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min-cemî'il-ehvâli vel âfat. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâcât ve tutahhirunâ bihâ min-cemîi's-seyyiât ve terfe'unâ bihâ ındeke a'lâ'd-deracât ve tubelliğunâ bihâ aksâ'l-ğayât min cemiîl-hayrâti fî'l-hayâti ve ba'del-memât birahmetike Yâ erhame'r-rahimîn. Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e (asm) ve onun Ehl-i beytine salât eyle. Bu salâvat o derece değerli olsun ki: Onun hürmetine bizi bütün korku ve belalardan kurtarırsın. Bizim ihtiyaçlarımızı o salâvat hürmetine yerine getirirsin, bizi bütün günahlardan bu salâvat hürmetine temizlesin, o salâvat hürmetine bizi derecelerin en üstüne yüceltirsin, o salâvat hürmetine hayatta ve öldükten sonra düşünülebilecek bütün hayırlar konusunda gayelerin en sonuna kadar ulaştırırsın. Ey merhametlilerin merhametlisi, bize bunları merhametinle nasip eyle. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Ey Rabbimiz, senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır."<br />
<br />
Farz namazından sonra dua etmek bidat değil, sünnettir.<br />
<br />
Nitekim, Ebu Davud, Nesaî ve Tirmizî’in rivayet ettiği bir hadiste peygamberimiz(a.s.m) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Biriniz namazı kıldıktan sonra, Allah’a hamdu sena etsin, sonra Peygamber’e salavat getirsin, ondan sonra dilediği dualar yapsın.” (bk. Neylu’l-Evtar, 2/577)<br />
<br />
<br />
Bazı yerlerde, "Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr." kısmının olmadığını da belirtelim. Ancak bu kısmın söylenmesi de çok faydalıdır.<br />
<br />
Bu Salâvat-ı Şerifenin büyük önemi ve sevabı vardır. Sürekli bu salavata devam edenin, belalardan emin, gelecek musibetlere perde, arzularının kolay, rızkının da bereketli olacağı ümit edilir.<br />
<br />
Dua esnasında eller (duanın seması sayılan) yukarıya açık olarak (ayrı) şekilde tutulur. İki elin avuç içi terazinin iki gözü gibi muvazeneli şekilde göğüs hizasında, semadan gelecek Rahmet-i İlâhiyye’ye açık bekler.<br />
<br />
Ancak, bazı zamanlarda bu iki elin yanyana birleşip, bitişik şekilde tutulması da sünnete aykırı değildir. Resûl-i Ekrem (asm) Hazretleri her iki halde de dua yapmıştır. Lâkin çoğu defa ellerini ayrı şekilde tuttuğu anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Nitekim Şafiî mezhebinde duanın korku mânâsına gelen cümlelerinde ellerin içinin yere çevrilip aşağıya tutulduğu gibi. Hanefi’de ise avuç içinin aşağıya çevrilmesi sadece yağmur duasında meşru kılınmış, diğerlerine şâmil olmamıştır.<br />
<br />
Şafilerin dua ederken musibetten sakınmak için ellerini aşağıya çevirmeleri bazı hadislere dayanmaktadır ki sünnettir. Bu hadislerden birisi şöyledir:<br />
<br />
    “Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü vesselam, Allah’tan bir şeyin olmasını istediği zaman ellerinin içini yukarıya çevirirdi. Ancak bir şeyden sakınacağı zaman ise ellerinin içini aşağıya çevirirdi.” (Bu konuyla ilgili hadisler için bk. Müsned, Ahmed b. Hanbel IV/56; Mecmau’z- Zevaid, X/168; Cemu’l-Fevaid, II/618; el-Fethu’l-Kebir, II/357)<br />
<br />
Bu nedenle ellerini dua ederken aşağıya çevirenler, bu hadislere göre amel etmiştir. Hanefiler ise bu konuda Şafileri taklit etmiş oluyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konuyla İlgili Bir Hatıra:</span></span><br />
<br />
Bu konuda İbni Fakihani "Fecri Münir" isimli kitabında özetle şu olayı nakleder:<br />
<br />
    Maneviyat büyüklerinden Ebu Musa, fırtınalı bir havada gemide imiş. Müthiş bir fırtına gemiyi batırmaya ramak kaldığı sırada Peygamber Efendimize iltica etmiş:<br />
<br />
    Ya Resulallah, gemimiz batacak, içindeki bunca masumlar suya gark olup ölecekler. Lütfen bize bir kurtuluş çaresi göster!..<br />
<br />
    O sırada kulağına şöyle bir hitap vaki olmuş: Ey Ebu Musa! Tüncina duasını okuyun! Yani, kurtaran duayı okuyun, kurtaran duayı...<br />
<br />
    Demiş ki: Ya Resulallah, bu Tüncina duası hangisidir, biz bilmiyoruz?<br />
<br />
    Efendimiz (asm) bugün namazlardan sonra okumakta olduğunuz (Salaten Tüncina)'yı okumuş, bunu okuyun, diye tenbih buyurmuş. <br />
<br />
    Gemideki yolcular hep birlikte bunu Ebu Musa'dan öğrenip okumuşlar, fırtına dinmiş, sağ salim karaya ayak basmışlar.<br />
<br />
Bu duanın bu gibi özelliklerinden doalayıdır ki bizim de hudutlarımızda düşman tehlikesi belirince, eli silah tutan askerlerimiz hudut boylarına gidip maddi silahıyla karşı koyarken, içerde seccadesi başındaki müminler de hep bu kurtaran duayı okumuşlardır. Maddi silah yanında manevi silahla da düşmanı sınırlarımızdan kovmuşlardır.<br />
<br />
Bu konuyu Ehl-i sünnet mecmuasında yazan merhum Zapsu, bir teklifte bulunmuş ve demiştir ki: Harpte sınırlarımızda beliren düşman tehlikesini önlemek için camilerimizde diyanet tarafından okunması istenen (Salaten Tüncana)'yı artık bırakmalıyız. Zira tehlike geçmiştir. Yarın Allah korusun bir tehlike daha söz konusu olursa o zaman neyi okuyacağız.<br />
<br />
