<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Raşit Tunca Board - islamda Sağlık]]></title>
		<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/</link>
		<description><![CDATA[Raşit Tunca Board - https://xn--rait-65a.tunca.at]]></description>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:38:49 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Bedenden Çıkan Sekiz Şey'in Hükmü Konusu - imam Gazali'den]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=19575</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jan 2023 14:26:05 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=19575</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bedenden Çıkan Sekiz Şey'in Hükmü Konusu - imam Gazali'den</span></span><br />
<br />
İkinci kısım da, bedende çıkan sekiz şeydir.<br />
<br />
Bunlar sırasıyla şöyledir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Saçlar</span></span> Temizlik için saçı tras etmekte beis yoktur. Saçın temizliğine, yağlamak ve taramak suretiyle, riayet edebilecek bir kimse için saç bırakmakta da beis yoktur. Ancak kötü itiyadlı kimselerin âdetleri gibi saçının bir kısmını kesip bir kısmını bırakırsa o zaman mesele değişir. Veya Ehli Beyt gibi, saçını örgüler halinde bırakırsa o zaman da mahzurludur. Çünkü bu şekilde saç bırakmak halk arasında Ehl-i Beytim, şiarı olmuştur. Bu bakımdan Ehl-i Beytten olmayan bir kimsenin bu şekilde saçını bırakması karışıklığa meydan vermektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Bıyıklar</span></span> Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
Bıyıklarınızı kısaltınız. Sakallarınızı uzatınız.64 Hadîsin diğer bir rivayetinde cezzu tâbiri, başka bir rivayetinde de huffu'ş-şevaribe va'fullıha şeklindedir. Yani bıyıklarınızın önlerinden almak suretiyle dudakların kenarlarına kaydırınız. Sakallarınızı ise salınız.<br />
<br />
Nitekim, Huffunnn mânâsı 'birşeyin etrafını sarmak' demektir. Bu kelimenin bu mânâya geldiğini şu ayet desteklemektedir: Bir de melekleri görürsün ki, rablerinin hamdiyle tesbih ederek arşın etrafını kuşatmışlardır. (Zümer/75) Hadîsin diğer bir rivayetinde bıyıkların tamamını makaslamak suretiyle kısaltmak mânâsını ifade eden ve Huffu tâbirinden daha mübalâğalı olan Ahfu tabiri de vârid olmuştur. İhfa kökünden gelen bu fiilin, tamamını kısaltmak mânâsını ifade ettiğine delil olarak şu ayet gösterilebilir: Eğer sizden mallarınızın hepsini ister de sizi çıplak bırakacak olursa cimrilik edip vermezsiniz. (Muhammed/37)<br />
<br />
Bıyıkların dipten tras edilmesine gelince, hadîste böyle şey vârid olmamıştır. (İmam Mâlik, bıyığı dipten traş edenlerin tedib edilmesini emrederdi. Hazret, aynı zamanda bıyıklarını makasla üstten kısaltmayı da kerih görürdü) Dipten tras etmeye yakın olan üstten makaslamak ise, Hz. Peygamberin sahabîlerinden nakledilmiştir.<br />
<br />
Tâbiîn-i Kiram'dan biri bıyıklarını makasla kısaltan birisini gördüğünde 'Bana Allah Rasûlü'nün ashabını hatırlattın' demiştir. Mugîre b. Şû'be (r.a)65 şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
Hz. Peygamber bir ara bana baktı. Bıyıklarım da uzamıştı. Bana; gel dedi, yanına vardım, bıyıklarımın uzun kısmını bir misvak üzerine alarak makasla kısalttı.66<br />
<br />
Bıyıkların uçlarını uzatmakta beis yoktur. Hz. Ömer ve başka sahabîler bıyıklarının uçlarını uzatmışlardır. Çünkü bıyıkların uçları ne insanın ağzını kapatır ve ne de yemeğin kalıntıları kılların içinde kalır. Zira yemek, bıyık uçlarına yetişemez. Rasûlullah'ın 'Sakallarınızı affediniz' demesi uzatınız anlamındadır. Bir hadîste şöyle buyurulmaktadır: Yahudiler bıyıklarını uzatıyor sakallarını kısaltıyorlar. Siz ise, yahudilere muhalefet ediniz.07<br />
<br />
Bir kısım âlimler bıyık uçlarının traş edilmesine mekruh demişler ve bunu Bid'at saymışlardır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3Koltuk Kılları </span></span>Koltuk kıllarını en fazla kırk günde bir defa yolmak müstehabdır. Başlangıçta koltuk kıllarını yolmaya alışanlar için kırk günde bir defa yolmak kolay gelir. Koltuk altlarını traş etmeyi âdet edinenler için traş etmek kâfidir. Çünkü yolmakta zahmet ve acıtma vardır. Gaye de temizliktir, ve bu temizlik traş ile de elde edilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.Kasık Kılları Kasık kıllarını traş etmek</span></span> veya Nevre denilen maddeyi kullanmak suretiyle kazıtmak müstahabtır. En fazla kırk günü geçmemek en uygun harekettir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.Tırnaklar</span></span> Tırnakları kesmek müstehabtır. Çünkü tırnaklar uzadığı takdirde çirkin görünürler ve altlarında kirler toplanmaya başlar. Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: Ey Ebâ Hüreyre! Tırnaklarını kes! Zira uzayan tırnakların üzerinde şeytan oturuyor.68<br />
<br />
Eğer uzayan tırnağın altında kir varsa, o kir abdestin sahih olmasına mâni olmaz. Çünkü bu, suyun sızmasına mâni değildir. Bir de insanoğlunun çalışmaya olan ihtiyacından ötürü kir hakkında kolaylık gösterilmiştir. Hele erkeklerin tırnakları altında bulunan kirler... Hele köylüler ve göçebelerin el ve ayak üstlerinde ve kıvrımlarında toplanan kirler... Hz. Peygamber kirli gördüğü tırnakları kesmelerini emrederek tırnak altında toplanan kirlere kızardı. Fakat hiç birisine 'Namazını iade et!' diye emir vermezdi. Yine de eğer namazını iade etmesini söyleseydi, bu sözün mânâsı 'Namazın olmadığı için yeniden kıl!' demek değildir.<br />
<br />
Belki bu sözün altında başka bir maksat yatmaktadır. O da onları kirli olmaktan alıkoymak ve kurtarmaktır.<br />
<br />
Hiçbir kitapta tırnak kesiminin tertibi hakkında rivayet edilmiş bir hadîse tesadüf etmedim. Ancak işittiğime göre, Hz. Peygamber (s.a) sağ elinin şehadet parmağından başlar, o elinin baş parmağında tırnak kesmeyi sona erdirirmiş... Sol elinin ise serçe parmağından başlar, baş parmağında bitirirmiş... Bu rivayeti tedkik ederek düşündüğüm zaman kalbime şu mânâ geldi:<br />
<br />
Bu rivayet sahihtir. Çünkü böyle bir mânâ, nübüvvet nuru olmazsa insanoğluna keşfonulamaz. Basiret sahibi alim kişiye gelince, onun gayesi Rasûlullah'dan kendisine naklolunan fiili aklî delille takviye etmektir. Bu bakımdan bu hususta bana görünen hakîkat şudur: El ve ayak tırnaklarının kesilmesi mutlaka gereklidir.<br />
<br />
El, ayaktan daha şerefli olduğu için elden başlamalıdır. Sağ, soldan daha şerefli olduğu için sağ elden başlamalıdır.<br />
<br />
Sağ elde beş parmak vardır. Onların en şereflisi şehadet parmağıdır.<br />
<br />
Çünkü şehadet kelimesi söylendiğinde parmaklar arasından ancak onunla Allah'ın birliğine işaret edilir. Şehadet parmağından sonra o parmağın sağına düşen ortanca parmağına devam etmek suretiyle tırnak kesimini sürdürmelidir. Çünkü şeriat temizlik ve benzeri işleri sağdan boşaltmayı müstehab görmektedir.<br />
<br />
Eğer elin dışını yere koyarsak o vakit baş parmak şehadet parmağının sağında olmaktadır. Eğer elin ayasını yere koyarsak şehadet parmağının sağındaki parmak ortanca parmaktır.<br />
<br />
Sonra elin ayası diğer elin ayasının üzerine konulduğu zaman parmaklar bir daire halini almaktadır. Bu bakımdan daire tertibi şehadet parmağının sağından gidip şehadet parmağına tekrar gelmeyi gerektirir.<br />
<br />
O halde sol elin serçe parmağından başlayıp baş parmağında sonuçlandırmak ve sağ elinin kalmış olan baş parmağında bitirmek gerekmektedir.<br />
<br />
Biz bu durumu, iki elin ayasını karşı karşıya getirmek suretiyle takdir ettik ki, tırnak kesmekteki sıra daha iyi anlaşılsın. Böylece takdir etmek, ellerden birinin içini diğerinin dışına veya birinin dışını diğerinin dışına koymaktan daha evlâdır. Çünkü tabiî duruş bu iki şekli de gerektirir.<br />
<br />
Ayak parmaklarına gelince, eğer bu hususta nakledilmiş bir hadîs yoksa kanaatime göre, en uygun şekil şöyledir: Sağ ayağın serçe parmağından başlamalı, sol ayağın serçe parmağında sonuçlandırmalıdır.<br />
<br />
Nitekim ayak parmaklarının hilâllenmesi de böyledir. Çünkü el parmakları hakkında zikrettiğimiz mânâlar ayaklarda tatbik edilmemektedir.<br />
<br />
Zira ayaklarda şehadet parmağı yoktur.Ayağın parmakları ise, yerde dizilmiş bir saf gibidir. Bu bakımdan onların sağından başlanmalıdır. Tabanı taban üzerine koymak suretiyle bir yuvarlak halka takdir etmekse tabiata muhalif düşer. Fakat ellerde mesele değişiktir.<br />
<br />
Tertip konusundaki bu incelikler, nübüvvet nuruyla bir anda insanoğluna inkişaf eder. Ancak bu incelikler bizim için çok zordur. Bizden parmakların tertibi hakkında sual sorulsaydı, biraz önce beyan ettiğimiz şekilde kalbimize çoğu zaman bu tertib gelmezdi.<br />
<br />
Fakat Hz. Peygamber'in basiret gözüyle gördüğü hükmün şahidliğiyle sabit olan ve mânâya dikkati çeken ve izlediği tertibi hatırlamamız sayesinde bu mânâyı elde etmek gayet kolay bir şeydir.<br />
<br />
Sakın Rasûlullah'ın hareket ve fiillerini ölçü, kanun ve tertip dışı sanıp kötü bir zann'a kapılma! Belki bizim zikrettiğimiz ihtiyarî işlerin tamamında insan iki veya daha fazla kısımlar arasında tereddüd edebilir. Belki onu yaptırmaya veya başkasını bırakıp o kısmı seçmeye zorlayan bir hikmet vardır.<br />
<br />
Zirâ mânâsız ve tesadüf eseri olarak körü körüne hareket etmek hayvanlara mahsus bir ahlâktır. Hareketleri, mânâların ölçü ve hikmetlerini zapt u rapt altına almak ise, Allah dostlarının âdeti ve seciyesidir.<br />
<br />
İnsanoğlunun hareket ve iradesi ne kadar intizamlı ve başıboşluktan uzaksa, o nisbette peygamber ve velîlerin mertebesine yakındır.<br />
<br />
Allah a olan yakınlığı da daha açık bir şekilde görünür. Çünkü peygambere yakın olan, Allah'a yakındır. Allah'a yakın olanın yakınlığı ise kesindir.<br />
<br />
O halde yakına yakın olan başkasına nisbetle Allah'a daha yakındır. İşlerimizin dizgininin hevâ ve arzular vasıtasıyla şeytanın elinde olmasından Allah'a sığınırız.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Peygamberin Sürme Kullanması</span></span><br />
<br />
Hareketlerini zapt u rapt altına almak hususunda Hz. Peygamber'in sürme kullanmasından ibret al. Zira Hz. Peygamber'in âdeti şöyleydi:<br />
<br />
Sağ gözüne üç, sol gözüne de iki defa sürme çeker, sağ göz daha şerefli olduğu için sağdan başlardı.69<br />
<br />
İki göze eşit şekilde sürme çekmemesi, sürmelenmenin tek olmasını istemesinden kaynaklanıyordu.<br />
<br />
Çünkü tek çiftten daha faziletlidir. Allah tektir, teki sever. Bu bakımdan kulun hiçbir fiili Allah'ın vasıflarından birisine uygun düşmekten uzak olmamalıdır.<br />
<br />
İstincâ taşlarının tek olmasının müstehab olması da bu hikmetten dolayıdır. Sürme çekmekte üç defa ile yetinmedi. Oysa üç de tektir.<br />
<br />
Fakat o zaman sol göze bir defa isabet ederdi, bir defa sürmek de sürmeyi kirpiklerin köklerine kadar tam manâsıyla ulaştırmazdı. Sağ göze üç defa sürme çekmesine gelince, fazilet tekte olduğuna göre, daha üstün ve efdal olan sağa daha fazla itibar etmek istedi. Çünkü bu hareket adalete daha uygun düşer.<br />
<br />
Şayet Hz. Peygamber'in sol gözüne iki defa sürme çekmekle yetindiğini söyleyecek olursan, derim ki, sol göze iki defa sürme çekmek zaruri olmuştur.<br />
<br />
Zira her iki göze de tek sürdüğü takdirde toplamı çift olur. Zira tek adet, teke eklenirse çift olur. Kişinin bir hasletin hükmünde olan fiilin tamamında tek sayıyı gözetmesi, tek göze sürme çekerek tekleşmeyi gözetmesinden daha evlâdır.<br />
<br />
Fakat herbir göze üç defa sürmenin de bir hikmeti olabilir; zira bu sefer de gözleri abdest azalarına kıyas etmiş olur. Sahih bir hadîste 'Abdest azalarının her biri üç defa yıkansın!' hükmü vârid olmuştur. Belki de bunu gözetmek daha evlâ olur.<br />
<br />
Rasûlullah'ın (s.a) hareketlerinde gözettiği incelikleri saymaya kalkışırsak, konu uzadıkça uzayacaktır. Bu bakımdan söylemediklerimizi söylediklerimize kıyas et.<br />
<br />
Alim kişi şeriatın bütün mânâlarına muttali olmadığı takdirde Rasûlullah'ın vârisi olamaz. Âlimin, Rasülullah'a hakiki vâris olabilmesi için nübüvvet derecesi hâriç, diğer derecelerde Rasulullah'a yaklaşması gerekir.<br />
<br />
Rasûlullah'ın kavradığı gibi şeriatı bütünüyle kavramalıdır. Zira mirası kazanıp elde eden ve elde etmek için de çaba sarfeden murîsdir. Vâris ise, çaba sarfetmeksizin ancak intikal yoluyla malı edinen kimsedir. Bu mânâlar, derin sırlara nisbeten çok daha kolay olduğu halde yine de başlangıçta ancak peygamberler müstakil olarak idrâk ederler. Peygamberlerin ikazı olmadan bu mânâları elde etmek müstakil olarak başka kimselere nasip olmaz. Ancak peygamberlerin vârisleri bulunan âlimler hariç...<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-7. Göbek Fazlası ve Sünnet Sırasında Kesilen Parça</span></span><br />
<br />
Göbeğe gelince, doğumun ilk ânında kesilir. Doğumun yedinci gününde sünnet ameliyesiyle temizlik yapmak yahudilerin âdeti olduğu için çocuğun gelişip biraz kuvvetlenmesine kadar tehir edilmesi, yahudilere muhalefet olması bakımından daha iyi bir hareket ve çocuk için de tehlikesiz ve daha emin bir yoldur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur.:<br />
<br />
Sünnet ameliyesi erkekler için sünnet-i seniyyedir. Kadınlar için de bir güzelliktir.70<br />
<br />
Kadınların sünnet ameliyesinde, pek derinden kesmemek daha uygundur. Hz. Peygamber, kadınları sünnet ederken fazla derine giden Ümmü Atiyye'ye şöyle demiştir:<br />
<br />
Ey Ümmü Atiyye! Sünnet edilen parçayı üstten kırp, köküne dek dalma. Çünkü üstten kırpmak, yüze daha fazla su ve kan (güzellik) verir ve koca için de daha lezzetli olur.71<br />
<br />
Hz. Peygamberin kinayesindeki tabirin güzelliğine dikkat ediyor musunuz? Nübüvvetim en önemli hedefi olan âhiret hayatının faydalarından dünya hayatının fayda ve kolaylıklarına kadar uzanan parlak nurlara bir bakınız!<br />
<br />
Bu güneş gibi parlak ve gizlileri açıkça gösteren ışıklar sayesinde mektep medrese görmeyen Peygamber (s.a) insanlık âlemine yönelen bu hadisenin hassasiyetini görerek onun en hassas noktasına işaret buyurmuştur. O nokta ki, eğer insanoğlu ondan gafil olursa zararından fazlasıyla zarar etmesinden korkulur. Nübüvvet nuruyla hükmeden bu peygamber-i zişânı, âlemlere rahmet olarak gönderen Allah'ın şâm çok yüce ve büyüktür.<br />
<br />
Allah Teâlâ onu din ve dünya işlerini bir arada himmet ve bereketiyle yürütmek için göndermiştir!..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Sakal</span></span><br />
<br />
Biz bu bahsi en sona bıraktık ki bu münasebetle sakal hakkında vârid olan sünnetler ve bidatlerden de bahsedelim. Zira sakalla ilgili sünnet ve bidatlerden bahsetmenin en uygun yeri burasıdır.<br />
<br />
Ulema, sakalın uzunluğu mevzuunda çeşitli görüşler ileri sürmüştür. Bazıları 'tutamdan fazlasının kesilmesinde beis yok-tur demişlerdir.<br />
<br />
Hz. Ömer ve tabiînden de bir cemaat bu görüştedir. Nitekim Şa'bî ve İbn Şirin de böyle hareket etmeyi güzel görmüşlerdir. Hasan Basrî ve Katade bir tutamdan fazlasını kesmeyi kerih görerek şöyle demişlerdir: "Sakalın bir tutamdan fazlasını kırpmamak ve salıvermek daha iyidir. Çünkü Hz Peygamber 'Sakalınızı uzatınız' buyurmuştur".<br />
<br />
Eğer sakalın her taraftan kesilmek suretiyle kırpılması ve yuvarlak bir şekle sokulması sözkonusu ise, bu takdirde Hasan Basrî ve Katade'nin görüşü doğru değildir.<br />
<br />
Çünkü sakalı haddinden fazla uzatmak bazen hilkati (sureti) çirkinleştirip gıybetçilerin tân etmesine vesile olur.<br />
<br />
Bu bakımdan bu niyetle böyle bir tanin önünü kesmek için sakalı kısaltmakta hiçbir beis yoktur.<br />
<br />
Nehâî şöyle buyurmuştur: "Akıllı kişinin uzun sakal bırakmasına hayret ediyorum. Neden sakalından kırparak normal hâle gelmez. Oysa herşey de ortalama bir yol daha güzeldir. 'Sakal uzadıkça akıl kısalır' sözü de herhalde bu hikmete binaen söylenmiştir".<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fasıl</span></span><br />
<br />
Sakal hususunda mekruh olan on şey vardır. Bir kısmı diğerinden daha fazla mekruhtur.<br />
<br />
1.Sakalı siyaha boyatmak veya kükürt denilen madde ile beyazlatmak. 2.Sakalını yolmak. 3.İçindeki beyaz tüyleri temizlemek. 4.Sakalı, eklemek suretiyle fazlalaştırmak. 5.Sakalı, eklemek suretiyle fazlalaştırmak. 6.Riya için sakalı taramak. 7.Zahidliğini göstermek için sakalı kirli paslı bırakmak. 8.Gençlikle gururlanmak için sakalın siyahlığına itina göstermek. 9.Yaşlılıkla iftihar etmek gayesiyle sakalın beyazlığına itina göstermek. 10. Bir maksadı olmaksızın sâlih kimselere benzemek için sakalı kırmızıya veya sarıya boyamak.<br />
<br />
A. Sakalı Siyaha Boyatmak Sakalı siyaha boyatmak Hz. Peygamberin şu hadîs-i şerîfîyle yasaklanmıştır: Gençlerinizin en hayırlısı, kendisini ihtiyarlarınıza, ihtiyarlarınızın en şerlisi de gençlerinize benzetendir.72<br />
<br />
Hadîs metnindeki İhtiyarlara benzemek' tâbirinden kastedilen mânâ, sakalın kıllarını beyaza boyamak suretiyle değil, olgunluk ve vekar cihetiyledir. Sakalı siyahi boyamak, cehennem ehlinin kınasıdır.<br />
<br />
Sakalı siyaha boyamak, kâfirlerin boyanmasıdır.73 Hz. Ömer'in hilâfeti döneminde saç ve sakalını siyaha boyamayı âdet edinen biri evlendi. Boya silindikten sonra beyaz kılları meydana çıktı. Bunun üzerine kadının yakınları Hz. Ömer'e müracaat ederek kandırıldıklarından şikâyette bulundular. Hz. Ömer (r.a), nikâhı feshettiği gibi, adamı kıyasıya dövdü ve kendisine 'Bu aile halkını, kendini genç göstermek için beyaz kıllarını boyayarak onları kandırdın' dedi,<br />
<br />
Allah'ın lanetine uğrayan Firavun'un saç ve sakalını siyahla boyatan ilk kimse olduğu rivayet edilmektedir.<br />
<br />
İbn Abbas (r.a) Hz, Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir.: Âhir zamanda siyahla boyanıp, kendilerini güvercinin yuvasına benzeten bir kavim gelecektir.Bunlar cennetin kokusunu alamayacaklardır.74<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B. Sakalı Sarı ve Kırmızıya Boyatmak</span></span><br />
<br />
Saç ve sakalı sarı ve kırmızı ile boyamaya gelince, savaşlarda kâfirlere genç görünmek için bu şekilde boyanmak caizdir. Bu niyyetle değil de, kendini din ehline benzetmek kastiyle böyle boyanmak ise çirkindir. Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
Sarı, müslümanların, kırmızı da müzminlerin kınasıdır.75 Müslümanlar kırmızı renk için kınayı, sarı renk için de kitem ve halûk maddelerini kullanırlardı. Âlimlerin bazısı muharebede siyah boyayı da kullanmıştır. Eğer niyetleri sade düşmana genç görünmek ve onları korkutmaksa, siyah boyayı kullanmakta da beis yoktur.<br />
<br />
Nefsin hevâ ve hevesine uyularak siyah boya ile boyanırsa dinen zararlıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">C. Sakalı Beyazlatmak</span></span><br />
<br />
Sakalı, yaşlı görünmek kastıyla kükürtle beyazlatmak ise, bu işi başkalarının hürmetini celbetsin, şahidliği kabul edilsin, ule-madan yaptığı rivayetlere inanılsın, gençlerden daha büyük gö-rünsün ve birçok meselelerde âlim olduğu zannedilsin diye yapılırsa mekruhtur. Böyle bir insan fazla yaşamanın insana fazi-let vereceği zannına kapılıyor. Halbuki aldanmaktadır. Çünkü fazla yaşamak, cahiller için, cehaleti artırmaktan başka bir şeye yaramaz.<br />
<br />
İlim ise, yaşa değil, başa bakar ve akim semeresidir. Akıl, insanoğlunun bünyesinde yaratılmış bir cevherdir. İhtiyarlık bu cevhere, geliştirmek bakımından herhangi bir tesir yapamaz. Cevherinde hamâkat bulunan bir kimse için uzun yaşamak, ancak hamakatını artırın'. Selef-i sûlihînin yaşlıları, genç âlimleri takdir eder ve faziletlerini her yerde söylerlerdi.<br />
<br />
Hz. Ömer (r.a) genç olan İbn Abbas'ı yaşlı şahabîlerden üstün tutar, meclislerinde, meseleleri onlardan değil, İbn Abbas'tan sorardı.<br />
<br />
İbn Abbas (r.a) 'Cenâb-ı Hak bir kuluna ilmi gençken ihsan eder. Hayrın tamamı gençliktedir' dedikten sonra şu ayetleri okumuştur: (Kâfirler) dediler: İşittik ki bir genç bunları kötülüyormuş ve adı da İbrahim imiş'. (Enbiya/60) Biz sana onların haberlerini doğru olarak anlatalım. Gerçekten bunlar rablerine iman eden birkaç gençti. Biz de onların hidâyetlerim artırmıştık. (Kehf/13) Daha çocukken ona hikmet verdik! (Meryem/12)<br />
<br />
Enes b. Mâlik ''Allah'ın Rasûlü (s.a) vefat ettiğinde, saçında da, sakalında da yirmi ak kıl yoktu' buyurduğu zaman, dileyenlerden biri kendisine sorar: 'Ey Ebû Hamza! Nasıl olur da Hz. Peygamberin başında ve sakalında yirmi ak kıl dahi olmaz? Halbuki o yaşlanmıştı?' Enes "Allah Teâlâ onu ak lallarla çirkinleştirmemiştir7 der. Soru soran kişi 'Ak kıllar çirkin midir ki?' diye sorunca, Enes 'Sizler ak kılları çirkin bulmuyor musunuz?' diye karşılık verir.<br />
<br />
Rivayet olunduğuna göre. Yahya b. Eksam, yirmibir yaşında iken, kadılık vazifesiyle görevlendirilir. Kendisini küçük yaşından ötürü mahcup etmek isteyen biri, bir mecliste şöyle bir soru sorar: 'Allah, kadı hazretlerinin yardımcısı olsun! Kadı'nın yaşı kaçtır?'<br />
<br />
Bu sorunun altındaki mânâyı sezen Yahya, aynen şu cevabı verir: 'Rasûlullah, Attab b. Useyd'i (r.a) Mekke'nin emir ve kadılığına tayin ettiği zaman yaşı kaç idiyse benim yaşım da o kadar'. Böylece yaşının küçüklüğüne itiraz eden kimseyi susturur.76<br />
<br />
İmam Mâlik (r.a) şöyle demiştir: Bir kitapta şöyle yazıldığını gördüm: 'Sakallar, sizi aldatmasın. Çünkü tekenin de sakalı vardır'. Ebû Amir b. Âlâ şöyle der: 'Kişiyi uzun boylu, küçük kafalı ve geniş sakallı gördüğün zaman onun ahmak olduğunu anla. Ümeyye b. Abdişşems olsa dahi..."77<br />
<br />
Eyyûb es-Sahtiyanî78: 'Seksen yaşında bir ihtiyar gördüm. İlim öğrenmek için bir gencin peşinden koşmaktaydı' demiştir. Âli b. Hüseyin79: 'Senden önce ilim kime akarsa o yaşça senden küçük olsa dahi ilimde senin imamındır' buyurmuştur.<br />
<br />
Ebû Âmir b. Âlâ'ya 'İhtiyarlar için küçüklerden ilim öğrenmek doğru olur mu?' diye sorulduğu zaman şöyle buyurmuştur: 'Eğer cehalet,ihtiyarlar için kötü bir şeyse, kendileri için ilim öğrenmek, kimden olursa iyidir'.<br />
<br />
Yahya b. Main, Ahmed b. Hanbel'in, Şafiî'nin katırı arkasında gittiğini görünce kendisine 'Ey Eba Abdullah "Yaşlı olan Süfyan'ın hadîsini terkedip bu gericin arkasında giderek ondan hadîs dinlemek nasıl oluyor? deyince, İmam Hanbel aynen şu cevabı verir: 'Eğer gerçeği buseydin, sen de katırın öbür tarafında yürürdün, Süfyan'm ilmi yüksekte, elimden kaçarsa onu aşağılarda tutarım.<br />
<br />
Fakat bu gencin fikirlerini kaçırdığım takdirde ne yüksekte ve ne de aşağılarda onu yakalamaya imkân bulamam7.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">D. Sakaldaki Beyaz Kılları Yolmak</span></span><br />
<br />
İhtiyar görünmekten kaçınarak saç ve sakalındaki beyaz kılları yolmak hususuna gelince, Hz. Peygamber (s.a) beyaz kılların yolunmasını yasaklayarak şöyle buyurmuştur: Onlar mü'minin nurudur.80<br />
<br />
İhtiyar görünmemek için beyaz kılları yolmak, siyahla boyamak ve kınalamak mânâsına gelmektedir. Oradaki kerahiyyet illeti burada da geçerlidir. Ak kıllar Allah'ın nurudur. Durup duruken onlardan kaçınmak, Allah'ın nurundan kaçmak demektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">E.Sakalın Hepsini veya Bir Kısmını Yolmak</span></span><br />
<br />
Hevâ ve hevese uyularak ağarmış kılların tamamını veya bir kısmını yolmak gibi bir hareket hem mekruh, hem de yaradılışı bozmak demektir.<br />
<br />
Alt dudağın alt kısmındaki kenarların kıllarını yolmak bid'attır. Bu kısımları yolan bir kimse, âdil halife Ömer b. Abdülaziz'in huzurunda şehadette bulunmuş, fakat bu bid'atı irtikâb ettiğinden ötürü şahidliği reddedilmiştir.<br />
<br />
Ömer b. Hattab ve Medine'nin kadısı İbn Ebi Leyla da sakalını yolan bir kimsenin şahidliğini kabul etmemiştir.<br />
<br />
Tüysüzlere benzemek için, sakalların ilk çıkışlarında yolunması büyük münkerâttandır. (Ustura veya ilâçlarla sakalın giderilmesi de böyledir. Zebîdî) Çünkü sakal, erkeklerin süsüdür.<br />
<br />
Çünkü Allah'ın birtakım melekleri vardır, onlar şöyle yemin ederler: 'Ademoğullarmı sakal ile süsleyen Allah'a yemin ederiz'. Sakal, yaradılışın tamamlayıcısıdır. Sakalla erkekler, kadınlardan tefrik olunur.<br />
<br />
Garîb'ut-Te'vil adlı eserde 'Allah yarattığı şeylerde dilediği kadar ziyade eder. Muhakkak ki Allah herşeye kadirdir' (Fatır/1) aye-tinde geçen ziyade kelimesiyle sakalın kastedildiği söylenmiştir.<br />
<br />
Ahmed b. Kays'ın arkadaşları, 'Yirmibin dirheme olsa dahi (Köse olan) Ahmed'e bir sakal almayı arzulardık' demişlerdir. Kadı Şureyh81 'Onbin dirheme olsa dahi kendime bir sakal satın almayı isterdim' demiştir.<br />
<br />
Sakal hiç de çirkin değildir ve sakalda şu faydalar vardır: Sakalın yüzü suyu hürmetine kişiye büyüklük, ilim ve vekar gözü ile bakılmaktadır. Meclislerde en başta oturtulur ve bütün gözler kendisine çevrilir. Cemaatin öncüsü olmaktadır. Sakal sayesinde namusu korunur. Çünkü sakalı olan bir insana küfredildiği zaman ancak sakalına küfredilir.<br />
<br />
Denilmiştir ki: 'Cennet ehlinin hepsi Hz. Musa'nın kardeşi Harun (a.s) hariç sakalsızdır. O zâtın, faziletine binaen, göbeğine kadar sarkan bir sakalı vardı'.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">F. Sakalın Kademeli Olarak Düzeltilmesi</span></span><br />
<br />
Gösteriş ve kadınlara güzel görünmek maksadıyle sakalını kdemeli şekilde kısaltmak hususuna gelince, Ka'b'ulAhbar 'Âhir zamanda sakallarını güvercin kuyruğu gibi kısaltan, ayakkabılarınm burun kısımlarını orak biçiminde kıvıran bir kavim gelecektir. İşte bu kavmin dinden hiçbir nasibi yoktur' demiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">G. Zülüflerle Sakalı Çoğaltmak</span></span><br />
<br />
Muttaki kimselerin görünüşüne muhalif düştüğünden çene kemiğini geçen yanağın yarısına kadar sarkıtılan zülüfleri uzatıp sakalı büyütmek çok çirkindir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">H Gösteriş İçin Sakalı Taramak</span></span><br />
<br />
Gösteriş için sakalı taramak veya karışık bırakmak hususunda, Bişr el-Hâfî şöyle buyurmuştur: 'Sakalda iki gizli şirk vardır; a) Gösteriş için taramak, b) Zâhid görünmek için sakalı karışık bırakmak!'<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">I-İ. Sakalla Kibirlenip, Övünmek</span></span><br />
<br />
Sakalın siyahına veya beyazına bakarak kibirlenmek ve övümek çok çirkindir.Bu durum bedenin bütün uzuvlarında, hatta ilerideki bahislerde geleceği gibi bütün ahlâk ve fiillerde de kötüdür.<br />
<br />
Süs ve temizliğin çeşitleri hususunda belirtmek istediklerimiz bu kadardır. Sahih senedlerle (Hz. Aişe, İbn Abbas ve Ebû Hüreyre'den) rivayet edilen üç hadîs-i şeriften bedenle alâkalı oniki sünnet belli olmuştur. Beşi baştadır:<br />
<br />
1-Saçı iki örgü yapmak, 2-Abdest ve gusülde ağza su vermek (mazmaza), 3-Abdest ve gusülde buruna su vermek, (istinşak) 4-Bıyıkların ön kısımlarından kesmek, 5-Misvak kullanmak.<br />
<br />
Sözkonusu sünnetlerin üçü de el ve ayaklardadır: 1-Tırnakları kesmek, 2-Parmakların üst kıvrımlarını yıkamak, 3- Parmak uçları ile tırnakların altlarını temizlemek.<br />
<br />
Dördü de bedendedir: 1-Koltuk altlarını temizlemek, 2-Kasıklardaki kılları tıraş etmek, 3-Sünne olmak, 4-Su ile istincâ etmek.<br />
<br />
Bütün bu sünnetler hakkında çeşitli hadîsler vârid olmuştur.82<br />
<br />
Bu kitabımızın hedefi, sadece dış temizlikten sözetmek olduğu için, bâtınî temizlikleri sözkonusu etmeyip bu kadar izahatla yetİniyoruz.<br />
<br />
Fakat muhakkak bilinmesi gereken hususlardan birisi de temizlenmesi vâcib olan bâtınî kirlerin hesapsız derecede çok olduğunu bilmektir.<br />
<br />
Bu konunun tafsilâtı; temizlenmesinin yolları ve kalbin onlardan pâk tutulmasının usûlleri Mühlikat bölÜmünde Allah Teâlâ'nm izniyle gelecektir.<br />
<br />
Kitabu Esrar'it-Tahâre (Taharetin Sırları) adlı bölüm, Allah'ın yardımıyla burada sona ermiş bulunmaktadır. Eğer Allah dilerse bu bölümün hemen ardından Namazın Suçları adlı bölüm gelecektir.<br />
<br />
Her sıfatında 'bir' olan Allah'a hamd eder ve Allah'ın rahmetinin efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a) ve seçilmiş kullarının üzerine olmasını dileriz!<br />
<br />
62)Nesâî ve Hâkim 63)Nesâî ve Hâkim, (Câbir'den) 65)Sakif kabilesine mensuptur. Hudeybiye'de bulunmuştur. Küfe valiliği yapmıştır. H. 50 yılında vefat etmiştir. 66)Ebû Dâvûd, Nesâî ve Tirmizî 67)İmam Ahmed, (Ebû Umâme'den). Ebû Umâme şöyle anlatır: Allah'ın Rasûlü'neehli kitab'm sakallarını kısalttıklarını, bıyıklarını ise uzattıklarını söylediğimizde,/Sizler bıyıklarınızı kısaltıp, sakallarınızı uzatmak suretiyle ehli kitâb'a muhalefet ediniz' buyurdu. Meşhur kavle göre, sakalları kısaltmak, bıyıkları uzatmak ehli kitab'ın değil, mecusîlerin âdetidir. Nitekim İbn Hibban sahih bir hadîste İbn Ömer'den şöyle rivayet etmiştir: Mecusîler bıyıklarını uzatırlar, sakallarını da tras ederler. Sizler de onlara muhalefet ediniz'. 68) Hatib, el Câmî, (Câbir'den zayıf bir senedle): Tırnaklarınızı kesin. Çünkü şeytan et ile tırnak arasında oynaşıp durur'. 69) Taberânî, (İbn Ömer'den zayıf bir senedle) 70)İmam Ahmed ve Beyhâki, (Ebû Müleyha b. Usame'den zayıf bir senedle).Kadınların sünneti sıcak bölgelerde vakîdir. 71)Hâkim ve Beyhakî,(Dahhak b.Kays'dan); Ebû Davud, (Ümmü Atiyye'deıı). Her iki rivayetin senedinde de zaaf vardır. 72)Taberânî, (Vâsıle'den zayıf bir senedle). 73)İbn Sa'd, Tabakât, (Amr b. el-As'dan münkatı olarak); Müslim, (Câbir'den): 'Bu görünen beyaz kılları boyatın. Fakat siyah boya vurmaktan sakının*. Hz. Peygamber bu sözü Mekke fethinde Ebû Kuhafe'nin beyaz saÇve sakalını görünce söylemiştir. 74)Ebû Davud ve Nesâî, (İbn Abbas'dan hanen olarak) 75)Taberânî ve Hâkim, (İbn Ömer'den). İbn Ebi Hatim hadîsin münker olduğunu söylemiştir. 76)Yahya, aynıcevabında sözlerine şunuda eklemektedir: 'Ben Hz.Peygamber tarafından Yemsn'e kadı olarak gönderilen Muaz b. Cebel'den de yaşlıyım*. Yahya'nın Attab b. Useyd hakkında]:! fikri doğrudur. Çünkü o, yirmi yaşında iken Mekke kadılığına tayin edilmişti. Hz. Muaz hakkındaki sözü ise ancak Yahya b. Ebi Said ol-Ensarî ve Mâlik b. Ebi Hâtim'in fikrine göre doğru olabilir. Çünkü bu zatlara göre Muaz b. Cebel 28 yaşında vefat etmiştir. Fakat daha kuvvetli bir rivayete göre H. 18 yılında vebadan 33 yaşında iken vefat etmiştir. 77 Abdüşşems, Abdimenafm oğludurŞerefli ve akıllı olduğundan ötürü Velev ki o ols bile'denilmiştir.Bu sözü söyleyen Ebû Amir, Basra'da Kurralarm imamı idi. Künyesi Zıban (veya Zeban) b. Alâ b. Ammar b. Ayy b. Hâşim b. Hars b. Celheme, b. Hacer b.Muaz b. Mâlik b. Amr b. Teym'dir. H.164 senesinde vefat etmiştir. 78)İsmi Kisan, künyesi Ebubekir'dir. Basra imamlarmdandır. H131senesinde 63 yaşında iken vefat etmiştir. 79)Künyesi Zoynelâbidin Âli b. Hüseyin b. Ali b. EM Tâlib'dir. Ebû Abdullah Muhammed Bâkır'm' babasıdır. Oniki imamdım biridir. 80) Ebû Davud, Tirmizî ve Nesâî, (Amr b. Şuayb'dan); Nesaî ve İbn Mâce hadîsin hasen olduğunu söylemişlerdir. 81) Künyesi Ebû Ümeyye el-Kindî'dir. Hz. Ömer (r.a) onu Küfe kadılığına tâyin etmişti. Bir dönem de Basra kadılığında bulunmuştur. H. 78 senesinde vefat etmiştir. 82) Bkz. Buhârî, (İbn Abbas'dan). 'On şey fıtrattandır: Bıyıkların üstünü kesmek, sakalı salıvermek, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak kıvrımlarını temizlemek, koltuk altlarını temizlemek, kasıkları tras etmek ve su ile istincâ etmek*. (Hadisin râvisi Mus'ab onuncusunu unuttuğunu ve fakat ağıza su almak olabileceğini söylemiştir). Nesâi'ye göre zayıftır. Ebû Dâvûd ile İbn Mâce, Ammar b. Yâsir'den benzerini rivayet ederek; ağıza su almak, sünnet olmak ve şüpheden korunmak maksadıyla istincadan sonra iç çamaşıra su serpmek hususlarını zikretmişlerdir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bedenden Çıkan Sekiz Şey'in Hükmü Konusu - imam Gazali'den</span></span><br />
<br />
İkinci kısım da, bedende çıkan sekiz şeydir.<br />
<br />
Bunlar sırasıyla şöyledir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Saçlar</span></span> Temizlik için saçı tras etmekte beis yoktur. Saçın temizliğine, yağlamak ve taramak suretiyle, riayet edebilecek bir kimse için saç bırakmakta da beis yoktur. Ancak kötü itiyadlı kimselerin âdetleri gibi saçının bir kısmını kesip bir kısmını bırakırsa o zaman mesele değişir. Veya Ehli Beyt gibi, saçını örgüler halinde bırakırsa o zaman da mahzurludur. Çünkü bu şekilde saç bırakmak halk arasında Ehl-i Beytim, şiarı olmuştur. Bu bakımdan Ehl-i Beytten olmayan bir kimsenin bu şekilde saçını bırakması karışıklığa meydan vermektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Bıyıklar</span></span> Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
Bıyıklarınızı kısaltınız. Sakallarınızı uzatınız.64 Hadîsin diğer bir rivayetinde cezzu tâbiri, başka bir rivayetinde de huffu'ş-şevaribe va'fullıha şeklindedir. Yani bıyıklarınızın önlerinden almak suretiyle dudakların kenarlarına kaydırınız. Sakallarınızı ise salınız.<br />
<br />
Nitekim, Huffunnn mânâsı 'birşeyin etrafını sarmak' demektir. Bu kelimenin bu mânâya geldiğini şu ayet desteklemektedir: Bir de melekleri görürsün ki, rablerinin hamdiyle tesbih ederek arşın etrafını kuşatmışlardır. (Zümer/75) Hadîsin diğer bir rivayetinde bıyıkların tamamını makaslamak suretiyle kısaltmak mânâsını ifade eden ve Huffu tâbirinden daha mübalâğalı olan Ahfu tabiri de vârid olmuştur. İhfa kökünden gelen bu fiilin, tamamını kısaltmak mânâsını ifade ettiğine delil olarak şu ayet gösterilebilir: Eğer sizden mallarınızın hepsini ister de sizi çıplak bırakacak olursa cimrilik edip vermezsiniz. (Muhammed/37)<br />
<br />
Bıyıkların dipten tras edilmesine gelince, hadîste böyle şey vârid olmamıştır. (İmam Mâlik, bıyığı dipten traş edenlerin tedib edilmesini emrederdi. Hazret, aynı zamanda bıyıklarını makasla üstten kısaltmayı da kerih görürdü) Dipten tras etmeye yakın olan üstten makaslamak ise, Hz. Peygamberin sahabîlerinden nakledilmiştir.<br />
<br />
Tâbiîn-i Kiram'dan biri bıyıklarını makasla kısaltan birisini gördüğünde 'Bana Allah Rasûlü'nün ashabını hatırlattın' demiştir. Mugîre b. Şû'be (r.a)65 şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
Hz. Peygamber bir ara bana baktı. Bıyıklarım da uzamıştı. Bana; gel dedi, yanına vardım, bıyıklarımın uzun kısmını bir misvak üzerine alarak makasla kısalttı.66<br />
<br />
Bıyıkların uçlarını uzatmakta beis yoktur. Hz. Ömer ve başka sahabîler bıyıklarının uçlarını uzatmışlardır. Çünkü bıyıkların uçları ne insanın ağzını kapatır ve ne de yemeğin kalıntıları kılların içinde kalır. Zira yemek, bıyık uçlarına yetişemez. Rasûlullah'ın 'Sakallarınızı affediniz' demesi uzatınız anlamındadır. Bir hadîste şöyle buyurulmaktadır: Yahudiler bıyıklarını uzatıyor sakallarını kısaltıyorlar. Siz ise, yahudilere muhalefet ediniz.07<br />
<br />
Bir kısım âlimler bıyık uçlarının traş edilmesine mekruh demişler ve bunu Bid'at saymışlardır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3Koltuk Kılları </span></span>Koltuk kıllarını en fazla kırk günde bir defa yolmak müstehabdır. Başlangıçta koltuk kıllarını yolmaya alışanlar için kırk günde bir defa yolmak kolay gelir. Koltuk altlarını traş etmeyi âdet edinenler için traş etmek kâfidir. Çünkü yolmakta zahmet ve acıtma vardır. Gaye de temizliktir, ve bu temizlik traş ile de elde edilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.Kasık Kılları Kasık kıllarını traş etmek</span></span> veya Nevre denilen maddeyi kullanmak suretiyle kazıtmak müstahabtır. En fazla kırk günü geçmemek en uygun harekettir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.Tırnaklar</span></span> Tırnakları kesmek müstehabtır. Çünkü tırnaklar uzadığı takdirde çirkin görünürler ve altlarında kirler toplanmaya başlar. Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: Ey Ebâ Hüreyre! Tırnaklarını kes! Zira uzayan tırnakların üzerinde şeytan oturuyor.68<br />
<br />
Eğer uzayan tırnağın altında kir varsa, o kir abdestin sahih olmasına mâni olmaz. Çünkü bu, suyun sızmasına mâni değildir. Bir de insanoğlunun çalışmaya olan ihtiyacından ötürü kir hakkında kolaylık gösterilmiştir. Hele erkeklerin tırnakları altında bulunan kirler... Hele köylüler ve göçebelerin el ve ayak üstlerinde ve kıvrımlarında toplanan kirler... Hz. Peygamber kirli gördüğü tırnakları kesmelerini emrederek tırnak altında toplanan kirlere kızardı. Fakat hiç birisine 'Namazını iade et!' diye emir vermezdi. Yine de eğer namazını iade etmesini söyleseydi, bu sözün mânâsı 'Namazın olmadığı için yeniden kıl!' demek değildir.<br />
<br />
Belki bu sözün altında başka bir maksat yatmaktadır. O da onları kirli olmaktan alıkoymak ve kurtarmaktır.<br />
<br />
Hiçbir kitapta tırnak kesiminin tertibi hakkında rivayet edilmiş bir hadîse tesadüf etmedim. Ancak işittiğime göre, Hz. Peygamber (s.a) sağ elinin şehadet parmağından başlar, o elinin baş parmağında tırnak kesmeyi sona erdirirmiş... Sol elinin ise serçe parmağından başlar, baş parmağında bitirirmiş... Bu rivayeti tedkik ederek düşündüğüm zaman kalbime şu mânâ geldi:<br />
<br />
Bu rivayet sahihtir. Çünkü böyle bir mânâ, nübüvvet nuru olmazsa insanoğluna keşfonulamaz. Basiret sahibi alim kişiye gelince, onun gayesi Rasûlullah'dan kendisine naklolunan fiili aklî delille takviye etmektir. Bu bakımdan bu hususta bana görünen hakîkat şudur: El ve ayak tırnaklarının kesilmesi mutlaka gereklidir.<br />
<br />
El, ayaktan daha şerefli olduğu için elden başlamalıdır. Sağ, soldan daha şerefli olduğu için sağ elden başlamalıdır.<br />
<br />
Sağ elde beş parmak vardır. Onların en şereflisi şehadet parmağıdır.<br />
<br />
Çünkü şehadet kelimesi söylendiğinde parmaklar arasından ancak onunla Allah'ın birliğine işaret edilir. Şehadet parmağından sonra o parmağın sağına düşen ortanca parmağına devam etmek suretiyle tırnak kesimini sürdürmelidir. Çünkü şeriat temizlik ve benzeri işleri sağdan boşaltmayı müstehab görmektedir.<br />
<br />
Eğer elin dışını yere koyarsak o vakit baş parmak şehadet parmağının sağında olmaktadır. Eğer elin ayasını yere koyarsak şehadet parmağının sağındaki parmak ortanca parmaktır.<br />
<br />
Sonra elin ayası diğer elin ayasının üzerine konulduğu zaman parmaklar bir daire halini almaktadır. Bu bakımdan daire tertibi şehadet parmağının sağından gidip şehadet parmağına tekrar gelmeyi gerektirir.<br />
<br />
O halde sol elin serçe parmağından başlayıp baş parmağında sonuçlandırmak ve sağ elinin kalmış olan baş parmağında bitirmek gerekmektedir.<br />
<br />
Biz bu durumu, iki elin ayasını karşı karşıya getirmek suretiyle takdir ettik ki, tırnak kesmekteki sıra daha iyi anlaşılsın. Böylece takdir etmek, ellerden birinin içini diğerinin dışına veya birinin dışını diğerinin dışına koymaktan daha evlâdır. Çünkü tabiî duruş bu iki şekli de gerektirir.<br />
<br />
Ayak parmaklarına gelince, eğer bu hususta nakledilmiş bir hadîs yoksa kanaatime göre, en uygun şekil şöyledir: Sağ ayağın serçe parmağından başlamalı, sol ayağın serçe parmağında sonuçlandırmalıdır.<br />
<br />
Nitekim ayak parmaklarının hilâllenmesi de böyledir. Çünkü el parmakları hakkında zikrettiğimiz mânâlar ayaklarda tatbik edilmemektedir.<br />
<br />
Zira ayaklarda şehadet parmağı yoktur.Ayağın parmakları ise, yerde dizilmiş bir saf gibidir. Bu bakımdan onların sağından başlanmalıdır. Tabanı taban üzerine koymak suretiyle bir yuvarlak halka takdir etmekse tabiata muhalif düşer. Fakat ellerde mesele değişiktir.<br />
<br />
Tertip konusundaki bu incelikler, nübüvvet nuruyla bir anda insanoğluna inkişaf eder. Ancak bu incelikler bizim için çok zordur. Bizden parmakların tertibi hakkında sual sorulsaydı, biraz önce beyan ettiğimiz şekilde kalbimize çoğu zaman bu tertib gelmezdi.<br />
<br />
Fakat Hz. Peygamber'in basiret gözüyle gördüğü hükmün şahidliğiyle sabit olan ve mânâya dikkati çeken ve izlediği tertibi hatırlamamız sayesinde bu mânâyı elde etmek gayet kolay bir şeydir.<br />
<br />
Sakın Rasûlullah'ın hareket ve fiillerini ölçü, kanun ve tertip dışı sanıp kötü bir zann'a kapılma! Belki bizim zikrettiğimiz ihtiyarî işlerin tamamında insan iki veya daha fazla kısımlar arasında tereddüd edebilir. Belki onu yaptırmaya veya başkasını bırakıp o kısmı seçmeye zorlayan bir hikmet vardır.<br />
<br />
Zirâ mânâsız ve tesadüf eseri olarak körü körüne hareket etmek hayvanlara mahsus bir ahlâktır. Hareketleri, mânâların ölçü ve hikmetlerini zapt u rapt altına almak ise, Allah dostlarının âdeti ve seciyesidir.<br />
<br />
İnsanoğlunun hareket ve iradesi ne kadar intizamlı ve başıboşluktan uzaksa, o nisbette peygamber ve velîlerin mertebesine yakındır.<br />
<br />
Allah a olan yakınlığı da daha açık bir şekilde görünür. Çünkü peygambere yakın olan, Allah'a yakındır. Allah'a yakın olanın yakınlığı ise kesindir.<br />
<br />
O halde yakına yakın olan başkasına nisbetle Allah'a daha yakındır. İşlerimizin dizgininin hevâ ve arzular vasıtasıyla şeytanın elinde olmasından Allah'a sığınırız.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Peygamberin Sürme Kullanması</span></span><br />
<br />
Hareketlerini zapt u rapt altına almak hususunda Hz. Peygamber'in sürme kullanmasından ibret al. Zira Hz. Peygamber'in âdeti şöyleydi:<br />
<br />
Sağ gözüne üç, sol gözüne de iki defa sürme çeker, sağ göz daha şerefli olduğu için sağdan başlardı.69<br />
<br />
İki göze eşit şekilde sürme çekmemesi, sürmelenmenin tek olmasını istemesinden kaynaklanıyordu.<br />
<br />
Çünkü tek çiftten daha faziletlidir. Allah tektir, teki sever. Bu bakımdan kulun hiçbir fiili Allah'ın vasıflarından birisine uygun düşmekten uzak olmamalıdır.<br />
<br />
İstincâ taşlarının tek olmasının müstehab olması da bu hikmetten dolayıdır. Sürme çekmekte üç defa ile yetinmedi. Oysa üç de tektir.<br />
<br />
Fakat o zaman sol göze bir defa isabet ederdi, bir defa sürmek de sürmeyi kirpiklerin köklerine kadar tam manâsıyla ulaştırmazdı. Sağ göze üç defa sürme çekmesine gelince, fazilet tekte olduğuna göre, daha üstün ve efdal olan sağa daha fazla itibar etmek istedi. Çünkü bu hareket adalete daha uygun düşer.<br />
<br />
Şayet Hz. Peygamber'in sol gözüne iki defa sürme çekmekle yetindiğini söyleyecek olursan, derim ki, sol göze iki defa sürme çekmek zaruri olmuştur.<br />
<br />
Zira her iki göze de tek sürdüğü takdirde toplamı çift olur. Zira tek adet, teke eklenirse çift olur. Kişinin bir hasletin hükmünde olan fiilin tamamında tek sayıyı gözetmesi, tek göze sürme çekerek tekleşmeyi gözetmesinden daha evlâdır.<br />
<br />
Fakat herbir göze üç defa sürmenin de bir hikmeti olabilir; zira bu sefer de gözleri abdest azalarına kıyas etmiş olur. Sahih bir hadîste 'Abdest azalarının her biri üç defa yıkansın!' hükmü vârid olmuştur. Belki de bunu gözetmek daha evlâ olur.<br />
<br />
Rasûlullah'ın (s.a) hareketlerinde gözettiği incelikleri saymaya kalkışırsak, konu uzadıkça uzayacaktır. Bu bakımdan söylemediklerimizi söylediklerimize kıyas et.<br />
<br />
Alim kişi şeriatın bütün mânâlarına muttali olmadığı takdirde Rasûlullah'ın vârisi olamaz. Âlimin, Rasülullah'a hakiki vâris olabilmesi için nübüvvet derecesi hâriç, diğer derecelerde Rasulullah'a yaklaşması gerekir.<br />
<br />
Rasûlullah'ın kavradığı gibi şeriatı bütünüyle kavramalıdır. Zira mirası kazanıp elde eden ve elde etmek için de çaba sarfeden murîsdir. Vâris ise, çaba sarfetmeksizin ancak intikal yoluyla malı edinen kimsedir. Bu mânâlar, derin sırlara nisbeten çok daha kolay olduğu halde yine de başlangıçta ancak peygamberler müstakil olarak idrâk ederler. Peygamberlerin ikazı olmadan bu mânâları elde etmek müstakil olarak başka kimselere nasip olmaz. Ancak peygamberlerin vârisleri bulunan âlimler hariç...<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-7. Göbek Fazlası ve Sünnet Sırasında Kesilen Parça</span></span><br />
<br />
Göbeğe gelince, doğumun ilk ânında kesilir. Doğumun yedinci gününde sünnet ameliyesiyle temizlik yapmak yahudilerin âdeti olduğu için çocuğun gelişip biraz kuvvetlenmesine kadar tehir edilmesi, yahudilere muhalefet olması bakımından daha iyi bir hareket ve çocuk için de tehlikesiz ve daha emin bir yoldur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur.:<br />
<br />
Sünnet ameliyesi erkekler için sünnet-i seniyyedir. Kadınlar için de bir güzelliktir.70<br />
<br />
Kadınların sünnet ameliyesinde, pek derinden kesmemek daha uygundur. Hz. Peygamber, kadınları sünnet ederken fazla derine giden Ümmü Atiyye'ye şöyle demiştir:<br />
<br />
Ey Ümmü Atiyye! Sünnet edilen parçayı üstten kırp, köküne dek dalma. Çünkü üstten kırpmak, yüze daha fazla su ve kan (güzellik) verir ve koca için de daha lezzetli olur.71<br />
<br />
Hz. Peygamberin kinayesindeki tabirin güzelliğine dikkat ediyor musunuz? Nübüvvetim en önemli hedefi olan âhiret hayatının faydalarından dünya hayatının fayda ve kolaylıklarına kadar uzanan parlak nurlara bir bakınız!<br />
<br />
Bu güneş gibi parlak ve gizlileri açıkça gösteren ışıklar sayesinde mektep medrese görmeyen Peygamber (s.a) insanlık âlemine yönelen bu hadisenin hassasiyetini görerek onun en hassas noktasına işaret buyurmuştur. O nokta ki, eğer insanoğlu ondan gafil olursa zararından fazlasıyla zarar etmesinden korkulur. Nübüvvet nuruyla hükmeden bu peygamber-i zişânı, âlemlere rahmet olarak gönderen Allah'ın şâm çok yüce ve büyüktür.<br />
<br />
Allah Teâlâ onu din ve dünya işlerini bir arada himmet ve bereketiyle yürütmek için göndermiştir!..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Sakal</span></span><br />
<br />
Biz bu bahsi en sona bıraktık ki bu münasebetle sakal hakkında vârid olan sünnetler ve bidatlerden de bahsedelim. Zira sakalla ilgili sünnet ve bidatlerden bahsetmenin en uygun yeri burasıdır.<br />
<br />
Ulema, sakalın uzunluğu mevzuunda çeşitli görüşler ileri sürmüştür. Bazıları 'tutamdan fazlasının kesilmesinde beis yok-tur demişlerdir.<br />
<br />
Hz. Ömer ve tabiînden de bir cemaat bu görüştedir. Nitekim Şa'bî ve İbn Şirin de böyle hareket etmeyi güzel görmüşlerdir. Hasan Basrî ve Katade bir tutamdan fazlasını kesmeyi kerih görerek şöyle demişlerdir: "Sakalın bir tutamdan fazlasını kırpmamak ve salıvermek daha iyidir. Çünkü Hz Peygamber 'Sakalınızı uzatınız' buyurmuştur".<br />
<br />
Eğer sakalın her taraftan kesilmek suretiyle kırpılması ve yuvarlak bir şekle sokulması sözkonusu ise, bu takdirde Hasan Basrî ve Katade'nin görüşü doğru değildir.<br />
<br />
Çünkü sakalı haddinden fazla uzatmak bazen hilkati (sureti) çirkinleştirip gıybetçilerin tân etmesine vesile olur.<br />
<br />
Bu bakımdan bu niyetle böyle bir tanin önünü kesmek için sakalı kısaltmakta hiçbir beis yoktur.<br />
<br />
Nehâî şöyle buyurmuştur: "Akıllı kişinin uzun sakal bırakmasına hayret ediyorum. Neden sakalından kırparak normal hâle gelmez. Oysa herşey de ortalama bir yol daha güzeldir. 'Sakal uzadıkça akıl kısalır' sözü de herhalde bu hikmete binaen söylenmiştir".<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fasıl</span></span><br />
<br />
Sakal hususunda mekruh olan on şey vardır. Bir kısmı diğerinden daha fazla mekruhtur.<br />
<br />
