<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Raşit Tunca Board - Günün Hadisi]]></title>
		<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/</link>
		<description><![CDATA[Raşit Tunca Board - https://xn--rait-65a.tunca.at]]></description>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 14:07:26 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[hava kapalı olursa (hilali görmenize mani olursa) ayı 29'a tamamlayın]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42820</link>
			<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 23:06:52 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42820</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">"Hilali (Ramazan hilalini) görmedikçe oruca başlamayın. (Şevval) hilalini görmedikçe de oruca son vermeyin (bayram yapmayın). Şayet hava kapalı olursa (hilali görmenize mâni olursa) ayı 29'a tamamlayın."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Savm, 11; Müslim, Sıyam, 2, 3, 4, 19)</span></span><br />
<br />
Bu hadise göre bir ay kamerî aya göre 28 gündür. Ayın 14'ü gibi parlak" (veya "Ayın ondördü"), Türkçede<br />
dolunay evresindeki Ay'ın en aydınlık, en net ve en güzel halini ifade eden bir deyimdir. yani kameri ayın ortası, iki evre var ve 14 gün bir evre, iki evre 28 gün, 28 gün eder tam bir kameri ay.  Havanın kapalı olması durumu ise o gün içindi. Bugün iletişim imkânları mevcut, açık olan yerde havaya bakılır. Ama ay doğma ve batma saatleri gökyüzüne bakmak için uygun değil. Çünkü İstanbul'da ay batma saati 16:23 olduğu için daha oruç açılmadan ay batmış oluyor. Yani daha gündüzken ay battı ve altımıza geçiyor. Tepe noktasında gökyüzünde değil ay; dünya yuvarlak olduğu için ay batınca altımızda kalıyor. Gökyüzüne bakmak fayda etmez artık, ay ters tarafta. O yüzden "ayı görmedik" hikâyesi ve Ramazan'ı 29'a tamamlama hikâyesi fasa fiso olur. Zaten hiçbir yerde gözükmeyecek demektir bu. Başlangıcı esas alınca bugün pazartesi 16.03.2026, Ramazan'ın 28'iydi, yani Ramazan'ın son günü. Yarın bayram aslında. Alttaki resimlerde son hilal İstanbul'da hesaba göre batıda güneybatıda en son saat 16:20'lerde görülecekti. Bakabilen olsaydı aslında yarın bayram yani.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258409" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 323.67 KB / İndirme Sayısı: 17)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258410" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 227.95 KB / İndirme Sayısı: 18)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258411" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 3.png</a> (Dosya Boyutu: 769.47 KB / İndirme Sayısı: 18)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">"Hilali (Ramazan hilalini) görmedikçe oruca başlamayın. (Şevval) hilalini görmedikçe de oruca son vermeyin (bayram yapmayın). Şayet hava kapalı olursa (hilali görmenize mâni olursa) ayı 29'a tamamlayın."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Savm, 11; Müslim, Sıyam, 2, 3, 4, 19)</span></span><br />
<br />
Bu hadise göre bir ay kamerî aya göre 28 gündür. Ayın 14'ü gibi parlak" (veya "Ayın ondördü"), Türkçede<br />
dolunay evresindeki Ay'ın en aydınlık, en net ve en güzel halini ifade eden bir deyimdir. yani kameri ayın ortası, iki evre var ve 14 gün bir evre, iki evre 28 gün, 28 gün eder tam bir kameri ay.  Havanın kapalı olması durumu ise o gün içindi. Bugün iletişim imkânları mevcut, açık olan yerde havaya bakılır. Ama ay doğma ve batma saatleri gökyüzüne bakmak için uygun değil. Çünkü İstanbul'da ay batma saati 16:23 olduğu için daha oruç açılmadan ay batmış oluyor. Yani daha gündüzken ay battı ve altımıza geçiyor. Tepe noktasında gökyüzünde değil ay; dünya yuvarlak olduğu için ay batınca altımızda kalıyor. Gökyüzüne bakmak fayda etmez artık, ay ters tarafta. O yüzden "ayı görmedik" hikâyesi ve Ramazan'ı 29'a tamamlama hikâyesi fasa fiso olur. Zaten hiçbir yerde gözükmeyecek demektir bu. Başlangıcı esas alınca bugün pazartesi 16.03.2026, Ramazan'ın 28'iydi, yani Ramazan'ın son günü. Yarın bayram aslında. Alttaki resimlerde son hilal İstanbul'da hesaba göre batıda güneybatıda en son saat 16:20'lerde görülecekti. Bakabilen olsaydı aslında yarın bayram yani.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258409" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 323.67 KB / İndirme Sayısı: 17)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258410" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 227.95 KB / İndirme Sayısı: 18)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://xn--rait-65a.tunca.at/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258411" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 3.png</a> (Dosya Boyutu: 769.47 KB / İndirme Sayısı: 18)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[“Ben neyim, sen nesin?”]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42544</link>
			<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 05:26:07 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42544</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“Ben neyim, sen nesin?”</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”<br />
Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten yani benlik ve gururdan vazgeçmemiş.<br />
Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11.)</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“Ben neyim, sen nesin?”</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”<br />
Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten yani benlik ve gururdan vazgeçmemiş.<br />
Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11.)</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nübüvvet Mührü]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42409</link>
			<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 05:33:10 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42409</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ensardan çokça şaka yapan birisi vardı. Bu sahabî, cemaatı güldürdüğü bir hengâmede, Rasûlüllah elindeki bir değnekle onu dürttü. Onun da birazcık canı incindi. Bu durum karşısında adam Rasûlüllah’a kısas talebinde bulundu. Rasûlüllah da hemen ona kısas için izin verdi. Daha sonra adam: 'Senin üzerinde elbise var, halbuki benim üzerimde yoktu.' diye itiraz edince, Rasûlüllah (s.a.s.) da entarisini yukarıya kaldırdı. Bunun üzerine adam hemen atılarak Rasûlüllah (s.a.s.)’ı sırtından, bilhassa Nübüvvet mührünü öpmeye başladı ve şöyle dedi: 'Ey Allah’ın Rasulü! Aslında benim istediğim bu idi.'” </span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">“Ensardan çokça şaka yapan birisi vardı. Bu sahabî, cemaatı güldürdüğü bir hengâmede, Rasûlüllah elindeki bir değnekle onu dürttü. Onun da birazcık canı incindi. Bu durum karşısında adam Rasûlüllah’a kısas talebinde bulundu. Rasûlüllah da hemen ona kısas için izin verdi. Daha sonra adam: 'Senin üzerinde elbise var, halbuki benim üzerimde yoktu.' diye itiraz edince, Rasûlüllah (s.a.s.) da entarisini yukarıya kaldırdı. Bunun üzerine adam hemen atılarak Rasûlüllah (s.a.s.)’ı sırtından, bilhassa Nübüvvet mührünü öpmeye başladı ve şöyle dedi: 'Ey Allah’ın Rasulü! Aslında benim istediğim bu idi.'” </span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah'ın ve Resulü'nün Anıldığı Meclislerde Bulunmanın Fazileti İle İlgili Hadis]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42310</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 05:13:38 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42310</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın ve Resulü'nün Anıldığı Meclislerde Bulunmanın Fazileti İle İlgili Hadis</span></span><br />
<br />
Hadisi şerif kimleri müjdeliyor? Hadisi şerifi nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara:<br />
<br />
- “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler:<br />
<br />
-  Sübhânallah diyerek seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan  tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder:<br />
<br />
- “Peki onlar beni gördüler mi ki?”<br />
<br />
- Hayır, vallahi seni görmediler.<br />
<br />
- “Beni görselerdi ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.<br />
<br />
- “Kullarım benden ne istiyorlar?”<br />
<br />
- Cennet istiyorlar.<br />
<br />
- “Cenneti görmüşler mi?”<br />
<br />
- Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler.<br />
<br />
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi.<br />
<br />
- Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?”<br />
<br />
- Cehennemden sığınıyorlar.<br />
<br />
- “Peki cehennemi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler.<br />
<br />
- “Ya görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine:<br />
<br />
- “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım” buyurur. Meleklerden biri:<br />
<br />
- Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”(Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Müslim’in bir rivayeti şöyledir:</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak  cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:<br />
<br />
- “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:<br />
<br />
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):<br />
<br />
- “Benden ne istiyorlar?”<br />
<br />
- Cennetini istiyorlar.<br />
<br />
- “Cennetimi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, yâ Rabbi, görmediler.<br />
<br />
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Senden güvence isterlerdi.<br />
<br />
- Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”<br />
<br />
- Cehenneminden yâ Rabbi.<br />
<br />
- “Peki benim cehennemimi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, görmediler.<br />
<br />
- “Ya görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim.<br />
<br />
Bunun üzerine melekler:<br />
<br />
- Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.” (Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisi Nasıl Anlamalıyız?</span></span><br />
<br />
Hadisimiz Allah’ı zikretmenin değerini, zikredenlerin kıymetini pek çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. “Allah’ı zikredenler” yani namaz kılan, Kur’an okuyan, hadis okuyan, Allah’a dua eden, ilim tahsil eden, ilmî sohbetler yapan kimseleri ziyaret etmek ve onların sohbetlerini dinlemek üzere vazifelendirilmiş melekler vardır. Hadisin bazı rivayetinde bu meleklerin, hafaza denilen koruyucu meleklerin dışında oldukları özellikle belirtilmektedir. Bunların dünya semâsına kadar, bir rivayete göre tâ arşa kadar birbirinin üstünde durdukları, bu bahtiyar insanları arayan diğer melekleri de haberdâr ettikleri, o zikir meclisindekilere kol kanat gerdikleri ve sohbetlerine kulak verdikleri belirtilmektedir.<br />
<br />