Faslı Davut Efendinin yazdığı "Delailü'l-Hayrat"ta da geçen bu salavatı şerife için Bediüzzaman Hz. "Bir çok aktabların okumakta titizlik gösterdiği salavat." diye bahseder.<br />
<br />
Bu salavatı şerife ilham ile yazılmıştır. Ne okuyana ne de okumayana bir ısrar olmamalıdır. Okunursa sevabı var, okunmazsa günahı yoktur. Ben şahsen okurum, okunmasını da isabetli bulurum. İsmi üstünde kurtaran salavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salât-ı münciye duasının dinî dayanağı var mıdır?</span></span><br />
<br />
“Salât-ı münciye”, “Salât-ı tefrîciye” duaları, Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilen dualardan değildir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygambere (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden âyetine istinaden asr-ı saâdetten çok sonraları tanzim edilmiş salât-ü selâm türü dualardır.<br />
<br />
Dualar Allah’a arz edilmeden önce, Allah’a hamd-ü senâ ve Peygamberine de salât-ü selâm getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.), dua eden bir adamın, dua sırasında kendisine salât ve selam okumadığını görmüş ve “Bu kimse acele etti.” buyurmuş, sonra adamı çağırıp “Biriniz dua ederken, Allah Teâla’ya hamd-ü senâ ederek başlasın, sonra O’nun Peygamberine salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 23) buyurmuştur.<br />
<br />
Salavât, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât duaları genellikle “Allahümme salli...” lafızlarıyla başlar. Söz konusu duaların da bu lafızlarla başladığı ve bu dualarda Hz. Peygambere salât-ü selam getirerek dünyevî ve uhrevî birtakım hacetlerin arz edildiği bilinmektedir. Buna göre belli sayılarda okumanın dinî bir gereklilik olduğu inancına kapılmaksızın ve namazların arkasından okunması alışkanlık hâline getirilmeksizin bu salavât/dualar her zaman okunabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salat-ı Münciye Duası Ne Zaman Okunmalıdır?</span></span><br />
<br />
Salat-ı Münciye farz olan namazların sonunda tesbihat yaparken okunabilir. Oldukça faziletli olan bu dua sadece namazlardan sonra değil gün içerisinde de okunabilir. Ayrıca kişinin bir haceti olduğunda ve ya sıkıntıya düştüğünde de okunabilir. Namazlardan sonra okunması konusunda bid’at olduğuna dair görüşler varsa da tesbihattan sonra okunması halinde bid’at olmayacaktır. Salat-ı Münciye duası okunurken eller yukarı doğru açılıp dua edilebilir. Ayrıca herhangi bir savaş anında ve ya düşmanla karşılaşınca da okunabilir. Günlük zikirler arasında da okunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salat-ı Münciye Duasının Faziletleri</span></span><br />
<br />
Salaten Tüncina'nın fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:<br />
<br />
Hz. Enes (r.a.) şöyle dedi: "Kim her sabah ve akşam Salaten Tüncina'yı okursa, Allah onu bütün korku ve afetlerden korur." (Tirmizî, Deavât, 152)<br />
<br />
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) şöyle dedi: "Kim her gün Salaten Tüncina'yı okursa, Allah onu 70 bin melek ile korur." (İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk, 44/352)<br />
<br />
Hz. Abdullah ibni Abbas (r.a.) şöyle dedi: "Kim her namazdan sonra Salaten Tüncina'yı okursa, Allah ona cennette bir köşk verir." (İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk, 44/352)<br />
<br />
    Bu duayı okumak büyük sevaplara nail olmayı sağlar. Çünkü içerisindeki anlamlar büyük sırlar içerir.<br />
    Sıkıntılı anında Salat-ı Münciye duası okuyan kişinin sıkıntısı gider. Rabbine karşı yönelen bir kul olmasını sağlar.<br />
    Salat-ı Münciye duası okuyan kişiyi Allahu Teâlâ belalara karşı korur. Gün içerisindeki diğer sıkıntılardan da bertaraf olmuş olur.<br />
    Salat-ı Münciye duası okumak bereketin artmasını da sağlayacağı gibi Peygamberimiz (s.a.v.)’e salatü selam olmasından dolayı da okuyan kula salavat sevabı yazılmasını sağlar.<br />
    Kurtarıcı dua olarak da bilinen Salat-ı Münciye okuyan kişiyi düşmanlarından korur.<br />
    Allahu Teâla’dan herhangi bir sıkıntısı için yardım isteyecek olan kulların 2 rekât namaz kıldıktan sonra okuyabildiği kadar bu duayı okuması arkasından da dilediği şeyi söylemesi duanın kabul olmasını sağlayacaktır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Selam ve dua ile...</span></span><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salat-ı Münciye - Salatan Tüncina Duası</span></span><br />
<br />
Salat-ı Münciye (Salaten Tüncina) nasıl okunur? Salat-ı Münciye duasının okunuşu ve anlamı naslldır? Salat-ı Münciye duası ve fazileti.<br />
<br />
Salat-ı münciye (Salaten Tüncina) duasının Arapça yazılışı, okunuşu ve anlamı şu şekildedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça Metni:</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَي مُحَمَّدٍ وَ عَلَي آلِ مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِناَ بِهَا مِنْ جَمِيعِ الاَهوالِ وَ اْلآفاَتِ وَ تَقْضِي لَناَ بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّآتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَي الدَّرَجَاتِ وَ تُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَي الْغَيَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاتِوَ بَعْدَ الْمَمَاتِ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. <br />
حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ  نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ <br />
 غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Harflerle Okunuşu </span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidina Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min-cemî'il-ehvâli vel âfat. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâcât ve tutahhirunâ bihâ min-cemîi's-seyyiât ve terfe'unâ bihâ ındeke a'lâ'd-deracât ve tubelliğunâ bihâ aksâ'l-ğayât min cemiîl-hayrâti fî'l-hayâti ve ba'del-memât birahmetike Yâ erhame'r-rahimîn. Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e (asm) ve onun Ehl-i beytine salât eyle. Bu salâvat o derece değerli olsun ki: Onun hürmetine bizi bütün korku ve belalardan kurtarırsın. Bizim ihtiyaçlarımızı o salâvat hürmetine yerine getirirsin, bizi bütün günahlardan bu salâvat hürmetine temizlesin, o salâvat hürmetine bizi derecelerin en üstüne yüceltirsin, o salâvat hürmetine hayatta ve öldükten sonra düşünülebilecek bütün hayırlar konusunda gayelerin en sonuna kadar ulaştırırsın. Ey merhametlilerin merhametlisi, bize bunları merhametinle nasip eyle. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Ey Rabbimiz, senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır."<br />
<br />
Farz namazından sonra dua etmek bidat değil, sünnettir.<br />
<br />
Nitekim, Ebu Davud, Nesaî ve Tirmizî’in rivayet ettiği bir hadiste peygamberimiz(a.s.m) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Biriniz namazı kıldıktan sonra, Allah’a hamdu sena etsin, sonra Peygamber’e salavat getirsin, ondan sonra dilediği dualar yapsın.” (bk. Neylu’l-Evtar, 2/577)<br />
<br />
<br />
Bazı yerlerde, "Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr." kısmının olmadığını da belirtelim. Ancak bu kısmın söylenmesi de çok faydalıdır.<br />
<br />
Bu Salâvat-ı Şerifenin büyük önemi ve sevabı vardır. Sürekli bu salavata devam edenin, belalardan emin, gelecek musibetlere perde, arzularının kolay, rızkının da bereketli olacağı ümit edilir.<br />
<br />
Dua esnasında eller (duanın seması sayılan) yukarıya açık olarak (ayrı) şekilde tutulur. İki elin avuç içi terazinin iki gözü gibi muvazeneli şekilde göğüs hizasında, semadan gelecek Rahmet-i İlâhiyye’ye açık bekler.<br />
<br />
Ancak, bazı zamanlarda bu iki elin yanyana birleşip, bitişik şekilde tutulması da sünnete aykırı değildir. Resûl-i Ekrem (asm) Hazretleri her iki halde de dua yapmıştır. Lâkin çoğu defa ellerini ayrı şekilde tuttuğu anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Nitekim Şafiî mezhebinde duanın korku mânâsına gelen cümlelerinde ellerin içinin yere çevrilip aşağıya tutulduğu gibi. Hanefi’de ise avuç içinin aşağıya çevrilmesi sadece yağmur duasında meşru kılınmış, diğerlerine şâmil olmamıştır.<br />
<br />
Şafilerin dua ederken musibetten sakınmak için ellerini aşağıya çevirmeleri bazı hadislere dayanmaktadır ki sünnettir. Bu hadislerden birisi şöyledir:<br />
<br />
    “Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü vesselam, Allah’tan bir şeyin olmasını istediği zaman ellerinin içini yukarıya çevirirdi. Ancak bir şeyden sakınacağı zaman ise ellerinin içini aşağıya çevirirdi.” (Bu konuyla ilgili hadisler için bk. Müsned, Ahmed b. Hanbel IV/56; Mecmau’z- Zevaid, X/168; Cemu’l-Fevaid, II/618; el-Fethu’l-Kebir, II/357)<br />
<br />
Bu nedenle ellerini dua ederken aşağıya çevirenler, bu hadislere göre amel etmiştir. Hanefiler ise bu konuda Şafileri taklit etmiş oluyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konuyla İlgili Bir Hatıra:</span></span><br />
<br />
Bu konuda İbni Fakihani "Fecri Münir" isimli kitabında özetle şu olayı nakleder:<br />
<br />
    Maneviyat büyüklerinden Ebu Musa, fırtınalı bir havada gemide imiş. Müthiş bir fırtına gemiyi batırmaya ramak kaldığı sırada Peygamber Efendimize iltica etmiş:<br />
<br />
    Ya Resulallah, gemimiz batacak, içindeki bunca masumlar suya gark olup ölecekler. Lütfen bize bir kurtuluş çaresi göster!..<br />
<br />
    O sırada kulağına şöyle bir hitap vaki olmuş: Ey Ebu Musa! Tüncina duasını okuyun! Yani, kurtaran duayı okuyun, kurtaran duayı...<br />
<br />
    Demiş ki: Ya Resulallah, bu Tüncina duası hangisidir, biz bilmiyoruz?<br />
<br />
    Efendimiz (asm) bugün namazlardan sonra okumakta olduğunuz (Salaten Tüncina)'yı okumuş, bunu okuyun, diye tenbih buyurmuş. <br />
<br />
    Gemideki yolcular hep birlikte bunu Ebu Musa'dan öğrenip okumuşlar, fırtına dinmiş, sağ salim karaya ayak basmışlar.<br />
<br />
Bu duanın bu gibi özelliklerinden doalayıdır ki bizim de hudutlarımızda düşman tehlikesi belirince, eli silah tutan askerlerimiz hudut boylarına gidip maddi silahıyla karşı koyarken, içerde seccadesi başındaki müminler de hep bu kurtaran duayı okumuşlardır. Maddi silah yanında manevi silahla da düşmanı sınırlarımızdan kovmuşlardır.<br />