1.Sakalı siyaha boyatmak veya kükürt denilen madde ile beyazlatmak. 2.Sakalını yolmak. 3.İçindeki beyaz tüyleri temizlemek. 4.Sakalı, eklemek suretiyle fazlalaştırmak. 5.Sakalı, eklemek suretiyle fazlalaştırmak. 6.Riya için sakalı taramak. 7.Zahidliğini göstermek için sakalı kirli paslı bırakmak. 8.Gençlikle gururlanmak için sakalın siyahlığına itina göstermek. 9.Yaşlılıkla iftihar etmek gayesiyle sakalın beyazlığına itina göstermek. 10. Bir maksadı olmaksızın sâlih kimselere benzemek için sakalı kırmızıya veya sarıya boyamak.<br />
<br />
A. Sakalı Siyaha Boyatmak Sakalı siyaha boyatmak Hz. Peygamberin şu hadîs-i şerîfîyle yasaklanmıştır: Gençlerinizin en hayırlısı, kendisini ihtiyarlarınıza, ihtiyarlarınızın en şerlisi de gençlerinize benzetendir.72<br />
<br />
Hadîs metnindeki İhtiyarlara benzemek' tâbirinden kastedilen mânâ, sakalın kıllarını beyaza boyamak suretiyle değil, olgunluk ve vekar cihetiyledir. Sakalı siyahi boyamak, cehennem ehlinin kınasıdır.<br />
<br />
Sakalı siyaha boyamak, kâfirlerin boyanmasıdır.73 Hz. Ömer'in hilâfeti döneminde saç ve sakalını siyaha boyamayı âdet edinen biri evlendi. Boya silindikten sonra beyaz kılları meydana çıktı. Bunun üzerine kadının yakınları Hz. Ömer'e müracaat ederek kandırıldıklarından şikâyette bulundular. Hz. Ömer (r.a), nikâhı feshettiği gibi, adamı kıyasıya dövdü ve kendisine 'Bu aile halkını, kendini genç göstermek için beyaz kıllarını boyayarak onları kandırdın' dedi,<br />
<br />
Allah'ın lanetine uğrayan Firavun'un saç ve sakalını siyahla boyatan ilk kimse olduğu rivayet edilmektedir.<br />
<br />
İbn Abbas (r.a) Hz, Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir.: Âhir zamanda siyahla boyanıp, kendilerini güvercinin yuvasına benzeten bir kavim gelecektir.Bunlar cennetin kokusunu alamayacaklardır.74<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B. Sakalı Sarı ve Kırmızıya Boyatmak</span></span><br />
<br />
Saç ve sakalı sarı ve kırmızı ile boyamaya gelince, savaşlarda kâfirlere genç görünmek için bu şekilde boyanmak caizdir. Bu niyyetle değil de, kendini din ehline benzetmek kastiyle böyle boyanmak ise çirkindir. Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
Sarı, müslümanların, kırmızı da müzminlerin kınasıdır.75 Müslümanlar kırmızı renk için kınayı, sarı renk için de kitem ve halûk maddelerini kullanırlardı. Âlimlerin bazısı muharebede siyah boyayı da kullanmıştır. Eğer niyetleri sade düşmana genç görünmek ve onları korkutmaksa, siyah boyayı kullanmakta da beis yoktur.<br />
<br />
Nefsin hevâ ve hevesine uyularak siyah boya ile boyanırsa dinen zararlıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">C. Sakalı Beyazlatmak</span></span><br />
<br />
Sakalı, yaşlı görünmek kastıyla kükürtle beyazlatmak ise, bu işi başkalarının hürmetini celbetsin, şahidliği kabul edilsin, ule-madan yaptığı rivayetlere inanılsın, gençlerden daha büyük gö-rünsün ve birçok meselelerde âlim olduğu zannedilsin diye yapılırsa mekruhtur. Böyle bir insan fazla yaşamanın insana fazi-let vereceği zannına kapılıyor. Halbuki aldanmaktadır. Çünkü fazla yaşamak, cahiller için, cehaleti artırmaktan başka bir şeye yaramaz.<br />
<br />
İlim ise, yaşa değil, başa bakar ve akim semeresidir. Akıl, insanoğlunun bünyesinde yaratılmış bir cevherdir. İhtiyarlık bu cevhere, geliştirmek bakımından herhangi bir tesir yapamaz. Cevherinde hamâkat bulunan bir kimse için uzun yaşamak, ancak hamakatını artırın'. Selef-i sûlihînin yaşlıları, genç âlimleri takdir eder ve faziletlerini her yerde söylerlerdi.<br />
<br />
Hz. Ömer (r.a) genç olan İbn Abbas'ı yaşlı şahabîlerden üstün tutar, meclislerinde, meseleleri onlardan değil, İbn Abbas'tan sorardı.<br />
<br />
İbn Abbas (r.a) 'Cenâb-ı Hak bir kuluna ilmi gençken ihsan eder. Hayrın tamamı gençliktedir' dedikten sonra şu ayetleri okumuştur: (Kâfirler) dediler: İşittik ki bir genç bunları kötülüyormuş ve adı da İbrahim imiş'. (Enbiya/60) Biz sana onların haberlerini doğru olarak anlatalım. Gerçekten bunlar rablerine iman eden birkaç gençti. Biz de onların hidâyetlerim artırmıştık. (Kehf/13) Daha çocukken ona hikmet verdik! (Meryem/12)<br />
<br />
Enes b. Mâlik ''Allah'ın Rasûlü (s.a) vefat ettiğinde, saçında da, sakalında da yirmi ak kıl yoktu' buyurduğu zaman, dileyenlerden biri kendisine sorar: 'Ey Ebû Hamza! Nasıl olur da Hz. Peygamberin başında ve sakalında yirmi ak kıl dahi olmaz? Halbuki o yaşlanmıştı?' Enes "Allah Teâlâ onu ak lallarla çirkinleştirmemiştir7 der. Soru soran kişi 'Ak kıllar çirkin midir ki?' diye sorunca, Enes 'Sizler ak kılları çirkin bulmuyor musunuz?' diye karşılık verir.<br />
<br />
Rivayet olunduğuna göre. Yahya b. Eksam, yirmibir yaşında iken, kadılık vazifesiyle görevlendirilir. Kendisini küçük yaşından ötürü mahcup etmek isteyen biri, bir mecliste şöyle bir soru sorar: 'Allah, kadı hazretlerinin yardımcısı olsun! Kadı'nın yaşı kaçtır?'<br />
<br />
Bu sorunun altındaki mânâyı sezen Yahya, aynen şu cevabı verir: 'Rasûlullah, Attab b. Useyd'i (r.a) Mekke'nin emir ve kadılığına tayin ettiği zaman yaşı kaç idiyse benim yaşım da o kadar'. Böylece yaşının küçüklüğüne itiraz eden kimseyi susturur.76<br />
<br />
İmam Mâlik (r.a) şöyle demiştir: Bir kitapta şöyle yazıldığını gördüm: 'Sakallar, sizi aldatmasın. Çünkü tekenin de sakalı vardır'. Ebû Amir b. Âlâ şöyle der: 'Kişiyi uzun boylu, küçük kafalı ve geniş sakallı gördüğün zaman onun ahmak olduğunu anla. Ümeyye b. Abdişşems olsa dahi..."77<br />
<br />
Eyyûb es-Sahtiyanî78: 'Seksen yaşında bir ihtiyar gördüm. İlim öğrenmek için bir gencin peşinden koşmaktaydı' demiştir. Âli b. Hüseyin79: 'Senden önce ilim kime akarsa o yaşça senden küçük olsa dahi ilimde senin imamındır' buyurmuştur.<br />
<br />
Ebû Âmir b. Âlâ'ya 'İhtiyarlar için küçüklerden ilim öğrenmek doğru olur mu?' diye sorulduğu zaman şöyle buyurmuştur: 'Eğer cehalet,ihtiyarlar için kötü bir şeyse, kendileri için ilim öğrenmek, kimden olursa iyidir'.<br />
<br />
Yahya b. Main, Ahmed b. Hanbel'in, Şafiî'nin katırı arkasında gittiğini görünce kendisine 'Ey Eba Abdullah "Yaşlı olan Süfyan'ın hadîsini terkedip bu gericin arkasında giderek ondan hadîs dinlemek nasıl oluyor? deyince, İmam Hanbel aynen şu cevabı verir: 'Eğer gerçeği buseydin, sen de katırın öbür tarafında yürürdün, Süfyan'm ilmi yüksekte, elimden kaçarsa onu aşağılarda tutarım.<br />
<br />
Fakat bu gencin fikirlerini kaçırdığım takdirde ne yüksekte ve ne de aşağılarda onu yakalamaya imkân bulamam7.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">D. Sakaldaki Beyaz Kılları Yolmak</span></span><br />
<br />
İhtiyar görünmekten kaçınarak saç ve sakalındaki beyaz kılları yolmak hususuna gelince, Hz. Peygamber (s.a) beyaz kılların yolunmasını yasaklayarak şöyle buyurmuştur: Onlar mü'minin nurudur.80<br />
<br />
İhtiyar görünmemek için beyaz kılları yolmak, siyahla boyamak ve kınalamak mânâsına gelmektedir. Oradaki kerahiyyet illeti burada da geçerlidir. Ak kıllar Allah'ın nurudur. Durup duruken onlardan kaçınmak, Allah'ın nurundan kaçmak demektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">E.Sakalın Hepsini veya Bir Kısmını Yolmak</span></span><br />
<br />
Hevâ ve hevese uyularak ağarmış kılların tamamını veya bir kısmını yolmak gibi bir hareket hem mekruh, hem de yaradılışı bozmak demektir.<br />
<br />
Alt dudağın alt kısmındaki kenarların kıllarını yolmak bid'attır. Bu kısımları yolan bir kimse, âdil halife Ömer b. Abdülaziz'in huzurunda şehadette bulunmuş, fakat bu bid'atı irtikâb ettiğinden ötürü şahidliği reddedilmiştir.<br />
<br />
Ömer b. Hattab ve Medine'nin kadısı İbn Ebi Leyla da sakalını yolan bir kimsenin şahidliğini kabul etmemiştir.<br />
<br />
Tüysüzlere benzemek için, sakalların ilk çıkışlarında yolunması büyük münkerâttandır. (Ustura veya ilâçlarla sakalın giderilmesi de böyledir. Zebîdî) Çünkü sakal, erkeklerin süsüdür.<br />
<br />
Çünkü Allah'ın birtakım melekleri vardır, onlar şöyle yemin ederler: 'Ademoğullarmı sakal ile süsleyen Allah'a yemin ederiz'. Sakal, yaradılışın tamamlayıcısıdır. Sakalla erkekler, kadınlardan tefrik olunur.<br />
<br />
Garîb'ut-Te'vil adlı eserde 'Allah yarattığı şeylerde dilediği kadar ziyade eder. Muhakkak ki Allah herşeye kadirdir' (Fatır/1) aye-tinde geçen ziyade kelimesiyle sakalın kastedildiği söylenmiştir.<br />
<br />
Ahmed b. Kays'ın arkadaşları, 'Yirmibin dirheme olsa dahi (Köse olan) Ahmed'e bir sakal almayı arzulardık' demişlerdir. Kadı Şureyh81 'Onbin dirheme olsa dahi kendime bir sakal satın almayı isterdim' demiştir.<br />
<br />
Sakal hiç de çirkin değildir ve sakalda şu faydalar vardır: Sakalın yüzü suyu hürmetine kişiye büyüklük, ilim ve vekar gözü ile bakılmaktadır. Meclislerde en başta oturtulur ve bütün gözler kendisine çevrilir. Cemaatin öncüsü olmaktadır. Sakal sayesinde namusu korunur. Çünkü sakalı olan bir insana küfredildiği zaman ancak sakalına küfredilir.<br />
<br />
Denilmiştir ki: 'Cennet ehlinin hepsi Hz. Musa'nın kardeşi Harun (a.s) hariç sakalsızdır. O zâtın, faziletine binaen, göbeğine kadar sarkan bir sakalı vardı'.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">F. Sakalın Kademeli Olarak Düzeltilmesi</span></span><br />
<br />
Gösteriş ve kadınlara güzel görünmek maksadıyle sakalını kdemeli şekilde kısaltmak hususuna gelince, Ka'b'ulAhbar 'Âhir zamanda sakallarını güvercin kuyruğu gibi kısaltan, ayakkabılarınm burun kısımlarını orak biçiminde kıvıran bir kavim gelecektir. İşte bu kavmin dinden hiçbir nasibi yoktur' demiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">G. Zülüflerle Sakalı Çoğaltmak</span></span><br />
<br />
Muttaki kimselerin görünüşüne muhalif düştüğünden çene kemiğini geçen yanağın yarısına kadar sarkıtılan zülüfleri uzatıp sakalı büyütmek çok çirkindir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">H Gösteriş İçin Sakalı Taramak</span></span><br />
<br />
Gösteriş için sakalı taramak veya karışık bırakmak hususunda, Bişr el-Hâfî şöyle buyurmuştur: 'Sakalda iki gizli şirk vardır; a) Gösteriş için taramak, b) Zâhid görünmek için sakalı karışık bırakmak!'<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">I-İ. Sakalla Kibirlenip, Övünmek</span></span><br />
<br />
Sakalın siyahına veya beyazına bakarak kibirlenmek ve övümek çok çirkindir.Bu durum bedenin bütün uzuvlarında, hatta ilerideki bahislerde geleceği gibi bütün ahlâk ve fiillerde de kötüdür.<br />
<br />
Süs ve temizliğin çeşitleri hususunda belirtmek istediklerimiz bu kadardır. Sahih senedlerle (Hz. Aişe, İbn Abbas ve Ebû Hüreyre'den) rivayet edilen üç hadîs-i şeriften bedenle alâkalı oniki sünnet belli olmuştur. Beşi baştadır:<br />
<br />
1-Saçı iki örgü yapmak, 2-Abdest ve gusülde ağza su vermek (mazmaza), 3-Abdest ve gusülde buruna su vermek, (istinşak) 4-Bıyıkların ön kısımlarından kesmek, 5-Misvak kullanmak.<br />
<br />
Sözkonusu sünnetlerin üçü de el ve ayaklardadır: 1-Tırnakları kesmek, 2-Parmakların üst kıvrımlarını yıkamak, 3- Parmak uçları ile tırnakların altlarını temizlemek.<br />
<br />
Dördü de bedendedir: 1-Koltuk altlarını temizlemek, 2-Kasıklardaki kılları tıraş etmek, 3-Sünne olmak, 4-Su ile istincâ etmek.<br />
<br />
Bütün bu sünnetler hakkında çeşitli hadîsler vârid olmuştur.82<br />
<br />
Bu kitabımızın hedefi, sadece dış temizlikten sözetmek olduğu için, bâtınî temizlikleri sözkonusu etmeyip bu kadar izahatla yetİniyoruz.<br />
<br />
Fakat muhakkak bilinmesi gereken hususlardan birisi de temizlenmesi vâcib olan bâtınî kirlerin hesapsız derecede çok olduğunu bilmektir.<br />
<br />
Bu konunun tafsilâtı; temizlenmesinin yolları ve kalbin onlardan pâk tutulmasının usûlleri Mühlikat bölÜmünde Allah Teâlâ'nm izniyle gelecektir.<br />
<br />
Kitabu Esrar'it-Tahâre (Taharetin Sırları) adlı bölüm, Allah'ın yardımıyla burada sona ermiş bulunmaktadır. Eğer Allah dilerse bu bölümün hemen ardından Namazın Suçları adlı bölüm gelecektir.<br />
<br />
Her sıfatında 'bir' olan Allah'a hamd eder ve Allah'ın rahmetinin efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a) ve seçilmiş kullarının üzerine olmasını dileriz!<br />
<br />
62)Nesâî ve Hâkim 63)Nesâî ve Hâkim, (Câbir'den) 65)Sakif kabilesine mensuptur. Hudeybiye'de bulunmuştur. Küfe valiliği yapmıştır. H. 50 yılında vefat etmiştir. 66)Ebû Dâvûd, Nesâî ve Tirmizî 67)İmam Ahmed, (Ebû Umâme'den). Ebû Umâme şöyle anlatır: Allah'ın Rasûlü'neehli kitab'm sakallarını kısalttıklarını, bıyıklarını ise uzattıklarını söylediğimizde,/Sizler bıyıklarınızı kısaltıp, sakallarınızı uzatmak suretiyle ehli kitâb'a muhalefet ediniz' buyurdu. Meşhur kavle göre, sakalları kısaltmak, bıyıkları uzatmak ehli kitab'ın değil, mecusîlerin âdetidir. Nitekim İbn Hibban sahih bir hadîste İbn Ömer'den şöyle rivayet etmiştir: Mecusîler bıyıklarını uzatırlar, sakallarını da tras ederler. Sizler de onlara muhalefet ediniz'. 68) Hatib, el Câmî, (Câbir'den zayıf bir senedle): Tırnaklarınızı kesin. Çünkü şeytan et ile tırnak arasında oynaşıp durur'. 69) Taberânî, (İbn Ömer'den zayıf bir senedle) 70)İmam Ahmed ve Beyhâki, (Ebû Müleyha b. Usame'den zayıf bir senedle).Kadınların sünneti sıcak bölgelerde vakîdir. 71)Hâkim ve Beyhakî,(Dahhak b.Kays'dan); Ebû Davud, (Ümmü Atiyye'deıı). Her iki rivayetin senedinde de zaaf vardır. 72)Taberânî, (Vâsıle'den zayıf bir senedle). 73)İbn Sa'd, Tabakât, (Amr b. el-As'dan münkatı olarak); Müslim, (Câbir'den): 'Bu görünen beyaz kılları boyatın. Fakat siyah boya vurmaktan sakının*. Hz. Peygamber bu sözü Mekke fethinde Ebû Kuhafe'nin beyaz saÇve sakalını görünce söylemiştir. 74)Ebû Davud ve Nesâî, (İbn Abbas'dan hanen olarak) 75)Taberânî ve Hâkim, (İbn Ömer'den). İbn Ebi Hatim hadîsin münker olduğunu söylemiştir. 76)Yahya, aynıcevabında sözlerine şunuda eklemektedir: 'Ben Hz.Peygamber tarafından Yemsn'e kadı olarak gönderilen Muaz b. Cebel'den de yaşlıyım*. Yahya'nın Attab b. Useyd hakkında]:! fikri doğrudur. Çünkü o, yirmi yaşında iken Mekke kadılığına tayin edilmişti. Hz. Muaz hakkındaki sözü ise ancak Yahya b. Ebi Said ol-Ensarî ve Mâlik b. Ebi Hâtim'in fikrine göre doğru olabilir. Çünkü bu zatlara göre Muaz b. Cebel 28 yaşında vefat etmiştir. Fakat daha kuvvetli bir rivayete göre H. 18 yılında vebadan 33 yaşında iken vefat etmiştir. 77 Abdüşşems, Abdimenafm oğludurŞerefli ve akıllı olduğundan ötürü Velev ki o ols bile'denilmiştir.Bu sözü söyleyen Ebû Amir, Basra'da Kurralarm imamı idi. Künyesi Zıban (veya Zeban) b. Alâ b. Ammar b. Ayy b. Hâşim b. Hars b. Celheme, b. Hacer b.Muaz b. Mâlik b. Amr b. Teym'dir. H.164 senesinde vefat etmiştir. 78)İsmi Kisan, künyesi Ebubekir'dir. Basra imamlarmdandır. H131senesinde 63 yaşında iken vefat etmiştir. 79)Künyesi Zoynelâbidin Âli b. Hüseyin b. Ali b. EM Tâlib'dir. Ebû Abdullah Muhammed Bâkır'm' babasıdır. Oniki imamdım biridir. 80) Ebû Davud, Tirmizî ve Nesâî, (Amr b. Şuayb'dan); Nesaî ve İbn Mâce hadîsin hasen olduğunu söylemişlerdir. 81) Künyesi Ebû Ümeyye el-Kindî'dir. Hz. Ömer (r.a) onu Küfe kadılığına tâyin etmişti. Bir dönem de Basra kadılığında bulunmuştur. H. 78 senesinde vefat etmiştir. 82) Bkz. Buhârî, (İbn Abbas'dan). 'On şey fıtrattandır: Bıyıkların üstünü kesmek, sakalı salıvermek, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak kıvrımlarını temizlemek, koltuk altlarını temizlemek, kasıkları tras etmek ve su ile istincâ etmek*. (Hadisin râvisi Mus'ab onuncusunu unuttuğunu ve fakat ağıza su almak olabileceğini söylemiştir). Nesâi'ye göre zayıftır. Ebû Dâvûd ile İbn Mâce, Ammar b. Yâsir'den benzerini rivayet ederek; ağıza su almak, sünnet olmak ve şüpheden korunmak maksadıyla istincadan sonra iç çamaşıra su serpmek hususlarını zikretmişlerdir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yiyip içerken nelere dikkat etmek gerekir?]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10494</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 23:08:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10494</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yiyip içerken nelere dikkat etmek gerekir?</span><br />
<br />
Sual: Yiyip içerken, nelere dikkat etmek gerekir?<br />
CEVAP<br />
İslam âlimleri bildiriyor ki:<br />
1- Yemekten önce elleri yıkamak sünnettir. [Ellerimizin bir nevi mikrop deposu olduğu bugün bilinmektedir.]<br />
<br />
2- Çok çeşitli değil, tek çeşit gıda yemeli. [Hazım için, her çeşit gıdaya ayrı ayrı salgı, asit yayılır. Bu da mideyi yorar.]<br />
<br />
3- Çok sıcak yiyip içmemeli. [Sıcak yiyip içmek, mide kanserine sebep olur.]<br />
<br />
4- Yemeğe tuzla başlayıp tuzla bitirmek sünnettir. [Tuz dile dokunduktan sonra, tükürük bezleri hemen çalışmaya başlar. Salgı yayar. Bu salgı, hazım için önemlidir, hazma yardım eder ve kolaylaştırır. Yemeğe tuzla başlanırsa, beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşur ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önler. Yemeği tuzla bitirince de, yine hazım için lüzumlu olan salgı salınır. Bu önemli salgı, sadece tuzla çıkar.]<br />
<br />
5- Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalı. [Fazla tokluğun unutkanlık yaptığı, kalbi körleştirdiği, alkollü içkiler gibi kanı bozduğu; açlığın, oruç tutmanın ise, aklı temizlediği, kalbi parlattığı bugün bilinmektedir.]<br />
<br />
6- Yemek yerken, yerde oturarak, sol ayağı katlayıp, sağ ayağı karna çekerek oturulmalı. [Böyle oturunca, suyla doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak, yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önler ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek, çok fazla yemeden kalkılmasına sebep olur.]<br />
<br />
7- Yemek yerken neşeli konuşmalı, yemekte korkunç ve iğrenç şeyler söylememeli. Ölümden, hastalıktan konuşmamalı. [Üzücü şeyler konuşulursa, hazım sistemini çalıştıran sinirlerin dengesi bozulur ve adrenalin salgısının yükselmesine sebep olur.]<br />
<br />
8- Her gün et yememeli, kalbe sıkıntı verir, eti az yemekse ahlakı bozar. [Aşırı kırmızı et tüketimi kalın barsak kanserine, meme kanserine, sindirim yolu kanserine yol açar. Boston’daki Tufts Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, sık sık kırmızı et yiyenlerin, sindirim yolu kanserlerine yakalanma risklerinin yüksek olduğunu gösterdi. Normal yenen etin, beyin ve sinir sisteminin düzenli çalışması için faydası vardır.]<br />
<br />
9- Bitkisel gıda faydalıdır. Yeşillik bulunmayan sofra, akılsız ihtiyara benzer. [Bugün bitkisel gıdaların önemi iyice ortaya çıkmıştır.]<br />
<br />
10- Lokma küçük olmalı ve iyi çiğnenmeli. [Tükürük bezleri fazla çalışır. Bu salgı, midedeki salgılarla beraber hazmı kolaylaştırır. Kilo aldırmaz. Aksi olursa salgı eksik olur. Yiyecekler tam çiğnenmeden ve yeterli salgı olmadan mideye gider. Bu tükürük salgısının eksikliği ise, bu yediklerimizi vücudun hazmetmesine engel olur ve kilo aldırır, şişmanlığa sebep olur.]<br />
<br />
11- Açken de yavaş yavaş yemeli. [Yavaş yemek, tükürük bezlerinin çalışmasına, salgı yaymasına ve hazmı kolaylaştırmasına sebep olur.]<br />
<br />
12- Yemek arasında, bir şey için, hatta namaz için, sofradan kalkmamalı, namazı önce kılmalı. Eğer hazırlanmış yemekler soğuyacak veya bozulacaksa ve namaz vakti, yemekten sonra kılmaya elverişliyse, namazdan önce yemeli. [Yemeğe ara vermek, psikolojik olarak bazı insanlara yaramaz. Hazım sistemi salgılarının çalışma düzeni zayıflar. Ara verilince midede hazım başlar. Tekrar yemek yenince, hazım sisteminin düzeni bozulur.]<br />
<br />
13- İçtiği suya bakmalı. Üç nefeste içmeli. Soluğu suya değil, bardağın dışına vermeli. Yazın, serin içmeli. Çok soğuk şeyler içmemeli. Aç karna su içmemeli. Suyu yavaş yavaş, emer gibi içmeli. Ağzı doldurarak içmemeli. Nefes verirken bardağı ağızdan çekmeli. Kaynar şeyi, soluyarak içmemeli. Soğutup sonra içmeli. Suyun hepsini bir solukta içmemeli. [Suyu bir solukta içince, yemek borusunda fıtıklaşmaya yol açabilir. Nefeste, ağız ve dişten çıkan bazı zararlı mikroplar olabilir. Suya üflenince, suyla beraber tekrar vücuda girer. Bu da hastalıklara yol açabilir. Çok soğuk yemek ve içmek, boğaz ağrılarına, bademcik iltihaplarına, bronşit hastalıklarına, eklem ağrılarına, baş ağrısına yol açar. Ayrıca oturularak ve en az üç yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla kaldığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak, ağız ve diş sağlığına faydası olur.]<br />
<br />
14- İçilecek şeyleri ayakta içmemeli. Terliyken de su içmemeli. [Sıcak havada veya aşırı terliyken ayakta su içince, ayaklarda varise yol açar. Soğuk suyu ayakta aç karnına içince, bünyesi zayıf kişilerde mide sarkmasına yol açar.]<br />
<br />
15- Bardağın kırık yerinden içmemeli. [Kırık yerleri tam temizlenemediği için mikrop toplar. Hem de eli, ağzı kesebilir.]<br />
<br />
16- Yemekten sonra dişleri misvakla, kürdanla veya diş fırçasıyla temizlemeli. [Ağız ve dişlerin temizliği çok önemlidir. Her şeyden önce dişler tedavi edilmeli. Birçok hastalığa sebep olurlar. Diş kökünde iltihap olduktan sonra, siyatik hastalıklara ve kalbi çeviren dış zar iltihaplarına yol açar. Kalb hastalarının çoğunda diş eti hastalığı vardır. Virüsler ana rahmine ulaştığında, erken doğuma bile sebep olabilir.]<br />
<br />
17- Ağzında, elinde et, yemek kokusu varken yatmamalı. Çocukların elini de, ağzını da yıkamalı. [Bu, çeşitli rahatsızlıklara sebep olur, hem de diş eti hastalıklarına yol açar. Eşe sıkıntı vermesi bakımından, aile hayatı için de uygun değildir.]<br />
<br />
18- Aşırı tokken yatmamalı. [Bu oldukça zararlıdır. Uyku halinde, kalp ve akciğerler hariç, iç organların çalışması çok azalır, bir nevi istirahat ederler. Kalbin ve akciğerlerin de yükleri gündüze nazaran azalır. Tok yatınca, kalp de fazla çalışmak zorunda kalır. Aşırı tok yatmak, kalp ve başka organların yorulmasına, dolayısıyla erken yaşlanmaya, baş ağrısına, kilo almaya, göz hastalıklarına yol açar.]<br />
<br />
19- Akşam yatarken, yiyecek ve içecekleri açık bırakmamalı üstü örtülmeli. [Gıdalar bozulabilir, mikrop kapabilir.]<br />
<br />
Bu hususlara, sağlığımıza olan faydaları için değil, dinimiz bildirdiği için, dine uymak niyetiyle uymak gerekir. Böyle olunca hem dünyamız, hem de ahiretimiz için faydalı olur. Sırf sağlık için yapılırsa sevabına kavuşamayız</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yiyip içerken nelere dikkat etmek gerekir?</span><br />
<br />
Sual: Yiyip içerken, nelere dikkat etmek gerekir?<br />
CEVAP<br />
İslam âlimleri bildiriyor ki:<br />
1- Yemekten önce elleri yıkamak sünnettir. [Ellerimizin bir nevi mikrop deposu olduğu bugün bilinmektedir.]<br />
<br />
2- Çok çeşitli değil, tek çeşit gıda yemeli. [Hazım için, her çeşit gıdaya ayrı ayrı salgı, asit yayılır. Bu da mideyi yorar.]<br />
<br />
3- Çok sıcak yiyip içmemeli. [Sıcak yiyip içmek, mide kanserine sebep olur.]<br />
<br />
4- Yemeğe tuzla başlayıp tuzla bitirmek sünnettir. [Tuz dile dokunduktan sonra, tükürük bezleri hemen çalışmaya başlar. Salgı yayar. Bu salgı, hazım için önemlidir, hazma yardım eder ve kolaylaştırır. Yemeğe tuzla başlanırsa, beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşur ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önler. Yemeği tuzla bitirince de, yine hazım için lüzumlu olan salgı salınır. Bu önemli salgı, sadece tuzla çıkar.]<br />
<br />
5- Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalı. [Fazla tokluğun unutkanlık yaptığı, kalbi körleştirdiği, alkollü içkiler gibi kanı bozduğu; açlığın, oruç tutmanın ise, aklı temizlediği, kalbi parlattığı bugün bilinmektedir.]<br />
<br />
6- Yemek yerken, yerde oturarak, sol ayağı katlayıp, sağ ayağı karna çekerek oturulmalı. [Böyle oturunca, suyla doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak, yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önler ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek, çok fazla yemeden kalkılmasına sebep olur.]<br />
<br />
7- Yemek yerken neşeli konuşmalı, yemekte korkunç ve iğrenç şeyler söylememeli. Ölümden, hastalıktan konuşmamalı. [Üzücü şeyler konuşulursa, hazım sistemini çalıştıran sinirlerin dengesi bozulur ve adrenalin salgısının yükselmesine sebep olur.]<br />
<br />
8- Her gün et yememeli, kalbe sıkıntı verir, eti az yemekse ahlakı bozar. [Aşırı kırmızı et tüketimi kalın barsak kanserine, meme kanserine, sindirim yolu kanserine yol açar. Boston’daki Tufts Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, sık sık kırmızı et yiyenlerin, sindirim yolu kanserlerine yakalanma risklerinin yüksek olduğunu gösterdi. Normal yenen etin, beyin ve sinir sisteminin düzenli çalışması için faydası vardır.]<br />
<br />
9- Bitkisel gıda faydalıdır. Yeşillik bulunmayan sofra, akılsız ihtiyara benzer. [Bugün bitkisel gıdaların önemi iyice ortaya çıkmıştır.]<br />
<br />
10- Lokma küçük olmalı ve iyi çiğnenmeli. [Tükürük bezleri fazla çalışır. Bu salgı, midedeki salgılarla beraber hazmı kolaylaştırır. Kilo aldırmaz. Aksi olursa salgı eksik olur. Yiyecekler tam çiğnenmeden ve yeterli salgı olmadan mideye gider. Bu tükürük salgısının eksikliği ise, bu yediklerimizi vücudun hazmetmesine engel olur ve kilo aldırır, şişmanlığa sebep olur.]<br />
<br />
11- Açken de yavaş yavaş yemeli. [Yavaş yemek, tükürük bezlerinin çalışmasına, salgı yaymasına ve hazmı kolaylaştırmasına sebep olur.]<br />
<br />
12- Yemek arasında, bir şey için, hatta namaz için, sofradan kalkmamalı, namazı önce kılmalı. Eğer hazırlanmış yemekler soğuyacak veya bozulacaksa ve namaz vakti, yemekten sonra kılmaya elverişliyse, namazdan önce yemeli. [Yemeğe ara vermek, psikolojik olarak bazı insanlara yaramaz. Hazım sistemi salgılarının çalışma düzeni zayıflar. Ara verilince midede hazım başlar. Tekrar yemek yenince, hazım sisteminin düzeni bozulur.]<br />
<br />
13- İçtiği suya bakmalı. Üç nefeste içmeli. Soluğu suya değil, bardağın dışına vermeli. Yazın, serin içmeli. Çok soğuk şeyler içmemeli. Aç karna su içmemeli. Suyu yavaş yavaş, emer gibi içmeli. Ağzı doldurarak içmemeli. Nefes verirken bardağı ağızdan çekmeli. Kaynar şeyi, soluyarak içmemeli. Soğutup sonra içmeli. Suyun hepsini bir solukta içmemeli. [Suyu bir solukta içince, yemek borusunda fıtıklaşmaya yol açabilir. Nefeste, ağız ve dişten çıkan bazı zararlı mikroplar olabilir. Suya üflenince, suyla beraber tekrar vücuda girer. Bu da hastalıklara yol açabilir. Çok soğuk yemek ve içmek, boğaz ağrılarına, bademcik iltihaplarına, bronşit hastalıklarına, eklem ağrılarına, baş ağrısına yol açar. Ayrıca oturularak ve en az üç yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla kaldığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak, ağız ve diş sağlığına faydası olur.]<br />
<br />
14- İçilecek şeyleri ayakta içmemeli. Terliyken de su içmemeli. [Sıcak havada veya aşırı terliyken ayakta su içince, ayaklarda varise yol açar. Soğuk suyu ayakta aç karnına içince, bünyesi zayıf kişilerde mide sarkmasına yol açar.]<br />
<br />
15- Bardağın kırık yerinden içmemeli. [Kırık yerleri tam temizlenemediği için mikrop toplar. Hem de eli, ağzı kesebilir.]<br />
<br />
16- Yemekten sonra dişleri misvakla, kürdanla veya diş fırçasıyla temizlemeli. [Ağız ve dişlerin temizliği çok önemlidir. Her şeyden önce dişler tedavi edilmeli. Birçok hastalığa sebep olurlar. Diş kökünde iltihap olduktan sonra, siyatik hastalıklara ve kalbi çeviren dış zar iltihaplarına yol açar. Kalb hastalarının çoğunda diş eti hastalığı vardır. Virüsler ana rahmine ulaştığında, erken doğuma bile sebep olabilir.]<br />
<br />
17- Ağzında, elinde et, yemek kokusu varken yatmamalı. Çocukların elini de, ağzını da yıkamalı. [Bu, çeşitli rahatsızlıklara sebep olur, hem de diş eti hastalıklarına yol açar. Eşe sıkıntı vermesi bakımından, aile hayatı için de uygun değildir.]<br />
<br />
18- Aşırı tokken yatmamalı. [Bu oldukça zararlıdır. Uyku halinde, kalp ve akciğerler hariç, iç organların çalışması çok azalır, bir nevi istirahat ederler. Kalbin ve akciğerlerin de yükleri gündüze nazaran azalır. Tok yatınca, kalp de fazla çalışmak zorunda kalır. Aşırı tok yatmak, kalp ve başka organların yorulmasına, dolayısıyla erken yaşlanmaya, baş ağrısına, kilo almaya, göz hastalıklarına yol açar.]<br />
<br />
19- Akşam yatarken, yiyecek ve içecekleri açık bırakmamalı üstü örtülmeli. [Gıdalar bozulabilir, mikrop kapabilir.]<br />
<br />
Bu hususlara, sağlığımıza olan faydaları için değil, dinimiz bildirdiği için, dine uymak niyetiyle uymak gerekir. Böyle olunca hem dünyamız, hem de ahiretimiz için faydalı olur. Sırf sağlık için yapılırsa sevabına kavuşamayız</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Baş ağrısı için]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10493</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 23:07:27 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10493</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Baş ağrısı için</span><br />
<br />
Sual: Tıbbi bir çare bulamayan bir kimse, baş ağrısını önlemek için ne yapması gerekir?<br />
CEVAP<br />
Başka doktorlara da gitmelidir. Bazı gıdaların da baş ağrısına iyi geldiği bilinmektedir:<br />
<br />
1- Meyve sebzeler<br />
Çörek otu ekmekle yenirse baş ağrısını dindirir. Badem, haşhaş tohumu, nane, biberiye, çikolata, elma yemek baş ağrısına iyi gelir. Karabiber tarçınla içilirse baş ağrısını giderir. Tere tohumu müzmin baş ağrısına iyi gelir. Kavun, karpuz baş ağrısını giderir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Kabak, baş ağrısına iyi gelir.) [Müslim]<br />
<br />
Nane, limon, toz karanfil ve iki çay kaşığı sirkeyi 5 dakika kaynatıp balla tatlandırarak iki-üç bardak içmek, çörek otunu, toz karanfili enfiye gibi koklamak, tuzlu veya sirkeli patatesi veya salatalığı ikiye bölerek alna koymak, çörek otunun dumanının tütsüsünü koklamak, kavrulmuş kahveyi koklamak, kabak suyunu burna çekmek, soğan ezmesine sirke ilave ederek alna koymak, taze marul sirkeyle yemek, haşlanmış nohut yemek, limonu kahve karışımıyla yemek, limon kabuğu tozunu balla yemek, burna 2–3 damla soğan suyu damlatmak, kulağa acı badem yağı damlatmak, servi kozalağı çayını gül suyuyla karıştırarak başa sürmek, baş ağrılarına iyi gelir.<br />
<br />
2- Çaylar<br />
Oğul otu çayı, zencefil çayı, şahtere çayı, karabaş otu çayı, papatya çayı, yavşan otu çayı içmek baş ağrısına iyi gelir.<br />
<br />
200 gr. üzerlik tohumu 5 kilo üzüm şırasıyla 1,5 kilo kalıncaya kadar kaynatılıp her gün iki bardak bir ay içilirse, müzmin baş ağrısını ve sarayı geçirdiği tecrübe edilmiştir.<br />
<br />
Bir avuç arpa, bir litre suda kabukları ayrılıncaya kadar kaynatılır. Cam sürahiye süzülür. Bekletilip ılıklaşınca üzerine bir limon sıkılır. Balla tatlandırılıp içilir yarım baş ağrısına iyi gelir.<br />
<br />
Anason çayı içmek, ıhlamur, kiraz sapı çayını içmek, reyhan çayını içmek, kekik suyu içmek, iki gram karabiberi 3 çay kaşığı tarçınla içmek, bir bardak kaynar suya 4–10 gr. kimyon koyup demleyerek içmek de baş ağrılarına iyi gelir.<br />
<br />
3- Hareketlerde bulunmak<br />
Deriyi her gün ılık suyla ovmalı, haftada iki kere ılık suyla yıkanmalı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Hamamdan çıkarken ayakları soğuk suyla yıkamak, baş ağrısını giderir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Açık havada dolaşmak, yeşilliğe ve akarsuya bakmak da iyidir. Baş ağrısı için, başa kına koymak da faydalıdır.<br />
<br />
4- Dua okumak<br />
Abdestli olarak Bekara suresinin 196. âyeti, femen den ev-nüsük’e kadar yazılıp, başa konur. İslam harfleriyle, başına Besmele ve sonuna üskün lillah yazılır. Başağrısına iyi gelir. (Menafi’un-nas)<br />
<br />
Hazret-i Ali’nin rivayet ettiği hadis-i şerifin meali şöyledir:<br />
(Ya Ali, başın ağrıyınca, iki elini başın üzerine koyup, Haşr suresinin sonu olan Lev enzelna âyet-i kerimesinden sonuna kadar oku!) [M.Ç.Y. Güzin]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tedavi Yöntemleri<br />
<br />
Baş Ağrısı Tedavisi, Baş Ağrısı Nasıl Geçer? <br />
Gerilim Tipi Baş Ağrısı</span><br />
<br />
Tedavisinde hekiminiz tarafından tavsiye edilen basit ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ya da rahatlatıcı, kaygı giderici antidepresanlar kullanılabilir. Bu hastalığın tedavisinde psikolojik terapiler ve gevşeme teknikleri de kullanılır.<br />
Migren Tipi Baş Ağrısı<br />
<br />
Migren tedavisinde kullanılan ilaçlar, baş ağrısı atakları sırasında ağrıyı ortadan kaldırmada ya da eşlik eden bulantı, kusma gibi belirtileri durdurmada veya sık gelen baş ağrısı ataklarının sıklığını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Migren tedavisine yönelik birçok ilaç mevcuttur.<br />
<br />
Epilepsi, hipertansiyon, depresyon gibi başka hastalıkları tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçların, aynı zamanda migreni önlemeye veya rahatlatmaya yardımcı olduğu bilinir. <br />
<br />
Bunların yanı sıra tanımlanmış kimi tetikleyicilerden uzak durmak da atak sayısını azaltabilir. Açlık, susuzluk, uykusuzluk, aşırı kafein tüketimi, kırmızı şarap ve bazı peynir çeşitlerinin kimi hastalarda migren ataklarını tetiklediği gösterilmiştir.<br />
Küme Tipi Baş Ağrısı<br />
<br />
Ağrının şiddetini azaltacak ve süresini kısaltacak hızlı etki eden ilaçlar tedavide kullanılır. Bu ağrıyı tamamen giderecek bir tedavi yoktur ve stresli durumların ve ağrıyı tetikleyen nedenlerin farkında olmanız önemlidir. Ağrıyı yönetmek için nöroloji uzmanınızla iyi bir iletişimde olmanız bu nedenle önemlidir.<br />
<br />
Tedaviye dirençli küme tipi baş ağrısı, oksijen uygulamasından sınırlı da olsa fayda görebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Baş Ağrısına Ne İyi Gelir?</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Soğuk Pres Deneyebilirsiniz</span><br />
<br />
Eğer migren atağı geçiriyorsanız,   alnınıza soğuk presler koyabilirsiniz. Bir havlu veya bir torba dondurulmuş pedleri alnınıza koyabilirsiniz. Yine kafanıza buz kompresi yaparak migren ağrınızın hafiflemesine yardımcı olabilirsiniz. Buz kompresini 15 dakika boyunca kafanızda tutup,   15 dakika ara vererek bu işlemi devam ettirebilirsiniz.<br />
Küme Tipi Baş Ağrısı Çekiyorsanız<br />
<br />
Eğer küme tipi baş ağrınız varsa yine soğuk pres veya karanlık bir ortamda oturmayı deneyebilirsiniz. Küme tipi baş ağrısının tedavisinde en etkili yöntem hekim tarafından önerilen ilaçların kullanılması ve hastanelerin acil bölümlerinde saf oksijen verilmesiyle hafifletilebilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sıcak Pres</span><br />
<br />
Eğer gerilim tipi bir baş ağrısı varsa, ısıtma pedini ya da sıcak bir havluyu kafa arkasına yerleştirebilirsiniz. Sinüslere bağlı baş ağrınız varsa, ağrıyan bölgeye sıcak bir bez koyabilirsiniz ya da sıcak bir duş da işe yarayabilir.<br />
Kafa Derisi Üzerine Baskı<br />
<br />
Gün içinde saçınızı at kuyruğu yapıyorsanız ve saçlarınızı çok sıkı topladıysanız bu durumda baş ağrısına neden olabilir. Bu "dış kompresyon baş ağrıları ", şapka, kafa bandı ve hatta çok sıkı olan yüzme gözlüklerinin takılmasına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Baş ağrınız bunlara balı gelişiyorsa eğer saçlarınızı daha gevşek toplayabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Karanlık Ortam</span><br />
<br />
Bilgisayar ekranından yayılan parlak veya titreşimli  ışıklar da  migren atağının tetiklenmesine neden olabilir. Eğer ışığa bağlı gelişen baş ağrılarınıza varsa, gün içinde pencerelerinizi koyu fon perdelerle kapatabilir, güneş gözlüğü takabilirsiniz. Ayrıca bilgisayarınızın ekranına parlama önleyici ekranlar ekleyebilir ve aydınlatmanızda gün ışığı spektrumlu floresan ampulleri kullanabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Biraz Kafein Alın</span><br />
<br />
Çay ve kahve gibi içinde kafein bulunan içeceklerin tüketilmesi de baş ağrısına iyi gelebilir.<br />
Gevşeme Uygulaması<br />
<br />
Germe hareketleri, yoga, meditasyon veya kas gevşetme hareketlerinin de baş ağrısına ve diğer ağrı türlerine iyi gelmektedir. <br />
Masaj<br />
<br />
Boynunuza birkaç dakika masaj yapmak, stresten kaynaklanabilecek bir gerilim baş ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.<br />
Düzenli İlaç Kullanımı<br />
<br />
Hekim tarafından önerilen ilaçların düzenli kullanımı da son derece önemlidir. Bunun dışında baş ağrıları için eczanelerden alabileceğiniz reçetesiz ağrı kesici ilaçları da kullanabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?</span><br />
<br />
Toplumda en sık rastlanan sağlık şikayetlerinden birisi baş ağrısıdır. Genel popülasyonun %48.9’unda gözlenen baş ağrısı, her yaştan, ırktan, sosyoekonomik kesitten insanı etkiler. Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık rastlanır. Bazı baş ağrıları insanları bitkin düşürebilir ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.<br />
<br />
Yapılan çalışmalar aile hekimlerine başvuran 10 kişiden birinin baş ağrısı şikayeti nedeniyle geldiğini göstermiştir. Ayrıca nörolojiye yapılan her 3 sevkten 1 tanesi de baş ağrısı nedeniyle gerçekleşmektedir. <br />
Baş ağrısı çeşitleri nelerdir?<br />
<br />
Uluslararası Baş Ağrısı Derneği, baş ağrılarını 14 ana grup ve yüzlerce alt grup halinde sınıflandırmıştır. Baş ağrıları altta yatan başka bir sağlık problemi nedeniyle oluşmuyor ve doğrudan doğruya baş ağrısı tablosuyla ortaya çıkıyorsa, buna primer baş ağrısı denir. En çok gözlenen tipleri migren, gerilim tipi ve küme baş ağrılarıdır. Sekonder baş ağrıları ise yüzde 10 oranında görülen, nedeni belli bir hastalığa bağlı olarak, beyin damar hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, beyin tümörleri, göz hastalıkları, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkan baş ağrılarıdır.<br />
Baş ağrısı bölgeleri nelerdir?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">En sık gözlenen baş ağrısı tipleri, baş ağrısı bölgeleri ile birlikte aşağıdaki gibi sıralanabilir.</span><br />
<br />
    Gerilim Baş Ağrısı: Genelde baş etrafında sıkışma şeklinde ağrı yapar. Stres, gerilim ve yorgunluk kaynaklıdır.<br />
    Migren: Genelde ağrı başın tek tarafındadır. Ağrı zonklayıcı özellikte, orta veya şiddetlidir. Bulantı ve kusma gerçekleşebilir. Baş ağrısı krizler yani ataklar halinde gelir ve 4-72 saat sürer. Baş hareketleri ve fiziksel aktiviteyle ağrı artar. Migrenli kişi ışıktan ve sesten rahatsız olur.<br />
    Küme Baş Ağrısı: Genelde göz arkasında şiddetli bir ağrı şeklinde kendini gösterir. Ağrı genelde günler süren ataklar halinde gelir yani belli zamanlarda kümelenme eğilimindedir. Beraberinde gözde kızarma ve yaşarma görülebilir.<br />
    Tansiyona Bağlı Baş Ağrısı: Genelde ense kısmında ağırlıklı ağrı görülür. Tansiyonun yükselmesi ile ilişkilidir.<br />
    Trigeminal Nevralji: Yüzde keskin bir ağrı ve yüz kaslarında kasılma yapar.<br />
<br />
Baş ağrılarının çoğunluğu birinci basamak tedavi merkezlerinde aile hekimleri tarafından tedavi edilebilmekle birlikte, sekonder baş ağrılarında altta yatan sağlık problemine doğru teşhisi koymak hayati önem taşır.<br />
Baş ağrısı sebepleri nelerdir?<br />
<br />
Baş ağrısının nedenleri nelerdir sorusuna verilecek cevap baş ağrısının tipine göre değişmektedir. Örneğin; primer tipi baş ağrılarında, genetik olarak yatkın kişilerde, çevresel faktörler beyinde bir aktivasyon yaratırlar. Bu aktivasyon, beyin damarlarında genişleme yapar ve kimyasal maddeler açığa çıkar. Bunlar sinirleri uyararak ağrıya neden olur.<br />
<br />
Sekonder tip baş ağrılarının altında ise çok farklı  nedenler olabilir. Örneğin enfeksiyonlar (sinüs, kulak, beyin zarı iltihapları), kan damarlarındaki hasarlar (anevrizma, malformasyonlar, damar tıkanıklıkları),tümörler, hipertansiyon bu nedenlerden sadece birkaç tanesidir. Bu nedenle sekonder tip baş ağrılarının sebebinin belirlenmesi hayati önem taşır.<br />
<br />
Ayrıca kadınlarda adet sırasında baş ağrısı görülebilir. Bunun haricinde stres de önemli bir tetikleyici faktördür.<br />
Sürekli baş ağrıları neden olur?<br />
<br />
Sürekli ağrılarda sekonder bir neden olup olmadığı araştırılmalıdır. Daha önce periyodik gelen ağrıları olan hastalarda ağrılar süreklilik kazanmışsa hastanın çok sayıda ağrı kesici ilaç kullanmış olabileceği ya da altta psikolojik nedenlerin yatıyor olduğu olasılığı düşünülmelidir.<br />
<br />
    İçindekiler<br />
    Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?<br />
    Baş ağrısı çeşitleri nelerdir?<br />
    Baş ağrısı bölgeleri nelerdir?<br />
    Baş ağrısı sebepleri nelerdir?<br />
    Sürekli baş ağrıları neden olur?<br />
    Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?<br />
    Baş ağrısı nasıl geçer?<br />
    Başı ağrıyan hasta ne zaman mutlaka doktora başvurmalı?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?</span><br />
<br />
Baş ağrısında eğer altta yatan bir sağlık sorunu varsa (sinüs enfeksiyonu vs. gibi) konunun uzmanı hekimden ilgili tedavi alınır. Bunun haricinde primer baş ağrılarında, özellikle de migrende, nöroloji uzmanı tıbbi özgeçmişinizi alarak ve muayene ederek ilgili tedaviyi başlatır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Baş ağrısı nasıl geçer?</span><br />
<br />
Baş ağrısı tedavisinde denenecek birçok ilaç bulunmaktadır. Migren tedavisindeki hedef, tetikleyici faktörleri azaltmak, sinir sistemindeki hassasiyeti ve ağrı sırasında ortaya çıkan damar ve damar çevresindeki olayları baskılamaktır. Temel tedavi, koruyucu ve atak tedavisi olmak üzere ikiye ayrılır. Burada hastanın ağrılarının sıklığı tedavi kararında etkilidir. Örneğin; hastanın ağrıları ayda bir iki kez görülüyorsa sadece atak sırasında tedavi önerilir.<br />
<br />
Ağrı tedavisinde basit ağrı kesiciler, steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar, ergotaminli ilaçlar ve triptanlar kullanılır. Ağrı kesici ilaçlar genelde masum ilaçlar olsa da, sürekli kullanıldıklarında böbrek ve diğer organlar üzerinde geri dönüşümsüz hasarları olabilir. Bu nedenle sürekli kullanımı tavsiye edilmez. Ağrı kesiciler atağın başında alınmalıdır. Koruyucu-önleyici tedavi ise bir ay içinde atak sayısı üçü, dördü geçiyorsa uygulanır. Koruyucu tedavide ilaçlar her gün alınır. Kalp ilaçları, depresyon ilaçları, epilepsi ilaçları bu amaçla kullanılmaktadır. Bu tip ilaçlar, kesinlikle doktora danışılmadan alınmamalıdır.<br />
<br />
Bütün bu tedaviler dışında baş ağrılarında kullanılan bir takım alternatif tedavi yöntemleri vardır. Bunlara örnek olarak;<br />
<br />
    Gerilim tipi baş ağrısında biofeedback (geri iletim - gevşeme eğitimi),<br />
    Migrende akupunktur,<br />
    Kronik ağrılarda doku masajı, Riboflavin, magnezyum, ‘fever few’ bitkisi içeren ilaçlar verilebilir. Bu tedaviler hastaların bir kısmında yararlı olabilmektedir.<br />
    Botox son yıllarda baş ağrısı tedavisinde de kullanılmaya başlansa da, sık gelen ve kronik ağrılarda bir tedavi alternatifi olmakla birlikte çok pahalı olması nedeniyle öncelikli olarak kullanılan, pratik bir tedavi değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Baş ağrısını engellemek için bir takım yaşam stili değişiklikleri yapabilirsiniz. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.</span><br />
<br />
    Baş ağrısı tetikleyicilerinizi keşfedin, genelde günün hangi saati ve hangi aktiviteleri yaptıktan sonra başınızın daha fazla ağrıdığını hissettiğiniz not edin. Bu aktiviteleri imkanınız varsa azaltın.<br />
    Alkol tüketiminizi sınırlayın. Alkol özellikle de kırmızı şarap baş ağrısına neden olmaktadır.<br />
    Nitrat içeren işlenmiş gıdalar, baş ağrısına neden olabilir. Bu gıdalara örnek olarak çikolata, işlenmiş etler verilebilir. Nitratlar vücuttaki kan damarlarına etki ederler. Bu nedenle beyindeki damarlar ile etkileşime girerek baş ağrısına sebep olabileceği düşünülmektedir.<br />
    Uyku yoksunluğu: Uyku kalitesi ve süresi sağlıklı yaşam için önemli olmasının yanı sıra migren veya baş ağrısı ataklarından korunmak için de önemli bir unsurdur.<br />
    Duruş bozuklukları: uzun süre bilgisayar ya da cep telefonu kullanımı sonrasında ense kaslarında bir takım yorulmalar ve ağrılar gözlenebilir. Bu gibi durumlarda sık sık pozisyon değiştirmek ağrı duymayı engelleyebilir.<br />
    Açlık bir baş ağrısı tetikleyici olduğundan dolayı öğünleri atlamamak baş ağrısından korunmak için önemlidir.<br />
    Stres: Bazı baş ağrı çeşitleri stres ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle yaşamınızda stresle başa çıkmak hem baş ağrılarınızın kontrolü hem de yaşam kalitenizi artırmanız açısından çok önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Başı ağrıyan hasta ne zaman mutlaka doktora başvurmalı?</span><br />
<br />
    Ağrı sürekli ve artan şiddette ise<br />
    İlk kez ağrıyla tanışan kişinin yaşı 10’un altında, 50’nin üstündeyse,<br />
    Daha önce mevcut olan ağrının şiddeti, şekli değiştiyse, tedaviye cevap vermiyorsa,<br />
    Baş ağrısı şimdiye kadar hayatında karşılaştığı en şiddetli ağrıysa ve ağrı bir fiziksel aktivite sırasında (ağır bir yük kaldırmak, cinsel ilişki) ortaya çıkmış ve şiddetini arttırmışsa mutlaka doktora gitmek gerekir.<br />
<br />
Kendinizde yukarıda bulunan etmenleri gözlemliyorsanız muhakkak bir nöroloji uzmanına danışın.<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Baş ağrısı için</span><br />
<br />
Sual: Tıbbi bir çare bulamayan bir kimse, baş ağrısını önlemek için ne yapması gerekir?<br />
CEVAP<br />
Başka doktorlara da gitmelidir. Bazı gıdaların da baş ağrısına iyi geldiği bilinmektedir:<br />
<br />
1- Meyve sebzeler<br />
Çörek otu ekmekle yenirse baş ağrısını dindirir. Badem, haşhaş tohumu, nane, biberiye, çikolata, elma yemek baş ağrısına iyi gelir. Karabiber tarçınla içilirse baş ağrısını giderir. Tere tohumu müzmin baş ağrısına iyi gelir. Kavun, karpuz baş ağrısını giderir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Kabak, baş ağrısına iyi gelir.) [Müslim]<br />
<br />
Nane, limon, toz karanfil ve iki çay kaşığı sirkeyi 5 dakika kaynatıp balla tatlandırarak iki-üç bardak içmek, çörek otunu, toz karanfili enfiye gibi koklamak, tuzlu veya sirkeli patatesi veya salatalığı ikiye bölerek alna koymak, çörek otunun dumanının tütsüsünü koklamak, kavrulmuş kahveyi koklamak, kabak suyunu burna çekmek, soğan ezmesine sirke ilave ederek alna koymak, taze marul sirkeyle yemek, haşlanmış nohut yemek, limonu kahve karışımıyla yemek, limon kabuğu tozunu balla yemek, burna 2–3 damla soğan suyu damlatmak, kulağa acı badem yağı damlatmak, servi kozalağı çayını gül suyuyla karıştırarak başa sürmek, baş ağrılarına iyi gelir.<br />
<br />
2- Çaylar<br />
Oğul otu çayı, zencefil çayı, şahtere çayı, karabaş otu çayı, papatya çayı, yavşan otu çayı içmek baş ağrısına iyi gelir.<br />
<br />
200 gr. üzerlik tohumu 5 kilo üzüm şırasıyla 1,5 kilo kalıncaya kadar kaynatılıp her gün iki bardak bir ay içilirse, müzmin baş ağrısını ve sarayı geçirdiği tecrübe edilmiştir.<br />
<br />
Bir avuç arpa, bir litre suda kabukları ayrılıncaya kadar kaynatılır. Cam sürahiye süzülür. Bekletilip ılıklaşınca üzerine bir limon sıkılır. Balla tatlandırılıp içilir yarım baş ağrısına iyi gelir.<br />
<br />