Allah Teâlâ kullarının ne yaptığını meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara “Kullarım ne diyor?” diye sormakla bir nevi târizde bulunmaktadır. Bilindiği üzere Allah Teâlâ meleklerine yeryüzünde bir halife yaratacağını haber verdiği zaman melekler buna karşı çıkmışlar, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı yaratmaya ne gerek var; zaten biz sana hamdü senâ ediyoruz, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyoruz, demişlerdi [Bakara sûresi (2), 30]. Cenâb-ı Hak kendisini zikreden kulları hakkında meleklere muhtelif sorular sorup onlardan cevaplar almak suretiyle âdetâ onlara, görüyorsunuz ya, kullarımın arasında işte böyleleri de var. Onlar beni zikretme hususunda meleklerden farksızdır, demiş olmaktadır. Hatta onlara, kullarım beni böyle samimiyetle zikrettiklerine göre, onlar da sizin gibi beni, cenneti, cehennemi görmüşler mi, diye ayrı ayrı sormak ve her birine, hayır görmediler, diye cevap verdirmek, görselerdi daha fazla zikrederlerdi, cehenneminden daha çok korkarlardı, dedirtmek suretiyle kullarının yaptığı zikrin değerine işaret buyurmaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın meleklerini mahcup etmemek için söylemediği ve fakat onların çok iyi bildiği bir diğer husus da, bütün vazifeleri Allah’ı zikretmek olan meleklerin insanlar gibi şeytanın vesvesesine ve baştan çıkarmasına muhatap olmamasıdır. Allah’ı zikreden bu kimseler şeytanın bütün düzenlerini bertaraf ederek Allah’ın rızâsını kazanmak için orada toplandıklarına göre, onların Cenâb-ı Mevlâ katındaki yeri ve değeri çok üstündür. <br />
<br />
Cenneti ve cehennemi görmüşler mi, tarzındaki sorulardan, cennet ile cehennemin hâlen yaratılmış olduğu sonucunu çıkarmak da mümkündür.<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, 1438 numaralı hadiste de gördüğümüz gibi ilâhî vaad ve müjdenin hoş bir örneğidir. Bilindiği üzere Allah Teâlâ  “Şayet (kulum) beni bir toplulukla beraber anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım” buyurmaktadır. Kendisini rızâsına uygun işlerle, zikir ve tesbihlerle anan kullarını, onlardan hoşnut olduğunu belirterek bağışlaması ne güzel bir tecellidir.<br />
<br />
Zikir meclisinde bulunmayı düşünmediği halde, her ne sebeple olursa olsun onların arasına katılmaktan dolayı ilâhî affa kavuşan insanın durumu, Allah’ı anıp zikreden kimselerle beraber olmanın kişiye kazandıracağı imkânı ve fazileti göstermektedir. Güzel koku satıcısının yanında bulunan kimse, koku satın almasa bile etrafa yayılan güzel kokulardan nasıl faydalanırsa, iyi insanlarla oturup kalkan kimse de şu veya bu şekilde onların iyiliklerinden istifade eder.<br />
<br />
Bir sonraki hadîs-i şerîf, bu hadisin özeti gibidir. Kendisini anıp zikredenlere Cenâb-ı Hakk’ın lutufları kısaca dile getirilmektedir. <br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler Nelerdir?</span></span><br />
<br />
    Allah Teâlâ kendisini anan kullarından hoşnut olur ve onları meleklerinin yanında anar.<br />
    Bazı meleklerin vazifesi Allah’ı anıp zikredenleri tesbit etmektir.<br />
    Melekler Allah’ı zikreden insanları sever ve onları himâye ederler.<br />
    Allah’ın anıldığı zikir meclislerinde bulunmak insana mânevî faydalar sağlar.<br />
    Cenâb-ı Hak kendisinden samimiyetle bağışlanma dileyen kullarını bağışlar ve onları korktuklarından emin kılar.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın ve Resulü'nün Anıldığı Meclislerde Bulunmanın Fazileti İle İlgili Hadis</span></span><br />
<br />
Hadisi şerif kimleri müjdeliyor? Hadisi şerifi nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara:<br />
<br />
- “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler:<br />
<br />
-  Sübhânallah diyerek seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan  tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder:<br />
<br />
- “Peki onlar beni gördüler mi ki?”<br />
<br />
- Hayır, vallahi seni görmediler.<br />
<br />
- “Beni görselerdi ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.<br />
<br />
- “Kullarım benden ne istiyorlar?”<br />
<br />
- Cennet istiyorlar.<br />
<br />
- “Cenneti görmüşler mi?”<br />
<br />
- Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler.<br />
<br />
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi.<br />
<br />
- Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?”<br />
<br />
- Cehennemden sığınıyorlar.<br />
<br />
- “Peki cehennemi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler.<br />
<br />
- “Ya görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine:<br />
<br />
- “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım” buyurur. Meleklerden biri:<br />
<br />
- Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”(Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Müslim’in bir rivayeti şöyledir:</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak  cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:<br />
<br />
- “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:<br />
<br />
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):<br />
<br />
- “Benden ne istiyorlar?”<br />
<br />
- Cennetini istiyorlar.<br />
<br />
- “Cennetimi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, yâ Rabbi, görmediler.<br />
<br />
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Senden güvence isterlerdi.<br />
<br />
- Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”<br />
<br />
- Cehenneminden yâ Rabbi.<br />
<br />
- “Peki benim cehennemimi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, görmediler.<br />
<br />
- “Ya görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim.<br />
<br />
Bunun üzerine melekler:<br />
<br />
- Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.” (Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisi Nasıl Anlamalıyız?</span></span><br />
<br />
Hadisimiz Allah’ı zikretmenin değerini, zikredenlerin kıymetini pek çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. “Allah’ı zikredenler” yani namaz kılan, Kur’an okuyan, hadis okuyan, Allah’a dua eden, ilim tahsil eden, ilmî sohbetler yapan kimseleri ziyaret etmek ve onların sohbetlerini dinlemek üzere vazifelendirilmiş melekler vardır. Hadisin bazı rivayetinde bu meleklerin, hafaza denilen koruyucu meleklerin dışında oldukları özellikle belirtilmektedir. Bunların dünya semâsına kadar, bir rivayete göre tâ arşa kadar birbirinin üstünde durdukları, bu bahtiyar insanları arayan diğer melekleri de haberdâr ettikleri, o zikir meclisindekilere kol kanat gerdikleri ve sohbetlerine kulak verdikleri belirtilmektedir.<br />
<br />
Allah Teâlâ kullarının ne yaptığını meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara “Kullarım ne diyor?” diye sormakla bir nevi târizde bulunmaktadır. Bilindiği üzere Allah Teâlâ meleklerine yeryüzünde bir halife yaratacağını haber verdiği zaman melekler buna karşı çıkmışlar, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı yaratmaya ne gerek var; zaten biz sana hamdü senâ ediyoruz, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyoruz, demişlerdi [Bakara sûresi (2), 30]. Cenâb-ı Hak kendisini zikreden kulları hakkında meleklere muhtelif sorular sorup onlardan cevaplar almak suretiyle âdetâ onlara, görüyorsunuz ya, kullarımın arasında işte böyleleri de var. Onlar beni zikretme hususunda meleklerden farksızdır, demiş olmaktadır. Hatta onlara, kullarım beni böyle samimiyetle zikrettiklerine göre, onlar da sizin gibi beni, cenneti, cehennemi görmüşler mi, diye ayrı ayrı sormak ve her birine, hayır görmediler, diye cevap verdirmek, görselerdi daha fazla zikrederlerdi, cehenneminden daha çok korkarlardı, dedirtmek suretiyle kullarının yaptığı zikrin değerine işaret buyurmaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın meleklerini mahcup etmemek için söylemediği ve fakat onların çok iyi bildiği bir diğer husus da, bütün vazifeleri Allah’ı zikretmek olan meleklerin insanlar gibi şeytanın vesvesesine ve baştan çıkarmasına muhatap olmamasıdır. Allah’ı zikreden bu kimseler şeytanın bütün düzenlerini bertaraf ederek Allah’ın rızâsını kazanmak için orada toplandıklarına göre, onların Cenâb-ı Mevlâ katındaki yeri ve değeri çok üstündür. <br />
<br />
Cenneti ve cehennemi görmüşler mi, tarzındaki sorulardan, cennet ile cehennemin hâlen yaratılmış olduğu sonucunu çıkarmak da mümkündür.<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, 1438 numaralı hadiste de gördüğümüz gibi ilâhî vaad ve müjdenin hoş bir örneğidir. Bilindiği üzere Allah Teâlâ  “Şayet (kulum) beni bir toplulukla beraber anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım” buyurmaktadır. Kendisini rızâsına uygun işlerle, zikir ve tesbihlerle anan kullarını, onlardan hoşnut olduğunu belirterek bağışlaması ne güzel bir tecellidir.<br />
<br />
Zikir meclisinde bulunmayı düşünmediği halde, her ne sebeple olursa olsun onların arasına katılmaktan dolayı ilâhî affa kavuşan insanın durumu, Allah’ı anıp zikreden kimselerle beraber olmanın kişiye kazandıracağı imkânı ve fazileti göstermektedir. Güzel koku satıcısının yanında bulunan kimse, koku satın almasa bile etrafa yayılan güzel kokulardan nasıl faydalanırsa, iyi insanlarla oturup kalkan kimse de şu veya bu şekilde onların iyiliklerinden istifade eder.<br />
<br />
Bir sonraki hadîs-i şerîf, bu hadisin özeti gibidir. Kendisini anıp zikredenlere Cenâb-ı Hakk’ın lutufları kısaca dile getirilmektedir. <br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler Nelerdir?</span></span><br />
<br />
    Allah Teâlâ kendisini anan kullarından hoşnut olur ve onları meleklerinin yanında anar.<br />
    Bazı meleklerin vazifesi Allah’ı anıp zikredenleri tesbit etmektir.<br />
    Melekler Allah’ı zikreden insanları sever ve onları himâye ederler.<br />
    Allah’ın anıldığı zikir meclislerinde bulunmak insana mânevî faydalar sağlar.<br />
    Cenâb-ı Hak kendisinden samimiyetle bağışlanma dileyen kullarını bağışlar ve onları korktuklarından emin kılar.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hadisler 1]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42300</link>
			<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 17:09:19 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42300</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”<br />
<br />
(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)<br />
<br />
***<br />
<br />
Abdullah b. Ömer"den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.”<br />
<br />
(B552 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 14; M1417 Müslim, Mesâcid, 200)<br />
<br />
***<br />
<br />