<br />
Bu konuyu Ehl-i sünnet mecmuasında yazan merhum Zapsu, bir teklifte bulunmuş ve demiştir ki: Harpte sınırlarımızda beliren düşman tehlikesini önlemek için camilerimizde diyanet tarafından okunması istenen (Salaten Tüncana)'yı artık bırakmalıyız. Zira tehlike geçmiştir. Yarın Allah korusun bir tehlike daha söz konusu olursa o zaman neyi okuyacağız.<br />
<br />
Faslı Davut Efendinin yazdığı "Delailü'l-Hayrat"ta da geçen bu salavatı şerife için Bediüzzaman Hz. "Bir çok aktabların okumakta titizlik gösterdiği salavat." diye bahseder.<br />
<br />
Bu salavatı şerife ilham ile yazılmıştır. Ne okuyana ne de okumayana bir ısrar olmamalıdır. Okunursa sevabı var, okunmazsa günahı yoktur. Ben şahsen okurum, okunmasını da isabetli bulurum. İsmi üstünde kurtaran salavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salât-ı münciye duasının dinî dayanağı var mıdır?</span></span><br />
<br />
“Salât-ı münciye”, “Salât-ı tefrîciye” duaları, Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilen dualardan değildir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygambere (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden âyetine istinaden asr-ı saâdetten çok sonraları tanzim edilmiş salât-ü selâm türü dualardır.<br />
<br />
Dualar Allah’a arz edilmeden önce, Allah’a hamd-ü senâ ve Peygamberine de salât-ü selâm getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.), dua eden bir adamın, dua sırasında kendisine salât ve selam okumadığını görmüş ve “Bu kimse acele etti.” buyurmuş, sonra adamı çağırıp “Biriniz dua ederken, Allah Teâla’ya hamd-ü senâ ederek başlasın, sonra O’nun Peygamberine salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 23) buyurmuştur.<br />
<br />
Salavât, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât duaları genellikle “Allahümme salli...” lafızlarıyla başlar. Söz konusu duaların da bu lafızlarla başladığı ve bu dualarda Hz. Peygambere salât-ü selam getirerek dünyevî ve uhrevî birtakım hacetlerin arz edildiği bilinmektedir. Buna göre belli sayılarda okumanın dinî bir gereklilik olduğu inancına kapılmaksızın ve namazların arkasından okunması alışkanlık hâline getirilmeksizin bu salavât/dualar her zaman okunabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salat-ı Münciye Duası Ne Zaman Okunmalıdır?</span></span><br />
<br />
Salat-ı Münciye farz olan namazların sonunda tesbihat yaparken okunabilir. Oldukça faziletli olan bu dua sadece namazlardan sonra değil gün içerisinde de okunabilir. Ayrıca kişinin bir haceti olduğunda ve ya sıkıntıya düştüğünde de okunabilir. Namazlardan sonra okunması konusunda bid’at olduğuna dair görüşler varsa da tesbihattan sonra okunması halinde bid’at olmayacaktır. Salat-ı Münciye duası okunurken eller yukarı doğru açılıp dua edilebilir. Ayrıca herhangi bir savaş anında ve ya düşmanla karşılaşınca da okunabilir. Günlük zikirler arasında da okunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salat-ı Münciye Duasının Faziletleri</span></span><br />
<br />
Salaten Tüncina'nın fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:<br />
<br />
Hz. Enes (r.a.) şöyle dedi: "Kim her sabah ve akşam Salaten Tüncina'yı okursa, Allah onu bütün korku ve afetlerden korur." (Tirmizî, Deavât, 152)<br />
<br />
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) şöyle dedi: "Kim her gün Salaten Tüncina'yı okursa, Allah onu 70 bin melek ile korur." (İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk, 44/352)<br />
<br />
Hz. Abdullah ibni Abbas (r.a.) şöyle dedi: "Kim her namazdan sonra Salaten Tüncina'yı okursa, Allah ona cennette bir köşk verir." (İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk, 44/352)<br />
<br />
    Bu duayı okumak büyük sevaplara nail olmayı sağlar. Çünkü içerisindeki anlamlar büyük sırlar içerir.<br />
    Sıkıntılı anında Salat-ı Münciye duası okuyan kişinin sıkıntısı gider. Rabbine karşı yönelen bir kul olmasını sağlar.<br />
    Salat-ı Münciye duası okuyan kişiyi Allahu Teâlâ belalara karşı korur. Gün içerisindeki diğer sıkıntılardan da bertaraf olmuş olur.<br />
    Salat-ı Münciye duası okumak bereketin artmasını da sağlayacağı gibi Peygamberimiz (s.a.v.)’e salatü selam olmasından dolayı da okuyan kula salavat sevabı yazılmasını sağlar.<br />
    Kurtarıcı dua olarak da bilinen Salat-ı Münciye okuyan kişiyi düşmanlarından korur.<br />
    Allahu Teâla’dan herhangi bir sıkıntısı için yardım isteyecek olan kulların 2 rekât namaz kıldıktan sonra okuyabildiği kadar bu duayı okuması arkasından da dilediği şeyi söylemesi duanın kabul olmasını sağlayacaktır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Selam ve dua ile...</span></span><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salât-ı Tefriciye]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41382</link>