Anason çayı içmek, ıhlamur, kiraz sapı çayını içmek, reyhan çayını içmek, kekik suyu içmek, iki gram karabiberi 3 çay kaşığı tarçınla içmek, bir bardak kaynar suya 4–10 gr. kimyon koyup demleyerek içmek de baş ağrılarına iyi gelir.<br />
<br />
3- Hareketlerde bulunmak<br />
Deriyi her gün ılık suyla ovmalı, haftada iki kere ılık suyla yıkanmalı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Hamamdan çıkarken ayakları soğuk suyla yıkamak, baş ağrısını giderir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Açık havada dolaşmak, yeşilliğe ve akarsuya bakmak da iyidir. Baş ağrısı için, başa kına koymak da faydalıdır.<br />
<br />
4- Dua okumak<br />
Abdestli olarak Bekara suresinin 196. âyeti, femen den ev-nüsük’e kadar yazılıp, başa konur. İslam harfleriyle, başına Besmele ve sonuna üskün lillah yazılır. Başağrısına iyi gelir. (Menafi’un-nas)<br />
<br />
Hazret-i Ali’nin rivayet ettiği hadis-i şerifin meali şöyledir:<br />
(Ya Ali, başın ağrıyınca, iki elini başın üzerine koyup, Haşr suresinin sonu olan Lev enzelna âyet-i kerimesinden sonuna kadar oku!) [M.Ç.Y. Güzin]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tedavi Yöntemleri<br />
<br />
Baş Ağrısı Tedavisi, Baş Ağrısı Nasıl Geçer? <br />
Gerilim Tipi Baş Ağrısı</span><br />
<br />
Tedavisinde hekiminiz tarafından tavsiye edilen basit ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ya da rahatlatıcı, kaygı giderici antidepresanlar kullanılabilir. Bu hastalığın tedavisinde psikolojik terapiler ve gevşeme teknikleri de kullanılır.<br />
Migren Tipi Baş Ağrısı<br />
<br />
Migren tedavisinde kullanılan ilaçlar, baş ağrısı atakları sırasında ağrıyı ortadan kaldırmada ya da eşlik eden bulantı, kusma gibi belirtileri durdurmada veya sık gelen baş ağrısı ataklarının sıklığını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Migren tedavisine yönelik birçok ilaç mevcuttur.<br />
<br />
Epilepsi, hipertansiyon, depresyon gibi başka hastalıkları tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçların, aynı zamanda migreni önlemeye veya rahatlatmaya yardımcı olduğu bilinir. <br />
<br />
Bunların yanı sıra tanımlanmış kimi tetikleyicilerden uzak durmak da atak sayısını azaltabilir. Açlık, susuzluk, uykusuzluk, aşırı kafein tüketimi, kırmızı şarap ve bazı peynir çeşitlerinin kimi hastalarda migren ataklarını tetiklediği gösterilmiştir.<br />
Küme Tipi Baş Ağrısı<br />
<br />
Ağrının şiddetini azaltacak ve süresini kısaltacak hızlı etki eden ilaçlar tedavide kullanılır. Bu ağrıyı tamamen giderecek bir tedavi yoktur ve stresli durumların ve ağrıyı tetikleyen nedenlerin farkında olmanız önemlidir. Ağrıyı yönetmek için nöroloji uzmanınızla iyi bir iletişimde olmanız bu nedenle önemlidir.<br />
<br />
Tedaviye dirençli küme tipi baş ağrısı, oksijen uygulamasından sınırlı da olsa fayda görebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Baş Ağrısına Ne İyi Gelir?</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Soğuk Pres Deneyebilirsiniz</span><br />
<br />
Eğer migren atağı geçiriyorsanız,   alnınıza soğuk presler koyabilirsiniz. Bir havlu veya bir torba dondurulmuş pedleri alnınıza koyabilirsiniz. Yine kafanıza buz kompresi yaparak migren ağrınızın hafiflemesine yardımcı olabilirsiniz. Buz kompresini 15 dakika boyunca kafanızda tutup,   15 dakika ara vererek bu işlemi devam ettirebilirsiniz.<br />
Küme Tipi Baş Ağrısı Çekiyorsanız<br />
<br />
Eğer küme tipi baş ağrınız varsa yine soğuk pres veya karanlık bir ortamda oturmayı deneyebilirsiniz. Küme tipi baş ağrısının tedavisinde en etkili yöntem hekim tarafından önerilen ilaçların kullanılması ve hastanelerin acil bölümlerinde saf oksijen verilmesiyle hafifletilebilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sıcak Pres</span><br />
<br />
Eğer gerilim tipi bir baş ağrısı varsa, ısıtma pedini ya da sıcak bir havluyu kafa arkasına yerleştirebilirsiniz. Sinüslere bağlı baş ağrınız varsa, ağrıyan bölgeye sıcak bir bez koyabilirsiniz ya da sıcak bir duş da işe yarayabilir.<br />
Kafa Derisi Üzerine Baskı<br />
<br />
Gün içinde saçınızı at kuyruğu yapıyorsanız ve saçlarınızı çok sıkı topladıysanız bu durumda baş ağrısına neden olabilir. Bu "dış kompresyon baş ağrıları ", şapka, kafa bandı ve hatta çok sıkı olan yüzme gözlüklerinin takılmasına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Baş ağrınız bunlara balı gelişiyorsa eğer saçlarınızı daha gevşek toplayabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Karanlık Ortam</span><br />
<br />
Bilgisayar ekranından yayılan parlak veya titreşimli  ışıklar da  migren atağının tetiklenmesine neden olabilir. Eğer ışığa bağlı gelişen baş ağrılarınıza varsa, gün içinde pencerelerinizi koyu fon perdelerle kapatabilir, güneş gözlüğü takabilirsiniz. Ayrıca bilgisayarınızın ekranına parlama önleyici ekranlar ekleyebilir ve aydınlatmanızda gün ışığı spektrumlu floresan ampulleri kullanabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Biraz Kafein Alın</span><br />
<br />
Çay ve kahve gibi içinde kafein bulunan içeceklerin tüketilmesi de baş ağrısına iyi gelebilir.<br />
Gevşeme Uygulaması<br />
<br />
Germe hareketleri, yoga, meditasyon veya kas gevşetme hareketlerinin de baş ağrısına ve diğer ağrı türlerine iyi gelmektedir. <br />
Masaj<br />
<br />
Boynunuza birkaç dakika masaj yapmak, stresten kaynaklanabilecek bir gerilim baş ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.<br />
Düzenli İlaç Kullanımı<br />
<br />
Hekim tarafından önerilen ilaçların düzenli kullanımı da son derece önemlidir. Bunun dışında baş ağrıları için eczanelerden alabileceğiniz reçetesiz ağrı kesici ilaçları da kullanabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?</span><br />
<br />
Toplumda en sık rastlanan sağlık şikayetlerinden birisi baş ağrısıdır. Genel popülasyonun %48.9’unda gözlenen baş ağrısı, her yaştan, ırktan, sosyoekonomik kesitten insanı etkiler. Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık rastlanır. Bazı baş ağrıları insanları bitkin düşürebilir ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.<br />
<br />
Yapılan çalışmalar aile hekimlerine başvuran 10 kişiden birinin baş ağrısı şikayeti nedeniyle geldiğini göstermiştir. Ayrıca nörolojiye yapılan her 3 sevkten 1 tanesi de baş ağrısı nedeniyle gerçekleşmektedir. <br />
Baş ağrısı çeşitleri nelerdir?<br />
<br />
Uluslararası Baş Ağrısı Derneği, baş ağrılarını 14 ana grup ve yüzlerce alt grup halinde sınıflandırmıştır. Baş ağrıları altta yatan başka bir sağlık problemi nedeniyle oluşmuyor ve doğrudan doğruya baş ağrısı tablosuyla ortaya çıkıyorsa, buna primer baş ağrısı denir. En çok gözlenen tipleri migren, gerilim tipi ve küme baş ağrılarıdır. Sekonder baş ağrıları ise yüzde 10 oranında görülen, nedeni belli bir hastalığa bağlı olarak, beyin damar hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, beyin tümörleri, göz hastalıkları, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkan baş ağrılarıdır.<br />
Baş ağrısı bölgeleri nelerdir?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">En sık gözlenen baş ağrısı tipleri, baş ağrısı bölgeleri ile birlikte aşağıdaki gibi sıralanabilir.</span><br />
<br />
    Gerilim Baş Ağrısı: Genelde baş etrafında sıkışma şeklinde ağrı yapar. Stres, gerilim ve yorgunluk kaynaklıdır.<br />
    Migren: Genelde ağrı başın tek tarafındadır. Ağrı zonklayıcı özellikte, orta veya şiddetlidir. Bulantı ve kusma gerçekleşebilir. Baş ağrısı krizler yani ataklar halinde gelir ve 4-72 saat sürer. Baş hareketleri ve fiziksel aktiviteyle ağrı artar. Migrenli kişi ışıktan ve sesten rahatsız olur.<br />
    Küme Baş Ağrısı: Genelde göz arkasında şiddetli bir ağrı şeklinde kendini gösterir. Ağrı genelde günler süren ataklar halinde gelir yani belli zamanlarda kümelenme eğilimindedir. Beraberinde gözde kızarma ve yaşarma görülebilir.<br />
    Tansiyona Bağlı Baş Ağrısı: Genelde ense kısmında ağırlıklı ağrı görülür. Tansiyonun yükselmesi ile ilişkilidir.<br />
    Trigeminal Nevralji: Yüzde keskin bir ağrı ve yüz kaslarında kasılma yapar.<br />
<br />
Baş ağrılarının çoğunluğu birinci basamak tedavi merkezlerinde aile hekimleri tarafından tedavi edilebilmekle birlikte, sekonder baş ağrılarında altta yatan sağlık problemine doğru teşhisi koymak hayati önem taşır.<br />
Baş ağrısı sebepleri nelerdir?<br />
<br />
Baş ağrısının nedenleri nelerdir sorusuna verilecek cevap baş ağrısının tipine göre değişmektedir. Örneğin; primer tipi baş ağrılarında, genetik olarak yatkın kişilerde, çevresel faktörler beyinde bir aktivasyon yaratırlar. Bu aktivasyon, beyin damarlarında genişleme yapar ve kimyasal maddeler açığa çıkar. Bunlar sinirleri uyararak ağrıya neden olur.<br />
<br />
Sekonder tip baş ağrılarının altında ise çok farklı  nedenler olabilir. Örneğin enfeksiyonlar (sinüs, kulak, beyin zarı iltihapları), kan damarlarındaki hasarlar (anevrizma, malformasyonlar, damar tıkanıklıkları),tümörler, hipertansiyon bu nedenlerden sadece birkaç tanesidir. Bu nedenle sekonder tip baş ağrılarının sebebinin belirlenmesi hayati önem taşır.<br />
<br />
Ayrıca kadınlarda adet sırasında baş ağrısı görülebilir. Bunun haricinde stres de önemli bir tetikleyici faktördür.<br />
Sürekli baş ağrıları neden olur?<br />
<br />
Sürekli ağrılarda sekonder bir neden olup olmadığı araştırılmalıdır. Daha önce periyodik gelen ağrıları olan hastalarda ağrılar süreklilik kazanmışsa hastanın çok sayıda ağrı kesici ilaç kullanmış olabileceği ya da altta psikolojik nedenlerin yatıyor olduğu olasılığı düşünülmelidir.<br />
<br />
    İçindekiler<br />
    Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?<br />
    Baş ağrısı çeşitleri nelerdir?<br />
    Baş ağrısı bölgeleri nelerdir?<br />
    Baş ağrısı sebepleri nelerdir?<br />
    Sürekli baş ağrıları neden olur?<br />
    Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?<br />
    Baş ağrısı nasıl geçer?<br />
    Başı ağrıyan hasta ne zaman mutlaka doktora başvurmalı?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?</span><br />
<br />
Baş ağrısında eğer altta yatan bir sağlık sorunu varsa (sinüs enfeksiyonu vs. gibi) konunun uzmanı hekimden ilgili tedavi alınır. Bunun haricinde primer baş ağrılarında, özellikle de migrende, nöroloji uzmanı tıbbi özgeçmişinizi alarak ve muayene ederek ilgili tedaviyi başlatır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Baş ağrısı nasıl geçer?</span><br />
<br />
Baş ağrısı tedavisinde denenecek birçok ilaç bulunmaktadır. Migren tedavisindeki hedef, tetikleyici faktörleri azaltmak, sinir sistemindeki hassasiyeti ve ağrı sırasında ortaya çıkan damar ve damar çevresindeki olayları baskılamaktır. Temel tedavi, koruyucu ve atak tedavisi olmak üzere ikiye ayrılır. Burada hastanın ağrılarının sıklığı tedavi kararında etkilidir. Örneğin; hastanın ağrıları ayda bir iki kez görülüyorsa sadece atak sırasında tedavi önerilir.<br />
<br />
Ağrı tedavisinde basit ağrı kesiciler, steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar, ergotaminli ilaçlar ve triptanlar kullanılır. Ağrı kesici ilaçlar genelde masum ilaçlar olsa da, sürekli kullanıldıklarında böbrek ve diğer organlar üzerinde geri dönüşümsüz hasarları olabilir. Bu nedenle sürekli kullanımı tavsiye edilmez. Ağrı kesiciler atağın başında alınmalıdır. Koruyucu-önleyici tedavi ise bir ay içinde atak sayısı üçü, dördü geçiyorsa uygulanır. Koruyucu tedavide ilaçlar her gün alınır. Kalp ilaçları, depresyon ilaçları, epilepsi ilaçları bu amaçla kullanılmaktadır. Bu tip ilaçlar, kesinlikle doktora danışılmadan alınmamalıdır.<br />
<br />
Bütün bu tedaviler dışında baş ağrılarında kullanılan bir takım alternatif tedavi yöntemleri vardır. Bunlara örnek olarak;<br />
<br />
    Gerilim tipi baş ağrısında biofeedback (geri iletim - gevşeme eğitimi),<br />
    Migrende akupunktur,<br />
    Kronik ağrılarda doku masajı, Riboflavin, magnezyum, ‘fever few’ bitkisi içeren ilaçlar verilebilir. Bu tedaviler hastaların bir kısmında yararlı olabilmektedir.<br />
    Botox son yıllarda baş ağrısı tedavisinde de kullanılmaya başlansa da, sık gelen ve kronik ağrılarda bir tedavi alternatifi olmakla birlikte çok pahalı olması nedeniyle öncelikli olarak kullanılan, pratik bir tedavi değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Baş ağrısını engellemek için bir takım yaşam stili değişiklikleri yapabilirsiniz. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.</span><br />
<br />
    Baş ağrısı tetikleyicilerinizi keşfedin, genelde günün hangi saati ve hangi aktiviteleri yaptıktan sonra başınızın daha fazla ağrıdığını hissettiğiniz not edin. Bu aktiviteleri imkanınız varsa azaltın.<br />
    Alkol tüketiminizi sınırlayın. Alkol özellikle de kırmızı şarap baş ağrısına neden olmaktadır.<br />
    Nitrat içeren işlenmiş gıdalar, baş ağrısına neden olabilir. Bu gıdalara örnek olarak çikolata, işlenmiş etler verilebilir. Nitratlar vücuttaki kan damarlarına etki ederler. Bu nedenle beyindeki damarlar ile etkileşime girerek baş ağrısına sebep olabileceği düşünülmektedir.<br />
    Uyku yoksunluğu: Uyku kalitesi ve süresi sağlıklı yaşam için önemli olmasının yanı sıra migren veya baş ağrısı ataklarından korunmak için de önemli bir unsurdur.<br />
    Duruş bozuklukları: uzun süre bilgisayar ya da cep telefonu kullanımı sonrasında ense kaslarında bir takım yorulmalar ve ağrılar gözlenebilir. Bu gibi durumlarda sık sık pozisyon değiştirmek ağrı duymayı engelleyebilir.<br />
    Açlık bir baş ağrısı tetikleyici olduğundan dolayı öğünleri atlamamak baş ağrısından korunmak için önemlidir.<br />
    Stres: Bazı baş ağrı çeşitleri stres ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle yaşamınızda stresle başa çıkmak hem baş ağrılarınızın kontrolü hem de yaşam kalitenizi artırmanız açısından çok önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Başı ağrıyan hasta ne zaman mutlaka doktora başvurmalı?</span><br />
<br />
    Ağrı sürekli ve artan şiddette ise<br />
    İlk kez ağrıyla tanışan kişinin yaşı 10’un altında, 50’nin üstündeyse,<br />
    Daha önce mevcut olan ağrının şiddeti, şekli değiştiyse, tedaviye cevap vermiyorsa,<br />
    Baş ağrısı şimdiye kadar hayatında karşılaştığı en şiddetli ağrıysa ve ağrı bir fiziksel aktivite sırasında (ağır bir yük kaldırmak, cinsel ilişki) ortaya çıkmış ve şiddetini arttırmışsa mutlaka doktora gitmek gerekir.<br />
<br />
Kendinizde yukarıda bulunan etmenleri gözlemliyorsanız muhakkak bir nöroloji uzmanına danışın.<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sağlık için faydalı bilgiler]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10492</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 23:03:15 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10492</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sağlık için faydalı bilgiler</span><br />
<br />
1- Yeteri kadar su içmeye gayret etmeli.<br />
<br />
2- Her sebze ve meyveyi mevsiminde yemeli. Mevsim dışında uzak durmalı.<br />
<br />
3- Her gün yoğurt ve biraz bal yemeli<br />
<br />
4- Nane, kekik, keten tohumu, çörekotu gibi bitkileri evden eksik etmemeli.<br />
<br />
5- Her gün bir elma ve bir havuç yemeli.<br />
<br />
6- Fazla tuz ve şekerden uzak durmalı.<br />
<br />
7- Eti az yemeli.<br />
<br />
8- İki günde üç öğün yemeli. Bu mümkün olmazsa, günde iki öğün yemeli. Bu da olmazsa, sabah kahvaltısı iyi, öğle hafif, akşam daha hafif olmalı.<br />
<br />
9- Sıcak yemekler için toprak ve cam kap kullanmalı.<br />
<br />
10- Kışın narenciyegilleri yemeli.<br />
<br />
11- Zihinsel çalışan, kuru üzüm yemeli.<br />
<br />
12- Kepekli ekmeği tercih etmeli.<br />
<br />
13- Yağlardan zeytinyağını tercih etmeli.<br />
<br />
14- Margarinler zararlıdır.<br />
<br />
15- Her sabah 20 dakika derin nefes alıp vermeli, her nefeste 4–5 saniye nefesi tutmalı.<br />
<br />
16- Sabahları yarım saat kadar yürüyüş yapmalı.<br />
<br />
17- Her gün öğle vakti kaylule yapmalı, yani biraz uyumalı.<br />
<br />
18- İmkân olunca, toprağa çıplak ayakla basmalı.<br />
<br />
19- Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalı.<br />
<br />
20- Çok soğuk ve çok sıcak şeylerden uzak durmalı.<br />
<br />
21- Sakin olmalı, âni sevinç ve üzüntülerden uzak durmalı.<br />
<br />
22- Karı koca birbirini üzmemeli. Üzülünce sinirler bozulur, hastalıklar başlar.<br />
<br />
23- Ruhun gıdası dini ilimdir. Ruha da gıdasını vermeli, onu hasta etmemelidir. Her gün, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından, nakli esas alan ilmihal kitaplarından, birkaç sayfa okumalı. Namazı da, asla aksatmamalı. Namaz kılmak, maddi ve manevi huzura kavuşturur</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sağlık için faydalı bilgiler</span><br />
<br />
1- Yeteri kadar su içmeye gayret etmeli.<br />
<br />
2- Her sebze ve meyveyi mevsiminde yemeli. Mevsim dışında uzak durmalı.<br />
<br />
3- Her gün yoğurt ve biraz bal yemeli<br />
<br />
4- Nane, kekik, keten tohumu, çörekotu gibi bitkileri evden eksik etmemeli.<br />
<br />
5- Her gün bir elma ve bir havuç yemeli.<br />
<br />
6- Fazla tuz ve şekerden uzak durmalı.<br />
<br />
7- Eti az yemeli.<br />
<br />
8- İki günde üç öğün yemeli. Bu mümkün olmazsa, günde iki öğün yemeli. Bu da olmazsa, sabah kahvaltısı iyi, öğle hafif, akşam daha hafif olmalı.<br />
<br />
9- Sıcak yemekler için toprak ve cam kap kullanmalı.<br />
<br />
10- Kışın narenciyegilleri yemeli.<br />
<br />
11- Zihinsel çalışan, kuru üzüm yemeli.<br />
<br />
12- Kepekli ekmeği tercih etmeli.<br />
<br />
13- Yağlardan zeytinyağını tercih etmeli.<br />
<br />
14- Margarinler zararlıdır.<br />
<br />
15- Her sabah 20 dakika derin nefes alıp vermeli, her nefeste 4–5 saniye nefesi tutmalı.<br />
<br />
16- Sabahları yarım saat kadar yürüyüş yapmalı.<br />
<br />
17- Her gün öğle vakti kaylule yapmalı, yani biraz uyumalı.<br />
<br />
18- İmkân olunca, toprağa çıplak ayakla basmalı.<br />
<br />
19- Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalı.<br />
<br />
20- Çok soğuk ve çok sıcak şeylerden uzak durmalı.<br />
<br />
21- Sakin olmalı, âni sevinç ve üzüntülerden uzak durmalı.<br />
<br />
22- Karı koca birbirini üzmemeli. Üzülünce sinirler bozulur, hastalıklar başlar.<br />
<br />
23- Ruhun gıdası dini ilimdir. Ruha da gıdasını vermeli, onu hasta etmemelidir. Her gün, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından, nakli esas alan ilmihal kitaplarından, birkaç sayfa okumalı. Namazı da, asla aksatmamalı. Namaz kılmak, maddi ve manevi huzura kavuşturur</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hastalıkta şifa vardır]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10491</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 23:02:29 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10491</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hastalıkta şifa vardır</span><br />
<br />
Sual: İslam âlimleri, “Hastalıkta şifa vardır. Beden ne kadar sıkıntı çekerse, ruh o kadar rahat eder. Bu vücuda rahatsızlık veren her şey insanın âcizliğini anlamasına, Cenab-ı Hakka dönmesine sebep olur. Bu sebeple kalb için şifadır” buyuruyorlar. Fakat ben hastalanınca, ruhum çok acı çekiyor, sanki işkence içinde gibi rahatsız oluyorum. Anlaşılan, hastalıkta şifa olması herkes için değildir. Öyle değil mi?<br />
CEVAP<br />
Siz ruh ile nefsi karıştırdığınızdan dolayı böyle söylüyorsunuz. İnsanın bir yeri ağrıyınca, az veya çok hastalanınca, rahatsız olan, keyfi bozulduğu için, isteklerine kavuşamayacağı için deli divane olan nefsidir. Rahatsızlığımız oranında onun da rahatsızlığı artar. Kulak, renkten zevk almadığı gibi göz de sesten zevk almaz. Hepsinin zevki farklıdır.<br />
<br />
Nefs, Allahü teâlânın düşmanıdır, hep haram olan şeylerden zevk alır. Ruhun gıdası namazdır ve diğer ibadetlerdir, haramlar ruhun zehridir. Mesela müzik nefsi besler. Nefsimiz müzikten hoşlanır. Ruh hoşlanmaz, sıkıntı duyar. Nefsi ruh ile karıştırmamalıdır. İnsan hastalanınca, günahları affolur. İsa aleyhisselam, (Hasta olup, musibete, felakete uğrayıp da, günahları affolacağı için sevinmeyen kimse, âlim değildir) buyurdu. Musa aleyhisselam da, bir hastayı görüp, (Ya Rabbi, Bu kuluna merhamet et, hastalıktan kurtar!) dediğinde, Allahü teâlâ, (Rahmetime kavuşması için, gönderdiğim sebepler içerisinde bulunan bir kuluma, nasıl rahmet edeyim. Çünkü, onun günahlarını, bu hastalıkla affedeceğim. Cennetteki derecesini, bununla arttıracağım) buyurdu.<br />
<br />
Musibetlere, elemlere sevap olmaz. Bunlara sabretmeye sevap verilir. Fakat, elemlere sabredilmese de, günahların affına sebep olurlar. Hastalık da musibettir, sabredilmezse sadece günahlar affolur. Sabredilir, kimseye şikayet edilmezse, o zaman sevap da alınır. Görüldüğü gibi, hastalık faydalı bir şeydir</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hastalıkta şifa vardır</span><br />
<br />
Sual: İslam âlimleri, “Hastalıkta şifa vardır. Beden ne kadar sıkıntı çekerse, ruh o kadar rahat eder. Bu vücuda rahatsızlık veren her şey insanın âcizliğini anlamasına, Cenab-ı Hakka dönmesine sebep olur. Bu sebeple kalb için şifadır” buyuruyorlar. Fakat ben hastalanınca, ruhum çok acı çekiyor, sanki işkence içinde gibi rahatsız oluyorum. Anlaşılan, hastalıkta şifa olması herkes için değildir. Öyle değil mi?<br />
CEVAP<br />
Siz ruh ile nefsi karıştırdığınızdan dolayı böyle söylüyorsunuz. İnsanın bir yeri ağrıyınca, az veya çok hastalanınca, rahatsız olan, keyfi bozulduğu için, isteklerine kavuşamayacağı için deli divane olan nefsidir. Rahatsızlığımız oranında onun da rahatsızlığı artar. Kulak, renkten zevk almadığı gibi göz de sesten zevk almaz. Hepsinin zevki farklıdır.<br />
<br />
Nefs, Allahü teâlânın düşmanıdır, hep haram olan şeylerden zevk alır. Ruhun gıdası namazdır ve diğer ibadetlerdir, haramlar ruhun zehridir. Mesela müzik nefsi besler. Nefsimiz müzikten hoşlanır. Ruh hoşlanmaz, sıkıntı duyar. Nefsi ruh ile karıştırmamalıdır. İnsan hastalanınca, günahları affolur. İsa aleyhisselam, (Hasta olup, musibete, felakete uğrayıp da, günahları affolacağı için sevinmeyen kimse, âlim değildir) buyurdu. Musa aleyhisselam da, bir hastayı görüp, (Ya Rabbi, Bu kuluna merhamet et, hastalıktan kurtar!) dediğinde, Allahü teâlâ, (Rahmetime kavuşması için, gönderdiğim sebepler içerisinde bulunan bir kuluma, nasıl rahmet edeyim. Çünkü, onun günahlarını, bu hastalıkla affedeceğim. Cennetteki derecesini, bununla arttıracağım) buyurdu.<br />
<br />
Musibetlere, elemlere sevap olmaz. Bunlara sabretmeye sevap verilir. Fakat, elemlere sabredilmese de, günahların affına sebep olurlar. Hastalık da musibettir, sabredilmezse sadece günahlar affolur. Sabredilir, kimseye şikayet edilmezse, o zaman sevap da alınır. Görüldüğü gibi, hastalık faydalı bir şeydir</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kilo Almak için - Sağlıklı ve Kolay Kilo Alma Yöntemleri]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10490</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 23:01:12 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10490</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak için - Sağlıklı ve Kolay Kilo Alma Yöntemleri</span><br />
<br />
Sual: Zayıflamak için pratik bilgiler yazdınız. Ama ben kilo almak istiyorum. Ne yapmalıyım?<br />
CEVAP<br />
Eğer kilo alamamanız, vücut yapısından ise, vücudunuz gıdaları çok yakıyorsa, hormon muayenesi yaptırmak ve ona göre hareket etmek gerekir. Yani uzman doktorun muayene ve teşhisinden sonra, onun tavsiyelerine uymak gerekir.<br />
<br />
Normal bir insanın kilo almak için o yazdıklarımızın tersini yapması yeter. Mesela:<br />
1- Her zaman unlu, şekerli ve yağlı gıdalar yemeli. Hamur işi ve yağlı börekler, tatlılar yemeli.<br />
2- Zeytin yağı hem sağlık için hem de kilo almak için çok iyidir.<br />
3- İştah açıcı gıdalar yemeli, sofrada sirkeyi eksik etmemeli.<br />
4- Fındık, fıstık, ceviz gibi kuru yemişler yemeli.<br />
5- Yiyecekler karbonhidrat [şekerli gıdalar] yönünden zengin olmalı. Mesela pilav yemeli.<br />
<br />
Kilo almada, ölçü, verilen kaloriden daha çok kalori almaktır. Bunlar yapılırsa normal insan kısa zamanda çok kilo alır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İştah açan gıdalar</span><br />
<br />
Sual: Zayıfım kilo almak istiyorum. İştah açan, vücuda kuvvet veren gıdalar hangileridir?<br />
CEVAP<br />
Kavun, karpuz: Baş ağrısını giderir, gözlere kuvvet verir, iştah açar.<br />
Greyfurt: Kansere karşı koruyucudur, C vitamini deposudur. İştah açar.<br />
<br />
Çörekotu: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir.<br />
Defne: İdrar ve âdet söktürür. İştah açar.<br />
<br />
Havuç: Görmeyi kuvvetlendirir, kansızlığı giderir, yüz kırışıklıklarını giderir.<br />
Tere: İştah açar, hazmı kolaylaştırır.<br />
<br />
İncir: Enerji verir, kilo almaya çok faydalıdır.<br />
Karanfil: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar.<br />
<br />
Kırmızı biber: C vitamini çoktur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. İştah açar, sindirimi kolaylaştırır, sinir hastalıklarını yatıştırır, kolesterolü önler.<br />
<br />
Nohut: Vücudu kuvvetlendirir. Kuru fasulye ve pirinç de faydalıdır.<br />
Soğan sarımsak: İştah açar.<br />
<br />
Tarçın: Ruhi sıkıntıları giderir. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır.<br />
Yoğurt: Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.<br />
<br />
Çikolatalı puding: Kilo almaya yarar.<br />
Zencefil: İştah açar.<br />
<br />
Tuz: İştah açar.<br />
Baharatlar: İştah açar.<br />
<br />
Zeytinyağı: En fazla kalori zeytin yağındadır.<br />
Kuru yemişler: Kalori çoktur.<br />
Hurma: Kansızlığa iyi gelir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Unlu, şekerli ve yağlı gıdalar tercih edilmelidir</span><br />
<br />
Kilo almak için ne yapmalıyım? Yemek zor, metabolizmam hızlı diyenlere ilaç gibi 6 taktik, sağlıklı kilo alma yöntemleri ve besin listesi burada!bigjoy gainer<br />
<br />
    Kilo almak için daha fazla kalori almayı kolaşlaştıran ürünleriyle sponsorumuz Bigjoy’un ürünlerini inceleyebilirsiniz!<br />
<br />
Ben de uzun yıllar kilo almak için çok uğraştım ve sonunda bunun için gerekli şeyleri öğrendim. Kilo almaya başlamam spor performansımı da artırdı, spor yapmam da kilo almamı kolaylaştırdı. Şimdi teker teker size bilmeniz gereken her şeyi anlatacağım:<br />
<br />
    Neden kilo almak size zor geliyor? Vücut tipinizi öğreneceksiniz.<br />
    Kilo almak için hangi besinleri yemeniz gerektiğini öğreneceksiniz.<br />
    Kilo almak için ücretsiz beslenme programı vereceğiz, evet yanlış duymadınız!<br />
    ve bir daha hiçbir zaman kilo alma problemi yaşamamanız için, iştahınızın açılması için 6 tavsiye vereceğiz. Başlayalım!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Neden Kilo Alamıyorsun?</span><br />
<br />
Birkaç maddede neden kilo alamadığını konuşalım, böylece yanlışlarını daha iyi göreceksin.<br />
<br />
Kilo almak için kolay yol arıyorsun!<br />
<br />
Evet. Kilo almak için kolay yol yok. Zaten kolay gelseydi almış olurdun.<br />
<br />
Yapmamız gereken yanlışları öğrenmek, buna biraz kafa yormak, zaman harcamak ve doğru olanı yapmak. Öyle taktiklerle hilelerle olmaz. <br />
<br />
Kilo aldırıcı ilaç diye bir şey yok! En azından sağlıklı şekilde bunu yapamazsın. Evet supplement veya vitamin takviyeleri belki kilo almak için eksiğini giderebilirler. Ama bunlar zaten besin, ilaç değil. Sen doğru beslenmeyi öğrenmelisin önce.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">kilo almak için tavsiyeler</span><br />
<br />
Sonra hayatına fitness de girdiği zaman, birazcık ağırlık çalıştığın zaman hızlı ve sağlıklı kilo almak çocuk oyuncağı.<br />
<br />
Evde vücut geliştirme makalemizi incele, evde spor yapmaya başla. Çünkü ağırlık çalışmak kaslarınızın besine ihtiyacını artırır ve iştahınız açılır, kilolarınızı da kas olarak alırsınız!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vücut tipini öğren, kendini kabul et!</span><br />
<br />
Öncelikle vücut tipleri diye bir şey var. Elbette herkes aynı değil. Hepimiz farklıyız, ama birtakım gruplar ile bunu daha basit ifade edebiliriz. Yaradan bizi bir tipte yaratmadı elbette ama biz bunu kolayca anlayalım diye böyle gruplar uyduruyoruz.<br />
<br />
Aşağıdaki quizi çözmelisin önce, böylece ektomorf, endomorf, mezomorf nesin ortaya çıkacak.<br />
<br />
Genelde ektomorf tipler kilo almakta zorlanır. Ama bu çok önemli değil, ne olursan ol yapman gerekenler aslında aynı prensiplere bağlı. Vücut tipleri hakkında daha fazla bilgi almak için buna özgü bir makalemiz var, öneririm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tabii ki yeterince yemiyorsun!</span><br />
<br />
Tek başıma büyük pizza yiyorum diyebilirsin, tamam ama bunu günde kaç kere yaptın? Kaç zaman üst üste yaptın?<br />
<br />
Fazla kalori alıyorum, ama kilo alamıyorum diye bir şey yok. Bu dediğin bilimsel olarak imkansız!<br />
<br />
Günlük kalori ihtiyacını hesaplaman lazım, buna göre kalorini artırman lazım. Başka bir çıkar yolu yok.<br />
<br />
Tabii ki bunu yapmanın bazı taktikleri var. Yani fazla ye demeyle fazla yenmiyor. Bunları ilerleyen kısımlarda paylaşacağız, kilo almak için iştah nasıl açılır göreceğiz.<br />
<br />
Çok daha fazla sebep olabilir, ama şimdilik çok uzatmadan kilo almak için ne yapılmalı bakalım.<br />
Kilo Almak için Besin Listesi, Ne Yemeliyiz?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hangi besinler kilo almamıza yardımcı olur?</span><br />
<br />
Aslında her şey işe yarar, yeterince yenildiği zaman; hiçbir şey işe yaramaz, yeterince toplam kalori almazsaınz.<br />
<br />
Ama bu listedeki besinler yüksek kalori içeren besinler. Ne demiştik, fazla kalori yemek lazım ki kilo alalım, tek kural bu. Fazla kalori almamıza yardımcı olacak ne varsa, işimize yarar.<br />
<br />
1- Pirinç!<br />
<br />
Evet kimilerine göre sağlıksız kalori, eğer kilo vermek istiyorsanız öyle. Ama siz kilo almak istiyorsunuz. Pirinç öyle ki, direk kaslarınızın içinde su tutmanıza yardımcı olacak. Böylece dolu dolu gezeceksiniz!<br />
<br />
Pirinç kolayca yenebilir, yüksek kaloridir, hatta protein oranı bile yüksek sayılır!<br />
<br />
2- Süt!<br />
<br />
Süt sıvı şekilde kalori almanıza yardımcı olur. Eğer laktoza alerjiniz yoksa, süt muazzamdır. Protein tozu dediğimiz şey sütten oluşuyor işte, daha ne bekliyorsunuz!<br />
<br />
Eğer süt içmek sizde alerji yaparsa, sivilceniz vb. çıkar; sürekli gaz olursa, çok abartmayın. Günde 1 litre içerek test edin.<br />
<br />
Ayrıca sütü gidip light içmeyin sakın! Ne kadar kalori o kadar iyi, yağ da yüksek kalori içerir. Merak etmeyin sağlıksız değil.<br />
<br />
3- Kuruyemişler!<br />
<br />
Kuruyemiş gibisi yok. İnanılmaz kalorileri var. Oldukça besleyiciler. Kuruyemiş ayrıca midenizi de doldurmaz.<br />
<br />
Mesela büyük bir öğün kuru fasülye pilav yediniz, 20 dakika sonra üzerine kuruyemişi ekleyebilirsiniz. 100 gram fındık, fıstık, kaju, badem, ceviz, leblebi bile inanılmaz kalori içerir ve yenmesi de çook kolaydır!<br />
<br />
4- Patates<br />
<br />
Patates çok sevilen bir besin, kalorisi inanılmaz yüksek değil ama çok yenmeye müsait. Püre olur, hatta çok abartmadan sağlıklı şekilde kızartabilirsiniz de. Kalorisi bu şekilde yükselecektir.<br />
<br />
5- Kırmızı et, yağlı<br />
<br />
Kırmızı et eğer bir de seviyorsanız, kilo almanıza çok yardımcı olur. İçindeki besinleri, proteini, özellikle de yağlı ise biraz kalorisi oldukça faydanıza olacaktır.<br />
<br />
6- Bakliyatlar, nohut mercimek barbunya!<br />
<br />
Bakliyat gibisi yok! Hem proteinleri yüksek, hem karbonhidratları. Yağ oranı da düşük, bunu yüksek yağ oranı olan örneğin kuruyemişlerle de beraber yiyebilirsiniz. Böylece kaloriyi tavana vurduracaksınız.<br />
<br />
Tabii lif oranları yüksektir, sizi sık sık tuvalete çıkarabilir. Midenizi de biraz şişirebilir, çünkü lif oranı yüksektir.<br />
<br />
7- Balıklar<br />
<br />
Balık çok yağlı bir ettir. Ayrıca omega 3 oranı da yüksektir. Böylece vücudunuzdaki omega 6 – omega 3 dengesini korumanız da kolaylaşır.<br />
<br />
Balığın faydalarını anlatmakla bitiremeyiz. Kesinlikle haftada 2 defa tüketin!<br />
<br />
8- Tam yağlı peynir, yoğurt<br />
<br />
Sütte bahsettiğimiz şeyler aslında burada da geçerli. Eğer seviyorsanız yemeklerinizin yanında biraz yoğurt, kahvaltılarda da bolca peyniri eksik etmeyin!<br />
<br />
9- Bitter çikolata<br />
<br />
Biraz temiz beslenmenin dışına çıkmak size çok koymayacaktır. Bitter çikolata ile 2-3 günde bir kendinizi şımartın, kalori değeri de yüksektir. İşinize gelir.<br />
<br />
    Hatta buyrun direk size bi örnek beslenme programı verelim, kilo almaya başlarken birçok kişi bu listeyle kolayca kütle kazanabilir:<br />
<br />
 	Kalori	Protein	Karb	Yağ<br />
Süt 200 ml	128	7	8	7<br />
Yulaf – 50 gram	178	6	30	3<br />
Yumurta 4 adet – bütün 	300	25	1	21<br />
Domates 1 adet	19	1	3	0,2<br />
Peynir 2 dilim	142	10	0	11<br />
Elma 1 adet	78	0,5	17	0,5<br />
Ara Toplam	845	49	59	42<br />
				<br />
Muz 2 adet	142	2	32	0,2<br />
Badem 1 avuç	256	8	2	24<br />
Ara Toplam	398	10	34	24<br />
				<br />
Tavuk Göğsü / Hindi – 150 gram 	164	38	0	1<br />
Pirinç / Bulgur (pişmemiş) – 200 gram 	700	16	152	2<br />
Brokoli 200gr 	52	6	5	1<br />
Ara Toplam	916	60	157	4<br />
				<br />
Tavuk Göğsü / Hindi – 150 gram 	164	38	0	1<br />
Nohut yemeği (pişmiş) – 300 gram	519	17	44	28<br />
Yoğurt 3 kaşık 	80	4	5	5<br />
Çoban Salata 100 gram 	42	1	2	3<br />
Ara Toplam	805	60	51	36<br />
				<br />
Genel Toplam	2966	179	300	106<br />
Sağlıklı ve Kolay Kilo Alma Yöntemleri<br />
<br />
Saydığım şeyleri ben nasıl her gün yapıyorum görmek ve günlük hayatta kalorileri almak için küçük taktikleri kapmak için izlemenizi öneririm. Ben burda 5000 kaloriden fazla yiyorum, hem de zamanım yok demeden!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Yağ Alımını Artırın</span><br />
<br />
Makro besinler (protein, karbonhidrat, yağ) arasında yağ en yüksek kaloriye sahip olandır.<br />
<br />
Dolayısıyla yağ oranı düşük diyetlerin kalorisini yüksek tutmak zordur. O yüzden yapmamız gereken olabildiğince sağlıklı yağ kaynaklarını kullanarak yağ alımımızı arttırmak.<br />
<br />
Sanılanın aksine yağ kaynakları tüketmemiz yağlanmamıza sebep olmaz. Yağlanmamıza aktivitesiz kalmamız ve yaktığımızdan çok fazla kalori almamız sebep olur. Tabii yapmamız gereken olabildiğince sağlıklı yağları tüketmek.<br />
<br />
Bunlara örnek besinler olarak zeytinyağı, badem, fındık, fıstık, ceviz, avokadoyu verebiliriz. Örnek olarak bir avuç badem tüketerek kolayca 150 kalori alabiliriz. Bunun yanında beslenmemizde takibini sağlarsak tereyağı gibi diğer yağ kaynaklarını da az oranda tüketebiliriz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Sıvı Kalori Alın</span><br />
<br />
Kalorileri yemek zor gelmeye başladığında, kalorileri içmeye yönelebiliriz. Sıvı besinler midemizde daha az yer tutacakları için kalori alımımızı arttırmamız daha kolay olacaktır. Bu meyve suyu, süt yada çok içerikli, yüksek kalorili bir shake olabilir.<br />
<br />
    Sağlığımız için kalorileri içerken rafine şekerli içeceklerden uzak durmamız önemli tabii. Bunu sağlamak için kendi sağlıklı ve yüksek kalorili içeceğimizi kendimiz yapabiliriz.<br />
<br />
Yüksek kalorili shake tarifi:<br />
<br />
Buz kırıcı blendere:<br />
<br />
    150 gram yulaf ezmesi<br />
    1 muz<br />
    2 bardak tam yağlı süt<br />
    1 ölçek protein tozu veya 7 yumurta beyazı (Tam yumurta kalori için daha iyi olabilir fakat yağ artışının takibini yapmalıyız.)<br />
    2 avuç fındık (Badem, ceviz, fıstık da olabilir.)<br />
    1 tatlı kaşığı bal<br />
    1 tatlı kaşığı reçel<br />
<br />
Besin değerleri: 45g yağ, 170g karbonhidrat, 70g protein / 1349 kalori<br />
<br />
Buna benzer başka tarifler için de bu videoyu inceleyebilirsiniz:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Daha Çok Su!</span><br />
<br />
Su zaten hedefimiz ne olursa olsun beslenmemizdeki en önemli yere sahip. Suyu zaten bol bol içmeliyiz ama kilo alma konusunun altında bu taktiği yazmamın sebebi sindirim ve mide genişliği.<br />
<br />
Günlük su alımımızı arttırırsak bu tükettiğimiz besinleri daha rahat sindirmemizi sağlayacaktır. Su sindirim reaksiyonlarında önemli bir rol oynar.<br />
<br />
Aynı zamanda su tüketimimizi arttırırsak bu midemizin tolere edebileceği hacmi de arttırabilir. Bu da tıkanmadan daha fazla besin yiyebiliriz demektir.<br />
<br />
Bu yemek yeme yarışmacılarının da kullandığı bir taktiktir.<br />
<br />
Dikkat etmemiz gereken bir nokta aşırı su alımı çok zor olsa da su zehirlenmesine sebep olabilir. Böbrek problemleri olmayan sağlıklı bir bireyin böbrekleri saatte 800ml-1000ml kadar suyu süzebilir. Bunu göz önünde tutarak su alımımızı arttırırsak su zehirlenmesi yaşamayız.<br />
Kilo Almak İçin Besinleri Karıştırarak Kalorilerini Arttırın<br />
<br />
    Örnek olarak köfte yaparken içine fazladan tam buğday ekmeği, yulaf unu katılabilir. Aynı zamanda yumurta ile omlet yaparken içine yulaf katılabilir. Makarna yapılırken üstüne kıyma ve tam yağlı kaşar peyniri eklenebilir.<br />
<br />
    Birinci taktikle de birleştirirsek pişmiş yemeklerin üstüne zeytinyağı eklenebilir. Bu işlemler genel olarak daha fazla yediğimizi hissettirmezken daha fazla kalori almamıza yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Bileşik Egzersizler</span><br />
<br />
Sağlıklı kilo almaktan bahsediyorsak, kas kazanımından bahsediyoruz demektir.<br />
<br />
Eğer ki yağ oranımız gerçekten çok düşük değilse yağ almak en son istediğimiz şey olmalı.<br />
<br />
Eğer çok düşük bir yağ oranında yaşamımızı sürdürmek istiyorsak bu örnek olarak eklemlerimizde problem çıkarabilir. Ama tabi ki bu durumlar çok nadirdir ve genelde sağlıklı bir şekilde kilo almaya başlayınca kendiliğinden hallolur.<br />
<br />
Bunun dışında yağ alımını minimumda tutarken kas geliştirmek için ağırlık antrenmanları yapmalıyız. Ağırlık antrenmanlarında da bileşik egzersizlere ağırlık vermeliyiz.<br />
<br />
Bileşik egzersizler aynı anda daha fazla kas grubunu çalıştıran egzersizlerdir (squat, deadlift, bench press vs.). Bu egzersizler bizim daha az zaman ve enerji harcayarak daha fazla kas çalışmamızı sağlayacak ve dolayısıyla kas gelişimimizi izole egzersizlere göre daha çok destekleyecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Kaloride İstikrarı Koruyun!</span><br />
<br />
Kaloriler ve kalori saymak hakkında bilgi almak için beslenme rehberine göz atın!<br />
<br />
   <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> Son ama en önemli taktik: İstikrar.</span><br />
<br />
Aslında hayatta neyden bahsedersek bahsedelim başarıya ulaşmamız için istikrarlı olmalıyız. Hafta içi her gün için 250 kalori fazlası yaratabildiğimiz bir beslenme planını rakamı rakamına uyguladığımızı düşünelim. Herkes ne kadar çok yediğimizi söylüyor bize.<br />
<br />
Fakat hafta sonları bu düzeni bozuyoruz ve 5 günde yarattığımız 1000 kalori fazlalığını hafta sonu toplamda 1500 kalori eksik alarak kaybediyoruz.<br />
<br />
Sonra çok yediğimizi ama yine de kilo alamadığımızı söyleyerek yakınıyoruz. Bunun yerine istikrarı korusak, disiplinli olsak ve hafta sonları da beslenmemizi takip etsek sonuçlarımız kaçınılmaz olacaktır. Bu tarz diyet bozma örneklerine birçok farklı şekilde rastlayabiliriz. Bunu düzeltmek için yapmamız gereken istikrarı sürdürebilmek.<br />
<br />
Eğer düzeninizin bozulmasına engel olamıyorsanız düzeni değiştirin ama kalori alımınızı değiştirmeyin. Bu öğün saatlerinizi değiştirmeniz, gece yemeniz ya da sabah kalorilerinizin çoğunu tamamlamanız anlamına gelebilir.<br />
<br />
Tam optimal olmasa da öyle ya da böyle aynı kalorileri almaya devam edebilirseniz, takibini yapabilir ve kilo almanızı kesin hale getirebilirsiniz.<br />
<br />
Hızlı metabolizması olan insanlar için kilo almak mucize değil. Hormonal problemleriniz yoksa bu 6 taktiği uyguladığınız sürece kilo almakta problem yaşamayacaksınız!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo almak kilo vermekten daha mı zor? Öyleyse neden?</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dr. Sinan Akkurt, kilo alma hakkında merak edilenleri anlattı.</span><br />
<br />
Kilo vermek tabii ki çağımızın problemidir ve oldukça zordur. İlginç olan şu ki aslında kilo almak daha zordur. Haftada 1 kg ağırlık kazanımı için fazladan 7 bin kalori, yani günde fazladan bin kalori tüketilmesi gerekir. Bu kişilerin bir bölümünün iştah problemleri vardır ve bu yüzden bu kaloriyi tüketmeleri de zordur. Bunu açıklamak gerekirse yağı çok az, kas kütlesi daha fazla olan vücut, yediği her şeyi kolayca yakabilir. Kilolu bir bireyde ise durum tam tersidir; kilolu bir vücutta yağ miktarının yüksekliğine bağlı olarak metabolizma hızı da düşüktür. Kısır döngü fazla yağların daha da fazla yağ depolanmasını kolaylaştırmasıyla sürüp gider. Yani aslında iki durum da zordur. Ama kilo almak sorun gibi gözükmese de aslında vermek kadar büyük bir sorundur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Normalden daha az kilolu olmanın ne gibi sakıncaları vardır?</span><br />
<br />
Zayıf olarak sınıflandırdığımız, yani boya göre ağırlıkları yüzde 15-20’nin altında olan bireylerin beden kitle indeksi 18’in altındadır. Kadınlarda vücut yağ oranı 9-10, erkeklerde 7-8 altındaysa bireyler zayıf olarak tanımlanır. Zayıf olmak sadece fiziksel olarak memnuniyetsizlik, özgüven eksikliği hissetmenin yanı sıra aynı zamanda ciddi sağlık problemlerine sebep olabilir ve organların işlevinin bozulmasına neden olur. İştahsızlık, metabolik bozukluklar, psikolojik durum, sindirim problemleri kilo almayı zorlaştırabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nasıl sağlıklı kilo alınır?</span><br />
<br />
Kilo almak isteyen kişiler öncelikle doktor denetiminden geçmeli; gerekli tahlil ve klinik bulgulara göre kilo almasına engel olan bir rahatsızlık olup olmadığı kontrol edilmelidir. Kilo alamamanın altında kişinin ihtiyacı olan enerjiyi yeterince alamaması ya da aldığı kaloriden fazlasını harcaması, dengesiz beslenme, genetik yapı, hormonal bozukluklar, bazı mineral ve vitamin eksiklikleri, mide ve bağırsak sistemindeki bozukluklar yatıyor olabilir. Kilo alamayan bireyler bazen önlerinde çok fazla yemek görmek istemeyebilirler. Bu yüzden kilo aldırabilmek için öğün sayısını artırıp öğün aralarında sık sık hacim yönünden az, kalorisi yüksek besinler seçmeliyiz.<br />
<br />
Mesela bir kase evde yapılmış yoğurt yanında bir avuç öğütülmüş badem ya da ceviz gibi yağlı tohumlar ile servis edilebilir. Yemeklere ve salatalara konulan yağ miktarı bir miktar artırılabilir. Yemeklerin yanında yoğurt, ayran yerine tahin-pekmez, taze sıkma meyve suyu, yağsız peynir yerine tam yağlı peynir, yağsız ekmekler yerine keçiboynuzu unu, pekmez, bal ile zenginleştirilmiş kek gibi alternatifler tercih edilmelidir. Kilo alma aşamasında davranış değişikliği de önemlidir. Birey acıkmamış olsa bile öğünleri atlamadan yemesi ve enerji açığını kapatması gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Öğün aralarında tercih edilebilecek alternatifler:</span><br />
<br />
    1 kase ev yapımı manda yoğurdu ve ceviz ya da badem<br />
    Bir bardak meyveli / ballı smoothie<br />
    2 dilim siyez ekmeği arası 3-4 tane ceviz, 1 dilim kaşar peyniri<br />
    1 dilim fındıklı, keçiboynuzu unlu ev yapımı kek, yanında 1 bardak meyve suyu<br />
    1 kase ev yapımı meyveli yoğurt<br />
    1 bardak kefir<br />
    1 avuç kuru meyve ya da 2 kuru incir, yanında 1 bardak keçi sütü<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İdeal kilomuzu nasıl saptayabiliriz?</span><br />
<br />
Kişinin yaşı, boyu ve kilosu arasında kurulmuş ilişkiye göre ideal kiloyu hesaplayan formüller vardır. Bunlardan en sık ve sağlık risklerini en aza indirme amaçlı kullanılanı vücut kitle indeksi isimli metoddur. Bu metod, kalp damar hastalığı, hipertansiyon, şeker hastalığı ve sağlık risk ölçümü için kullanılan metodların başında gelir.<br />
<br />
İdeal kilonuzu hesaplamak için önce boyunuzun karesini alın. Daha sonra kilonuzu çıkan sonuca bölün.<br />
<br />
Örnek vermek gerekirse:<br />
<br />
1.60 x 1.60 = 2.56<br />
<br />
70 / 2.56 = 27.34<br />
<br />
Elde ettiğiniz sonuç 18,5 ile 25 arasındaysa normal olarak kabul edilir. Eğer 18.5 altı ise zayıf olrak kabul edilir. En sağlıklı indeks 20 ile 23 arasındakilerdir. Eğer sonuç 25 ile 30 arasındaysa kişinin fazla kilolu olduğu görülür. 30 ile 40 arasındaki sonuçlar ise obezite hastalığını gösterir.<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak için - Sağlıklı ve Kolay Kilo Alma Yöntemleri</span><br />
<br />
Sual: Zayıflamak için pratik bilgiler yazdınız. Ama ben kilo almak istiyorum. Ne yapmalıyım?<br />
CEVAP<br />
Eğer kilo alamamanız, vücut yapısından ise, vücudunuz gıdaları çok yakıyorsa, hormon muayenesi yaptırmak ve ona göre hareket etmek gerekir. Yani uzman doktorun muayene ve teşhisinden sonra, onun tavsiyelerine uymak gerekir.<br />
<br />
Normal bir insanın kilo almak için o yazdıklarımızın tersini yapması yeter. Mesela:<br />
1- Her zaman unlu, şekerli ve yağlı gıdalar yemeli. Hamur işi ve yağlı börekler, tatlılar yemeli.<br />
2- Zeytin yağı hem sağlık için hem de kilo almak için çok iyidir.<br />
3- İştah açıcı gıdalar yemeli, sofrada sirkeyi eksik etmemeli.<br />
4- Fındık, fıstık, ceviz gibi kuru yemişler yemeli.<br />
5- Yiyecekler karbonhidrat [şekerli gıdalar] yönünden zengin olmalı. Mesela pilav yemeli.<br />
<br />
Kilo almada, ölçü, verilen kaloriden daha çok kalori almaktır. Bunlar yapılırsa normal insan kısa zamanda çok kilo alır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İştah açan gıdalar</span><br />
<br />
Sual: Zayıfım kilo almak istiyorum. İştah açan, vücuda kuvvet veren gıdalar hangileridir?<br />
CEVAP<br />
Kavun, karpuz: Baş ağrısını giderir, gözlere kuvvet verir, iştah açar.<br />
Greyfurt: Kansere karşı koruyucudur, C vitamini deposudur. İştah açar.<br />
<br />
Çörekotu: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir.<br />
Defne: İdrar ve âdet söktürür. İştah açar.<br />
<br />
Havuç: Görmeyi kuvvetlendirir, kansızlığı giderir, yüz kırışıklıklarını giderir.<br />
Tere: İştah açar, hazmı kolaylaştırır.<br />
<br />
İncir: Enerji verir, kilo almaya çok faydalıdır.<br />
Karanfil: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar.<br />
<br />
Kırmızı biber: C vitamini çoktur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. İştah açar, sindirimi kolaylaştırır, sinir hastalıklarını yatıştırır, kolesterolü önler.<br />
<br />
Nohut: Vücudu kuvvetlendirir. Kuru fasulye ve pirinç de faydalıdır.<br />
Soğan sarımsak: İştah açar.<br />
<br />
Tarçın: Ruhi sıkıntıları giderir. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır.<br />
Yoğurt: Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.<br />
<br />
Çikolatalı puding: Kilo almaya yarar.<br />
Zencefil: İştah açar.<br />
<br />
Tuz: İştah açar.<br />
Baharatlar: İştah açar.<br />
<br />
Zeytinyağı: En fazla kalori zeytin yağındadır.<br />