Ebû Hüreyre"nin işittiğine göre, Resûlullah (sav) bir defasında şöyle demiştir: “Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve onda her gün beş defa yıkansa, bu o kimsenin kirinden bir şey bırakır mı, ne dersiniz?” Sahâbîler, “Onun kirinden hiçbir şey bırakmaz.” demişler, bunun üzerine Resûlullah, “İşte beş vakit namaz da böyledir! Allah onlarla günahları yok eder.” buyurmuştur.<br />
<br />
(B528 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 6)<br />
<br />
***<br />
<br />
Saîd b. Müseyyeb"in Ebû Katâde b. Rib"î"den naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah şöyle buyurdu: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve onları, vaktinde ve hakkını vererek kılanları cennete koyacağımı kendi katımda vaad ettim. Namazları düzenli kılmayanlar için ise katımda böyle bir vaad yoktur."”<br />
<br />
(D430 Ebû Dâvûd, Salât, 9)</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”<br />
<br />
(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)<br />
<br />
***<br />
<br />
Abdullah b. Ömer"den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.”<br />
<br />
(B552 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 14; M1417 Müslim, Mesâcid, 200)<br />
<br />
***<br />
<br />
Ebû Hüreyre"nin işittiğine göre, Resûlullah (sav) bir defasında şöyle demiştir: “Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve onda her gün beş defa yıkansa, bu o kimsenin kirinden bir şey bırakır mı, ne dersiniz?” Sahâbîler, “Onun kirinden hiçbir şey bırakmaz.” demişler, bunun üzerine Resûlullah, “İşte beş vakit namaz da böyledir! Allah onlarla günahları yok eder.” buyurmuştur.<br />
<br />
(B528 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 6)<br />
<br />
***<br />
<br />
Saîd b. Müseyyeb"in Ebû Katâde b. Rib"î"den naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah şöyle buyurdu: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve onları, vaktinde ve hakkını vererek kılanları cennete koyacağımı kendi katımda vaad ettim. Namazları düzenli kılmayanlar için ise katımda böyle bir vaad yoktur."”<br />
<br />
(D430 Ebû Dâvûd, Salât, 9)</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah'ın melekleri vardır; virdi olan kimselerin, virdini çekemediği günlerde]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42298</link>
			<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 13:52:22 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42298</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allah'ın melekleri vardır; virdi olan kimselerin, virdini çekemediği günlerde, onların yerine virdini çekerler de onlar çekmiş gibi faziletine kavuşurlar." hadisi ve kaynaklarını yazar mısınız?</span></span><br />
<br />
Sorduğunuz konuyla ilgili hadis literatüründe ve İslam alimlerinin açıklamalarında iki temel boyut bulunmaktadır: Birincisi, mazeret nedeniyle yapılamayan ibadetlerin sevabının aynen yazılacağı; ikincisi ise meleklerin bu amelleri tamamlamasıyla ilgili rivayetlerdir.<br />
<br />
İstediğiniz hususla ilgili kaynaklar ve açıklamalar şöyledir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Temel İlke: "Aynen Yapmış Gibi Sevap Yazılması" (Sahih Kaynaklar)</span></span><br />
<br />
İslam hukukunda ve hadislerde bir kimse bir ameli adet haline getirmişse (vird edinmişse), hastalık veya yolculuk gibi bir engel çıktığında Allah ona yapmış gibi sevap yazar. Bu konuda en sağlam kaynak Buhârî'dir:<br />
<br />
    Buhârî Rivayeti: "Bir kul hastalanır veya yolculuğa çıkarsa, sıhhatli ve mukim iken yapmakta olduğu amellerin sevabı aynen kendisine yazılır." (Buhârî, Cihâd, 134)<br />
<br />
    Müslim Rivayeti: "Bir kimse, gece okuduğu virdini veya bir kısmını uykuda kalması gibi bir sebeple okuyamaz da, onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, sanki onu gece okumuş gibi sevap yazılır." (Müslim, Müsâfirîn, 142; Ebû Dâvûd, Tatavvu, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Meleklerin Virdi Tamamlaması Meselesi</span></span><br />
<br />
Sizin belirttiğiniz "kişi çekmediğinde meleklerin onun yerine virdini çekmesi" ifadesi, daha çok faziletlere dair eserlerde (Fezâilü'l-Amâl) ve tasavvufi şerhlerde yer alan bir müjdedir. Bu konuda nakledilen bazı rivayetler şöyledir:<br />
<br />
    Deylemî'nin Müsnedü'l-Firdevs'inde ve bazı zühd kitaplarında geçen bir rivayete göre: Bir kul, bir zikri veya ibadeti kendine vird edinir de (uyku, unutma veya hastalık gibi) bir mazeretle yapamazsa, melekler o ameli onun yerine yerine getirirler ve sevabı o kula yazılır.<br />
<br />
    İmam Gazali (İhyâ): İmam Gazali ve birçok sufi alim, melaikenin müminlere olan yardımını anlatırken; Allah’ın, virdine sadık kalan kulları için mazeretli oldukları günlerde bu ibadeti melekler aracılığıyla tamamlatacağını ifade ederler. Bu, kulun niyetindeki sadakatin bir ödülüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Kaynak Özetleri</span></span><br />
<br />
Eğer bu hadisin izini sürüyorsanız, şu kaynaklara bakabilirsiniz:<br />
<br />
    Buhârî, Sahih (Cihâd Bölümü): Mazeret halindeki amellerin devamlılığı hakkında.<br />
<br />
    Müslim, Sahih (Müsâfirîn Bölümü): Virdin kaza edilmesi ve aynı sevabın alınması hakkında.<br />
<br />
    Ebû Dâvûd, Sünen: Gece virdini kaçıranın gündüz tamamlaması hakkında.<br />
<br />
    İmam Gazalî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn: (Virdlerin fazileti ve meleklerin yardımı bölümlerinde bu konuya işari olarak değinilir).<br />
<br />
    Kurtubî Tefsiri: "Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner..." (Fussilet, 30) ayetinin tefsirinde, meleklerin bu müminlere ibadetlerinde de destek ve yoldaş oldukları anlatılırken bu tür rivayetlere yer verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özetle:</span></span> Bir kişi "virdim var" deyip buna niyet eder ve bunu adet haline getirirse, elinde olmayan sebeplerle yapamadığında Allah’ın rahmetiyle o günün sevabından mahrum kalmaz. Meleklerin o kulun yerine bu tesbihatı devam ettirmesi, Allah'ın o kuluna bir ikramı ve sadakatinin bir karşılığı olarak zikredilir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allah'ın melekleri vardır; virdi olan kimselerin, virdini çekemediği günlerde, onların yerine virdini çekerler de onlar çekmiş gibi faziletine kavuşurlar." hadisi ve kaynaklarını yazar mısınız?</span></span><br />
<br />
Sorduğunuz konuyla ilgili hadis literatüründe ve İslam alimlerinin açıklamalarında iki temel boyut bulunmaktadır: Birincisi, mazeret nedeniyle yapılamayan ibadetlerin sevabının aynen yazılacağı; ikincisi ise meleklerin bu amelleri tamamlamasıyla ilgili rivayetlerdir.<br />
<br />
İstediğiniz hususla ilgili kaynaklar ve açıklamalar şöyledir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Temel İlke: "Aynen Yapmış Gibi Sevap Yazılması" (Sahih Kaynaklar)</span></span><br />
<br />
İslam hukukunda ve hadislerde bir kimse bir ameli adet haline getirmişse (vird edinmişse), hastalık veya yolculuk gibi bir engel çıktığında Allah ona yapmış gibi sevap yazar. Bu konuda en sağlam kaynak Buhârî'dir:<br />
<br />
    Buhârî Rivayeti: "Bir kul hastalanır veya yolculuğa çıkarsa, sıhhatli ve mukim iken yapmakta olduğu amellerin sevabı aynen kendisine yazılır." (Buhârî, Cihâd, 134)<br />
<br />
    Müslim Rivayeti: "Bir kimse, gece okuduğu virdini veya bir kısmını uykuda kalması gibi bir sebeple okuyamaz da, onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, sanki onu gece okumuş gibi sevap yazılır." (Müslim, Müsâfirîn, 142; Ebû Dâvûd, Tatavvu, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Meleklerin Virdi Tamamlaması Meselesi</span></span><br />
<br />
Sizin belirttiğiniz "kişi çekmediğinde meleklerin onun yerine virdini çekmesi" ifadesi, daha çok faziletlere dair eserlerde (Fezâilü'l-Amâl) ve tasavvufi şerhlerde yer alan bir müjdedir. Bu konuda nakledilen bazı rivayetler şöyledir:<br />
<br />
    Deylemî'nin Müsnedü'l-Firdevs'inde ve bazı zühd kitaplarında geçen bir rivayete göre: Bir kul, bir zikri veya ibadeti kendine vird edinir de (uyku, unutma veya hastalık gibi) bir mazeretle yapamazsa, melekler o ameli onun yerine yerine getirirler ve sevabı o kula yazılır.<br />
<br />
    İmam Gazali (İhyâ): İmam Gazali ve birçok sufi alim, melaikenin müminlere olan yardımını anlatırken; Allah’ın, virdine sadık kalan kulları için mazeretli oldukları günlerde bu ibadeti melekler aracılığıyla tamamlatacağını ifade ederler. Bu, kulun niyetindeki sadakatin bir ödülüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Kaynak Özetleri</span></span><br />
<br />
Eğer bu hadisin izini sürüyorsanız, şu kaynaklara bakabilirsiniz:<br />
<br />
    Buhârî, Sahih (Cihâd Bölümü): Mazeret halindeki amellerin devamlılığı hakkında.<br />
<br />
    Müslim, Sahih (Müsâfirîn Bölümü): Virdin kaza edilmesi ve aynı sevabın alınması hakkında.<br />
<br />
    Ebû Dâvûd, Sünen: Gece virdini kaçıranın gündüz tamamlaması hakkında.<br />
<br />
    İmam Gazalî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn: (Virdlerin fazileti ve meleklerin yardımı bölümlerinde bu konuya işari olarak değinilir).<br />
<br />
    Kurtubî Tefsiri: "Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner..." (Fussilet, 30) ayetinin tefsirinde, meleklerin bu müminlere ibadetlerinde de destek ve yoldaş oldukları anlatılırken bu tür rivayetlere yer verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özetle:</span></span> Bir kişi "virdim var" deyip buna niyet eder ve bunu adet haline getirirse, elinde olmayan sebeplerle yapamadığında Allah’ın rahmetiyle o günün sevabından mahrum kalmaz. Meleklerin o kulun yerine bu tesbihatı devam ettirmesi, Allah'ın o kuluna bir ikramı ve sadakatinin bir karşılığı olarak zikredilir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her kim sabah namazını kılarsa Allah’ın himayesinde dir]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42297</link>
			<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 13:36:53 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=42297</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah’ın koruması (zimmetinde) altındadır..."<br />
<br />
Müslim: Mesâcid, 261 (Hadis no: 657).<br />
<br />
Tirmizî: Salât, 227; Fiten, 6.<br />
<br />
İbn Mâce: Fiten, 6.<br />
<br />
Ahmed b. Hanbel: Müsned, IV, 312; V, 110.<br />
<br />
Taberânî: el-Mu’cemü’l-Kebîr.</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
Soru Detayı<br />
<br />
- Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir, hadisinde geçen, Allah’ın himayesinde olmak, ne demektir?<br />
Cevap<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
İlgili hadis şöyledir:<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:<br />
<br />
    «منْ صَلَّى صَلاةَ الصُّبحِ فَهُوَ فِي ذِمةِ اللَّه فَلا يطْلُبنَّكُمْ اللَّهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ ، فَإِنَّهُ منْ يَطْلُبْهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ يُدرِكْه ، ثُمَّ يكُبُّهُ عَلَى وجْهِهِ في نَارِ جَهَنَّم »<br />
<br />