			<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 16:09:30 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41382</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salât-ı Tefriciye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça Metni:</span></span></span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ صَلٰاةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلَامًا تَامًّا عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي تَنْحَلُّ بِهِ الْعُقَدُ وَتَنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَبُ وَتُقْضٰى بِهِ الْحَوَائِجُ وَتُنَالُ بِهِ الرَّغَائِبُ وَحُسْنُ الْخَوَاتِمِ وَيُسْتَسْقَى الْغَمَامُ بِوَجْهِهِ الْكَر۪يمِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ ف۪ي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Harflerle Okunuşu (En Yaygın Versiyon):</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil’ukadü ve tenfericu bihil’kürebü ve tukdâ bihil’havâicu ve tünâlü bihir’reğâibü ve husnül’havâtimi ve yustaskal’ğamâmu bi vechihil’kerîmi ve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmin lek."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz Muhammed’e (s.a.v.) -ki bereketiyle düğümler (sıkıntılar) çözülür, gamlar-kederler açılır, ihtiyaçlar giderilir, arzulara ulaşılır, güzel sonuçlar (hüsn-ü hâtime) elde edilir ve O'nun Kerîm yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur istenilir- ve O’nun âline ve ashabına, senin bildiğin her şeyin sayısınca, her göz açıp kapama ve her nefes alıp verme anında, tam ve kusursuz bir rahmet ve esenlik gönder."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli Notlar ve Faziletleri:</span></span><br />
<br />
    "Salât-ı Tefriciye" ismi, "tefric" yani "açmak, ferahlatmak, kederi dağıtmak" kelimesinden gelir. Bu nedenle bilhassa büyük sıkıntı, darlık, borç, hastalık ve içinden çıkılamaz meselelerin halli için okunması tavsiye edilir.<br />
<br />
    Faziletleriyle ilgili olarak, büyük velilerden Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî (k.s.) gibi âlimlerin bu salavatın özellikle 4444 kere veya belirli sayılarla okunmasını tavsiye ettiği rivayet edilir.<br />
<br />
    "Ukad" (düğümler) ve "küreb" (kederler) ifadeleri, duanın özünü ve amacını doğrudan ortaya koyar.<br />
<br />
    Okurken ihlasla, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) olan sevgi ve bağlılıkla ve Allah’tan yardım niyaz ederek okumak esastır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4444 KEZ TEFRİCİYE OKUMANIN FAZİLETLERİ</span></span><br />
<br />
Salat-ı Tefriciye duası bir hayli ünlü olan bir salattır. Salat-ı Tefriciye duası, ihlas ile birlikte okunmaya devam edildiği durumda okuyan bireyde dilediklerinin gerçekleşmesi, yaşamında meydana gelen sorunların ortadan kalkması, başlarına gelebilen zorluklar, hastalıklar mevcut olduğunda oldukça fazla etkili olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Bununla beraber İmam Kurtubi’nin dediğine göre Salat-ı Tefriciye 100 kez veya 41 kez okumaya devam edilmesi halinde bireyin zaman geçtikçe problemlerinin giderildiğini, işlerinin oldukça kolaylaştığını, içinin nurla dolduğunu, rızkının bir hayli bollaştığını, itibarının da arttığını belirtmiştir. Birey eğer dilediklerinin çabuk gerçekleşmesini istiyor ise Salat-ı Tefriciye duasını okunması gerekmektedir.<br />
<br />
Kurtubi önemli olan ya da hayırlı olan bir işin gerçekleşebilmesi ya da belaların def edilebilmesi için Salat-ı Tefriciye 4444 kez okunmalı demiştir. Salat-ı Tefriciye duasını okuyacak kadar zamanı bulunmayan kişiler 5, 3, 7, 21, 41 veya 11 kez okuyabilmektedir. Okunan sayıya göre faziletleri bulunmaktadır. Özellikle çağımızda bir ameliyata girecek olan kişi veya bir sınava girecek olan öğrenciler için okunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAT-I TEFRİCİYE DUASININ KAYNAĞI NEDİR? (DİYANET)</span></span><br />
<br />
“Salât-ı münciye”, “Salât-ı tefrîciye” duaları, Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilen dualardan değildir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygambere (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden âyetine istinaden asr-ı saâdetten çok sonraları tanzim edilmiş salât-ü selâm türü dualardır.<br />
<br />
Dualar Allah’a arz edilmeden önce, Allah’a hamd-ü senâ ve Peygamberine de salât-ü selâm getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.), dua eden bir adamın, dua sırasında kendisine salât ve selam okumadığını görmüş ve “Bu kimse acele etti.” buyurmuş, sonra adamı çağırıp “Biriniz dua ederken, Allah Teâla’ya hamd-ü senâ ederek başlasın, sonra O’nun Peygamberine salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 23) buyurmuştur.<br />
<br />
Salavât, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât duaları genellikle “Allahümme salli...” lafızlarıyla başlar. Söz konusu duaların da bu lafızlarla başladığı ve bu dualarda Hz. Peygambere salât-ü selam getirerek dünyevî ve uhrevî birtakım hacetlerin arz edildiği bilinmektedir.<br />
<br />