Kuru yemişler: Kalori çoktur.<br />
Hurma: Kansızlığa iyi gelir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Unlu, şekerli ve yağlı gıdalar tercih edilmelidir</span><br />
<br />
Kilo almak için ne yapmalıyım? Yemek zor, metabolizmam hızlı diyenlere ilaç gibi 6 taktik, sağlıklı kilo alma yöntemleri ve besin listesi burada!bigjoy gainer<br />
<br />
    Kilo almak için daha fazla kalori almayı kolaşlaştıran ürünleriyle sponsorumuz Bigjoy’un ürünlerini inceleyebilirsiniz!<br />
<br />
Ben de uzun yıllar kilo almak için çok uğraştım ve sonunda bunun için gerekli şeyleri öğrendim. Kilo almaya başlamam spor performansımı da artırdı, spor yapmam da kilo almamı kolaylaştırdı. Şimdi teker teker size bilmeniz gereken her şeyi anlatacağım:<br />
<br />
    Neden kilo almak size zor geliyor? Vücut tipinizi öğreneceksiniz.<br />
    Kilo almak için hangi besinleri yemeniz gerektiğini öğreneceksiniz.<br />
    Kilo almak için ücretsiz beslenme programı vereceğiz, evet yanlış duymadınız!<br />
    ve bir daha hiçbir zaman kilo alma problemi yaşamamanız için, iştahınızın açılması için 6 tavsiye vereceğiz. Başlayalım!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Neden Kilo Alamıyorsun?</span><br />
<br />
Birkaç maddede neden kilo alamadığını konuşalım, böylece yanlışlarını daha iyi göreceksin.<br />
<br />
Kilo almak için kolay yol arıyorsun!<br />
<br />
Evet. Kilo almak için kolay yol yok. Zaten kolay gelseydi almış olurdun.<br />
<br />
Yapmamız gereken yanlışları öğrenmek, buna biraz kafa yormak, zaman harcamak ve doğru olanı yapmak. Öyle taktiklerle hilelerle olmaz. <br />
<br />
Kilo aldırıcı ilaç diye bir şey yok! En azından sağlıklı şekilde bunu yapamazsın. Evet supplement veya vitamin takviyeleri belki kilo almak için eksiğini giderebilirler. Ama bunlar zaten besin, ilaç değil. Sen doğru beslenmeyi öğrenmelisin önce.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">kilo almak için tavsiyeler</span><br />
<br />
Sonra hayatına fitness de girdiği zaman, birazcık ağırlık çalıştığın zaman hızlı ve sağlıklı kilo almak çocuk oyuncağı.<br />
<br />
Evde vücut geliştirme makalemizi incele, evde spor yapmaya başla. Çünkü ağırlık çalışmak kaslarınızın besine ihtiyacını artırır ve iştahınız açılır, kilolarınızı da kas olarak alırsınız!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vücut tipini öğren, kendini kabul et!</span><br />
<br />
Öncelikle vücut tipleri diye bir şey var. Elbette herkes aynı değil. Hepimiz farklıyız, ama birtakım gruplar ile bunu daha basit ifade edebiliriz. Yaradan bizi bir tipte yaratmadı elbette ama biz bunu kolayca anlayalım diye böyle gruplar uyduruyoruz.<br />
<br />
Aşağıdaki quizi çözmelisin önce, böylece ektomorf, endomorf, mezomorf nesin ortaya çıkacak.<br />
<br />
Genelde ektomorf tipler kilo almakta zorlanır. Ama bu çok önemli değil, ne olursan ol yapman gerekenler aslında aynı prensiplere bağlı. Vücut tipleri hakkında daha fazla bilgi almak için buna özgü bir makalemiz var, öneririm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tabii ki yeterince yemiyorsun!</span><br />
<br />
Tek başıma büyük pizza yiyorum diyebilirsin, tamam ama bunu günde kaç kere yaptın? Kaç zaman üst üste yaptın?<br />
<br />
Fazla kalori alıyorum, ama kilo alamıyorum diye bir şey yok. Bu dediğin bilimsel olarak imkansız!<br />
<br />
Günlük kalori ihtiyacını hesaplaman lazım, buna göre kalorini artırman lazım. Başka bir çıkar yolu yok.<br />
<br />
Tabii ki bunu yapmanın bazı taktikleri var. Yani fazla ye demeyle fazla yenmiyor. Bunları ilerleyen kısımlarda paylaşacağız, kilo almak için iştah nasıl açılır göreceğiz.<br />
<br />
Çok daha fazla sebep olabilir, ama şimdilik çok uzatmadan kilo almak için ne yapılmalı bakalım.<br />
Kilo Almak için Besin Listesi, Ne Yemeliyiz?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hangi besinler kilo almamıza yardımcı olur?</span><br />
<br />
Aslında her şey işe yarar, yeterince yenildiği zaman; hiçbir şey işe yaramaz, yeterince toplam kalori almazsaınz.<br />
<br />
Ama bu listedeki besinler yüksek kalori içeren besinler. Ne demiştik, fazla kalori yemek lazım ki kilo alalım, tek kural bu. Fazla kalori almamıza yardımcı olacak ne varsa, işimize yarar.<br />
<br />
1- Pirinç!<br />
<br />
Evet kimilerine göre sağlıksız kalori, eğer kilo vermek istiyorsanız öyle. Ama siz kilo almak istiyorsunuz. Pirinç öyle ki, direk kaslarınızın içinde su tutmanıza yardımcı olacak. Böylece dolu dolu gezeceksiniz!<br />
<br />
Pirinç kolayca yenebilir, yüksek kaloridir, hatta protein oranı bile yüksek sayılır!<br />
<br />
2- Süt!<br />
<br />
Süt sıvı şekilde kalori almanıza yardımcı olur. Eğer laktoza alerjiniz yoksa, süt muazzamdır. Protein tozu dediğimiz şey sütten oluşuyor işte, daha ne bekliyorsunuz!<br />
<br />
Eğer süt içmek sizde alerji yaparsa, sivilceniz vb. çıkar; sürekli gaz olursa, çok abartmayın. Günde 1 litre içerek test edin.<br />
<br />
Ayrıca sütü gidip light içmeyin sakın! Ne kadar kalori o kadar iyi, yağ da yüksek kalori içerir. Merak etmeyin sağlıksız değil.<br />
<br />
3- Kuruyemişler!<br />
<br />
Kuruyemiş gibisi yok. İnanılmaz kalorileri var. Oldukça besleyiciler. Kuruyemiş ayrıca midenizi de doldurmaz.<br />
<br />
Mesela büyük bir öğün kuru fasülye pilav yediniz, 20 dakika sonra üzerine kuruyemişi ekleyebilirsiniz. 100 gram fındık, fıstık, kaju, badem, ceviz, leblebi bile inanılmaz kalori içerir ve yenmesi de çook kolaydır!<br />
<br />
4- Patates<br />
<br />
Patates çok sevilen bir besin, kalorisi inanılmaz yüksek değil ama çok yenmeye müsait. Püre olur, hatta çok abartmadan sağlıklı şekilde kızartabilirsiniz de. Kalorisi bu şekilde yükselecektir.<br />
<br />
5- Kırmızı et, yağlı<br />
<br />
Kırmızı et eğer bir de seviyorsanız, kilo almanıza çok yardımcı olur. İçindeki besinleri, proteini, özellikle de yağlı ise biraz kalorisi oldukça faydanıza olacaktır.<br />
<br />
6- Bakliyatlar, nohut mercimek barbunya!<br />
<br />
Bakliyat gibisi yok! Hem proteinleri yüksek, hem karbonhidratları. Yağ oranı da düşük, bunu yüksek yağ oranı olan örneğin kuruyemişlerle de beraber yiyebilirsiniz. Böylece kaloriyi tavana vurduracaksınız.<br />
<br />
Tabii lif oranları yüksektir, sizi sık sık tuvalete çıkarabilir. Midenizi de biraz şişirebilir, çünkü lif oranı yüksektir.<br />
<br />
7- Balıklar<br />
<br />
Balık çok yağlı bir ettir. Ayrıca omega 3 oranı da yüksektir. Böylece vücudunuzdaki omega 6 – omega 3 dengesini korumanız da kolaylaşır.<br />
<br />
Balığın faydalarını anlatmakla bitiremeyiz. Kesinlikle haftada 2 defa tüketin!<br />
<br />
8- Tam yağlı peynir, yoğurt<br />
<br />
Sütte bahsettiğimiz şeyler aslında burada da geçerli. Eğer seviyorsanız yemeklerinizin yanında biraz yoğurt, kahvaltılarda da bolca peyniri eksik etmeyin!<br />
<br />
9- Bitter çikolata<br />
<br />
Biraz temiz beslenmenin dışına çıkmak size çok koymayacaktır. Bitter çikolata ile 2-3 günde bir kendinizi şımartın, kalori değeri de yüksektir. İşinize gelir.<br />
<br />
    Hatta buyrun direk size bi örnek beslenme programı verelim, kilo almaya başlarken birçok kişi bu listeyle kolayca kütle kazanabilir:<br />
<br />
 	Kalori	Protein	Karb	Yağ<br />
Süt 200 ml	128	7	8	7<br />
Yulaf – 50 gram	178	6	30	3<br />
Yumurta 4 adet – bütün 	300	25	1	21<br />
Domates 1 adet	19	1	3	0,2<br />
Peynir 2 dilim	142	10	0	11<br />
Elma 1 adet	78	0,5	17	0,5<br />
Ara Toplam	845	49	59	42<br />
				<br />
Muz 2 adet	142	2	32	0,2<br />
Badem 1 avuç	256	8	2	24<br />
Ara Toplam	398	10	34	24<br />
				<br />
Tavuk Göğsü / Hindi – 150 gram 	164	38	0	1<br />
Pirinç / Bulgur (pişmemiş) – 200 gram 	700	16	152	2<br />
Brokoli 200gr 	52	6	5	1<br />
Ara Toplam	916	60	157	4<br />
				<br />
Tavuk Göğsü / Hindi – 150 gram 	164	38	0	1<br />
Nohut yemeği (pişmiş) – 300 gram	519	17	44	28<br />
Yoğurt 3 kaşık 	80	4	5	5<br />
Çoban Salata 100 gram 	42	1	2	3<br />
Ara Toplam	805	60	51	36<br />
				<br />
Genel Toplam	2966	179	300	106<br />
Sağlıklı ve Kolay Kilo Alma Yöntemleri<br />
<br />
Saydığım şeyleri ben nasıl her gün yapıyorum görmek ve günlük hayatta kalorileri almak için küçük taktikleri kapmak için izlemenizi öneririm. Ben burda 5000 kaloriden fazla yiyorum, hem de zamanım yok demeden!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Yağ Alımını Artırın</span><br />
<br />
Makro besinler (protein, karbonhidrat, yağ) arasında yağ en yüksek kaloriye sahip olandır.<br />
<br />
Dolayısıyla yağ oranı düşük diyetlerin kalorisini yüksek tutmak zordur. O yüzden yapmamız gereken olabildiğince sağlıklı yağ kaynaklarını kullanarak yağ alımımızı arttırmak.<br />
<br />
Sanılanın aksine yağ kaynakları tüketmemiz yağlanmamıza sebep olmaz. Yağlanmamıza aktivitesiz kalmamız ve yaktığımızdan çok fazla kalori almamız sebep olur. Tabii yapmamız gereken olabildiğince sağlıklı yağları tüketmek.<br />
<br />
Bunlara örnek besinler olarak zeytinyağı, badem, fındık, fıstık, ceviz, avokadoyu verebiliriz. Örnek olarak bir avuç badem tüketerek kolayca 150 kalori alabiliriz. Bunun yanında beslenmemizde takibini sağlarsak tereyağı gibi diğer yağ kaynaklarını da az oranda tüketebiliriz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Sıvı Kalori Alın</span><br />
<br />
Kalorileri yemek zor gelmeye başladığında, kalorileri içmeye yönelebiliriz. Sıvı besinler midemizde daha az yer tutacakları için kalori alımımızı arttırmamız daha kolay olacaktır. Bu meyve suyu, süt yada çok içerikli, yüksek kalorili bir shake olabilir.<br />
<br />
    Sağlığımız için kalorileri içerken rafine şekerli içeceklerden uzak durmamız önemli tabii. Bunu sağlamak için kendi sağlıklı ve yüksek kalorili içeceğimizi kendimiz yapabiliriz.<br />
<br />
Yüksek kalorili shake tarifi:<br />
<br />
Buz kırıcı blendere:<br />
<br />
    150 gram yulaf ezmesi<br />
    1 muz<br />
    2 bardak tam yağlı süt<br />
    1 ölçek protein tozu veya 7 yumurta beyazı (Tam yumurta kalori için daha iyi olabilir fakat yağ artışının takibini yapmalıyız.)<br />
    2 avuç fındık (Badem, ceviz, fıstık da olabilir.)<br />
    1 tatlı kaşığı bal<br />
    1 tatlı kaşığı reçel<br />
<br />
Besin değerleri: 45g yağ, 170g karbonhidrat, 70g protein / 1349 kalori<br />
<br />
Buna benzer başka tarifler için de bu videoyu inceleyebilirsiniz:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Daha Çok Su!</span><br />
<br />
Su zaten hedefimiz ne olursa olsun beslenmemizdeki en önemli yere sahip. Suyu zaten bol bol içmeliyiz ama kilo alma konusunun altında bu taktiği yazmamın sebebi sindirim ve mide genişliği.<br />
<br />
Günlük su alımımızı arttırırsak bu tükettiğimiz besinleri daha rahat sindirmemizi sağlayacaktır. Su sindirim reaksiyonlarında önemli bir rol oynar.<br />
<br />
Aynı zamanda su tüketimimizi arttırırsak bu midemizin tolere edebileceği hacmi de arttırabilir. Bu da tıkanmadan daha fazla besin yiyebiliriz demektir.<br />
<br />
Bu yemek yeme yarışmacılarının da kullandığı bir taktiktir.<br />
<br />
Dikkat etmemiz gereken bir nokta aşırı su alımı çok zor olsa da su zehirlenmesine sebep olabilir. Böbrek problemleri olmayan sağlıklı bir bireyin böbrekleri saatte 800ml-1000ml kadar suyu süzebilir. Bunu göz önünde tutarak su alımımızı arttırırsak su zehirlenmesi yaşamayız.<br />
Kilo Almak İçin Besinleri Karıştırarak Kalorilerini Arttırın<br />
<br />
    Örnek olarak köfte yaparken içine fazladan tam buğday ekmeği, yulaf unu katılabilir. Aynı zamanda yumurta ile omlet yaparken içine yulaf katılabilir. Makarna yapılırken üstüne kıyma ve tam yağlı kaşar peyniri eklenebilir.<br />
<br />
    Birinci taktikle de birleştirirsek pişmiş yemeklerin üstüne zeytinyağı eklenebilir. Bu işlemler genel olarak daha fazla yediğimizi hissettirmezken daha fazla kalori almamıza yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Bileşik Egzersizler</span><br />
<br />
Sağlıklı kilo almaktan bahsediyorsak, kas kazanımından bahsediyoruz demektir.<br />
<br />
Eğer ki yağ oranımız gerçekten çok düşük değilse yağ almak en son istediğimiz şey olmalı.<br />
<br />
Eğer çok düşük bir yağ oranında yaşamımızı sürdürmek istiyorsak bu örnek olarak eklemlerimizde problem çıkarabilir. Ama tabi ki bu durumlar çok nadirdir ve genelde sağlıklı bir şekilde kilo almaya başlayınca kendiliğinden hallolur.<br />
<br />
Bunun dışında yağ alımını minimumda tutarken kas geliştirmek için ağırlık antrenmanları yapmalıyız. Ağırlık antrenmanlarında da bileşik egzersizlere ağırlık vermeliyiz.<br />
<br />
Bileşik egzersizler aynı anda daha fazla kas grubunu çalıştıran egzersizlerdir (squat, deadlift, bench press vs.). Bu egzersizler bizim daha az zaman ve enerji harcayarak daha fazla kas çalışmamızı sağlayacak ve dolayısıyla kas gelişimimizi izole egzersizlere göre daha çok destekleyecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo Almak İçin Kaloride İstikrarı Koruyun!</span><br />
<br />
Kaloriler ve kalori saymak hakkında bilgi almak için beslenme rehberine göz atın!<br />
<br />
   <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> Son ama en önemli taktik: İstikrar.</span><br />
<br />
Aslında hayatta neyden bahsedersek bahsedelim başarıya ulaşmamız için istikrarlı olmalıyız. Hafta içi her gün için 250 kalori fazlası yaratabildiğimiz bir beslenme planını rakamı rakamına uyguladığımızı düşünelim. Herkes ne kadar çok yediğimizi söylüyor bize.<br />
<br />
Fakat hafta sonları bu düzeni bozuyoruz ve 5 günde yarattığımız 1000 kalori fazlalığını hafta sonu toplamda 1500 kalori eksik alarak kaybediyoruz.<br />
<br />
Sonra çok yediğimizi ama yine de kilo alamadığımızı söyleyerek yakınıyoruz. Bunun yerine istikrarı korusak, disiplinli olsak ve hafta sonları da beslenmemizi takip etsek sonuçlarımız kaçınılmaz olacaktır. Bu tarz diyet bozma örneklerine birçok farklı şekilde rastlayabiliriz. Bunu düzeltmek için yapmamız gereken istikrarı sürdürebilmek.<br />
<br />
Eğer düzeninizin bozulmasına engel olamıyorsanız düzeni değiştirin ama kalori alımınızı değiştirmeyin. Bu öğün saatlerinizi değiştirmeniz, gece yemeniz ya da sabah kalorilerinizin çoğunu tamamlamanız anlamına gelebilir.<br />
<br />
Tam optimal olmasa da öyle ya da böyle aynı kalorileri almaya devam edebilirseniz, takibini yapabilir ve kilo almanızı kesin hale getirebilirsiniz.<br />
<br />
Hızlı metabolizması olan insanlar için kilo almak mucize değil. Hormonal problemleriniz yoksa bu 6 taktiği uyguladığınız sürece kilo almakta problem yaşamayacaksınız!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kilo almak kilo vermekten daha mı zor? Öyleyse neden?</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dr. Sinan Akkurt, kilo alma hakkında merak edilenleri anlattı.</span><br />
<br />
Kilo vermek tabii ki çağımızın problemidir ve oldukça zordur. İlginç olan şu ki aslında kilo almak daha zordur. Haftada 1 kg ağırlık kazanımı için fazladan 7 bin kalori, yani günde fazladan bin kalori tüketilmesi gerekir. Bu kişilerin bir bölümünün iştah problemleri vardır ve bu yüzden bu kaloriyi tüketmeleri de zordur. Bunu açıklamak gerekirse yağı çok az, kas kütlesi daha fazla olan vücut, yediği her şeyi kolayca yakabilir. Kilolu bir bireyde ise durum tam tersidir; kilolu bir vücutta yağ miktarının yüksekliğine bağlı olarak metabolizma hızı da düşüktür. Kısır döngü fazla yağların daha da fazla yağ depolanmasını kolaylaştırmasıyla sürüp gider. Yani aslında iki durum da zordur. Ama kilo almak sorun gibi gözükmese de aslında vermek kadar büyük bir sorundur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Normalden daha az kilolu olmanın ne gibi sakıncaları vardır?</span><br />
<br />
Zayıf olarak sınıflandırdığımız, yani boya göre ağırlıkları yüzde 15-20’nin altında olan bireylerin beden kitle indeksi 18’in altındadır. Kadınlarda vücut yağ oranı 9-10, erkeklerde 7-8 altındaysa bireyler zayıf olarak tanımlanır. Zayıf olmak sadece fiziksel olarak memnuniyetsizlik, özgüven eksikliği hissetmenin yanı sıra aynı zamanda ciddi sağlık problemlerine sebep olabilir ve organların işlevinin bozulmasına neden olur. İştahsızlık, metabolik bozukluklar, psikolojik durum, sindirim problemleri kilo almayı zorlaştırabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nasıl sağlıklı kilo alınır?</span><br />
<br />
Kilo almak isteyen kişiler öncelikle doktor denetiminden geçmeli; gerekli tahlil ve klinik bulgulara göre kilo almasına engel olan bir rahatsızlık olup olmadığı kontrol edilmelidir. Kilo alamamanın altında kişinin ihtiyacı olan enerjiyi yeterince alamaması ya da aldığı kaloriden fazlasını harcaması, dengesiz beslenme, genetik yapı, hormonal bozukluklar, bazı mineral ve vitamin eksiklikleri, mide ve bağırsak sistemindeki bozukluklar yatıyor olabilir. Kilo alamayan bireyler bazen önlerinde çok fazla yemek görmek istemeyebilirler. Bu yüzden kilo aldırabilmek için öğün sayısını artırıp öğün aralarında sık sık hacim yönünden az, kalorisi yüksek besinler seçmeliyiz.<br />
<br />
Mesela bir kase evde yapılmış yoğurt yanında bir avuç öğütülmüş badem ya da ceviz gibi yağlı tohumlar ile servis edilebilir. Yemeklere ve salatalara konulan yağ miktarı bir miktar artırılabilir. Yemeklerin yanında yoğurt, ayran yerine tahin-pekmez, taze sıkma meyve suyu, yağsız peynir yerine tam yağlı peynir, yağsız ekmekler yerine keçiboynuzu unu, pekmez, bal ile zenginleştirilmiş kek gibi alternatifler tercih edilmelidir. Kilo alma aşamasında davranış değişikliği de önemlidir. Birey acıkmamış olsa bile öğünleri atlamadan yemesi ve enerji açığını kapatması gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Öğün aralarında tercih edilebilecek alternatifler:</span><br />
<br />
    1 kase ev yapımı manda yoğurdu ve ceviz ya da badem<br />
    Bir bardak meyveli / ballı smoothie<br />
    2 dilim siyez ekmeği arası 3-4 tane ceviz, 1 dilim kaşar peyniri<br />
    1 dilim fındıklı, keçiboynuzu unlu ev yapımı kek, yanında 1 bardak meyve suyu<br />
    1 kase ev yapımı meyveli yoğurt<br />
    1 bardak kefir<br />
    1 avuç kuru meyve ya da 2 kuru incir, yanında 1 bardak keçi sütü<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İdeal kilomuzu nasıl saptayabiliriz?</span><br />
<br />
Kişinin yaşı, boyu ve kilosu arasında kurulmuş ilişkiye göre ideal kiloyu hesaplayan formüller vardır. Bunlardan en sık ve sağlık risklerini en aza indirme amaçlı kullanılanı vücut kitle indeksi isimli metoddur. Bu metod, kalp damar hastalığı, hipertansiyon, şeker hastalığı ve sağlık risk ölçümü için kullanılan metodların başında gelir.<br />
<br />
İdeal kilonuzu hesaplamak için önce boyunuzun karesini alın. Daha sonra kilonuzu çıkan sonuca bölün.<br />
<br />
Örnek vermek gerekirse:<br />
<br />
1.60 x 1.60 = 2.56<br />
<br />
70 / 2.56 = 27.34<br />
<br />
Elde ettiğiniz sonuç 18,5 ile 25 arasındaysa normal olarak kabul edilir. Eğer 18.5 altı ise zayıf olrak kabul edilir. En sağlıklı indeks 20 ile 23 arasındakilerdir. Eğer sonuç 25 ile 30 arasındaysa kişinin fazla kilolu olduğu görülür. 30 ile 40 arasındaki sonuçlar ise obezite hastalığını gösterir.<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zayıflamak için Pratik Bilgiler]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10489</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:53:26 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10489</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zayıflamak için Pratik Bilgiler</span><br />
<br />
Sual: Zayıflamak için bazı pratik bilgiler yazmanız mümkün müdür<br />
CEVAP<br />
Pratik bilgi yazmanın pek faydası olmaz. Bu işin esası şu:<br />
Nasıl iyi bir müslüman haramlardan kaçıyorsa, zayıflamak isteyen kimse de, kilo aldıran gıdalardan sakınmalı. Beyin her zaman zayıflamaya hazır olmalıdır. Önüne konulan nefis bir baklava için, “Hayır ben yemem” diyecek azme sahip olmalıdır. Nefsinin çektiği gıdalarda taviz verirse, diyetinden fayda görmez.<br />
<br />
Mideyi küçültmeden yapılacak bütün diyetlerin etkisi sınırlı kalır, iradesini kaybettiği an daha fazla yiyip içmesine, daha fazla kilo almasına sebep olur. Her şeyden önce mideyi büyültecek veya mevcut büyük şekli dolduracak kadar çok yiyip içmemeli.<br />
<br />
Diyette esas vücudun ihtiyaç duyduğu gıdaları, mineralleri, vitaminleri eksiksiz almalı; ama harcanan kalori alınan kaloriden fazla olmalı.<br />
<br />
Zayıflarken vücudun temel çatısını bozmamalı, her gün yeterli proteini mutlaka almalı. Yiyecekler proteince zengin olmalı. En faydalı protein yumurta akında bulunur. Sonra balık, süt, et ve baklagillerde. Protein kaybı ile olan zayıflama, gerçekte vücuttan su kaybedilmesidir. Normal diyete geçince, kaybedilen su vücut tarafından tutulur ve eski kiloya geri dönülür. Ayrıca vücudun adale yapısı da eriyerek vücutta çökme olur.<br />
<br />
Zayıflamak geçici bir uygulama değil, ömür boyu sürecek bir iştir. İstenilen kiloya geldikten sonra, en az 6 ay bu kilo muhafaza edilmezse, diyetin gevşetilmesiyle, eski kiloya varılır ve hatta geçilir.<br />
<br />
Yapılması gereken bazı şeyleri bildirelim:<br />
1- Zayıflamanın temel şartı, kabız olmamaktır. Bunun için kabız yapan gıdalardan uzak durmalı.<br />
<br />
2- Sabahları aç karnına ve yemek arasında, yetecek kadar ılık veya sıcak su yahut çay içmeli. Normalden fazla su içmemeli. Kalb ve böbrek hastaları ve bazı kimselere fazla su zarar verir.<br />
<br />
3- Yeteri kadar su içerek kepekli ekmek yemeli, az su içilirse, kepek kabızlık yapar.<br />
<br />
4- İki günde üç öğün yemek en uygun olanıdır. Eğer buna dayanamazsa, iştah kesici, kalorisi düşük gıdaları az miktarda almalı. Mesela yoğurt, salatalık, leblebi gibi gıdalar yenmelidir. İştahı azaltmak için yağsız küçük bir yoğurt, az süt gibi gıdalar tercih edilmeli. Çok yemek vücutta çeşitli zararlara sebep olur. Dinimizde de çok yemek haramdır.<br />
<br />
5- Acıkmadan sofraya oturmamalı, doymadan sofradan kalkmalı.<br />
<br />
6- Unlu, şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmalı.<br />
<br />
7- Baklagilleri, sebze ve bazı meyveleri bol yemeli, şekerli meyveleri az yemeli.<br />
<br />
8- Yiyecekleri çok yavaş yemeli ve çok çiğnemeli,<br />
<br />
9- Meyveleri yemeklerden önce yemeli, aç karnına yemeli.<br />
<br />
10- Akşam yemekleri hafif olmalı, çünkü gece enerji sarfı az olur.<br />
<br />
11- Yatmadan önce bir şey yememeli, tok karnına yatmamalı.<br />
<br />
12- Hareketli olmalı, enerji veren işlerde çalışmalı, bu mümkün olmazsa, bol egzersiz yapmalı. Hızlı yürümek de bir egzersizdir. İlk 20 dakikasından sonra vücuttaki yağ dokusu harcanır. Bunun için yapılan egzersiz 20 dakikadan fazla sürmelidir.<br />
<br />
13- Sağlık için sıvı yağları tercih etmeli, ama zayıflamak için bütün yağları az yemelidir. Margarini hiç eve sokmamalıdır. Çünkü Margarin, sıvı bitkisel yağların ve balık yağlarının, hidrojenlenerek katılaştırılmasından elde ediliyor. Margarin, beden sıcaklığında erimiş hale gelmiyor. Zerreler halinde dağılmış olmadığından mide ve bağırsaklarda, taş parçaları gibi katı kalıyor, yüzeylerinden aşınarak güç hazm oluyor. Bu bakımdan margarinli gıdaları yemekten uzak durmalıdır.<br />
<br />
14- Yağlı kızartmalardan kaçmalı.<br />
<br />
15- Sirke, limon gibi ekşi şeyler, zayıflamaya yardımcı olurlar ise de, iştah açıcı olduğu için, fazla yemek yemeye sebep olabilir. Sofradan kalkarken sirke içilebilir.<br />
<br />
16- Yemeklerden sonra, bir çorba kaşığı kekik suyu içmek de faydalıdır.<br />
<br />
17- Fındık, fıstık, ceviz gibi kuru yemişleri az yemeli.<br />
<br />
18- Bisküvi, pasta, gofret, çikolata gibi gıdalar; margarinli, şekerli ve unlu olduğu için, bunlar zayıflamaya çok zararlıdır.<br />
<br />
19- Yiyecekler karbonhidrat [şekerli gıdalar] yönünden fakir olmalı. Ekmek, bulgur, pirinç, makarna, hamur işi gibi maddelerde çok miktarda şeker vardır.<br />
<br />
20- Kabız olmamaya dikkat etmeli, kabız olmamanın yolu da, yeterli miktarda lifli gıda almaktır. Lif; tahıllarda, bazı meyve ve sebzelerde çok bulunur. Mesela: Portakal, greyfurt, mandalina gibi meyveler, salatalık, havuç, marul, maydanoz, tere gibi sebzeler liflidir. Yulaf ezmesi de liflidir. % 100 saf olan yulaf ezmesini yoğurtla karıştırıp yemeli.<br />
<br />
21- Sıkıntıdan, stresten uzak durmalı. İnsan sıkıntılı iken çok yer, içer. Aile içindeki sevgisizlik, çocukların ana babalarını sevmemeleri, evdeki geçimsizlikler strese yol açar. Stres de çok yemeye sebep olabilir.<br />
<br />
22- Ne çok uyumalı, ne de az. Yeterli uykuyu almalı. Yetersiz uykularda, metabolizma hızı düşer, enerji sarfiyatı azalır ve yağ artar.<br />
<br />
23- Tok karnına uyumamalı. Özellikle göbek kısmında çok kilo yapar. Bunun için akşam yemekleri biraz erken yenirse iyi olur.<br />
<br />
24- Mideyi küçültmeden fazla egzersiz yapmak, metabolizmayı hızlandırdığı için iştahın açılmasına, daha fazla yiyip içmeye sebep olabilir.<br />
<br />
25- Bütün zayıflama metotları diyetle beraber olursa istenen netice alınır. Ancak herkesin bünyesi ve ihtiyacı değişiktir. Birine iyi gelen bir şey, ötekine zarar verebilir. Bu diyetleri doktor tavsiyesine uygun yapmalıdır.<br />
<br />
[Bu yazı, doktor ve diyet uzmanlarının kontrolünden geçmiştir.]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zayıflamak için Pratik Bilgiler</span><br />
<br />
Sual: Zayıflamak için bazı pratik bilgiler yazmanız mümkün müdür<br />
CEVAP<br />
Pratik bilgi yazmanın pek faydası olmaz. Bu işin esası şu:<br />
Nasıl iyi bir müslüman haramlardan kaçıyorsa, zayıflamak isteyen kimse de, kilo aldıran gıdalardan sakınmalı. Beyin her zaman zayıflamaya hazır olmalıdır. Önüne konulan nefis bir baklava için, “Hayır ben yemem” diyecek azme sahip olmalıdır. Nefsinin çektiği gıdalarda taviz verirse, diyetinden fayda görmez.<br />
<br />
Mideyi küçültmeden yapılacak bütün diyetlerin etkisi sınırlı kalır, iradesini kaybettiği an daha fazla yiyip içmesine, daha fazla kilo almasına sebep olur. Her şeyden önce mideyi büyültecek veya mevcut büyük şekli dolduracak kadar çok yiyip içmemeli.<br />
<br />
Diyette esas vücudun ihtiyaç duyduğu gıdaları, mineralleri, vitaminleri eksiksiz almalı; ama harcanan kalori alınan kaloriden fazla olmalı.<br />
<br />
Zayıflarken vücudun temel çatısını bozmamalı, her gün yeterli proteini mutlaka almalı. Yiyecekler proteince zengin olmalı. En faydalı protein yumurta akında bulunur. Sonra balık, süt, et ve baklagillerde. Protein kaybı ile olan zayıflama, gerçekte vücuttan su kaybedilmesidir. Normal diyete geçince, kaybedilen su vücut tarafından tutulur ve eski kiloya geri dönülür. Ayrıca vücudun adale yapısı da eriyerek vücutta çökme olur.<br />
<br />
Zayıflamak geçici bir uygulama değil, ömür boyu sürecek bir iştir. İstenilen kiloya geldikten sonra, en az 6 ay bu kilo muhafaza edilmezse, diyetin gevşetilmesiyle, eski kiloya varılır ve hatta geçilir.<br />
<br />
Yapılması gereken bazı şeyleri bildirelim:<br />
1- Zayıflamanın temel şartı, kabız olmamaktır. Bunun için kabız yapan gıdalardan uzak durmalı.<br />
<br />
2- Sabahları aç karnına ve yemek arasında, yetecek kadar ılık veya sıcak su yahut çay içmeli. Normalden fazla su içmemeli. Kalb ve böbrek hastaları ve bazı kimselere fazla su zarar verir.<br />
<br />
3- Yeteri kadar su içerek kepekli ekmek yemeli, az su içilirse, kepek kabızlık yapar.<br />
<br />
4- İki günde üç öğün yemek en uygun olanıdır. Eğer buna dayanamazsa, iştah kesici, kalorisi düşük gıdaları az miktarda almalı. Mesela yoğurt, salatalık, leblebi gibi gıdalar yenmelidir. İştahı azaltmak için yağsız küçük bir yoğurt, az süt gibi gıdalar tercih edilmeli. Çok yemek vücutta çeşitli zararlara sebep olur. Dinimizde de çok yemek haramdır.<br />
<br />
5- Acıkmadan sofraya oturmamalı, doymadan sofradan kalkmalı.<br />
<br />
6- Unlu, şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmalı.<br />
<br />
7- Baklagilleri, sebze ve bazı meyveleri bol yemeli, şekerli meyveleri az yemeli.<br />
<br />
8- Yiyecekleri çok yavaş yemeli ve çok çiğnemeli,<br />
<br />
9- Meyveleri yemeklerden önce yemeli, aç karnına yemeli.<br />
<br />
10- Akşam yemekleri hafif olmalı, çünkü gece enerji sarfı az olur.<br />
<br />
11- Yatmadan önce bir şey yememeli, tok karnına yatmamalı.<br />
<br />
12- Hareketli olmalı, enerji veren işlerde çalışmalı, bu mümkün olmazsa, bol egzersiz yapmalı. Hızlı yürümek de bir egzersizdir. İlk 20 dakikasından sonra vücuttaki yağ dokusu harcanır. Bunun için yapılan egzersiz 20 dakikadan fazla sürmelidir.<br />
<br />
13- Sağlık için sıvı yağları tercih etmeli, ama zayıflamak için bütün yağları az yemelidir. Margarini hiç eve sokmamalıdır. Çünkü Margarin, sıvı bitkisel yağların ve balık yağlarının, hidrojenlenerek katılaştırılmasından elde ediliyor. Margarin, beden sıcaklığında erimiş hale gelmiyor. Zerreler halinde dağılmış olmadığından mide ve bağırsaklarda, taş parçaları gibi katı kalıyor, yüzeylerinden aşınarak güç hazm oluyor. Bu bakımdan margarinli gıdaları yemekten uzak durmalıdır.<br />
<br />
14- Yağlı kızartmalardan kaçmalı.<br />
<br />
15- Sirke, limon gibi ekşi şeyler, zayıflamaya yardımcı olurlar ise de, iştah açıcı olduğu için, fazla yemek yemeye sebep olabilir. Sofradan kalkarken sirke içilebilir.<br />
<br />
16- Yemeklerden sonra, bir çorba kaşığı kekik suyu içmek de faydalıdır.<br />
<br />
17- Fındık, fıstık, ceviz gibi kuru yemişleri az yemeli.<br />
<br />
18- Bisküvi, pasta, gofret, çikolata gibi gıdalar; margarinli, şekerli ve unlu olduğu için, bunlar zayıflamaya çok zararlıdır.<br />
<br />
19- Yiyecekler karbonhidrat [şekerli gıdalar] yönünden fakir olmalı. Ekmek, bulgur, pirinç, makarna, hamur işi gibi maddelerde çok miktarda şeker vardır.<br />
<br />
20- Kabız olmamaya dikkat etmeli, kabız olmamanın yolu da, yeterli miktarda lifli gıda almaktır. Lif; tahıllarda, bazı meyve ve sebzelerde çok bulunur. Mesela: Portakal, greyfurt, mandalina gibi meyveler, salatalık, havuç, marul, maydanoz, tere gibi sebzeler liflidir. Yulaf ezmesi de liflidir. % 100 saf olan yulaf ezmesini yoğurtla karıştırıp yemeli.<br />
<br />
21- Sıkıntıdan, stresten uzak durmalı. İnsan sıkıntılı iken çok yer, içer. Aile içindeki sevgisizlik, çocukların ana babalarını sevmemeleri, evdeki geçimsizlikler strese yol açar. Stres de çok yemeye sebep olabilir.<br />
<br />
22- Ne çok uyumalı, ne de az. Yeterli uykuyu almalı. Yetersiz uykularda, metabolizma hızı düşer, enerji sarfiyatı azalır ve yağ artar.<br />
<br />
23- Tok karnına uyumamalı. Özellikle göbek kısmında çok kilo yapar. Bunun için akşam yemekleri biraz erken yenirse iyi olur.<br />
<br />
24- Mideyi küçültmeden fazla egzersiz yapmak, metabolizmayı hızlandırdığı için iştahın açılmasına, daha fazla yiyip içmeye sebep olabilir.<br />
<br />
25- Bütün zayıflama metotları diyetle beraber olursa istenen netice alınır. Ancak herkesin bünyesi ve ihtiyacı değişiktir. Birine iyi gelen bir şey, ötekine zarar verebilir. Bu diyetleri doktor tavsiyesine uygun yapmalıdır.<br />
<br />
[Bu yazı, doktor ve diyet uzmanlarının kontrolünden geçmiştir.]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gözün sıhhati için - Göz sağlığını korumak için tavsiye edilenler]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10488</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:51:09 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10488</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gözün sıhhati için - Göz sağlığını korumak için tavsiye edilenler</span><br />
<br />
Sual: Göz için ilaçlardan pek faydalanamadım. Gözün sıhhati için ne tavsiye edilir?<br />
CEVAP<br />
Her ilaç, herkese aynı şekilde tesir etmez. Başka doktora da gidip kullanılan ilaçları göstererek başka ilaçları denemek iyi olur. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız ölüme çare yoktur.) [Taberani]<br />
<br />
Göğe, denize ve yeşile bakmak insanı dinlendirir. Yeşilliğe bakmanın göze cila verdiği, gözü kuvvetlendirdiği, denize bakmanın ibadet olduğu, Peygamber efendimizin akarsuya ve yeşilliğe bakmaktan hoşlandığı hadis-i şerifle bildirilmiştir. (Ebu Nuaym)<br />
<br />
Yine hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Üç şey, göze cila verir: Yeşilliğe, akarsuya ve güzel yüze bakmak) [Hakim]<br />
(Sürme çekmek, yeşilliğe ve güzel yüze bakmak gözü kuvvetlendirir.) [İ.Süyuti]<br />
(Aksırınca "Elhamdülillah" diyen göz ağrısı görmez.) [Taberani]<br />
<br />
Bakması helal olan kimselere bakmak faydalıdır. Yoksa, yabancı kadınlara bakmak, gözü zayıflatır, kalbi karartır.<br />
<br />
Göz ağrısı için, Kur'an-ı kerimi okumasını bilmeyenin de, Mushafa bakması çok faydalıdır. Peygamber efendimiz gözü ağrıyınca, Cebrail aleyhisselam (Mushafa bak!) dedi. (Şir’a)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gözün Sıhhati İçin Şifalı Bitkiler Nelerdir</span><br />
<br />
Asırlardan beri insanlık âleminin en büyük şifa menbaı diye ifa­de ettikleri, çeşitli bitki ve otlara karşı alâkanın giderek arttığı ve bu bitkilerin bütün dünyada çok yaygın bir şekilde kullanıldığı günü­müzde, memleketimizde de bu ihtiyaca cevap verebilecek bitkiler vardır.insanların hastalıklarının tedavisi cihetinde cidden faydalı reçete­ler ve tavsiyeler sunması bakımından büyük değer taşımakta. Sizde Şifalı Bitkiler ile hastalıklarınıza doğal bitkisel çözüm ile derdinize deva bulabilirsiniz.<br />
<br />
Uzun yıllar süren tecrübeler sonucu gerek İslâm tıb âlimleri, ge­rekse diğer tıb bilim adamları çeşitli bitki ve otların insan vücuduna ne gibi faydalar ve zararlar sağladığını belirlemişler ve belirlemiş ol­dukları bilgilerin ışığı altında bitkilerin insan sağlığına faydalı, hasta­lıklarına da çare olması maksadı yada bitkilerle hastalıkları tedavi maksadı wep sayfamızda sizler için Şifalı otlar, Şifalı taşlar, Şifalı bitkiler ile sizler için derledik….<br />
<br />
Şifalı Bitkiler Nedir ? Şifalı bitkiler içerdiği çeşitli moleküller ve vitaminler ile insanlar için oldukça faydalı bitkilerdir. Şifalı bitkiler birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Siyatik ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı, sırt ağrısı, baş ağrısı, kulak ağrısı, diş ağrısı, berelenme, kesik, burkulma, adet sancısı, böcek ısırması gibi durumlarda ağrıları dindirme özelliğinden dolayı iyi geldiği bilinmektedir.<br />
<br />
İlaç olarak bitkilerin kullanımı, insanlık tarihinin en eski tıbbi tekniklerinden biridir. Etnobotanik (bitkilerin geleneksel olarak insanlar tarafından kullanımları) gelecek ilaçları keşfetmek için etkili bir yol olarak kabul edilmektedir. Hekimlerin mevcut ilaçların çoğu aspirin, dijitalisten, kinin ve afyon içeren bitkisel ilaçlar olarak kullanımının uzun bir geçmişi var<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">GÖZ SIHHATİNİ KORUMA<br />
<br />
Gözün sıhhatinin korunmasında yapılacak terkipler:</span><br />
<br />
Açıklama:<br />
<br />
“Gözün sıhhati için zararlı olan şeyler: Aşırı cinsî münasebet, içki, tuzlu, ışığa bakmak, ince yazı okumak, tok karına uyumak.”<br />
<br />
R -1: “Isfahan sürmesi göze çekilirse gözün sıhhatim korur.”<br />
<br />
R – 2: “Rezene kaynatılır, elde edilen su ile gözler pansuman yapılır.”<br />
<br />
R – 3: “Gözler soğuk su içine batırılarak açılıp kapatılmalı.”<br />
<br />
Gözlerin sıhhatim korumak için gözün üzerine taze gül yaprağı koymak gözlerin sıhhatini korur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">BİTKİLERDE TEDAVİDE TEMEL KAİDELER NELERDİR</span><br />
<br />
1-Hastalıklar    için mutlaka bir hekime danışılmalıdır. Öncelikle hekimin vereceği reçete kullanılmalıdır. Buna alternatif olarak ta bitkisel reçeteler kullanıl­malıdır.<br />
<br />
2- Bitkilerin    yan etkisi (zehirli olabilir) araştırılmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.<br />
<br />
3- Bitkisel tedaviler uzun süreli olmalıdır. Bu süre en az 2-3 aydan az olmamalıdır. Hiç ara vermeden alınmalıdır.<br />
<br />
4- Bitkilerin    kalite derecesi iyi olmalıdır. Toplanması, kurutulması ve muhafazası uygun şekilde yerine getirilmelidir.<br />
<br />
5- Alacağınız    bitkileri mutlaka, bitkiler konusunda uzmanlaşmış ve güvenilir aktarlardan alınız. Günümüzdeki büyücüler gibi bitkici tedaviciler de çoğalmıştır. Aman ha! Dikkatli olun! “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder” Ata sözünü unutmayın.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">BİTKİLERLE İLAÇLAR NASIL HAZIRLANIR</span><br />
<br />
1 – Toz Şeklinde:<br />
Bitkilerin kuru halde çekilerek toz haline getirildikten sonra kullanıl­masıdır. Bitkisel reçetede alınacak miktar belirlenmiş olup direkt ağız yo­luyla alınabileceği gibi bir bardak ılık suya karıştırıldıktan sonra da alınabilir.<br />
<br />
2 – Haşlanarak Hazırlanması:<br />
Bir kaba bitkisel reçetede geçen miktarda bitki karışımı konur. Daha sonra üzerine belli bir miktarda kaynar su dökülür. (Mesela: 100 gr. su 2 gr. bitki) Kap iyice kapatıldıktan sonra, kaynar su içinde 15 dk. tutulur, sık sık çalkalanır, 45 dk. oda hararetinde soğutulduktan sonra süzülür. Tatlan­dırıcı olarak bal ya da pekmez ilave edilebilir.<br />
Not: Bu tip haşlama yöntemiyle yapılan reçeteler günlük alınacağı doz miktarında tüketilmelidir. Diğer günlere bırakılmamalıdır. (UYARI)<br />
<br />
3 – Merhem:<br />
Kullanılacak bitki toz haline getirildikten sonra sıvı yağ maddesi ya­vaşça azar azar ilâve edilir ve iyice yedirilinceye kadar karşıtırılır. Güneş görmeyen bir yerde mümkünse kapalı kapta saklanır.<br />
<br />
4 – Yağ:<br />
Kullanılacak bitki zeytinyağı içerisinde karıştırıldıktan sonra 2 hafta güneşte tutulur ve sonra süzülerek kullanılır.<br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا<br />
<br />
Duanın Türkçe Okunuşu: “Ve nunezzilu minel kur”ani ma huve şifaun ve rahmetun lil mu”minîne ve la yezîduz zalimîne illa hasara(hasaran).”<br />
<br />
Duanın Anlamı: (Biz Kur”an”da mü”minler için şifa ve rahmet olan ayetleri indiriyoruz.” (İsra Suresi: 82 Ayeti)<br />
<br />
 Güçlü ve sağlıklı gözler için dikkat edilecek noktaları 9 maddeyle özetleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kemal Yıldırım, “Yakını veya uzağı sorunsuz görmeniz, göz sağlığı konusunda herhangi bir probleme sahip olmadığınızı göstermez” diyor.<br />
<br />
Dr. Yıldırım, göz sağlığını korumak için yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:<br />
<br />
Doktor kontrolü yaptırın: Birçok göz rahatsızlığı sinsi ilerler ve doktorun derinlemesine analiziyle açığa çıkar.  Üstelik düzenli doktor kontrolü, kalıcı görme kayıplarına yol açabilecek göz hastalıklarının erken tanısına ve sistemik birçok hastalığın önceden tespit edilmesine olanak verir.  Unutmayın, en tehlikeli hastalıkların ilk belirtileri gözde açığa çıkar. İşte bu sebeptendir ki her yıl 1 kez göz muayenenizi yaptırmak gerekir.<br />
<br />
Göz ile ilgili hiçbir belirtiyi görmezden gelmeyin: Günlük hayatta yaşadığımız küçük problemler bile göz sağlığımızda geri dönülemez hasarlar bırakabilir. Gözünüzde yaşadığınız bir kızarıklık veya kaşıntı bile bu süreci başlatabilir. Bu yüzden, kızarıklık/kaşıntı gibi durumlarla karşılaştığımızda öncelikle soğuk su pansumanı yapmalı ve suni gözyaşı takviyesiyle gözün ihtiyaç duyduğu nemi sağlamalıyız. Buna rağmen belirtiler geçmiyor ve artıyorsa (yanma, batma, aşırı çapaklanma, ışık huzmeleri vb.) ihmal etmeden doktorunuza başvurun.<br />
<br />
Sağlıklı beslenin: Özellikle göz sağlığımız için olmazsa olmaz besinler vardır. Havuç, havuç suyu, mango, portakal suyu, kavun, lahana, ıspanak ve balığın başı çektiği bu besinleri soframızdan eksik etmemeli ve günlük beslenme rutinin bir parçası haline getirmeliyiz. Ayrıca sağlıklı beslenerek kilonuzu vücut endeksinize göre dengeli tutmalısınız. Çünkü fazla kilo birçok göz rahatsızlığına davetiye çıkarıyor. Yaşa bağlı makule dejenerasyon (AMD) ve karatarak bu hastalıklardan sadece birkaçı.<br />
<br />
Mutlaka güneş gözlüğü kullanın: Günümüzde bir moda objesi olarak kıyafetlerin tamamlayıcısı rolünü üstlense de güneş gözlükleri sandığımızdan daha fazla öneme sahiptir. Sertifikalı güneş gözlükleri sizi güneşin zararlı ultraviyole ve kızılötesi ışınlarından korurken gözleriniz için bir kalkan görevi görür. Bu sebeple gözlük seçerken ekstra dikkatli olmalı ve modaya göre değil, gözünüze göre seçim yapmalısınız. Özellikle de gözlüklerin EN 1836 standardına uygun olduğuna dikkat etmelisiniz.<br />
<br />
Yoğun bilgisayar kullanımına sınırlama getirin:  Bilgisayar ekranına bakmak herhangi bir kırma kusuruna sebep olmaz, daha açık bir ifada ile “gözü bozmaz” ancak “computer vision syndrome” dediğimiz, daha çok göz bulguları ile uyumlu birtakım sorunlar sebep olur. Bilgisayar kullanımı sırasında kişilerin göz kırpma reflekslerinin azaldığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu da günün ilerleyen saatlerinde gözlerde kızarıklık, sulanma, görmede bulanıklık ve yorgunluk hissine neden olabilmektedir. Kısacası; bilgisayar kullanımı doğrudan bir göz problemine yol açmasa da dolaylı yollarla gözlere ciddi zararlar verebiliyor.<br />
<br />
Periyodik olarak molalar verin: Eğer yoğun bir iş temposuna sahipseniz ve uzun saatler bilgisayar başında çalışmak zorundaysanız mutlaka belirli aralıklarla molalar verin. Bu aralıkları her saat başı olarak belirleyebilirsiniz. Tek yapmanız gereken uzun saatlerdir odaklandığınız bilgisayar ekranından uzaklaşarak ofiste uzak bir noktaya veya pencereden dışarı bakmak.<br />
<br />
Sigara içmeyin: Eğer sigara içiyorsanız bir an önce bırakın. Zira sigaranın gözünün üzerindeki etkilerini saymakla bitmiyor. Sigara yaşa bağlı sarı nokta dejenerasyonun en önemli sebebi. Aynı zamanda katarakt oluşumunu hızlandırıyor ve gözlerinizi kurutuyor. Damar sertliği yaptığı için göz damarlarında tıkanıklığa yol açıyor. Sonuç mu? Geri döndürülemez görme kayıpları.<br />
<br />
Numaralı gözlükler kullanın: Çok yaygın bir yanlıştan söz etmemiz gerek. O da numaralı gözlüklerin, gözde tembelliğe ve göz bozulmalarına sebep olduğu yanılgısı. Birçok göz ve görme rahatsızlığı, yaş ilerledikçe artar. Yani numaralı gözlük kullanmak gözlerimizi bozmaz aksine gözlerin daha etkin işlev görmesini sağlar.<br />
<br />
Ailenizdeki göz rahatsızlıklarının geçmişini araştırın:  Yakınlarınızın sahip olduğu hastalıklar size birçok ipucu verir. Ailedeki göz hastalıklarını gözden geçirerek bazı hastalıklara karşı daha fazla risk altında olup olmadığınıza karar verebilir ve önlem alabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HER MEVSİM GÜNEŞ GÖZLÜĞÜNÜZÜ YANINIZDA BULUNDURUN</span><br />
<br />
Güneşe karşı gözlerimizin korunmasında güneş gözlüklerinin çok büyük önemi bulunuyor. Dolayısıyla gözlük kullanmak için yoğun güneşte olmayı beklememek gerekiyor. Çünkü her mevsim güneşin zararlı ışınlarından korunmak için gözlük kullanmak önem taşıyor. Bu sayede katarakt, sarı nokta ve pterjium gibi hastalıklara karşı gözü korunma sağlanabiliyor. Ancak bu noktada güneş gözlüğü seçerken de dikkatli olmak ve mutlaka bir uzman görüşünden yararlanmak önem taşıyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">SİGARA KULLANMAYIN</span><br />
<br />
Birçok hastalık için zemin hazırlayan sigara göz sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor. Katarakt ve sarı nokta başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabildiği biliniyor. Ayrıca sigara gözyaşı yapısını bozarak, kuru göz şikâyetlerine ve gözde kızarıklığa yol açabiliyor. Dolayısıyla göz sağlığı için de sigara kullanmamak gerekiyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">DİYABETLİYSENİZ DÜZENLİ OLARAK GÖZ MUAYENESİNİ İHMAL ETMEYİN</span><br />
<br />
Diyabet, gözlerle yakın ilişkili olan bir sorun. Kontrol edilmeyen kan şekerinin gözlerde komplikasyonlara neden olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Sinan Tatlıpınar, özellikle diyabet süresi arttıkça hasar yapma riskinin de arttığını belirtiyor. “ Diyabetin neden olduğu retina hasarı, en sık rastlanan ve en önemli görme azlığı nedenleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte, göz tansiyonu (glokom) ve kataraktın (göz merceğinin bulanıklaşması) diyabetli kişilerde normal popülasyondan daha fazla görüldüğü biliniyor. Bu nedenle diyabetli kişilerin herhangi bir problem olmasını beklemeden göz hekime muayene olmaları ve bunu düzenli hale getirmeleri gerekiyor. Çünkü, erken evrede tespit edilen problemler çok daha etkin şekilde tedavi edilebiliyor” diyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN</span><br />
<br />
Üst solunum yolu enfeksiyonlarından etkilenen organlardan biri de gözlerimiz oluyor. Özellikle, kızarıklık, çapaklanma, batma, göz kapağında şişlikle kendini gösteren konjonktivit üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkili olarak ortaya çıkabiliyor. Bu belirtilerin önemsenmemesi durumunda ise, gözün en önde yer alan saydam tabakası olan kornea etkileniyor. Ve buna bağlı olarak görmede bulanıklık problemi yaşanabiliyor. Önlemek içinse elin gözle temasını en aza indirmek ve elleri sık sık yıkamak gerekiyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KONTAK LENSLERİN TEMİZLİĞİNE DİKKAT EDİN</span><br />
<br />
Kontak lenslerin yanlış kullanımı da göz sağlığını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle öncelikle doktor kontrolünde lens kullanılması önem taşıyor. Ayrıca takıp çıkarırken ellerin temizliğine ve genel hijyen şartlarına dikkat etmek, kullanılmadığı dönemlerde de genel bakımına özen göstermek gerekiyor. Hekimin belirlediği süre zarfında kullanmak ve gerekli değişiklikleri yapmak ve çok küçük bir rahatsızlıkta bile bir uzmana danışmak önem taşıyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TEKNOLOJİK CİHAZLARLA ARANIZA MESAFE KOYUN</span><br />
<br />
Gelişen teknolojiyle birlikte hayatımızın vazgeçilmesi olan telefon, bilgisayar ve tabletlere uzun süre ve çok yakın mesafede tutmak da göz sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Çünkü ekrana dikkatli şekilde bakarken bir süre sonra göz kırpmayı unutuyoruz. Bu da gözyaşını buharlaştırarak, gözlerde kuruluk oluşmasına neden oluyor. Ayrıca, ekrana odaklanarak ve yakın çalışmak zorunda kalanlarda da stres, yorgunluk ve aşırı yüklenme sonrası gevşeyemediği için yalancı miyopi oluşabiliyor. Dolayısıyla tüm bu istenmeyen sonuçlara ulaşmamak için; Cep telefonuna, bilgisayar ve tablete en az 40 cm mesafeden bakmak, gün içinde kısa aralar vermek önem taşıyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ÇALIŞMA ORTAMI IŞIĞINIZI AYARLAYIN</span><br />
<br />
Uzun süre bilgisayarda çalışmak zorunda kalanların dikkat etmeleri gereken en önemli noktalardan biri de bulundukları ortamın ışığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sinan Tatlıpınar, önerilerini şöyle sıralıyor; “Monitörünüzün ekran aydınlatması, bulunduğunuz ortamdaki ışıktan daha hafif düzeyde olmalı. Doğal ışıktan yoksun alanda fazla zaman geçirilmesi göz sağlığını bozabildiği için çalışma ortamınızın gün ışığı alması fayda sağlıyor.”<br />
<br />
asa başı çalışanlar genel olarak gözle ilgili sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Gün içinde uzunsüre bilgisayar ekranına bakmak göz sağlığını olumsuz etkiliyor. Peki göz sağlığı için neler yapmak gerekir? İşte masa başı çalışanların göz sağlığı için dikkat etmesi gereken ipucu noktaları...<br />