    “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himayesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.” (Müslim, Mesâcid 262; Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbn Mâce, Fiten 6)<br />
<br />
Allahualem, hadiste, namazın önemine işaret edilmiş ve -kendi içinde farklı bir niyet taşısa bile- namaz kılan kimsenin mutlak manada mümin kabul edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Yani namazın bir iman alameti, bir İslam nişanesi olduğuna, bu sebeple namaz kılan kimsenin mümin olduğuna ve müminin hukukuna riayet etmenin önemine, ona haksızlık yapmanın ise büyük günah olduğuna vurgu yapılmıştır.<br />
<br />
Buna göre, hadisin manasını iki şekilde anlamak mümkündür:<br />
<br />
a. Müminin hak ve hukukuna verilen önem<br />
<br />
“Sabah namazını kılan kimse -Allah’a itaat eden bir mümin olarak- Allah’ın himayesindedir. Sakın, Allah’ın himayesine ve emanına aldığı bir kimseye eziyet etmeye ve haksızlık / kötülük yapmaya kalkmayın ki, Allah, bizzat kendi himayesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. -İyi bilesiniz ki- Allah, kendi himayesinde olan bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.”<br />
<br />
Hadiste sabah namazının zikredilmesinin sebebi, bu vakitte kalkmanın güçlüğü ve güneş doğmadan uyanmış olmanın faziletinden dolayıdır. Hadisin bir başka rivayetinde “cemaatle kılma” kaydı da bulunmaktadır ki, sevabı çok ve fazileti yüksek olan budur.<br />
<br />
b. Namazın hukukuna yapılan vurgu<br />
<br />
Bazı alimler hadisten şunu da anlamışlar:<br />
<br />
Namaz Allah’ın zimmetidir, himayesidir, korunağıdır. Namaz kılan kimse bu koruğnağın içinde yer alır ve korunmaya alınmış olur. Namazı terk eden kimse ise Allah’ın bu himayesini / korumasını, zimmetini elinin tersiyle itmiş olur ve böylece iman vesikasıyla bağlandığı İlahî akdi bozmuş olur. İşte hadiste bu akdi bozanların kötü akıbetinden haber vermektedir. (bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi)<br />
<br />
Sabah namazı vaktinde kalkmak, Müslümanlar için çok büyük önemi haizdir. Çünkü günün en bereketli saati ve rızıkların taksim olunduğu zaman dilimi olarak adlandırılan seher vakti, duanın, ibadet ve tâatin en makbul olduğu, rızık talebi için bütün canlıların yeryüzüne yayıldığı bir an olmanın yanında, insan sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. Ayrıca kâfirlerin ve münafıkların uyku vakti olarak bilindiğinden dolayı onlara muhalefet etmek için de uyanıklık tavsiye olunmuştur. İslam ordularının hareketi, düşman üzerine yürümeleri ve zafere ulaşmalarının çok kere sabahın erken saatlerinde oluşu tesadüfî değil, iradeli bir davranışın sonucudur.<br />
<br />
Allah'ın zimmetinde olmak, dünyada ve ahirette onun koruması, himayesi, kefalet ve teminatı altında olmak anlamlarına gelir. Bir insan Allah'a verdiği sözü yerine getirmez, yapmaya güç yetirebileceği işleri yapmaz, iyi ve güzel davranışlarda bulunmazsa bundan dolayı hesaba çekilir. Allah'ın kişiyi huzuruna istemesi, onu hesaba çekmesi anlamına gelir. Kulluk şuuru dediğimiz şey, hesaba hazır olmamızı gerektirir. İşte Resûl-i Ekrem (asm)'in bize hatırlattığı bunlardır.<br />
<br />
Özetle:<br />
<br />
1. Hadis, sabah namazını cemaatle kılmaya ve erken uyanmaya teşvik etmektedir. Sabah namazı vaktinde uyanmalı ve namazı cemaatle kılmaya özen göstermeliyiz.<br />
<br />
2. Allah ve Resûlü (asm)'in emir ve tavsiyelerine uymak, bizi hem bu dünyada hem ahiret hayatında huzura kavuşturur; Allah'ın koruması ve emniyeti altında olmamızı sağlar.<br />
<br />
3. Ahdini yerine getirmeyen, mü’minliğin gereğini yapmayan ve Allah’a verdiği sözü tutmayan kimse cehennemi hakeder. Allah'ın huzurunda hesaba çekilmezden önce, hesabımızı iyi yapmamız gerekir. (bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., H. No: 234, 390, 1051)<br />
<br />
"Sabah Namazını Kılan Kimse Allah'ın Himayesindedir" Hadisi<br />
<br />
Sabah namazının önemi ve fazileti nedir? "Sabah namazını kılan kimse Allah'ın (c.c) himayesindedir" hadisini nasıl anlamalıyız? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himâyesindedir. Allah, bizzat himâyesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himâyesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.” (Müslim, Mesâcid 262. Ayrıca bk, Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbn Mâce, Fiten 6)<br />
<br />
    Cündüb İbni Abdullah Kimdir?<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah İbni Süfyan el-Becelî, sahâbe-i kirâmdandır. Ebû Abdullah diye künyelenir. Önce Kûfe’de yerleşen Cündüb, daha sonra Basra’ya taşındı. Kendisinden Basra’lı  ve Kûfe’li raviler hadis naklettiler. Hasan el-Basrî, Muhammed İbni Sîrin, Enes İbni Sîrin, Ebu’s-Sevvâr, Bekr İbni Abdullah, Ebû İmrân, Abdulmelik İbni Umeyr, Esved İbni Kays, Cündüb’ün ravilerindendir.<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah, Resûl-i Ekrem Efendimiz’den 48 hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerden 12 tanesini Buhârî ve Müslim kitaplarında müştereken nakletmişlerdir. Allah ondan razı olsun.<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Hadiste sabah namazının zikredilmesinin sebebi, bu vakitte kalkmanın güçlüğü ve güneş doğmadan uyanmış olmanın faziletinden dolayıdır. Hadisin bir başka rivayetinde “cemaatle kılma” kaydı da bulunmaktadır ki, sevabı çok ve fazileti yüksek olan budur. Sabah namazı vakti, insanların ihtiyaçlarını temin için yeryüzüne yayılmaya başlayıp, Allah’tan rızık talep ettikleri bereketli bir zamandır. Bu vakti uyku ile geçirmek, dinimizde hoş karşılanmamıştır. Bu sebeple müslümanlar, sabah erken kalkmaya, çok büyük önem verirler. Sabah erken kalkmak rızık için olduğu kadar, sağlık ve sıhhat için de önemlidir. Bir çok hastalığın, özellikle beyin ve sinir sistemi, kalb ve damar hastalıklarının teşekkül etmemesi veya mevcutların artmamasına erken kalkmanın ne derece fayda sağladığını, günümüzde mütahassıs tabibler de ifade ve tavsiye etmektedir.<br />
<br />
Allah’ın himâyesinde olmak, O’nun kefâlet ve teminatı, koruması altında olmak anlamına gelir. Bu hem maddi hem manevi bir himâyedir. Çünkü, rızık talebi için erken bir vakitte kalkmış ve aynı şekilde erken bir zamanda Allah’ın emri olan ibadeti cemaatle yerine getirerek, Allah’a dua ve niyâzda bulunmuştur. Böylece Allah’ın rızasına, hoşnutluğuna nâil olmuştur ki, bir mü’min için bundan daha kıymetli bir mertebe olamaz.<br />
<br />
Bir himâyeden dolayı, Allah’ın kişiyi sorguya çekmesi ise, böyle bir sorgulamada bulunduracak işler yapması ve Allah’ın hoşnut olmayacağı bir davranış içinde bulunması sebebiyledir. Allah’ın Resûlü bizi bu gibi hallerden sakındırmakta ve O’nun koruması ve güvencesinden mahrum kalmanın sonunun cehennem ateşi olduğunu hatırlatmaktadır. Bu gibi tehditler, bir haramın işlenmesi, Allah’a verilen bir ahitten, bir sözden cayılması sonucu olur. O halde müslümanlar, Allah’la yaptıkları ahitleri yerine getirmelidirler. Müslüman olmak, İslâm’ı kabul etmek, Allah’la ahitleşmek, O’nun emir ve yasaklarına uymak anlamına gelir. Hadis, 390 ve 1051 numaralarla da gelecektir.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Hadis, sabah namazını cemaatle kılmaya ve erken uyanmaya teşvik etmektedir.<br />
    Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet eden mü’min kişi O’nun himâyesi, kefaleti, teminatı ve emniyetine girmiş olur.<br />
    Ahdini yerine getirmeyen, mü’minliğin gereğini yapmayan ve Allah’a verdiği sözü tutmayan kimse cehennemi hakeder.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin,<br />
<br />
Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”<br />
<br />
(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah’ın koruması (zimmetinde) altındadır..."<br />
<br />
Müslim: Mesâcid, 261 (Hadis no: 657).<br />
<br />
Tirmizî: Salât, 227; Fiten, 6.<br />
<br />
İbn Mâce: Fiten, 6.<br />
<br />
Ahmed b. Hanbel: Müsned, IV, 312; V, 110.<br />
<br />
Taberânî: el-Mu’cemü’l-Kebîr.</span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
Soru Detayı<br />
<br />
- Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir, hadisinde geçen, Allah’ın himayesinde olmak, ne demektir?<br />
Cevap<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
İlgili hadis şöyledir:<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:<br />
<br />
    «منْ صَلَّى صَلاةَ الصُّبحِ فَهُوَ فِي ذِمةِ اللَّه فَلا يطْلُبنَّكُمْ اللَّهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ ، فَإِنَّهُ منْ يَطْلُبْهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ يُدرِكْه ، ثُمَّ يكُبُّهُ عَلَى وجْهِهِ في نَارِ جَهَنَّم »<br />
<br />
    “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himayesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.” (Müslim, Mesâcid 262; Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbn Mâce, Fiten 6)<br />
<br />
Allahualem, hadiste, namazın önemine işaret edilmiş ve -kendi içinde farklı bir niyet taşısa bile- namaz kılan kimsenin mutlak manada mümin kabul edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Yani namazın bir iman alameti, bir İslam nişanesi olduğuna, bu sebeple namaz kılan kimsenin mümin olduğuna ve müminin hukukuna riayet etmenin önemine, ona haksızlık yapmanın ise büyük günah olduğuna vurgu yapılmıştır.<br />
<br />
Buna göre, hadisin manasını iki şekilde anlamak mümkündür:<br />
<br />
a. Müminin hak ve hukukuna verilen önem<br />
<br />
“Sabah namazını kılan kimse -Allah’a itaat eden bir mümin olarak- Allah’ın himayesindedir. Sakın, Allah’ın himayesine ve emanına aldığı bir kimseye eziyet etmeye ve haksızlık / kötülük yapmaya kalkmayın ki, Allah, bizzat kendi himayesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. -İyi bilesiniz ki- Allah, kendi himayesinde olan bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.”<br />
<br />
Hadiste sabah namazının zikredilmesinin sebebi, bu vakitte kalkmanın güçlüğü ve güneş doğmadan uyanmış olmanın faziletinden dolayıdır. Hadisin bir başka rivayetinde “cemaatle kılma” kaydı da bulunmaktadır ki, sevabı çok ve fazileti yüksek olan budur.<br />
<br />
b. Namazın hukukuna yapılan vurgu<br />
<br />
Bazı alimler hadisten şunu da anlamışlar:<br />
<br />
Namaz Allah’ın zimmetidir, himayesidir, korunağıdır. Namaz kılan kimse bu koruğnağın içinde yer alır ve korunmaya alınmış olur. Namazı terk eden kimse ise Allah’ın bu himayesini / korumasını, zimmetini elinin tersiyle itmiş olur ve böylece iman vesikasıyla bağlandığı İlahî akdi bozmuş olur. İşte hadiste bu akdi bozanların kötü akıbetinden haber vermektedir. (bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi)<br />
<br />