Buna göre belli sayılarda okumanın dinî bir gereklilik olduğu inancına kapılmaksızın ve namazların arkasından okunması alışkanlık hâline getirilmeksizin bu salavât/dualar her zaman okunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tefriciye'deki: "O Nebi ki, onun yüzü suyu hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar dağılır, ihtiyaçlar karşılanır,.." ifadelerine şirk deniliyor, ne dersiniz?</span></span><br />
<br />
Değerli Kardeşimiz;<br />
<br />
Vesile; kendisiyle başkasına yaklaşılan şey demektir.<br />
<br />
İslam dininde tevessül, yani Allah katında makbul bir şeyi vasıta kılarak Allah’tan bir şey istemek caizdir. Mesela, "Allah’ım, Kâbe hakkı için beni affet" "Peygamber hürmetine bana yardım et, beni şu musibetten kurtar" demekte hiçbir mahzur yoktur. Bunu sakıncalı ve şirk görenler ehl-i bid’at olan, Batıl Vehhabilik mezhebidir.<br />
<br />
Vesileleri vesilelikten çıkarıp, bizzat vesilelerden istemek şirk olur. Mesela, "Ey Kâbe bana şunu ver! Ey Peygamber beni affet! Ey filanca benim başımdan şu musibeti al!..." demek, şirktir. Bu iki yaklaşımı birbiri ile karıştırmamak gerekir.<br />
<br />
Tevessül, yani vesile ile Allah’tan istemek caiz iken, bizzat vesileden yardım ve talepte bulunmak şirktir.<br />
<br />
Vesile edilen şey, Allah ile kul arasında kesif bir perde olup, O’ndan istemeyi engelliyor ise, bu vesile şirk olur. Eğer vesile Allah ile kul arasında şeffaf bir perde olup, O’ndan istemek manasına kuvvet veriyorsa, bu makbul ve caizdir. İşte maalesef Vehhabi zihniyeti bu hakikati idrak edemediği için, tevessülü şirk olarak kabul ediyor.<br />
<br />
Vesile edilerek yapılan duaların makbul ve hak olduğuna dair ayet ve hadisler şöyle geçiyor:<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Ey iman edenler, Allah’tan korkun, ona ulaşmak için vesile arayın ve onun uğrunda cihad edin. Umulur ki, felâha kavuşursunuz.” (Maide, 5/35)<br />
<br />
    “Dua edenler Rabbına ulaşmak için bir vesile edindiler. Böylece kim (Allah’a) daha yakın olur diye ortaya çıkar. Bunlar, onun rahmetini umuyorlar ve onun azabından korkuyorlar. Şüphesiz ki onun azabı sakınması gerekli olan husustur.” (İsra, 17/:57)<br />
<br />
Hz. Enes anlatıyor: Hz. Ömer, kuraklık ve kıtlık olduğunda -halkla birlikte- yağmur duasına çıktığı her seferinde Hz. Abbas’ı vesile yapar ve şöyle dua ederdi:<br />
<br />
    “Allah’ım! Biz daha önce Peygamberimizi vesile yaparak senden yağmur istiyorduk ve sen de bize yağmur veriyordun. Şimdi ise -Peygamberimiz aramızda yok- onun amcasını vesile kılarak senden yağmur istiyoruz, ne olur bize yağmur ver.” derdi ve hemen yağmur yağmaya başlardı. (1)<br />
<br />
    İmam Ahmed ve Trimizî’nin bildirdiğine göre, Gözünden muzdarip olan a’ma bir adam Hz. Peygamber (a.s.m)’e gelerek kendisi için dua etmesini istedi. Hz. Peygamber (a.s.m), ona: 'İstersen senin için bunu tehir edeyim ki, ahiretin için hayırlı olur (Tirmizî’de: istersen sabredersin); istersen sana dua edeceğim.' dedi. Adam, dua etmesini isteyince, Hz. Peygamber (a.s.m), ona güzelce abdest almasını, sonra iki rekat namaz kılmasını ve ardından da şöyle dua etmesini emretti:<br />
<br />
    'Allah’ım! Senin rahmet peygamberin olan Muhammed’i vesila kılarak senden istiyor ve sana yöneliyorum. Ya Muhammed! Bu ihtiyacımın giderilmesi için seninle / seni vesile ederek, Rabbime yöneliyorum. Allah’ım! Onun hakkımdaki şefaatini kabul buyur!'”(2)<br />
<br />
    "Adam -gidip söylenenleri yaptı- dönüp geldiğinde gözleri açılmıştı.(3).<br />
<br />
Ayrıca Ehl-i sünnet âlimlerinin hiçbirisi vesileyi inkâr etmemiş, bilakis kabul edip teşvik etmişlerdir. Risale-i Nurları ve makbul evliyaları vesile yaparak dua etmekte ve onun hürmetine Allah’tan bir şey talep etmekte herhangi bir sakınca yoktur. Üstad Hazretleri de bu hususta Ehl-i sünnet gibi düşünmektedir. Risalede geçen şu cümle Üstad'ın bakışını ortaya koymaktadır:<br />
<br />
    "Bir gün bir duada, 'Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!' meâlinde duayı dediğim zaman, herkesi titreten ve dehşet veren Azrail namını zikrettiğim vakit, gayet tatlı ve tesellidâr ve sevimli bir hâlet hissettim, Elhamdü lillâh dedim...”(4) <br />
<br />
Ehl-i sünnetin usulünü terk edip kendi hevalarını ölçü alan bazı sapkınların fikir ve görüşlerine itibar edilmemelidir. Ümmetin müşterek aklı Ehl-i sünnettir; onlar da tevessüle cevazı Kur’an ve sünnetten istihraç ediyorlar.<br />
<br />
    "Ve işte böylece biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk’ın şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şahit olsun." (Bakara, 2/143)<br />
<br />
    "Ümmetim bir sapıklık üzerine birleşmez." (5)<br />
<br />
Fehvasınca, ümmetin müşterek aklı olan Ehl-i sünnete tabi olmak gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
(1) bk. Buharî, İstiska, 3.<br />
(2) bk. Tirmizi, Daavat, 119, Müsned, IV/138.<br />
(3) bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi.<br />
(4) bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele.<br />
(5) bk. İbn-i Mace, 3950, Enes’den.<br />
<br />