Göz sağlığını korumak için neler yapılmalı?<br />
<br />
Günümüzde uzun saatler boyunca masa başında çalışmak zorunda olanlar, zaman içinde bir takım sağlık sorunları ile karşı karşıya geliyor. Masa başı çalışanlarda yaygın olarak göz ile ilgili problemlerin yaşandığı biliniyor. Çalışırken uygulayacağınız birkaç yöntemle göz sağlığını korumanız mümkün.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Göz sağlığını korumak için;</span><br />
<br />
- Göz sağlığını korumaya yönelik yapılması gereken ilk uygulamalardan biri, göz yorgunluğunu azaltmak için göz kapaklarına masaj yapmak. Göz çevresindeki kasları gevşetmeyi ve gözlerdeki kuruluğu önlemeyi sağlayacak olan göz masajı, ileriki dönemlerde karşılaşma ihtimali olan göz rahatsızlıklarına karşı korumaya da yardımcı olacak. Uzmanlara göre her gün ortalama 20 saniye kadar göz kapaklarınıza masaj uygulamanız önemle tavsiye ediliyor.<br />
<br />
- Basit göz egzersizleri, göz sağlığını korumaya yardımcı olacak bir diğer yöntem. Masa başında çalışırken, gün içinde gözleri birkaç saniye boyunca saat yönünde ve tam aksi yönde çevirmeniz, ardından kısa bir ara verip, aynı işlemi 5-6 defa tekrarlamanız tavsiye ediliyor. Göz sağlığını korumak için bu egzersizi birkaç saatte bir yapın.<br />
<br />
- Göz sağlığını korumaya ve göz yorgunluğunu gidermeye yönelik palming de denilen, gözleri avuçlarla kapatma yöntemi gözleri dinlendirmeye yardımcı oluyor. Masa başında otururken gözünüzü kapatın. Avuç içini birbirine sürterek ısıtıp, göz kapaklarınızın üzerine koyun. En az 30 saniye boyunca bu şekilde dinlenin. Göz sağlığınızı korumaya yardımcı olacak bu uygulamayı gün içinde birkaç defa tekrarlamayı alışkanlık haline getirin.<br />
<br />
Göz sağlığı için soğuk su ve sıcak su<br />
<br />
Göz sağlığını korumak için neler yapılmalı<br />
<br />
Göz sağlığını korumaya ve göz yorgunluğunu gidermeye yardımcı olması için soğuk ve sıcak su uygulamalarının son derece önemli olduğu biliniyor.<br />
<br />
Soğuk su kan dolaşımını hızlandırmaya ve göz kaslarını gevşetmeye yardımcı oluyor. Bu yüzden özellikle yorucu ve yoğun bir iş gününün ardından eve döndüğünüzde yüzünüzü ve gözlerinizi soğuk su ile yıkamanız göz yorgunluğunu gidermeye yardımcı olacak.<br />
<br />
Sıcak su da soğuk su uygulandığında olduğu gibi göz kaslarını gevşetmeye yardımcı oluyor, bunun yanı sıra göz kuruluğunu azalttığı biliniyor. Özellikle göz kuruluğu ile ilgili sorun yaşayanların günde birkaç defa gözlerini sıcak su ile yavaş bir şekilde göze masaj yaparak yıkamaları veya bir bezi ılık suyla nemlendirip, göz kapaklarının üzerinde birkaç dakika bekletmeleri öneriliyor.<br />
<br />
Bu yöntemlerin yanı sıra, göz sağlığınızı korumak ve ileride daha ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalmamak için mutlaka rutin göz kontrollerinizi yaptırın.<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gözün sıhhati için - Göz sağlığını korumak için tavsiye edilenler</span><br />
<br />
Sual: Göz için ilaçlardan pek faydalanamadım. Gözün sıhhati için ne tavsiye edilir?<br />
CEVAP<br />
Her ilaç, herkese aynı şekilde tesir etmez. Başka doktora da gidip kullanılan ilaçları göstererek başka ilaçları denemek iyi olur. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız ölüme çare yoktur.) [Taberani]<br />
<br />
Göğe, denize ve yeşile bakmak insanı dinlendirir. Yeşilliğe bakmanın göze cila verdiği, gözü kuvvetlendirdiği, denize bakmanın ibadet olduğu, Peygamber efendimizin akarsuya ve yeşilliğe bakmaktan hoşlandığı hadis-i şerifle bildirilmiştir. (Ebu Nuaym)<br />
<br />
Yine hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Üç şey, göze cila verir: Yeşilliğe, akarsuya ve güzel yüze bakmak) [Hakim]<br />
(Sürme çekmek, yeşilliğe ve güzel yüze bakmak gözü kuvvetlendirir.) [İ.Süyuti]<br />
(Aksırınca "Elhamdülillah" diyen göz ağrısı görmez.) [Taberani]<br />
<br />
Bakması helal olan kimselere bakmak faydalıdır. Yoksa, yabancı kadınlara bakmak, gözü zayıflatır, kalbi karartır.<br />
<br />
Göz ağrısı için, Kur'an-ı kerimi okumasını bilmeyenin de, Mushafa bakması çok faydalıdır. Peygamber efendimiz gözü ağrıyınca, Cebrail aleyhisselam (Mushafa bak!) dedi. (Şir’a)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gözün Sıhhati İçin Şifalı Bitkiler Nelerdir</span><br />
<br />
Asırlardan beri insanlık âleminin en büyük şifa menbaı diye ifa­de ettikleri, çeşitli bitki ve otlara karşı alâkanın giderek arttığı ve bu bitkilerin bütün dünyada çok yaygın bir şekilde kullanıldığı günü­müzde, memleketimizde de bu ihtiyaca cevap verebilecek bitkiler vardır.insanların hastalıklarının tedavisi cihetinde cidden faydalı reçete­ler ve tavsiyeler sunması bakımından büyük değer taşımakta. Sizde Şifalı Bitkiler ile hastalıklarınıza doğal bitkisel çözüm ile derdinize deva bulabilirsiniz.<br />
<br />
Uzun yıllar süren tecrübeler sonucu gerek İslâm tıb âlimleri, ge­rekse diğer tıb bilim adamları çeşitli bitki ve otların insan vücuduna ne gibi faydalar ve zararlar sağladığını belirlemişler ve belirlemiş ol­dukları bilgilerin ışığı altında bitkilerin insan sağlığına faydalı, hasta­lıklarına da çare olması maksadı yada bitkilerle hastalıkları tedavi maksadı wep sayfamızda sizler için Şifalı otlar, Şifalı taşlar, Şifalı bitkiler ile sizler için derledik….<br />
<br />
Şifalı Bitkiler Nedir ? Şifalı bitkiler içerdiği çeşitli moleküller ve vitaminler ile insanlar için oldukça faydalı bitkilerdir. Şifalı bitkiler birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Siyatik ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı, sırt ağrısı, baş ağrısı, kulak ağrısı, diş ağrısı, berelenme, kesik, burkulma, adet sancısı, böcek ısırması gibi durumlarda ağrıları dindirme özelliğinden dolayı iyi geldiği bilinmektedir.<br />
<br />
İlaç olarak bitkilerin kullanımı, insanlık tarihinin en eski tıbbi tekniklerinden biridir. Etnobotanik (bitkilerin geleneksel olarak insanlar tarafından kullanımları) gelecek ilaçları keşfetmek için etkili bir yol olarak kabul edilmektedir. Hekimlerin mevcut ilaçların çoğu aspirin, dijitalisten, kinin ve afyon içeren bitkisel ilaçlar olarak kullanımının uzun bir geçmişi var<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">GÖZ SIHHATİNİ KORUMA<br />
<br />
Gözün sıhhatinin korunmasında yapılacak terkipler:</span><br />
<br />
Açıklama:<br />
<br />
“Gözün sıhhati için zararlı olan şeyler: Aşırı cinsî münasebet, içki, tuzlu, ışığa bakmak, ince yazı okumak, tok karına uyumak.”<br />
<br />
R -1: “Isfahan sürmesi göze çekilirse gözün sıhhatim korur.”<br />
<br />
R – 2: “Rezene kaynatılır, elde edilen su ile gözler pansuman yapılır.”<br />
<br />
R – 3: “Gözler soğuk su içine batırılarak açılıp kapatılmalı.”<br />
<br />
Gözlerin sıhhatim korumak için gözün üzerine taze gül yaprağı koymak gözlerin sıhhatini korur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">BİTKİLERDE TEDAVİDE TEMEL KAİDELER NELERDİR</span><br />
<br />
1-Hastalıklar    için mutlaka bir hekime danışılmalıdır. Öncelikle hekimin vereceği reçete kullanılmalıdır. Buna alternatif olarak ta bitkisel reçeteler kullanıl­malıdır.<br />
<br />
2- Bitkilerin    yan etkisi (zehirli olabilir) araştırılmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.<br />
<br />
3- Bitkisel tedaviler uzun süreli olmalıdır. Bu süre en az 2-3 aydan az olmamalıdır. Hiç ara vermeden alınmalıdır.<br />
<br />
4- Bitkilerin    kalite derecesi iyi olmalıdır. Toplanması, kurutulması ve muhafazası uygun şekilde yerine getirilmelidir.<br />
<br />
5- Alacağınız    bitkileri mutlaka, bitkiler konusunda uzmanlaşmış ve güvenilir aktarlardan alınız. Günümüzdeki büyücüler gibi bitkici tedaviciler de çoğalmıştır. Aman ha! Dikkatli olun! “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder” Ata sözünü unutmayın.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">BİTKİLERLE İLAÇLAR NASIL HAZIRLANIR</span><br />
<br />
1 – Toz Şeklinde:<br />
Bitkilerin kuru halde çekilerek toz haline getirildikten sonra kullanıl­masıdır. Bitkisel reçetede alınacak miktar belirlenmiş olup direkt ağız yo­luyla alınabileceği gibi bir bardak ılık suya karıştırıldıktan sonra da alınabilir.<br />
<br />
2 – Haşlanarak Hazırlanması:<br />
Bir kaba bitkisel reçetede geçen miktarda bitki karışımı konur. Daha sonra üzerine belli bir miktarda kaynar su dökülür. (Mesela: 100 gr. su 2 gr. bitki) Kap iyice kapatıldıktan sonra, kaynar su içinde 15 dk. tutulur, sık sık çalkalanır, 45 dk. oda hararetinde soğutulduktan sonra süzülür. Tatlan­dırıcı olarak bal ya da pekmez ilave edilebilir.<br />
Not: Bu tip haşlama yöntemiyle yapılan reçeteler günlük alınacağı doz miktarında tüketilmelidir. Diğer günlere bırakılmamalıdır. (UYARI)<br />
<br />
3 – Merhem:<br />
Kullanılacak bitki toz haline getirildikten sonra sıvı yağ maddesi ya­vaşça azar azar ilâve edilir ve iyice yedirilinceye kadar karşıtırılır. Güneş görmeyen bir yerde mümkünse kapalı kapta saklanır.<br />
<br />
4 – Yağ:<br />
Kullanılacak bitki zeytinyağı içerisinde karıştırıldıktan sonra 2 hafta güneşte tutulur ve sonra süzülerek kullanılır.<br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا<br />
<br />
Duanın Türkçe Okunuşu: “Ve nunezzilu minel kur”ani ma huve şifaun ve rahmetun lil mu”minîne ve la yezîduz zalimîne illa hasara(hasaran).”<br />
<br />
Duanın Anlamı: (Biz Kur”an”da mü”minler için şifa ve rahmet olan ayetleri indiriyoruz.” (İsra Suresi: 82 Ayeti)<br />
<br />
 Güçlü ve sağlıklı gözler için dikkat edilecek noktaları 9 maddeyle özetleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kemal Yıldırım, “Yakını veya uzağı sorunsuz görmeniz, göz sağlığı konusunda herhangi bir probleme sahip olmadığınızı göstermez” diyor.<br />
<br />
Dr. Yıldırım, göz sağlığını korumak için yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:<br />
<br />
Doktor kontrolü yaptırın: Birçok göz rahatsızlığı sinsi ilerler ve doktorun derinlemesine analiziyle açığa çıkar.  Üstelik düzenli doktor kontrolü, kalıcı görme kayıplarına yol açabilecek göz hastalıklarının erken tanısına ve sistemik birçok hastalığın önceden tespit edilmesine olanak verir.  Unutmayın, en tehlikeli hastalıkların ilk belirtileri gözde açığa çıkar. İşte bu sebeptendir ki her yıl 1 kez göz muayenenizi yaptırmak gerekir.<br />
<br />
Göz ile ilgili hiçbir belirtiyi görmezden gelmeyin: Günlük hayatta yaşadığımız küçük problemler bile göz sağlığımızda geri dönülemez hasarlar bırakabilir. Gözünüzde yaşadığınız bir kızarıklık veya kaşıntı bile bu süreci başlatabilir. Bu yüzden, kızarıklık/kaşıntı gibi durumlarla karşılaştığımızda öncelikle soğuk su pansumanı yapmalı ve suni gözyaşı takviyesiyle gözün ihtiyaç duyduğu nemi sağlamalıyız. Buna rağmen belirtiler geçmiyor ve artıyorsa (yanma, batma, aşırı çapaklanma, ışık huzmeleri vb.) ihmal etmeden doktorunuza başvurun.<br />
<br />
Sağlıklı beslenin: Özellikle göz sağlığımız için olmazsa olmaz besinler vardır. Havuç, havuç suyu, mango, portakal suyu, kavun, lahana, ıspanak ve balığın başı çektiği bu besinleri soframızdan eksik etmemeli ve günlük beslenme rutinin bir parçası haline getirmeliyiz. Ayrıca sağlıklı beslenerek kilonuzu vücut endeksinize göre dengeli tutmalısınız. Çünkü fazla kilo birçok göz rahatsızlığına davetiye çıkarıyor. Yaşa bağlı makule dejenerasyon (AMD) ve karatarak bu hastalıklardan sadece birkaçı.<br />
<br />
Mutlaka güneş gözlüğü kullanın: Günümüzde bir moda objesi olarak kıyafetlerin tamamlayıcısı rolünü üstlense de güneş gözlükleri sandığımızdan daha fazla öneme sahiptir. Sertifikalı güneş gözlükleri sizi güneşin zararlı ultraviyole ve kızılötesi ışınlarından korurken gözleriniz için bir kalkan görevi görür. Bu sebeple gözlük seçerken ekstra dikkatli olmalı ve modaya göre değil, gözünüze göre seçim yapmalısınız. Özellikle de gözlüklerin EN 1836 standardına uygun olduğuna dikkat etmelisiniz.<br />
<br />
Yoğun bilgisayar kullanımına sınırlama getirin:  Bilgisayar ekranına bakmak herhangi bir kırma kusuruna sebep olmaz, daha açık bir ifada ile “gözü bozmaz” ancak “computer vision syndrome” dediğimiz, daha çok göz bulguları ile uyumlu birtakım sorunlar sebep olur. Bilgisayar kullanımı sırasında kişilerin göz kırpma reflekslerinin azaldığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu da günün ilerleyen saatlerinde gözlerde kızarıklık, sulanma, görmede bulanıklık ve yorgunluk hissine neden olabilmektedir. Kısacası; bilgisayar kullanımı doğrudan bir göz problemine yol açmasa da dolaylı yollarla gözlere ciddi zararlar verebiliyor.<br />
<br />
Periyodik olarak molalar verin: Eğer yoğun bir iş temposuna sahipseniz ve uzun saatler bilgisayar başında çalışmak zorundaysanız mutlaka belirli aralıklarla molalar verin. Bu aralıkları her saat başı olarak belirleyebilirsiniz. Tek yapmanız gereken uzun saatlerdir odaklandığınız bilgisayar ekranından uzaklaşarak ofiste uzak bir noktaya veya pencereden dışarı bakmak.<br />
<br />
Sigara içmeyin: Eğer sigara içiyorsanız bir an önce bırakın. Zira sigaranın gözünün üzerindeki etkilerini saymakla bitmiyor. Sigara yaşa bağlı sarı nokta dejenerasyonun en önemli sebebi. Aynı zamanda katarakt oluşumunu hızlandırıyor ve gözlerinizi kurutuyor. Damar sertliği yaptığı için göz damarlarında tıkanıklığa yol açıyor. Sonuç mu? Geri döndürülemez görme kayıpları.<br />
<br />
Numaralı gözlükler kullanın: Çok yaygın bir yanlıştan söz etmemiz gerek. O da numaralı gözlüklerin, gözde tembelliğe ve göz bozulmalarına sebep olduğu yanılgısı. Birçok göz ve görme rahatsızlığı, yaş ilerledikçe artar. Yani numaralı gözlük kullanmak gözlerimizi bozmaz aksine gözlerin daha etkin işlev görmesini sağlar.<br />
<br />
Ailenizdeki göz rahatsızlıklarının geçmişini araştırın:  Yakınlarınızın sahip olduğu hastalıklar size birçok ipucu verir. Ailedeki göz hastalıklarını gözden geçirerek bazı hastalıklara karşı daha fazla risk altında olup olmadığınıza karar verebilir ve önlem alabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HER MEVSİM GÜNEŞ GÖZLÜĞÜNÜZÜ YANINIZDA BULUNDURUN</span><br />
<br />
Güneşe karşı gözlerimizin korunmasında güneş gözlüklerinin çok büyük önemi bulunuyor. Dolayısıyla gözlük kullanmak için yoğun güneşte olmayı beklememek gerekiyor. Çünkü her mevsim güneşin zararlı ışınlarından korunmak için gözlük kullanmak önem taşıyor. Bu sayede katarakt, sarı nokta ve pterjium gibi hastalıklara karşı gözü korunma sağlanabiliyor. Ancak bu noktada güneş gözlüğü seçerken de dikkatli olmak ve mutlaka bir uzman görüşünden yararlanmak önem taşıyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">SİGARA KULLANMAYIN</span><br />
<br />
Birçok hastalık için zemin hazırlayan sigara göz sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor. Katarakt ve sarı nokta başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabildiği biliniyor. Ayrıca sigara gözyaşı yapısını bozarak, kuru göz şikâyetlerine ve gözde kızarıklığa yol açabiliyor. Dolayısıyla göz sağlığı için de sigara kullanmamak gerekiyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">DİYABETLİYSENİZ DÜZENLİ OLARAK GÖZ MUAYENESİNİ İHMAL ETMEYİN</span><br />
<br />
Diyabet, gözlerle yakın ilişkili olan bir sorun. Kontrol edilmeyen kan şekerinin gözlerde komplikasyonlara neden olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Sinan Tatlıpınar, özellikle diyabet süresi arttıkça hasar yapma riskinin de arttığını belirtiyor. “ Diyabetin neden olduğu retina hasarı, en sık rastlanan ve en önemli görme azlığı nedenleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte, göz tansiyonu (glokom) ve kataraktın (göz merceğinin bulanıklaşması) diyabetli kişilerde normal popülasyondan daha fazla görüldüğü biliniyor. Bu nedenle diyabetli kişilerin herhangi bir problem olmasını beklemeden göz hekime muayene olmaları ve bunu düzenli hale getirmeleri gerekiyor. Çünkü, erken evrede tespit edilen problemler çok daha etkin şekilde tedavi edilebiliyor” diyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN</span><br />
<br />
Üst solunum yolu enfeksiyonlarından etkilenen organlardan biri de gözlerimiz oluyor. Özellikle, kızarıklık, çapaklanma, batma, göz kapağında şişlikle kendini gösteren konjonktivit üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkili olarak ortaya çıkabiliyor. Bu belirtilerin önemsenmemesi durumunda ise, gözün en önde yer alan saydam tabakası olan kornea etkileniyor. Ve buna bağlı olarak görmede bulanıklık problemi yaşanabiliyor. Önlemek içinse elin gözle temasını en aza indirmek ve elleri sık sık yıkamak gerekiyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KONTAK LENSLERİN TEMİZLİĞİNE DİKKAT EDİN</span><br />
<br />
Kontak lenslerin yanlış kullanımı da göz sağlığını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle öncelikle doktor kontrolünde lens kullanılması önem taşıyor. Ayrıca takıp çıkarırken ellerin temizliğine ve genel hijyen şartlarına dikkat etmek, kullanılmadığı dönemlerde de genel bakımına özen göstermek gerekiyor. Hekimin belirlediği süre zarfında kullanmak ve gerekli değişiklikleri yapmak ve çok küçük bir rahatsızlıkta bile bir uzmana danışmak önem taşıyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TEKNOLOJİK CİHAZLARLA ARANIZA MESAFE KOYUN</span><br />
<br />
Gelişen teknolojiyle birlikte hayatımızın vazgeçilmesi olan telefon, bilgisayar ve tabletlere uzun süre ve çok yakın mesafede tutmak da göz sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Çünkü ekrana dikkatli şekilde bakarken bir süre sonra göz kırpmayı unutuyoruz. Bu da gözyaşını buharlaştırarak, gözlerde kuruluk oluşmasına neden oluyor. Ayrıca, ekrana odaklanarak ve yakın çalışmak zorunda kalanlarda da stres, yorgunluk ve aşırı yüklenme sonrası gevşeyemediği için yalancı miyopi oluşabiliyor. Dolayısıyla tüm bu istenmeyen sonuçlara ulaşmamak için; Cep telefonuna, bilgisayar ve tablete en az 40 cm mesafeden bakmak, gün içinde kısa aralar vermek önem taşıyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ÇALIŞMA ORTAMI IŞIĞINIZI AYARLAYIN</span><br />
<br />
Uzun süre bilgisayarda çalışmak zorunda kalanların dikkat etmeleri gereken en önemli noktalardan biri de bulundukları ortamın ışığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sinan Tatlıpınar, önerilerini şöyle sıralıyor; “Monitörünüzün ekran aydınlatması, bulunduğunuz ortamdaki ışıktan daha hafif düzeyde olmalı. Doğal ışıktan yoksun alanda fazla zaman geçirilmesi göz sağlığını bozabildiği için çalışma ortamınızın gün ışığı alması fayda sağlıyor.”<br />
<br />
asa başı çalışanlar genel olarak gözle ilgili sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Gün içinde uzunsüre bilgisayar ekranına bakmak göz sağlığını olumsuz etkiliyor. Peki göz sağlığı için neler yapmak gerekir? İşte masa başı çalışanların göz sağlığı için dikkat etmesi gereken ipucu noktaları...<br />
Göz sağlığını korumak için neler yapılmalı?<br />
<br />
Günümüzde uzun saatler boyunca masa başında çalışmak zorunda olanlar, zaman içinde bir takım sağlık sorunları ile karşı karşıya geliyor. Masa başı çalışanlarda yaygın olarak göz ile ilgili problemlerin yaşandığı biliniyor. Çalışırken uygulayacağınız birkaç yöntemle göz sağlığını korumanız mümkün.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Göz sağlığını korumak için;</span><br />
<br />
- Göz sağlığını korumaya yönelik yapılması gereken ilk uygulamalardan biri, göz yorgunluğunu azaltmak için göz kapaklarına masaj yapmak. Göz çevresindeki kasları gevşetmeyi ve gözlerdeki kuruluğu önlemeyi sağlayacak olan göz masajı, ileriki dönemlerde karşılaşma ihtimali olan göz rahatsızlıklarına karşı korumaya da yardımcı olacak. Uzmanlara göre her gün ortalama 20 saniye kadar göz kapaklarınıza masaj uygulamanız önemle tavsiye ediliyor.<br />
<br />
- Basit göz egzersizleri, göz sağlığını korumaya yardımcı olacak bir diğer yöntem. Masa başında çalışırken, gün içinde gözleri birkaç saniye boyunca saat yönünde ve tam aksi yönde çevirmeniz, ardından kısa bir ara verip, aynı işlemi 5-6 defa tekrarlamanız tavsiye ediliyor. Göz sağlığını korumak için bu egzersizi birkaç saatte bir yapın.<br />
<br />
- Göz sağlığını korumaya ve göz yorgunluğunu gidermeye yönelik palming de denilen, gözleri avuçlarla kapatma yöntemi gözleri dinlendirmeye yardımcı oluyor. Masa başında otururken gözünüzü kapatın. Avuç içini birbirine sürterek ısıtıp, göz kapaklarınızın üzerine koyun. En az 30 saniye boyunca bu şekilde dinlenin. Göz sağlığınızı korumaya yardımcı olacak bu uygulamayı gün içinde birkaç defa tekrarlamayı alışkanlık haline getirin.<br />
<br />
Göz sağlığı için soğuk su ve sıcak su<br />
<br />
Göz sağlığını korumak için neler yapılmalı<br />
<br />
Göz sağlığını korumaya ve göz yorgunluğunu gidermeye yardımcı olması için soğuk ve sıcak su uygulamalarının son derece önemli olduğu biliniyor.<br />
<br />
Soğuk su kan dolaşımını hızlandırmaya ve göz kaslarını gevşetmeye yardımcı oluyor. Bu yüzden özellikle yorucu ve yoğun bir iş gününün ardından eve döndüğünüzde yüzünüzü ve gözlerinizi soğuk su ile yıkamanız göz yorgunluğunu gidermeye yardımcı olacak.<br />
<br />
Sıcak su da soğuk su uygulandığında olduğu gibi göz kaslarını gevşetmeye yardımcı oluyor, bunun yanı sıra göz kuruluğunu azalttığı biliniyor. Özellikle göz kuruluğu ile ilgili sorun yaşayanların günde birkaç defa gözlerini sıcak su ile yavaş bir şekilde göze masaj yaparak yıkamaları veya bir bezi ılık suyla nemlendirip, göz kapaklarının üzerinde birkaç dakika bekletmeleri öneriliyor.<br />
<br />
Bu yöntemlerin yanı sıra, göz sağlığınızı korumak ve ileride daha ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalmamak için mutlaka rutin göz kontrollerinizi yaptırın.<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Meme Kanseri ve Belirtileri ve Anti-Perspirant (Deodorant) ın Etkileri]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10487</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:42:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10487</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri ve Belirtileri ve Anti-Perspirant (Deodorant) ın Etkileri</span><br />
<br />
Sual: Kadınların meme kanserine yakalanmalarının en büyük sebeplerinden birisi de kullandıkları terlemeyi önleyici deodorantlarmış, doğru mu?<br />
CEVAP<br />
Çevirisini Dr. Himmet Okyay’ın yaptığı yazıda deniyor ki:<br />
“Meme kanserinin neden daha çok koltuk altına yakın bölgede yerleştiğini sordum. Hepinizi her gün kullandığınız ve bizi ölümcül bir hastalığa sürükleyebilecek bir ürün üzerinde yeniden düşünmeye davet ediyorum. Bu günden sonra ben bunu kullanmayacağım. Meme kanserlerinin en önde gelen sebeplerinden birisi anti-perspirant'tır. Toksinlerin konsantrasyonuna ve hücre bölünmesine dolayısıyla kansere yol açar. Evet anti-perspirant .....<br />
<br />
Deodorant kombinasyonu olan ürünlerin pek çoğu da anti-perspirant’tır. Deodorantlar zararlı değildir. Ancak terlemeyi engelleyici deodorantlar zararlıdır. Çünkü insan vücudunun toksinleri için sahip olduğu birkaç önemli bölge vardır. Bunlar, Kulak arkaları, Diz arkaları, Apış araları ve koltuk altlarıdır. Toksinler buralardan terleme yoluyla atılır. Adından da anlaşılacağı gibi anti-perspirant (terlemeyi engelleyici) kullanımı koltuk altının terlemesini önlediği için toksinlerin dışarıya atılımını önler. Bu toksinler sihirli bir şekilde yok olmazlar. Bunun yerine vücut onları koltuk altı lenf nodüllerinde biriktirir ve hemen hemen meme kanserlerinin büyük bir bölümü memenin üst dış kadranında oluşur. Burası tam olarak lenflerin olduğu bölgedir. Buna ek olarak erkekler: anti-perspirant’la oluşan meme kanserlerinde kadınlara oranla daha şanslıdırlar. Nedeni koltuk altı kıllarının oluşudur. Kullanılan anti-perspirant'ın çoğu kıllar tarafından tutulur. Cildin direkt teması önlenir. Oysa anti-perspirant'ı kılları tıraş ettikten hemen sonra kullanan kadınlar bu riski arttırırlar. Çünkü traş derinin koruyucu tabakasını zedelediği için kimyasal maddeler girişini kolaylaştırırlar<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">MEME KANSERİ NEDİR?</span><br />
<br />
Meme dokusundaki süt kanalını oluşturan ve süt yapıcı hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasıyla ortaya çıkar.<br />
<br />
Meme kanseri kadınlarda görülen kanserlerin %33’ünü oluşturuyor. Tüm kanser hastalarının ise %20’sini tehdit ediyor.<br />
<br />
Meme kanseri, meme dokusu içinde süt kanalları içerisinde oluşan kanser hücreleridir. Meme kanserlerinin yüzde 80’i invaziv duktal karsinomdur. Invaziv duktal karsinom, meme kanserinin süt kanallarında ortaya çıktığını gösterir. Meme kanserinin yüzde 20’si de invaziv lobüler karsinomdur. Bu türde ise meme kanseri süt kanallarında değil süt bezlerinde gelişir. Meme kanserine neden olan hücrelerin çoğalması ve büyümesi oldukça zaman alır. Ancak çoğaldıktan sonra hücreler lenf ve kan yoluyla vücudun diğer organlarına yayılabilir. Meme kanserinde en önemlisi kanserin kan ve lenf yolu ile diğer organlara yayılmadan tanının konmasıdır. Bu aşamada konulan bir tanı ile tedavi oranı çok yüksektir. Bu nedenle meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir.<br />
<br />
Meme kanseri kadınlarda en çok görülen kanser türüdür. Her 10 kadından birinde görülen meme kanseri ortalama her 100 bin kadının 20’sinde rastlanıyor. Meme kanseri kadınlara oranla erkeklerde çok nadir görülmektedir. Ancak hastalık geliştiğinde seyri kadınlarda görülen meme kanserine göre daha hızlı ve kötüdür. Her 100 meme kanserinin 1’i erkeklerde görülmektedir. Meme kanserinin nedeni tam olarak bilinmese de kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, regl durumu, doğumlar, doğum kontrol hapları gibi birçok faktörden bahsedilebilir.<br />
<br />
Meme kanserinin görülme sıklığı yaş ilerledikçe artar. En çok 50-70 yaş aralığında görülen meme kanserinde risk ailede meme kanseri öyküsü bulunduğunda artmaktadır. Anne ya da kardeşte meme kanseri görüldüğünde hastalığın riski 3 kat artar. Bu nedenle aile hikâyesinde meme kanseri olan kişilerin kontrollerini özellikle 40 yaş ile birlikte sık sık yaptırmaları gerekmektedir. BRCA1 ve BRCA2 genlerinde bozulma yani mutasyon var olan kişilerin hem meme hem de yumurtalık kanserine yakalanma ihtimali riski yüksektir. Menopoz sürecinde 5 yıldan fazla hormon ilacı kullanmak da meme kanseri riskini artıran faktörlerden biridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?</span><br />
<br />
Meme kanseri belirtilerini bilmek meme kanserini erken evrede yakalamak ve tedavinin başarıya ulaşması için çok önemlidir. Meme kanseri belirtileri arasında en belirgini memede ele gelen kitledir. Ele gelen kitle meme dışında koltuk altında da olabilir. Eğer kitle büyümüş ise meme ucunun içeri doğru çekilmesi de meme kanseri belirtilerindendir. Çok nadir görülse de meme ucundan kanlı ya da kansız akıntı da meme kanserini işaret edebilir. Meme kanserine neden olan tümör çok büyürse meme derisinde ödem oluşur ve şişme görülebilir. Aynı zamanda kızarıklık ve portakal görünümü de karşılaşılan meme kanseri belirtilerindendir. Eğer meme kanseri yayılmış ise yayıldığı bölge ile ilgili şikayetler de görülebilir.<br />
<br />
Meme kanseri belirtilerini tanımak meme kanserinin ilerlemesine engel olabilmek adına çok önemlidir. Bu nedenle kişinin kendi meme yapısını tanıması ve risk faktörlerini bilmesi gerekir. Meme kanseri belirtilerini fark edebilmek için her kadın 20 yaşından sonra kendi meme muayenesini yapmaya başlamalıdır. Kendi kendine meme muayenesi adet bitiminden 5-7 gün sonra; adet görmeyen kadınlar ise ayda bir belirdikleri yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme kanseri belirtilerini şöyle sıralayabiliriz;</span><br />
<br />
    Meme üzerinde genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket<br />
    Memede; genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen yapıda ve karakterde ele gelen şişlikler.<br />
    Gözle görülebilir şekilde, meme boyutunda veya şeklinde değişiklik.<br />
    Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler.<br />
    Meme başı ve çevresinde, renk ve şeklinde değişiklik, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar ve yaralar.<br />
    Meme başından kanlı veya kansız akıntı gelmesi.<br />
    Koltuk altında görülebilen, elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişlikler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme kanseri erken dönem belirtileri sıralama gerekirse</span><br />
<br />
– Memede kitle<br />
<br />
– Meme cildinin portakal kabuğuna benzer bir hal alması<br />
<br />
– Meme başının içeri doğru çökmesi<br />
<br />
– Meme başından gelen akıntı ve kanlı akıntı<br />
<br />
Meme kanseri erken teşhis edilememesi durumda lokal olarak rastlanan bazı bulgular mevcuttur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme kanseri geç dönem belirtileri</span><br />
<br />
– Koltukaltında hissedilen büyük bir kitle<br />
<br />
– Meme üzerinde hissedilen ağrılar<br />
<br />
– Meme üzerinde oluşan gözle görülür yaralar<br />
<br />
ve meme kanseri hücrelerinin diğer organlara ve kemiklere yayılması<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Risk Faktörleri</span><br />
<br />
Meme kanseri risk faktörlerinin en önemlileri değiştiremeyeceğimiz risk faktörleridir. Özellikle aile hikâyesinde meme kanserinin olması meme kanseri risk faktörlerinin başında gelmektedir. Birinci derce bir akrabada 50 yaşından önce görülen meme kanseri, kişinin meme kanserine yakalanma ihtimalini 3 kat artırmaktadır. Yine 2. derece akrabalarda görülen meme kanseri de önemli meme kanseri risk faktörlerindendir. Ayrıca ailede ne kadar fazla kişi meme kanserine yakalanmış ve ne kadar erken yaşta yakalanmışlar ise o kadar risk artar.<br />
<br />
Meme kanserinde bir diğer önemli risk faktörü ise meme dokusunun yoğun olmasıdır. Meme dokusu içerisinde yağ oranı daha az olan kişilerde meme kanseri riski daha çok artıyor. Meme dokusunun yoğunluğunu ise mamaografk ve sonografik yöntemlerle ölçülebilir. Özellikle lenfoma hastalarında göğüs çevresine yakın uygulandığı için maruz kalınan radyoterapi de meme kanseri için sayılabilecek risk faktörleri arasındadır. Bu nedenle özellikle lenfoma hastaları olmak üzere radyoterapi tedavisi alan hastaların tedaviden sonra hayat boyu kontrollerini sıkça yaptırmaları önerilmektedir.<br />
<br />
Kadınlarda meme kanseri oluşumunda risk faktörü sayılan erken adet görme de önemsenmelidir. Özellikle 11 yaşından önce adet görenler, geç menopoza girenler meme kanserine yakalanma konusunda daha riskli durumda kabul edilirler. Emzirmemek ya da ilk hamileliğini 30 yaşından sonra yaşamak, aşırı alkol tüketmek ve fazla kilolu olmak da meme kanseri risk faktörleri arasındadır. Ayrıca özellikle menopoza girdikten sonra, menopozun etkilerini azaltmak için kullanılan östrojen hormonu da meme kanseri riskini 1.5. kat artırmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Diğer meme kanseri risk faktörleri şunlardır;</span><br />
<br />
    Meme kanserinde kadın olmak birinci derece risk faktörüdür.<br />
<br />
Ailede meme kanseri öyküsü bulunan kişinin meme kanserine yakalanma riski diğer insanlara göre daha fazladır.<br />
<br />
    Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme riski artar.<br />
    Beyaz tenli kadınlar, esmer tenli kadınlara göre %20 daha fazla risk altındadır.<br />
    Meme kanseri vakalarının %5-10’u genetiktir. Aileden geçen bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşmaktadır. Genetik meme kanserinin en sık rastlanan nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyondur. BRCA mutasyonuna sahip aile üyeleri için risk, %80 oranındadır.<br />
    15 yaşından önce radyoterapi tedavisi görmek, 40 yaşından sonra meme kanseri olma riskini %35’e çıkarmaktadır.<br />
    55 yaş ve üstü kadınların 3’te 2’sinde, yayılma gösteren meme kanseri bulunmaktadır.<br />
    Yaşlanma veya yaşam şekli gibi faktörler, meme kanseri riskini zaman içinde değiştirebilir.<br />
<br />
Yaşlanma veya yaşam şekli gibi faktörler, meme kanseri riskini zaman içinde değiştirebilir.<br />
<br />
    Uzun süreli fazla sigara tüketiminin meme kanseri riskini arttırdığı tespit edilmiştir.<br />
    Fiziksel aktivite ve düzenli spordan uzak, hareketsiz bir yaşam meme kanseri oluşum riskini artırmaktadır.<br />
    Şişmanlık, doğurganlık çağındaki kadınlarda meme kanseri riskini 2 katına çıkarır.<br />
    Ailesinde meme kanseri olanlarda doğum kontrol hapı kullanımı, kanser riskini 3 kat artırmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanserine Yakalanma Riskini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?</span><br />
<br />
Egzersiz şeklinde yapılan fiziksel aktivitenin, meme kanseri riskini azalttığına ilişkin kanıtlar artmaktadır. Haftada en az 1,25 – 2,5 saatlik hızlı yürüyüşler, kadındaki meme kanseri riskini %18 oranında azaltmaktadır. Eğer bu yürüyüş, haftada 10 saat olursa, risk oranı biraz daha azaltmaktadır.<br />
<br />
Bazı araştırmalar, uzun süreli emzirmenin meme kanserini az da olsa azalttığını öne sürmüştür. Araştırmalar, doğum kontrol hapı kullanan kadınların, kullanmayan kadınlara nazaran az da olsa meme kanseri riski taşıdığını göstermektedir. Hapların kullanımına son verildiğinde, risk oranı normale dönmektedir.<br />
<br />
Çok fazla hamilelik geçiren ve genç yaşta hamile kalan kadınlarda, meme kanseri olma riski azalır. Bunun nedeni ise, hamilelik döneminde duran adet döngüsüdür.<br />
<br />
Tedavi kararında meme kanserinin hangi alt grubu ile karşı karşıya olduğunuzu bilmek uygulanacak tedavinin başarısı açısından çok önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Türleri</span><br />
<br />
Meme kanseri türleri biyopsi ile alınan doku üzerinde yapılan patoloji incelemesi sonucunda belirlenir. Meme kanserinin birçok türü bulunmasına rağmen genel olarak iki ayrı başlık altında değerlendirilmektedir:<br />
<br />
    Meme kanallarını oluşturan hücrelerde oluşan duktal karsinom<br />
    Memenin süt bezlerinde oluşan lobüler karsinom<br />
<br />
Duktal ve lobüler karsinomlar kendi içlerinde yayılma göstermeyen non-invaziv/in situ tümörler ve yayılma özelliği olan invaziv tümörler olarak ikiye ayrılmaktadır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Duktal Karsinoma In Situ</span><br />
<br />
    Elle muayenede belirlenemeyen ve mamografide düzensiz yapısı ve kireçlenmelerle kendini gösteren bir kanser türüdür. Bu hastalığa sahip olan hastanın meme başı akıntısı da olabilir.<br />
    Lobüler Karsinoma In Situ<br />
<br />
    Her iki memede de meme kanseri oluşma riskini 8-10 kat artıran önemli bir belirtidir. Bu durumda olan hastalar düzenli olarak kontrol ve yakın takip altında tutulmakta ve aynı zamanda hastaya koruyucu ilaçlar da verilmektedir.<br />
<br />
    Bazı hastalarda koruyucu amaçlı her iki memenin alınması ve meme dokusu içinin boşaltılması gibi işlemler yapılabilmektedir. Hastanın kozmetik açıdan herhangi bir sorun yaşamaması için uygulanan cerrahi yollarla protez ve meme rekonstrüksiyonu gibi işlemler de hastaların sosyal yaşamlarına olumlu katkı sağlamaktadır.<br />
<br />
    10 yıl öncesine kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilen meme kanseri günümüzde, 4 değişik alt grupta toplanmaktadır. Ayrıca farklı tedavi stratejileri ile birey ve bireyin tümörüne özgü tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.<br />
<br />
10 yıl öncesine kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilen meme kanseri günümüzde, 4 değişik alt grupta toplanmaktadır. Ayrıca farklı tedavi stratejileri ile birey ve bireyin tümörüne özgü tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.<br />
Invaziv (Yayılım Gösteren) Karsinoma<br />
<br />
Kanser başlangıç yeri olan hücrenin üst katmanından daha ileri yayılma göstermesi ile invaziv kanser türü oluşur. Meme kanserlerinin çoğu, invaziv karsinomdur. Yayılma özelliği gösteren kanserler arasında, meme kanallarını oluşturan hücrelerden ortaya çıkan duktal karsinom en sık rastlanan meme kanseri tipidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Inflamatuvar Meme Kanseri</span><br />
<br />
Meme kanserinin en hızlı ve kötü seyirli tipi olarak bilinmektedir. Memeyi tamamen saran iltihabi hastalıklarıyla belirtileri benzerlik göstermektedir. Kitle belirtisi vermez ve bazen de yalnızca kızarıklık ve sertlik gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Antibiyotik tedavisine rağmen iyileşmeyen meme hastalıklarında mutlaka altta yatan bir kanser olup olmadığı araştırılmalı, aksi ispatlanana kadar hastanın kanser olduğu düşünülerek gerekli tetkik ve incelemeler yapılmalıdır.<br />
Meme Kanseri İstatistikleri<br />
<br />
    2012 yılında dünyada 1.7 milyon yeni meme kanseri vakasına rastlanmıştır.<br />
    Meme kanserinin en çok görüldüğü ilk 3 ülke Belçika, Danimarka ve Fransa’dır.<br />
    Türkiye meme kanserinin en çok görüldüğü ülkeler sıralamasında ilk 20’nin dışında yer alır.<br />
    Meme kanseri tüm kanserlerin %12’sini oluşturmaktadır.<br />
    Kadınlarda görülen kanserlerin %25’i meme kanseridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Memede Kitle ve Kist Nedir?</span><br />
<br />
Memede ele gelen kitle, kist ya da solid bir kitle olabilir. Özellikle fibroadenom ve fibrokistler memede çok sık görülen kitlelerdir. Bozuk para şeklinde görülen bu kitleler kansere dönüşmeyen, iyi huylu tümörlerdir. Kadınlar kendi kendine meme kontrolü esnasında fark ettikleri bu kitlelerin meme kanseri ya da zararsız bir fibroadenom kitlesi olup olmadığını anlayamazlar. Özellikle 30 yaş altı kadınlarda hormonal değişikliklere bağlı olarak fibroadenomlar çok sık görülmektedir. Memedeki kitlenin karakteri meme ultrasonu ile anlaşılmaktadır. Bu nedenle kadınlar memelerinde bir değişiklik ya da kitle fark ettiklerinde en kısa zamanda uzman bir doktora görünmelidir. Meme ultrasonu ve gerek görülürse mamografi ile memedeki kitleye dair bir fikir elde edilebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Memede Ağrı Neye İşaret Eder?</span><br />
<br />
Memede ağrı özellikle her iki memede de hissediliyorsa öncelikle hormonal değişiklikleri ve adet döngüsünü işaret eder. Bunun yanı sıra fibroadenom ve fibro kister de memede ağrı yapabilir. Hamile kadınlarda hormonların değişimine bağlı olarak memede ağrı görülürken, emziren kadınlarda da emziremeye bağlı olarak memede ağrı gelişebilir. Meme kanserinin ileri evrelerinde tümörün büyümesine bağlı olarak ödem ve sonrasında memede ağrı oluşabilir. Ancak memede ağrı meme kanseri belirtisi olarak kabul edilmez.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Evreleri</span><br />
<br />
Meme kanseri yavaş ilerleyen bir kanser türüdür. 5-7 yıl içerisinde 1 cm büyüklüğe erişen tümör, önce lenf kanalları ile koltuk altı lenf bezlerine sonrasında ise kan yoluyla karaciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılabilir.  Tümörün hangi aşamada olduğu ve nerelere yayıldığını öğrenmek için evreleme yapılır ve tedaviye buna göre karar verilir. Meme kanserinde evreleme için TNM isimli bir sistem kullanılır.  Buna göre T tümör çapını, N hastalıklı koltuk altı lenf bezi sayısını, M ise uzak yayılım (metastaz) durumunu belirtir.<br />
<br />
Meme kanserinde 4 evreden bahsedilebilir. Evre I, II ve bazı evre III tümörler erken evre meme kanseri kabul edilir. Evre III tümörlerinin bir kısmı ile evre IV tümörleri ise meme kanserinde ileri evre olarak adlandırılır. Meme kanserinde evreleme yaparken tümörün büyüklüğü, çevredeki lenf nodlarına yayılıp yayılmadığı göz önüne alınır. Buna göre meme kanseri evrelerini şu şekilde tanımlayabiliriz;<br />
<br />
    Evre 0 – DCIS<br />
    Evre I : Tümör 2 cm’den küçük ve henüz lenf nodlarına sıçramamış.<br />
    Evre II : Tümör 2- 5 cm arasında bir büyüklükte olup çevredeki lenf nodlarına sıçramış ya da sıçramamamış olabilir.<br />
    Evre III: Çevredeki lenf bezlerine daha fazla yayılmış demektir<br />
    Evre IV: Diğer organlara (kemik, karaciğer, beyin, akciğer) veya kemiğe, uzaktaki lenf nodlarına metastaz yapmış demektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TEŞHİS</span><br />
<br />
Her kadın 20 yaşından itibaren memesini tanımalı, aylık düzenli kontrollerini ve 40 yaşından itibaren de mamografi takibini yapmalı.<br />
<br />
Memedeki her 10 kitleden 8’i iyi huyludur; yani kanser değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Teşhisi</span><br />
<br />
Meme kanserinin erken teşhisi çok önemlidir. Erken teşhis edilen meme kanserinde hem tedavi çok kolay hem de başarı şansı çok yüksektir. Örneğin Evre 0’da yakalanan meme kanserinde başarı şansı ve hastalığın bir daha tekrar etmeme olasılığı %96’dır. Evre I’de başarı oranı % 93, Evre  II’de % 85  şeklindedir. Ne kadar erken evrede teşhis edilirse başarı şansı da o kadar yükselmektedir. Erken teşhis için her kadının 20 yaşından itibaren ayna karşısında ayda bir kez, kendi kendine meme muayenesi yapması gerekmektedir. 35 ile 40 yaş arasında kadınlar ilk meme ultrasonunu çektirmeli, 40 yaşından sonra da yılda 1 kez mamografi yaptırmalıdır.<br />
<br />
Meme kanseri teşhisinde görülen her 10 kitlenin 8’i iyi huyludur. Bunların çoğu genç yaşlarda görülen fibroadenom veya kist denilen kanser olmayan kitleler ve orta yaşlarda görülen fibrokistik kitlelerdir. Memedeki kitlenin ağrılı ya da ağrısız olması bunun kanser anlamına gelmez. Ancak Ancak memede ele gelen farklı bir yapı veya kitlenin ne olduğunun mutlaka aydınlatılması kitle fark edildiğinde mutlaka doktora başvurmak gerekir.<br />
<br />
Son yıllarda toplumda meme kanserine karşı farkındalık yaratmak amacıyla yapılan sosyal sorumluluk kampanyaları ve bilinçlendirme programları, meme kanserinde erken tanı için kişinin kendi kendine meme muayenesi yapmasının önemine işaret etmektedir.<br />
Meme Kanserinde Erken Teşhis Yöntemleri<br />
<br />
    Kendi kendine meme kontrolleri<br />
    Yıllık mamografi<br />
    Yıllık doktor muayenesi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendi Kendine Meme Kontrolleri<br />
<br />
Meme muayenesi, erken tanı için çok önemli!</span><br />
<br />
Meme kanserinden korunmak ve erken evrede meme kanserini yakalamak için meme muayenesi çok önemlidir. Meme kanseri, meme içinde küçük bir kitleyken müdahale edildiğinde %100’e yakın oranda başarı ile tedavi edilebilmektedir. Meme kanserini diğer kanserlerden ayıran bir başka özellik de “kanser tarama programları” içinde değerlendirilebilir oluşudur. Bu nedenle memesinden hiçbir şikayeti veya kitlesi olmayan kadınlar, “Tarama Yöntemleri”ni önemsemelidir.<br />
Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır?<br />
<br />
Kadınların düzenli olarak ayna karşısında her ay kendi memelerini muayene etmesi kolay bir yöntemdir. Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 gün sonra yapılmalı.<br />
<br />
Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 gün sonra yapılmalı<br />
<br />
Menopoza girenler, rahim veya yumurtalık ameliyatı olan kadınların periyodik olarak ayda bir kez aynı günlere denk getirecek şekilde meme muayenesini yapmaları gerekmektedir. Meme muayenesinde, memesinin simetrisine, meme başında bir akıntı olup olmadığına, herhangi bir deformitenin varlığına, cilt değişikliklerine, ele bir kitlenin gelip gelmediğine dikkat edilmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3 Adımda Meme Muayenesi</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ayna Karşısında Muayene</span><br />
<br />
    Kollarınızı yukarı doğru kaldırın.<br />
    Her iki memenizde herhangi bir düzensizlik, deri çekintisi veya çöküntüsü, meme ucunda yara, kabuklanma, çekilme olup olmadığını kontrol edin.<br />
    Ellerinizi belinize koyarak kuvvetlice aşağı doğru bastırın. Aynı anda göğüs kaslarınızı iyice kasın. Aynadan meme derinizde çekilme olup olmadığını kontrol edin. Kontrolünüz sonucu memelerinizin birbirine eşit olmadığını görebilirsiniz. Bu, olağan bir durumdur ve hastalık belirtisi olarak görülmemelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Duş Yaparken Muayene</span><br />
<br />
    Ayakta sol memenizi muayene ederken, sol elinizi başınızın üzerinde tutun.<br />
    Sağ elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sol memenizi bastırarak muayene edin.<br />
    Sağ elinizle sol memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler çizecek şekilde bastırarak muayene edin.<br />
<br />
*Aynı işlemleri sağ memeniz için sol elinizi kullanarak yapın. Meme içinde fındık ya da ceviz büyüklüğünde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.<br />
Sırtüstü Yatarken Muayene<br />
<br />
    Sağ memenizi muayene ederken, sağ omzunuzun altına yastık yerleştirin ve sağ elinizi başınızın arkasına koyun.<br />
    Sol elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sağ memenizi bastırarak muayene edin.<br />
    Sol elinizle sağ memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler çizecek şekilde bastırarak muayene edin.<br />
<br />
*Aynı işlemleri, sol memeniz için sağ elinizi kullanarak yapın. Meme içinde fındık ya da ceviz büyüklüğünde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.<br />
<br />
Her iki memenin, meme uçlarını nazikçe sıkın. Meme ucunda akıntı olup olmadığını; oluyorsa açık renkli mi kanlı mı olduğunu kontrol edin. Fark ettiğiniz herhangi bir şişliği, kalınlaşmayı veya akıntıyı doktorunuza bildirin.<br />
Yıllık Mamografi<br />
<br />
Referans olması için 30’lu yaşlarda en az bir kez mamografi çektirilmelidir.<br />
<br />
Meme kanserinde erken teşhis için memesinde herhangi bir değişiklik fark etmeyen 40 yaş üzerindeki her kadın yıllık mamografi çektirmelidir. Böylece meme kanserinin ele gelen gelen büyüklüğe ulaşmadan yakalanması mümkün olur.  Bununla birlikte daha sonraki mamografi çekimlerine referans olması için 30’lu yaşlarda en az bir mamografi çektirilerek filmin saklanması önerilmektedir.<br />
<br />
Ailesinde hiç meme kanseri olmayanlar 35 yaşından sonra, ailesinde kanser öyküsü bulunanlar ve genetik meme kanseri riski altında olanlar ise 25 yaşından sonra ilk ultrasonografilerini yaptırmalıdır. Bu kişiler ilk ultrason yaptırdıkları yaştan itibaren her yıl düzenli olarak ultrason takibi altında olmalıdır.<br />
Yıllık Doktor Muayenesi<br />
<br />
Meme kanserinin erken evrede fark edilmesi ve teşhisi için düzenli doktor takibi çok önemlidir. Hiçbir şikayeti olmasa bile 40 yaşından sonra tüm kadınların doktora başvurarak muayene olması gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TEDAVİ<br />
Meme Kanseri Tedavisi</span><br />
<br />
Son yıllarda, meme kanserinin tedavisinde kaydedilen önemli gelişmeler ve yeni tedavi olanakları; hastalığın erken teşhisi ve tedavi ile tamamen yok edilebilmesini sağlamaktadır.<br />
<br />