Sabah namazı vaktinde kalkmak, Müslümanlar için çok büyük önemi haizdir. Çünkü günün en bereketli saati ve rızıkların taksim olunduğu zaman dilimi olarak adlandırılan seher vakti, duanın, ibadet ve tâatin en makbul olduğu, rızık talebi için bütün canlıların yeryüzüne yayıldığı bir an olmanın yanında, insan sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. Ayrıca kâfirlerin ve münafıkların uyku vakti olarak bilindiğinden dolayı onlara muhalefet etmek için de uyanıklık tavsiye olunmuştur. İslam ordularının hareketi, düşman üzerine yürümeleri ve zafere ulaşmalarının çok kere sabahın erken saatlerinde oluşu tesadüfî değil, iradeli bir davranışın sonucudur.<br />
<br />
Allah'ın zimmetinde olmak, dünyada ve ahirette onun koruması, himayesi, kefalet ve teminatı altında olmak anlamlarına gelir. Bir insan Allah'a verdiği sözü yerine getirmez, yapmaya güç yetirebileceği işleri yapmaz, iyi ve güzel davranışlarda bulunmazsa bundan dolayı hesaba çekilir. Allah'ın kişiyi huzuruna istemesi, onu hesaba çekmesi anlamına gelir. Kulluk şuuru dediğimiz şey, hesaba hazır olmamızı gerektirir. İşte Resûl-i Ekrem (asm)'in bize hatırlattığı bunlardır.<br />
<br />
Özetle:<br />
<br />
1. Hadis, sabah namazını cemaatle kılmaya ve erken uyanmaya teşvik etmektedir. Sabah namazı vaktinde uyanmalı ve namazı cemaatle kılmaya özen göstermeliyiz.<br />
<br />
2. Allah ve Resûlü (asm)'in emir ve tavsiyelerine uymak, bizi hem bu dünyada hem ahiret hayatında huzura kavuşturur; Allah'ın koruması ve emniyeti altında olmamızı sağlar.<br />
<br />
3. Ahdini yerine getirmeyen, mü’minliğin gereğini yapmayan ve Allah’a verdiği sözü tutmayan kimse cehennemi hakeder. Allah'ın huzurunda hesaba çekilmezden önce, hesabımızı iyi yapmamız gerekir. (bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., H. No: 234, 390, 1051)<br />
<br />
"Sabah Namazını Kılan Kimse Allah'ın Himayesindedir" Hadisi<br />
<br />
Sabah namazının önemi ve fazileti nedir? "Sabah namazını kılan kimse Allah'ın (c.c) himayesindedir" hadisini nasıl anlamalıyız? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himâyesindedir. Allah, bizzat himâyesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himâyesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.” (Müslim, Mesâcid 262. Ayrıca bk, Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbn Mâce, Fiten 6)<br />
<br />
    Cündüb İbni Abdullah Kimdir?<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah İbni Süfyan el-Becelî, sahâbe-i kirâmdandır. Ebû Abdullah diye künyelenir. Önce Kûfe’de yerleşen Cündüb, daha sonra Basra’ya taşındı. Kendisinden Basra’lı  ve Kûfe’li raviler hadis naklettiler. Hasan el-Basrî, Muhammed İbni Sîrin, Enes İbni Sîrin, Ebu’s-Sevvâr, Bekr İbni Abdullah, Ebû İmrân, Abdulmelik İbni Umeyr, Esved İbni Kays, Cündüb’ün ravilerindendir.<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah, Resûl-i Ekrem Efendimiz’den 48 hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerden 12 tanesini Buhârî ve Müslim kitaplarında müştereken nakletmişlerdir. Allah ondan razı olsun.<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Hadiste sabah namazının zikredilmesinin sebebi, bu vakitte kalkmanın güçlüğü ve güneş doğmadan uyanmış olmanın faziletinden dolayıdır. Hadisin bir başka rivayetinde “cemaatle kılma” kaydı da bulunmaktadır ki, sevabı çok ve fazileti yüksek olan budur. Sabah namazı vakti, insanların ihtiyaçlarını temin için yeryüzüne yayılmaya başlayıp, Allah’tan rızık talep ettikleri bereketli bir zamandır. Bu vakti uyku ile geçirmek, dinimizde hoş karşılanmamıştır. Bu sebeple müslümanlar, sabah erken kalkmaya, çok büyük önem verirler. Sabah erken kalkmak rızık için olduğu kadar, sağlık ve sıhhat için de önemlidir. Bir çok hastalığın, özellikle beyin ve sinir sistemi, kalb ve damar hastalıklarının teşekkül etmemesi veya mevcutların artmamasına erken kalkmanın ne derece fayda sağladığını, günümüzde mütahassıs tabibler de ifade ve tavsiye etmektedir.<br />
<br />
Allah’ın himâyesinde olmak, O’nun kefâlet ve teminatı, koruması altında olmak anlamına gelir. Bu hem maddi hem manevi bir himâyedir. Çünkü, rızık talebi için erken bir vakitte kalkmış ve aynı şekilde erken bir zamanda Allah’ın emri olan ibadeti cemaatle yerine getirerek, Allah’a dua ve niyâzda bulunmuştur. Böylece Allah’ın rızasına, hoşnutluğuna nâil olmuştur ki, bir mü’min için bundan daha kıymetli bir mertebe olamaz.<br />
<br />
Bir himâyeden dolayı, Allah’ın kişiyi sorguya çekmesi ise, böyle bir sorgulamada bulunduracak işler yapması ve Allah’ın hoşnut olmayacağı bir davranış içinde bulunması sebebiyledir. Allah’ın Resûlü bizi bu gibi hallerden sakındırmakta ve O’nun koruması ve güvencesinden mahrum kalmanın sonunun cehennem ateşi olduğunu hatırlatmaktadır. Bu gibi tehditler, bir haramın işlenmesi, Allah’a verilen bir ahitten, bir sözden cayılması sonucu olur. O halde müslümanlar, Allah’la yaptıkları ahitleri yerine getirmelidirler. Müslüman olmak, İslâm’ı kabul etmek, Allah’la ahitleşmek, O’nun emir ve yasaklarına uymak anlamına gelir. Hadis, 390 ve 1051 numaralarla da gelecektir.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Hadis, sabah namazını cemaatle kılmaya ve erken uyanmaya teşvik etmektedir.<br />
    Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet eden mü’min kişi O’nun himâyesi, kefaleti, teminatı ve emniyetine girmiş olur.<br />
    Ahdini yerine getirmeyen, mü’minliğin gereğini yapmayan ve Allah’a verdiği sözü tutmayan kimse cehennemi hakeder.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin,<br />
<br />
Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”<br />
<br />
(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırk defa kabul olmuş hac sevabı]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41551</link>
			<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:04:45 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41551</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırk defa kabul olmuş hac sevabı</span></span><br />
Sual: İbrahim aleyhisselamın okuduğu bir dua varmış. Kim okursa kırk kere hac etmiş sevabı alıyormuş. O dua hangisidir?<br />
CEVAP<br />
İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi bade külli ehad, el hamdü lillahi ala külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Ya Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Elhamdü lillahi kable külli ehad </span></span>= Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">El hamdü lillahi bade külli ehad</span></span> = Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">El hamdü lillahi ala külli hâl</span></span> = Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırk defa kabul olmuş hac sevabı</span></span><br />
Sual: İbrahim aleyhisselamın okuduğu bir dua varmış. Kim okursa kırk kere hac etmiş sevabı alıyormuş. O dua hangisidir?<br />
CEVAP<br />
İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi bade külli ehad, el hamdü lillahi ala külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Ya Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Elhamdü lillahi kable külli ehad </span></span>= Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">El hamdü lillahi bade külli ehad</span></span> = Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">El hamdü lillahi ala külli hâl</span></span> = Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Sizin En Hayırlılarınız O Kimselerdir ki, Görüldükleri Zaman Allah'ı Hatırlatır"]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41357</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 06:07:47 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41357</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">"Sizin En Hayırlılarınız O Kimselerdir ki, Görüldükleri Zaman Allah'ı Hatırlatır" Rivayeti Sahih mi? <br />
<br />
<br />
<br />
    SORU : "Sizin En Hayırlılarınız O Kimselerdir ki, Görüldükleri Zaman Allah'ı Hatırlatır" Rivayeti Sahih mi?<br />
<br />
حدّثنا سُوَيدُ بْنُ سَعِيدٍ. حدّثنا يَحْيَى بْنُ سُبَيْمٍ عَنِ ابْنِ خَثَيْمٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتَ يَزِيدَ؛ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: ((أُنَبِّئُكُمْ بِخِيَاركُمْ؟)) قَالُوا: بَلَى. يَا رَسُولَ اللهِ! قَالَ ((خِيَارُكُمُ الَّذِينَ إِذَا رُؤُا، ذُكِر اللهُ عَزَّ وَجَلَّ))<br />
في الزوائد: هذا إسناده حسن. وشهر بن حوشب وسويد بن سعيد مختلف فيهما. وباقي رجال الإسناد ثقات<br />
Esma bint-i Yezîd (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Kendisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (sahabîlerine): «Dikkat ediniz! Ben Size en hayırlı olanlarınızı bildirmiyeyim mi?» buyurduğuna,<br />
sahabîlerin: Bela (evet tabi) Ya Rasulallah, diye karşılık verdiklerine ve<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (bunun üzerine): Siz'in en hayırlılarınız O (mûmin) kimselerdir ki görüldükleri zaman Allah (Azze ve Celle) hatırlanır», buyurduğuna şahid olmuştur."<br />
(İbn Mâce, Zuhd, Bab 4, Hadis no: 4119)<br />
Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hasendir. Ravilerden Şehr bin Havşeb ile Suveyd bin Sâ'd hakkında ihtilaf vardır. Senedin kalan ravileri güvenilir zatlardır.<br />
<br />
Zevâid nevinden olan bu hadîsi Ahmed de rivayet etmiştir. Bu hadis, bâzı mûminlerin görülmesinin Allah'ın hatırlanmasına vesile olduğunu bildirir. Allah'ı hatırlamaya vesile olmalarının sebebine gelince o mûminler, ya Allah'ı çok andıkları veya O'ndan çok korktukları, üstün takva sahibi oldukları için görüldükleri, yanlarına varıldığı zaman Allah hatırlanır.<br />
Hadis, görülmeleri Allah'ı anmaya vesile olan mûminlerin Allah katında en değerli mûminlerden olduğuna delâlet eder.<br />
<br />
İbn-i Ömer (Radiyallahu anhuma)’dan Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki:<br />
خِيَارُكُمْ مِنْ ذَكَّرَكُمْ بِاللهِ رُؤْيَتُهُ وَزَادَ عِلْمِكُمْ مَنْطِقُهُ وَرَغَّبَكُمْ فِى الْاَخِرَةِ عَمَلُهُ الحكيم<br />
عن ابن عمر<br />
“Meclisinde bulunacağınız en hayırlı kimseler, görüldüğünde size Allah'ı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli âhirate rağbetinizi artıran sâlihlerdir.”<br />
(Ebu Yalâ, Musned, 4, 326 (No:2437); Suyuti, Câmiu's sağir,1, 617 (No: 3995); Munavi, Feyzul Kadir, 3, 467-468)<br />
<br />
İbn Abbas’tan rivayet edilen hadis-i şerifte:<br />
“Birlikte oturduğunuz dostlarınızın en hayırlısı, görünüşüyle size Allah’ı hatırlatan, sohbetiyle sizin güzel amellerinizi arttıran, salih ameliyle/güzel fiil ve davranışlarıyla size ahirati hatırlatan kimsedir”<br />
(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/14)<br />
Suyûtî, İbn Abbas’dan rivayet edilen bu hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.<br />
<br />
Sahabe-i Kirâm, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e : “Yâ RasulAllâh! Acaba hangi arkadaşımız daha hayırlıdır” diye soru sormuşlardı.<br />
Bu soruya Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu üç özelliği zikrederek cevab verdi:<br />
مَنْ ذَكَّرَكُمْ بِاللهِ رُؤْيَتُهُ، وَزَادَ فِي علمكُمْ مَنْطِقُهُ وَذَكَّرَكُمْ بِالآخِرَةِ عَمَلُهُ<br />