Selam ve dua ile...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salât-ı Tefriciye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça Metni:</span></span></span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ صَلٰاةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلَامًا تَامًّا عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي تَنْحَلُّ بِهِ الْعُقَدُ وَتَنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَبُ وَتُقْضٰى بِهِ الْحَوَائِجُ وَتُنَالُ بِهِ الرَّغَائِبُ وَحُسْنُ الْخَوَاتِمِ وَيُسْتَسْقَى الْغَمَامُ بِوَجْهِهِ الْكَر۪يمِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ ف۪ي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Harflerle Okunuşu (En Yaygın Versiyon):</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil’ukadü ve tenfericu bihil’kürebü ve tukdâ bihil’havâicu ve tünâlü bihir’reğâibü ve husnül’havâtimi ve yustaskal’ğamâmu bi vechihil’kerîmi ve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmin lek."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz Muhammed’e (s.a.v.) -ki bereketiyle düğümler (sıkıntılar) çözülür, gamlar-kederler açılır, ihtiyaçlar giderilir, arzulara ulaşılır, güzel sonuçlar (hüsn-ü hâtime) elde edilir ve O'nun Kerîm yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur istenilir- ve O’nun âline ve ashabına, senin bildiğin her şeyin sayısınca, her göz açıp kapama ve her nefes alıp verme anında, tam ve kusursuz bir rahmet ve esenlik gönder."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli Notlar ve Faziletleri:</span></span><br />
<br />
    "Salât-ı Tefriciye" ismi, "tefric" yani "açmak, ferahlatmak, kederi dağıtmak" kelimesinden gelir. Bu nedenle bilhassa büyük sıkıntı, darlık, borç, hastalık ve içinden çıkılamaz meselelerin halli için okunması tavsiye edilir.<br />
<br />
    Faziletleriyle ilgili olarak, büyük velilerden Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî (k.s.) gibi âlimlerin bu salavatın özellikle 4444 kere veya belirli sayılarla okunmasını tavsiye ettiği rivayet edilir.<br />
<br />
    "Ukad" (düğümler) ve "küreb" (kederler) ifadeleri, duanın özünü ve amacını doğrudan ortaya koyar.<br />
<br />
    Okurken ihlasla, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) olan sevgi ve bağlılıkla ve Allah’tan yardım niyaz ederek okumak esastır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4444 KEZ TEFRİCİYE OKUMANIN FAZİLETLERİ</span></span><br />
<br />
Salat-ı Tefriciye duası bir hayli ünlü olan bir salattır. Salat-ı Tefriciye duası, ihlas ile birlikte okunmaya devam edildiği durumda okuyan bireyde dilediklerinin gerçekleşmesi, yaşamında meydana gelen sorunların ortadan kalkması, başlarına gelebilen zorluklar, hastalıklar mevcut olduğunda oldukça fazla etkili olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Bununla beraber İmam Kurtubi’nin dediğine göre Salat-ı Tefriciye 100 kez veya 41 kez okumaya devam edilmesi halinde bireyin zaman geçtikçe problemlerinin giderildiğini, işlerinin oldukça kolaylaştığını, içinin nurla dolduğunu, rızkının bir hayli bollaştığını, itibarının da arttığını belirtmiştir. Birey eğer dilediklerinin çabuk gerçekleşmesini istiyor ise Salat-ı Tefriciye duasını okunması gerekmektedir.<br />
<br />
Kurtubi önemli olan ya da hayırlı olan bir işin gerçekleşebilmesi ya da belaların def edilebilmesi için Salat-ı Tefriciye 4444 kez okunmalı demiştir. Salat-ı Tefriciye duasını okuyacak kadar zamanı bulunmayan kişiler 5, 3, 7, 21, 41 veya 11 kez okuyabilmektedir. Okunan sayıya göre faziletleri bulunmaktadır. Özellikle çağımızda bir ameliyata girecek olan kişi veya bir sınava girecek olan öğrenciler için okunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAT-I TEFRİCİYE DUASININ KAYNAĞI NEDİR? (DİYANET)</span></span><br />
<br />
“Salât-ı münciye”, “Salât-ı tefrîciye” duaları, Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilen dualardan değildir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygambere (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden âyetine istinaden asr-ı saâdetten çok sonraları tanzim edilmiş salât-ü selâm türü dualardır.<br />
<br />
Dualar Allah’a arz edilmeden önce, Allah’a hamd-ü senâ ve Peygamberine de salât-ü selâm getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.), dua eden bir adamın, dua sırasında kendisine salât ve selam okumadığını görmüş ve “Bu kimse acele etti.” buyurmuş, sonra adamı çağırıp “Biriniz dua ederken, Allah Teâla’ya hamd-ü senâ ederek başlasın, sonra O’nun Peygamberine salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 23) buyurmuştur.<br />
<br />
Salavât, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât duaları genellikle “Allahümme salli...” lafızlarıyla başlar. Söz konusu duaların da bu lafızlarla başladığı ve bu dualarda Hz. Peygambere salât-ü selam getirerek dünyevî ve uhrevî birtakım hacetlerin arz edildiği bilinmektedir.<br />
<br />