Günümüzde meme kanseri tedavisinde kaydedilen önemli gelişmeler ve yeni tedavi seçenekleri ile hastalığın teşhisi ve tedavisi daha kolay ve başarılı hale gelmiştir. Meme kanseri tedavisinde öncelik memenin korunmasına yönelik tedavisi ve uygulamalardır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde meme kaybı olmadan, gelişmiş tekniklerle hastalık yayılımı önceden tespit edilerek önlem alınabiliyor ve tümöre direk olarak müdahale edilmektedir. İleri evre meme kanserinde memenin cerrahi ile alınması söz konusu olduğu durumlarda plastik cerrahi teknikleri ile meme rekonstrüksiyonu (yeni bir meme) yapılabilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme kanseri erken tanı sayesinde %100’e yakın bir oranda tedavi edilebiliyor.</span><br />
<br />
Meme kanseri tedavisi hastanın hangi evrede olduğuna bağlı olarak değişir. Evre 0’da ameliyat sonrası kemoterapi tedavisine gerek duyulmamaktadır. Çoğu zaman radyoterapi de tedaviye eklenir. Evre I ve II ‘de kitle küçük olduğu için önce ameliyat ardından kemoterapi uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir. Evre III’te önce kemoterapi tedavisi uygulanır ardından hasta ameliyata alınır. Evre IV’te ise eğer kanser vücudun çok fazla bölgesine yayılmadıysa cerrahi düşünülebilir. Ancak kanser yayılımı fazla ise sadece ameliyat kesinlikle önerilmez. Sadece kemoterapi ve bazen radyoterapi tedavisi uygulanır.<br />
<br />
Özellikle Herceptin, Pertuzumab, Kadcylan ve Palbociclib son dönemde geliştirile etkili kemoterapi ilaçlarından. Yakın dönemde meme kanserine özel aşılar da yakın dönemde tedavide kullanılacak.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Tedavi Yöntemleri</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cerrahi Yöntemler</span><br />
<br />
Meme kanseri cerrahisinde öncelikle amaç, tümörün geride kalmayacak şekilde çıkarılması ve koltuk altına yayılım gösteren vakalarda lenf bezlerinin tümüyle alınmasıdır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mastektomi</span><br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Basit mastektomi: </span>Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme uçları dahil tüm meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz. Günümüzde çok fazla tercih edilmeyen bir yöntemdir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cilt koruyucu mastektomi:</span> Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır. Memenin üstündeki derinin çoğu (meme ucu çevresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Radikal Mastektomi: </span>Bu geniş çaplı operasyonda tüm meme, koltuk altı bezleri ve meme altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, geçmişte oldukça sık kullanılmış olan bir yöntemdir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Koruyucu Cerrahi<br />
</span><br />
    Meme kanseri erken teşhis edildiğinde daha çok memenin etkilenmiş kısmı alınır. Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır. Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir.<br />
<br />
    Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir. Kadranektomide, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Lenf Bezi Cerrahisi</span><br />
<br />
    Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir. Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma şansı yüksektir. Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde önemli bir rol oynar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Radyoterapi Tedavisi</span><br />
<br />
Meme kanserinde radyoterapi ile ameliyat sonrası koltukaltı ve meme bölgesine verilen ışınla, kalma olasılığı olan kanser hücrelerini yok etmeye hedeflenmektedir. Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, memenin kalan dokusunu korumak amacı ile özellikle yenileme riski yüksek olan hastalarda ve meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda uygulanır.<br />
İlaç Tedavileri<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kemoterapi</span><br />
<br />
    Meme kanserinde kemoterapi çoğunlukla cerrahi sonrası uygulanır. Ameliyat sonrası herhangi bir kanserli hücre kalmamasına rağmen koruyucu bir önlem olarak bir süre daha kemoterapi tedavisi devam edebilir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hormonoterapi</span><br />
<br />
    Hormon tedavisinin amacı, kadın hormonlarına duyarlı meme kanseri vakalarında kanser hastasının hormon miktarını azaltmaktır. Östrojen hormonuna duyarlı olan bazı kanser hücreleri, daha hızlı büyür ve çoğalır. Bu tedavi yöntemi, östrojen etkisini ortadan kaldırarak kanserin gelişmesini önler.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Akıllı Tedaviler</span><br />
<br />
    Meme kanseri, farklı tedavi stratejileri ile bireye ve tümöre özgü tedavi gerektiren bir hastalıktır. Eskiden klasik kemoterapi ilaçları ve hormon tedavileri dışında seçenekler bulunmazken günümüzde daha yeni ve daha etkin kemoterapi ilaçları, damardan ve ağızdan hap şeklinde alınabilen hedefe yönelik akıllı ilaçlar ile yeni hormonal tedavi ilaçlarının birlikte kullanımı başarılı sonuçlar getirmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">BESLENME</span><br />
<br />
Kanser hastalarının tedavi sürecindeki beslenme biçimi tedaviyi olumlu yönde desteklemektedir.<br />
Meme Kanseri Sürecinde Besleme<br />
<br />
Meme kanseri sürecinde beslenme biçimi meme kanseri tedavisini olumlu yönde etkilemektedir. Meme kanseri hastaları meme kanseri tanısından sonra hekimden bir daha kansere yakalanmaması veya acilen iyileşmesi ve savunma sisteminin güçlenmesi için bir beslenme listesi bekler ve böyle bir liste verilmeyince de hayal kırıklığına uğrar. Hatalı haberler, alternatif tıp ürünü pazarlayan bazı özel kuruluşlar ve bireylerin hasta ve ailesinde oluşturduğu yanlış bilgi yönlendirmeleri altında; hastalar hekimlerden bazı bitkiler önermesini, yiyecekleri gıdaları tek tek oranlarına kadar yazmasını beklerler.<br />
<br />
Yapılan araştırmalara göre kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır. Bunun dışında beslenme uzmanları tarafından tüm bireylere önerilen “sebze ve meyve ağırlıklı, kırmızı etten fakir beyaz et oranını artıran beslenme modeli” genel durumu iyi olan ve beslenebilen birçok kanser hastası için yeterlidir.<br />
<br />
Çalışmalar göstermiştir ki, kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır.<br />
<br />
Meme kanseri tedavisi sürecinde tedaviye ve hastalığa bağlı devam eden kilo kaybı, ağızdan gıda alamama, ağız yaraları, uzun süren ishal, uzun süren bulantı kusma, vitamin eksikliği gibi durumlarında özel beslenme ekiplerince damardan veya ağız yolu ile özel gıdalar ve vitamin ile destekleri yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kanser hastaları, aşırı yemek ve tuzlu gıdadan kaçınmalı!</span><br />
<br />
Erken evre meme kanseri hastaları özellikle tedavileri sırasında aşırı yemek yemekten ve tuzlu gıdalardan kaçınmalı ve tedavi öncesi alerjik yan etkiyi azaltmak amacı ile kullanılan kortizonun iştahı artırıcı, kilo ve ödem yapıcı etkilerine karşı dikkatli olmalılar. Ayrıca, bu dönemde halsiz ve güçsüz kalmama adına tüketilen bal ve pekmez gibi yüksek kalorili gıdalar hastalarda istenmeyen ve sonradan verilmesi son derece güç aşırı kilo alımlarına neden olabilmektedir.<br />
<br />
Gerek meme kanseri olsun gerekse diğer tüm kanserlerin tedavisinde bulantı kusma için Zencefil 0.5-1mg ağızdan hap şeklinde kullanımının kanıtlanmış yararı dışında onkoloji literatürüne bilimsel bir kanıt olarak girmeyi başaran bitkisel bir ürün yoktur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dikkat! Bitkisel ürünler, hastalara zarar verebilir</span><br />
<br />
Geçen 20 yılda popüler olan vitaminlerin kullanımı, antioksidan özellikleri ile “bizleri genç tutacak cildimizi pürüzsüz kılacak, kanser tedavileri sırasında yan etkilerden koruyacak” varsayımı ile yoğun bir kullanım alanı bulmuştur.<br />
<br />
Fakat son 5 yılda yapılan kapsamlı çalışmaların sonucunda gereksiz ve hekim önerisi dışında kullanılan vitaminlerin vücuda yarardan çok zarar verdiği hatta bazı kanser türlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır.<br />
<br />
Bunun üzerine dünyada ve ülkemizde alternatif tıp pazarı ve pazarlayıcıları hedeflerini bitkisel ürünlere çevirmiştir. Ancak doğal gibi görünen bu ürünlerin de özellikle kemoterapi ve diğer tıbbi tedaviler ile istenmeyen etkileşimleri birçok hastayı ve tedavi sorumluluğunu alan hekimi zor durumda bırakmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KANSER SONRASI YAŞAM</span><br />
<br />
Meme kanserinin ardından hastaların en kısa sürede eski hayat standartlarına ulaşmaları amaçlanır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Sonrası Yaşam</span><br />
<br />
Hastaya, fiziksel yaşam kalitesi odaklı tedavi modelinin planlanması çok önemlidir. Hastaların çoğunda ameliyat (koltuk altı lenf bezleri alınması) sonrası omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır. Hastaların yaşam boyu süren takip programları sayesinde kalıcı omuz kısıtlılıkları ve lenf ödem ile karşılaşma ihtimalleri son derece azaltılabilmektedir.<br />
<br />
Meme kanserini atlatan hastaların neredeyse %70’inde gözlenen cinsel ve psikolojik problemler, uzmanlar tarafından yönetilebilir ve hastalarda bu yönde gelişebilecek sorunlar ortadan kaldırılabilir. Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir. Meme kanseri tekrarlarının çoğu ilk 3 yıl içinde görülmektedir. Bu nedenle tedavi sona erdikten sonraki 3 yıl boyunca hastaların, sağlık kontrollerini ayrıntılı bir şekilde takip etmeleri önemlidir. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.<br />
<br />
Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir.<br />
<br />
Kontrol muayenelerinde hastaların şikayetleri sorgulanır ve hasta ayrıntılı olarak muayene edilir. Yakınması veya şüpheli bir bulgusu olmayan hastalarda hiçbir incelemeye gerek görülmez. Ancak şüpheli bulgusu olanlarda bunları aydınlatmaya yönelik ayrıntılı tetkikler yapılır.<br />
<br />
    Meme kanseri tedavisi ile birlikte hastalar öncelikle kendilerine yeni bir sayfa açmalı ve endişeden uzak yaşamalılardır.<br />
    Meme kanseri tedavisi sürecinde koltuk altı lenf bezlerinin alınması ile omuz omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır.<br />
    Meme kanserinden kurtulan hastalarının %70’nde görülen cinsel problemler için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.<br />
    Meme kanseri ameliyatı sonrasında egzersiz, yoga, yürüyüş gibi sporlara devam edilmelidir.<br />
    Meme kanserinin tekrar riski ilk 3 yıl içerisinde vardır. Bu nedenle hastalığı atlattıktan sonra sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">SIKÇA SORULAN SORULAR<br />
Meme Kanseri İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular</span><br />
<br />
Çok şeker ve şekerli gıdalar tüketmek meme kanserine neden olur mu?<br />
<br />
Şekerin direkt olarak meme kanseri ile bağlantısı yoktur. Meme kanserinden korunmak için ideal kilomuzda olmaya dikkat etmemiz yeterlidir.<br />
Meme kanseri tedavisinde kalabalık ortamlardan uzak durmalı mıyım?<br />
<br />
Meme kanseri tedavisi sürecinde kalabalık ortamlardan kaçınmak yerine daha çok sosyalleşme ve moral bulma olasılığı olan ortamlarda bulunulmalı. Tedavi sürecinde kalabalık ortamlardan mikrop kapmak gibi bir durum söz konusu değildir.<br />
Parfüm, deodorant, lazer epilasyon, kalıcı makyaj meme kanserine neden olur mu?<br />
Lazer epilasyon, kalıcı makyaj yaptırmak, parfüm, deodorant kullanmak meme kanserine neden olmaz.<br />
Meme muayenesi için en doğru zaman nedir?<br />
Meme muayenesini adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonra yapmak gerekir.<br />
İlk mamografi ve ultrason kontrolünü kaç yaşında yaptırmalıyım?<br />
35-40 yaş arasında bir kez mamografi ve ultrasonografi yaptırmalısınız. Bu, “Temel mamografi” olarak adlandırılır. 40 yaşından sonra ise rutin mamografi taraması yaptırmanız gerekir.<br />
Ailemde meme kanseri olanlar var. İlk kontrolünü ne zaman yaptırmalıyım?<br />
25-26 yaşından sonra yıllık rutin ultrason takiplerinizi yaptırmalısınız. Genetik meme kanserlerinde ise ilk mamografi yaşı 26’dır. Ailesel meme kanseri riski altındaysanız 32-34 yaşlarından sonra mamografi ile takip edilmelisiniz.<br />
Mamografinin kanser oluşumuna etkisi var mı?<br />
Mamografinin yararı, zararının çok üzerindedir. Bu nedenle mamografinin verdiği radyasyon asla vücut için bir zarar olarak değerlendirilmemelidir. 1960’lı yıllarda çok yüksek radyasyon oranına sahip olan teknolojilerde 30 sene mamografi ile takip edilen hastalarda mamografinin zararının, yararının çok altında olduğu tespit edilmiştir. Mamografiler ise o dönem teknolojilerden 10 kat daha az radyasyon vermektedir. MR’da da radyasyon olmadığı için hastaya herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır.<br />
Meme kanseri bulaşıcı mıdır?<br />
Hiçbir kanser bulaşıcı değildir. Bir ailenin birçok bireyinde kanser görülmesi bu yanlış düşünceye sebep oluyor olabilir. Kişi kanser hastalığını başka bir kimseye bulaştıramaz. Ancak rahim ağzı (serviks), karaciğer kanseri gibi bazı kanserlerin nedenleri arasında virüsler vardır.<br />
Meme kanserinden korunmak için neler yapabilirim?<br />
Meme kanserinden tamamen korunmak söz konusu değil. Sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak gibi değiştirilebilir faktörler ile görünme sıklığı azaltılabilir.<br />
Meme kanserine yakalanma riskini azaltmak için spor yapmamın faydası olur mu?<br />
Günlük yaşam içinde kendinize uygun sporu tercih etmelisiniz. Birçok insan için yapılabilecek spor; düzenli ve tempolu bir yürüyüştür. Bununla birlikte yüzme, bisiklete binme, pilates, yoga gibi grupla veya tek başınıza yapılabileceğiniz egzersizleri tercih edebilirsiniz.<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri ve Belirtileri ve Anti-Perspirant (Deodorant) ın Etkileri</span><br />
<br />
Sual: Kadınların meme kanserine yakalanmalarının en büyük sebeplerinden birisi de kullandıkları terlemeyi önleyici deodorantlarmış, doğru mu?<br />
CEVAP<br />
Çevirisini Dr. Himmet Okyay’ın yaptığı yazıda deniyor ki:<br />
“Meme kanserinin neden daha çok koltuk altına yakın bölgede yerleştiğini sordum. Hepinizi her gün kullandığınız ve bizi ölümcül bir hastalığa sürükleyebilecek bir ürün üzerinde yeniden düşünmeye davet ediyorum. Bu günden sonra ben bunu kullanmayacağım. Meme kanserlerinin en önde gelen sebeplerinden birisi anti-perspirant'tır. Toksinlerin konsantrasyonuna ve hücre bölünmesine dolayısıyla kansere yol açar. Evet anti-perspirant .....<br />
<br />
Deodorant kombinasyonu olan ürünlerin pek çoğu da anti-perspirant’tır. Deodorantlar zararlı değildir. Ancak terlemeyi engelleyici deodorantlar zararlıdır. Çünkü insan vücudunun toksinleri için sahip olduğu birkaç önemli bölge vardır. Bunlar, Kulak arkaları, Diz arkaları, Apış araları ve koltuk altlarıdır. Toksinler buralardan terleme yoluyla atılır. Adından da anlaşılacağı gibi anti-perspirant (terlemeyi engelleyici) kullanımı koltuk altının terlemesini önlediği için toksinlerin dışarıya atılımını önler. Bu toksinler sihirli bir şekilde yok olmazlar. Bunun yerine vücut onları koltuk altı lenf nodüllerinde biriktirir ve hemen hemen meme kanserlerinin büyük bir bölümü memenin üst dış kadranında oluşur. Burası tam olarak lenflerin olduğu bölgedir. Buna ek olarak erkekler: anti-perspirant’la oluşan meme kanserlerinde kadınlara oranla daha şanslıdırlar. Nedeni koltuk altı kıllarının oluşudur. Kullanılan anti-perspirant'ın çoğu kıllar tarafından tutulur. Cildin direkt teması önlenir. Oysa anti-perspirant'ı kılları tıraş ettikten hemen sonra kullanan kadınlar bu riski arttırırlar. Çünkü traş derinin koruyucu tabakasını zedelediği için kimyasal maddeler girişini kolaylaştırırlar<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">MEME KANSERİ NEDİR?</span><br />
<br />
Meme dokusundaki süt kanalını oluşturan ve süt yapıcı hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasıyla ortaya çıkar.<br />
<br />
Meme kanseri kadınlarda görülen kanserlerin %33’ünü oluşturuyor. Tüm kanser hastalarının ise %20’sini tehdit ediyor.<br />
<br />
Meme kanseri, meme dokusu içinde süt kanalları içerisinde oluşan kanser hücreleridir. Meme kanserlerinin yüzde 80’i invaziv duktal karsinomdur. Invaziv duktal karsinom, meme kanserinin süt kanallarında ortaya çıktığını gösterir. Meme kanserinin yüzde 20’si de invaziv lobüler karsinomdur. Bu türde ise meme kanseri süt kanallarında değil süt bezlerinde gelişir. Meme kanserine neden olan hücrelerin çoğalması ve büyümesi oldukça zaman alır. Ancak çoğaldıktan sonra hücreler lenf ve kan yoluyla vücudun diğer organlarına yayılabilir. Meme kanserinde en önemlisi kanserin kan ve lenf yolu ile diğer organlara yayılmadan tanının konmasıdır. Bu aşamada konulan bir tanı ile tedavi oranı çok yüksektir. Bu nedenle meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir.<br />
<br />
Meme kanseri kadınlarda en çok görülen kanser türüdür. Her 10 kadından birinde görülen meme kanseri ortalama her 100 bin kadının 20’sinde rastlanıyor. Meme kanseri kadınlara oranla erkeklerde çok nadir görülmektedir. Ancak hastalık geliştiğinde seyri kadınlarda görülen meme kanserine göre daha hızlı ve kötüdür. Her 100 meme kanserinin 1’i erkeklerde görülmektedir. Meme kanserinin nedeni tam olarak bilinmese de kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, regl durumu, doğumlar, doğum kontrol hapları gibi birçok faktörden bahsedilebilir.<br />
<br />
Meme kanserinin görülme sıklığı yaş ilerledikçe artar. En çok 50-70 yaş aralığında görülen meme kanserinde risk ailede meme kanseri öyküsü bulunduğunda artmaktadır. Anne ya da kardeşte meme kanseri görüldüğünde hastalığın riski 3 kat artar. Bu nedenle aile hikâyesinde meme kanseri olan kişilerin kontrollerini özellikle 40 yaş ile birlikte sık sık yaptırmaları gerekmektedir. BRCA1 ve BRCA2 genlerinde bozulma yani mutasyon var olan kişilerin hem meme hem de yumurtalık kanserine yakalanma ihtimali riski yüksektir. Menopoz sürecinde 5 yıldan fazla hormon ilacı kullanmak da meme kanseri riskini artıran faktörlerden biridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?</span><br />
<br />
Meme kanseri belirtilerini bilmek meme kanserini erken evrede yakalamak ve tedavinin başarıya ulaşması için çok önemlidir. Meme kanseri belirtileri arasında en belirgini memede ele gelen kitledir. Ele gelen kitle meme dışında koltuk altında da olabilir. Eğer kitle büyümüş ise meme ucunun içeri doğru çekilmesi de meme kanseri belirtilerindendir. Çok nadir görülse de meme ucundan kanlı ya da kansız akıntı da meme kanserini işaret edebilir. Meme kanserine neden olan tümör çok büyürse meme derisinde ödem oluşur ve şişme görülebilir. Aynı zamanda kızarıklık ve portakal görünümü de karşılaşılan meme kanseri belirtilerindendir. Eğer meme kanseri yayılmış ise yayıldığı bölge ile ilgili şikayetler de görülebilir.<br />
<br />
Meme kanseri belirtilerini tanımak meme kanserinin ilerlemesine engel olabilmek adına çok önemlidir. Bu nedenle kişinin kendi meme yapısını tanıması ve risk faktörlerini bilmesi gerekir. Meme kanseri belirtilerini fark edebilmek için her kadın 20 yaşından sonra kendi meme muayenesini yapmaya başlamalıdır. Kendi kendine meme muayenesi adet bitiminden 5-7 gün sonra; adet görmeyen kadınlar ise ayda bir belirdikleri yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme kanseri belirtilerini şöyle sıralayabiliriz;</span><br />
<br />
    Meme üzerinde genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket<br />
    Memede; genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen yapıda ve karakterde ele gelen şişlikler.<br />
    Gözle görülebilir şekilde, meme boyutunda veya şeklinde değişiklik.<br />
    Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler.<br />
    Meme başı ve çevresinde, renk ve şeklinde değişiklik, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar ve yaralar.<br />
    Meme başından kanlı veya kansız akıntı gelmesi.<br />
    Koltuk altında görülebilen, elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişlikler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme kanseri erken dönem belirtileri sıralama gerekirse</span><br />
<br />
– Memede kitle<br />
<br />
– Meme cildinin portakal kabuğuna benzer bir hal alması<br />
<br />
– Meme başının içeri doğru çökmesi<br />
<br />
– Meme başından gelen akıntı ve kanlı akıntı<br />
<br />
Meme kanseri erken teşhis edilememesi durumda lokal olarak rastlanan bazı bulgular mevcuttur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme kanseri geç dönem belirtileri</span><br />
<br />
– Koltukaltında hissedilen büyük bir kitle<br />
<br />
– Meme üzerinde hissedilen ağrılar<br />
<br />
– Meme üzerinde oluşan gözle görülür yaralar<br />
<br />
ve meme kanseri hücrelerinin diğer organlara ve kemiklere yayılması<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Risk Faktörleri</span><br />
<br />
Meme kanseri risk faktörlerinin en önemlileri değiştiremeyeceğimiz risk faktörleridir. Özellikle aile hikâyesinde meme kanserinin olması meme kanseri risk faktörlerinin başında gelmektedir. Birinci derce bir akrabada 50 yaşından önce görülen meme kanseri, kişinin meme kanserine yakalanma ihtimalini 3 kat artırmaktadır. Yine 2. derece akrabalarda görülen meme kanseri de önemli meme kanseri risk faktörlerindendir. Ayrıca ailede ne kadar fazla kişi meme kanserine yakalanmış ve ne kadar erken yaşta yakalanmışlar ise o kadar risk artar.<br />
<br />
Meme kanserinde bir diğer önemli risk faktörü ise meme dokusunun yoğun olmasıdır. Meme dokusu içerisinde yağ oranı daha az olan kişilerde meme kanseri riski daha çok artıyor. Meme dokusunun yoğunluğunu ise mamaografk ve sonografik yöntemlerle ölçülebilir. Özellikle lenfoma hastalarında göğüs çevresine yakın uygulandığı için maruz kalınan radyoterapi de meme kanseri için sayılabilecek risk faktörleri arasındadır. Bu nedenle özellikle lenfoma hastaları olmak üzere radyoterapi tedavisi alan hastaların tedaviden sonra hayat boyu kontrollerini sıkça yaptırmaları önerilmektedir.<br />
<br />
Kadınlarda meme kanseri oluşumunda risk faktörü sayılan erken adet görme de önemsenmelidir. Özellikle 11 yaşından önce adet görenler, geç menopoza girenler meme kanserine yakalanma konusunda daha riskli durumda kabul edilirler. Emzirmemek ya da ilk hamileliğini 30 yaşından sonra yaşamak, aşırı alkol tüketmek ve fazla kilolu olmak da meme kanseri risk faktörleri arasındadır. Ayrıca özellikle menopoza girdikten sonra, menopozun etkilerini azaltmak için kullanılan östrojen hormonu da meme kanseri riskini 1.5. kat artırmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Diğer meme kanseri risk faktörleri şunlardır;</span><br />
<br />
    Meme kanserinde kadın olmak birinci derece risk faktörüdür.<br />
<br />
Ailede meme kanseri öyküsü bulunan kişinin meme kanserine yakalanma riski diğer insanlara göre daha fazladır.<br />
<br />
    Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme riski artar.<br />
    Beyaz tenli kadınlar, esmer tenli kadınlara göre %20 daha fazla risk altındadır.<br />
    Meme kanseri vakalarının %5-10’u genetiktir. Aileden geçen bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşmaktadır. Genetik meme kanserinin en sık rastlanan nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyondur. BRCA mutasyonuna sahip aile üyeleri için risk, %80 oranındadır.<br />
    15 yaşından önce radyoterapi tedavisi görmek, 40 yaşından sonra meme kanseri olma riskini %35’e çıkarmaktadır.<br />
    55 yaş ve üstü kadınların 3’te 2’sinde, yayılma gösteren meme kanseri bulunmaktadır.<br />
    Yaşlanma veya yaşam şekli gibi faktörler, meme kanseri riskini zaman içinde değiştirebilir.<br />
<br />
Yaşlanma veya yaşam şekli gibi faktörler, meme kanseri riskini zaman içinde değiştirebilir.<br />
<br />
    Uzun süreli fazla sigara tüketiminin meme kanseri riskini arttırdığı tespit edilmiştir.<br />
    Fiziksel aktivite ve düzenli spordan uzak, hareketsiz bir yaşam meme kanseri oluşum riskini artırmaktadır.<br />
    Şişmanlık, doğurganlık çağındaki kadınlarda meme kanseri riskini 2 katına çıkarır.<br />
    Ailesinde meme kanseri olanlarda doğum kontrol hapı kullanımı, kanser riskini 3 kat artırmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanserine Yakalanma Riskini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?</span><br />
<br />
Egzersiz şeklinde yapılan fiziksel aktivitenin, meme kanseri riskini azalttığına ilişkin kanıtlar artmaktadır. Haftada en az 1,25 – 2,5 saatlik hızlı yürüyüşler, kadındaki meme kanseri riskini %18 oranında azaltmaktadır. Eğer bu yürüyüş, haftada 10 saat olursa, risk oranı biraz daha azaltmaktadır.<br />
<br />
Bazı araştırmalar, uzun süreli emzirmenin meme kanserini az da olsa azalttığını öne sürmüştür. Araştırmalar, doğum kontrol hapı kullanan kadınların, kullanmayan kadınlara nazaran az da olsa meme kanseri riski taşıdığını göstermektedir. Hapların kullanımına son verildiğinde, risk oranı normale dönmektedir.<br />
<br />
Çok fazla hamilelik geçiren ve genç yaşta hamile kalan kadınlarda, meme kanseri olma riski azalır. Bunun nedeni ise, hamilelik döneminde duran adet döngüsüdür.<br />
<br />
Tedavi kararında meme kanserinin hangi alt grubu ile karşı karşıya olduğunuzu bilmek uygulanacak tedavinin başarısı açısından çok önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Türleri</span><br />
<br />
Meme kanseri türleri biyopsi ile alınan doku üzerinde yapılan patoloji incelemesi sonucunda belirlenir. Meme kanserinin birçok türü bulunmasına rağmen genel olarak iki ayrı başlık altında değerlendirilmektedir:<br />
<br />
    Meme kanallarını oluşturan hücrelerde oluşan duktal karsinom<br />
    Memenin süt bezlerinde oluşan lobüler karsinom<br />
<br />
Duktal ve lobüler karsinomlar kendi içlerinde yayılma göstermeyen non-invaziv/in situ tümörler ve yayılma özelliği olan invaziv tümörler olarak ikiye ayrılmaktadır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Duktal Karsinoma In Situ</span><br />
<br />
    Elle muayenede belirlenemeyen ve mamografide düzensiz yapısı ve kireçlenmelerle kendini gösteren bir kanser türüdür. Bu hastalığa sahip olan hastanın meme başı akıntısı da olabilir.<br />
    Lobüler Karsinoma In Situ<br />
<br />
    Her iki memede de meme kanseri oluşma riskini 8-10 kat artıran önemli bir belirtidir. Bu durumda olan hastalar düzenli olarak kontrol ve yakın takip altında tutulmakta ve aynı zamanda hastaya koruyucu ilaçlar da verilmektedir.<br />
<br />
    Bazı hastalarda koruyucu amaçlı her iki memenin alınması ve meme dokusu içinin boşaltılması gibi işlemler yapılabilmektedir. Hastanın kozmetik açıdan herhangi bir sorun yaşamaması için uygulanan cerrahi yollarla protez ve meme rekonstrüksiyonu gibi işlemler de hastaların sosyal yaşamlarına olumlu katkı sağlamaktadır.<br />
<br />
    10 yıl öncesine kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilen meme kanseri günümüzde, 4 değişik alt grupta toplanmaktadır. Ayrıca farklı tedavi stratejileri ile birey ve bireyin tümörüne özgü tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.<br />
<br />
10 yıl öncesine kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilen meme kanseri günümüzde, 4 değişik alt grupta toplanmaktadır. Ayrıca farklı tedavi stratejileri ile birey ve bireyin tümörüne özgü tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.<br />
Invaziv (Yayılım Gösteren) Karsinoma<br />
<br />
Kanser başlangıç yeri olan hücrenin üst katmanından daha ileri yayılma göstermesi ile invaziv kanser türü oluşur. Meme kanserlerinin çoğu, invaziv karsinomdur. Yayılma özelliği gösteren kanserler arasında, meme kanallarını oluşturan hücrelerden ortaya çıkan duktal karsinom en sık rastlanan meme kanseri tipidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Inflamatuvar Meme Kanseri</span><br />
<br />
Meme kanserinin en hızlı ve kötü seyirli tipi olarak bilinmektedir. Memeyi tamamen saran iltihabi hastalıklarıyla belirtileri benzerlik göstermektedir. Kitle belirtisi vermez ve bazen de yalnızca kızarıklık ve sertlik gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Antibiyotik tedavisine rağmen iyileşmeyen meme hastalıklarında mutlaka altta yatan bir kanser olup olmadığı araştırılmalı, aksi ispatlanana kadar hastanın kanser olduğu düşünülerek gerekli tetkik ve incelemeler yapılmalıdır.<br />
Meme Kanseri İstatistikleri<br />
<br />
    2012 yılında dünyada 1.7 milyon yeni meme kanseri vakasına rastlanmıştır.<br />
    Meme kanserinin en çok görüldüğü ilk 3 ülke Belçika, Danimarka ve Fransa’dır.<br />
    Türkiye meme kanserinin en çok görüldüğü ülkeler sıralamasında ilk 20’nin dışında yer alır.<br />
    Meme kanseri tüm kanserlerin %12’sini oluşturmaktadır.<br />
    Kadınlarda görülen kanserlerin %25’i meme kanseridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Memede Kitle ve Kist Nedir?</span><br />
<br />
Memede ele gelen kitle, kist ya da solid bir kitle olabilir. Özellikle fibroadenom ve fibrokistler memede çok sık görülen kitlelerdir. Bozuk para şeklinde görülen bu kitleler kansere dönüşmeyen, iyi huylu tümörlerdir. Kadınlar kendi kendine meme kontrolü esnasında fark ettikleri bu kitlelerin meme kanseri ya da zararsız bir fibroadenom kitlesi olup olmadığını anlayamazlar. Özellikle 30 yaş altı kadınlarda hormonal değişikliklere bağlı olarak fibroadenomlar çok sık görülmektedir. Memedeki kitlenin karakteri meme ultrasonu ile anlaşılmaktadır. Bu nedenle kadınlar memelerinde bir değişiklik ya da kitle fark ettiklerinde en kısa zamanda uzman bir doktora görünmelidir. Meme ultrasonu ve gerek görülürse mamografi ile memedeki kitleye dair bir fikir elde edilebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Memede Ağrı Neye İşaret Eder?</span><br />
<br />
Memede ağrı özellikle her iki memede de hissediliyorsa öncelikle hormonal değişiklikleri ve adet döngüsünü işaret eder. Bunun yanı sıra fibroadenom ve fibro kister de memede ağrı yapabilir. Hamile kadınlarda hormonların değişimine bağlı olarak memede ağrı görülürken, emziren kadınlarda da emziremeye bağlı olarak memede ağrı gelişebilir. Meme kanserinin ileri evrelerinde tümörün büyümesine bağlı olarak ödem ve sonrasında memede ağrı oluşabilir. Ancak memede ağrı meme kanseri belirtisi olarak kabul edilmez.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Evreleri</span><br />
<br />
Meme kanseri yavaş ilerleyen bir kanser türüdür. 5-7 yıl içerisinde 1 cm büyüklüğe erişen tümör, önce lenf kanalları ile koltuk altı lenf bezlerine sonrasında ise kan yoluyla karaciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılabilir.  Tümörün hangi aşamada olduğu ve nerelere yayıldığını öğrenmek için evreleme yapılır ve tedaviye buna göre karar verilir. Meme kanserinde evreleme için TNM isimli bir sistem kullanılır.  Buna göre T tümör çapını, N hastalıklı koltuk altı lenf bezi sayısını, M ise uzak yayılım (metastaz) durumunu belirtir.<br />
<br />
Meme kanserinde 4 evreden bahsedilebilir. Evre I, II ve bazı evre III tümörler erken evre meme kanseri kabul edilir. Evre III tümörlerinin bir kısmı ile evre IV tümörleri ise meme kanserinde ileri evre olarak adlandırılır. Meme kanserinde evreleme yaparken tümörün büyüklüğü, çevredeki lenf nodlarına yayılıp yayılmadığı göz önüne alınır. Buna göre meme kanseri evrelerini şu şekilde tanımlayabiliriz;<br />
<br />
    Evre 0 – DCIS<br />
    Evre I : Tümör 2 cm’den küçük ve henüz lenf nodlarına sıçramamış.<br />
    Evre II : Tümör 2- 5 cm arasında bir büyüklükte olup çevredeki lenf nodlarına sıçramış ya da sıçramamamış olabilir.<br />
    Evre III: Çevredeki lenf bezlerine daha fazla yayılmış demektir<br />
    Evre IV: Diğer organlara (kemik, karaciğer, beyin, akciğer) veya kemiğe, uzaktaki lenf nodlarına metastaz yapmış demektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TEŞHİS</span><br />
<br />
Her kadın 20 yaşından itibaren memesini tanımalı, aylık düzenli kontrollerini ve 40 yaşından itibaren de mamografi takibini yapmalı.<br />
<br />
Memedeki her 10 kitleden 8’i iyi huyludur; yani kanser değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Teşhisi</span><br />
<br />
Meme kanserinin erken teşhisi çok önemlidir. Erken teşhis edilen meme kanserinde hem tedavi çok kolay hem de başarı şansı çok yüksektir. Örneğin Evre 0’da yakalanan meme kanserinde başarı şansı ve hastalığın bir daha tekrar etmeme olasılığı %96’dır. Evre I’de başarı oranı % 93, Evre  II’de % 85  şeklindedir. Ne kadar erken evrede teşhis edilirse başarı şansı da o kadar yükselmektedir. Erken teşhis için her kadının 20 yaşından itibaren ayna karşısında ayda bir kez, kendi kendine meme muayenesi yapması gerekmektedir. 35 ile 40 yaş arasında kadınlar ilk meme ultrasonunu çektirmeli, 40 yaşından sonra da yılda 1 kez mamografi yaptırmalıdır.<br />
<br />
Meme kanseri teşhisinde görülen her 10 kitlenin 8’i iyi huyludur. Bunların çoğu genç yaşlarda görülen fibroadenom veya kist denilen kanser olmayan kitleler ve orta yaşlarda görülen fibrokistik kitlelerdir. Memedeki kitlenin ağrılı ya da ağrısız olması bunun kanser anlamına gelmez. Ancak Ancak memede ele gelen farklı bir yapı veya kitlenin ne olduğunun mutlaka aydınlatılması kitle fark edildiğinde mutlaka doktora başvurmak gerekir.<br />
<br />
Son yıllarda toplumda meme kanserine karşı farkındalık yaratmak amacıyla yapılan sosyal sorumluluk kampanyaları ve bilinçlendirme programları, meme kanserinde erken tanı için kişinin kendi kendine meme muayenesi yapmasının önemine işaret etmektedir.<br />
Meme Kanserinde Erken Teşhis Yöntemleri<br />
<br />
    Kendi kendine meme kontrolleri<br />
    Yıllık mamografi<br />
    Yıllık doktor muayenesi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kendi Kendine Meme Kontrolleri<br />
<br />
Meme muayenesi, erken tanı için çok önemli!</span><br />
<br />
Meme kanserinden korunmak ve erken evrede meme kanserini yakalamak için meme muayenesi çok önemlidir. Meme kanseri, meme içinde küçük bir kitleyken müdahale edildiğinde %100’e yakın oranda başarı ile tedavi edilebilmektedir. Meme kanserini diğer kanserlerden ayıran bir başka özellik de “kanser tarama programları” içinde değerlendirilebilir oluşudur. Bu nedenle memesinden hiçbir şikayeti veya kitlesi olmayan kadınlar, “Tarama Yöntemleri”ni önemsemelidir.<br />
Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır?<br />
<br />
Kadınların düzenli olarak ayna karşısında her ay kendi memelerini muayene etmesi kolay bir yöntemdir. Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 gün sonra yapılmalı.<br />
<br />
Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 gün sonra yapılmalı<br />
<br />
Menopoza girenler, rahim veya yumurtalık ameliyatı olan kadınların periyodik olarak ayda bir kez aynı günlere denk getirecek şekilde meme muayenesini yapmaları gerekmektedir. Meme muayenesinde, memesinin simetrisine, meme başında bir akıntı olup olmadığına, herhangi bir deformitenin varlığına, cilt değişikliklerine, ele bir kitlenin gelip gelmediğine dikkat edilmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3 Adımda Meme Muayenesi</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ayna Karşısında Muayene</span><br />
<br />
    Kollarınızı yukarı doğru kaldırın.<br />
    Her iki memenizde herhangi bir düzensizlik, deri çekintisi veya çöküntüsü, meme ucunda yara, kabuklanma, çekilme olup olmadığını kontrol edin.<br />
    Ellerinizi belinize koyarak kuvvetlice aşağı doğru bastırın. Aynı anda göğüs kaslarınızı iyice kasın. Aynadan meme derinizde çekilme olup olmadığını kontrol edin. Kontrolünüz sonucu memelerinizin birbirine eşit olmadığını görebilirsiniz. Bu, olağan bir durumdur ve hastalık belirtisi olarak görülmemelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Duş Yaparken Muayene</span><br />
<br />
    Ayakta sol memenizi muayene ederken, sol elinizi başınızın üzerinde tutun.<br />
    Sağ elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sol memenizi bastırarak muayene edin.<br />
    Sağ elinizle sol memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler çizecek şekilde bastırarak muayene edin.<br />
<br />
*Aynı işlemleri sağ memeniz için sol elinizi kullanarak yapın. Meme içinde fındık ya da ceviz büyüklüğünde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.<br />
Sırtüstü Yatarken Muayene<br />
<br />
    Sağ memenizi muayene ederken, sağ omzunuzun altına yastık yerleştirin ve sağ elinizi başınızın arkasına koyun.<br />
    Sol elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sağ memenizi bastırarak muayene edin.<br />
    Sol elinizle sağ memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler çizecek şekilde bastırarak muayene edin.<br />
<br />
*Aynı işlemleri, sol memeniz için sağ elinizi kullanarak yapın. Meme içinde fındık ya da ceviz büyüklüğünde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.<br />
<br />
Her iki memenin, meme uçlarını nazikçe sıkın. Meme ucunda akıntı olup olmadığını; oluyorsa açık renkli mi kanlı mı olduğunu kontrol edin. Fark ettiğiniz herhangi bir şişliği, kalınlaşmayı veya akıntıyı doktorunuza bildirin.<br />
Yıllık Mamografi<br />
<br />
Referans olması için 30’lu yaşlarda en az bir kez mamografi çektirilmelidir.<br />
<br />
Meme kanserinde erken teşhis için memesinde herhangi bir değişiklik fark etmeyen 40 yaş üzerindeki her kadın yıllık mamografi çektirmelidir. Böylece meme kanserinin ele gelen gelen büyüklüğe ulaşmadan yakalanması mümkün olur.  Bununla birlikte daha sonraki mamografi çekimlerine referans olması için 30’lu yaşlarda en az bir mamografi çektirilerek filmin saklanması önerilmektedir.<br />
<br />
Ailesinde hiç meme kanseri olmayanlar 35 yaşından sonra, ailesinde kanser öyküsü bulunanlar ve genetik meme kanseri riski altında olanlar ise 25 yaşından sonra ilk ultrasonografilerini yaptırmalıdır. Bu kişiler ilk ultrason yaptırdıkları yaştan itibaren her yıl düzenli olarak ultrason takibi altında olmalıdır.<br />
Yıllık Doktor Muayenesi<br />
<br />
Meme kanserinin erken evrede fark edilmesi ve teşhisi için düzenli doktor takibi çok önemlidir. Hiçbir şikayeti olmasa bile 40 yaşından sonra tüm kadınların doktora başvurarak muayene olması gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">TEDAVİ<br />
Meme Kanseri Tedavisi</span><br />
<br />
Son yıllarda, meme kanserinin tedavisinde kaydedilen önemli gelişmeler ve yeni tedavi olanakları; hastalığın erken teşhisi ve tedavi ile tamamen yok edilebilmesini sağlamaktadır.<br />
<br />
Günümüzde meme kanseri tedavisinde kaydedilen önemli gelişmeler ve yeni tedavi seçenekleri ile hastalığın teşhisi ve tedavisi daha kolay ve başarılı hale gelmiştir. Meme kanseri tedavisinde öncelik memenin korunmasına yönelik tedavisi ve uygulamalardır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde meme kaybı olmadan, gelişmiş tekniklerle hastalık yayılımı önceden tespit edilerek önlem alınabiliyor ve tümöre direk olarak müdahale edilmektedir. İleri evre meme kanserinde memenin cerrahi ile alınması söz konusu olduğu durumlarda plastik cerrahi teknikleri ile meme rekonstrüksiyonu (yeni bir meme) yapılabilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme kanseri erken tanı sayesinde %100’e yakın bir oranda tedavi edilebiliyor.</span><br />
<br />
Meme kanseri tedavisi hastanın hangi evrede olduğuna bağlı olarak değişir. Evre 0’da ameliyat sonrası kemoterapi tedavisine gerek duyulmamaktadır. Çoğu zaman radyoterapi de tedaviye eklenir. Evre I ve II ‘de kitle küçük olduğu için önce ameliyat ardından kemoterapi uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir. Evre III’te önce kemoterapi tedavisi uygulanır ardından hasta ameliyata alınır. Evre IV’te ise eğer kanser vücudun çok fazla bölgesine yayılmadıysa cerrahi düşünülebilir. Ancak kanser yayılımı fazla ise sadece ameliyat kesinlikle önerilmez. Sadece kemoterapi ve bazen radyoterapi tedavisi uygulanır.<br />
<br />
Özellikle Herceptin, Pertuzumab, Kadcylan ve Palbociclib son dönemde geliştirile etkili kemoterapi ilaçlarından. Yakın dönemde meme kanserine özel aşılar da yakın dönemde tedavide kullanılacak.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Tedavi Yöntemleri</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cerrahi Yöntemler</span><br />
<br />
Meme kanseri cerrahisinde öncelikle amaç, tümörün geride kalmayacak şekilde çıkarılması ve koltuk altına yayılım gösteren vakalarda lenf bezlerinin tümüyle alınmasıdır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mastektomi</span><br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Basit mastektomi: </span>Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme uçları dahil tüm meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz. Günümüzde çok fazla tercih edilmeyen bir yöntemdir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cilt koruyucu mastektomi:</span> Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır. Memenin üstündeki derinin çoğu (meme ucu çevresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Radikal Mastektomi: </span>Bu geniş çaplı operasyonda tüm meme, koltuk altı bezleri ve meme altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, geçmişte oldukça sık kullanılmış olan bir yöntemdir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Koruyucu Cerrahi<br />
</span><br />
    Meme kanseri erken teşhis edildiğinde daha çok memenin etkilenmiş kısmı alınır. Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır. Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir.<br />
<br />
    Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir. Kadranektomide, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Lenf Bezi Cerrahisi</span><br />
<br />
    Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir. Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma şansı yüksektir. Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde önemli bir rol oynar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Radyoterapi Tedavisi</span><br />
<br />
Meme kanserinde radyoterapi ile ameliyat sonrası koltukaltı ve meme bölgesine verilen ışınla, kalma olasılığı olan kanser hücrelerini yok etmeye hedeflenmektedir. Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, memenin kalan dokusunu korumak amacı ile özellikle yenileme riski yüksek olan hastalarda ve meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda uygulanır.<br />
İlaç Tedavileri<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kemoterapi</span><br />
<br />
    Meme kanserinde kemoterapi çoğunlukla cerrahi sonrası uygulanır. Ameliyat sonrası herhangi bir kanserli hücre kalmamasına rağmen koruyucu bir önlem olarak bir süre daha kemoterapi tedavisi devam edebilir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hormonoterapi</span><br />
<br />
    Hormon tedavisinin amacı, kadın hormonlarına duyarlı meme kanseri vakalarında kanser hastasının hormon miktarını azaltmaktır. Östrojen hormonuna duyarlı olan bazı kanser hücreleri, daha hızlı büyür ve çoğalır. Bu tedavi yöntemi, östrojen etkisini ortadan kaldırarak kanserin gelişmesini önler.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Akıllı Tedaviler</span><br />
<br />
    Meme kanseri, farklı tedavi stratejileri ile bireye ve tümöre özgü tedavi gerektiren bir hastalıktır. Eskiden klasik kemoterapi ilaçları ve hormon tedavileri dışında seçenekler bulunmazken günümüzde daha yeni ve daha etkin kemoterapi ilaçları, damardan ve ağızdan hap şeklinde alınabilen hedefe yönelik akıllı ilaçlar ile yeni hormonal tedavi ilaçlarının birlikte kullanımı başarılı sonuçlar getirmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">BESLENME</span><br />
<br />
Kanser hastalarının tedavi sürecindeki beslenme biçimi tedaviyi olumlu yönde desteklemektedir.<br />
Meme Kanseri Sürecinde Besleme<br />
<br />
Meme kanseri sürecinde beslenme biçimi meme kanseri tedavisini olumlu yönde etkilemektedir. Meme kanseri hastaları meme kanseri tanısından sonra hekimden bir daha kansere yakalanmaması veya acilen iyileşmesi ve savunma sisteminin güçlenmesi için bir beslenme listesi bekler ve böyle bir liste verilmeyince de hayal kırıklığına uğrar. Hatalı haberler, alternatif tıp ürünü pazarlayan bazı özel kuruluşlar ve bireylerin hasta ve ailesinde oluşturduğu yanlış bilgi yönlendirmeleri altında; hastalar hekimlerden bazı bitkiler önermesini, yiyecekleri gıdaları tek tek oranlarına kadar yazmasını beklerler.<br />
<br />
Yapılan araştırmalara göre kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır. Bunun dışında beslenme uzmanları tarafından tüm bireylere önerilen “sebze ve meyve ağırlıklı, kırmızı etten fakir beyaz et oranını artıran beslenme modeli” genel durumu iyi olan ve beslenebilen birçok kanser hastası için yeterlidir.<br />
<br />
Çalışmalar göstermiştir ki, kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır.<br />
<br />
Meme kanseri tedavisi sürecinde tedaviye ve hastalığa bağlı devam eden kilo kaybı, ağızdan gıda alamama, ağız yaraları, uzun süren ishal, uzun süren bulantı kusma, vitamin eksikliği gibi durumlarında özel beslenme ekiplerince damardan veya ağız yolu ile özel gıdalar ve vitamin ile destekleri yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kanser hastaları, aşırı yemek ve tuzlu gıdadan kaçınmalı!</span><br />
<br />
Erken evre meme kanseri hastaları özellikle tedavileri sırasında aşırı yemek yemekten ve tuzlu gıdalardan kaçınmalı ve tedavi öncesi alerjik yan etkiyi azaltmak amacı ile kullanılan kortizonun iştahı artırıcı, kilo ve ödem yapıcı etkilerine karşı dikkatli olmalılar. Ayrıca, bu dönemde halsiz ve güçsüz kalmama adına tüketilen bal ve pekmez gibi yüksek kalorili gıdalar hastalarda istenmeyen ve sonradan verilmesi son derece güç aşırı kilo alımlarına neden olabilmektedir.<br />
<br />
Gerek meme kanseri olsun gerekse diğer tüm kanserlerin tedavisinde bulantı kusma için Zencefil 0.5-1mg ağızdan hap şeklinde kullanımının kanıtlanmış yararı dışında onkoloji literatürüne bilimsel bir kanıt olarak girmeyi başaran bitkisel bir ürün yoktur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dikkat! Bitkisel ürünler, hastalara zarar verebilir</span><br />
<br />
Geçen 20 yılda popüler olan vitaminlerin kullanımı, antioksidan özellikleri ile “bizleri genç tutacak cildimizi pürüzsüz kılacak, kanser tedavileri sırasında yan etkilerden koruyacak” varsayımı ile yoğun bir kullanım alanı bulmuştur.<br />
<br />
Fakat son 5 yılda yapılan kapsamlı çalışmaların sonucunda gereksiz ve hekim önerisi dışında kullanılan vitaminlerin vücuda yarardan çok zarar verdiği hatta bazı kanser türlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır.<br />
<br />
Bunun üzerine dünyada ve ülkemizde alternatif tıp pazarı ve pazarlayıcıları hedeflerini bitkisel ürünlere çevirmiştir. Ancak doğal gibi görünen bu ürünlerin de özellikle kemoterapi ve diğer tıbbi tedaviler ile istenmeyen etkileşimleri birçok hastayı ve tedavi sorumluluğunu alan hekimi zor durumda bırakmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">KANSER SONRASI YAŞAM</span><br />