"Görüldüğünde size Allah’ı hatırlatan, Konuştuğunda ilminizi artıran, Yaptığı işlerle ahirati hatırınıza getiren kimsedir."<br />
(Da‘îfu’t-Terğîb ve’t-Terhîb, 1/20. Zayıf bir senetle rivayet edilmiştir.)<br />
<br />
Bir başka hadiste de şöyle buyrulur:<br />
“Bu ummet içerisinde Allah’ın en hayırlı kulları, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan kimselerdir.”<br />
(Elbâni, Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha, 2849)<br />
<br />
"Dostun hayırlısı; Allah'ı zikrettiğinde sana yardım eden, O'nu unuttuğunda sana hatırlatandır”<br />
(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/11)<br />
İbn Ebî’d-Dunya’nın Hasan-ı Basrî’den rivayet ettiği bu hadis murseldir.<br />
<br />
“Bazı insanlar Zikrullahın anahtarlarıdır. Bunlar görülünce, Allah zikredilir / hatırlanır / anılır.”<br />
(Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/78)<br />
<br />
“Allah’ın kullarından en hayırlı olanları görüldükleri zaman Allah hatıra gelir. Allah’ın kullarından en kötüleri ise, fitnecilik için söz gezdiren, birbirini seven kimselerin arasını açan ve mâsum insanları günaha ve sıkıntıya sokmak isteyen kimselerdir."<br />
(Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, h. no: 13140)<br />
<br />
"Hangi kimselerle beraber olmak daha hayırlıdır?" diye sordular.<br />
Peygamberimiz buyurdular ki: "Görülmesi Allah'ı hatırlatan kimselerle."<br />
(Mecmâu'z Zavaid, 1/226)<br />
<br />
"Ummetimin en hayırlıları, görüldüklerinde Allah hatırlanan kimselerdir. En şerlileri ise, söz götürüp getiren, birbirini seven insanların arasını açan, suçsuz ve mâsumlara sıkıntı vermeyi meslek edinen kimselerdir."<br />
(Musned, IV/277)<br />
<br />
"Allah’ın veli kulları kimlerdir?" diye sorulduğunda,<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) şu cevabı vermişlerdir: "Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah Celle Celaluhu hatıra gelir."<br />
(Taberi, 4/2731)<br />
<br />
"Kendileriyle oturduklarımızın hangisi daha hayırlıdır, ya RasulAllah?" diye soruldu.<br />
Rasulullah da buyurdu ki "Görüldüklerinde size Allah'ı hatırlatan, konuştuğunda ilminizi arttıran ve ameli size ahirati hatırlatan kimselerdir." dedi.<br />
(Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/123)<br />
<br />
16780- Abdullah b. Mes'ud, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildiriyor: "İnsanlardan bazıları, Allah'ı anmanın anahtarıdır. Onlar görÜldÜklerinde, Allah hatırlanır. "<br />
<br />
*Taberani rivayet etti. Ravilerden Amr b. el-Kasım'ı tanımıyorum. Diğer ravileri Sahih'in ravileridir.<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">"Sizin En Hayırlılarınız O Kimselerdir ki, Görüldükleri Zaman Allah'ı Hatırlatır" Rivayeti Sahih mi? <br />
<br />
<br />
<br />
    SORU : "Sizin En Hayırlılarınız O Kimselerdir ki, Görüldükleri Zaman Allah'ı Hatırlatır" Rivayeti Sahih mi?<br />
<br />
حدّثنا سُوَيدُ بْنُ سَعِيدٍ. حدّثنا يَحْيَى بْنُ سُبَيْمٍ عَنِ ابْنِ خَثَيْمٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتَ يَزِيدَ؛ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: ((أُنَبِّئُكُمْ بِخِيَاركُمْ؟)) قَالُوا: بَلَى. يَا رَسُولَ اللهِ! قَالَ ((خِيَارُكُمُ الَّذِينَ إِذَا رُؤُا، ذُكِر اللهُ عَزَّ وَجَلَّ))<br />
في الزوائد: هذا إسناده حسن. وشهر بن حوشب وسويد بن سعيد مختلف فيهما. وباقي رجال الإسناد ثقات<br />
Esma bint-i Yezîd (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Kendisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (sahabîlerine): «Dikkat ediniz! Ben Size en hayırlı olanlarınızı bildirmiyeyim mi?» buyurduğuna,<br />
sahabîlerin: Bela (evet tabi) Ya Rasulallah, diye karşılık verdiklerine ve<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (bunun üzerine): Siz'in en hayırlılarınız O (mûmin) kimselerdir ki görüldükleri zaman Allah (Azze ve Celle) hatırlanır», buyurduğuna şahid olmuştur."<br />
(İbn Mâce, Zuhd, Bab 4, Hadis no: 4119)<br />
Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hasendir. Ravilerden Şehr bin Havşeb ile Suveyd bin Sâ'd hakkında ihtilaf vardır. Senedin kalan ravileri güvenilir zatlardır.<br />
<br />
Zevâid nevinden olan bu hadîsi Ahmed de rivayet etmiştir. Bu hadis, bâzı mûminlerin görülmesinin Allah'ın hatırlanmasına vesile olduğunu bildirir. Allah'ı hatırlamaya vesile olmalarının sebebine gelince o mûminler, ya Allah'ı çok andıkları veya O'ndan çok korktukları, üstün takva sahibi oldukları için görüldükleri, yanlarına varıldığı zaman Allah hatırlanır.<br />
Hadis, görülmeleri Allah'ı anmaya vesile olan mûminlerin Allah katında en değerli mûminlerden olduğuna delâlet eder.<br />
<br />
İbn-i Ömer (Radiyallahu anhuma)’dan Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki:<br />
خِيَارُكُمْ مِنْ ذَكَّرَكُمْ بِاللهِ رُؤْيَتُهُ وَزَادَ عِلْمِكُمْ مَنْطِقُهُ وَرَغَّبَكُمْ فِى الْاَخِرَةِ عَمَلُهُ الحكيم<br />
عن ابن عمر<br />
“Meclisinde bulunacağınız en hayırlı kimseler, görüldüğünde size Allah'ı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli âhirate rağbetinizi artıran sâlihlerdir.”<br />
(Ebu Yalâ, Musned, 4, 326 (No:2437); Suyuti, Câmiu's sağir,1, 617 (No: 3995); Munavi, Feyzul Kadir, 3, 467-468)<br />
<br />
İbn Abbas’tan rivayet edilen hadis-i şerifte:<br />
“Birlikte oturduğunuz dostlarınızın en hayırlısı, görünüşüyle size Allah’ı hatırlatan, sohbetiyle sizin güzel amellerinizi arttıran, salih ameliyle/güzel fiil ve davranışlarıyla size ahirati hatırlatan kimsedir”<br />
(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/14)<br />
Suyûtî, İbn Abbas’dan rivayet edilen bu hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.<br />
<br />
Sahabe-i Kirâm, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e : “Yâ RasulAllâh! Acaba hangi arkadaşımız daha hayırlıdır” diye soru sormuşlardı.<br />
Bu soruya Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu üç özelliği zikrederek cevab verdi:<br />
مَنْ ذَكَّرَكُمْ بِاللهِ رُؤْيَتُهُ، وَزَادَ فِي علمكُمْ مَنْطِقُهُ وَذَكَّرَكُمْ بِالآخِرَةِ عَمَلُهُ<br />
"Görüldüğünde size Allah’ı hatırlatan, Konuştuğunda ilminizi artıran, Yaptığı işlerle ahirati hatırınıza getiren kimsedir."<br />
(Da‘îfu’t-Terğîb ve’t-Terhîb, 1/20. Zayıf bir senetle rivayet edilmiştir.)<br />
<br />
Bir başka hadiste de şöyle buyrulur:<br />
“Bu ummet içerisinde Allah’ın en hayırlı kulları, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan kimselerdir.”<br />
(Elbâni, Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha, 2849)<br />
<br />
"Dostun hayırlısı; Allah'ı zikrettiğinde sana yardım eden, O'nu unuttuğunda sana hatırlatandır”<br />
(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/11)<br />
İbn Ebî’d-Dunya’nın Hasan-ı Basrî’den rivayet ettiği bu hadis murseldir.<br />
<br />
“Bazı insanlar Zikrullahın anahtarlarıdır. Bunlar görülünce, Allah zikredilir / hatırlanır / anılır.”<br />
(Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/78)<br />
<br />
“Allah’ın kullarından en hayırlı olanları görüldükleri zaman Allah hatıra gelir. Allah’ın kullarından en kötüleri ise, fitnecilik için söz gezdiren, birbirini seven kimselerin arasını açan ve mâsum insanları günaha ve sıkıntıya sokmak isteyen kimselerdir."<br />
(Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, h. no: 13140)<br />
<br />
"Hangi kimselerle beraber olmak daha hayırlıdır?" diye sordular.<br />
Peygamberimiz buyurdular ki: "Görülmesi Allah'ı hatırlatan kimselerle."<br />
(Mecmâu'z Zavaid, 1/226)<br />
<br />
"Ummetimin en hayırlıları, görüldüklerinde Allah hatırlanan kimselerdir. En şerlileri ise, söz götürüp getiren, birbirini seven insanların arasını açan, suçsuz ve mâsumlara sıkıntı vermeyi meslek edinen kimselerdir."<br />
(Musned, IV/277)<br />
<br />
"Allah’ın veli kulları kimlerdir?" diye sorulduğunda,<br />
Peygamberimiz (s.a.v.) şu cevabı vermişlerdir: "Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah Celle Celaluhu hatıra gelir."<br />
(Taberi, 4/2731)<br />
<br />
"Kendileriyle oturduklarımızın hangisi daha hayırlıdır, ya RasulAllah?" diye soruldu.<br />
Rasulullah da buyurdu ki "Görüldüklerinde size Allah'ı hatırlatan, konuştuğunda ilminizi arttıran ve ameli size ahirati hatırlatan kimselerdir." dedi.<br />
(Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/123)<br />
<br />
16780- Abdullah b. Mes'ud, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildiriyor: "İnsanlardan bazıları, Allah'ı anmanın anahtarıdır. Onlar görÜldÜklerinde, Allah hatırlanır. "<br />
<br />
*Taberani rivayet etti. Ravilerden Amr b. el-Kasım'ı tanımıyorum. Diğer ravileri Sahih'in ravileridir.<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[(Allahü teâlânın sevdiklerini hatırlamak, rahmet etmesine sebep olur)]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41356</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 06:05:24 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41356</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">(Allahü teâlânın sevdiklerini hatırlamak, rahmet etmesine sebep olur)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(hadis-i şerif)</span></span><br />
<br />
Zira<br />
<br />
“Dikkat edin! Size en hayırlınızı bildireyim mi?” diye sordu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Evet bildiriniz ey Allah’ın Rasûlü!” dediler.<br />
<br />
Peygamber (s.a.v) Efendimiz:<br />
<br />
“–Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Ahmed, VI, 409; İbn-i Mâce, Zühd, 4; Beyhakî, Şuab, XIII, 445/10596)<br />
<br />
Başka bir gün as­hâb-ı ki­râm:<br />
<br />
“–Allah’ın velî kulları kimlerdir?” diye sorduklarında, Allah Rasûlü (s.a.v):<br />
<br />
“Onlar, yüzlerine bakıldığında Allah Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Heysemî, X, 78; İbn-i Mâ­ce, Zühd, 4)<br />
<br />
--------------------<br />
<br />
Günaydın! Sabahınız hayırlı olsun.<br />
<br />
Sorduğunuz ifade, İslam literatüründe oldukça meşhurdur ve genellikle "Salihler anıldığı zaman rahmet iner" şeklinde bilinir. Bu sözün kaynağı ve hadis olup olmadığı konusundaki detaylar şöyledir:<br />
<br />
1. Arapça Aslı ve Yaygın İfadesi<br />
<br />
Bu sözün kaynaklardaki orijinal Arapça ifadesi şöyledir:<br />
<br />
    "İnde zikri’s-sâlihîn tenzilü’r-rahme" (عِنْدَ ذِكْرِ الصَّالِحِينَ تَنْزِلُ الرَّحْمَةُ)<br />
<br />
Anlamı: "Salih insanlar (Allah dostları/iyiler) anıldığı zaman rahmet iner."<br />
<br />
2. Kaynağı Nedir? Hadis mi, Kelam-ı Kibar mı?<br />
<br />
Bu söz hadis kitaplarında geçmekle birlikte, hadis âlimleri (muhaddisler) tarafından genellikle Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) ait bir sözden ziyade, büyük hadis âlimi Süfyan bin Uyeyne'nin (r.a.) sözü olarak kabul edilir.<br />
<br />
    Süfyan bin Uyeyne'ye Atfı: İmam Aclûnî, ünlü eseri Keşfü’l-Hafâ'da bu sözün Süfyan bin Uyeyne'ye ait olduğunu belirtir. İmam Nevevi de el-Ezkâr adlı eserinde bu sözü Süfyan bin Uyeyne'den nakletmiştir.<br />