Buna göre belli sayılarda okumanın dinî bir gereklilik olduğu inancına kapılmaksızın ve namazların arkasından okunması alışkanlık hâline getirilmeksizin bu salavât/dualar her zaman okunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tefriciye'deki: "O Nebi ki, onun yüzü suyu hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar dağılır, ihtiyaçlar karşılanır,.." ifadelerine şirk deniliyor, ne dersiniz?</span></span><br />
<br />
Değerli Kardeşimiz;<br />
<br />
Vesile; kendisiyle başkasına yaklaşılan şey demektir.<br />
<br />
İslam dininde tevessül, yani Allah katında makbul bir şeyi vasıta kılarak Allah’tan bir şey istemek caizdir. Mesela, "Allah’ım, Kâbe hakkı için beni affet" "Peygamber hürmetine bana yardım et, beni şu musibetten kurtar" demekte hiçbir mahzur yoktur. Bunu sakıncalı ve şirk görenler ehl-i bid’at olan, Batıl Vehhabilik mezhebidir.<br />
<br />
Vesileleri vesilelikten çıkarıp, bizzat vesilelerden istemek şirk olur. Mesela, "Ey Kâbe bana şunu ver! Ey Peygamber beni affet! Ey filanca benim başımdan şu musibeti al!..." demek, şirktir. Bu iki yaklaşımı birbiri ile karıştırmamak gerekir.<br />
<br />
Tevessül, yani vesile ile Allah’tan istemek caiz iken, bizzat vesileden yardım ve talepte bulunmak şirktir.<br />
<br />
Vesile edilen şey, Allah ile kul arasında kesif bir perde olup, O’ndan istemeyi engelliyor ise, bu vesile şirk olur. Eğer vesile Allah ile kul arasında şeffaf bir perde olup, O’ndan istemek manasına kuvvet veriyorsa, bu makbul ve caizdir. İşte maalesef Vehhabi zihniyeti bu hakikati idrak edemediği için, tevessülü şirk olarak kabul ediyor.<br />
<br />
Vesile edilerek yapılan duaların makbul ve hak olduğuna dair ayet ve hadisler şöyle geçiyor:<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Ey iman edenler, Allah’tan korkun, ona ulaşmak için vesile arayın ve onun uğrunda cihad edin. Umulur ki, felâha kavuşursunuz.” (Maide, 5/35)<br />
<br />
    “Dua edenler Rabbına ulaşmak için bir vesile edindiler. Böylece kim (Allah’a) daha yakın olur diye ortaya çıkar. Bunlar, onun rahmetini umuyorlar ve onun azabından korkuyorlar. Şüphesiz ki onun azabı sakınması gerekli olan husustur.” (İsra, 17/:57)<br />
<br />
Hz. Enes anlatıyor: Hz. Ömer, kuraklık ve kıtlık olduğunda -halkla birlikte- yağmur duasına çıktığı her seferinde Hz. Abbas’ı vesile yapar ve şöyle dua ederdi:<br />
<br />
    “Allah’ım! Biz daha önce Peygamberimizi vesile yaparak senden yağmur istiyorduk ve sen de bize yağmur veriyordun. Şimdi ise -Peygamberimiz aramızda yok- onun amcasını vesile kılarak senden yağmur istiyoruz, ne olur bize yağmur ver.” derdi ve hemen yağmur yağmaya başlardı. (1)<br />
<br />
    İmam Ahmed ve Trimizî’nin bildirdiğine göre, Gözünden muzdarip olan a’ma bir adam Hz. Peygamber (a.s.m)’e gelerek kendisi için dua etmesini istedi. Hz. Peygamber (a.s.m), ona: 'İstersen senin için bunu tehir edeyim ki, ahiretin için hayırlı olur (Tirmizî’de: istersen sabredersin); istersen sana dua edeceğim.' dedi. Adam, dua etmesini isteyince, Hz. Peygamber (a.s.m), ona güzelce abdest almasını, sonra iki rekat namaz kılmasını ve ardından da şöyle dua etmesini emretti:<br />
<br />
    'Allah’ım! Senin rahmet peygamberin olan Muhammed’i vesila kılarak senden istiyor ve sana yöneliyorum. Ya Muhammed! Bu ihtiyacımın giderilmesi için seninle / seni vesile ederek, Rabbime yöneliyorum. Allah’ım! Onun hakkımdaki şefaatini kabul buyur!'”(2)<br />
<br />
    "Adam -gidip söylenenleri yaptı- dönüp geldiğinde gözleri açılmıştı.(3).<br />
<br />
Ayrıca Ehl-i sünnet âlimlerinin hiçbirisi vesileyi inkâr etmemiş, bilakis kabul edip teşvik etmişlerdir. Risale-i Nurları ve makbul evliyaları vesile yaparak dua etmekte ve onun hürmetine Allah’tan bir şey talep etmekte herhangi bir sakınca yoktur. Üstad Hazretleri de bu hususta Ehl-i sünnet gibi düşünmektedir. Risalede geçen şu cümle Üstad'ın bakışını ortaya koymaktadır:<br />
<br />
    "Bir gün bir duada, 'Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!' meâlinde duayı dediğim zaman, herkesi titreten ve dehşet veren Azrail namını zikrettiğim vakit, gayet tatlı ve tesellidâr ve sevimli bir hâlet hissettim, Elhamdü lillâh dedim...”(4) <br />
<br />
Ehl-i sünnetin usulünü terk edip kendi hevalarını ölçü alan bazı sapkınların fikir ve görüşlerine itibar edilmemelidir. Ümmetin müşterek aklı Ehl-i sünnettir; onlar da tevessüle cevazı Kur’an ve sünnetten istihraç ediyorlar.<br />
<br />
    "Ve işte böylece biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk’ın şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şahit olsun." (Bakara, 2/143)<br />
<br />
    "Ümmetim bir sapıklık üzerine birleşmez." (5)<br />
<br />
Fehvasınca, ümmetin müşterek aklı olan Ehl-i sünnete tabi olmak gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
(1) bk. Buharî, İstiska, 3.<br />
(2) bk. Tirmizi, Daavat, 119, Müsned, IV/138.<br />
(3) bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi.<br />
(4) bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele.<br />
(5) bk. İbn-i Mace, 3950, Enes’den.<br />
<br />
Selam ve dua ile...</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>