<br />
Meme kanserinin ardından hastaların en kısa sürede eski hayat standartlarına ulaşmaları amaçlanır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meme Kanseri Sonrası Yaşam</span><br />
<br />
Hastaya, fiziksel yaşam kalitesi odaklı tedavi modelinin planlanması çok önemlidir. Hastaların çoğunda ameliyat (koltuk altı lenf bezleri alınması) sonrası omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır. Hastaların yaşam boyu süren takip programları sayesinde kalıcı omuz kısıtlılıkları ve lenf ödem ile karşılaşma ihtimalleri son derece azaltılabilmektedir.<br />
<br />
Meme kanserini atlatan hastaların neredeyse %70’inde gözlenen cinsel ve psikolojik problemler, uzmanlar tarafından yönetilebilir ve hastalarda bu yönde gelişebilecek sorunlar ortadan kaldırılabilir. Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir. Meme kanseri tekrarlarının çoğu ilk 3 yıl içinde görülmektedir. Bu nedenle tedavi sona erdikten sonraki 3 yıl boyunca hastaların, sağlık kontrollerini ayrıntılı bir şekilde takip etmeleri önemlidir. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.<br />
<br />
Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir.<br />
<br />
Kontrol muayenelerinde hastaların şikayetleri sorgulanır ve hasta ayrıntılı olarak muayene edilir. Yakınması veya şüpheli bir bulgusu olmayan hastalarda hiçbir incelemeye gerek görülmez. Ancak şüpheli bulgusu olanlarda bunları aydınlatmaya yönelik ayrıntılı tetkikler yapılır.<br />
<br />
    Meme kanseri tedavisi ile birlikte hastalar öncelikle kendilerine yeni bir sayfa açmalı ve endişeden uzak yaşamalılardır.<br />
    Meme kanseri tedavisi sürecinde koltuk altı lenf bezlerinin alınması ile omuz omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır.<br />
    Meme kanserinden kurtulan hastalarının %70’nde görülen cinsel problemler için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.<br />
    Meme kanseri ameliyatı sonrasında egzersiz, yoga, yürüyüş gibi sporlara devam edilmelidir.<br />
    Meme kanserinin tekrar riski ilk 3 yıl içerisinde vardır. Bu nedenle hastalığı atlattıktan sonra sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">SIKÇA SORULAN SORULAR<br />
Meme Kanseri İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular</span><br />
<br />
Çok şeker ve şekerli gıdalar tüketmek meme kanserine neden olur mu?<br />
<br />
Şekerin direkt olarak meme kanseri ile bağlantısı yoktur. Meme kanserinden korunmak için ideal kilomuzda olmaya dikkat etmemiz yeterlidir.<br />
Meme kanseri tedavisinde kalabalık ortamlardan uzak durmalı mıyım?<br />
<br />
Meme kanseri tedavisi sürecinde kalabalık ortamlardan kaçınmak yerine daha çok sosyalleşme ve moral bulma olasılığı olan ortamlarda bulunulmalı. Tedavi sürecinde kalabalık ortamlardan mikrop kapmak gibi bir durum söz konusu değildir.<br />
Parfüm, deodorant, lazer epilasyon, kalıcı makyaj meme kanserine neden olur mu?<br />
Lazer epilasyon, kalıcı makyaj yaptırmak, parfüm, deodorant kullanmak meme kanserine neden olmaz.<br />
Meme muayenesi için en doğru zaman nedir?<br />
Meme muayenesini adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonra yapmak gerekir.<br />
İlk mamografi ve ultrason kontrolünü kaç yaşında yaptırmalıyım?<br />
35-40 yaş arasında bir kez mamografi ve ultrasonografi yaptırmalısınız. Bu, “Temel mamografi” olarak adlandırılır. 40 yaşından sonra ise rutin mamografi taraması yaptırmanız gerekir.<br />
Ailemde meme kanseri olanlar var. İlk kontrolünü ne zaman yaptırmalıyım?<br />
25-26 yaşından sonra yıllık rutin ultrason takiplerinizi yaptırmalısınız. Genetik meme kanserlerinde ise ilk mamografi yaşı 26’dır. Ailesel meme kanseri riski altındaysanız 32-34 yaşlarından sonra mamografi ile takip edilmelisiniz.<br />
Mamografinin kanser oluşumuna etkisi var mı?<br />
Mamografinin yararı, zararının çok üzerindedir. Bu nedenle mamografinin verdiği radyasyon asla vücut için bir zarar olarak değerlendirilmemelidir. 1960’lı yıllarda çok yüksek radyasyon oranına sahip olan teknolojilerde 30 sene mamografi ile takip edilen hastalarda mamografinin zararının, yararının çok altında olduğu tespit edilmiştir. Mamografiler ise o dönem teknolojilerden 10 kat daha az radyasyon vermektedir. MR’da da radyasyon olmadığı için hastaya herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır.<br />
Meme kanseri bulaşıcı mıdır?<br />
Hiçbir kanser bulaşıcı değildir. Bir ailenin birçok bireyinde kanser görülmesi bu yanlış düşünceye sebep oluyor olabilir. Kişi kanser hastalığını başka bir kimseye bulaştıramaz. Ancak rahim ağzı (serviks), karaciğer kanseri gibi bazı kanserlerin nedenleri arasında virüsler vardır.<br />
Meme kanserinden korunmak için neler yapabilirim?<br />
Meme kanserinden tamamen korunmak söz konusu değil. Sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak gibi değiştirilebilir faktörler ile görünme sıklığı azaltılabilir.<br />
Meme kanserine yakalanma riskini azaltmak için spor yapmamın faydası olur mu?<br />
Günlük yaşam içinde kendinize uygun sporu tercih etmelisiniz. Birçok insan için yapılabilecek spor; düzenli ve tempolu bir yürüyüştür. Bununla birlikte yüzme, bisiklete binme, pilates, yoga gibi grupla veya tek başınıza yapılabileceğiniz egzersizleri tercih edebilirsiniz.<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[islamda Her şeye kızmak doğru değildir]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10486</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:27:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10486</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">islamda Her şeye kızmak doğru değildir</span><br />
<br />
Sual: Kızan bir kimse, tansiyonum yükseldi diyor. Kızmak tansiyonun yükselmesine sebep olur mu?<br />
CEVAP<br />
Olur. Kızmak sonucu sinir bozulması ile, kasları büzülerek daralırsa, tansiyon artar. Nikotin gibi bazı zehirler, kana yayılan toksinler de, damarları daraltarak tansiyonu yükseltir. Bedeni ve sinirleri yormamalı, üzülmemelidir. Sinirleri teskin edici ilaç almalı, yeteri kadar uyumalıdır. Az tuzlu ve az yağlı perhiz yapmalı, idrar söken ilaç vermelidir.<br />
<br />
Kızan kimse, sinirini yenemeyince, gazabı, nefret halini alır. Kızmak, kanın hareketinin artmasından [tansiyonun artmasından], meydana gelir. Allah için sinirlenmek, iyidir. Dine olan gayretindendir.<br />
<br />
İslam âlimleri, sinir sistemi bozukluklarında (La havle...) okumayı da tavsiye etmektedirler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(“La havle...” okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
[İmam-ı Rabbani hazretleri, din ve dünya zararlarından kurtulmak için her gün 500 defa “La havle vela kuvvete illa billah” okurdu. Okumaya başlarken ve okuyunca yüzer defa Salevat getirirdi. (Tefsir-i Mazheri)]<br />
(Her gün yüz defa salevat getiren, münafıklıktan ve Cehennem ateşinden uzaklaşır ve kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberani]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri cinden korunmak için ve korkulu zamanlarda, (La havle vela kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okunmasını emrederdi.<br />
<br />
Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:<br />
Dertlerden kurtulmak ve murada kavuşmak için 500 kere La havle vela kuvvete illa billah demeli, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüzer kere salevat-ı şerife okuyup dua etmelidir</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">islamda Her şeye kızmak doğru değildir</span><br />
<br />
Sual: Kızan bir kimse, tansiyonum yükseldi diyor. Kızmak tansiyonun yükselmesine sebep olur mu?<br />
CEVAP<br />
Olur. Kızmak sonucu sinir bozulması ile, kasları büzülerek daralırsa, tansiyon artar. Nikotin gibi bazı zehirler, kana yayılan toksinler de, damarları daraltarak tansiyonu yükseltir. Bedeni ve sinirleri yormamalı, üzülmemelidir. Sinirleri teskin edici ilaç almalı, yeteri kadar uyumalıdır. Az tuzlu ve az yağlı perhiz yapmalı, idrar söken ilaç vermelidir.<br />
<br />
Kızan kimse, sinirini yenemeyince, gazabı, nefret halini alır. Kızmak, kanın hareketinin artmasından [tansiyonun artmasından], meydana gelir. Allah için sinirlenmek, iyidir. Dine olan gayretindendir.<br />
<br />
İslam âlimleri, sinir sistemi bozukluklarında (La havle...) okumayı da tavsiye etmektedirler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(“La havle...” okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
[İmam-ı Rabbani hazretleri, din ve dünya zararlarından kurtulmak için her gün 500 defa “La havle vela kuvvete illa billah” okurdu. Okumaya başlarken ve okuyunca yüzer defa Salevat getirirdi. (Tefsir-i Mazheri)]<br />
(Her gün yüz defa salevat getiren, münafıklıktan ve Cehennem ateşinden uzaklaşır ve kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberani]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri cinden korunmak için ve korkulu zamanlarda, (La havle vela kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okunmasını emrederdi.<br />
<br />
Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:<br />
Dertlerden kurtulmak ve murada kavuşmak için 500 kere La havle vela kuvvete illa billah demeli, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüzer kere salevat-ı şerife okuyup dua etmelidir</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dinimizce Çok Uyumak Zararlıdır]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10485</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:24:34 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10485</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dinimizce Çok Uyumak Zararlıdır</span><br />
<br />
Sual: Çok uyumak zararlı mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet hastalık yoksa çok uyumak zararlıdır. Okuyucularımızdan Ahmet Kanter’in gönderdiği şiirimsi yazı şöyledir:<br />
<br />
Az ye kalbini pakla,<br />
uykuyu kabre sakla.<br />
<br />
Az uyumak nimettir,<br />
çok uyumak gaflettir.<br />
<br />
Gaflet ise zarardır,<br />
kalbimizi karartır.<br />
<br />
Fazla uykuyu at,<br />
ihtiyacın kadar yat.<br />
<br />
Seher gayet kutludur, <br />
o an kalkan mutludur.<br />
<br />
Seherde rahmet kapısı açılır,<br />
uyanık olana nimet saçılır.<br />
<br />
Az ye, az uyu, çok konuşma,<br />
bir gün veli olursan şaşma.<br />
<br />
Evliyâlığa bunlarla girilir,<br />
sonra sayısız nimetler verilir.<br />
<br />
Çok uyku eziyettir,<br />
az uyku meziyettir.<br />
<br />
Çok uyku çok fazilet götürür,<br />
gaflet ve tembellik getirir.<br />
<br />
Çok sevme sen yatağı ve yorganı,<br />
uyku tembelleştirir her organı.<br />
<br />
Unutma ki uyku ölüme eştir,<br />
gafletle yatanın sonu ateştir.<br />
<br />
Arifler sehere her an hasrettir,<br />
bilirler çok uyumak musibettir.<br />
<br />
Geceleri ne güneşler doğar,<br />
gafletle yatanı zulmet boğar.<br />
<br />
Uyanıklık huzurda edeptir,<br />
çok uyku pişmanlığa sebeptir.<br />
<br />
Midesi boş olana uyku gelmez,<br />
az uyuyana korku gelmez.<br />
<br />
Arif, seherde lezzet alır,<br />
gâfiller bundan mahrum kalır.<br />
<br />
Az uyku kalbe ciladır,<br />
çok uyku ise beladır.<br />
<br />
Sanma çok yemek kan olur,<br />
çok uyuyan unutkan olur.<br />
<br />
Çok uyumak ayıptır,<br />
kıymetli vakitten kayıptır.<br />
<br />
Az uyumak nimeti<br />
Sual: Çok uyumanın zararlı, az uyumanın faydalı olduğunu söylüyorlar. Bu hususta bilgi verir misiniz?<br />
CEVAP<br />
Çok eser vermiş zatların hayatı incelenirse, az uyuyup çok çalıştıkları görülür. Ancak ihtiyaç miktarı uyumalıdır! Hikmet ehli buyuruyor ki:<br />
<br />
Allah sevgisinin alametlerinden birisi az uyumaktır. Gece çok az, gündüz çok uyumak, hastalığa sebep olur. Az yemek bedene, az uyumak ruha rahatlık verir. Çok uyumak zararlıdır. Çok yiyip içen istemese de çok uyur. Az yiyip içmek ve az uyumak gerekir. Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için dünya ve ahiret kazancına mani olur. Bir hadis-i şerifte, (İşlerin hayırlısı vasat olanıdır. Din, ifrat ve tefritin ortasındadır) buyuruldu. (Beyheki)<br />
<br />
[Vasat, orta yoldur. İfrat, normalden fazla, tefrit, normalden az demektir. Mesela çok uyumak ifrat, pek az uyumak tefrittir. Çok yiyip içmek ifrat, çok az yemek tefrittir.]<br />
<br />
Uykuya düşkün murada eremez, gece dağılan nimeti göremez. Cenab-ı Hak her gece, (Dua eden yok mu, duasını kabul edeyim) buyurur. (Buhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Cehennemden kaçıp, Cenneti isteyenin gözüne uyku girmez.) [İ.Mende]<br />
<br />
(Ümmetim için en çok korktuğum şey, göbek büyüklüğü, uykuya devam, tembellik ve iman zayıflığıdır.) [Deylemi]<br />
<br />
(En üstün amel, herkes uykuda iken gece namaz kılmaktır.) [C.Yolu]<br />
(Yemekten sonra uyumak kalbi katılaştırır.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Çok uyumak, insanı ahirette fakir eder.) [Beyheki]<br />
(Allahü teâlâ, çok uyuyanı sevmez.) [İ.Gazali]<br />
<br />
(Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gevşeklik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ. Maverdi]<br />
<br />
(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!) [Beyheki]<br />
<br />
(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]<br />
<br />
(Kuşluk uykusu zamansız, kaylule faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.) [İ. Maverdi]<br />
<br />
(Çok yiyip içene ve çok uyuyana Allahü teâlâ buğzeder.) [İ. Gazali]<br />
<br />
(Annesi, Hazret-i Süleyman’a "Çok uyuma, çok uyku kıyamette insanı fakir bırakır" dedi.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]<br />
<br />
Hazret-i Fatıma anlatır: Sabah namazından sonra yattım. Babam, beni uyandırıp, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. [Beyheki]<br />
<br />
Allahü teâlâ, (Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar uyuyan, yalancıdır. Çünkü dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur) buyurdu. (M.Name)<br />
<br />
Sabah kalkarken<br />
Erken yatıp erken kalkmaya çalışmalıdır! Özürsüz sabah vakti uyumak uygun değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Günün evvelinde uyumak aklı azaltır, ortasında uyumak [kaylule yapmak] enbiya ve evliyanın ahlakındandır. Gündüzün sonunda uyumak tembelliktir.) [Şir’a]<br />
<br />
(Şu dört şeye riayet edenin kendisi ve aile efradı muhtaç duruma düşmez:<br />
1- Sabahtan önce kalkıp namaz kılmak,<br />
2- Vakit girmeden abdest almak,<br />
3- Ezandan önce mescide girmek,<br />
4- Vitir namazından sonra konuşmamak.)<br />
<br />
Her sabah kalkınca şunları yapmalıdır:<br />
1- Kalkar kalkmaz Allahü teâlâyı anmalı!<br />
2- Durumuna uygun şekilde giyinmeli!<br />
3- Abdest almalı! Hep abdestli durmaya çalışmalı!<br />
4- Namazı vaktinde ve noksansız kılmalı!<br />
5- Rızkı Allahü teâlânın verdiğine inanıp helalden talep etmeli!<br />
6- Allahü teâlânın taksimatına razı olmalı, verdiklerine kanaat etmeli!<br />
7- Allahü teâlâya tam tevekkül etmek.<br />
8- Allahü teâlânın takdirine razı olarak sabretmeli!<br />
9- Onun verdiği bütün nimetlere şükretmeli! En büyük nimet müslüman olmaktır.<br />
10- Helalinden kazanıp helalinden yemelidir! (T. Gafilin)<br />
<br />
Uyumak mekruh olan vakitler<br />
Sual: Bir hadis-i şerifte, (Sabah uykusu rızka manidir) buyuruluyor. Sabah ne zaman uyumak uygun değildir? Uyumak uygun olmayan başka hangi vakitler vardır?<br />
CEVAP<br />
Güneş doğduktan 50 dakikaya yani işrak vaktine kadar olan vakitte uyumak mekruhtur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<br />
(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!) [Beyheki]<br />
<br />
(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]<br />
<br />
(Sabah uykusu, tembellik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ.Maverdi]<br />
<br />
Hazret-i Fatıma anlatır:<br />
Sabah namazından sonra yatmıştım. Babam, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. (Beyheki) [Rızkların dağılması sabah namazından sonra olur. Manevi rızkların dağılması ise ikindi namazından sonradır. Bu iki vakitte uyumamaya dikkat etmelidir.]<br />
<br />
(Kaylule [öğle üzeri uyumak] faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.) [İ. Maverdi]<br />
<br />
Resulullah efendimiz, yatsı namazından önce uyumayı uygun görmezdi.<br />
<br />
Yatsıdan önce uyumak ve yatsıyı kıldıktan sonra [ihtiyaçsız] konuşmak mekruhtur. Yatsıdan sonra konuşmak ancak faydasız laf etmeye sebep olacağı için mekruhtur. Mühim bir hacetten dolayı olursa mekruh değildir. Kur'an okumak, zikretmek, evliya menkıbelerini anlatmak, fıkıh okumak ve misafirle konuşmak mekruh olmaz. (Redd-ül muhtar)<br />
<br />
Gündüzün ilk vakti<br />
Sual: Bostan-ül ârifin kitabında, (Gündüzün ilk vaktinde uyumak mekruhtur) deniyor. Bu vakit, ne zamandır?<br />
CEVAP<br />
İmsak vaktinden, işrak vaktine kadar olan zamandır</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dinimizce Çok Uyumak Zararlıdır</span><br />
<br />
Sual: Çok uyumak zararlı mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet hastalık yoksa çok uyumak zararlıdır. Okuyucularımızdan Ahmet Kanter’in gönderdiği şiirimsi yazı şöyledir:<br />
<br />
Az ye kalbini pakla,<br />
uykuyu kabre sakla.<br />
<br />
Az uyumak nimettir,<br />
çok uyumak gaflettir.<br />
<br />
Gaflet ise zarardır,<br />
kalbimizi karartır.<br />
<br />
Fazla uykuyu at,<br />
ihtiyacın kadar yat.<br />
<br />
Seher gayet kutludur, <br />
o an kalkan mutludur.<br />
<br />
Seherde rahmet kapısı açılır,<br />
uyanık olana nimet saçılır.<br />
<br />
Az ye, az uyu, çok konuşma,<br />
bir gün veli olursan şaşma.<br />
<br />
Evliyâlığa bunlarla girilir,<br />
sonra sayısız nimetler verilir.<br />
<br />
Çok uyku eziyettir,<br />
az uyku meziyettir.<br />
<br />
Çok uyku çok fazilet götürür,<br />
gaflet ve tembellik getirir.<br />
<br />
Çok sevme sen yatağı ve yorganı,<br />
uyku tembelleştirir her organı.<br />
<br />
Unutma ki uyku ölüme eştir,<br />
gafletle yatanın sonu ateştir.<br />
<br />
Arifler sehere her an hasrettir,<br />
bilirler çok uyumak musibettir.<br />
<br />
Geceleri ne güneşler doğar,<br />
gafletle yatanı zulmet boğar.<br />
<br />
Uyanıklık huzurda edeptir,<br />
çok uyku pişmanlığa sebeptir.<br />
<br />
Midesi boş olana uyku gelmez,<br />
az uyuyana korku gelmez.<br />
<br />
Arif, seherde lezzet alır,<br />
gâfiller bundan mahrum kalır.<br />
<br />
Az uyku kalbe ciladır,<br />
çok uyku ise beladır.<br />
<br />
Sanma çok yemek kan olur,<br />
çok uyuyan unutkan olur.<br />
<br />
Çok uyumak ayıptır,<br />
kıymetli vakitten kayıptır.<br />
<br />
Az uyumak nimeti<br />
Sual: Çok uyumanın zararlı, az uyumanın faydalı olduğunu söylüyorlar. Bu hususta bilgi verir misiniz?<br />
CEVAP<br />
Çok eser vermiş zatların hayatı incelenirse, az uyuyup çok çalıştıkları görülür. Ancak ihtiyaç miktarı uyumalıdır! Hikmet ehli buyuruyor ki:<br />
<br />
Allah sevgisinin alametlerinden birisi az uyumaktır. Gece çok az, gündüz çok uyumak, hastalığa sebep olur. Az yemek bedene, az uyumak ruha rahatlık verir. Çok uyumak zararlıdır. Çok yiyip içen istemese de çok uyur. Az yiyip içmek ve az uyumak gerekir. Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için dünya ve ahiret kazancına mani olur. Bir hadis-i şerifte, (İşlerin hayırlısı vasat olanıdır. Din, ifrat ve tefritin ortasındadır) buyuruldu. (Beyheki)<br />
<br />
[Vasat, orta yoldur. İfrat, normalden fazla, tefrit, normalden az demektir. Mesela çok uyumak ifrat, pek az uyumak tefrittir. Çok yiyip içmek ifrat, çok az yemek tefrittir.]<br />
<br />
Uykuya düşkün murada eremez, gece dağılan nimeti göremez. Cenab-ı Hak her gece, (Dua eden yok mu, duasını kabul edeyim) buyurur. (Buhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Cehennemden kaçıp, Cenneti isteyenin gözüne uyku girmez.) [İ.Mende]<br />
<br />
(Ümmetim için en çok korktuğum şey, göbek büyüklüğü, uykuya devam, tembellik ve iman zayıflığıdır.) [Deylemi]<br />
<br />
(En üstün amel, herkes uykuda iken gece namaz kılmaktır.) [C.Yolu]<br />
(Yemekten sonra uyumak kalbi katılaştırır.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Çok uyumak, insanı ahirette fakir eder.) [Beyheki]<br />
(Allahü teâlâ, çok uyuyanı sevmez.) [İ.Gazali]<br />
<br />
(Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gevşeklik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ. Maverdi]<br />
<br />
(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!) [Beyheki]<br />
<br />
(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]<br />
<br />
(Kuşluk uykusu zamansız, kaylule faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.) [İ. Maverdi]<br />
<br />
(Çok yiyip içene ve çok uyuyana Allahü teâlâ buğzeder.) [İ. Gazali]<br />
<br />
(Annesi, Hazret-i Süleyman’a "Çok uyuma, çok uyku kıyamette insanı fakir bırakır" dedi.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]<br />
<br />
Hazret-i Fatıma anlatır: Sabah namazından sonra yattım. Babam, beni uyandırıp, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. [Beyheki]<br />
<br />
Allahü teâlâ, (Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar uyuyan, yalancıdır. Çünkü dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur) buyurdu. (M.Name)<br />
<br />
Sabah kalkarken<br />
Erken yatıp erken kalkmaya çalışmalıdır! Özürsüz sabah vakti uyumak uygun değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Günün evvelinde uyumak aklı azaltır, ortasında uyumak [kaylule yapmak] enbiya ve evliyanın ahlakındandır. Gündüzün sonunda uyumak tembelliktir.) [Şir’a]<br />
<br />
(Şu dört şeye riayet edenin kendisi ve aile efradı muhtaç duruma düşmez:<br />
1- Sabahtan önce kalkıp namaz kılmak,<br />
2- Vakit girmeden abdest almak,<br />
3- Ezandan önce mescide girmek,<br />
4- Vitir namazından sonra konuşmamak.)<br />
<br />
Her sabah kalkınca şunları yapmalıdır:<br />
1- Kalkar kalkmaz Allahü teâlâyı anmalı!<br />
2- Durumuna uygun şekilde giyinmeli!<br />
3- Abdest almalı! Hep abdestli durmaya çalışmalı!<br />
4- Namazı vaktinde ve noksansız kılmalı!<br />
5- Rızkı Allahü teâlânın verdiğine inanıp helalden talep etmeli!<br />
6- Allahü teâlânın taksimatına razı olmalı, verdiklerine kanaat etmeli!<br />
7- Allahü teâlâya tam tevekkül etmek.<br />
8- Allahü teâlânın takdirine razı olarak sabretmeli!<br />
9- Onun verdiği bütün nimetlere şükretmeli! En büyük nimet müslüman olmaktır.<br />
10- Helalinden kazanıp helalinden yemelidir! (T. Gafilin)<br />
<br />
Uyumak mekruh olan vakitler<br />
Sual: Bir hadis-i şerifte, (Sabah uykusu rızka manidir) buyuruluyor. Sabah ne zaman uyumak uygun değildir? Uyumak uygun olmayan başka hangi vakitler vardır?<br />
CEVAP<br />
Güneş doğduktan 50 dakikaya yani işrak vaktine kadar olan vakitte uyumak mekruhtur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<br />
(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!) [Beyheki]<br />
<br />
(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]<br />
<br />
(Sabah uykusu, tembellik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ.Maverdi]<br />
<br />
Hazret-i Fatıma anlatır:<br />
Sabah namazından sonra yatmıştım. Babam, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. (Beyheki) [Rızkların dağılması sabah namazından sonra olur. Manevi rızkların dağılması ise ikindi namazından sonradır. Bu iki vakitte uyumamaya dikkat etmelidir.]<br />
<br />
(Kaylule [öğle üzeri uyumak] faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.) [İ. Maverdi]<br />
<br />
Resulullah efendimiz, yatsı namazından önce uyumayı uygun görmezdi.<br />
<br />
Yatsıdan önce uyumak ve yatsıyı kıldıktan sonra [ihtiyaçsız] konuşmak mekruhtur. Yatsıdan sonra konuşmak ancak faydasız laf etmeye sebep olacağı için mekruhtur. Mühim bir hacetten dolayı olursa mekruh değildir. Kur'an okumak, zikretmek, evliya menkıbelerini anlatmak, fıkıh okumak ve misafirle konuşmak mekruh olmaz. (Redd-ül muhtar)<br />
<br />
Gündüzün ilk vakti<br />
Sual: Bostan-ül ârifin kitabında, (Gündüzün ilk vaktinde uyumak mekruhtur) deniyor. Bu vakit, ne zamandır?<br />
CEVAP<br />
İmsak vaktinden, işrak vaktine kadar olan zamandır</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bunamak (Alzheimer - Demans) Nedir? - islamda Bunamamak için Bir Çare Var mıdır?]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10484</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:21:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10484</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bunamak (Alzheimer - Demans) Nedir? - islamda Bunamamak için Bir Çare Var mıdır?</span><br />
<br />
Yakınınızın yaşı ilerlemekteyse, zaman içinde unutkanlaştığını fark edebilirsiniz. Ya da aklı artık daha kolay karışıyor olabilir. Ya da eskiden yaptığı pek çok şeyi artık çok da kolay yapamıyor olabilir. Bu işaretler, ileri yaşlarda yaygın bir hastalık olan bunamanın başlangıcı olabilir. Önemli olan, bunu aklınızda tutmanız ve durumları hakkında olabildiğince fazla bilgi edinmeye çalışmanızdır. Her gün karşı karşıya kaldıkları durumları iyice anlamak, hastanız için mümkün olan en iyi bakımı sunmanız konusunda size yardımcı olacaktır. Bunama konusunda aşağıda yer alan  Bunama Forumu‘ndan bilgi alabilirsiniz. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bunama nedir?</span><br />
<br />
“Bunama” beynin hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan çeşitli belirtiler için kullanılan jenerik bir terimdir. Beynin hangi bölümlerinin etkilendiğine bağlı olarak kendini farklı biçimlerde gösterebilir. Genellikle, kişinin zihni ve günlük görevleri planlama, gerçekleştirme yetileri zarar görür. <br />
 <br />
Dil, kişinin zaman ve yön bulma kapasitesi kötü yönde etkilenen diğer davranışsal becerileri arasındadır. Endişe, depresyon ve bazı davranışsal değişiklikler de hastalığın belirtisi olabilir. Bu belirtiler, bunama sorunu yaşayan kişilerin, yakınlarının desteği olmadan hayatla başa çıkabilmelerini güçleştirir.<br />
 <br />
“Bunama” terimi, hafıza kaybı, ruh halinde değişiklikler, iletişim güçlüğü ve mantık yürütme ile ilgili sorunların da dahil olduğu çeşitli belirtileri içerir. Pek çok bunama türü mevcuttur. En yaygınları Alzheimer hastalığı ve vasküler bunamadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demans nedir?</span><br />
<br />
Demans; hafızayı, düşünmeyi ve sosyal becerileri etkileyen bir grup semptomu tanımlar. Demans tek bir hastalık değildir. Aksine birçok türü vardır. En sık gözlenen türü olan Alzheimer demansı bütün demansların yaklaşık %60 ila %80’inden sorumludur. Bir inme sonucunda oluşan vasküler demans ise en sık gözlenen ikinci demans türüdür.  <br />
<br />
Kelime anlamı olarak demans, Latince mens yani zihin kelimesinden türetilmiştir. Demans ise zihnin yitirilmesi anlamına gelmektedir. Bununla beraber demanslar, özellikle Alzheimer demansı bir anda oluşmaz, belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar ve ilerleyicidir. Bazı demanslar ise vücuttaki bir maddenin eksikliğine ya da bir maddenin ya da ilacın yan etkisine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu tip demanslar genellikle ilerleyici olmaz ve geri dönüşü vardır.<br />
Demans neden oluşur?<br />
<br />
Beyin, her biri farklı işlevlerden (örneğin hafıza, yargılama ve hareket) sorumlu olan birçok farklı bölgeye sahiptir. Belirli bir bölgedeki hücreler zarar gördüğünde, o bölge normal işlevlerini yerine getiremez.<br />
<br />
Demans hastalığı, beyin hücrelerinin zarar görmesinden kaynaklanır. Bu hasar, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma yeteneklerini engeller. Beyin hücreleri normal şekilde iletişim kuramadığında, düşünme, davranış ve duygular etkilenebilir.<br />
<br />
Farklı demans türleri, beynin belirli bölgelerindeki, belirli beyin hücre hasarı tipleri ile ilişkilidir. Örneğin, Alzheimer hastalığında, beyin hücrelerinin içindeki ve dışındaki bazı proteinlerin yüksek düzeyde olması, beyin hücrelerinin sağlıklı kalmasını ve birbirleriyle iletişim kurmasını zorlaştırır. Hipokampus adı verilen beyin bölgesi, beyindeki öğrenme ve hafızanın merkezidir ve bu bölgedeki beyin hücreleri Alzheimer hastalığında genellikle zarar gören ilk bölgedir. Bu yüzden hafıza kaybı genellikle Alzheimer'ın ilk semptomlarından biridir.<br />
Demansın türleri nelerdir?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İlerleyici (progresif) demanslar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer nedir?</span><br />
<br />
Alzheimer, yaygın görülen bir demans türü olup beyin hücrelerinin yok olmasına neden olan ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalıkta belirtiler yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalığın ileri evrelere gelmesi yıllar sürebilir. İlerleyici bir hastalık olması nedeniyle Alzheimer'da erken belirtiler genellikle son yaşanan olayların unutulması şeklinde görülürken birkaç yıl içerisinde bireyler günlük aktivitelerini tek başlarına gerçekleştirmekte zorlanacak hale gelebilirler. Sosyal beceriler, davranışlar ve mantıklı düşünme yeteneği de zamanla olumsuz etkilenir. İleri evre Alzheimer hastaları çoğunlukla bir kişiyle karşılıklı olarak sohbet edebilme yeteneğini kaybeder, kendilerine yöneltilen sorulara ve çevrelerinde gelişen olaylara yanıt vermekte güçlük çekmeye başlar. Hastalık çoğunlukla 65 yaş ve üzerindeki bireyleri etkilese de daha genç başlangıçlı örneklerine de sıklıkla rastlanması nedeniyle bir yaşlılık dönemi hastalığı olarak nitelendirilemez.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer belirtileri nelerdir?</span><br />
<br />
Alzheimer hastaları, genellikle bilişsel ve davranışsal alanda performans düşüklüğü şikayetleriyle kliniklere başvurur. Hastalığın başlangıç evresine dair belirtiler daha hafif olmakla birlikte ileri evredeki hastalarda bulgular daha belirgindir. Alzheimer başlangıcı belirtileri genellikle küçük çaplı hafıza sorunları olmakla birlikte son günlerdeki konuşmaların, yaşanan olayların unutulması; kişilerin, nesnelerin ve yerlerin isimlerinin hatırlanamaması gibi semptomları içerir. Hastalığın daha da ilerlemesi ile birlikte en yaygın şekilde görülen Alzheimer belirtileri şunlardır:<br />
<br />
    Bilinç bulanıklığı<br />
    Kişinin bulunduğu ortama adapte olmakta zorlanması<br />
    Kişinin iyi bildiği yerlerde kaybolması<br />
    Konuşma ve dil becerilerine ilişkin sorunlar<br />
    Saldırganlık, aile ve arkadaşlarından olağan dışı taleplerde bulunma, çevreye karşı şüphe duyma gibi kişilik bozukluklarının gelişimi<br />
    Halüsinasyon ve sanrılar<br />
    Motivasyon ve öz saygı düşüklüğü<br />
    Kişilerin günlük aktivitelerini yardımsız yapmakta zorluk çekmesi<br />
    Kişinin hatırlayamadığı olayları inkar etmesi<br />
    Kaygı ve depresyon<br />
<br />
Yukarıdaki belirtiler genellikle hastalığın ilk olarak teşhis edildiği dönemde sıklıkla görülen semptomlardır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte bu belirtiler şiddetini artırarak hastanın aile bireylerini tanıyamaması, yakın geçmişini tamamen unutması ve kendini dahi tanımakta güçlük çekmesi gibi çok daha ileri boyutlara ulaşır. Bu durumda hastalar genellikle günlük yaşamlarını devam ettirebilmeleri için bir bakıcıya muhtaç hale gelir.<br />
Alzheimer nedenleri nelerdir?<br />
<br />
Alzheimer, uzun yıllardır bilimsel araştırmalara sıklıkla konu olan bir hastalık olsa da hastalığın gelişim nedeni henüz kesin olarak belirlenebilmiş değildir. Bununla birlikte hastalığın ortaya çıkışında risk faktörü olarak değerlendirilen, bir diğer deyişle hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği üzerinde durulan olası nedenler şu şekildedir:<br />
<br />
    İleri yaş<br />
    Ailede Alzheimer öyküsünün bulunması<br />
    Down sendromlu olmak<br />
    Geçmişte yaşanan kafa travmaları<br />
    Uyku düzeni bozuklukları<br />
    Yetersiz fiziksel aktivite<br />
    Obezite<br />
    Sigara kullanmak veya sürekli olarak sigara dumanına maruz kalmak<br />
    Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol<br />
    Kötü kontrollü tip 2 diyabet hastalığına sahip olmak<br />
    Yetersiz, dengesiz ve sağlıksız beslenmek<br />
<br />
Alzheimer hastalığının iki farklı cinsiyetteki görülme sıklığını araştıran çalışmalara bakıldığında kadın cinsiyette Alzheimer hastalığnıın görülme sıklığının erkek cinsiyete oranla hafif düzeyde daha yüksek olduğu görülür. Fakat bu durumun kadınlarda ortalama yaşam süresinin daha yüksek olması ile de ilişkili olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Hastalığın gelişiminde risk faktörü olarak değerlendirilen yukarıdaki nedenlerin haricinde Alzheimer hastaları üzerinde yapılan beyin dokusu incelemelerinde ölen beyin hücrelerinin çevresinde görülen beta amiloid plaklarına rastlanır. Hastalarda bu oluşumlara ve beyin hücrelerinin ölümüne neden olabilecek faktörlerin araştırılmasına yönelik çalışmalar gelecekte hastalığın kesin nedeninin belirlenebilmesi için bir umut ışığı teşkil eder<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer teşhisi nasıl konulur?</span><br />
<br />
Alzheimer hastalığının teşhisine yönelik net olarak bilgi verebilen bir ayırıcı tanı testi bulunmaz. Dolayısıyla hastalığın teşhisinde pek çok tıbbi tanı testi bir arada değerlendirilir. Hastalığa ilişkin belirtilerle sağlık kuruluşlarına başvuran hastalar nöroloji kliniklerine yönlendirilir. Nöroloji uzmanları tarafından öncelikli olarak hastanın detaylı şekilde öyküsü alınır. Bu aşamada hastanın yanı sıra ailesi veya yakın çevresine de bazı soruların yöneltilmesi gerekebilir. Tıbbi öykünün alınmasından sonra hastalarda nörolojik işlevler, denge, duyu, davranış, hafıza ve refleksleri ölçen çeşitli taramalar yapılır. Tanının desteklenmesi ve benzer hastalıkların varlığına ilişkin olasılıkların ekarte edilmesine yönelik olarak kan testleri, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntülemesi (MR) gibi uygulamalar ve depresyonun araştırılmasına yönelik kişilik taraması testleri de uygulanabilir. Alzheimer hastalığı bazı genetik hastalıklarla benzer belirtiler gösterebildiğinden bu hastalıkların araştırılması amacıyla gen taramalarının da uygulanması gerekebilir. Buna ek olarak Alzheimer hastalığının gelişiminde rol oynadığı öne sürülen APOE-e4 adlı genin araştırılmasına yönelik gen taramaları da uygulanabilse de bu yöntem geçerliliği kanıtlanmış bir tarama yöntemi değildir. Yapılan tüm bu tanı testlerinin sonucunda Alzheimer hastalığına yönelik şüpheleri artırıcı bulguların elde edilmesi durumunda Alzheimer testi olarak da bilinen bilişsel fonksiyonların değerlendirilmesine yönelik testler de yapıldıktan sonra hekim tarafından hastalığın kesin teşhisi konulabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer tedavisi nasıl yapılır?</span><br />
<br />
Alzheimer hastalığını işaret eden yukarıdaki belirtileri yaşayan kişiler vakit kaybetmeksizin bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Hekim tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda Alzheimer teşhisi alan hastalarda tedavi süreci hastanın yaşı, hastalığın ilerlemişlik düzeyi ve eşlik eden diğer hastalıklar da göz önünde bulundurularak kişiye özgü olarak planlanır. Alzheimer hastalığının bilinen kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Fakat bazı uygulamalar ile hastalığın hastada oluşturduğu semptomların azaltılması veya ortadan kaldırılması ve hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılması mümkündür. Alzheimer hastalarının ev ortamında gerekli düzenlemeler yapılmalı ve özellikle de yalnız yaşamak zorunda olan hastalar için evde unutkanlığı önleyici ve hatırlamayı kolaylaştırıcı önlemler alınmalıdır. Bunlar evin belirli yerlerine asılacak notlar veya dikkat çekici işaretler olabilir. Bilişsel stimülasyon terapileri gibi bireysel veya toplu olarak uygulanabilen psikiyatrik terapiler hafızanın güçlendirilmesine, problem çözme ve dil becerilerinin korunabilmesine katkıda bulunabilir. Hastalığa ilişkin semptomların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla hekim tarafından birtakım ilaçların kullanımı önerilebilir. Donepezil, Rivastigmin, Takmin gibi kolinesteraz inhibitörleri ile Memantin gibi ilaçlar bu amaçla en sık kullanılan ilaç türleridir. Bu ilaçlar direkt olarak hastalığa yönelik tedavi aracı olmayıp semptomatik tedavinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.<br />
<br />
Ailesinde Alzheimer öyküsü bulunan fakat henüz hastalığa ilişkin bir teşhis almamış bireylerde hastalığın kesin oluşum nedeni bilinemediğinden yalnızca risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler alınabilir. Bunlar sigara kullanımından kaçınmak, hareketli yaşam tarzını benimsemek ve sağlıklı beslenmek gibi önlemlerdir. Ayrıca bu bireylerin Alzheimer hastalığına ve hastalığı işaret eden belirtilere ilişkin farkındalık sahibi olmaları sağlanmalıdır. Eğer siz de kendinizde veya bir yakınınızda hafızaya ilişkin sorunlar gibi Alzheimer belirtileri gözlemliyorsanız, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve hastalığın araştırılmasına yönelik olan muayene ve gerekli tanı testlerini yaptırmalısınız. Hastalığın teşhis edilmesi durumunda tedavi sürecine bir an önce başlanmasını sağlayarak hastalığın ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlatabilirsiniz.<br />
<br />
    Vasküler Demans: Bu ikinci en yaygın demans türü ise beyninize kan sağlayan damarların zarar görmesinden kaynaklanır. Vasküler demansın en yaygın semptomları problem çözme, yavaş düşünme, odaklanma ve organizasyon ile ilgili zorlukları içerir. Bunlar hafıza kaybından daha belirgin olma eğilimindedir.<br />
    Lewy Cisimciği Demansı: Lewy cisimleri, beyinde bulunan balon şeklinde anormal protein yığınlarıdır. Yaygın belirti ve semptomlar arasında; uykuda rüya görürken hareket etmek, var olmayan şeyleri görmek (görsel halüsinasyonlar), odak ve dikkat sorunları vardır.<br />
    Frontotemporal Demans: Bu hastalık genel olarak kişilik, davranış ve dil ile ilgili alanların yer aldığı beynin ön ve temporal loblarındaki sinir hücrelerinin parçalanması (dejenerasyonu) sonucu oluşan bir hastalık grubudur. Yaygın semptomlar davranış ve kişilik değişikliği, düşünme, yargılama, dil ve harekette bozulmadır. <br />
    Karışık demans: Demansı olan 80 yaş ve üstü beyinlerin otopsi çalışmaları, Alzheimer hastalığı, vasküler demans ve Lewy cisimciği demansı gibi birçok etmenin bir arada bulunabildiğini göstermektedir. Demansın karışık olmasının semptomları ve tedavileri nasıl etkilediğini belirlemeye yönelik çalışmalar devam etmektedir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demansın sıklığı nedir?</span><br />
<br />
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; dünya çapında 50 milyon civarında demans hastası bulunup, bunların % 60'ı düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans vakası görülmektedir. Toplumun yaşlanması ile birlikte demans hastalarının toplam sayısının 2030'da 82 milyona, 2050'de ise 152 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. <br />
Demansın belirtileri nelerdir?<br />
<br />
Demansın en belirgin belirtisi yeni alınan bilgilerin unutulmasıdır. Bunun haricinde bir kişinin, demans hastası olarak kabul edilmesi için aşağıdaki işlevlerden en az ikisinde bozulma gözlenmelidir:<br />
<br />
    Bellek,<br />
    İletişim ve dil,<br />
    Odaklanma ve dikkat etme yeteneği,<br />
    Muhakeme ve yargı,<br />
    Görsel algı.<br />
<br />
Kendinizde ya da yakınınızda hafıza sorunları ya da yukarıda belirtilen düşünme becerilerinde bir bozukluk gözlüyorsanız, nedeni belirlemek için en kısa sürede bir uzmana görünmeniz gerekir. Semptomlar geri dönüşümü olmayan bir demansı işaret etse de; erken tanı, bir kişinin mevcut tedavilerden en iyi şekilde faydalanmasını sağlar. Aynı zamanda gelecek için plan yapma konusunda size zaman kazandırmış olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demansın evrelere göre semptomları nelerdir?</span><br />
<br />
Demansın semptomları erken evre orta evre ve geç (son) evre olarak sınıflandırılabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Erken evre:</span> Demansın erken evresi genellikle göz ardı edilir çünkü çok yavaş ilerler. Yaygın semptomlar aşağıdakiler gibidir:<br />
<br />
    unutkanlık,<br />
    zamanı takip edememek, <br />
    tanıdık yerlerde kaybolmak.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Orta evre:</span> Demans orta aşamaya ilerledikçe, işaretler ve semptomlar daha belirgin ve kısıtlayıcı hale gelir. Bu semptomlar<br />
<br />
    son olayları ve insanların isimlerini unutmak,<br />
    evde kaybolmak,<br />
    iletişim konusunda artan zorluklarla karşılaşmak,<br />
    kişisel bakım konusunda yardıma ihtiyaç duymak,<br />
    gezinme ve tekrarlayan sorgulama dahil olmak üzere davranış değişikliklerinin yaşanması olarak sıralanabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Geç evre:</span> Demansın geç evresi toplam bağımlılığa ve hareketsizliğe yakındır. Hafıza bozuklukları ciddi ve fiziksel belirti ve semptomlar daha belirgin hale gelir. Belirtiler şunları içerir:<br />
<br />
    zaman ve mekandan habersiz olmak,<br />
    akrabaları ve arkadaşları tanımakta güçlük çekmek,<br />
    kişisel bakımda yardımsız yapamamak,<br />
    yürüme zorluğu,<br />
    saldırganlığı artırabilen davranış değişikliklerinin yaşanması.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demansın teşhisi nasıl yapılır?</span><br />
<br />
Demansın teşhisine yönelik özel bir test bulunmamaktadır. Hekiminiz detaylı bir klinik incelemeden sonra size sorular içeren bir test uygulayabilir. Diğer hastalıklardan şüpheleniyorsa kan testi ya da beyin görüntüleme testleri isteyebilir.  <br />
Demansın tedavisi var mıdır?<br />
<br />
İlerleyici demans türlerinin çoğu tedavi edilemez ancak belirtileri ve semptomları yönetmenin bir takım yolları vardır.<br />
İlaçlar<br />
<br />
Aşağıdakiler demans semptomlarını geçici olarak iyileştirmek için kullanılır.<br />
<br />
    Kolinesteraz inhibitörleri: Donepezil, rivastigmin ya da galantamin gibi bir takım ilaçlar hafıza ve karar verme sürecinde etkin olan bazı kimyasal habercilerin seviyelerini arttırarak çalışır. Öncelikle Alzheimer hastalığını tedavi etmek için kullanılsa da, bu ilaçlar vasküler demans, Parkinson hastalığı demansı ve Lewy vücut demansı gibi diğer demanslara da verilebilir. Yan etkileri mide bulantısı, kusma ve ishal olabilir. Diğer olası yan etkiler arasında yavaş kalp atışı, bayılma ve uyku bozuklukları yer alır.<br />
    Memantin: Öğrenme ve hafıza gibi beyin fonksiyonlarına dahil olan bir başka kimyasal haberci olan glutamatın aktivitesini düzenleyerek çalışır. Bazı durumlarda memantin bir kolinesteraz inhibitörü ile reçete edilir.<br />
    Diğer ilaçlar: Doktorunuz, depresyon, uyku bozuklukları, halüsinasyonlar, parkinsonizm veya ajitasyon gibi diğer semptomları veya durumları tedavi etmek için ilaçlar verebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Terapiler ve İlaçsız Tedaviler</span><br />
<br />
    Evinizi nasıl daha güvenli hale getireceğinizi ve değişen davranışlarla başa çıkmayı öğrenebilmek için bir uzmandan yardım alabilirsiniz. Amaç düşme gibi kazaları önlemek, davranışları yönetmek ve sizi demansın ilerlemesi için hazırlamaktır.<br />
    Çevre düzenlemesi: Dağınıklığı ve gürültüyü azaltmak, demans hastalarının odaklanmasını ve çalışmasını kolaylaştırır. Bıçaklar ve araba anahtarları gibi güvenliği tehdit edebilecek nesnelerin gizlenmesi gerekebilir. <br />
    Görevlerin basitleştirilmesi: Görevleri daha kolay adımlara bölmeniz ve başarıya odaklanmanız gerekmektedir, başarısızlığa değil. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demans önlenebilir mi?</span><br />
<br />
Demansı önlemenin kesin bir yolu yoktur, ancak hayat standartlarında bazı değişiklikler demansın başlamasını geciktirebilir ya da ilerlemesini yavaşlatabilir. <br />
<br />
    Zihninizi aktif tutun: Okuma, bulmaca çözme ve kelime oyunu oynama gibi zihinsel olarak teşvik edici faaliyetler demansın başlamasını geciktirebilir ve etkilerini azaltabilir.<br />
    Fiziksel ve sosyal olarak aktif olun: Fiziksel aktivite ve sosyal etkileşim, demans başlangıcını geciktirebilir ve semptomlarını azaltabilir. Daha fazla hareket edin ve haftada 150 dakika egzersiz yapmayı hedefleyin.<br />
    Sigarayı bırakın: Bazı çalışmalar orta yaş ve üstü sigara içmenin demans ve kan damarı (vasküler) hastalıkları riskinizi artırabileceğini göstermiştir. Sigarayı bırakmak bu riskleri azaltabilir.<br />
    Yeterince vitamin alın: Bazı araştırmalar, kanlarında düşük D vitamini seviyesine sahip kişilerin Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerini geliştirme ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. D vitamini, bazı gıdalar, takviyeler ve güneşe maruz kalma yoluyla elde edilebilir. Her ne kadar bu konuda yeterli çalışma olmasa da yeterli D vitamini aldığınızdan emin olmak diğer sağlık nedenlerinden dolayı iyi bir seçimdir. Günlük bir B kompleksi ve C vitamini almak da yararlı olabilir.<br />
    Kardiyovasküler risk faktörlerini yönetin: Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ve yüksek vücut kitle indeksi (BMI) gibi faktörlerin kontrol edilmesi bazı demans risklerini düşürmek için önemlidir.<br />
    Diğer sağlık koşullarınızı tedavi ettirin: Eğer işitme kaybı, depresyon veya anksiyete rahatsızlıklarınız varsa bu problemlerin tedavisi için doktora başvurun.<br />
    Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinin: Sağlıklı beslenme birçok nedenden dolayı önemlidir ancak Akdeniz diyetinde - meyveler, sebzeler, tam tahıllar ve bazı balık ve kuru yemişlerde yaygın olarak bulunan omega-3 yağ asitleri gibi besinler – sağlığınızı iyileştirirken demans geliştirme riskini azaltır. Haftada üç kez somon gibi yağlı balıklar ve her gün bir avuç fındık, badem ve ceviz yemeye çalışın.<br />
    Kaliteli uyku alın: Kaliteli uyku bir çok hastalığı önleme ve hayat kalitesini yükseltmek için önemlidir. Eğer uyku apneniz varsa ya da yüksek sesle horluyorsanız bir uzmana başvurun. <br />
<br />
Eğer siz de demans hastalığı ile ilgili bir şüphe yaşıyorsanız kontrollerinizi yaptırmayı sakın unutmayın. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> Farklı bunama türleri</span><br />
<br />
Çoğu bunama türleri ilerleyicidir, yani belirtiler yavaş yavaş başlar ve gittikçe kötüye gider. Hastanız zihinsel zorluklar veya düşünce becerilerinde değişiklikler yaşamaktaysa bunu görmemezden gelmeyin. Nedenini anlamak için gecikmeden bir doktora gidin. Profesyonel bir değerlendirme ile tedavi edilebilir bir durum saptanabilir. Belirtiler bunamaya işaret ediyor olsa bile, erken teşhis, kişinin mevcut tedavilerden en iyi şekilde yararlanmasına izin vererek klinik araştırmalar veya çalışmalara gönüllü olarak katılma fırsatı yaratabilir. Ayrıca gelecek için plan yapmak üzere zaman yaratır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hastalıklar</span><br />