<br />
    Hadis Olarak Rivayeti: Bu ifade, Deylemî'nin Müsnedü'l-Firdevs adlı eserinde Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) dayandırılan bir rivayet (merfu hadis) olarak da yer almaktadır. Ayrıca Ebu Nuaym'ın Hilyetü'l-Evliya eserinde de geçer.<br />
<br />
Özetle: Âlimlerin çoğunluğu, bu ifadenin manasının kesinlikle doğru olduğunu, ancak senet (ravi zinciri) açısından Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) ziyade, Tabiin dönemi âlimlerinden Süfyan bin Uyeyne'ye dayandığını (mevkuf veya maktu haber) ifade ederler.<br />
<br />
3. Kaynak Eserler Listesi<br />
<br />
Araştırmak isterseniz bu sözün geçtiği temel kaynaklar şunlardır:<br />
<br />
    Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 2/70 (Hadis No: 1772).<br />
<br />
    Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, 3/94 (Hadis No: 4266).<br />
<br />
    Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya, 7/285.<br />
<br />
    İmam Gazali, İhya-u Ulumi'd-Din (Burada da bu manada nakiller mevcuttur).<br />
<br />
Bu sözün manası İslam alimlerince sahih (doğru) kabul edilmiştir; çünkü iyi insanları anmak, insana Allah'ı hatırlatır, tevbe etmeye ve iyi amel işlemeye teşvik eder. Bu vesileyle de Allah'ın rahmeti o meclise iner.<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">(Allahü teâlânın sevdiklerini hatırlamak, rahmet etmesine sebep olur)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(hadis-i şerif)</span></span><br />
<br />
Zira<br />
<br />
“Dikkat edin! Size en hayırlınızı bildireyim mi?” diye sordu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Evet bildiriniz ey Allah’ın Rasûlü!” dediler.<br />
<br />
Peygamber (s.a.v) Efendimiz:<br />
<br />
“–Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Ahmed, VI, 409; İbn-i Mâce, Zühd, 4; Beyhakî, Şuab, XIII, 445/10596)<br />
<br />
Başka bir gün as­hâb-ı ki­râm:<br />
<br />
“–Allah’ın velî kulları kimlerdir?” diye sorduklarında, Allah Rasûlü (s.a.v):<br />
<br />
“Onlar, yüzlerine bakıldığında Allah Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Heysemî, X, 78; İbn-i Mâ­ce, Zühd, 4)<br />
<br />
--------------------<br />
<br />
Günaydın! Sabahınız hayırlı olsun.<br />
<br />
Sorduğunuz ifade, İslam literatüründe oldukça meşhurdur ve genellikle "Salihler anıldığı zaman rahmet iner" şeklinde bilinir. Bu sözün kaynağı ve hadis olup olmadığı konusundaki detaylar şöyledir:<br />
<br />
1. Arapça Aslı ve Yaygın İfadesi<br />
<br />
Bu sözün kaynaklardaki orijinal Arapça ifadesi şöyledir:<br />
<br />
    "İnde zikri’s-sâlihîn tenzilü’r-rahme" (عِنْدَ ذِكْرِ الصَّالِحِينَ تَنْزِلُ الرَّحْمَةُ)<br />
<br />
Anlamı: "Salih insanlar (Allah dostları/iyiler) anıldığı zaman rahmet iner."<br />
<br />
2. Kaynağı Nedir? Hadis mi, Kelam-ı Kibar mı?<br />
<br />
Bu söz hadis kitaplarında geçmekle birlikte, hadis âlimleri (muhaddisler) tarafından genellikle Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) ait bir sözden ziyade, büyük hadis âlimi Süfyan bin Uyeyne'nin (r.a.) sözü olarak kabul edilir.<br />
<br />
    Süfyan bin Uyeyne'ye Atfı: İmam Aclûnî, ünlü eseri Keşfü’l-Hafâ'da bu sözün Süfyan bin Uyeyne'ye ait olduğunu belirtir. İmam Nevevi de el-Ezkâr adlı eserinde bu sözü Süfyan bin Uyeyne'den nakletmiştir.<br />
<br />
    Hadis Olarak Rivayeti: Bu ifade, Deylemî'nin Müsnedü'l-Firdevs adlı eserinde Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) dayandırılan bir rivayet (merfu hadis) olarak da yer almaktadır. Ayrıca Ebu Nuaym'ın Hilyetü'l-Evliya eserinde de geçer.<br />
<br />
Özetle: Âlimlerin çoğunluğu, bu ifadenin manasının kesinlikle doğru olduğunu, ancak senet (ravi zinciri) açısından Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) ziyade, Tabiin dönemi âlimlerinden Süfyan bin Uyeyne'ye dayandığını (mevkuf veya maktu haber) ifade ederler.<br />
<br />
3. Kaynak Eserler Listesi<br />
<br />
Araştırmak isterseniz bu sözün geçtiği temel kaynaklar şunlardır:<br />
<br />
    Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 2/70 (Hadis No: 1772).<br />
<br />
    Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, 3/94 (Hadis No: 4266).<br />
<br />
    Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya, 7/285.<br />
<br />
    İmam Gazali, İhya-u Ulumi'd-Din (Burada da bu manada nakiller mevcuttur).<br />
<br />
Bu sözün manası İslam alimlerince sahih (doğru) kabul edilmiştir; çünkü iyi insanları anmak, insana Allah'ı hatırlatır, tevbe etmeye ve iyi amel işlemeye teşvik eder. Bu vesileyle de Allah'ın rahmeti o meclise iner.<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41355</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 06:00:15 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41355</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir</span></span><br />
<br />
<br />
Bir gün Rasûlullah (s.a.v):<br />
<br />
“Dikkat edin! Size en hayırlınızı bildireyim mi?” diye sordu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Evet bildiriniz ey Allah’ın Rasûlü!” dediler.<br />
<br />
Peygamber (s.a.v) Efendimiz:<br />
<br />
“–Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Ahmed, VI, 409; İbn-i Mâce, Zühd, 4; Beyhakî, Şuab, XIII, 445/10596)<br />
<br />
Başka bir gün as­hâb-ı ki­râm:<br />
<br />
“–Allah’ın velî kulları kimlerdir?” diye sorduklarında, Allah Rasûlü (s.a.v):<br />
<br />
“Onlar, yüzlerine bakıldığında Allah Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Heysemî, X, 78; İbn-i Mâ­ce, Zühd, 4)<br />
<br />
Görüldüğü gibi, insanların en hayırlıları, Allah’ı çok zikrettikleri ve neticede üstün takvâ sahibi oldukları için, yüzlerine ve hâllerine bakıldığı zaman Allah Teâlâ’nın hatırlanmasına vesîle olurlar. Çünkü onlar, bulundukları her yerde devamlı zikir hâlindedirler. Lüzumsuz söz ve fiillerden yüz çevirip insanlara hep doğruyu ve hayrı gösterir ve tavsiye ederler.<br />
<br />
Allah’ı hatırlatır hâle gelmek için Yüce Rabbimiz’in zikrine sarılmalı, O’nu bol bol zikretmeliyiz. Zira:<br />
İsim Müsemmâyı Çeker!<br />
<br />
Ömer (r.a) bir zata:<br />
<br />
“–İsmin nedir?” diye sordu. O da<br />
<br />
“–Cemre (Kor)” cevabını verdi.<br />
<br />
“–Kimin oğlusun?”<br />
<br />
“–Şihâb’ın (Alev’in) oğluyum.”<br />
<br />
“–Kimlerdensin?”<br />
<br />
“–Huraka’dan”[1]<br />
<br />
“–Eviniz nerede?”<br />
<br />
“–Harratü’n-Nâr’da”[2]<br />
<br />
“–Hangisinde?”<br />
<br />
“–Zâtı Lezâ’da (Alevli’de).”<br />
<br />
Hep ateşle alâkalı mânâlar ihtivâ eden isimlerden müteşekkil bu cevaplar karşısında Ömer (r.a):<br />
<br />
“–Öyleyse âilene yetiş, yandılar!” dedi.<br />
<br />
Hakîkaten durum aynen Hz. Ömer’in dediği gibi çıktı. (Muvatta’, İsti’zân 25)<br />
<br />
“İsim müsemmâyı çeker!” denilmiştir. Yani bir ismin mânâsı, o ismi taşıyanın üzerinde tesirini gösterir. Bu sebeple Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) hoş olmayan şahıs ve mekân isimlerini güzelleriyle değiştirirlardi.<br />
<br />
Aynı şekilde Allah Teâlâ’ın isimleri gibi güzel kelimeleri tekrar etmek de insan üzerinde müsbet tesir icrâ eder.<br />
<br />
Bunun zıddına çirkin ve argo sözlerin tekrarı ise kötü tesir bırakır, ahlâkı bozar. Yukarıdaki misalde olduğu gibi koca bir âilenin yanmasına sebep olabilir.<br />
<br />
Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Allah göklerin ve yerin nûrudur…<br />
<br />
Nûr üstüne nûr. Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misaller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (en-Nûr 24/35)<br />
<br />
Bütün ibadetler zikir içindir, Allah Teâlâ’yı hatırlamak içindir.<br />
Kelime-i Tevhîd<br />
<br />
Ömer (r.a), bir gün Hz. Talha’yı üzgün görmüştü. Sebebini sorduğunda, Talha (r.a)<br />
<br />
“–Allah Rasûlü (s.a.v) bir gün şöyle buyurmuştu:<br />
<br />
«Ben bir söz biliyorum, her kim ölürken onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve cesedi ile rûhu da, ölüm esnâsında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya, rahmete ve huzûra nâil olur.»<br />
<br />
Ben bu sözün ne olduğunu soramadan Rasûlullah (s.a.v) vefat etti. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):<br />
<br />
“–Ben o sözü biliyorum. O, Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in, amcası (Ebû Tâlib’in) söylemesini istediği «Lâ ilâhe illallâh» cümlesidir. Rasûlullah (s.a.v), eğer amcası için bundan daha kurtarıcı bir söz bilseydi, muhakkak onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn-i Mâce, Edeb, 54. Ayrıca bkz. Ahmed, I, 6)<br />
<br />
Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah’ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” (Zümer 39/22)<br />
<br />
O hâlde Kelime-i Tevhîd’i çok tekrar etmek gerekiyor:</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir</span></span><br />
<br />
<br />
Bir gün Rasûlullah (s.a.v):<br />
<br />
“Dikkat edin! Size en hayırlınızı bildireyim mi?” diye sordu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Evet bildiriniz ey Allah’ın Rasûlü!” dediler.<br />
<br />
Peygamber (s.a.v) Efendimiz:<br />
<br />
“–Sizin en hayırlılarınız, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Ahmed, VI, 409; İbn-i Mâce, Zühd, 4; Beyhakî, Şuab, XIII, 445/10596)<br />
<br />
Başka bir gün as­hâb-ı ki­râm:<br />
<br />
“–Allah’ın velî kulları kimlerdir?” diye sorduklarında, Allah Rasûlü (s.a.v):<br />
<br />
“Onlar, yüzlerine bakıldığında Allah Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir!” buyurdu. (Heysemî, X, 78; İbn-i Mâ­ce, Zühd, 4)<br />
<br />
Görüldüğü gibi, insanların en hayırlıları, Allah’ı çok zikrettikleri ve neticede üstün takvâ sahibi oldukları için, yüzlerine ve hâllerine bakıldığı zaman Allah Teâlâ’nın hatırlanmasına vesîle olurlar. Çünkü onlar, bulundukları her yerde devamlı zikir hâlindedirler. Lüzumsuz söz ve fiillerden yüz çevirip insanlara hep doğruyu ve hayrı gösterir ve tavsiye ederler.<br />
<br />
Allah’ı hatırlatır hâle gelmek için Yüce Rabbimiz’in zikrine sarılmalı, O’nu bol bol zikretmeliyiz. Zira:<br />
İsim Müsemmâyı Çeker!<br />
<br />
Ömer (r.a) bir zata:<br />
<br />
“–İsmin nedir?” diye sordu. O da<br />
<br />
“–Cemre (Kor)” cevabını verdi.<br />
<br />
“–Kimin oğlusun?”<br />
<br />
“–Şihâb’ın (Alev’in) oğluyum.”<br />
<br />
“–Kimlerdensin?”<br />
<br />
“–Huraka’dan”[1]<br />
<br />
“–Eviniz nerede?”<br />
<br />
“–Harratü’n-Nâr’da”[2]<br />
<br />
“–Hangisinde?”<br />
<br />
“–Zâtı Lezâ’da (Alevli’de).”<br />
<br />
Hep ateşle alâkalı mânâlar ihtivâ eden isimlerden müteşekkil bu cevaplar karşısında Ömer (r.a):<br />
<br />
“–Öyleyse âilene yetiş, yandılar!” dedi.<br />
<br />
Hakîkaten durum aynen Hz. Ömer’in dediği gibi çıktı. (Muvatta’, İsti’zân 25)<br />
<br />
“İsim müsemmâyı çeker!” denilmiştir. Yani bir ismin mânâsı, o ismi taşıyanın üzerinde tesirini gösterir. Bu sebeple Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) hoş olmayan şahıs ve mekân isimlerini güzelleriyle değiştirirlardi.<br />
<br />
Aynı şekilde Allah Teâlâ’ın isimleri gibi güzel kelimeleri tekrar etmek de insan üzerinde müsbet tesir icrâ eder.<br />
<br />
Bunun zıddına çirkin ve argo sözlerin tekrarı ise kötü tesir bırakır, ahlâkı bozar. Yukarıdaki misalde olduğu gibi koca bir âilenin yanmasına sebep olabilir.<br />
<br />
Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Allah göklerin ve yerin nûrudur…<br />
<br />
Nûr üstüne nûr. Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misaller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (en-Nûr 24/35)<br />
<br />
Bütün ibadetler zikir içindir, Allah Teâlâ’yı hatırlamak içindir.<br />
Kelime-i Tevhîd<br />
<br />
Ömer (r.a), bir gün Hz. Talha’yı üzgün görmüştü. Sebebini sorduğunda, Talha (r.a)<br />
<br />
“–Allah Rasûlü (s.a.v) bir gün şöyle buyurmuştu:<br />
<br />
«Ben bir söz biliyorum, her kim ölürken onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve cesedi ile rûhu da, ölüm esnâsında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya, rahmete ve huzûra nâil olur.»<br />
<br />
Ben bu sözün ne olduğunu soramadan Rasûlullah (s.a.v) vefat etti. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):<br />
<br />
“–Ben o sözü biliyorum. O, Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in, amcası (Ebû Tâlib’in) söylemesini istediği «Lâ ilâhe illallâh» cümlesidir. Rasûlullah (s.a.v), eğer amcası için bundan daha kurtarıcı bir söz bilseydi, muhakkak onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn-i Mâce, Edeb, 54. Ayrıca bkz. Ahmed, I, 6)<br />
<br />
Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:<br />
<br />
“Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah’ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” (Zümer 39/22)<br />
<br />
O hâlde Kelime-i Tevhîd’i çok tekrar etmek gerekiyor:</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[(Salihler zikredilince [anılınca], rahmet iner.)]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41354</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 05:52:58 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41354</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">(Salihler zikredilince [anılınca], rahmet iner.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[İ.Ahmed, İ.Gazali, İ.Cevzi, İ. Süyuti]</span></span><br />
<br />
<br />
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Ben anılınca, evliya hatırlanır, evliya hatırlanınca ben anılırım.)<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Ebu Nuaym]</span></span><br />
<br />
(Peygamberi zikretmek ibadettir. Salihleri [evliyayı] zikretmek [anmak] günahlara kefarettir. Ölümü zikretmek [hatırlamak] sadakadır. Kabri zikretmek, Cennete yaklaştırır.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Deylemi]</span></span><br />
<br />
(Ali’yi zikretmek ibadettir.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Deylemi]</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">(Salihler zikredilince [anılınca], rahmet iner.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[İ.Ahmed, İ.Gazali, İ.Cevzi, İ. Süyuti]</span></span><br />
<br />
<br />
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Ben anılınca, evliya hatırlanır, evliya hatırlanınca ben anılırım.)<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Ebu Nuaym]</span></span><br />
<br />
(Peygamberi zikretmek ibadettir. Salihleri [evliyayı] zikretmek [anmak] günahlara kefarettir. Ölümü zikretmek [hatırlamak] sadakadır. Kabri zikretmek, Cennete yaklaştırır.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Deylemi]</span></span><br />
<br />
(Ali’yi zikretmek ibadettir.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Deylemi]</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sünnetimi terk edene şefaatim haramdır]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41311</link>
			<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 02:46:41 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41311</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sünnetimi terk edene şefaatim haramdır<br />
<br />
(Sünnetimi [İslam dinini] terk edene şefaatim haramdır.) <br />
<br />
[H.Erbain]<br />
<br />
(İslamiyet’ten ayrılan şefaate kavuşamaz) demektir. <br />
<br />
(Şerh-i hadis-i erbain, Şir’a)<br />
<br />
Şefaat kime haram?<br />
Sual: Peygamber efendimizin, zina ve içki gibi büyük günah işleyenlere de şefaat edeceğine dair hadisleri vardır, fakat (Sünnetimi terk edene şefaatim haramdır) buyuruyor. Sünneti terk etmek, zinadan ve içki içmekten de mi daha büyük günahtır? Bazı hocalar da, (Büyük günah olmasına rağmen, farzı terk edene şefaat vardır, fakat sünneti terk edene şefaat yoktur) diyorlar. Farz namazı kılmayarak büyük günah işleyene şefaat var da, niye sünnet namazı kılmayana şefaat yoktur?<br />
CEVAP<br />
Yanlış söylüyorlar. Her çeşit büyük günah işleyene şefaat vardır. Sünnetleri terk etmek büyük günah da değildir. Sağdan başlamak, camiye sağ ayakla girmek, tuvalete sol ayakla girmek, sakal bırakmak, sarık sarmak gibi birçok sünnet vardır. Bu sünnetleri terk etmek günah olmadığı için, günah olmazsa, şefaat de söz konusu değildir. Çünkü (Büyük günahı olmayanın şefaate ihtiyacı yoktur) buyurulduğu Tirmizi’de bildirilmektedir.<br />
Şefaat büyük günahlar içindir. O hadis-i şerifte bildirilen sünnetten kasıt İslamiyet’tir. Yani (İslamiyet’i terk edenlere şefaat etmem) demektir. (Şerh-i hadis-i erbain, Şir’a)<br />
<br />
İslamiyet’i terk eden kâfirdir. Kâfire şefaat olmaz. İmanı olan ne kadar büyük günah işlerse işlesin şefaate kavuşur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.) [Nesai, Tirmizi, ibni Mace, Ebu Davud]<br />
<br />
(Büyük günah işleyip imanla ölen herkese şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]<br />
<br />
(Her peygamberin müstecab [makbul] bir duası vardır. Her peygamber o duasını dünyada iken yaptı. Ben ise bu duamı ümmetime şefaat etmek için saklıyorum. Kıyamette ümmetimden şirk üzere ölmeyen herkese şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Muvatta]<br />
<br />
(Ben şefaatimi ümmetimden büyük günah işleyenlere sakladım. Siz o şefaatin, takva ehli ve itaatkâr kimseler için olduğunu mu sanıyorsunuz? Benim şefaatim günahla kirlenmiş müminler içindir.) [İhya]<br />
<br />
Herhangi bir sünneti işlemeyene şefaat yoktur demek, yukarıda bildirildiği gibi dinimize aykırıdır. Nakli esas almayanların sözüne itibar etmemelidir.</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sünnetimi terk edene şefaatim haramdır<br />
<br />
(Sünnetimi [İslam dinini] terk edene şefaatim haramdır.) <br />
<br />
[H.Erbain]<br />
<br />
(İslamiyet’ten ayrılan şefaate kavuşamaz) demektir. <br />
<br />
(Şerh-i hadis-i erbain, Şir’a)<br />
<br />
Şefaat kime haram?<br />
Sual: Peygamber efendimizin, zina ve içki gibi büyük günah işleyenlere de şefaat edeceğine dair hadisleri vardır, fakat (Sünnetimi terk edene şefaatim haramdır) buyuruyor. Sünneti terk etmek, zinadan ve içki içmekten de mi daha büyük günahtır? Bazı hocalar da, (Büyük günah olmasına rağmen, farzı terk edene şefaat vardır, fakat sünneti terk edene şefaat yoktur) diyorlar. Farz namazı kılmayarak büyük günah işleyene şefaat var da, niye sünnet namazı kılmayana şefaat yoktur?<br />
CEVAP<br />
Yanlış söylüyorlar. Her çeşit büyük günah işleyene şefaat vardır. Sünnetleri terk etmek büyük günah da değildir. Sağdan başlamak, camiye sağ ayakla girmek, tuvalete sol ayakla girmek, sakal bırakmak, sarık sarmak gibi birçok sünnet vardır. Bu sünnetleri terk etmek günah olmadığı için, günah olmazsa, şefaat de söz konusu değildir. Çünkü (Büyük günahı olmayanın şefaate ihtiyacı yoktur) buyurulduğu Tirmizi’de bildirilmektedir.<br />
Şefaat büyük günahlar içindir. O hadis-i şerifte bildirilen sünnetten kasıt İslamiyet’tir. Yani (İslamiyet’i terk edenlere şefaat etmem) demektir. (Şerh-i hadis-i erbain, Şir’a)<br />
<br />
İslamiyet’i terk eden kâfirdir. Kâfire şefaat olmaz. İmanı olan ne kadar büyük günah işlerse işlesin şefaate kavuşur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.) [Nesai, Tirmizi, ibni Mace, Ebu Davud]<br />
<br />
(Büyük günah işleyip imanla ölen herkese şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]<br />
<br />
(Her peygamberin müstecab [makbul] bir duası vardır. Her peygamber o duasını dünyada iken yaptı. Ben ise bu duamı ümmetime şefaat etmek için saklıyorum. Kıyamette ümmetimden şirk üzere ölmeyen herkese şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Muvatta]<br />
<br />
(Ben şefaatimi ümmetimden büyük günah işleyenlere sakladım. Siz o şefaatin, takva ehli ve itaatkâr kimseler için olduğunu mu sanıyorsunuz? Benim şefaatim günahla kirlenmiş müminler içindir.) [İhya]<br />
<br />
Herhangi bir sünneti işlemeyene şefaat yoktur demek, yukarıda bildirildiği gibi dinimize aykırıdır. Nakli esas almayanların sözüne itibar etmemelidir.</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir zaman gelir ki, sünnetim unutulur, sünnete uyan garip olur.]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41310</link>
			<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 02:43:15 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41310</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: <br />
<br />
(Bir zaman gelir ki, sünnetim [İslam] unutulur, sünnete uyan garip olur.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Şir’a] </span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: <br />
<br />
(Bir zaman gelir ki, sünnetim [İslam] unutulur, sünnete uyan garip olur.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Şir’a] </span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[fitne fesat yayıldığı zaman sünnetime uyana, yüz şehit sevabı vardır.]]></title>
			<link>https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41309</link>
			<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 02:41:16 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://xn--rait-65a.tunca.at/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://xn--rait-65a.tunca.at/showthread.php?tid=41309</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Ümmetimin arasında fitne fesat yayıldığı zaman sünnetime uyana, [Dinin bildirdiği ibadetleri yapıp haramlardan kaçana] yüz şehit sevabı vardır.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Hakim]</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<br />
(Ümmetimin arasında fitne fesat yayıldığı zaman sünnetime uyana, [Dinin bildirdiği ibadetleri yapıp haramlardan kaçana] yüz şehit sevabı vardır.) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Hakim]</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>