<br />
Bunama tek bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklar ve zarar türlerinden gelebilecek çeşitli belirtiler için olan jenerik bir terimdir. Bunamanın en yaygın beş türüne odaklanacak olsak da, diğer türlere de kısaca değineceğiz.  <br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer hastalığı</span> - Bu hastalık, iletişim kurmayı oldukça güçleştirir. Erken teşhis önemlidir.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vasküler bunama</span> - Vasküler bunama, büyük veya küçük inmelerin ardından genellikle daha büyük veya daha küçük aşamalar halinde ilerler. <br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fronto-temporal bunama </span>- Fronto-temporal bunama, birincil dejeneratif bunama hastalıklarındandır.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Huntington hastalığı</span> - Huntington hastalığı son derece nadirdir. Her 100.000 kişiden 5’inin bu hastalıktan mustarip olduğu düşünülmektedir. <br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Lewy cismi bunaması </span>- Lewy Cismi bunaması, bunama durumlarının yüzde 2 ila 20’sini oluşturur.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Karma bunama</span> - Karma bunama, belirtilerin birden fazla bunama türüne aynı anda işaret etmesi sonucu oluşur. <br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İkincil bunama hastalıkları</span> - İkincil bunama hastalıkları, yaklaşık seksen hastalık ve yaralanmayı kapsar, örn. beyin tümörleri, alkol alımı ve çeşitli yetersizlikler gibi.<br />
 <br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color">Parkinson hastalığı</span> - Parkinson hastalığı, dopamin adı verilen bir sinir taşıyıcısının yetersizliği durumunda ortaya çıkar ve tüm bunama vakalarının yüzde 1,2 ila 3’ünü oluşturur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bunama ile yaşama</span><br />
<br />
Bunama hastalığı teşhisi konulması, sizin ve akrabalarınız için bir şok etkisi yaratabilir ve teşhisin ardından karmaşık duygular deneyimleyebilirsiniz. Fakat hayatın yine de sona ermediğini anlamak önemlidir. Hayat, zor durumlarda bile önümüze fırsatlar ve mücadeleler çıkarır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer’in çaresi var mıdır?</span><br />
<br />
Alzheimer hastalığını, beyin hücrelerinin ölmesi ve küçülerek işlevlerini kaybetmesi olarak açıklamıştık. İskoç bilim adamları, geliştirdikleri yöntemlerle, beyinde oluşan bu tahribatı yok edeceklerini ve yaşanılan hafıza sorununu tersine çevirecekleri bir yöntem olduğunu söylemektedirler. Geliştirdikleri bu yöntem ise; amiloid olarak zehirli bir proteinin, beynimizdeki hafıza ve düşünme gibi işlevlerden sorumlu hücreleri öldürmesinden dolayı bir kimyasal geliştirmişlerdir. Bu kimyasalların, yapılan araştırmalar sayesinde, zararlı amiloid proteinlerine yapışarak, onları zararsız hâle getirdiğini ve beyinde yaşanılan tahribatı önleyerek hafıza sorununu önlediği söylenilmektedir. Tek sorun ise; bu kimyasalların, insanlar üzerinde kullanılması için 3 yıllık bir araştırma ve deneyimleme sürecinin gerekmesidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sual: islamda Bunamamak için bir çare var mıdır?</span><br />
CEVAP<br />
Nahl suresi 70. âyet-i kerimesinde, (Bildikten sonra bilmez olur) buyuruluyor. Yani, yaşlanır, dermansız ve aklı noksan olur. Bir çocuğa benzer.<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> [Beydavi]</span><br />
<br />
Hazret-i İkrime, (Kur'an-ı kerimi okumaya devam eden, âyet-i kerimede bildirilen bunaklık haline düşmez) buyuruyor. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
(Kur'an-ı kerim okuyan bunamaz.) <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">[Tirmizi]</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Erzel-i ömür</span><br />
<br />
Sual: Erzel-i ömür nedir? Eğer erzel-i ömür, ihtiyarlığın son günleri demekse, niye erzel-i ömür istenmiyor? Çok yaşamanın ne mahzuru var?<br />
CEVAP<br />
Erzel-i ömür, ihtiyarlığın son günlerinde görülen rezil haller demektir. Erzel, en rezil demektir. Bunun gibi elzem, en lazım demektir. Ehem, en ehemmiyetli demektir.<br />
<br />
Erzel-i ömürde, insan bunar, oğlunu, kızını, eşini tanıyamaz. Evinin yolunu bilemez. Yatalak hasta olur, pislik içinde yatar. Kimse kokudan yanına yaklaşmayabilir. Bir bardak su vereni bulunmayabilir. Başkalarına muhtaç olunan böyle sıkıntılı ihtiyarlık dönemine, erzel-i ömür deniyor. Alla<br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bunamak (Alzheimer - Demans) Nedir? - islamda Bunamamak için Bir Çare Var mıdır?</span><br />
<br />
Yakınınızın yaşı ilerlemekteyse, zaman içinde unutkanlaştığını fark edebilirsiniz. Ya da aklı artık daha kolay karışıyor olabilir. Ya da eskiden yaptığı pek çok şeyi artık çok da kolay yapamıyor olabilir. Bu işaretler, ileri yaşlarda yaygın bir hastalık olan bunamanın başlangıcı olabilir. Önemli olan, bunu aklınızda tutmanız ve durumları hakkında olabildiğince fazla bilgi edinmeye çalışmanızdır. Her gün karşı karşıya kaldıkları durumları iyice anlamak, hastanız için mümkün olan en iyi bakımı sunmanız konusunda size yardımcı olacaktır. Bunama konusunda aşağıda yer alan  Bunama Forumu‘ndan bilgi alabilirsiniz. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bunama nedir?</span><br />
<br />
“Bunama” beynin hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan çeşitli belirtiler için kullanılan jenerik bir terimdir. Beynin hangi bölümlerinin etkilendiğine bağlı olarak kendini farklı biçimlerde gösterebilir. Genellikle, kişinin zihni ve günlük görevleri planlama, gerçekleştirme yetileri zarar görür. <br />
 <br />
Dil, kişinin zaman ve yön bulma kapasitesi kötü yönde etkilenen diğer davranışsal becerileri arasındadır. Endişe, depresyon ve bazı davranışsal değişiklikler de hastalığın belirtisi olabilir. Bu belirtiler, bunama sorunu yaşayan kişilerin, yakınlarının desteği olmadan hayatla başa çıkabilmelerini güçleştirir.<br />
 <br />
“Bunama” terimi, hafıza kaybı, ruh halinde değişiklikler, iletişim güçlüğü ve mantık yürütme ile ilgili sorunların da dahil olduğu çeşitli belirtileri içerir. Pek çok bunama türü mevcuttur. En yaygınları Alzheimer hastalığı ve vasküler bunamadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demans nedir?</span><br />
<br />
Demans; hafızayı, düşünmeyi ve sosyal becerileri etkileyen bir grup semptomu tanımlar. Demans tek bir hastalık değildir. Aksine birçok türü vardır. En sık gözlenen türü olan Alzheimer demansı bütün demansların yaklaşık %60 ila %80’inden sorumludur. Bir inme sonucunda oluşan vasküler demans ise en sık gözlenen ikinci demans türüdür.  <br />
<br />
Kelime anlamı olarak demans, Latince mens yani zihin kelimesinden türetilmiştir. Demans ise zihnin yitirilmesi anlamına gelmektedir. Bununla beraber demanslar, özellikle Alzheimer demansı bir anda oluşmaz, belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar ve ilerleyicidir. Bazı demanslar ise vücuttaki bir maddenin eksikliğine ya da bir maddenin ya da ilacın yan etkisine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu tip demanslar genellikle ilerleyici olmaz ve geri dönüşü vardır.<br />
Demans neden oluşur?<br />
<br />
Beyin, her biri farklı işlevlerden (örneğin hafıza, yargılama ve hareket) sorumlu olan birçok farklı bölgeye sahiptir. Belirli bir bölgedeki hücreler zarar gördüğünde, o bölge normal işlevlerini yerine getiremez.<br />
<br />
Demans hastalığı, beyin hücrelerinin zarar görmesinden kaynaklanır. Bu hasar, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma yeteneklerini engeller. Beyin hücreleri normal şekilde iletişim kuramadığında, düşünme, davranış ve duygular etkilenebilir.<br />
<br />
Farklı demans türleri, beynin belirli bölgelerindeki, belirli beyin hücre hasarı tipleri ile ilişkilidir. Örneğin, Alzheimer hastalığında, beyin hücrelerinin içindeki ve dışındaki bazı proteinlerin yüksek düzeyde olması, beyin hücrelerinin sağlıklı kalmasını ve birbirleriyle iletişim kurmasını zorlaştırır. Hipokampus adı verilen beyin bölgesi, beyindeki öğrenme ve hafızanın merkezidir ve bu bölgedeki beyin hücreleri Alzheimer hastalığında genellikle zarar gören ilk bölgedir. Bu yüzden hafıza kaybı genellikle Alzheimer'ın ilk semptomlarından biridir.<br />
Demansın türleri nelerdir?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İlerleyici (progresif) demanslar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer nedir?</span><br />
<br />
Alzheimer, yaygın görülen bir demans türü olup beyin hücrelerinin yok olmasına neden olan ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalıkta belirtiler yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalığın ileri evrelere gelmesi yıllar sürebilir. İlerleyici bir hastalık olması nedeniyle Alzheimer'da erken belirtiler genellikle son yaşanan olayların unutulması şeklinde görülürken birkaç yıl içerisinde bireyler günlük aktivitelerini tek başlarına gerçekleştirmekte zorlanacak hale gelebilirler. Sosyal beceriler, davranışlar ve mantıklı düşünme yeteneği de zamanla olumsuz etkilenir. İleri evre Alzheimer hastaları çoğunlukla bir kişiyle karşılıklı olarak sohbet edebilme yeteneğini kaybeder, kendilerine yöneltilen sorulara ve çevrelerinde gelişen olaylara yanıt vermekte güçlük çekmeye başlar. Hastalık çoğunlukla 65 yaş ve üzerindeki bireyleri etkilese de daha genç başlangıçlı örneklerine de sıklıkla rastlanması nedeniyle bir yaşlılık dönemi hastalığı olarak nitelendirilemez.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer belirtileri nelerdir?</span><br />
<br />
Alzheimer hastaları, genellikle bilişsel ve davranışsal alanda performans düşüklüğü şikayetleriyle kliniklere başvurur. Hastalığın başlangıç evresine dair belirtiler daha hafif olmakla birlikte ileri evredeki hastalarda bulgular daha belirgindir. Alzheimer başlangıcı belirtileri genellikle küçük çaplı hafıza sorunları olmakla birlikte son günlerdeki konuşmaların, yaşanan olayların unutulması; kişilerin, nesnelerin ve yerlerin isimlerinin hatırlanamaması gibi semptomları içerir. Hastalığın daha da ilerlemesi ile birlikte en yaygın şekilde görülen Alzheimer belirtileri şunlardır:<br />
<br />
    Bilinç bulanıklığı<br />
    Kişinin bulunduğu ortama adapte olmakta zorlanması<br />
    Kişinin iyi bildiği yerlerde kaybolması<br />
    Konuşma ve dil becerilerine ilişkin sorunlar<br />
    Saldırganlık, aile ve arkadaşlarından olağan dışı taleplerde bulunma, çevreye karşı şüphe duyma gibi kişilik bozukluklarının gelişimi<br />
    Halüsinasyon ve sanrılar<br />
    Motivasyon ve öz saygı düşüklüğü<br />
    Kişilerin günlük aktivitelerini yardımsız yapmakta zorluk çekmesi<br />
    Kişinin hatırlayamadığı olayları inkar etmesi<br />
    Kaygı ve depresyon<br />
<br />
Yukarıdaki belirtiler genellikle hastalığın ilk olarak teşhis edildiği dönemde sıklıkla görülen semptomlardır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte bu belirtiler şiddetini artırarak hastanın aile bireylerini tanıyamaması, yakın geçmişini tamamen unutması ve kendini dahi tanımakta güçlük çekmesi gibi çok daha ileri boyutlara ulaşır. Bu durumda hastalar genellikle günlük yaşamlarını devam ettirebilmeleri için bir bakıcıya muhtaç hale gelir.<br />
Alzheimer nedenleri nelerdir?<br />
<br />
Alzheimer, uzun yıllardır bilimsel araştırmalara sıklıkla konu olan bir hastalık olsa da hastalığın gelişim nedeni henüz kesin olarak belirlenebilmiş değildir. Bununla birlikte hastalığın ortaya çıkışında risk faktörü olarak değerlendirilen, bir diğer deyişle hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği üzerinde durulan olası nedenler şu şekildedir:<br />
<br />
    İleri yaş<br />
    Ailede Alzheimer öyküsünün bulunması<br />
    Down sendromlu olmak<br />
    Geçmişte yaşanan kafa travmaları<br />
    Uyku düzeni bozuklukları<br />
    Yetersiz fiziksel aktivite<br />
    Obezite<br />
    Sigara kullanmak veya sürekli olarak sigara dumanına maruz kalmak<br />
    Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol<br />
    Kötü kontrollü tip 2 diyabet hastalığına sahip olmak<br />
    Yetersiz, dengesiz ve sağlıksız beslenmek<br />
<br />
Alzheimer hastalığının iki farklı cinsiyetteki görülme sıklığını araştıran çalışmalara bakıldığında kadın cinsiyette Alzheimer hastalığnıın görülme sıklığının erkek cinsiyete oranla hafif düzeyde daha yüksek olduğu görülür. Fakat bu durumun kadınlarda ortalama yaşam süresinin daha yüksek olması ile de ilişkili olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Hastalığın gelişiminde risk faktörü olarak değerlendirilen yukarıdaki nedenlerin haricinde Alzheimer hastaları üzerinde yapılan beyin dokusu incelemelerinde ölen beyin hücrelerinin çevresinde görülen beta amiloid plaklarına rastlanır. Hastalarda bu oluşumlara ve beyin hücrelerinin ölümüne neden olabilecek faktörlerin araştırılmasına yönelik çalışmalar gelecekte hastalığın kesin nedeninin belirlenebilmesi için bir umut ışığı teşkil eder<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer teşhisi nasıl konulur?</span><br />
<br />
Alzheimer hastalığının teşhisine yönelik net olarak bilgi verebilen bir ayırıcı tanı testi bulunmaz. Dolayısıyla hastalığın teşhisinde pek çok tıbbi tanı testi bir arada değerlendirilir. Hastalığa ilişkin belirtilerle sağlık kuruluşlarına başvuran hastalar nöroloji kliniklerine yönlendirilir. Nöroloji uzmanları tarafından öncelikli olarak hastanın detaylı şekilde öyküsü alınır. Bu aşamada hastanın yanı sıra ailesi veya yakın çevresine de bazı soruların yöneltilmesi gerekebilir. Tıbbi öykünün alınmasından sonra hastalarda nörolojik işlevler, denge, duyu, davranış, hafıza ve refleksleri ölçen çeşitli taramalar yapılır. Tanının desteklenmesi ve benzer hastalıkların varlığına ilişkin olasılıkların ekarte edilmesine yönelik olarak kan testleri, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntülemesi (MR) gibi uygulamalar ve depresyonun araştırılmasına yönelik kişilik taraması testleri de uygulanabilir. Alzheimer hastalığı bazı genetik hastalıklarla benzer belirtiler gösterebildiğinden bu hastalıkların araştırılması amacıyla gen taramalarının da uygulanması gerekebilir. Buna ek olarak Alzheimer hastalığının gelişiminde rol oynadığı öne sürülen APOE-e4 adlı genin araştırılmasına yönelik gen taramaları da uygulanabilse de bu yöntem geçerliliği kanıtlanmış bir tarama yöntemi değildir. Yapılan tüm bu tanı testlerinin sonucunda Alzheimer hastalığına yönelik şüpheleri artırıcı bulguların elde edilmesi durumunda Alzheimer testi olarak da bilinen bilişsel fonksiyonların değerlendirilmesine yönelik testler de yapıldıktan sonra hekim tarafından hastalığın kesin teşhisi konulabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer tedavisi nasıl yapılır?</span><br />
<br />
Alzheimer hastalığını işaret eden yukarıdaki belirtileri yaşayan kişiler vakit kaybetmeksizin bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Hekim tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda Alzheimer teşhisi alan hastalarda tedavi süreci hastanın yaşı, hastalığın ilerlemişlik düzeyi ve eşlik eden diğer hastalıklar da göz önünde bulundurularak kişiye özgü olarak planlanır. Alzheimer hastalığının bilinen kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Fakat bazı uygulamalar ile hastalığın hastada oluşturduğu semptomların azaltılması veya ortadan kaldırılması ve hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılması mümkündür. Alzheimer hastalarının ev ortamında gerekli düzenlemeler yapılmalı ve özellikle de yalnız yaşamak zorunda olan hastalar için evde unutkanlığı önleyici ve hatırlamayı kolaylaştırıcı önlemler alınmalıdır. Bunlar evin belirli yerlerine asılacak notlar veya dikkat çekici işaretler olabilir. Bilişsel stimülasyon terapileri gibi bireysel veya toplu olarak uygulanabilen psikiyatrik terapiler hafızanın güçlendirilmesine, problem çözme ve dil becerilerinin korunabilmesine katkıda bulunabilir. Hastalığa ilişkin semptomların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla hekim tarafından birtakım ilaçların kullanımı önerilebilir. Donepezil, Rivastigmin, Takmin gibi kolinesteraz inhibitörleri ile Memantin gibi ilaçlar bu amaçla en sık kullanılan ilaç türleridir. Bu ilaçlar direkt olarak hastalığa yönelik tedavi aracı olmayıp semptomatik tedavinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.<br />
<br />
Ailesinde Alzheimer öyküsü bulunan fakat henüz hastalığa ilişkin bir teşhis almamış bireylerde hastalığın kesin oluşum nedeni bilinemediğinden yalnızca risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler alınabilir. Bunlar sigara kullanımından kaçınmak, hareketli yaşam tarzını benimsemek ve sağlıklı beslenmek gibi önlemlerdir. Ayrıca bu bireylerin Alzheimer hastalığına ve hastalığı işaret eden belirtilere ilişkin farkındalık sahibi olmaları sağlanmalıdır. Eğer siz de kendinizde veya bir yakınınızda hafızaya ilişkin sorunlar gibi Alzheimer belirtileri gözlemliyorsanız, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve hastalığın araştırılmasına yönelik olan muayene ve gerekli tanı testlerini yaptırmalısınız. Hastalığın teşhis edilmesi durumunda tedavi sürecine bir an önce başlanmasını sağlayarak hastalığın ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlatabilirsiniz.<br />
<br />
    Vasküler Demans: Bu ikinci en yaygın demans türü ise beyninize kan sağlayan damarların zarar görmesinden kaynaklanır. Vasküler demansın en yaygın semptomları problem çözme, yavaş düşünme, odaklanma ve organizasyon ile ilgili zorlukları içerir. Bunlar hafıza kaybından daha belirgin olma eğilimindedir.<br />
    Lewy Cisimciği Demansı: Lewy cisimleri, beyinde bulunan balon şeklinde anormal protein yığınlarıdır. Yaygın belirti ve semptomlar arasında; uykuda rüya görürken hareket etmek, var olmayan şeyleri görmek (görsel halüsinasyonlar), odak ve dikkat sorunları vardır.<br />
    Frontotemporal Demans: Bu hastalık genel olarak kişilik, davranış ve dil ile ilgili alanların yer aldığı beynin ön ve temporal loblarındaki sinir hücrelerinin parçalanması (dejenerasyonu) sonucu oluşan bir hastalık grubudur. Yaygın semptomlar davranış ve kişilik değişikliği, düşünme, yargılama, dil ve harekette bozulmadır. <br />
    Karışık demans: Demansı olan 80 yaş ve üstü beyinlerin otopsi çalışmaları, Alzheimer hastalığı, vasküler demans ve Lewy cisimciği demansı gibi birçok etmenin bir arada bulunabildiğini göstermektedir. Demansın karışık olmasının semptomları ve tedavileri nasıl etkilediğini belirlemeye yönelik çalışmalar devam etmektedir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demansın sıklığı nedir?</span><br />
<br />
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; dünya çapında 50 milyon civarında demans hastası bulunup, bunların % 60'ı düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans vakası görülmektedir. Toplumun yaşlanması ile birlikte demans hastalarının toplam sayısının 2030'da 82 milyona, 2050'de ise 152 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. <br />
Demansın belirtileri nelerdir?<br />
<br />
Demansın en belirgin belirtisi yeni alınan bilgilerin unutulmasıdır. Bunun haricinde bir kişinin, demans hastası olarak kabul edilmesi için aşağıdaki işlevlerden en az ikisinde bozulma gözlenmelidir:<br />
<br />
    Bellek,<br />
    İletişim ve dil,<br />
    Odaklanma ve dikkat etme yeteneği,<br />
    Muhakeme ve yargı,<br />
    Görsel algı.<br />
<br />
Kendinizde ya da yakınınızda hafıza sorunları ya da yukarıda belirtilen düşünme becerilerinde bir bozukluk gözlüyorsanız, nedeni belirlemek için en kısa sürede bir uzmana görünmeniz gerekir. Semptomlar geri dönüşümü olmayan bir demansı işaret etse de; erken tanı, bir kişinin mevcut tedavilerden en iyi şekilde faydalanmasını sağlar. Aynı zamanda gelecek için plan yapma konusunda size zaman kazandırmış olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demansın evrelere göre semptomları nelerdir?</span><br />
<br />
Demansın semptomları erken evre orta evre ve geç (son) evre olarak sınıflandırılabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Erken evre:</span> Demansın erken evresi genellikle göz ardı edilir çünkü çok yavaş ilerler. Yaygın semptomlar aşağıdakiler gibidir:<br />
<br />
    unutkanlık,<br />
    zamanı takip edememek, <br />
    tanıdık yerlerde kaybolmak.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Orta evre:</span> Demans orta aşamaya ilerledikçe, işaretler ve semptomlar daha belirgin ve kısıtlayıcı hale gelir. Bu semptomlar<br />
<br />
    son olayları ve insanların isimlerini unutmak,<br />
    evde kaybolmak,<br />
    iletişim konusunda artan zorluklarla karşılaşmak,<br />
    kişisel bakım konusunda yardıma ihtiyaç duymak,<br />
    gezinme ve tekrarlayan sorgulama dahil olmak üzere davranış değişikliklerinin yaşanması olarak sıralanabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Geç evre:</span> Demansın geç evresi toplam bağımlılığa ve hareketsizliğe yakındır. Hafıza bozuklukları ciddi ve fiziksel belirti ve semptomlar daha belirgin hale gelir. Belirtiler şunları içerir:<br />
<br />
    zaman ve mekandan habersiz olmak,<br />
    akrabaları ve arkadaşları tanımakta güçlük çekmek,<br />
    kişisel bakımda yardımsız yapamamak,<br />
    yürüme zorluğu,<br />
    saldırganlığı artırabilen davranış değişikliklerinin yaşanması.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demansın teşhisi nasıl yapılır?</span><br />
<br />
Demansın teşhisine yönelik özel bir test bulunmamaktadır. Hekiminiz detaylı bir klinik incelemeden sonra size sorular içeren bir test uygulayabilir. Diğer hastalıklardan şüpheleniyorsa kan testi ya da beyin görüntüleme testleri isteyebilir.  <br />
Demansın tedavisi var mıdır?<br />
<br />
İlerleyici demans türlerinin çoğu tedavi edilemez ancak belirtileri ve semptomları yönetmenin bir takım yolları vardır.<br />
İlaçlar<br />
<br />
Aşağıdakiler demans semptomlarını geçici olarak iyileştirmek için kullanılır.<br />
<br />
    Kolinesteraz inhibitörleri: Donepezil, rivastigmin ya da galantamin gibi bir takım ilaçlar hafıza ve karar verme sürecinde etkin olan bazı kimyasal habercilerin seviyelerini arttırarak çalışır. Öncelikle Alzheimer hastalığını tedavi etmek için kullanılsa da, bu ilaçlar vasküler demans, Parkinson hastalığı demansı ve Lewy vücut demansı gibi diğer demanslara da verilebilir. Yan etkileri mide bulantısı, kusma ve ishal olabilir. Diğer olası yan etkiler arasında yavaş kalp atışı, bayılma ve uyku bozuklukları yer alır.<br />
    Memantin: Öğrenme ve hafıza gibi beyin fonksiyonlarına dahil olan bir başka kimyasal haberci olan glutamatın aktivitesini düzenleyerek çalışır. Bazı durumlarda memantin bir kolinesteraz inhibitörü ile reçete edilir.<br />
    Diğer ilaçlar: Doktorunuz, depresyon, uyku bozuklukları, halüsinasyonlar, parkinsonizm veya ajitasyon gibi diğer semptomları veya durumları tedavi etmek için ilaçlar verebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Terapiler ve İlaçsız Tedaviler</span><br />
<br />
    Evinizi nasıl daha güvenli hale getireceğinizi ve değişen davranışlarla başa çıkmayı öğrenebilmek için bir uzmandan yardım alabilirsiniz. Amaç düşme gibi kazaları önlemek, davranışları yönetmek ve sizi demansın ilerlemesi için hazırlamaktır.<br />
    Çevre düzenlemesi: Dağınıklığı ve gürültüyü azaltmak, demans hastalarının odaklanmasını ve çalışmasını kolaylaştırır. Bıçaklar ve araba anahtarları gibi güvenliği tehdit edebilecek nesnelerin gizlenmesi gerekebilir. <br />
    Görevlerin basitleştirilmesi: Görevleri daha kolay adımlara bölmeniz ve başarıya odaklanmanız gerekmektedir, başarısızlığa değil. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Demans önlenebilir mi?</span><br />
<br />
Demansı önlemenin kesin bir yolu yoktur, ancak hayat standartlarında bazı değişiklikler demansın başlamasını geciktirebilir ya da ilerlemesini yavaşlatabilir. <br />
<br />
    Zihninizi aktif tutun: Okuma, bulmaca çözme ve kelime oyunu oynama gibi zihinsel olarak teşvik edici faaliyetler demansın başlamasını geciktirebilir ve etkilerini azaltabilir.<br />
    Fiziksel ve sosyal olarak aktif olun: Fiziksel aktivite ve sosyal etkileşim, demans başlangıcını geciktirebilir ve semptomlarını azaltabilir. Daha fazla hareket edin ve haftada 150 dakika egzersiz yapmayı hedefleyin.<br />
    Sigarayı bırakın: Bazı çalışmalar orta yaş ve üstü sigara içmenin demans ve kan damarı (vasküler) hastalıkları riskinizi artırabileceğini göstermiştir. Sigarayı bırakmak bu riskleri azaltabilir.<br />
    Yeterince vitamin alın: Bazı araştırmalar, kanlarında düşük D vitamini seviyesine sahip kişilerin Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerini geliştirme ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. D vitamini, bazı gıdalar, takviyeler ve güneşe maruz kalma yoluyla elde edilebilir. Her ne kadar bu konuda yeterli çalışma olmasa da yeterli D vitamini aldığınızdan emin olmak diğer sağlık nedenlerinden dolayı iyi bir seçimdir. Günlük bir B kompleksi ve C vitamini almak da yararlı olabilir.<br />
    Kardiyovasküler risk faktörlerini yönetin: Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ve yüksek vücut kitle indeksi (BMI) gibi faktörlerin kontrol edilmesi bazı demans risklerini düşürmek için önemlidir.<br />
    Diğer sağlık koşullarınızı tedavi ettirin: Eğer işitme kaybı, depresyon veya anksiyete rahatsızlıklarınız varsa bu problemlerin tedavisi için doktora başvurun.<br />
    Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinin: Sağlıklı beslenme birçok nedenden dolayı önemlidir ancak Akdeniz diyetinde - meyveler, sebzeler, tam tahıllar ve bazı balık ve kuru yemişlerde yaygın olarak bulunan omega-3 yağ asitleri gibi besinler – sağlığınızı iyileştirirken demans geliştirme riskini azaltır. Haftada üç kez somon gibi yağlı balıklar ve her gün bir avuç fındık, badem ve ceviz yemeye çalışın.<br />
    Kaliteli uyku alın: Kaliteli uyku bir çok hastalığı önleme ve hayat kalitesini yükseltmek için önemlidir. Eğer uyku apneniz varsa ya da yüksek sesle horluyorsanız bir uzmana başvurun. <br />
<br />
Eğer siz de demans hastalığı ile ilgili bir şüphe yaşıyorsanız kontrollerinizi yaptırmayı sakın unutmayın. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> Farklı bunama türleri</span><br />
<br />
Çoğu bunama türleri ilerleyicidir, yani belirtiler yavaş yavaş başlar ve gittikçe kötüye gider. Hastanız zihinsel zorluklar veya düşünce becerilerinde değişiklikler yaşamaktaysa bunu görmemezden gelmeyin. Nedenini anlamak için gecikmeden bir doktora gidin. Profesyonel bir değerlendirme ile tedavi edilebilir bir durum saptanabilir. Belirtiler bunamaya işaret ediyor olsa bile, erken teşhis, kişinin mevcut tedavilerden en iyi şekilde yararlanmasına izin vererek klinik araştırmalar veya çalışmalara gönüllü olarak katılma fırsatı yaratabilir. Ayrıca gelecek için plan yapmak üzere zaman yaratır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hastalıklar</span><br />
<br />
Bunama tek bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklar ve zarar türlerinden gelebilecek çeşitli belirtiler için olan jenerik bir terimdir. Bunamanın en yaygın beş türüne odaklanacak olsak da, diğer türlere de kısaca değineceğiz.  <br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer hastalığı</span> - Bu hastalık, iletişim kurmayı oldukça güçleştirir. Erken teşhis önemlidir.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vasküler bunama</span> - Vasküler bunama, büyük veya küçük inmelerin ardından genellikle daha büyük veya daha küçük aşamalar halinde ilerler. <br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fronto-temporal bunama </span>- Fronto-temporal bunama, birincil dejeneratif bunama hastalıklarındandır.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Huntington hastalığı</span> - Huntington hastalığı son derece nadirdir. Her 100.000 kişiden 5’inin bu hastalıktan mustarip olduğu düşünülmektedir. <br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Lewy cismi bunaması </span>- Lewy Cismi bunaması, bunama durumlarının yüzde 2 ila 20’sini oluşturur.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Karma bunama</span> - Karma bunama, belirtilerin birden fazla bunama türüne aynı anda işaret etmesi sonucu oluşur. <br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İkincil bunama hastalıkları</span> - İkincil bunama hastalıkları, yaklaşık seksen hastalık ve yaralanmayı kapsar, örn. beyin tümörleri, alkol alımı ve çeşitli yetersizlikler gibi.<br />
 <br />
<span style="color: #C10300;" class="mycode_color">Parkinson hastalığı</span> - Parkinson hastalığı, dopamin adı verilen bir sinir taşıyıcısının yetersizliği durumunda ortaya çıkar ve tüm bunama vakalarının yüzde 1,2 ila 3’ünü oluşturur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bunama ile yaşama</span><br />
<br />
Bunama hastalığı teşhisi konulması, sizin ve akrabalarınız için bir şok etkisi yaratabilir ve teşhisin ardından karmaşık duygular deneyimleyebilirsiniz. Fakat hayatın yine de sona ermediğini anlamak önemlidir. Hayat, zor durumlarda bile önümüze fırsatlar ve mücadeleler çıkarır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alzheimer’in çaresi var mıdır?</span><br />
<br />
Alzheimer hastalığını, beyin hücrelerinin ölmesi ve küçülerek işlevlerini kaybetmesi olarak açıklamıştık. İskoç bilim adamları, geliştirdikleri yöntemlerle, beyinde oluşan bu tahribatı yok edeceklerini ve yaşanılan hafıza sorununu tersine çevirecekleri bir yöntem olduğunu söylemektedirler. Geliştirdikleri bu yöntem ise; amiloid olarak zehirli bir proteinin, beynimizdeki hafıza ve düşünme gibi işlevlerden sorumlu hücreleri öldürmesinden dolayı bir kimyasal geliştirmişlerdir. Bu kimyasalların, yapılan araştırmalar sayesinde, zararlı amiloid proteinlerine yapışarak, onları zararsız hâle getirdiğini ve beyinde yaşanılan tahribatı önleyerek hafıza sorununu önlediği söylenilmektedir. Tek sorun ise; bu kimyasalların, insanlar üzerinde kullanılması için 3 yıllık bir araştırma ve deneyimleme sürecinin gerekmesidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sual: islamda Bunamamak için bir çare var mıdır?</span><br />
CEVAP<br />
Nahl suresi 70. âyet-i kerimesinde, (Bildikten sonra bilmez olur) buyuruluyor. Yani, yaşlanır, dermansız ve aklı noksan olur. Bir çocuğa benzer.<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> [Beydavi]</span><br />
<br />
Hazret-i İkrime, (Kur'an-ı kerimi okumaya devam eden, âyet-i kerimede bildirilen bunaklık haline düşmez) buyuruyor. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
(Kur'an-ı kerim okuyan bunamaz.) <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">[Tirmizi]</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Erzel-i ömür</span><br />
<br />
Sual: Erzel-i ömür nedir? Eğer erzel-i ömür, ihtiyarlığın son günleri demekse, niye erzel-i ömür istenmiyor? Çok yaşamanın ne mahzuru var?<br />
CEVAP<br />
Erzel-i ömür, ihtiyarlığın son günlerinde görülen rezil haller demektir. Erzel, en rezil demektir. Bunun gibi elzem, en lazım demektir. Ehem, en ehemmiyetli demektir.<br />
<br />
Erzel-i ömürde, insan bunar, oğlunu, kızını, eşini tanıyamaz. Evinin yolunu bilemez. Yatalak hasta olur, pislik içinde yatar. Kimse kokudan yanına yaklaşmayabilir. Bir bardak su vereni bulunmayabilir. Başkalarına muhtaç olunan böyle sıkıntılı ihtiyarlık dönemine, erzel-i ömür deniyor. Alla<br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Unutkanlığa sebep olan şeyler nelerdir? - Unutkanlık ve çaresi]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10483</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:08:45 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10483</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Unutkanlığa sebep olan şeyler nelerdir? - Unutkanlık ve çaresi</span><br />
<br />
Sual: Unutkanlığa sebep olan şeyler nelerdir?<br />
CEVAP<br />
Çok şey vardır. Bazıları şunlardır:<br />
Günah işlemek. (İsyanı [günahı] çok olanın, nisyanı [unutması] çok olur) buyuruluyor. Sabah namazı vakti uyumak, dünya için çok üzüntü, dünya ile çok meşgul olmak, tuzlu et yemek, çok sıcak yiyip içmek, çok şaka yapmak, mezarlıkta gülmek, mezar taşlarını okumak, tuvalette abdest almak, çok cünüp durmak, ellerini elbisesine silmek, camiye sol ayakla girmek, avret yerine bakmak, çok aç durmak, hep tok durmak, işlerin dağınık olması, kötü kokulu şeyler yemek, uyuşturucu kullanmak, ekşi elma yemek.<br />
<br />
Zihni açan ve unutkanlığı gideren şeyler:<br />
Kereviz, kuru üzüm, çörek otu yemek, koyun sütü içmek, başı, gül yağı ile yağlamak, badem yemek, misk ve karanfil kullanmak, kimyon unu koklamak, öd buharını teneffüs etmek, bal yemek.<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(Hacamat, aklı artırır, hafızayı kuvvetlendirir.) [Hakim]<br />
(Hafızayı kuvvetlendirmek için bal yiyin!) [M.Nasihat]<br />
(Kabak dimağı besler, aklı artırır.) [Deylemi, İ.Münavi]<br />
<br />
Unutmamak için günah işlememek gerekir. Daima Allahü teâlâyı anmalı, Peygamber efendimiz aleyhisselama salevat-ı şerife getirmelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Söyleyeceği şeyi unutan, hatırlamak için bana salât-ü selam getirsin!) [İbni Sünni]<br />
<br />
Unutmamak için<br />
Sual: Bir şeyi unutmayıp hatırlamak için saatimi sağ koluma takıyorum. Bunun bir mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hiç mahzuru olmaz, iyi olur. Peygamber efendimizin de, bir şeyi unutmamak için, parmak veya yüzüğüne ip bağladığı, hadis-i şerifle bildirilmiştir. (Hakîm)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Unutkanlığa sebep olan şeyler nelerdir? - Unutkanlık ve çaresi</span><br />
<br />
Sual: Unutkanlığa sebep olan şeyler nelerdir?<br />
CEVAP<br />
Çok şey vardır. Bazıları şunlardır:<br />
Günah işlemek. (İsyanı [günahı] çok olanın, nisyanı [unutması] çok olur) buyuruluyor. Sabah namazı vakti uyumak, dünya için çok üzüntü, dünya ile çok meşgul olmak, tuzlu et yemek, çok sıcak yiyip içmek, çok şaka yapmak, mezarlıkta gülmek, mezar taşlarını okumak, tuvalette abdest almak, çok cünüp durmak, ellerini elbisesine silmek, camiye sol ayakla girmek, avret yerine bakmak, çok aç durmak, hep tok durmak, işlerin dağınık olması, kötü kokulu şeyler yemek, uyuşturucu kullanmak, ekşi elma yemek.<br />
<br />
Zihni açan ve unutkanlığı gideren şeyler:<br />
Kereviz, kuru üzüm, çörek otu yemek, koyun sütü içmek, başı, gül yağı ile yağlamak, badem yemek, misk ve karanfil kullanmak, kimyon unu koklamak, öd buharını teneffüs etmek, bal yemek.<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(Hacamat, aklı artırır, hafızayı kuvvetlendirir.) [Hakim]<br />
(Hafızayı kuvvetlendirmek için bal yiyin!) [M.Nasihat]<br />
(Kabak dimağı besler, aklı artırır.) [Deylemi, İ.Münavi]<br />
<br />
Unutmamak için günah işlememek gerekir. Daima Allahü teâlâyı anmalı, Peygamber efendimiz aleyhisselama salevat-ı şerife getirmelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Söyleyeceği şeyi unutan, hatırlamak için bana salât-ü selam getirsin!) [İbni Sünni]<br />
<br />
Unutmamak için<br />
Sual: Bir şeyi unutmayıp hatırlamak için saatimi sağ koluma takıyorum. Bunun bir mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hiç mahzuru olmaz, iyi olur. Peygamber efendimizin de, bir şeyi unutmamak için, parmak veya yüzüğüne ip bağladığı, hadis-i şerifle bildirilmiştir. (Hakîm)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[islamda Ağız temizliği ve misvak]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10482</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:06:10 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10482</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">islamda Ağız temizliği ve misvak</span><br />
<br />
Sual: Misvakın önemi nedir?<br />
CEVAP<br />
Misvak, erak ağacının dalından, kesilen parçadır. Erak dalı bulunmazsa, zeytin veya başka dallardan da olabilir. Nar dalından misvak olmaz.<br />
<br />
Bugün, modern tıbbın diş sağlığı konusunda ortaya koymaya yeni başladığı tedavi usullerini, İslamiyet 14 asır önce öğretmiştir. Diş sağlığına büyük bir fayda temin eden misvak, gayet basit ve en iyi diş temizleme vasıtasıdır. Dişlerin çürümesini önlemek için misvak kullanmak çok faydalıdır.<br />
<br />
Bütün diş macunları ve tozları, dişlere zarar verir. En iyisi, sert bir fırçadır. Önce, dişleri kanatırsa da, korkmamalıdır. Diş etlerini kuvvetlendirir ve artık kanamaz. (Larousse İllustre Medical)<br />
<br />
Bu şekildeki diş temizliğini sağlayan en iyi vasıta misvaktır. Diş macunları, ağızdaki faydalı ve zararlı bütün mikropları öldürürken, misvak sadece zararlı mikropları öldürür. Dinimiz, temizliğin her çeşidini emretmiştir. Allahü teâlâ, (Temiz olanları severim) buyuruyor. (Bekara 222)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Cebrail aleyhisselam, misvak kullanmayı o kadar tavsiye etti ki, misvakın farz olacağından korktum.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Gece namazı için kalkınca, ağzınızı misvakla temizleyin! Çünkü bir melek, namazda Kur'an okuyanın ağzına yaklaşarak dinler.) [Deylemi]<br />
<br />
(Misvak; ağzı temizler, görmeyi keskinleştirir, diş etlerini güçlendirir, dişleri beyazlaştırır ve çürümeyi önler, hazmı kolaylaştırır, mideye sıhhat verir, balgamı keser, hasenatı artırır. Allahü teâlâyı razı eder, melekleri sevindirir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
(Misvak erkeğin fesahatini [konuşma güzelliğini] artırır.) [İ. Adiy, Hatib]<br />
<br />
Misvakın faydaları çoktur. En aşağısı sıkıntıyı giderir, en iyisi de ölürken şehadet getirmeyi hatırlatır. Sıratı geçmeyi kolaylaştırır, yaşlanmayı yavaşlatır. Resulullah efendimiz her zaman yanında ayna, tarak ve misvak taşırdı. Eshab-ı kiram, savaşlarda bile misvaklarını ihmal etmezlerdi. İmam-ı a'zam hazretleri, “Misvak kullanmak, dinin sünnetlerindendir” buyurdu.<br />
<br />
Misvakı kullanmanın en az miktarı üst dişlere üç, alt dişlere de üç defa sürmektir. Misvaklarken dişlerin içi, dışı, üst ve alt kısımları ovuşturulur. Misvakı sağ el ile kullanmalıdır. Misvakı avucunun içine almamalı ve emmemelidir. Misvak, sağ elin küçük ve baş parmağı altta, diğer üç parmak üstte olarak tutulur. Misvaklamaya başlanınca, ağızdaki yaşlığı yutmak iyidir. Ondan sonra yutmak iyi değildir. Kullandıktan sonra misvakı yıkamalıdır. Misvakı yere yatırmamalı, ağız kısmı aşağıya gelecek şekilde dikine koymalıdır. Misvak, çok yaş, çok kuru ve bir karıştan uzun olmamalıdır! Yeni alınan misvakın ucu hafifçe çekiçle dövülünce tel tel ayrılır. Suya koymak gerekmez</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">islamda Ağız temizliği ve misvak</span><br />
<br />
Sual: Misvakın önemi nedir?<br />
CEVAP<br />
Misvak, erak ağacının dalından, kesilen parçadır. Erak dalı bulunmazsa, zeytin veya başka dallardan da olabilir. Nar dalından misvak olmaz.<br />
<br />
Bugün, modern tıbbın diş sağlığı konusunda ortaya koymaya yeni başladığı tedavi usullerini, İslamiyet 14 asır önce öğretmiştir. Diş sağlığına büyük bir fayda temin eden misvak, gayet basit ve en iyi diş temizleme vasıtasıdır. Dişlerin çürümesini önlemek için misvak kullanmak çok faydalıdır.<br />
<br />
Bütün diş macunları ve tozları, dişlere zarar verir. En iyisi, sert bir fırçadır. Önce, dişleri kanatırsa da, korkmamalıdır. Diş etlerini kuvvetlendirir ve artık kanamaz. (Larousse İllustre Medical)<br />
<br />
Bu şekildeki diş temizliğini sağlayan en iyi vasıta misvaktır. Diş macunları, ağızdaki faydalı ve zararlı bütün mikropları öldürürken, misvak sadece zararlı mikropları öldürür. Dinimiz, temizliğin her çeşidini emretmiştir. Allahü teâlâ, (Temiz olanları severim) buyuruyor. (Bekara 222)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Cebrail aleyhisselam, misvak kullanmayı o kadar tavsiye etti ki, misvakın farz olacağından korktum.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Gece namazı için kalkınca, ağzınızı misvakla temizleyin! Çünkü bir melek, namazda Kur'an okuyanın ağzına yaklaşarak dinler.) [Deylemi]<br />
<br />
(Misvak; ağzı temizler, görmeyi keskinleştirir, diş etlerini güçlendirir, dişleri beyazlaştırır ve çürümeyi önler, hazmı kolaylaştırır, mideye sıhhat verir, balgamı keser, hasenatı artırır. Allahü teâlâyı razı eder, melekleri sevindirir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
(Misvak erkeğin fesahatini [konuşma güzelliğini] artırır.) [İ. Adiy, Hatib]<br />
<br />
Misvakın faydaları çoktur. En aşağısı sıkıntıyı giderir, en iyisi de ölürken şehadet getirmeyi hatırlatır. Sıratı geçmeyi kolaylaştırır, yaşlanmayı yavaşlatır. Resulullah efendimiz her zaman yanında ayna, tarak ve misvak taşırdı. Eshab-ı kiram, savaşlarda bile misvaklarını ihmal etmezlerdi. İmam-ı a'zam hazretleri, “Misvak kullanmak, dinin sünnetlerindendir” buyurdu.<br />
<br />
Misvakı kullanmanın en az miktarı üst dişlere üç, alt dişlere de üç defa sürmektir. Misvaklarken dişlerin içi, dışı, üst ve alt kısımları ovuşturulur. Misvakı sağ el ile kullanmalıdır. Misvakı avucunun içine almamalı ve emmemelidir. Misvak, sağ elin küçük ve baş parmağı altta, diğer üç parmak üstte olarak tutulur. Misvaklamaya başlanınca, ağızdaki yaşlığı yutmak iyidir. Ondan sonra yutmak iyi değildir. Kullandıktan sonra misvakı yıkamalıdır. Misvakı yere yatırmamalı, ağız kısmı aşağıya gelecek şekilde dikine koymalıdır. Misvak, çok yaş, çok kuru ve bir karıştan uzun olmamalıdır! Yeni alınan misvakın ucu hafifçe çekiçle dövülünce tel tel ayrılır. Suya koymak gerekmez</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur’an Müminler için şifadır]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10481</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 22:04:09 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=10481</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kur’an Müminler için şifadır</span><br />
<br />
Sual: Baş ağrıma doktorlar bir çare bulamadılar, ağrı kesici almakla midem bozuldu. Bildiğiniz bir ilaç var mıdır? Ayrıca dua ve şifa âyetlerinin önemi nedir?<br />
CEVAP<br />
Sıcak su ile banyo yapıp, banyodan çıkarken ayaklara soğuk su dökmek baş ağrısına iyi gelir. Bu konudaki hadis-i şerif şöyledir:<br />
(Hamamdan çıkarken ayakları soğuk su ile yıkamak baş ağrısını giderir.) [Ebu Nuaym]<br />
Kur’an-ı kerimde mealen, (Kur’an, müminler için şifa ve rahmettir) buyuruldu.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Yasin suresi yazılı kağıdı suya koyup, o suyu içene bin rahmet, bin bereket, bin şifa girer ve ondan bin hastalık çıkar.) [Râfii]<br />
<br />
(Şu iki şifa kaynağını bırakmayın: Bal ve Kur’an.) [İbni Mace]<br />
(Dua belayı önler, duaya devam edin.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Fatiha, zehre ve her hastalığa şifadır.) [Beyheki]<br />
(Kalbin şifası, zikrullahtır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Allahü teâlâyı zikir şifa, halkı zikir derttir.) [Beyheki]<br />
(Kalk namaz kıl, namaz elbette şifadır.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Hastalığı veren, şifasını da verir.) [Hakim]<br />
(Haram olan şeylerde şifa yoktur.) [Buhari]<br />
<br />
(Aksırınca elhamdülillah demek her derde şifadır.) [Hakim]<br />
(Cuma günü tırnak kesmek şifa getirir.) [Ebuşşeyh]<br />
<br />
(Müminin artığı şifadır.) [Fetava-i Kübra, El-Medhal]<br />
(Cömerdin yemeği şifa, cimrininki hastalıktır.) [Hatib]<br />
(Şifa veren ancak Allahü teâlâdır.) [Ebu Davud]<br />
<br />
7 Fatiha okunup ağrı olan yere üflenirse, şifa hasıl olur. (Tefsir-i Azizi)<br />
<br />
Baş ağrısı için, abdestli olarak Bekara suresinin 196. âyeti, femen den ev-nüsük’a kadar yazılıp, başa konur. İslam harfleri ile başına Besmele ve sonuna üskün lillah yazılır. (Menâfi’un-nâs)<br />
<br />
Osman bin Ebil’âs hasta idi, ağrı ve sancısı çoktu. Resulullah efendimiz, (Ağrıyan yeri sağ elin ile 7 kere mesh et! Her seferinde (Euzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!) buyurdu. Aynen yaptı ve hastalığı hiç kalmadı. (Bostân)<br />
<br />
Şifa âyetlerini, abdestli olarak yazıp, bu kağıdı, bir kaptaki suya koymalı, bu suyu hasta içerse Allahü teâlâ şifa ihsan eder. (Mevahib)<br />
<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır.<br />
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ.Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehid olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kur’an Müminler için şifadır</span><br />
<br />
Sual: Baş ağrıma doktorlar bir çare bulamadılar, ağrı kesici almakla midem bozuldu. Bildiğiniz bir ilaç var mıdır? Ayrıca dua ve şifa âyetlerinin önemi nedir?<br />
CEVAP<br />
Sıcak su ile banyo yapıp, banyodan çıkarken ayaklara soğuk su dökmek baş ağrısına iyi gelir. Bu konudaki hadis-i şerif şöyledir:<br />
(Hamamdan çıkarken ayakları soğuk su ile yıkamak baş ağrısını giderir.) [Ebu Nuaym]<br />
Kur’an-ı kerimde mealen, (Kur’an, müminler için şifa ve rahmettir) buyuruldu.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Yasin suresi yazılı kağıdı suya koyup, o suyu içene bin rahmet, bin bereket, bin şifa girer ve ondan bin hastalık çıkar.) [Râfii]<br />
<br />
(Şu iki şifa kaynağını bırakmayın: Bal ve Kur’an.) [İbni Mace]<br />
(Dua belayı önler, duaya devam edin.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Fatiha, zehre ve her hastalığa şifadır.) [Beyheki]<br />
(Kalbin şifası, zikrullahtır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Allahü teâlâyı zikir şifa, halkı zikir derttir.) [Beyheki]<br />
(Kalk namaz kıl, namaz elbette şifadır.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Hastalığı veren, şifasını da verir.) [Hakim]<br />
(Haram olan şeylerde şifa yoktur.) [Buhari]<br />
<br />
(Aksırınca elhamdülillah demek her derde şifadır.) [Hakim]<br />
(Cuma günü tırnak kesmek şifa getirir.) [Ebuşşeyh]<br />
<br />
(Müminin artığı şifadır.) [Fetava-i Kübra, El-Medhal]<br />
(Cömerdin yemeği şifa, cimrininki hastalıktır.) [Hatib]<br />
(Şifa veren ancak Allahü teâlâdır.) [Ebu Davud]<br />
<br />
7 Fatiha okunup ağrı olan yere üflenirse, şifa hasıl olur. (Tefsir-i Azizi)<br />
<br />
Baş ağrısı için, abdestli olarak Bekara suresinin 196. âyeti, femen den ev-nüsük’a kadar yazılıp, başa konur. İslam harfleri ile başına Besmele ve sonuna üskün lillah yazılır. (Menâfi’un-nâs)<br />
<br />
Osman bin Ebil’âs hasta idi, ağrı ve sancısı çoktu. Resulullah efendimiz, (Ağrıyan yeri sağ elin ile 7 kere mesh et! Her seferinde (Euzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!) buyurdu. Aynen yaptı ve hastalığı hiç kalmadı. (Bostân)<br />
<br />
Şifa âyetlerini, abdestli olarak yazıp, bu kağıdı, bir kaptaki suya koymalı, bu suyu hasta içerse Allahü teâlâ şifa ihsan eder. (Mevahib)<br />
<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır.<br />
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ.Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehid olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>